KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Ocak 2025
- Dosya no
- 2022/1172
- Karar no
- 2025/6
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/04/2021 (Dava) - 22/02/2022 (Karar
- Numarası
- 2021/261 Esas - 2022/161 Karar
- Dava
- Maddi ve Manevi Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan
- Bam karar tarihi
- 15/01/2025
- Karar yazım tarihi
- 15/01/2025
Karar Metni
2.676 kelime·13 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/261 Esas-2022/161 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...'un eşi, ...'un babası olan ...'un 20/12/2017 tarihinde davalı ...'ye ait ve davalı idaresindeki ... plakalı aracın çarpması neticesinde vefat ettiğini, davalı şirketin ise aracın trafik zorunlu mali sorumluluk poliçesi keşidecisi olduğunu, müvekkillerinin varisinin ağır yaralı olarak devlet hastanesine kaldırıldığını, ardından yoğun bakım servisine alındığını ve 30/03/2018 tarihinde vefat ettiğini, Bozdoğan Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/151 Esas-2019/419 Karar sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını,
davalının taksirle ölüme sebep olma suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini, kararın istinaf incelemesinden geçtiğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi'nin 27/11/2020 tarih, 2019/5927 Esas-2020/3483 Karar sayılı ilamı ile hükmün kesinleştiğini, aracın sürücüsü ...'nin ... yolun diğer tarafına geçmeye çalıştığı esnada çarptığını ve kazanın ardından alkol raporu alınmadan kaza mahallinden kaçtığını, önce davalının kardeşinin olay mahalline geldiğini ve aracı kendisinin kullandığını beyan ettiğini,
ancak aynı gün verdiği ikinci ifadesinde kazaya karışan aracı kendisinin kullanmadığını ve suçu üstlenmeye çalıştığını itiraf ettiğini, hatta suç üstlenme suçu gereği yargılandığını, davalı ...'nin kontrollü gitmesi gerektiği halde bu hususlara riayet etmeyerek müteveffaya çarptığını, çarpmadan sonra ancak 100 metre ileride durabildiğini, alkol ve uyuşturucu gibi iz ve delilleri tespit edecek trafik görevlileri gelmeden kaza yerinden kaçtığını, müteveffaya yardım etmeden ve 112 acil ekiplerini aramadan olay yerini terk ettiğini, davalının kullandığı araç içerisinde bir adet açılmamış içi dolu vaziyette bira şişesi bulunduğunu,
tüm bu hususlar dikkate alındığında alkollü oluşunu gizlemek için bu şekilde davranmış olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, olay yerinden kaçmasının müvekkilleri için derin bir üzüntü kaynağı olduğunu, kaza mahallinde bulunan müvekkili ...'un olaylara birebir şahit olduğunu, büyük bir şok yaşadığını, müteveffanın künt kafa göğüs travması zemininde gelişen kafatası, kaburga ve etraf kemik kırığına bağlı SAK ve beyin doku harabiyeti sonucu 30/03/2018 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerinin hastanede geçen bu süreçte derin bir üzüntü ve acı hissettiklerini, müvekkili ...
1995 doğumlu olmakla, kazanın gerçekleştiği 2017 yılında 22 yaşında olduğunu, bu esnada ve halen öğrenimini devam ettirmekte olup öğrenim durumuna dair belge örneğini ekte sunduklarını, bu müvekkiline dair taleplerinin yasal yaş sınırının kapsamında kalan döneme ilişkin olduğunu, davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, hasar dosyası açıldığını ve 16/02/2021 tarihinde alıcı olarak ... yazılarak hesaplarına 43.510,00 TL ödeme yapıldığını belirterek,
fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, davacılar için ayrı ayrı 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının sürücü davalı yönünden olayın meydana geldiği tarihten, sigorta şirketi yönünden sigorta limiti aşılmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faiziyle müteselsil olarak tahsiline, davacılar için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminatın sürücüden kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile davacı ... bakımından maddi tazminat istemini 39.633,99-TL'ye çıkardığı anlaşılmıştır.
CEVAP
Davalı Allianz Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirkete trafik poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçede teminat limitinin kişi başı 330.000,00 TL olduğunu, başvuru yapılmış olup müvekkili sigorta şirketi nezdinde açılan hasar dosyası altında aktüeryal rapor hazırlandığını, TRH 2010 tablosuna, %1,8 teknik faiz ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına istinaden 11/02/2021 tarihinde 51.186,11 TL tazminat ödemesi gerçekleştirildiğini, bakiye tazminatın söz konusu olmadığını, bir an için dahi kabul anlamına gelmemekle birlikte eğer herhangi bir tazminat sorumlulukları doğacak ise,
ödeme tarihinden itibaren faiz güncellemesi yapılarak söz konusu ödemenin tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, kusur tespiti yapılması gerektiğini, bu nedenle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne dosyanın gönderilmesini talep ettiklerini, davacı ...'un destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacağını, kaza tarihindeki yaşı itibariyle ve öğrenci olmaması sebebiyle müteveffanın desteği konumunda olamayacağından bu talebin reddi gerektiğini, müteveffanın kendisinin, anne ve babasının güncel nüfus kayıtlarının dosyaya celbinin gerektiğini,
hesaplama yapılmasına karar verilmesi halinde, hesap raporunda ilgili pay oranlarının dikkate alınmasını, müteveffanın kusur durumunun değerlendirilmesi gerektiğini, uyuşmazlığın tamamen haksız fiilden kaynaklandığını, müvekkili şirketin sigortalısının sorumlu olduğu yasal faizden sorumlu olacağının tartışmasız olduğunu, bu nedenle avans faizi talebinin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup reddi gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ikameti ve trafik kazasının vuku bulduğu yerin Bozdoğan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu nazara alınarak yetkisiz İzmir Mahkemelerinde açılan davaya yetki yönünden itiraz ettiklerini, ticaret mahkemelerinde ikame edilen işbu davaya görev yönünden de itiraz ettiklerini, davaya konu kaza sebebiyle davacıların sigorta şirketine başvurmaları üzerine taraflarına 11/02/2021 tarihinde 51.186,11 TL tutarında tazminat ödemesi gerçekleştirildiğini, hal böyleyken aynı istemlerin tekraren, kötü niyetli bir şekilde huzurdaki davaya konu edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olup,
sebepsiz zenginleşme ve haksız kazanca sebebiyet vereceğinden davanın reddi gerektiğini, tazminat talepleri haksız olup, mahkeme aksi kanaatte ise tazminat miktarının hakkaniyete uygun bir biçimde belirlenmesi adına belirtecekleri hususların nazara alınmasının oldukça önem arz ettiğini, şöyle ki;
bahse konu trafik kazasının, yaya ...'un aniden, kontrolsüzce yola çıkması sonucunda meydana geldiğini, dava dilekçesinde bahsedilen iddia ve isnatların hayali ve afaki olup bahse konu iddianın ceza mahkemesince değerlendirilip incelenmiş olup bilinçli taksire sebebiyet verebilecek herhangi bir durumun olmadığı sonucuna varılarak hüküm kurulduğunu, istinaf incelemesinden de geçerek kesinleştiğini, bu mahkemede dayanaksız bir şekilde yeniden ileri sürülmesinin hukuken kabul edilebilir bir tarafı bulunmadığını,
zira kazaya ilişkin Bozdoğan Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/151 Esas-2019/419 Karar sayılı ilamı ile failin tali derecede taksire dayalı kusuru dikkate alınarak takdiren 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 14.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, anılan kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesince onaylanarak kesinleşmiş bulunduğunu, Bozdoğan Asliye Ceza Mahkemesi'nin Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan Adli Tıp Raporunda, yaya ...'un asli kusurlu olduğu,
müvekkili sürücü ...'nin ise tali kusurlu olduğunun belirtildiğini, davacıların, söz konusu olay sebebiyle acı ve elem duyduğundan bahisle fahiş miktarda maddi ve manevi tazminat talep ettiğini, taleplerinin kusur durumuna uygun olmadığını, müteveffanın asli kusurlu olduğunu, müvekkili davalının tacir olmaması hasebiyle, davacıların kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiz istemi hukuka aykırı olup reddi gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "...Bozdoğan Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/151 Esas-2019/419 Karar sayılı dosyasında sanık ... hakkında taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan dolayı 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının paraya çevrilmesi neticesinde 14.400,00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
istinaf incelemesi sonucunda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. CD'nin 2019/5927 Esas-2020/3483 Karar sayılı kararı ile adli para cezası bedeli yönünden düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve bu suretle kararın kesinleştiği, dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak düzenlenen 20/12/2017 tarihli trafik kazası tespit tutanağı,
ceza dosyası ve içeriğinde yer alan trafik uzman bilirkişinin kusur raporu ile İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 03/07/2019 tarihli kusur raporunda yapılan tespit ve belirlemeler yeterli bulunarak yeniden kusur raporu alınmasına gerek görülmediği ve bu nedenle dava konusu trafik kazasının ... plakalı araç sürücüsü ...'nin %25 oranında tali, müteveffa yaya ...'un %75 oranında asli kusuru neticesinde meydana geldiği kabul olunarak yargılamaya devam olunmasına karar verildiği, ...aktürya raporunda sonuç olarak,
2022 yılı güncel verileri ile yapılan hesaplama sonucunda sigorta ödemesi güncellenerek mahsup edildikten sonra ... için 39.633,99-TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatı ile ... için 7.701,70-TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 47.335,69-TL tazminat hesaplandığını, poliçe teminat limiti içinde kaldığı, Yükseköğretim Kurulu tarafından düzenlenen Öğrenci Belgesi çerçevesinde, davacı ...'un Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Görsel İşitsel Teknikler ve Medya Yapımcılığı Bölümünde okumakta olduğunun görüldüğü,
dava konusu trafik kazasının meydana geliş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacı ...'un eşini, davacı ...'un ise babasını kaybetmiş olması, davacıların trafik kazası neticesinde müteveffanın kaybı sebebiyle yaşadıkları acı ve üzüntü ile hayatlarının geri kalanında ...'un varlığından yoksun kalacak olmaları, müteveffa ...'un %75 oranında asli, davalının ise %25 oranındaki tali kusuru, davacı ...'un aylık 2.500,00-TL emekli maaşı ile müteveffadan kalan 2.100,00-TL dul aylığı almakta olması, adına bir adet taşınmazın kayıtlı bulunması, davacı ...'un ise lisans mezunu olup herhangi bir işte çalışmaması ve gelirinin olmaması,
geçimini annesinin sağlaması ve üzerine kayıtlı herhangi bir malının bulunmaması, davalı ...'nin çalışmaması ve işsiz olduğu belirlenmiş ise de üzerine kayıtlı birden fazla taşınmazının ve dava konusu trafik kazası sırasında kullanmakta olduğu aracının bulunması, ayrıca ...'nin eşinin çalışmakta olup aylık 2.500,00-TL ile 3.000,00-TL arasında gelir elde etmekte olması, bakmakla yükümlü olduğu kimsenin bulunmaması, dava açılmadan önce davalı sigorta şirketi tarafından davacı ... açısından yapılan ödeme ile yargılama neticesinde davacılar lehine hüküm altına alınan maddi tazminat bedelleri göz önünde bulundurularak,
davacıların yaşadıkları kaybın yerine asla geçemeyeceğinin kabulü ile birlikte hak ve nesafet kuralları ile tarafların mevcut durumları dahilinde davacı ... lehine 10.000,00-TL, davacı ... lehine ise 7.500,00-TL manevi tazminat takdirinin uygun olacağı hususunda hukuki ve vicdani kanaat hasıl olduğu ve bu doğrultuda hüküm kurma yoluna gidildiği, sonuç olarak;
yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları doğrultusunda TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant formülü kullanmak, davacı ... açısından AİHM yeniden evlenme tablosunu dikkate almak, davacılar desteğinin vergilendirilmiş gelirini göz önünde bulundurmak,
kusuru durumunu gözetmek ve dava açılmadan önce davalı sigorta şirketi tarafından davacı ... açısından yapılan ödeme mahsup edilmek ve de davacı ...'un öğreniminin devam etmekte olduğu ve bu sebeple 25 yaşına kadar müteveffanın desteğine hak kazanacağını gözetmek suretiyle denetime uygun şekilde düzenlenen raporda 2022 yılı güncel verileri ile yapılan hesaplama sonucunda sigorta ödemesi güncellenerek mahsup edildikten sonra;
... için 39.633,99-TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatı ile ... için 7.701,70-TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 47.335,69-TL olarak hesaplanan tazminatın ZMM poliçesi teminat limiti içinde kaldığı, davacılar vekilinin 26/01/2022 havale tarihli dilekçesi ile ... açısından dava değerini 39.633,99-TL olarak ıslah ettiklerini beyan ettiği ve eksik harcı yatırdığı, davalı ... açısından temerrüt olgusunun haksız fiil tarihi olan 20/12/2017 tarihi itibariyle vuku bulduğu,
davalı sigorta şirketinin ise rizikonun ihbarından itibaren 8 iş gününün sona erdiği 09/02/2022 tarihi itibariyle temerrüte düştüğü, manevi tazminat talepleri açısından ise davacıların yaşadıkları kaybın yerine asla geçemeyeceğinin kabulü ile birlikte hak ve nesafet kuralları ile tarafların mevcut durumları dahilinde davacı ... lehine 10.000,00-TL, davacı ... lehine ise 7.500,00-TL manevi tazminat takdirinin uygun olacağı kanaatiyle açılan davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmekle.
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, destekten yoksun kalma tazminatı talepleri açısından davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE; davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı talebinin KABULÜNE, 39.633,99-TL maddi tazminatın, davalı ... yönünden haksız fiil tarihi olan 20/12/2017 tarihinden, davalı ...
Şirket yönünden ise poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla ve 09/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı talebinin KISMEN KABULÜNE, 7.701,70-TL maddi tazminatın, davalı ... yönünden haksız fiil tarihi olan 20/12/2017 tarihinden, davalı ...
Şirket yönünden ise poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla 09/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, manevi tazminat talepleri açısından davanın KISMEN KABULÜNE; davacı ... yönünden 10.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 20/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine,
fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, davacı ... yönünden 7.500,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 20/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili tarafından, "...Destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiğini, yapılan bu değerlendirmelerin yerinde olmadığını, bilirkişi raporundaki hesaplamaların, araç sürücüsü ...'nin %25 oranında tali, müteveffa yaya ...'un %75 oranında asli kusuru kabul edilerek yapıldığını, bu belirlemeye Bozdoğan Asliye Ceza Mahkemesi dosyasındaki delillerin eksik ve hatalı toplanması ve hükme esas alınan adli tıp bilirkişi raporunun hatalı tesis edilmesi gereği itiraz edildiğini, ancak mahkemece bu itirazlarının dikkate alınmadığını,
ceza dosyasında mevcut olayın meydana geldiği gün tanzim edilen jandarma raporunda kaza yerindeki hız sınırının 90 km olduğunun yazıldığını, halbuki kaza mahalli yerleşim yeri içi olup hız sınırının saatte 50 km olduğunu, bu husus ceza dosyasında yapılan keşif neticesi alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmiş iken adli tıp raporunda hatalı tespit ve değerlendirme yapıldığını, defalarca hız sınırı konusundaki hatayı dile getirmişseler de alınan kusur raporlarında bu hususun dikkate alınmadığını ve sehven hatalı kaza raporuna yazılan 90 km hız sınırı dikkate alınarak raporlar oluşturulduğunu,
dosya kapsamında mevcut fotoğraflarla da sabit olduğu üzere, kaza yerindeki hız tahdidinin saatte 50 km olduğunu, davalı ...'nin savcılık ifadesinde 60-70 km hız ile seyretmekte olduğunu beyan etmiş olup, hız sınırını ihlal ettiğinin açık olduğunu, ayrıca davalı sürücü ... kazaya karışan aracını kaza yerinde terk ederek kaza yerinden kaçtığını, kazayı ilk başta kardeşi ...’nin yüklendiğini, günler sonra asıl kazayı yapanın ... olduğunun anlaşıldığını, araçta boş bira şişelerinin olduğunun kaza tutanağı ve savcılık iddianamesinde yazılı olduğunu, davalı ...’nin alkollü olduğu için kaza yerini terk ettiğini, saklandığını,
günler sonra dosyaya dahil olduğunu, bu durumun dahi kazanın tek kusurlu tarafı olduğu gerçeğini ortaya koyduğunu, %25-%75 kusur oranları üzerinden hesaplama yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğu ifade edilerek yapmış oldukları itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, ceza mahkemesince verilen kusur ve derecesine yönelik kararın hukuk hakimini bağlamayacağını, verilen kararı etkileyen ana unsur hususunda itirazlarının dikkate alınmamasının yerinde olmadığını,
manevi tazminat talepleri hususunda da hak ve nesafet kuralları ile tarafların mevcut durumları dahilinde belirlenen miktarlar çok düşük olmakla mahkeme hükmünün bu yönden de kaldırılmasını talep ettiklerini, kazada davalı ...'nin, müvekkillerinin murisi ...'a yolun diğer tarafına geçmeye çalıştığı esnada çarptığını ve kazanın ardından alkol raporu alınmadan kaza mahallinden kaçtığını, kontrollü gitmesi gerektiği halde bu hususlara riayet etmediğini, duramayarak çarptığını, çarpmadan ancak 100 metre ileride durabildiğini, müteveffaya yardım etmeden ve 112 acil ekiplerini aramadan olay yerini terk ettiğini,
olay yerinden kaçmasının müvekkilleri için derin bir üzüntü kaynağı olduğunu, müteveffanın kaza sonrasında ağır yaralı olarak sevk edildiğini, 3,5 ay yoğun bakımda kaldığını, mahkemece olayların tüm bu seyri, davalının derin üzüntü yaratan davranışları, hastanede geçen onca süre ve yaşanan onca üzüntü dikkate alınmaksızın manevi tazminat miktarının belirlenmesinin hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; mahkemece kusur raporu alınmaksızın ceza dava dosyasındaki raporlara göre hüküm tesis edildiği görülmekte olup, davacı tarafın kusura dair tüm aşamalarda itirazda bulunduğu, kaza mahallindeki hız sınırına ve buna göre sürücü davalının ifadelerindeki hızına dair doğru saptamaların yapılmadığını ileri sürdüğü görülmektedir.
Bilindiği üzere, ceza mahkemesince esas alınan kusur ve oranları hukuk hakimini bağlamayacak olup, taraflar arasında kusura dair ihtilaflı hususlar mahkemece giderilmeksizin eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır.
Davaya konu kazaya dair kaza tespit tutanağı dahi dosya arasında bulunmamakta olup, mahkemece yapılması gereken iş; kaza tespit tutanağının temini, ceza dosyasının içeriğindeki CD ve sair tüm ekleriyle dosya içerisine alınması, bahse konu yere ilişkin kaza tarihindeki hız sınırlarının ilgili birimlerden sorularak belgeleri ile dosyaya kazandırılması ve akabinde gerektiğinde talimat yoluyla keşif de yapılarak, kusur durumuna dair tüm itirazları karşılayacak surette usule uygun kusur raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.
Bu nedenlerle, davacılar vekilinin kusura dair istinaf itirazlarının kabulü gerekmiştir.
2-Kabule göre ise; mevcut haliyle somut olayın özelliklerine ve davalı sürücünün kaza sonrası davranışlarına, müteveffanın yaklaşık 3 ay yoğun bakımda kaldıktan sonra vefat etmiş olmasına ve dosya kapsamına göre hükmedilen manevi tazminat tutarları bu kabuldeki kusura göre dahi az olmuş olmakla, yukarıda açıklanan kusur durumuna dair eksiklik giderildikten sonra netleşecek olan kusur durumları itibariyle mahkemece yeniden değerlendirilmesi gerekeceğinden, davacılar vekilinin bu yöndeki itirazı da haklı bulunmuştur.
Ayrıca, gerekçede temerrüt tarihinin 09.02.2022 olarak belirtilip, hükümde 09.02.2021 olarak belirtilmesi suretiyle çelişki oluşturulması da doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/261 Esas - 2022/161 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacılar tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde davacılara iadesine,
4-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1172, K. 2025/6, 15 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama