İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1419 K.2025/129

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2022/1419Karar2025/129Tarih30 Ocak 2025Okuma22 dk · 4.369 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi Birleşen Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mah.2016/1121 Sayılı Dosyası:

Karar tarihi
30 Ocak 2025
Dosya no
2022/1419
Karar no
2025/129
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
09/12/2021
Numarası
2020/330 Esas - 2021/880 Karar
Dava
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
Dava
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.369 kelime·22 dk okuma·7 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, daha önce ekonomik yönden zora düştüğünde kendisine destek olan davalı şirketin yetkilisinin talebi ile davalının sahibi olduğu ...

A.Ş.'deki 2.000.000 TL'lik hissesinin tamamını emanetçi ve geçici olarak 10/02/2014 tarihinde 6.200.000 TL bedelle devraldığını, karşılığında ödeme protokolü yapılarak 31/08/2014, 31/03/2015 ve 30/09/2015 tarihli ve 2.000.000-2.000.000-2.200.000 TL bedelli senetlerin davalıya verildiğini, prorokolde senetler ödenmediği takdirde devre konu hisselerin geri alınacağı ve ödenmiş bir bedel var ise aynen iade edileceğinin hükme bağlandığını,

müvekkilinin hisseleri gerçekten almak istememesi nedeniyle senetleri ödemediğini ve protokole göre senetler ödenmediği için hissesini geri alması için davalı şirket yönetimine başvurduğunu ancak şirkete kayyum atandığını, davalı ile yeni protokol imzaladığını, eski senetlerin geri alınıp, yeni senetler verildiğini, ikinci protokole tarih atılmadığı halde, davalının tarih kısmını ilk protokol tarihi imiş gibi kötü niyetli olarak doldurduğunu, müvekkilinin ticari itibarını korumak için, emanetçi de olsa davalı ile uzlaşma yollarını aradığını ve 01/07/2016 tarihinde vekilleri vasıtası ile başka protokol imzaladıklarını,

buna rağmen davalının kötü niyetli olarak senetleri iade etmediğini ve müvekkilini icra takibi ile tehdit ettiğini, müvekkilinin ticari itibarını zedelememek için 938.560 TL ödemede bulunduğunu beyanla davalıda bulunan 2.200.000 TL senede ilişkin her türlü yasal hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin ... sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Birleşen Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1121 esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

Mahkememizin 2016/1092 esas sayılı dava dilekçesindeki gerekçeleri öne sürerek, müvekkilinin 31/12/2016 tarih ve 2.000.000 TL bedelli senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödemek zorunda kaldığı 938.560 TL'nin ödendiği tarihten itiaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, dosyanın mahkememizin 2016/1092 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. 27/11/2015 tarihinde davalı şirkete kayyım atandığını, bu tarihten sonraki şirket ve yetkilileri tarafından yapılan tüm işlemlerin kayyım tarafından incelemeye alındığını, eski yönetici ve ortakların da soruşturma kapsamına dahil edildiğini, müvekkilinin şirketin kayyım öncesi dönemde hissedarı bulunduğu ...

A.Ş.'nin 2.000.000 adet hissesinin eski yöneticileri tarafından davacıya devir ve temlik edildiğini, davacının devir ve temlik aldığı bu hisse senetlerinin bedeline karşılık senetler düzenleyip eski yönetime teslim ettiğini, vadesi geldiğinde müvekkili şirket ile Hisse Devir Sözleşmesine istinaden senet bedellerini ödemekten kaçınan davacıya icra takibi yapıldığını, davacının müvekkili şirket nezdindeki hisse senetlerinin mülkiyetini usulüne uygun şekilde ciro ve teslim ile kazandığını, taraflar arasındaki hisse devrinin ticari bir iş olduğunu, müvekkilinin hisse senetlerini teslim ederek edimini yerine getirdiğini,

davacının da devir borcuna karşılık senetleri düzenleyerek müvekkiline verdiğini, tamamen geçerli bir alım satım işlemi olduğunu, geçersizliğinin ileri sürülemeyeceğini, davacının kendisini hangi sebeple emanetçi ve geçici olarak nitelendirdiğinin anlaşılamadığını, davacının takip konusu senetlerin bedelsiz olduğu iddiasını ispata yarar bir delil sunamadığını beyanla davanın reddine, davacının %20 oranında kötü niyet tazminatı ödemesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davalı taraf usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 09/12/2021 Tarih ve 2020/330 Esas- 2021/880 Karar sayılı kararında;"...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; taraflar arasında, davalının ...

A.Ş.'de bulunan 2.000.000 hisseye karşılık 2.000.000 TL'lik sermaye hak ve hissesinin tamamını 6.200.000 TL bedelle davalıya devrettiğine dair 10/02/2014 tarihli anonim şirket hisse devir sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmede devir bedelinin 31/08/2014 vade tarihli - 2.000.000 TL bedelli, 31/03/2015 vade tarihli - 2.000.000 TL bedelli ve 30/09/2015 vade tarihli ve 2.200.000 TL bedelli senetlerle ödeneceğinin, sözleşme şartlarının yerine getirilmediği, herhangi bir senedin zamanında ödenmediği hallerde devre konu hisselerin davalı tarafından geri alınacağı, tahsil edilen bedelin de iade edileceğinin kabul edildiği,

yine taraflar arasında aynı hükümleri içeren yalnızca senet vadelerinin 30/06/2016, 30/09/2016 ve 31/12/2016 olduğu 10/02/2014 tarihli anonim şirket hisse devir sözleşmesinin akdedildiği, davalı tarafından sözleşmelere konu edilen nama yazılı hisse senedinin usulüne uygun şekilde, 11/02/2014 tarihinde ciro edilerek davacıya teslim edildiği, bu şekilde senedin mülkiyetinin davacıya geçirildiği, davalının sözleşme uyarınca üstlendiği edimi sözleşmeye uygun şekilde ifa ettiği, söz konusu hisse devri sebebiyle yine sözleşmede belirtilen iş bu asıl ve birleşen davaya konu toplam 3 adet senedin davacı tarafından keşide edilerek davalıya verildiği,

senetlerin vade tarihlerinde ödenmediği, davacı ile davalıyı vekaleten temsilen Av. ... arasında akdedilen 01/07/2016 tarihli protokolde, "hisse devir ilişkisinden doğan toplam 3 adet senet tahsil için bankaya verilmiş ise de, 30/06/2016 tarihi itibari ile protesto edilmemesi için bankaya talimat verildiği, senetlerin iade alınacağı ve 30/07/2016 tarihine kadar taraflarca hiçbir dava ve takibe konu edilmeyecekleri, tarafların bu tarihe kadar sulhen anlaşma yoluna gideceği, bu tarihe kadar anlaşma sağlanamaz ise tarafların bu tarihten sonra tüm yasal haklarını kullanabilecekleri"nin kabul edildiği,

bundan sonra davalı tarafından asıl davaya konu takibin başlatıldığı, davacının iddiasının hisse senetlerinin kendisine emaneten devredildiği ve verilen kambiyo senetlerinin vadesinde ödenmemesi halinde davalı tarafından iade alınacakları, bu nedenle senetler nedeniyle borçlu olmadığı yönünde olduğu, iddianın hukuki niteliğinin inançlı işlem olduğu,

inançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemler olup, inançlı işlem kazandırmayı yapan kişiye yani inanana, belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir.

Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. Taraflar arasında akdedilen bir sözleşmenin inançlı işlem olarak nitelendirilebilmesi için, inanılan tarafa geçirilen malvarlığı değerinin bir teminat veya kullanım amacının olması, bu amacın gerçekleşmesi ile de inanana malvarlığı değerinin iadesi talebi hakkını tanıması gerekir.

Somut olayda taraflar arasında akdedilen sözleşmede hisse senetlerinin davacıya teminat veya başka bir amaçla devredildiği hususunda bir açıklık olmadığı gibi, hisse senetlerinin bir bedel karşılığında devredildiği, sözleşmede hisse senetlerinin bedeli karşılığında düzenlenen kambiyo senetlerinin vadesinde ödenmemeleri halinde geri alınacağına dair kabulün, bu sözleşmeye bir inanç sözleşmesi niteliği kazandırmayacağı, sözleşmedeki bu ifadenin davalıya, davacının edimini süresi içerisinde ifa etmemesi halinde tanınmış bir hak olduğu,

davacının alım satım sözleşmesi ile aldığı ve usul ve yasaya uygun ciro ve teslim ile mülkiyetini kazandığı hisse senetlerinin bedeli karşılığında, yani ifa uğruna verdiği kambiyo senetlerini vadesinde ödemeyerek, sözleşmeye aykırı bu davranışından kendisi lehine bir sonuç çıkarmasının mümkün olmadığı, satım sözleşmesinde, alıcı davacının temerrüde düşmesi halinde, bedelin ödenmesini veya sözleşmeden dönerek hisse senetlerinin iadesini talep etme hakkının seçimlik olarak davalı tarafa tanınmış haklar olduğu,

davacının geçerli satım sözleşmesi ve geçerli şekilde devraldığı hisse senedi bedeli için verdiği kambiyo senetlerinin bedelini kısmen ödediği, asıl davaya konu icra takibinde talep edilen hisse senedi bedeli ve işlemiş faiz ile birleşen davaya konu 2.000.000 TL bedel yönünden borçlu olduğu anlaşılmakla asıl ve birleşen davanın reddine, davacının söz konusu sözleşmeleri inançlı işlem olarak nitelendirmesi ve savunmasını bu yönde yapmış olması karşısında asıl davaya konu icra takibinin kötü niyetli olmadığı kanaatine varılarak,

davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, birleşen davada takip söz konusu olmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..."gerekçesi ile,'' 1-Asıl dava ile birleşen Bakırköy 5.ATM'nin 2016/1121 esas sayılı davasının REDDİNE,2-Asıl ve birleşen davada kötüniyet tazminatı talebinin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Dava dilekçesinde de belirtiği gibi müvekkilinin bir nevi emanetçi gibi ...

A.Ş.' deki 2.000.000.TL.lık sermaye ve hak ve hissesinin tamamını geçici olarak 10.02.2014 tarihinde 6.200.000.TL. bedelle usulen satın aldığını ve karşılığında ödeme protokolü yapılarak 31.08.2014 vadeli 2.000.000.TL.'lık, 31.03.2015 vade tarihli 2.000.000.TL.'lık ve 30.09.2015 vade tarihli 2.200.000.TL.lık senetler verildiğini,Dosya içinde mübrez ilk protokolde görüleceği üzere müvekkilinin emanetçi olduğunun dolaylı olarak belirlenmesini sağlayan maddeler konulduğunu ve "senetler ödenmediği taktirde devre konu hisselerin geri alınacağı ve ödenmiş bir bedel var ise aynen iade edileceğinin" hükme bağlandığını,

müvekkilinin gerçekte satın alma gibi bir niyeti olmadığı için senetleri ödemediğini, protokole göre senetleri ödemediği için hissenin geri alınması amacıyla şirket yönetimine başvurduğunu ve yönetime kayyum atanması nedeniyle bir çözüm bulunamadığını,Daha sonra olaya çözüm bulunmasını sağlamak için görüşmeler yapıldığını, zaman kazanmak için davalının yeni protokol yapılmasını teklif ettiğini, bu gelişmeler sonucu davalı ile yeni bir ikinci (01.07.2016 tarihli) protokol düzenlendiğini, eski senetler iade alınmış ve yeni tarihli senetler verildiğini, ikinci protokole göre müvekkilininin verdiği senetlerin yeni miktar ve vadeleri,

30.06.2016 vade tarihli 2.000.000.TL, 30.09.2016 vade tarihli 2.000.000.TL. ve 31.12.2016 vade tarihli 2.200.000.TL.'lık toplam 6.200.0000.TL.lık senetler olduğunu, ikinci protokolün düzenlendiği tarihte tarih kısmı açık olduğu halde davalı tarafından tarih kısmı sanki ilk protokol tarihi imiş gibi kötü niyetle doldurulduğunu,

ikinci protokolde de aynı maddeler yer aldığı için müvekkilinin yeni bir protokol imzalamakta sakınca görmediğini,Müvekkilinin kendi ticari itibarını korumak zorunda olduğundan her ne kadar emanetçi olsa da davalı ile anlaşma yollarını aradığını ve aralarında vekilleri vasıtası ile 01.07.2016 tarihli bir başka protokol düzenlendiğini, bu protokole rağmen davalının kötü niyetle anlaşmak istemediğini, senetleri iade etmediği gibi müvekkilini icra tehdidi ile korkuttuğunu, müvekkilinin ticari itibarını zedelememek için davalıya (protokollere göre iade alması gereken) 10.08.2016 tarihinde 850.000.TL.

Ve 31.08.2016 tarihinde 88.560.TL olmak üzere toplam 938.560.TL.

Ödeme yaptığını, Müvekkili ısrarla her iki protokoldeki kurallar gereğince ödeme yapılmadığı taktirde hisseler geri alınacak maddesi gereğince hisselerin geri alınarak senetlerinin iadesini ve ödediği bedelin iadesini talep etmiş ancak müvekkilinin bu çabasına rağmen davalı şirketin kötü niyetini açığa çıkaran ve iptalini talep ettikleri icra takibini yapmış bulunduğunu, Davalı tarafından müvekkiline verilen hisse senedinin aslı Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1121 Esas sayılı dosyasından 22.12.2016 tarihinde,

1043 kasa numarası ile davalıya iade edilmek üzere müvekkil tarafından teslim edildiğini,Mahkemece dosya bilirkişi incelemesi neticesi, davalı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, senetlerin bedelsizliğinin inançlı işleme binaen ileri sürülebileceğinin tespit edildiğini, taraflar arasında gerçekleşen ilişkide karşılıklı rıza ile iki tane protokol düzenlenmiş ve her ikisinde de senetler ödenmediği taktirde işlemin geçersiz kalacağı, hisse senedinin iade alınacağı ve ödenen kısım var ise iade edileceğinin açıkça belirlendiğini,

Davalının kötü niyetle yaptığı icra takibine karşı öncelikle müvekkili hakkında yapılan takipten borcunun olmadığının tespiti ve takibin iptalini takibin durdurulması talepli olarak açtığı dava hakkında yerel mahkeme hukuki değerlendirmesinde, taraflar arasındaki protokole göre müvekkilinin senedi ödemeyip kendi lehine sonuç çıkaramayacağı yönünde değerlendirme yaparak davayı reddettiğini, normal şartlar altında yapılan bir değerlendirme yapılmadığı ve neticede yanlış bir sonuca ulaşılarak dava reddedildiği için istinaf incelemesi yapılmasını talep etmek gerektiğini,Zira;

dava konusu edilen darbe teşebbüsü sonucu kanun hükmünde kararname ile kapatılmayan ve halen yasal olarak faaliyetine devam eden bir şirket hissesi olsaydı sonuç yine de aynı mı olurdu, kararı bu yönden sorgulama gereği duyulduğunu,Taraflar arasındaki protokol her iki tarafa edim yükleyen protokol iken sanki müvekkilinin protokolde "senetler ödenmediği taktirde hisse senedi geri alınacak" maddesi yokmuş gibi senetleri kötü niyetle ödememiş ve neticede kendi lehine sonuç çıkararak ben ödeme yapmadım dolayısı ile bu ticari ilişki geçersizdir anlayışı ile hareket ettiği sonucuna göre karar verilmiş olup bu çıkarım tamamen mahkemenin kendi

varsayımına dayalı olduğunu,Protokolde senetler ödenmediği taktirde hisse senedi geri alınacak senetler iade edilecek maddesi olmasaydı sadece bu durumda yerel mahkemenin kararı yerinde olabilirdi.

Mevcut yasal koşullarda ticari faaliyetine devam eden bir şirket hissesi hakkında benzer bir protokol ve benzer bir uyuşmazlıkta aynı sonuca ulaşılmayacağına ve yerel mahkemenin siyasi iradenin (menfur darbe teşebbüsünün) etkisinde kalarak karar verdiğine inandığını,Borçlar hukukunda sözleşme özgürlüğü bulunmakta ve taraflar emredici yasal düzenlemelere aykırı olmadığı sürece istedikleri gibi sözleşme düzenlenebileceği kabul edilmiş bulunduğunu, bu kuraldan hareket edildiğinde taraflar arasındaki protokolün emredici düzenlemelere aykırı olması gerektiğini,

halbuki protokol tamamen sözleşme özgürlüğüne uygun düzenlenmiş olduğundan ve mahkeme dahi bu yönde bir değerlendirme yapamamış, sadece protokole aykırı görüşe ulaştığını, bir nevi yasal düzenlemelere aykırı karar verildiğini,Yukarıda da belirtildiği gibi hisse senetlerinin aslı davalıya iade edilmesi için Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1121 Esas sayılı dosyasından 22.12.2016 tarihinde, 1043 kasa numarası ile davalıya iade edilmek üzere teslim edilmiş, müvekkilinin zilyedliğinin de kalmadığını,Müvekkilinin her ne kadar emanetçi gibi hareket etmiş ise de aradaki hukuki ilişki inaçlı işlem olarak değerlendirilemeyeceğini,

zira hisse senedini aldığı kişiye iadesi düşünülmemiş, davalı şirkete iadesi düşünülmüş ve düzenleme buna göre yapıldığını, davalı hisse senedi aslını aldıktan sonra yine aynı kişiye ve aynı veya farklı koşullarda iade edilmesi yönünde bir düzenlemenin olmadığını, nereden bakılırsa bakılsın inançlı işlemin söz konusu bile olamayacağını,Olaya biraz farklı yönden bakıldığında, davalının kötü niyetinin söz konusu olduğunun ortada olduğunu, zira yasal olarak ticari faaliyeti engellenmiş bir şirketin hissesinin değersiz hale geldikten sonra,

sorumluluğu tamamen müvekkiline atarak ticari faaliyet devam ederken serbest piyasadaki değerinden müvekkile fatura çıkarılmaya çalışılması iyi niyetli kabul edilemeceğini, zira şirket devlet tarafından kapatılmış olmakla ticari değeri kalmayan hisse senedinin de değersiz hale geldiği ortada iken müvekkilinden alınan senetlerin de karşılıksız kalması kaçınılmaz olmalıdır.Tamamen kapatılan şirketin halen piyasada normal değerini koruyormuş gibi tek taraflı tahsilat yapılmak istenmesi yasal olarak yerinde olmadığını,

bu ilişkide müvekkilinin basiretli bir tacir gibi davranmasına rağmen elinde olmayan nedenlerle mağdur edilmek istenmesi yasal olarak kabul edilemeyeceğini, hangi yönden bakılırsa bakılsın yerel mahkemenin verdiği karar, meri yasal düzenlemelere, hakkaniyete aykırı olmakla istinaf incelemesi sonucu bozulmasını talep etmek zorunlu olduğunu,İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve re'sen belirlenecek nedenlerden dolayı, yerel mahkemenin kararının bozulmasına veya iptal edilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ 10/05/2022 TARİH VE 2020/330 ESAS- 2021/880 KARAR SAYILI EK KARARINDA:'' Davacı ... vekili tarafından verilen 18/04/2022 tarihli istinaf dilekçesi üzerine asıl ve birleşen davalar yönünden istinaf edildiği, birleşen dava yönünden harçların yatırılması için Mahkememizce düzenlenen 19/04/2022 tarihli harç ikmal muhtırasının, davacı vekiline 30/04/2022 tarihinde tebliğ edildiği,

tebliğden itibaren yasal bir haftalık sürede davacı vekili tarafından eksik harcın yatırılmadığı anlaşıldığından davacı ... vekilinin birleşen dava yönünden istinaf talebinin yapılmamış sayılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.'' Gerekçesi ile,'' 1-Davacı ... vekilinin birleşen dava yönünden istinaf talebinin HMK'nın 344. maddesi uyarınca yapılmamış sayılmasına, '' karar verilmiş, ek karar asıl ve birleşen dosya davacı vekiline 18/05/2022 tarihinde tebliğ edilmiş ve ek karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından uyap sisteminden gönderilen 30/05/2022 tarihli dilekçe ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Asıl ve birleşen davada davacı vekili ek karara yönelik istinaf dilekçesinde özetle.

Yerel Mahkemece verilen 10.05.2022 tarihli birleşen dava yönünden istinaf kararından vazgeçmiş sayılmasına ilişkin ek kararın iptali, bozulması, ortadan kaldırılması gerektiğini,Müvekkiline çıkarılan muhtıra eksik ve yanlış çıkarıldığını, yanıltıcı olmakla harç zamanında yatırılamadığını, Zira muhtıra tebliğ edildikten sonra kaleme gidilerek sorulmuş, kalem tarafından muhtıranın yanlış çıkarıldığı için harç yatırılmasına gerek yoktur bilgisi alındığı için harç yatırılmadığını,

esasında istinaf harç muhtırasının diğer dosya için tamamlayıcı harç ve birleşen dosya için de eksik ve tamamlayıcı harç için çıkarılması gerekirken bu türlü bir karışıklığa neden olunmuş bulunduğunu,Aradan geçen zaman diliminde esas dosya açısından dahi tamamlayıcı harç müzekkeresi tebliğ edilmediğini,Mahkeme kalemindeki uygulamanın eksik ve yanıltıcı olmasından kaynaklı hak kaybının yaşanması hakkaniyete uygun olmayacağından ek kararın ortadan kaldırılması için başvuru yapmak zorunlu olduğunu,İleri sürerek,

mahkemece verilen 10.05.2022 tarihli birleşen dava yönünden istinaf kararından vazgeçmiş sayılmamıza ilişkin ek kararın iptaline, olması gerektiği gibi asıl ve birleşen dava açısından ayrı ayrı belirtilmek suretiyle muhtıra çıkarılması için gereğinin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dairemizin 2018/1862 Esas - 2020/585 Karar sayılı 04/06/2020 tarihli kararımız ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.

353/1-a-4 maddesi uyarınca kaldırılması üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece yapılan 02/07/2021 tarihli duruşmanın 3 nolu ara kararı ile.

Birleşen İstanbul 14 ATMnin 2017/489 Esas sayılı dosyasının bu dosyadan tefriki ile mahkemenin en son esasına kaydına karar verildiği anlaşılmıştır.Asıl dava, taraflar arasında imzalanan anonim şirket hisse devri sözleşmesi kapsamında verildiği ileri sürülen 3 adet bonodan 24.04.2014 tanzim 30.06.2016 vade tarihli 2.000.000,00- TL miktarlı, 24.04.2014 tanzim 30.09.2016 vade tarihli 2.200.000,- TL miktarlı 2 adet bono nedeniyle kambiyo senetlerine dayalı başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemi ile İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır.Birleşen (Bakırköy 5 ATM.

2016/1121 esas sayılı ) dava ise, taraflar arasında imzalanan anonim şirket hisse devri sözleşmesi kapsamında verildiği ileri sürülen 3 adet bonodan 24.04.2014 tanzim 31/12/2016 vade tarihli 2.000.000,00- TL.

Bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemi ile İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılan menfi tespit ve öoenen kısmın istirdadı talebine ilişkindir.Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İlk derece mahkemesi 10/05/2022 tarih ve 2020/330 Esas- 2021/880 Karar sayılı ek kararı ile.

Davacı ... vekilinin birleşen dava yönünden istinaf talebinin HMK'nın 344. maddesi uyarınca yapılmamış sayılmasına, karar verilmiş, mahkemece verilen ek karar asıl ve birleşen dosya davacı vekiline e tebligat yolu ile 18/05/2022 tarihinde tebliğ edilmiş ve ek karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından uyap sisteminden gönderilen 30/05/2022 tarihli dilekçe ile ek karara yönelik istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin Mahkemece verilen 10/05/2022 tarihli ek karara yönelik istinaf sebebi incelendiğinde;HMK'nın 343/3. maddesinde;

''İstinaf yoluna başvurma tarihi konusunda 118. maddesi hükmü uygulanır.'' hükmü, HMK'nın 118/1. maddesinde ise; ''Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. '' hükmü yer almaktadır.HMK'nın 344. maddesinde; "....Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir.

Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır, '' hükmünün düzenlendiği, HMK. 346 Maddesinin 2 fıkrasında ise;'' Bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir,'' hükmü düzenlenmiştir.Mahkemece verilen ek karara karşı İstinaf yoluna başvuru süresi HMK. 344 Madde son cümle hükmü gereği HMK. 346/2 Maddesi uyarınca bir (1) haftadır.

Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar.Dosya kapsamından. İlk derece mahkemesince verilen 10/05/2022 tarihli ek kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. ...'a e tebligat yolu ile tebliğe çıkartıldığı, 18/05/2022 tarihinde " Tebligat, alıcının hesabına iletilmesine müteakip mevzuat gereği belirlenen süre sonunda otomatik olarak okundu sayıldı. " açıklaması ile tebliğ edilmiş olduğu,

davacı vekilinin 1 haftalık istinaf başvuru süresinin 25/05/2022 Çarşamba günü mesai bitiminde sona erdiği (UYAP sistemi üzerinden yapılan işlemler açısından saat 00:00'a kadar ), ancak davacı vekili Av. ... tarafından ek karara yönelik 30.05.2022 tarihli istinaf dilekçesinin - UYAP kayıtlarına göre - 30/05/2022 Çarşamba günü saat 20:06:09 itibariyle sunulduğu, 30/05/2022 pazartesi günü itibariyle istinaf süresinin geçtiği anlaşılmıştır.Bu durumda istinaf başvurusunun HMK.nun 346/2. maddesinde öngörülen 1 haftalık süre içerisinde yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Çünkü, HMK.nun 92. maddesi uyarınca süre hafta olarak belirlenmiş ise, başladığı güne karşılık gelen günün tatil saatinde biter.Öte yandan istinaf başvurusunun süresinde olup olmadığı konusunda ilk derece mahkemesince bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözden kaçırılmış olması durumunda istinaf dairesince de HMK.'nun 352. maddesince bu konuda bir karar verilebilecektir.Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle.

HMK.'nın 346, 352/1-c. maddeleri gereğince, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik verilen ek karara ilişkin istinaf başvurusunun süresinde yapılmamış olması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesince verilen ek karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusu dairemizce kabul edilmediğinden davacı vekilinin birleşen davaya ilişkin gerekçeli karara yönelik istinaf başvurucu incelenmemiştir.Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde;Davacı tarafça ibraz edilen asıl ve birleşen davaya konu Devir eden davalı...

A.Ş. ile devir alan davacı ... arasında imzalanan 10.02.2014 tarihli ... Şirket Hisse Devri Sözleşmesi incelendiğinde: Devir eden davalı ... A.Ş.'ye ait “... A.Ş.” ye ait, 1 adet nama yazılı 2.000.000 paya karşılık 2.000.000,- TL değerindeki pay senedinin 6.200.000,- TL. Bedelle bütün aktif ve pasifi ile nominal değer üzerinden davalı tarafça davacıya devredilmiş olup, devir bedeli tabloda belirtilen 31.08.2014 vadeli 2.000.000,00 TL.

Bedelli, 31.03.2015 vadeli 2.000 000, 00 TL. Bedelli, 30.09.2015 vadeli 2 200.000,00 TL. Bedelli 3 adet bono ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı,Taraflar arasında aynı hükümleri içeren yalnızca senet vadelerinin değiştirildiği diğer Anonim Şirket Hisse Devir Sözleşmesine göre 6.200.000,00- TL olan devir bedelinin tabloda belirtilen 30.06.2016 vadeli 2.000.000,00 TL. Bedelli, 30.09.2016 vadeli 2.000.000,00 TL. Bedelli, 31.12.2016 vadeli 2.200.000,00 TL.

Bedelli 3 adet bono ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı, Her iki sözleşmede de: Devir edenin, “...Devir bedelini tabloda belirtilen vade ve tutarlardaki senet bedellerinin banka hesabına nakden havale yapılmak suretiyle tahsil edeceği, sözleşme şartlarının yerine getirilmediği/herhangi bir senedin zamanında ödenmediği hallerde devre konu hisseleri iade alacağım, tahsil ettiğim bedeli de herhangi bir fark ödemeksizin iade edeceğim, devre konu hisselerin bu günden sonra devir alana ait bulunduğunu,

devir alanın işbu hisse devri sözleşmesini ilgili yere ibrazla kendi adına ortaklar pay defterine işletmesine rıza ve muvafakatimizin bulunduğunu,..."Devir alanın, “....Hisse devir bedelini tabloda belirtilen vade ve tutarlardaki senet bedellerini gösterilen vadelerde devir edenin banka hesabına nakden havale yapmak suretiyle ödeyeceğimi, sözleşme şartlarını yerine getirmediğim/herhangi bir senedi zamanında ödeyemediğim hallerde devre konu hisseleri devir edene iade edeceğimi, ödediğim bedeli de herhangi bir fark ödemesi talebim olmaksızın iade alacağımı,

devir aldığım işbu sözleşmeye konu hisseleri devir bedelinin tamamının ödemeden üçüncü bir kişiye devredemeyeceğimi,...” şeklinde beyan ve taahhütleri bulunmaktadır.İkinci Sözleşmede. 30.09.2016 vadeli bono bedeli 2.000 000.- TL, 31.12.2016 vadeli bono bedeli 2.200.000. TL olarak gösterilmiş ise de asıl davaya konu ... sayılı dosyası başlatılan İcra dosyası ve eki bono suretinden 30.09.2016 vadeli bono bedelinin 2.200.000,- TL olduğu anlaşılmıştır.

Nitekim birleşen Bakırköy 5 ATM'nin 2016/1121 E. sayılı dosyası üzerinden açılan davada da 31.12.2016 vadeli bono nedeniyle 2.000.000 TL borçlu olunmadığının tespiti talep edilmektedir.Davalı ... İnşaat vekili Av. ... ile davacı ... arasında imzalanan “Protokoldür” başlıklı 01.07.2016 Tarihli belge incelendiğinde. Konusu: “10.02.2014 tarihinde taraflar arasında yapılan ...

A.Ş. hisse devrinden doğan ve kambiyo senedine bağlanmış toplam 6.200.000,- TL borcun durumu" olup, anılan protokol içeriği.

“Yukarıda yazılı hisse devri ilişkisinden doğan toplamda 3 adet bonoya bağlı borcu içeren senetler her ne kadar tahsili için bankaya verilmiş ise de 30.06.2016 tarihi itibariyle protesto edilmemesi için bankaya talimat verilmiş olup, senetlerin verildiği şubeye gelişinden sonra iade alınacak ve 30.07.2016 tarihine kadar taraflarca hiçbir dava ve takibe konu edilmeyecek, bu süreye kadar taraflar sulhen anlaşma yolunu kullanacaklar, bu süreye kadar herhangi bir anlaşma sağlanamazsa taraflar bu tarihten sonra her türlü yasal haklarını kullanmakta serbest kalacaklardır.” şeklindedir.

Davacı tarafça sunulan ... Bankası İkitelli Şb.'ne ait dekontlara göre; davacı ... tarafından "30.06.2016 vadeli 2.000.000 TL tutarlı senede istinaden" açıklaması İle 09.08.2016 tarihinde 850.000,- TL ve 29.08.2016 tarihinde 88.560,- TL olmak üzere, takip tarihinden önce davalı ... İnşaat hesabına toplam 938.560,00- TL. Ödenmiştir. Bu nedenle; ... sayılı dosyası ile 24.10.2016 tarihinde ... aleyhine başlatılan takipte.

30.06.2016 vadeli 2.000.000,00 TL. miktarlı, 30.09.2016 vadeli 2.200.000.- TL miktarlı bonolar nedeniyle (4.200.000-938.560) 3.261.440,00 TL asıl alacak talep edildiği anlaşılmaktadır.Davacı tarafça ibraz edilen ... A.Ş.'ye ait ... seri nolu nama yazılı pay senedi incelendiğinde. Pay senedinin şirket pay defterinde ...

A.Ş.adına kayıtlı iken iş bu nama muharrer pay senedinin 11/02/2014 tarihinde maliki tarafından ...'e devredildiği ve yönetim kurulu tarafından 11/02/2014 tarihinde kabul edilerek yeni hissedarın pay defterine işlendiği belirtilip devralan davacı, devreden davalı ve şirket yönetim kurulu başkanı ile başkan yardımcısının pay senedinin arkasında imzalarının olduğu ve hisse devrinin gerçekleştiği anlaşılmıştır.Sözleşme kapsamında düzenleme tarihleri bulunmayan 30.06.2016 ödeme tarihli 2.000.000 TL bedelli, 30.09.2016 ödeme tarihli 2.200.000 TL bedelli,

31.12.2016 ödeme tarihli 2.000.000 TL vade tarihli üç adet bononun davacı tarafından davalı tarafa verildiği ve bu bonoların asıl ve birleşen davalarda konu edildiği anlaşılmıştır.İstanbul Anadolu 9.Sulh Ceza Mahkemesinin 27.11.2015 tarih 2015/63 D.İş sayılı kararı ile davalı şirkete .../...soruşturması kapsamında kayyum atandığı ve davalı şirketin ceza mahkemesi kararı ile atanan kayyımlarının yetkilerinin ...'ye devredildiği dosyadaki belgelerden anlaşılmıştır.Davacının asıl ve birleşen davadaki iddiasının,

hisse senetlerinin kendisine emaneten devredildiği ve verilen kambiyo senetlerinin vadesinde ödenmemesi halinde davalı tarafından iade alınacakları, bu nedenle senetler nedeniyle borçlu olmadığı yönünde olduğu, davalı vekili cevap dilekçesinde ise, kayyım atamasına ilişkin açıklamalardan sonra 10.02.2014 tarihli sözleşme ile şirket paylarının ciro ve teslim yolu ile davacıya devir edildiğini, sözleşmeden iki yıl sonra dava açılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu,

ceza soruşturmasının devam ettiği, kambiyo senetlerinin temel borç ilişkisinden bağımsız olduğu savunulmuştur.Taraflar arasındaki sözleşmeye göre, davalı şirketin, dava dışı ... AŞ'deki paylarının davacıya devir edildiği ve tescil işleminin yapıldığı, bu kapsamda davalının edimlerini yerine getirdiği sabittir.

TBK'nın 97. maddesi gereğince karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifasını isteyen tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça borcunu ifa etmiş yada ifasını önermiş olması gerekir.

Bu kapsamda, davalının devir edimini yerine getirdiği ve devir borcunun ödenmesi için davacıdan talepte bulunabileceği açıktır.TBK'nın 19. maddesi gereğince, bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.

Taraflar arasındaki sözleşmede bir anonim şirketi paylarının devri ve bu devir bedelinin tahsili amaçlanmış olup, 2014 yılında düzenlenen sözleşme ile payların devir edilmesinden sonra, sınırsız bir şekilde devir borçlusuna dilediği zaman edimi olan bonoları ödemeyerek sözleşmenin feshine neden olabileceğinin tek taraflı olarak alıcıya tanındığı hususu, taraflar arasındaki sözleşme dengesine göre kabul edilemez.

Bononun ödenmemesi tamamen davacının sorumluluğunda olup, bonoyu ödemeyen davacı temerrüde düşmüştür. Bir kişinin kendi temerrüdünden kaynaklı hak sahibi olması belirtilen yasa maddesi anlamında mümkün değildir. Sözleşmede davacıya dönme yetkisi tanınmamış, bu yetkinin sadece davalıya tanındığı görülmüştür. Davalı da sözleşmeden dönmeyerek payları devir ettiği gibi pay bedellerine ilişkin bonoların tahsilini talep ettiğinden davacının borçlu olduğu açıktır.

Aksi halde davacının kendi kusurundan kaynaklı temerrüdü nedeniyle hak sahibi olacağı kabul edilecek olup, böyle bir sonuç taraflar arasındaki sözleşmede amaçlanmamıştır.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesine göre; ilk derece mahkemesince davanın reddine yönelik verilen karar, usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden,

mahkemenin kabul ve gerekçesine göre asıl ve birleşen davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik verilen ek karara ilişkin istinaf başvurusunun süresinde istinaf yapılmamış olması nedeniyle HMK.'nın 346, 352/1-c. maddeleri gereğince,usulden reddine karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik verilen ek karara ilişkin istinaf başvurusunun süresinde istinaf yapılmamış olması nedeniyle HMK.'nın 346, 352/1-c. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,

ASIL DAVA YÖNÜNDEN

3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN

5-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 6-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 8-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 30/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/1419, K. 2025/129, 30 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  7. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  8. Asıl Dava Yönünden
  9. Birleşen Dava Yönünden
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1419
Karar No
2025/129
Tarih
30 Ocak 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1420 K.2025/130
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/1420 K.2025/110
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2022/1422 K.2025/129
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2022/1424 K.2025/61
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1424 K.2025/36
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2022/1426 K.2025/138

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.