KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2022/163 Esas
- Karar no
- 2024/965 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2020/235 Esas - 2021/825 Karar
- Tarihi
- 04/11/2021
- Dava
- Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı
Karar Metni
2.547 kelime·13 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili firma ile davalı sigorta firması arasında 01/02/2019-01/02/2020 tarihleri arasında geçerli olan 560.011 RTL numaralı Kredi Sigortası Poliçesi imzalandığını, davalı şirketin 09/07/2019 tarihinde verdiği kredi limiti ile müvekkili şirketin Almanya'da yerleşik ... firmasına gerçekleştireceği ihracat bedellerini 75.000 USD tutarına kadar tazmin etmeyi taahhüt ettiğini, kredi sigortası ile sigorta şirketi alıcının borçlarını ödememesi durumu için teminat verdiğini ve borcun %90'ını tazmin etme yükümlülüğü altına girdiğini,
müvekkili firmanın 19/07/2019 tarihinde dava dışı ... firmasına 75.001,81 USD tutarında ihracat yaptığını, müvekkili firmanın alıcı firmanın vade tarihinde ödeme yapmaması üzerine sigorta poliçesi kapsamında zararın tazmin edilmesi talebi ile davalı şirkete müracaat ettiğini, bunun üzerine davalı sigorta şirketinin faturanın teminat dışında kaldığını ve tazminat ödenmeyeceğinin bildirildiğini, teminat kapsamında yapılan ihracatın tutarının 75.001,81 USD olduğunu, teminat oranının %90 olduğunu, tazmin edilmesi gereken tutarın 67.500 USD olduğunu, davalı aleyhine İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu bildirerek; davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı ile müvekkili şirket arasında ticari alacak sigortası poliçesi imzalandığını, söz konusu sigorta türüyle sigortalıların ticari faaliyetleri kapsamında yapmış oldukları mal ve hizmet satışlarından doğan alacakları teminat altına alındığını, sigortalıların gerçekleştirdikleri satışlar karşılığı ücretlerini alamamaları halinde poliçede belirlenen şartlar, onaylanan kredi limitleri ve teminat oranları kapsamında müdahale bildirimi üzerine tazminat ödemesi yapıldığını, taraflar arasında imzalanan sigorta poliçesi incelendiğinde azami vade süresinin fatura tarihinden itibaren 120 gün olduğu,
ayrıca vadesi geçmiş borç bildiriminin fatura tarihinden itibaren 150 gün içinde veya alıcının aciz halinin öğrenildiği tarihten 2 gün içerisinde yapılması gerektiğinin bildirildiği,bu hususların davacı sigortalı tarafından açıkça kabul edildiği, sigortalının gerekli sürelere uymayarak sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde ilgili borçların teminat kapsamı dışına çıkacağını ve müvekkilin hasar tazmin yükümlülüğünün ortadan kalkacağı, davacı yanın sözleşmede belirlenen sürelerde müvekkili şirkete müracaat etmediğini, davacı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine itiraz ettiklerini bildirerek; davanın reddine, davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi'nin 04/11/2021 tarih ve 2020/235 Esas - 2021/825 Karar sayılı kararında. "İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası getirtilmiş, yapılan incelemesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 67.500 USD üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, davalının icra takibine itiraz ettiği ve takibin durduğu görülmüştür.
Davacı ile davalı sigorta şirketi arasında 01/02/2019-01/02/2020 tarihleri arasında geçerli olan davacının ihraç edeceği mallar ile ilgili olarak zararlarının tazmini konusunda kredi sigortası sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin eki olan özel şartların 3.2.1 maddesinde; vadesi geçmiş borç bildirimi için fatura tarihinden itibaren 150 gün içerisinde bildirimde bulunulacağının kararlaştırıldığı, davacının incelenen ticari defterlerindeki kayıtlarda riziko konusu ihracatı yaptığının anlaşıldığı, fatura tarihinden itibaren 150 gün içerisinde sigorta şirketine bildirimde bulunmadığı, sözleşmenin özel şartlarının 3.2 maddesinin ihlal edildiği,
davalı sigorta şirketinin de cevap dilekçesinde ve Beyoğlu ...Noterliğinin 23/01/2020 tarih ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesinde; hasara konu faturaya ilişkin kredi sigortası özel şartlarındaki 120 günlük müdahale talebi bildirimine uyulmaması sebebi ile zarar tazmininin yapılamayacağının bildirildiği, davalının sadece kredi sigortası özel şartlarında belirlenen azami vade süresinin geçirilmesi nedeniyle tazmin talebini reddetmiş olduğu,
taraflar arasındaki uyuşmazlığın kredi sigortası özel şartlarında belirlenen 120 günlük müdahale talebine ilişkin sürenin geçirilmiş olmasının rizikoyu teminat harici bırakıp bırakmayacağı noktasında toplanmaktadır.6102 sayılı TTK.nun 1446(1) maddesinde; riziko gerçekleştiğinde sigorta ettiren ,rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir.
Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması ,ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa ,kusurun ağırlığına göre ,tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir." TTK.nun 1449.maddesinde; "...
Sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere, sigortacının sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz.
İhlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan fesih hakkı düşer; meğerki, Kanun farklı bir süre öngörmüş olsun.
Sigortacı ihlalin, rizikonun gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez..." şeklinde düzenleme yapılmıştır.TTK.nun 1446/2 ve TTK.nun 1449.maddesindeki düzenlemeler dikkate alındığında davalının hasar bildiriminin süresinde yapılmadığına ilişkin red gerekçesi yasanın emredici hükümlerine aykırılık oluşturmaktadır.
Davacının geç bildirimde bulunmasının sigortacının ediminin içeriğine etki ettiğine ilişkin herhangi bir ispat vasıtası ortaya konulmadığı gibi geç bildirimde bulunan davacının bildirim yükümlülüğünü kusuru ile ihlal ettiği ve bu durumun sigortacının edim yükümlülüğüne etki ettiği ispatlanamadığı gibi TTK.nun 1449/2 maddesi uyarınca da sözleşmenin sigorta şirketince feshedilmediği anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin dava konusu sigorta tazminatının ödenmesinden sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. ( Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2020/265 E, 2021/5392 Karar sayılı,
28/06/2021 tarihli ilamı da bu yöndedir.) Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davalı sigorta şirketinin gerçekleşen hasardan sorumlu olduğu, ihbar mükellefiyetinin poliçe özel şartlarında belirtilen sürede yapılmamasının TTK.nun emredici nitelikteki 1446 ve 1449 maddelerinde öngörülen koşullar gözetildiğinde yerinde olmadığı, alacağın likit olmadığı,
bu sebeple davacı yararına %20 icra inkar tazminatı verilmemesi gerektiği, ( Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2020/265 E, 2021/5392 Karar sayılı, 28/06/2021 tarihli ilamında da kredi sigorta genel şartları uyarınca alacağın teminat kapsamında kalıp kalmadığına ilişkin yapılan dava sonucunda talep edilen alacağın likit olmadığı, %20 icra inkar tazminatı verilmesinin doğru olmadığının içtihat edildiği) anlaşıldığından.
Davanın Kabulüne, itirazın iptaline, takibin 67.500,00-USD üzerinden devamına, 67.500,00-USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a mad uyarınca faiz işletilmesine davacının %20 tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, "Davanın Kabulüne, itirazın iptaline, takibin 67.500,00-USD üzerinden devamına, 67.500,00-USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a mad uyarınca faiz işletilmesine," karar verilmiş ve verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile.
Yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararının hukuka aykırı olup anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zaruretinin hasıl olduğunu, davacı tarafın müvekkil şirketle aralarında imzalanan sigorta poliçesi uyarınca müdahale bildirimini yapması gereken süre içerisinde yapmamış olup bu durumda müvekkil şirketin tazminat ödeme yükümlülüğünün ortadan kalktığının açık olduğunu, Yerel mahkemece bu hususta hatalı değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuş olup hukuka aykırı kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, davacı sigortalının,
müvekkil şirket ile yaptığı sigorta sözleşmesi uyarınca teminat kapsamında Almanya'da bulunan ... firmasına 75.001,81 USD tutarında ve ödeme vadesi fatura tarihinden itibaren 120 gün sonra olmak kaydıyla satış gerçekleştirdiğini, söz konusu satışa ilişkin faturanın ...
GmbH tarafından vadesinde ödenmemesi üzerine davacı sigortalının müvekkil şirket sistemi ... üzerinden müdahale talebinde bulunduğunu, taraflar arasında imzalanan Sigorta Poliçesi'nin "Özel Şartları 3.2 Vadesi Geçmiş Borç Bildirimi İçin Süre Sınırı" başlıklı maddesinde vadesi geçmiş borç bildiriminin "Fatura tarihinden itibaren 150 gün içerisinde veya alıcının aciz halinin öğrenildiği tarihten itibaren 2 gün içerisinde" yapılması gerektiğinin düzenlendiğini ancak davacının müvekkil şirket sistemi üzerinden yapmış olduğu vadesi geçmiş borç bildirimini (müdahale talebi) 08.01.2020 tarihinde yapmış olup poliçe şartları uyarınca fatura tarihi
dikkate alındığında davacının söz konusu bildirimi en geç 16.12.2019 tarihine kadar yapmış olması gerektiğini;Davacının müdahale bildirimini poliçe ile öngörülen süre içerisinde yapmadığının açık olup Sigorta Poliçesi Genel Şartlar 13.4 Diğer Yükümlülüklerin İhlali başlıklı maddesi uyarınca davacının teminat elde etme hakkını kaybettiğinin ve müvekkil şirketin tazminat ödeme yükümlülüğünün ortadan kalktığının açık olduğunu, yukarıda izah ettikleri hususları davacının da inkar etmediğini,
dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemesi ve müvekkil şirket sistem kayıtlarının incelenmesiyle de davacının müdahale bildirimini poliçe ile öngörülen sürede yapmadığının sübuta erdiğini, Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemenin davanın kabulüne dair gerekçelerinin dava konusu somut olaya uygun olmayıp taraflarca akdedilen ve üzerinde herhangi bir ihtilaf bulunmayan sigorta poliçesinin davacı tarafça bağlayıcı olacağının açık olduğunu, basiretli bir tacir olan davacının müdahale bildirim süresini poliçede öngörülen süre içerisinde yapması gerektiğini bilebilecek durumda olduğunu,
sigorta poliçesinin ilgili hükümlerinde yasanın emredici hükümlerine muhalif herhangi bir düzenleme bulunmamakta olup davacının müdahale bildirimini geç yapmasının sonuçlarına katlanması gerektiğini, poliçe hükümlerinin açık olup müdahale bildiriminin süresinde yapılmaması halinde müvekkilin tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmayacağının düzenlendiğini, Kredi Sigortası Genel Şartları'nın B.1. sayılı maddesi uyarınca temerrüt halini genel şartlar ve poliçede düzenlenmiş sürede yapmayan sigortalının teminattan yararlanma hakkını kaybettiğinin açık olduğunu, Kredi Sigortası Genel Şartları Türkiye Sigorta Birliği tarafından yayınlanmış olan,
Kredi (Ticari Alacak) Sigortalarının özel mevzuatını teşkil eden ve tüm ticari alacak sigortalarında uygulanması zorunlu olan şartlar bütünü olduğunu, Kredi Sigortası Genel Şartları'nın B.1 sayılı maddesinin. "Borç ile ilgili herhangi bir temerrüt hali, sigortalı tarafından vade tarihinden veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 60 gün içinde sigortacıya bildirilir. Bu süre özel şartlarda belirtilmek kaydıyla vade veya uzatılmış vadeden itibaren 30 güne indirilebilir.
Bu bildirim yapılmadığı takdirde sigortalı teminattan yararlanma hakkını kaybeder" şeklinde olduğunu, mahkeme kararına dayanak teşkil eden 6102 Sayılı TTK'nın Sigorta Hukukuna ilişkin hükümlerinin "Genel Norm/Genel Kanun" niteliğinde olup Kredi Sigortası Genel Şartlarının ise "Özel Norm/Özel Mevzuat" niteliğinde olduğunu, Kredi Sigortası Genel Şartları'nın yalnızca ticari alacak sigortalarına uygulanmak üzere düzenlenmiş olup normlar hiyerarşisi kurallarına göre öncelikli olarak Kredi Sigortası Genel Şartları hükümlerinin uygulanacağını;Kredi Sigortası Genel Şartları B.1.
Sayılı maddesi ve taraflar arasında imzalanmış Poliçe uyarınca müdahale talebini zamanında yapmayan ve temerrüt durumunu zamanında müvekkil şirkete bildirmeyen davacının teminattan yararlanma hakkını kaybetmiş olup Yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, Yerel mahkemenin hasar bildiriminin süresinde yapılmadığına ilişkin red gerekçesinin yasanın emredici hükümlerine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiş olsa da müvekkil şirketin taraf olduğu farklı bir dava dosyasında verilen karar ile işbu dosyada verilen kararın çeliştiğini,
aynı poliçe hükmünden kaynaklanan farklı bir ihtilafa ilişkin müvekkil şirketin red gerekçesinin hukuka uygun olduğunun tespiti ile müvekkil şirket lehine karar verilmiş olup bu kararı emsal olarak sunduklarını,
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1239 Esas sayılı dosyası ile müvekkil şirket aleyhine açılan davada davacı yanın müvekkil şirketçe ödenmeyen hasar bedelinin tahsilini talep ettiğini ancak huzurdaki davaya konu olayda olduğu gibi anılan dosyada da davacı yanın müdahale bildirimini poliçe ile öngörülen sürelerde gerçekleştirmediğini;Müvekkil şirketin davacının 3 adet faturaya ilişkin hasar bedeli ödenmesi talebini söz konusu faturalara ilişkin müdahale bildirimlerinin süresinde yapılmamış olması sebebiyle reddettiğini ve mahkemece yapılan yargılama sonucunda müvekkilin red gerekçesinin hukuka uygun olduğunun sübuta erdiğini,
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1239 Esas 2019/797 Karar sayılı ve 24/09/2019 tarihli kararında Yerel mahkemece müdahale bildiriminin süresinde yapılmamasının müvekkil şirket bakımından haklı bir red sebebi olarak kabul edilmesi gerektiğinin hüküm altına alındığını,
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinaf başvurusuna konu huzurdaki davaya ilişkin verdiği kararın emsal olarak sundukları karar ile çeliştiğinin açık olup sigorta poliçesinde yer alan müdahale bildirim süresine ilişkin düzenlemelerin yasanın emredici hükümlerine herhangi bir aykırılık taşımadığını aksine Kredi Sigortası Genel Şartları hükmü ile uyumlu olduğunun ortada olduğunu beyanla Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini, yargılama masrafı ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, dava dışı alıcı şirket tarafından vadesinde ödenmeyen ihracat bedelinin taraflar arasında akdedilen Kredi Sigortası Poliçesi kapsamında davalıdan tazmini için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında 01.02.2019 ila 01.02.2020 tarihleri arasında geçerli kredi sigorta poliçesi akdedildiğini, bu poliçe ile davalının, Almanya'da yerleşik ...
GmBH'ye yapılacak ihracat bedellerini sigorta ettiğini, alıcı şirketin 19.07.2019 tarihli ve 75.001,81 USD bedelli faturayı vadesinde ödemediğini, bu nedenle davalıya ihbarda bulunulduğunu, davalının faturanın teminat dışında kaldığını beyan ederek ödeme yapmadığını, bu nedenle hakkında icra takibi başlatıldığını, talep edilen tazminatın sigorta poliçesi kapsamında olduğunu beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, sigorta poliçesi kapsamında ödeme yapılabilmesi için vadesi geçmiş borca ilişkin bildirimin fatura tarihinden itibaren azami 150 gün içerisinde yapılması gerektiğini,
aksi halde tazminat sorumluluğunun ortadan kalktığını, davacının bildirim süresinin 150 günü aştığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, kök ve ek rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir.
HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır.
Davalı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre.
TTK'nın Koruyucu Hükümler başlıklı 1452/3. maddesinde aynı kanunun, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemeyecek hükümleri arasında 1433 ila 1449. maddelerinin de sayıldığı, bu madde hükümlerine aykırı şekilde sigortalı aleyhine bir düzenleme yapılması halinde ilgili madde hükmünün uygulanacağı, TTK'nın uyuşmazlık konusu olayla ilgili 1446/2. maddesinde; rizikonun gerçekleştiğine dair bildirimin yapılmaması veya geç yapılması ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yapılabileceğinin kabul edildiği, oysa ki davalı tarafın;
taraflar arasında akdedilen kredi sigortası poliçesi özel şartlarının 3.2.maddesinde yer alan düzenleme ile vadesi geçmiş borç bildiriminin fatura tarihinden itibaren 150 gün içerisinde veya alıcının aciz halinin öğrenildiği tarihten itibaren 2 gün içerisinde yapılması gerektiği, aksi halde sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin ilgili borç için teminat elde etme hakkının kaybına yol açacağına dair poliçe genel şartlarının 13.4. maddesinin devreye gireceği ve tazminat ödeme sorumluluğunun kalkacağına dair iddiasının,
TTK'nın 1446/2. maddesine göre sigortalı aleyhine olduğu ve somut olayda TTK'nın 1452/3. maddesi gereği sigorta sözleşmesinde yer alan düzenleme değil TTK madde 1446/2. madde hükmünün uygulanacağı, aynı şekilde Kredi Sigortası Genel Şartları'nın B.1. maddesinde. "Borç ile ilgili herhangi bir temerrüt hali, sigortalı tarafından vade tarihinden veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 60 gün içinde sigortacıya bildirilir.
Bu süre özel şartlarda belirtilmek kaydıyla vade veya uzatılmış vadeden itibaren 30 güne indirilebilir.
Bu bildirim yapılmadığı takdirde sigortalı teminattan yararlanma hakkını kaybeder" şeklinde yer alan düzenlemenin de TTK'nın emredici nitelikteki 1452/3. maddesine aykırı olduğu, idari bir işlem olan genel şartlar ile kanunun emredici hükümlerine aykırı bir sonucun yaratılamayacağı, bu minvalde davacının bildirimi fatura tarihinden itibaren 150 günden sonra yapmış olması sebebiyle davalının tazminat sorumluluğunun sona ermeyeceği, davalı taraf TTK'nın 1446. maddesinde yer aldığı şekli ile,
geç bildirim yapılması sebebiyle ödenecek tazminatta bir artış olduğuna dair bir savunma sebebi ileri sürerek bu hususta bir delil de sunmadığından Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/163, K. 2024/965, 30 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama