KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Mart 2024
- Dosya no
- 2024/151
- Karar no
- 2024/446
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/11/2023
- Numarası
- 2023/831 Esas - 2023/1161 Karar
- Dava
- Tanıma ve Tenfiz
- İstinaf karar tarihi
- 21/03/2024
Karar Metni
927 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; taraflar arasındaki ticari uyuşmazlık nedeniyle davalıya karşı dava açıldığını, Polonya’nın Lodz şehrinde yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini belirterek Polonya Lodz Bölge Mahkemesi'nin 23/06/2022 tarih, XII, GC 1181/21 numaralı kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, müvekkiline savunma hakkı tanınmadığını, kararın 22/06/2022 tarihinde verildiğini, kesinleşme tarihinin ise 01/07/2022 tarihi olduğunu, bu durumun kararın müvekkiline tebliğ edilmediğini ortaya koyduğunu, müvekkiline temyiz hakkı verilmediğini, savunma hakkının açıkça ihlal edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; somut olayda dosya içerisinde yer alan belgelerden davalının o yer kanunları uyarınca hükmü veren mahkemeye usulüne uygun olarak çağrıldığı, yabancı mahkeme kararının ülke makamlarınca onanmış tercümesi ile ilamın kesinleştiğini bildirir yazının eklendiği, kararda açıkça kamu düzenine aykırı bir husus yer almayıp tenfiz şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Polonya Lodz Bölge Mahkemesi'nin 23/06/2022 tarih, XII, GC 1181/21 numaralı kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; tenfizi istenen ilamın para alacağına ilişkin olması nedeniyle arabuluculuğa tabi olduğunu, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, müvekkilinin savunma hakkını kullanmasına imkan verilmediğini, mahkeme kararının tebliğ edilmediğini, başvuru yollarının gösterilmediğini, müvekkiline temyiz hakkı tanınmadığını, müvekkiline kısa karar dahi tebliğ edilmediğini, kısa karar tebliğ edilmeyerek Polonya Kanunlarına da aykırı davranıldığını, kararın 22/06/2022 tarihinde verildiğini, kesinleşme tarihinin 01/07/2022 tarihi olduğunu, bu durumun kararın müvekkiline tebliğ edilmediğini ortaya koyduğunu, savunma hakkının ihlali söz konusu olduğu gibi Türk kamu düzenine de aykırılık bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizine ilişkindir.5718 sayılı MÖHUK'un 54. maddesine göre yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için.
Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması,
o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması koşullarının varlığı gerekmektedir.
Buna karşılık, MÖHUK’da kabul edilen sisteme göre, tenfiz hakimince yabancı mahkeme kararı esastan incelenemez ve hukuka uygunluğu denetlenemez.
Somut olayda, Türkiye Cumhuriyeti ile Polonya Halk Cumhuriyeti arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli İşbirliği Anlaşması nedeniyle mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin karşılıklılık esasının bulunduğu anlaşılmaktadır.Davalı tarafça, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği ileri sürülmekte ise de tenfiz yargılamasında uyuşmazlığın esasına dair yargılama yapılmadığından arabuluculuğa başvuru zorunluluğu tanıma ve tenfiz davalarında geçerli değildir.Davalı tarafından, savunma hakkının kısıtlandığı, bunun dışında davalı gerekçeli kararın tebliğ edilmeden hükmün kesinleştirildiği,
kanunyolu hususunda bilgilendirilmediği iddia edilmektedir. MÖHUK’un 54. maddesinin (ç) fıkrasındaki düzenleme uyarınca, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmaması, mahkemede temsil edilmemesi ve bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında karar verilmesi tenfiz engeli olarak belirtilmiştir.
MÖHUK’un 54. maddesinin (ç) fıkrasında düzenlenen hususlar için gözetilmesi gereken hukuk, tenfiz kararı verecek yer mahkemesinin usule ilişkin hükümleri değil, tenfize konu kararın verildiği ülke kanunlarıdır.
Zira bu konuda yasa hükmü açık olup, anılan fıkranın giriş cümlesi “o yer kanunları uyarınca,” şeklinde bir belirleme içermekte olup, aynı fıkrada aynı cümle içinde ikinci kez tekrar edilmek suretiyle aynı husus vurgulanmış ve “bu kanunlara aykırı bir şekilde” kelime dizisi kullanılarak konu açıklanmıştır. Bu da göstermektedir ki, bu fıkrada belirtilen hususların ihlal edilip edilmediği tenfizi istenilen kararın verildiği yer kanunlarına göre belirlenecektir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/11/2014 tarih 2013/11-1136-E. 2014/974 K. Sayılı içtihadı).
Tenfiz istemine konu ilamla ilgili yapılan yargılamada dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği, davalının duruşmaya usulüne uygun bir şekilde çağrıldığı, gerekli ihtaratların yapıldığı, davalının cevap dilekçesi sunduğu dikkate alındığında savunma hakkının kısıtlandığına dair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Yine, tenfiz istemine konu ilamın kesinleşip kesinleşmediğinin ilamı veren mahkemenin kanunlarına göre belirlenmesi gerekmektedir.
Bu husus taraf devletlerin tabi olduğu ikili sözleşmede de vurgulanmıştır. Tenfize konu ilamın 01/07/2022 tarihinde kesinleştiğine dair şerh bulunmaktadır.
Bu durumda tenfizi istenen mahkeme kararının ilamı veren mahkemenin tabi olduğu kanunlara göre kesinleştiği, ilamın konusunun münhasıran Türk mahkemelerinin yetkisine girmediği, davalının savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, tenfizi istenen mahkeme kararına karşı bu hususta kanunyoluna da müracaat etmediği, hükmün Türk kamu düzenine aykırılık taşımadığı,
dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti ile Polonya Halk Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli İşbirliği Anlaşması ile 5718 Sayılı Kanunda belirtilen tenfiz şartlarının gerçekleştiği anlaşıldığından bahsi geçen kararın tanınmasına ve tenfizine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/151, K. 2024/446, 21 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama