İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2021/1704 K.2024/222

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2021/1704Karar2024/222Tarih8 Şubat 2024Okuma16 dk · 3.168 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
8 Şubat 2024
Dosya no
2021/1704 Esas
Karar no
2024/222 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Numarası
2020/105 Esas - 2021/423 Karar
Tarihi
23/06/2021
Dava
Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.168 kelime·16 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının, davalı şirketin %50 hissesine sahip olduğunu, davalı şirketin diğer hissedarının dava dışı ... olduğunu, diğer ortağın kuruluşta kanun ve esas sözleşme uyarınca sermaye taahhüt borçlarını kanun gereği 24 ay içerisinde tamamlaması gerekirken ödemediğini, sermaye taahhüt borcunu ödemeyerek temerrüde düştüğünü, diğer ortağın ödememesi üzerine davacının da ödeme yapmadığını, davacının ortaklığın başladığı tarihten bugüne kadar şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaktan bilgi alamadığı gibi, kâr dağıtımı yapılmadığını, şirket bilançolarının gösterilmediğini,

ayrıca şirketin sicilde kayıtlı gösterilen adreslerde faaliyette olmadığının tespit edildiğini, diğer ortak ... davacı aleyhine İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/2 esas sayılı dosyasında görülen davayı açtığını, şirket ortakları arasında devam eden huzursuzluk ve dava nedeniyle ortaklık ve birlikte hareket etme unsurlarının ortadan kalktığını, şirket ortakları arasında kuruluştan kısa bir süre sonra başlayan anlaşmazlıkların giderilemediğini, bu kapsamda ortaklar arasında güven ilişkisi kalmadığından ortaklığın çekilmez bir hal aldığını,

diğer ortağın kusurundan kaynaklı şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkansızlık meydana geldiğini, genel kurul toplantısının yapılamadığını, şirketin kuruluşundan itibaren faaliyetinin bulunmadığını, davacının davalı şirketten hiç bir maddi menfaat elde edemediğini, davanın ticari dava olması nedeniyle ... başvuru numarasıyla zorunlu arabulucuya başvurulduğunu ancak zorunlu arabulucunun bu davanın zorunlu arabulucuk kapsamında yer almadığına yönelik ... nolu tutanağı tanzim ettiğini beyanla davacının, davalı şirket ortaklığından TTK 638/2 uyarınca haklı nedenlerle çıkmasına,

yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi'nin 23/06/2021 tarih ve 2020/105 Esas - 2021/423 Karar sayılı kararında. "Dava; davacının, davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi istemine ilişkindir.

Davacı, %50 hissesine sahip olduğu davalı şirketin diğer %50 hisse sahibi olan ...'in esas sözleşme uyarınca ödemesi gereken sermaye taahhüt borçlarını ödemediğini, ortaklığın başladığı tarihten bugüne kadar müvekkilinin şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaktan bilgi alamadığını, davalı şirketin kâr dağıtımı yapmadığını, davacıya şirket bilânçolarının gösterilmediğini, şirketin ticaret sicilinde gösterilen adreste olmadığını, davalı şirketin diğer ortağı...’in davacı aleyhine İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/2 esas sayılı dosyasında dava açtığını, şirket ortakları arasında devam eden huzursuzluk ve dava nedeniyle,

ortaklık ve birlikte hareket etme unsurlarının ortadan kalkmış olduğunu, kuruluştan kısa bir süre sonra başlayan anlaşmazlıkların giderilemeyerek mahkemeye taşındığını, hali hazırda birçok ihtilafın devam etmekte olduğunu bu kapsamda ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığını ve ortaklığın çekilmez bir hal aldığını, diğer ortağın kendi kusurundan kaynaklı olarak şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkânsızlığın meydana geldiğini, şirketin genel kurul toplantısını gerçekleştirmediğini, kuruluşundan itibaren hiç bir faaliyette bulunmadığını, müvekkilinin iş bu şirketten hiç bir maddi menfaat elde edemediğini,

şirketin sadece kurulduğunu ve kuruluştan sonra hiç bir şekilde faaliyete geçirilmediğini, bu nedenle şirkette ortak olarak bulunmasının müvekkil açısından sadece zarar teşkil ettiğini, bu nedenlerle, davacının, davalı şirketten haklı nedenle çıkmasına karar verilmesini talep etmektedir. TTK'nin 638/1. Maddesi “Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir”.

Ancak somut olayda davalı şirketin sözleşmesinde bu yönde bir düzenlenme öngörülmemiştir. Bununla birlikte TTK m. 638/2 uyarınca “Her ortak haklı sebeplerin varlığında Şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir”. Hükmünü haizdir. Bu hükme rağmen kanun koyucu, limited şirketlerde haklı nedenin tanımını yapmamış; bu işi doktrine ve uygulamaya bırakmıştır. Doktrinde ...’na göre haklı sebep; ‘’.

Hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hâle getiren ve (bozucu) yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek veya değiştirmek yetkisini adil gösteren hukuki olgudur.’’. Pulaşlı ise aynı kavramı “ Ortaklık ilişkisinin ve akdinin dürüstlük kuralı uyarınca devamını olanaksız kılan bir hukuki olaydır.” şeklinde tanımlamıştır. Çıkma hakkı Mahkemeye başvurularak dava açma yoluyla kullanılabilir.

Böyle bir durumda haklı sebebin var olup olmadığına mahkeme takdir eder. Çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını Mahkeme değerlendirecektir. Nitekim yüksek Yargıtay 11. HD.’nin 03.02.2015 tarih ve 2015/15047 E. 2015/1168 K. sayılı kararında “Anılan maddede ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde çıkma davası açabilme olanağı tanınmıştır.

Bu nedenle, çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını mahkeme değerlendirecektir” demek suretiyle bu esası vurgulamıştır. Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı, dava tarihinde değil kararın kesinleştiği tarihte geçerli olur ve şirket ile ortak arasındaki hukuki ilişkiye son verir. Çıkmanın en önemli sonucu olan ayrılma akçesi, T.T.K. madde 641 ve madde 642 de düzenlenmiştir. Ayrılık akçesi T.T.K.

641. Maddesinin birinci fıkrasında “ Ortak şirketten ayrıldığı takdirde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkına haizdir” diye yazmaktadır. Bu kanunla getirilen yenilik ayrılma akçesinin ayrılan ortağın esas sermaye payının “gerçek değerine uyması” gerekliliğidir.

İşbu davada, davacı sadece, davalı şirketten çıkmasına karar verilmesini talep etmekte olup, davacının ayrılma akçesi talebi bulunmamaktadır....2-d)Davacının ortaklıktan ayrılma isteminin değerlendirmesi, hukuki nedenler ve sonuç: Yukarıda daha kısa şekilde yer verildiği üzere.

TTK m. 638/1 uyarınca “Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir” Ancak somut olayda davalı şirketin sözleşmesinde bu yönde bir düzenlenme öngörülmemiştir.

Bununla birlikte TTK m. 638/2 uyarınca “Her ortak haklı sebeplerin varlığında Şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir”.Bu hükme rağmen kanun koyucu, limited şirketlerde haklı nedenin tanımını yapmamış; bu işi doktrine ve uygulamaya bırakmıştır. Doktrinde ...’na göre haklı sebep; ‘’.

Hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hâle getiren ve (bozucu) yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek veya değiştirmek yetkisini adil gösteren hukuki olgudur.’’ Pulaşlı ise aynı kavramı “ Ortaklık ilişkisinin ve akdinin dürüstlük kuralı uyarınca devamını olanaksız kılan bir hukuki olaydır.” şeklinde tanımlamıştır.

TTK m.638/II hükmünde, haklı sebeplerin varlığında her ortağa haklarını korumak amacıyla mutlak ve bertaraf edilmeyen bir hak olarak şirketten çıkma imkânı sağlanmıştır.

Ortak, şirket sözleşmesinde öngörülen sebeplere dayalı olarak çıkma hakkını kullanabilir veya haklı sebeplere dayalı olarak mahkemeden çıkmasına izin verilmesini talep edebilir.Ortaklıktan ayrılmak isteyen ortak, esas sözleşmede çıkma sebepleri öngörülmemişse veya öngörülmesine karşın başkaca haklı sebepler bulunduğu takdirde TTK 638/II gereğince haklı sebeple çıkma davası açma olanağına sahiptir. Davanın maddi hukuka ilişkin koşulu haklı sebeplerin bulunmasıdır.

TTK 638/II hükmü, davanın koşulları ve haklı sebep kavramının temel unsurları ve genel ilkeleri konusunda bir değişiklik getirmemektedir. Haklı sebepler, kollektif ortaklıklarda kavramı düzenleyen TTK 245’de öngörülen temel kıstaslar ışığında belirlenebilecektir. Haklı sebep kavramı Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu içerisinde farklı maddelerde tanımlanmıştır.

TBK m.629/III uyarınca haklı sebepler, özellikle yönetici ortağın görevini aşırı ölçüde ihmal etmesi veya iyi yönetim için gerekli olan yeteneği kaybetmesi durumlarında vardır. TTK m.219 uyarınca yönetim işleri şirket sözleşmesiyle bir ortağa verilmiş ise, onun yönetim hak ve görevi diğer ortaklar tarafından sınırlandırılamayacağı gibi kendisi görevden de alınamaz.

Ancak, haklı sebeplerin varlığında, ortaklardan birinin istemi üzerine, mahkeme kararı ile yönetim hak ve görevi sınırlandırılabilir veya geri alınabilir.

Görevin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya yönetimde iktidarsızlık gibi hâller, haklı sebep sayılır.TTK m.245/I uyarınca haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır; özellikle;a) Bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması,b) Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi,c) Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması,

d) Bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi, gibi hâller haklı sebeplerdendir.Haklı sebep, ortaklık işlerinden doğmuş olabileceği gibi, ortaklık ilişkisi dışında kişisel ilişkiden de doğmuş olabilir. Önemli olan husus; böyle bir olayın ortaya çıkması durumunda ortaklık ilişkisinin devamının objektif olarak çekilmez bir hal almasıdır.

Şirketten çıkacak ortağın haklı sebebin meydana gelmesinde kusurlu olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Çıkma hakkı Mahkemeye başvurularak dava açma yoluyla kullanılabilir. Böyle bir durumda haklı sebebin var olup olmadığını mahkeme takdir eder. Çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin gerçekten var olup olmadığını, yahut haklı olup olmadığını Mahkeme değerlendirecektir.

Nitekim yüksek Yargıtay 11. HD.’nin 03.02.2015 tarih ve 2015/15047 E. 2015/1168 K. sayılı kararında “Anılan maddede ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde çıkma davası açabilme olanağı tanınmıştır. Bu nedenle, çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını mahkeme değerlendirecektir” demek suretiyle bu esası vurgulamıştır.

Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı, dava tarihinde değil kararın kesinleştiği tarihte geçerli olur ve şirket ile ortak arasındaki hukuki ilişkiye son verir.

Davalı Şirketin Kuruluş Ana Sözleşmesi’nin 01/09/2014 tarihinde tescil edildiği ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin 05/09/2014 tarih ve 8647 sayılı nüshasının 338’nci sayfasında yayınlandığı, bu ilânın dışında, TTK m. 617/1 gereği her yıl yapılması gereken olağan genel kurul toplantılarının yapılmadığı veya tescil edilmediği tespit edilmiştir. Dolayısıyla şirketin faaliyetleri hakkında, kâr-zararı hakkında veya kâr dağılımı hakkında toplantı yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Ayrıca, Şirketin ticari faaliyetlerinin bulunmadığı davalı şirketin ticari defterleri, muhasebe evrak ve kayıtlarının tetkikinden anlaşılmaktadır. Yani sonuç olarak, davalı şirketin kuruluşundan bu yana hiçbir faaliyet göstermediği anlaşılmaktadır. Davacı sadece şirketin ortağı olup, şirketin müdürü diğer ortak ...'dir. Şirket müdürünün sorumluluk doğurabilecek işlemleri, her zaman ortakların şirketten ayrılmaları bakımından haklı neden teşkil etmemektedir.

Ancak somut olayda müdür olan ortak tarafından şirketin faaliyetlerinin diğer ortağa bildirilmemesi, genel kurul yapılıp şirketin işleyişi hakkında davacı ortağa bilgi verilmemesi, davacı ortağın şirket ortağı olmak ile hedeflediği, ekonomik faaliyette bulunma ve gelir elde etme amacından uzaklaşmasına sebep olabilecek türdendir.

Bu çerçevede şirket müdürü olan diğer ortak tarafından gerekli bilgilendirmenin yapılmaması davacı ortağın şirketten ayrılma talebi bakımından bir neden oluşturabilmektedir.

Tüm bu nedenlerle, davacı ...’ın davalı şirkete ve ortağına ulaşamadığı ve bu sebeple davacı ile davalı şirket ve diğer ortak arasında herhangi bir irtibatın kurulamadığı, bu durumda davacı ile davalı şirket arasında ortaklık ilişkisinin fiilen ortadan kalktığı ve bu ortaklık ilişkisinin sürdürülmesinin kendisinden beklenemeyeceği, davalı şirketin diğer ortağı ve müdürü ...'in, davacıya İst.

Anadolu 23. AHM'nin 2015/2 esas sayılı dosyasında açtığı davada yapılan bilirkişi incelemeleri sonucunda, davacı ...’ın kusurlu ve zarara uğratıcı davranışlarına ilişkin bir tespitin de bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından, TTK'nin 638/II.

Maddesi uyarınca davacının şirket ortaklığından çıkması için haklı sebebin oluştuğu ve davacının kusurunun bulunduğunun ispatlanamaması sebebiyle çıkma şartlarının oluştuğu kanaatine varılmış olmakla, davanın kabulü ile, davacının, davalı ...'nden çıkmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesi ile. Yerel Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyada alınan 31.12.2020 tarihli kapsamlı araştırma ve değerlendirmeler içeren bilirkişi raporunda davacı tarafın iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporunda.

"Davacı tarafın iddialarının aksine ana sözleşmenin 6.maddesine göre sermaye borcunun tamamının nakit olarak karşılandığının belirtildiği ve şirket kayıtlarında sermayenin ödenmediğine ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı, -Davacı tarafın şirket ile ilgili olarak bilgi alamadığını iddia etmesine rağmen, bu yönde keşide edilmiş herhangi bir ihtarname vs. bulunmadığı,-Davalı müvekkil şirketin mal sahibi ile yaşanan problem nedeni ile kayıtlı adresinde bulunmadığı ancak, bir sokak ileride şirket ortağı dava dışı ...'in evinin bulunduğu, şirket ortağının telefonunun davacıda olduğu,

davacının herhangi bir şekilde dava dışı diğer ortağı aramadığının kendilerine ifade edildiği, -Dava dışı şirket ortağı tarafından davacı ... aleyhinde açılan İstanbul Anadolu 23.Asliye Hukuk Mhk. 2015/2 E. sayılı tazminat davasının derdest olduğu,

Şirket ana sözleşmesinde ortaklıktan çıkma hususuna ilişkin herhangi bir düzenleme olmadığı, ortaya çıkan uyuşmazlıklarda davacının da kusuru bulunduğu ve bu nedenle ortaklıktan çıkma şartlarının oluşmadığı" nın tespit ve ifade edildiğini, hal böyle iken ve İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/2 E. Sayılı dosyası halen derdest olduğu halde "davacı ...’ın kusurlu ve zarara uğratıcı davranışlarına ilişkin bir tespitin de bulunmadığı" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu.

Davacı tarafın iddialarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında yaşanan uyuşmazlıklara sebep olanın davacı taraf olduğunu, müvekkili şirketin dava dışı ortağı ve davacı ...'ın bir nakliye firması olan, “... ...” isimli şahıs firmasını %50 - %50 ortak olarak kurduğunu ve 2008 yılından 2014 yılına kadar yine ortak olarak işlettiklerini;Firma kurulurken, mali müşavir olan davacı ...'ın;

“daha az masraflı ve daha çabuk oluyor” diyerek ortak nakliye firmasını resmi olarak yalnızca kendi adına kurduğunu, daha sonra da davalının esasen iki ortaklı olan bu şahıs firması için alınan tüm çekici ve dorseleri, şahıs firması kendi adına olduğundan, resmi olarak kendi adına aldığını, zamanla alınan araç sayısının 22 olduğunu, müvekkilinin, dava konusu firmanın başından sonuna kadar adeta her şeyi olduğunu, kimi zaman hasta bir şoförün yerine direksiyona geçerek araç kullandığını, kimi zaman yoğun mesai nedeniyle günde 18-20 saat süreyle antrepolarda, yük ve araç trafiğini yönettiğini,

kimi zaman tamircilerde tırların başında beklediğini ve bütün bunlara ek olarak, firmaya yeni müşteriler bulmak için yoğun bir biçimde görüşme ve ziyaretler yaptığını, bütün bunların mali karşılığının, %50 ortağı olduğu firmada yalnızca asgari ücretle sigortalı gösterilmek olduğunu;Davacı ... ve dava dışı şirket ortağı ...

10 Nisan 2014 tarihinde bir araya gelerek, firmada mevcut araçların satılıp, gelirin ortaklar arasında bölüştürülmesine, diğer ortaklık mallarının yeni kurulacak şirket bünyesine alınmasına ve şahıs firmasının nakliye sözleşmelerinin, yeni kurulacak şirket ile birleştirilmesine karar verdiklerini, davacı ve davalının ½ eşit ortak olarak bu anlaşmaya göre ...

Ltd.Şti'ni kurduğunu, davacı tarafın şirket kurulduktan sonra, adi ortaklık mallarını yeni kurulan şirkete aktaracağına satıp şahsi servetine katmaya başladığını, yapılan bu anlaşma gereği, davalı tarafından satılan ve satış değeri milyonları bulan 16 adet dorse ve çekicinin satış bedelinden dava dışı şirket ortağına ödeme yapılmadığını, satış bedellerinin davacının uhdesinde kaldığını, bu nedenle İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/2 E. sayılı adi ortaklığın tasfiyesi ve tazminat davası açıldığını ve davanın halen derdest olduğunu, belirtilen bu davada davacı ... tarafından, müvekkili şirket bünyesine alınması gerekirken,

satılan ve davacının şahsi servetine eklediği ve aşağıda liste halinde sunulan araçların dava konusu edildiğini. Ortaklık malı iken davacı ... tarafından satılan araçların; ... ÇEKİÇİ DAF CF 85.430 2006 ... DORSE TIRSAN TENTELİ DORSE 2006 ... ÇEKİCİ DAF CF 85.430 2006 ... DORSE TIRSAN TENTELİ DORSE 2006 ... ÇEKİCİ DAF CF 85.430 2006 ... DORSE TIRSAN TENTELİ DORSE 2006 ... ÇEKİCİ DAF CF 85.430 2006 ... DORSE TIRSAN TENTELİ DORSE 2006 ... ÇEKİCİ DAF CF 85.430 2007 ...

ÇEKİCİ DAF CF 85.430 2007 ... ÇEKİCİ DAF XF 105.460 2007 ... DORSE TIRSAN TENTELİ DORSE 2008 ... ÇEKİCİ DAF XF 105.460 2007 ... DORSE TIRSAN TENTELİ DORSE 2008 ... ÇEKİCİ MAN TGA 18.480 2008 ... DORSE TIRSAN TENTELİ DORSE 2008 şeklinde olduğunu. İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahlemesi'nin 2015/2 Esas sayılı dosyasında yukarıda belirtilen araçların dışında, ... plakalı çekicinin de davacı ... tarafından satıldığının anlaşıldığını, aşağıda belirtilen plaka numaralı.

3 çekici, 4 dorse ve 2 kamyonetin ise işbu davada üzerlerine tedbir koyulduğundan bahisle halen davacı ...'ın uhdesinde olduğunu. ÇEKİCİ: ... DORSESİ: ... ÇEKİCİ: ... DORSESİ: ... DORSE: ... KAMYONET: ... KAMYONET: ....

Davacı tarafın suiniyetli olup davanın haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, alınan ilk bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, şirketten çıkmada haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortağın katkısının bulunmaması gerektiğini, dava konusu olayda ise, gelinen noktada bizzat davacı tarafın sorumlu olduğunu, müvekkili şirketi ve dava dışı diğer ortağı mağdur edenin davacı taraf olduğunu, yukarıda listesi sunulan araçların müvekkili şirket adına kayıtlı olması gerekirken halen davacı adına kayıtlı olduğunu, davacının ayrıca pek çok aracı satarak satış parasını uhdesinde tuttuğunu,

halen davacı adına olan bir kısım araçlar üzerinde Mahkemece koyulan tedbir şerhinin mevcut olduğunu, belirtilen tüm bu araçların 1/2 hakkının, dava dışı şirketin ortağının olduğunu, davacı ...'ın bu araçları kendi başına alacak sermaye ve birikimi bulunmadığını. Sonuç olarak huzurdaki davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın, davalı müvekkili şirkete devri gereken, dava dışı şirket ortağı ...

1/2 hissedar olduğu araçları kendi uhdesinde tutarak bu araçların pek çoğunu satarak parasını zimmetinde tuttuğunu, davacı ...'ın aleyhine açılan adi ortaklığın tasfiyesi ve tazminat davasından 5 yıl sonra huzurdaki davayı açarak, davalı şirkete yönelik sorumluluklarından hukuka aykırı olarak kurtulmayı amaçladığını, tüm bu nedenle hukuka aykırı davanın reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı beyanla Yerel mahkemece verilen kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, TTK'nın 638. maddesi uyarınca limited şirket ortaklığından çıkma talebine ilişkindir.

Davacı taraf, davalı şirketin kendisi ile ... oluşan iki ortaklı bir şirket olduğunu, diğer ortağın şirket müdürü olduğunu ve taahhüt ettiği sermaye borcunu ödemediğini, şirketin işleyişi ile ilgili bilgilendirilmediğini, genel kurul yapılmadığını, kar dağıtılmadığını, davalı şirketin herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığını, diğer ortak tarafından aleyhine dava açıldığını, ortaklar arasında devam eden huzursuzluk nedeniyle birlikte hareket etme imkanının ortadan kalktığını, güven ilişkisinin sona erdiğini beyan ederek davalı şirketin ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf davaya cevap vermemiş,

Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. TTK'nın 638. maddesi uyarınca; şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.

Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir. Kanunda haklı sebeplerin ne olduğu düzenlenmemiş, bu konuda takdir hakkı somut olayın özelliği nazara alınarak Mahkemeye bırakılmıştır.

Buna göre Mahkeme, dayanılan vakıaların gerçekliğini, haklı sebep teşkil edip etmeyeceğini, ileri sürülen sebeplerin tarafın kendisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını değerlendirerek karar verecektir. Bir sebebin hukuki ilişkinin sonlandırılmasında haklı sebep olarak kabul edilebilmesi için, o hukuki ilişkiyi ileri süren taraf açısından çekilmez hale getirmesi, hukuki ilişkinin devamında bir faydanın kalmaması gerekir. Somut olayda.

Mahkemece deliller toplanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 2 ayrı rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır.

Davalı tarafça süresi içerisinde davaya cevap verilmemiş, istinaf sebebi olarak ileri sürülen hususlar ilk kez bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi ile ortaya konmuş olup, Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda davalı şirketin diğer ortağı ile yargılama dışında yapılan görüşmelere dayanılarak davacıya kusur atfedilmesine dair tespitin delil olarak dikkate alınamayacağı, davacı ile diğer ortak arasında görülen ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle husumet bulunduğu, bu davada henüz bir karar verilmediği ve davanın başka bir ticari işletme ile ilgili olduğu, davalı şirketin ticari faaliyetleri ile ilgili olmadığı,

anılan davada davacının, davalı şirketle ilgili kusurlu bir eylem veya işleminin tespit edilmediği, davalı şirketin 01.09.2014 tarihinde kurulduğu ve sicile tescil edildiği, kuruluşundan bu yana genel kurul toplantısı yapmadığı gibi herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, ortaklara kar payı dağıtılmadığı ve ortaklık ilişkisinin devamında bir faydanın kalmadığı, bu minvalde davacının ortaklıktan çıkması için haklı sebeplerin oluştuğu, Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.

Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle.

1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 08/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2021/1704, K. 2024/222, 8 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1704
Karar No
2024/222
Tarih
8 Şubat 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2021/1707 K.2024/349
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2021/1707 K.2024/338
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2021/1709 K.2024/139
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2021/1718 K.2024/105
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2021/1720 K.2024/301
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2021/1728 K.2024/346

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.