KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2022/1168 E., 2024/1633 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davacılar Vekilleri Davalılar
- Karar tarihi
- 30 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/1168
- Karar no
- 2024/1633
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/03/2022
- Numarası
- 2019/4 Esas 2022/174 Karar
- Vekili
- —
- Dava
- Şirket Müdürünün Azli ve Ticari Şirkete Kayyım Atanması
- Dava tarihi
- 02/01/2019
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 30/12/2024
Karar Metni
1.741 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki şirket müdürünün azli ve ticari şirkete kayyım atanması istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların şirketin kurucu ortaklarından olduğunu , davalı ....Ltd.Şti ve ... ...Ltd.Şti'nin 20/10/2010 tarihinde kurularak 25/10/2017 tarihinde ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan edildiğini, davacıların ...
Ltd.Şti'nde kuruluşundan bu yana %25 pay sahibi, davalı ...'in %50 pay sahibi olduğunu, davacıların ....Ltd.Şti'nde kuruluşundan bu yana %20'şer pay sahibi, davalı ... ...'nin %60 pay sahibi olduğunu, davalı ... ...'nin kuruluşundan itibaren şirketlerin müdürü olduğunu, ancak şirketi verdiği yetki ile oğlu ...'nin fiilen yönettiğini, ...'nin şirkete ait tüm finansal işler konusunda tek yetkili olup şirketin banka hesaplarını ele geçirdiğini, zimmetine 500.000,00 TL civarında para geçirdiğinin haricen tesbit edildiğini, muhasebe kayıtlarının davacılarla paylaşılmadığını, bilgi de verilmediği gibi faturaların da sunulmadığını,
davalı şirket defterleri incelendiğinde iddiaların ispatlanacağını, davalı şirketin ... dışında mal varlığı bulunmadığını, M.... ...'nin şirketleri borçlandırmakta olduğunu, ticari kredi çekip çek başvurusu yaptığını, ...'nin ve dolayısıyla oğlu ...'nın müdürlük yetkisini kötüye kullandığını bildirerek, TTK'nun 235 maddesi uyarınca şirket yetkilisinin temsil yetkisinin kaldırılması, tedbiren kayyum atanmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın şirket müdürünün azline ilişkin olduğunu, davalı şirketlere iş bu davada husumet yöneltilemeyeceğini, bu nedenle her iki davalı şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı gerçek kişinin rahatsızlığı nedeniyle şirket merkezi olan Ankara'da bulunamaması nedeniyle şirketlerin zarara uğramasının önüne geçmek amacıyla ve diğer davalı şirketlerin yönetiminde kolaylık olması açısından dava dışı III. bir kişiyi yetkili kılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını,
davalının söz konusu vekaleti verdiği andan bugüne değin şirket kayıtlarının incelenmesi halinde III. kişinin davacının iddia ettiği gibi zimmetine para geçirmek bir yana diğer davalı şirketlerin malvarlığını arttırıcı işlemlerin yapıldığını, davacıların öz babası olan dava dışı Dr. ... her iki şirketin yetkilisi sıfatıyla ....
Şirketinin ana faaliyet konusu olan genetik test ve sağlık hizmetleri ile ilgili olan bütün ticari işlerin yönetimini ve işlerin gereği olan sözleşmeleri III. kişilerle imzaladığı ve sözleşmelerin gereği olan faaliyetleri birebir kendisi yönettiğini, şirketlerin ana faaliyet konularının getirdiği maliyet oluşturma, satış fiyatı oluşturma, pazarlama organizasyonları, personel alımları, personel giderleri (ücret, araç, barınma, yemek ve sair giderleri) bu durumlar gerek tanık ile gerekse şirket defter ve kayıtları ile anlaşılabileceğini,
davacıların kendi babalarının şirketi iyi yönetememesinin sonucunu davalıya ve davalının yetkili kıldığı III. kişiye yüklemeye çalıştıklarını, davalıya ne de davalının yetkili kıldığı III. kişinin yaptığı işlemlerin davalının azli sonucunu doğurmayacağını belirterek davalı tüzel kişiler için husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, tüm davalılar için davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalının kendisine ve yakınlarına menfaat temin ettiğine dair delil bulunmadığı, ve TTK 630. maddede öngörülen şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybettiği yolunda haklı nedenlerin varlığı ispatlanamadığından, davalının şirket işlerini takip etmesi için oğluna vekaletname vermesinin azil sebebi olmayacağından , davalı şirket müdürü ... yönünden davanın easastan reddine, davalılar ... Danışmanlık Sağlık Hizmetleri İnş. Tic. Ltd. Şti. ve ... Sağlık Hizmetleri Dan. Med. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, şirketler yönünden, davanın niteliği gereği şirketlerin hasım gösterilmesine gerek olmadığı belirtilmiş ise de, taleplerinden birinin "şirketlere kayyım atanması" olması nedeniyle ve şirketlere kayyım atanmasının şirket hukukunu etkileyecek olması nedeniyle davanın şirketlere yöneltilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın şirketler bakımından husumet nedeniyle usulen reddinin hukuka, yasaya ve usule aykırı olduğunu,
esas bakımından dosya kapsamındaki iddiaları kapsamında incelenerek davanın şirketler bakımından da kabulüne karar verilmesi gerektiğini, gerekçede belirtildiği gibi, şirket kayıtlarının ayrıntısıyla incelenmediğini, ilk derece mahkemesi tarafından gerekçede hiçbir inceleme ve tartışmaya yer vermeksizin, itiraz edilen bilirkişi raporuna dayanılarak yetersiz gerekçe ile kararın tesis edilmiş olmasının hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, raporlarda şirket müdürü ...'in şirkete borçlanarak aldığı paraların mutat ve şirketin işlemleri için gerekli olup olmadığı,
ticari kaidelere uygun olup olmadığının tespit edilmediğini, değerlendirme yapılmadığını bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; şirket müdürlüğünden azil , şirkete kayyım tayini istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dosya içerisindeki 31/01/2017 tarih ve 9253 sayılı Türk Ticaret Sicil Gazetelerinden, davalı ... Genetik Sağlık Hizmetleri Danışmanlık Medikal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nde davacılar ve davalı ...'in ortak olduğu, davalı ...'in 15 yıllığına münferiden şirketi temsil ve izama yetkili kılındığı,
Dosya içerisindeki 13/02/2017 tarih ve 9262 sayılı Türk Ticaret Sicil Gazetelerinden, davalı ...'nde davacılar ve davalı ...'in ortak olduğu, davalı ...'in 15 yıllığına münferiden şirketi temsil ve izama yetkili kılındığı görülmüştür.
Dosya kapsamında bilirkişi heyetinden alınan 12/05/2020 tarihli kök rapor ve 29/03/2021-24/11/2021 tarihli ek raporlarda özetle.
TTK m. 630'da, limited şirketlerde görevden alma, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlandırılması düzenlendiğini, bu maddenin ikinci fıkrasına göre, her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, hükmün üçüncü fıkrasında ise, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur dendiği , somut olayda davacı tarafça ,
davalının oğluna şirketi yönetmesi için vekaletname vermesi ve bu şekilde şirket paralarının zimmete geçirilmiş olmasının şirket müdürü davalının yönetim ve temsil hakkının kaldırılması için gerekçe olarak belirtmiş olmasına karşın, dosyaya sunulan hesap evrakları üzerinde yapılan incelemede şirket menfaatlerine aykırı olacak şekilde şirket paralarının zimmete geçirilmesi hususunun davacı tarafından ispat edilemediği sonucuna varıldığı , şirket müdürünün oğluna vekalet vermesi tek başına yönetim yetkisinin kaldırılması için gerekçe oluşturamayacağı, özen ve bağlılık yükümünün ihlal edildiği,
şirket menfaatlerine aykırı şekilde iş ve işlemler yapıldığı hususunun da ayrıca ispat edilmesi gerektiği, şirkete ait banka kayıtları ve ticari defterler üzerinde yapılan incelemede şirket menfaatlerine aykırı bir şekilde işlem yapıldığı hususunun ispat edilemediği sonucuna varıldığı , davalı şirket müdürünün yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına ilişkin kanun hükmünün şartlarının yerine gelmediği tespit edilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 630. maddesinde; genel kurulun, müdürü veya müdürleri görevden alabileceği, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceği, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı, düzenlemesi yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı, istinaf nedenleri ve yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça, davalı şirket müdürü ...'in müdürlük görevini kötüye kullandığı , şirketleri zarara uğrattığından bahisle davalının şirketlerin müdürlüğünden azlini ve şirkete tedbiren kayyum tayin edilmesinin talep edildiği, davalı tarafça, davanın reddinin savunulduğu, davacılar ve davalı ...'in davalı şirketlerin ortağı olup, davalı ...'in , davalı şirketlerin münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürü olduğu hususunda dosya kapsamında uyuşmazlık bulunmadığı,
dosya kapsamındaki uyuşmazlığın şirket müdürü olan ...'in azlini gerektirir haklı sebeplerin somut olayda mevcut olup olmadığının ve yine şirket müdürünün azli davasında husumetin davalı şirketlere yöneltilip yönetilemeyeceği hususlarının tespiti noktasında toplandığı görülmüştür.
Somut olayda,6100 sayılı HMK beşinci bölümünde "bilirkişi incelemesi" ismi altında ve 266-287.maddeleri arasında düzenlenen maddelere uygun olarak uzman bilirkişiden olayı aydınlatacak rapor alınması amacı ile mahkemece dosyanın hukukçu ve mali müşavir bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişiler ... ve Prof Dr ... tarafından tanzim olunan 12/05/2020 tarihli kök raporun dosyaya sunulduğu, davacılar istinaf itirazlarında yer alan hususlarda iş bu kök rapora itirazı üzere bu kez Mahkemece bilirkişi heyetine Sayıştay uzman denetçisi ...'nun katılımı ile ek rapor aldırılmasına karar verildiği,
bahsi geçen üç kişilik bilirkişi heyetinin davacının rapora karşı itirazlarını kalem kalem değerlendirir 29/03/2021-24/11/2021 tarihli ek raporları dosyaya sunduğu, sunulan kök/ek raporların dosya kapsamına uygun , hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli olup, bilimsel ve teknik izahatlara yer verdiği, davacılar vekilince aynı gerekçelerle kararın istinaf edildiği, oysa ki bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde, şirket müdürü tarafından şirket hesapları üzerinde şirket menfaatlerine aykırı olacak şekilde tasarruf edildiğinin veya şirket paralarının zimmete geçirildiği hususunda bilgi ve belgeye rastlanmadığı,
şirket müdürü davalının oğluna vekaletname vermesinin tek başına yönetim yetkisinin kaldırılması için gerekçe oluşturamayacağı gibi şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümlülüğünün ihlal ettiği , şirket menfaatlerine aykırı şekilde iş ve işlemler yaptığı hususunun da davacı tarafça ayrıca ispat edilemediği , bu durumda ilk derece mahkemesinc dosya kapsamına uygun , hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli , bilimsel ve teknik izahatlara yer veren bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin davalı şirketler yönünden davanın husumetten reddine yönelik kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; davacı tarafça, şirket müdürünün azli ve şirkete tedbiren kayyım tayini talebiyle eldeki davanın açıldığı, şirket müdürünün azli davalarında, davanın azlin istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca şirkete davanın yöneltilmesinin gerekmediği,
her ne kadar davacı tarafça talepleri içerisinde şirkete tedbiren kayyım tayini talebi de bulunduğundan şirketlere husumet yönetilmesinin yerinde olduğu iddia edilmiş ise de, ilgili talebin şirketin müdürünün azlinin kabulü halinde organ boşluğu meydana gelecek olması nedeniyle şirkete tedbiren kayyım atanmasına yönelik olup, bu talep yönünden ayrıca davalı şirketlere husumet yönetilmesine gerek bulunmadığı,
bu bağlamda davalı şirketler yönünden mahkemece davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/1168, K. 2024/1633, 30 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama