KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2025
- Dosya no
- 2022/1163 Esas
- Karar no
- 2025/43 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- 2017/975 Esas- 2021/1104 Karar
- Tarih
- 07/10/2021
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 14/09/2017
- Birleşen dava dosyasında
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
3.977 kelime·20 dk okuma·6 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Asıl dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında ...
31 Ekim-02 Kasım 2016 Dubai Fuarındaki standa malların teslimine ilişkin sözleşme imzalandığını, 20 Ekim 2016 tarihinde müvekkiline davalının gönderdiği e-posta ile 6.539,50 USD teminat istendiğini ve bunun üzerine müvekkilince 21.10.2016 tarihinde banka yolu ile ödeme yapıldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre “varış ülkesinde gümrük tarafından geçici vergilendirme ve geçici teminat istenilmesi durumunda masraflar taşıyan tarafından taşıtan firmaya fatura edilir” şeklinde olduğunu,
geçici teminat iade olduktan sonra da ilgili bedelin ödenmesinin gerektiğini ve davalının da 05.07.2017 tarihinde 3.254 USD kısmını müvekkiline iade ettiğini, bakiye borcun ise iade edilmediğini, Kartal ...
Noterliğinin 29.06.2017 tarihli ve... yevmiye sayılı ihtarının davalıya gönderildiğini ve yine ödeme yapılmadığını, borçlu aleyhine icra takibi başlattıklarını, borçlunun itirazı ile takibin durduğunu beyanla ... sayılı dosyasına yapılan itirazın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl davada davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
Birleşen İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/265 Esas sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu aleyhine İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/975 esas sayılı dosyasına konu 3.285,50 USD borca ilişkin 31/12/2017 tarihinde müvekkili şirket tarafından yapılan kur değerlemesi bedeli olan 4.048,35 TL bedelin tahsili için İstanbul Anadolu ...
İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borca itiraz edildiğini, itirazın iptali ile tazminat talep ettiklerini, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/975 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda davacı müvekkilinin 12.392,58 TL alacaklı olarak belirlendiğini, ilk dosyada talep edilmeyen kur değerlemesi farkından oluşan 4.048,35 TL yönünden ...
Sayılı takip başlatıldığını, bu takibe de davalı borçlunun haksız yere itiraz ettiğini beyanla itirazın iptaline, davalının %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi'nin 07/10/2021 tarih, 2017/975 Esas ve 2021/1104 Karar sayılı kararında.
"Asıl dava yönünden; incelenen tüm dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmalarına göre davanın, davacı tarafından davalı aleyhine... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yöneltilen itirazın iptaline ilişkin olduğu, dava konusu icra dosyasının incelemesinde takip alacaklısının mahkememiz dosyasının davacısı, takip borçlusunun mahkememiz dosyasının davalısı olduğu, gümrük teminat bedeli alacağına dayalı olarak toplam 8.413,21-TL tutarlı ilamsız icra takibine davalı borçlunun süresinde itirazı doğrultusunda takibin durduğu,
davanın itirazın iptali ve takibin devamı istemi ile açıldığı görülmüştür.Birleşen İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/265 Esas sayılı dava yönünden; incelenen tüm dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmalarına göre davanın, davacı tarafından davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yöneltilen itirazın iptaline ilişkin olduğu, dava konusu icra dosyasının incelemesinde takip alacaklısının mahkememiz dosyasının davacısı, takip borçlusunun mahkememiz dosyasının davalısı olduğu,
kur farkı alacağına dayalı olarak toplam 5.063,80-TL tutarlı ilamsız icra takibine davalı borçlunun süresinde itirazı doğrultusunda takibin durduğu, davanın itirazın iptali ve takibin devamı istemi ile açıldığı görülmüştür.Dosya mali bilirkişiye tevdi edilerek 13.03.2019 tarihli bilirkişi raporu dosya içerisine alınmıştır.
Bilirkişi raporunda özetle; davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve delil vasfına haiz olduğu, davalının inceleme günü ticari defterlerini sunmadığı, davacının davalıya ihtarname göndererek temerüde düşürdüğü, davacı kayıtlarında davalıdan 12.392,58 TL alacaklı olarak göründüğü, 07.07.2017 tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği, taleple bağlılık gereğince davacının 8.344,23 TL talep edebileceği rapor edilmiştir.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Tebliğden sonra davacı tarafından raporda belirtilen bakiye alacağının tahsili amacıyla ...
Sayılı takip başlatıldığı, davalının takibe itiraz ettiği, Birleşen İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/265 Esas sayılı dava dosyası ile itirazın iptalinin talep edildiği, bu dosyanında dosyamız ile birleştirildiği anlaşılışmıştır.Mahkememizin 21/01/2021 tarihli 7. celsesi 2 nolu arar kararı ile "Davacı vekiline dava konusu teminat bedellerinin davalıya geri ödendiğine ilişkin bilgi ve belgeleri sunması ve hangi gümrük müdürlüğünden hangi hususların sorulması gerektiğine ilişkin ayrıntılı bir biçimde bildirmesi için 2 haftalık süre verilmesine,
aksi takdirde dava dilekçesindeki gümrük müdürlüğüne yazılması talep edilen delilden vazgeçilmiş sayılacağının ihtarına" şeklinde ara karar oluşturulmuş olmasına rağmen davacı tarafından ara kararda belirtilen hususlarda herhangi bir bilgi veya belge sunulmamış ve beyanda bulunulmamıştır.Mahkememizin 27/05/2021 tarihli 8. celsesi 1 nolu arar kararı ile "Davacı vekiline asıl ve birleşen davada yemin deliline dayanıp dayanmadığı hususunda beyanda bulunması için 2 haftalık süre verilmesine,
yemin deliline dayandığının bildirilmemesi halinde bu delilden vazgeçilmiş sayılacağının ihtarına" şeklinde ara karar oluşturulmuş olmasına rağmen davacı tarafından yemin deliline dayanılmadığı ve yemin delilinden rücu edilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya geçici teminat bedeli verildiği, geçici teminat bedelinin davalıya iade olduktan sonra da ilgili bedelin ödenmesinin gerektiği iddia edilmiş ise de; geçici teminat bedelinin davalıya iade edilip edilmediğinin dosya kapsamına göre belirlenemediği,
iadenin gerçekleşip gerçekleşmediği husunda ilgili gümrük müdürlüğünden bilgi sorulması için davacı vekiline bu gümrük müdürlüğü ile ilgili bilgileri bildirmesi için 7. celsede ihtarlı ara karar oluşturulduğu, ihtara rağmen davacı tarafından bu hususta herhangi bir bilgi verilmediği, daha önce mahkememizce her ne kadar Dubai gümrük müdürlüklerinden bilgi temin edilmeye çalışılmış ise de; davacının her bir vakıayı hangi delille ispatlayacağını somutlaştırması gerektiği, bu somutlaştırmanın ihtara rağmen yapılmadığı, mahkememizin hangi gümrükten, hangi tarihte, hangi işlemin gerçekleştirdiğini araştırmasının olanaksız olduğu,
bu haliyle davacının gümrük tarafından teminatın iade edildiğinin somut deliller ile ispat edilemediği, davacının defterleri üzerinde yapılan incelemede her ne kadar davalıdan alacaklı olduğu belirlenmiş ise de; davacı ticari defterlerinin tek başına ispata elverişli olmadığı, defter kayıtlarındaki alacak kaydının da teslim fişi, irsaliye vs. belgeler ile usulüne uygun şekilde ispatlanması gerektiği, dava tarihi ve ticari defter inceleme ara kararının davalıya tebliğ tarihi dikkate alındığında davalının defterlerinin sunmamış olmasının davacının iddiasını ispat ettiği anlamına gelmeyeceği, davacıya son olarak yemin delilinin hatırlatıldığı,
davacı tarafından yemin deliline de dayanılmadığı, tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının davasını ispat edemediği kanaatine varılmış, asıl ve birleşen dosya yönünden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,''Asıl dosya ve birleşen İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/265 Esas sayılı dosyası yönünden davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiğini,usul ve kanuna aykırı iş bu kararın istinaf incelemesinden geçirilerek kaldırılması gerektiğini, Mahkemenin geçici teminat bedelinin davalıya iade edilip edilmediğinin ispatlanamadığından bahisle davayı reddettiğini, öncelikle iş bu iddianın ispatlandığını, gerekli masrafların kendileri tarafından yapıldığı halde aksini ispatın davalıya ait iken davalı tarafın süresinde cevap dilekçesi, delil listesi sunmadığını, davaya iştirak dahi etmediğini, mahkemenin davalı yerine geçerek,
bildirilmeyen delilleri toplamaya çalışması ve yemin teklifinde bulunmasının HMK’ya aykırı olduğunu, davaya ilişlkin delillerini bildirdiklerini, bilirkişi tarafından yapılan inceleme ile haklılıklarının ispatlandığını,Dubai Gümrük Müdürlüğüne yazılan müzekkere ile ilgili tüm işlemlerin de kendileri tarafından yapıldığını, Yerel mahkemenin “evrakların akıbetini sormadan, celbini sağlamadan” verdiği ara karardan rücu ettiğini;Müvekkili şirket ile davalı arasında ...
31 Ekim-02 Kasım 2016 Dubai fuarındaki standa malların teslimine ilişkin sözleşme imzalandığını, davalının 20 Ekim 2016 tarihinde müvekkiline gönderdiği e-posta ile “ malzemeleriniz şuan Dubai’de son gümrük işlemleri tamamlanmak üzeredir, gümrük mal bedeliniz üzerinden %5 ( 6539,50 Amerikan Doları) teminat istenmiş olup, malzemeyi muayeneye almışlardır. …en kısa sürede meblağın ödenmesi konusunda yardımlarınızı rica ederiz.
Teyidiniz üzerine faturanız kesilerek tarafınıza iletilecektir.'' şeklinde bildirim yapıldığını, bunun üzerine müvekkilinin, davalı yana 20.10.2016 tarihli, 20.198,55 TL tutarında ki faturaya 21.10.2016 tarihinde banka yoluyla ödediğini, iş bu dekontun yazılı delil olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin "Hizmet Dahilinde Olmayan İşlemler" başlıklı kısmında “Varış ülkesinde gümrük tarafından geçici vergilendirme ve geçici Teminat istenilmesi durumunda masraflar taşıyan tarafından taşıtan firmaya fatura edilir.” şeklinde olduğunu, iş bu bedelin geçici bedel olduğu için ilgili bedelin daha sonra iade edilmesi gerektiğini,
nitekim davalı tarafın mezkur bedelin 3254 Amerikan Doları kısmını 05.07.2017 tarihinde müvekkiline iade ettiğini, dekonta “kısmi iade” yazdığını, bu hususun geçici teminatın alındığının kanıtı olduğunu, bakiye borç için davalı yan ile görüşüldüğünü, davalı yan ödeyeceğini beyan etmişse de borcunu ödemediğini, huzurda görülen dava uyarınca;
davanın ispatı için banka ödeme dekontu ve ticari defterlerin yazılı delil olarak ibraz edildiğini, bilirkişi tarafından hepsinin bütün halinde incelendiğini ve müvekkilinin alacaklı olduğunun tespit edildiğini, aynı zamanda 13.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda davalıdan 12392,58 TL alacaklı olduğunu, davacının 29.06.2017 tarihinde davalıyı temerrüde düşürmüş olduğundan 07.07.2017 tarihinden itibaren faiz isteminin yerinde olduğu tespit edildiğinden kendileri tarafından yeni bir dava açıldığını ve huzurda ki dava ile birleştirildiğini.
Yargılama sırasında 17.07.2019 tarihli ara karar gereği; “teminat bedelinin davalıya iade edilip edilmediğinin” tespiti için Adalet ve Dışişleri kanalıyla Dubai Türkiye Konsolosluğu'na müzekkere yazılmasına karar verildiğini, bunun üzerine kendileri tarafından gerekli masrafların yatırıldığını, 30.9.2019 tarihinde ekli makbuzda görüleceği üzere gerekli tercümelerin yaptırıldığını, mahkemeye teslim edildiğini, hatta evrakların celbi için savcılık ile defalarca görüşüldüğünü, iş bu müzekkere üzerine.
11.12.2019 tarihinde Adalet bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Hukuk İstinabe ve Müteferrik Bürosu’nun cevabi yazısında.
Başkonsolosluk tarafından 25.11.2019 tarihli ...sayılı cevabi yazısı ve eklerinin iletildiğinin bildirildiğini, eklerin iletilmesi talepli tekrar müzekkere yazıldığını, iş bu müzekkereye de 04.11.2020 tarihinde Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından eklerin gönderildiği şeklinde cevap verilmiş olup eklerin Mahkemeye celbi yetersiz ise tekit yazma görevinin Mahkemede olduğunu;Mahkemenin 21.01.2021 tarihli duruşmasında.
"Mahkememin 18.07.2019 tarihli 3. Celse 1'nolu ara kararı uyarınca her ne kadar Dubai Başkonsolosluğuna müzekkere yazılmasına karar verilmiş ise de bu ara karardan bu aşamada rücu edilmesine, Davacı vekiline dava konusu teminat bedellerinin davalıya geri ödendiğine ilişkin bilgi ve belgeleri sunması ve hangi gümrük müdürlüğünden hangi hususların sorulması gerektiğine ilişkin ayrıntılı bir biçimde bildirmesi için 2 haftalık süre verilmesine" karar verildiği ve kendileri tarafından bu konuda bilgi ve belge sunulmadığının belirtildiğini, işbu ara karar sonrası kendileri tarafından 28.01.2021 tarihinde beyan verildiğini,
dava konusu Dubai Gümrük Müdürlüğü ile ilgili olduğu, bununla ilgili tüm işlemler yapıldığı, işlemlerin yapıldığı cevabi yazılarda tespit edildiğinden ve gönderilmesi gereken ancak gönderilmeyen evraklar var ise bunların celbine karar verecek olan mahkeme olduğundan davayı ispata yönelik işlem yapılmadığından bahsedilemeyeceğini.
Davanın redde gerekçesi olan diğer hususun gerekçeli kararda yazıldığı üzere “hakimin yemin teklifi”ne dair olduğunu, huzurda görülen davanın ticari satımdan kaynaklanan dava olduğunu, davalı tarafın süresinde cevap dilekçesi, delil listesi sunmadığını, davaya iştirak dahi etmediğini, Mahkemenin davalı yerine geçerek,
bildirilmeyen delilleri toplamaya çalışması ve yemin teklifinde bulunmasının HMK’ya aykırı olduğunu, müvekkili şirket adına kendileri tarafından İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/975 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine açılan davanın konusu ve dosya kapsamındaki deliller değerlendirildiğinde ara karar oluşturulan “yemin” metnini hakimin teklif edemeyeceğini, HMK'da sadece taraf yeminine yer verildiğini, re'sen yemine yer verilmediğini, bunun için de davalının beyan dilekçesinde süresi içerisinde delil listesinde mutlaka yemin deliline dayanmış olması gerektiğini,
davalı tarafın yemin deliline dayanmadığını;Davanın geldiği aşama dikkate alındığında artık mezkur bedelin kendilerine iade edildiğinin ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, davalı tarafın iş bu hususta süresinde cevap dilekçesi vermediğini, yazılı delil sunmadığını, ticari defterlerini de ibraz etmediğini, aynı zamanda “yemin deliline” dayanmadığını, yani iddialarının aksini ispatlayamadığını, bu durumda davaya yönelik iddialarının yazılı delillerle ispatlandığını, yemin teklifinin “son çare” niteliğinde olduğunu, huzurda görülen davada delil listesinde yer alan tüm delillerin celp edildiğini, bilirkişi incelemesinden geçirildiğini,
bu durumda dosya münderecatının tamamlandığını, davaya konu bedelin müvekkili tarafından davalı şirkete banka yoluyla ödendiği ispatlanmış olup davalının davaya konu iş bu bedelin müvekkiline iade edildiğini ispatlayamadığını, davalı tarafından süresinde ticari defterler ibraz edilmediğinden müvekkiline ait ticari defterlere göre bilirkişi tarafından yapılan tespite itibar edilerek davanın kabulü gerektiğini, alacakları ticari defter incelemeleri ile ispatlanmış olup usul ekonomisi gereği sair bir ispat vasıtasına gerek bulunmadığını,
karşı tarafın defterlerini incelemeye sunmamakla müvekkiline ait defterlerdeki kayıtların tek başına lehine delil olma kuvvetini kazandığını beyanla İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/975 E., 2021/1104 sayılı kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl ve birleşen dava fuar taşıma sözleşmesi gereği ödenen geçici teminat bedelinin iadesi için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Asıl davada davacı taraf, davalı ile aralarında, kendisine ait ve Dubai'de yapılacak fuarda sergilenecek malların taşınması ve fuar alanına teslimi konusunda sözleşme yapıldığını,
sözleşmede Dubai Gümrük Müdürlüğü tarafından geçici teminat talep edilmesi halinde bu teminatın kendisi tarafından ödeneceğinin kabul edildiğini, davalının talebi ile geçici teminatın kendisine gönderildiğini ancak davalının söz konusu teminat bedelinin tamamını iade etmediğini, bu nedenle hakkında başlatılan icra takibine itirazının haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf davaya cevap vermemiş, birleşen davada davacı taraf, asıl davada Mahkemece alınan bilirkişi raporunda alacağın miktarının tespit edildiğini, buna göre davalıdan kur farkı alacağının olduğunu,
bu alacağın tahsili için aleyhine başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf davaya cevap vermemiş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, her iki dava yönünden verilen karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; taraflar arasında 3.550 USD bedelli Fuar Taşıma Sözleşmesi'nin imzalandığı, sözleşmenin "Dahil Olmayan Hizmetler" başlıklı maddesinde;
varış ülkesinde Gümrük tarafından geçici vergilendirme ve geçici teminat istenilmesi durumunda masrafların taşıyan tarafından taşıtan firmaya fatura edileceğinin kabul edildiği, taraflar arasındaki yazışmalarda davalı tarafından davacıya gümrük mal bedeli üzerinden %5 (6.539,50 USD) teminat istendiğinin bildirildiği ve davalının, davacı adına gümrük teminat tutarı açıklaması ile 20/10/2016 tarihli ve toplam 20.198,55 TL bedelli faturayı tanzim ettiği, davacı tarafından sunulan dekonta göre 21/10/2016 tarihinde davalıya 20.198,55 TL'nin havale edildiği,
yine davacı tarafından sunulan swift fotokopisinde 3.254 USD'nin "teminat kısmi iade" açıklaması ile davalı tarafından davacıya gönderildiği, asıl davanın, iade edilmediği iddia edilen geçici teminat bedelinin, birleşen davanın ise kur farkı alacağının tahsiline ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafından her iki davaya konu icra takip dosyalarına sunulan itiraz dilekçelerinde icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği, Mahkemece bu itirazlar hakkında herhangi bir karar verilmediği, 3 nolu celsede Dubai Gümrük Müdürlüğü tarafından, geçici teminat bedelinin davalıya iade edilip edilmediğinin araştırılması için Dubai Başkonsolosluğu'na yazı yazılmasına karar verildiği, davacı vekilinin 04/10/2019 tarihli dilekçesi ile Dubai Başkonsolosluğu'na yazılacak müzekkere, istinabe talepnamesi ve eklerinin Arapça tercümesinin dosyaya ibraz edildiğini beyan ettiği, dilekçe üzerinde alındı yazısı ve tarih olduğu,
yine davacı vekilinin yurt dışı harcını yatırdığına dair dilekçe ve makbuz sunduğu, Mahkemece İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile Dubai Başkonsolosluğu'na gönderilen istinabe evrakına 25/11/2019 tarihli yazı ile cevap verildiği ve adli yardımlaşma talebinin işleme konulabilmesi için dosya evrakının Arapça'ya tercüme edilmesi, Arapça tercümesinin her sayfasının ilgili adli makamların mühürü ile mühürlenmesi ve imzalanması gerektiğinin bildirildiği, Mahkemece 7 nolu celsede Dubai Başkonsolosluğu'na yazı yazılmasına dair ara karardan rücu edilmesine,
davacı vekiline geçici teminatın iadesinin hangi gümrük müdürlüğünden sorulacağını bildirmek üzere iki haftalık süre verilmesine, bu gümrük müdürlüğünün yurtdışında olması halinde istinabe evrakındaki eksikliklerin tamamlanmasına, verilen sürede gümrük müdürlüğünün bildirilmemesi halinde ise bu delilden vazgeçilmiş sayılacağına karar verildiği,
davacı vekilinin 28/01/2021 tarihli dilekçesi ile dosyada bulunan deliller ve alınan bilirkişi raporu ile alacağın ispatlandığını, usul ekonomisi gereği başka bir ispat vasıtasına da gerek olmadığını beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini, aksi halde ise yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiği, dosyada mübrez bilirkişi raporunda davacının ticari defter ve belgelerinin incelendiği, davalının ticari defterlerini incelemeye ibraz etmediği,
raporda davacının incelemeye sunulan ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulmuş oldukları, davalı tarafından düzenlenen faturalar ile yapılan ödemelerin davacının defterlerinde kayıtlı ve davacının verilen avanslar hesabında davalıdan 12.392,58 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, raporun davalı tarafa tebliğ edildiği, davalı tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmediği, Mahkemece 8 nolu celsede davacı vekiline yemin delilinin hatırlatıldığı ve yemin deliline başvuracak ise yemin metnini sunmak üzere 2 haftalık süre verildiği,
davacı vekilince yemin deliline başvurulmadığı ve sonuç olarak Mahkemece, davacının her bir iddiasını somut deliller ile ispatlaması gerektiği, teminatın davalıya iade edildiğini ispat edecek olanın davacı olduğu ve bu hususun araştırılacağı ilgili gümrük müdürlüğü hakkında verilen süre içerisinde beyanda bulunmadığı, ticari defterlerin tek başına delil olamayacağı ve davacının yemine de başvurmadığı,
alacağını ispat edemediği gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.6100 sayılı HMK'nın 22. maddesi uyarınca hakimin, kanunda öngörülen istisnalar dışında, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alması ve onları hatırlatabilecek davranışlarda bulunması, kanunda belirtilen durumlar dışında delil toplaması yasaktır.
Aynı Kanun'un 30. maddesi uyarınca, hakim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.
Yine HMK'nın 128. maddesinde süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalının, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağı, 190. maddesi ile ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, 194. maddesi ile de, tarafların dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmelerinin zorunlu olduğu kabul edilmiştir.Yapılan bu tespit ve açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde asıl dava yönünden;
öncelikle asıl davaya konu icra takip dosyasında davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği, yetkili icra dairesinde takip yapılmış olmasının, takibe sıkı sıkıya bağlı itirazın iptali davası yönünden özel dava şartı olduğu ve Mahkemece bu hususta bir karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu görülmüş, Dairemizce yapılan incelemede, davacı tarafından geçici teminat bedelinin iadesinin talep edilmesi,
para alacağının söz konusu olması ve İİK'nın 50. maddesinin atfı ile HMK'nın 10 ve TBK'nın 89. maddesi uyarınca kendi yerleşim yerinde takip yapabilmesi mümkün olduğundan davalının icra dairesinin yetkisine itirazı yerinde görülmemiştir. Dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmiş, davalı süresi içerisinde davaya cevap vermeyerek davayı tümü ile inkar etmiştir. Davanın inkarından anlaşılması gereken, davalının, davacının kendisinden alacağının bulunmadığını iddia etmesidir.
Davacı tarafından sunulan sözleşme, davalının düzenlemiş olduğu fatura, davacı tarafından davalıya yapılan ödemeye ilişkin dekont ve taraflar arasındaki yazışmalar ile; davalı tarafından davacıya ait malların Dubai'de yapılacak fuara taşındığı, Dubai Gümrük Müdürlüğü tarafından geçici teminat istendiği, davacının bu teminat bedelini davalıya gönderdiği ispatlanmıştır.
Davacı ayrıca geçici teminatın davalı tarafından kısmen iade edildiğini beyan ederek buna ilişkin swift sunmuş, davalı tarafından gönderilen swiftte teminatın kısmi iadesi açıklamasının bulunduğu görülmüştür. Teminatın davalı tarafından kısmen iade edilmesi Dubai Gümrük Müdürlüğü'nden iade alınmış olduğunun ispatıdır. Davacı iade edildiğini beyan ettiği miktarı ticari defterlerinde davalıdan olan alacağından mahsup etmiştir.
Bu noktada davalının, Dubai Gümrük Müdürlüğü tarafından kendisine geçici teminatın iade edilmediği ya da kısmen iade edildiği yönünde ek bir savunması olmadığı ve bu husus inkar kapsamında da kabul edilmeyeceği halde, Mahkemenin kendiliğinden böyle bir savunmayı nazara alması, geçici teminatın davalıya tamamen iade edildiğinin ispat yükünü davacıya yüklemesi, davacı bu şekilde bir delile dayanmamış olmasına rağmen Dubai Başkonsolosluğu'ndan bu hususu araştırması ve davacıya evrakları tercüme ettirmesi ile harçları yatırtmasına ve ilgili gümrük müdürlüğünü bilmesine,
daha önce bu konuda bir araştırmaya girişmesine ve yazı cevabı gelmesine rağmen davacı tarafa yeniden gümrük müdürlüğünü bildirmek üzere ve kesin olduğunu belirtmeksizin süre vermesi, bu sürede bildirim yapılmamış olmasını davacı aleyhine delil olarak kabul etmesi ve gerek olmadığı halde yemin delilini hatırlatması usul ve yasaya aykırı olmuştur.Dosyada mübrez deliller ve alınan bilirkişi raporu ile (davalı tarafın rapora herhangi bir itirazı olmadığı da nazara alınarak) davacı, davalıya geçici teminatı ödediğini ve davalının teminat bedelini kısmen iade ettiğini, kalan kısım yönünden ise alacaklı olduğunu ispat etmiştir.
Artık geçici teminatın kalan kısmının davacıya iade edildiğini ispat yükü davalıda olup davalı bu hususta herhangi bir delil ibraz etmemiştir.
Davalı tarafından davacı adına geçici teminat bedeli 20.198,55 TL üzerinden fatura edilmiş, davacı ticari defterlerine faturayı 20.198,55 TL olarak kaydetmiş, ödemesini 20.198,55 TL olarak yapmış, davalı tarafından iade edilen 3.254 USD'yi, 11.854,32 TL'ye çevirmek suretiyle alacağından mahsup etmiş sonuç olarak ise 8.344,23 TL alacağı kalmıştır.
Takipten önce davalıya gönderdiği 29/06/2017 tarihli Noter ihtarnamesi 30/06/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, ihtarname ile verilen bir haftalık süre sonunda davalı temerrüde düşmüştür.
Takip 24/07/2017 tarihinde başlatıldığından davacının takipte talep ettiği 8.344,23 TL asıl alacak ve 68,98 TL işlemiş faiz yönünden davanın kabulü ile itirazın iptaline ve alacak likit, itiraz ise haksız olduğundan davalının hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesi gerekmektedir.Birleşen dava yönünden ise.
29906 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2021 yılı için HMK'nun 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 5.880,00 TL olmuştur.
Eldeki dosyada davanın kabulüne karar verildiği, dava değerinin 5.063,80 TL olduğu, davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmış olup, istinafa konu edilen İlk derece mahkemesi kararı miktar itibariyle kesin niteliktedir.Sonuç olarak davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına,
birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN
4-Asıl dosya yönünden; alınması gerekli 574,70 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 143,68 TL harcın mahsubu ile kalan 431,02 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,5-Asıl dosya yönünden; davacı tarafından yapılan 1.165,00 TL yargılama gideri ile peşin olarak yatırılan 179,68 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Asıl dosya yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 8.413,21 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Birleşen İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/265 Esas sayılı dosyası yönünden; alınması gerekli 59,30 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 86,48 TL harçtan mahsubu ile kalan 27,18 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,8-Birleşen İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/265 Esas sayılı dosyası yönünden; davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 9-Birleşen İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/265 Esas sayılı dosyası yönünden;
davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 10-Birleşen İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/265 Esas sayılı dosyası yönünden. 6325 sayılı Kanunun'un 18-A/13. bendi uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir olarak kaydedilmesine,11-Asıl ve birleşen davada kullanılmayan gider avansının talep halinde iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN
12-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından asıl ve birleşen davaya yönelik olarak yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,13-Asıl dava yönünden; davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 14-Birleşen dava yönünden.
Dairemiz karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,15-Davacı tarafından istinaf aşamasında asıl dava yönünden yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 50,00 TL posta gideri olmak üzere; toplam 212,10 TL' nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 16-Davacı tarafından birleşen dava yönünden sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacı üzerinde bırakılmasına,
17-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,18-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/01/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy çokluğu ile karar verildi.
Muhalefet Gerekçesi;Asıl dosyada davacı taraf, taşıma sözleşmesi kapsamında Dubai Gümrük Müdürlüğüne verilmek üzere davalıya ödenen geçici teminat bedelinin gümrük işlemleri bittikten sonra gümrük müdürlüğünce tamamının davalıya iade edildiği halde, davalının teminat bedelini kısmen geri ödediğini ancak bakiyesinin ödenmediğini iddia etmektedir. Bakiye bedelin tahsili talebi asıl davanın konusunu oluşturmaktadır.
Somut olayda öncelikli sorun davalının geçici teminat bedelini tamamen gümrük müdürlüğünden tahsil edip etmediği noktasındadır. Davalı yan davaya cevap vermeyerek münkir sayılmıştır. Bu bağlamda ödenecek alacağın varlığını başka bir deyişle teminatın tamamını geri almadığını dolayısıyla iade edilecek paranın olduğunu inkar etmektedir. Zira davalının, iade almadığı geçici teminatı davacıya ödeme yükümlülüğü olmayacaktır.
Dolayısıyla bu hususu inkar kapsamı dışında saymak olanaklı değildir. Davalının geçici teminatın bir kısmını davacıya iade etmiş olması, teminatın ilgili makamdan tamamını geri aldığının ispatı veya karinesi sayılamayacak ancak varsayım olarak kalacaktır. Somut olayda davacı taraf, geçici teminat bedelinin tamamının davalıya gümrük müdürlüğünce ödendiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Belirtilen nedenlerle asıl dosyadaki aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyor, muhalif kalıyorum.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/1163, K. 2025/43, 23 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama