KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
- Dosya no
- 2022/1702 Esas
- Karar no
- 2025/521 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2016/140 Esas - 2022/134 Karar
- Tarih
- 14/03/2022
- Dava
- İtirazın iptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle
Karar Metni
2.865 kelime·14 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı firmanın dava dışı olan ciranta ... A.Ş.'ye farklı özelliklerde kablolar sattığını, davacıya olan borçlarına karşılık olarak kendisine... Şti tarafından ciro edilen, keşidecisi ... Şti. lehtarı ... Şti 30.11.2015 keşide tarihli ve ... seri numaralı çeki davacıya ciro ettiğini, Davacı şirketin dava konusu çeki 08.2.2015 tarihinde ...
Bankası ... şubesine ibraz etmesine rağmen banka çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığı gerekçesiyle çek için işlem yapmadığını, davacının alacağının tahsilini sağlamak amacıyla 11.12.2015 tarihinde davalılar hakkında icra takibi başlatıldığını, tarafların borca itiraz ettiklerini, davacıya bu çek borcu ile ilgili olarak herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalıların çek bedelini ödememesi sebebiyle kambiyo senedinden kaynaklı sebepsiz olarak zenginleştiğini, davalılar sebepsiz zenginleştiğinden ve bu çeke ilişkin olarak ödeme yapmışsa kime, hangi tarihte ve tutarda ödeme yapıldığını ispatlamak zorunda olduğunu,
icra dosyasında borçlulardan ... A.Ş'nin şirket merkezi İstanbul olması sebebiyle icra takibinin İstanbul'da yapıldığını, ... A.Ş icra takibine süresinde itiraz etmediğini ve takip ... A.Ş hakkında kesinleştiğini, davalıların icra müdürlüğü dosyasında yetkiye ilişkin itirazlarının yerinde olmadığını, açıklanan nedenlerle davalıların ... Bankası A.Ş. ...
Şubesine ait ... seri numaralı 30.11.2015 tarihli tacir çekinin bedelinin ödenmemesi nedeniyle yetkili hamil olan davacı aleyhine TTK md.732/1 kapsamında sebepsiz zenginleşmeleri sebebiyle icra takibi tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, icra takibine yaptıkları haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Hamilin kambiyo senedinden kaynaklanan sebepsiz zenginleşme davası açabilmesi için poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemleri yapmayı ihmal etmesi yada zaman aşımının gerçekleşmiş olması tek başına yeterli olmadığını, ayrıca keşidecinin hamilin zararına zenginleşmiş olması gerektiğini, zenginleşmenin olmaması halinde hamilin keşidecide karşı bu davayı açabilmesinden bahsetme imkanının kalmayacağını,
dava konusu çekin keşidecisi olan davalı şirket çek bedelini 28.09.2015 tarihinde lehtar...
Şirketine ödediğini, hal böyle iken davalı şirket çeke dayalı olarak sebepsiz zenginleşmeden söz etmenin mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle davalı aleyhine haksız ve hukuka aykırı bir şekilde açılan iş bu davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacının dava konusu alacağın %20'si oranında tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 14/03/2022 tarih ve 2016/140 Esas - 2022/134 Karar sayılı kararında.
"Mahkememizce görülüp karara bağlanan davanın davacı tarafından dava dışı şirkete yapılan mal satımı karşılığında aldığı ve davalıların keşideci ve lehtar-ciranta olduğu çek bedelinin, muhatap banka tarafından keşide tarihinde tahrifat olduğu gerekçesiyle ödenmemesi üzerine, sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği doğan alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra- inkar tazminatı istemlerine ilişkin olduğu, davacı alacaklı tarafından, davalı borçlular aleyhine ... dosyasından, 30.000,00-TL asıl alacak ve 8,63 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam.
30.008,63 TL alacağın tahsili amacıyla 7 Örnek ilamsız icra takibi başlattığı, davalı/borçluların yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmuş olduğu, davacı vekilinin yasal süre içinde davalıların itirazının iptali için İİK 67. maddesine göre itirazın iptali davası açtığı, davalı-borçlu (keşideci) ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde; takip ve dava konusu çek bedelinin, 28.09.2015 tarihinde çek lehtarı ve aynı zamanda lehtar-ciranta olan...
Şirketi'ne ödendiğinin ve müvekkili şirketin takip ve dava konusu çeke dayalı olarak sebepsiz zenginleştiğinden söz etmenin mümkün olmadığının beyan edildiği ve lehtar-ciranta ile aralarında akdedilen 28/09/2015 tarihli protokolün bir örneğinin sunulduğu, bu haliyle de; davaya konu somut olayda, dava ve takip konusu çekin yetkili hamilinin davacı taraf olduğuna ilişkin olarak taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, ihtilaflın davacı yanın davalılardan çek bedelini talep edip edemeyeceği noktasında toplandığı, davalı-keşideci .... tarafından her ne kadar çek bedelinin diğer davalı-lehtar-ciranta ...
Şirketi'ne ödendiği ve kendilerinin takip ve dava konusu çeke dayalı olarak sebepsiz zenginleştiğinden söz etmenin mümkün olmadığı ve çekin diğer davalı-lehtar-ciranta ... Şirketi'ne ödenerek bedelsiz kaldığı iddiasında bulunmuş ise de.
TTK.’nun 687. maddesine göre bedelsizlik def’inin kişisel defi olduğu, ancak hamilin kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde hamile karşı ileri sürülebileceği, 6502 sayılı yasanın 4. maddesine göre de çeki ilk iktisap edene karşı ileri sürülebilecek def'ilerin çeki ciro silsilesiyle iktisap eden ve meşru hamil olan ve bilerek davalının zararına hareket ettiği kanıtlanamayan davacıya karşı ileri sürülemeyeceği, ayrıca davalılar arasında akdedilen protokol hükümlerinin de ancak davalı taraflarca iç ilişkide birbirilerine karşı ileri sürülebilecek mahiyette olduğu,
çeki elinde bulundurulan davacı yetkili hamile karşı ileri sürülemeyeceği ve davalılarca ödemeye ilişkin şahsi def'i dışında başkaca herhangi bir def'i de ileri sürülmediği anlaşıldığından, davalı-keşideci... ödeme def'ine ilişkin savunmalarına itibar edilmemiş ve ayrıca çek bedelinin de davacıya ödendiği iddia ve ispat edilmediğinden, diğer davalı ...
İnşaat da çek de lehtar-ciranta olarak sorumlu olduğundan, her iki davalı yönünden açılan davanın 30.000,00 TL'lik çek bedeli yönünden kabulüne, ayrıca davacı tarafça her ne kadar takip öncesi faiz istenmiş ise de, davanın 7 örnek ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali davası olduğu, davalıların takipten önce TBK'nın 117. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediği, ayrıca buna ilişkin herhangi belge de sunulmadığı anlaşıldığından,
takip öncesi işlemiş faiz yönünden itirazın iptali talebinin de reddine ve ayrıca takip konusu alacağın likit olduğu ve davalı/borçluların takibe itirazının haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından hükmolunan itirazlı alacağın %20'si üzerinden takdir olunan 6.000,00 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,'' Davanın KISMEN KABULÜ ile;-Davalı- Borçluların,... sayılı dosyasına vaki itirazlarının KISMEN İPTALİ ile;
takibin 30.000,00 TL asıl alacak (çek bedeli) üzerinden takip talebindeki şartlar ile aynen DEVAMINA,-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,-Hükmolunan alacağın (30.000,00 TL) %20'si oranında hesaplanan, 6.000,00 TL icra-inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle.
İstanbul 8. Asliye ticaret mahkemesinde yapılan yargılama sonrası davacı şirketin davasının kabulüne karar verildiğini; mahkemenin kararının hukuka aykırı olduğunu,İlk derece mahkemesinin açılan davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı dava olduğunu dolayısıyla davadaki incelemenin bu davanın özellikleri nazara alınarak incelenmesi gerektiğini göz önüne almadığını gördüklerini; her ne kadar dosyada davaya konu bir adet kambiyo senedi olan çek varsa da bu senedin kambiyo vasfına sahip olup olmadığı mahkemece irdelenmediğini;
öyle ki kambiyo senedi olarak addedilen bu senedin muhatap bankaya verilirken senet üzerinde tahrifat olduğunun belirtildiğini, bu açıdan senedin çek vasfına sahip olamayacağı için ödemesinin yapılmayacağının belirtildiğini; bu aşamadan sonra senedin kambiyo vasfını yitirdiğini düşünen davacı senede dayalı olarak genel haciz talebine başvurduğunu, davacının bu talebinin haksız olduğunu düşünen müvekkilinin ise takip talebine itiraz ettiğini; bu aşamadan sonra sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak dava açan davacı müvekkili şirketin ve lehtarın sebepsiz olarak zenginleştiklerinden bahisle dosyalarına konu davayı açtığını;
mahkeme hakiminin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak açılan davanın dayanağının bir kambiyo senedi olduğunu nazara almamış olması hatalı bir kararın verilmesine sebebiyet verdiğini; kambiyo senetlerine dayalı olarak açılan sebepsiz zenginleşme davasının dayanağı Türk Ticaret kanunun 732. Maddesidir.
Bahsi geçen madenin birinci fıkrasında sebepsiz zenginleşme davasının açılabilmesi için iki şarttan birsinin gerçeklemesi gerektiğinin belirtildiğini; maddenin 1. Fıkrasının şu şekilde olduğunu: ''Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar'.' şeklinde olduğunu;
kambiyo senetlerine dayalı sebepsiz zenginleşme davasının açılabilmesi için 1- senetten doğan alacağın zamanaşımına uğramış olması 2-düzenleyenin veya muhatabın senetten doğan hakkının düşmüş olması gerektiğini; yine maddenin devamında üçüncü fıkrada ''Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istem ileri sürülemez.''dendiğini; yine son fıkrada zamanaşımının kambiyo senedinin zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren bir yıl olduğu belirtilerek ispat yükünün sebepsiz zenginleşmediğini iddia eden tarafa ait olduğunun belirtildiğini;
kambiyo senetlerine dayalı olarak açılan sebepsiz zenginleşme davası Türk ticaret kanununda özel şartlara bağlanmışken mahkemenin bu şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini incelememiş olmasının hatalı bir kararın ortaya çıkmasına sebebiyet verdiğini; öyle ki bu şartları incelemeyen ilk derece mahkemesi senetlerden doğan şahsi defilerin taraflar arasında iç ilişkide geçerli olacağını hamile karşı ileri sürülemeyeceğini gerekçe sayarak davaya konu çekin kambiyo vasfına haiz olduğunu dolaylı olarak kabul ettiğini görmekte olduklarını; davaya konu senedin kambiyo vasfına sahip olduğu düşünülüyorsa Türk Ticaret kanunun 732.
Maddesinde geçen şartların yani kambiyo senedinden doğan hakkın düşümü veyahut zamanaşımı kavramlarının gündeme gelmeyeceğini; bu iki kavramın sebepsiz zenginleşme davası için dava şartı olduğunu yukarıda ayrıntısıyla belirterek ilgili maddeyi irdelediklerini; ispat yükünün sebepsiz zenginleşmediğini iddia eden tarafta olduğunu belirten maddenin bu hükmü gereği ispat hakkını kullanan müvekkili lehdarla arasında olan ve bahsi geçen senede dayalı ödemenin kendisi tarafından yapıldığını gösteren protokolü daha önce dosya arasına sunduğunu; kendilerine göre mahkemenin burada dava konusu çekin kambiyo vasfına sahip olup olmadığını incelemesi,
çekin kambiyo vasfına sahip olması durumunda sebepsiz zenginleşme davasının açılamayacağını, çekin kambiyo vasfına sahip olmaması durumunda ise Türk Ticaret kanunun 732. Maddesinin son fıkrasında geçtiği üzere zenginleşmediğini iddia eden kişinin iddiasını ispatlayıp ispatmadığına bakması ve bu doğrultuda karar vermesi gerekmekteydi.
Kısaca sebepsiz zenginleşme davası için çek vasfını yitiren bir senedin davamız için gerekli ve dava şartı olduğu gözlemlenlenmeli böylesine bir durumun kabul edilmesi durumunda ise senedin kambiyo vasfını yitirmiş olması nedeniyle ileri sürelen defilerin sadece iç ilişki de değil herkes için bağlayıcı olacağı göz önüne alınması gerektiğini;
hal böyleyken hatalı değerlendirilen dosyamızdaki hukuki ihtilafın istinaf mahkemesince incelenerek müvekkilin sebepsiz zenginleşemdiğinin saptanarak davanın müvekkili açısından reddine karar verilmesi gerektiğini, Dosya arasına sunulan bilirkişi raporunda müvekkil şirketin davacı tarafa borçlu olmadığı daha doğrusu davacı aleyhine zenginleşmediğinin belirtildiğini; bu hususun da istinaf mahkemesince nazara alınmasını talep ettiklerini,Yukarıda belirttiğimiz ve mahkemenizin resen göz önüne alacağı diğer nedenlerle davacı kurumun davasının reddine karar verilmesini talep ettiklerini,İleri sürerek,
yukarıda izah edilen ve resen nazara alınacak nedenlerle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla mahkemenizce yapılacak yargılama ile İstanbul 8. Asliye ticaret mahkemesinin 2016/140 esas ve 2022/134 karar ve 14.03.2022 tarihli kararın bozularak davanın reddine davacı taraf aleyhine %20 oranında tazminata hükmedilmesine veya kararın düzeltilmesine veya kararın talepleri doğrultusunda bozulmasına yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline; karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davalılar aleyhine çeke dayalı başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı yan; dava dışı ...
A.Ş'ye yaptığı satış kaşılığında dava konusu keşidecisi davalı ... Şirketi, lehdarı ve ilk cirantası davalı ...
İnşaat Şirketi olan çekin kendisine ciro edildiğini, çekin süresinde bankaya ibraz edildiğini; ancak keşide tarihinde tahrifat olduğu gerekçesi ile ödeme yapılmadığını, bu hususun çek arkasına şerh düşüldüğünü, akabinde çekin keşidecisi ve lehdarı olan davalılar aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiklerini, davalıların TTK'nun 732/1 fıkrası uyarınca çek bedeli kadar sebepsiz zenginleşmediklerini ispatla yükümlü olduklarını ileri sürmüştür.
Davalı ... tarafından. TTK'nun 732/1 fıkrası uyarınca dava açılabilmesi için hamilin başvuru hakkını kaybetmesinin veya çekin zamanaşımına uğramasının yeterli olmadığını, keşidecinin sebepsiz zenginleşmiş olması gerektiğini, çek bedelinin lehdar ...
Şirketi'ne elden ödendiğini ve buna ilişkin 28/09/2015 tarihli protokol yapıldığını davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Mahkemece icra dosyası celbedilmiş, çek aslı kasaya alınmış, davalı şirketlerin ticari defter ve kayıtları üzerinde istinabe yolu ile mali bilirkişi incelemesi yaptırılmış, yine davacı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde istinabe yolu ile mali bilirkişi incelemesi yaptırılmış, son olarak dosya üzerinde birleştirici rapor tanzim edilmek üzere dosya mali bir bilirkişiye tevdii edilmiş, akabinde tahkikat bitirilerek; dava ve takip konusu çekin yetkili hamilinin davacı olduğu,
davalı keşideci ... tarafından çek bedelinin diğer davalı ve lehdar ...
Şirketi'ne ödendiği ve çekin bedelsiz kaldığı savunulmuş ise de, davalının TTK'nun 687 maddesi uyarınca şahsi def'i niteliğindeki bu def'iyi hamil olan davacıya karşı ileri süremeyeceği, davacının çekin bedelsiz olduğunu bile bile davalı zararına çeki iktisap ettiğinin de ispatlanamadığı, davacının davalıları takipten önce temerrüde düşürmediği gerekçeleri ile davanın asıl alacak yönünden kısmen kabulüne, davalıların %20 oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar verilmiştir.Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece davanın yanlış vasıflandırıldığı,
uyuşmazlığın TTK'nun 732/1 maddesi koşullarının oluşup oluşmadığı yönünden değerlendirme yapılarak çözülmesi gerekirken hatalı gerekçeler ile kabul kararı verildiği, öncelikle takip konusu çekin kambiyo vasfını kaybetmiş çek niteliğinde olup olmadığının, bu nitelikte ise TTK 732/1 fıkrası koşullarının oluşup olmadığının tespiti, oluşmuş ise de davalı keşidecinin sebepsiz zenginleşmediğini protokol ile ispat etmiş olması karşısında davanın reddi gerekirken, böyle bir inceleme yapılmayıp, TTK'nun 687 maddesine dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu yönündedir.Dava konusu çek incelendiğinde, 30/11/2015 keşide tarihli,
30.000,00-TL bedelli çekin, keşidecisinin ... Şirketi, lehdarının ... şirketi, lehdardan sonraki ilk cirantasının ...
Şirketi olduğu, çekin ...Şirketi tarafındna davacıya ciro edildiği ve 08/12/2015 tarihinde, TTK'nun 796 maddesi uyarınca süresinde, muhatap bankaya ibraz edildiği, banka şubesi tarafından çek arkasına "08/12/2015 tarih ve 15:40'da ibraz edilen iş bu çekin keşide tarihinde tahrifat olduğu için işlem yapılamamıştır" şerhi düşüldüğü, çekin keşidecinin...bankası ... Şubesi nezdindeki hesaptan keşide edildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından aynı çeke dayalı olarak 11/12/2015 tarihinde keşideci ..., lehdar ... İnşaat ve kendisinden önceki ciranta ... şirketleri aleyhine 30.000,00-TL asıl alacak, 8,63-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 30.008,63-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, davalılar tarafından süresinde yapılan itiraz üzerine takibin durduğu tespit edilmiştir.
TTK'nun 818/1-e bendi atfı ile 687 maddesi uyarınca; çekten dolayı kendisine başvurulan kişi, keşideci yahut önceki hamillerden biri ile arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan şahsi def'ileri, son hamilin hamilin çeki iktisap ederekn bile bile borçlu zararına hareket ettiğini ispat etmedikçe, son hamile karşı ileri süremez.
Çek yasal süresi içerisinde bankaya ibraz edilmez veya süresinde ibraz edilmesine rağmen zamanaşımı süresi içerisinde tahsili talep edilmez ise, TTK'nun 808. maddesi uyarınca hamil, kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kaybeder. Bu durumda hamil, TTK'nun 818/1-m bendi atfı ile TTK'nun 732. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde keşideciye başvurabilir. Bu davada keşideci sebepsiz zenginleşmediğini ispat yükü altındadır.
Kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını yitirmiş olan hamilin alacağına kavuşabilmesi için aralarında temel ilişki bulunan keşideci yada cirantaya karşı çeke delil başlangıcı olarak dayanarak dava açması da mümkündür. Diğer ifade ile TTK'nun 732 maddesine dayalı sebepsiz zenginleşme davasının ön koşulu, hamilin çeki süresinde ibraz etmemesi, yahut çek süresinde ibraz edilmiş olsa dahi zamanaşımı süresi içerisinde kambiyo sorumlularına başvuru hakkının kullanılmamış olmasıdır.
TTK'nun 814 maddesi uyarınca hamilin keşideci, cirantalar ve diğer çek borçlularına karşı çeke dayalı başvuru hakkı ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Somut olayda, çek üzerindeki keşide tarihinde tahrifat yapıldığı gerekçesi ile çek bedelinin ödenmemiş olduğu, çekin sahteliği nedeniyle açılmış ayrı bir ceza veya hukuk davası bulunmadığı, ancak çekin keşidecisi olan davalı ... şirketinin çekin keşide tarihi altındaki parafın kendisine ait olmadığına, keşide tarihinde tahrifat yapıldığına dair bir itirazı veya savunması bulunmadığı, aksine çek bedelinin lehdara elden ödendiğini savunmuş olduğu,
buna göre çekin keşide tarihinin üzerinde yazıldığı gibi 30/11/2015 olarak kabulü gerektiği, kaldı ki HMK'nun 209/2 fıkrası uyarınca resmi belge niteliğindeki çekin sahteliği ispat oluncaya kadar geçerli kabul edileceği, davacının çeki bankaya 08/12/2015 tarihinde süresinde ibraz ettiği, çekin ödenmeme nedeninin banka şubesi tarafından çek arkasına şerh düşürüldüğü, akabinde 11/12/2015 tarihinde kambiyo borçluları hakkında ilamsız takibe girişildiği, 10/02/2016 tarihinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı yan çeki süresinde ibraz ettiği gibi, ibraz süresinin bitimi tarihinden itibaren işleyen üç yıllık zamanaşımı süresinin de takip ve dava tarihleri itibariyle dolmadığı görülmüştür. Buna göre takip ve dava tarihi itibariyle dava konusu çeke dayalı başvuru haklarını kaybetmemiş olan davacı bakımından TTK'nun 732/1 fıkrasına dayalı davayı ikame etme koşulları oluşmamıştır.
Ne varki mahkeme tarafların ileri sürdüğü hukuki sebeplerle bağlı olmayıp uyuşmazlığı vasıflandırma ve Türk Hukukunu re'sen uygulama yetkisi HMK'nun 33 maddesi uyarınca mahkemeye aittir.Çeki süresinde bankaya ibraz eden davacının zamanaşımı süresi içerisinde kambiyo borçlularına başvuru hakkı bulunduğu, çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılabileceği gibi genel haciz yolu ile takip yapılmasına da engel bulunmadığı,
bu durumun kambiyo hukukundan doğan haklara halel getirmeyeceği, dolayısıyla davacının genel haciz yolu ile takip başlatmış olmasının kambiyo vasfını haiz takip dayanağı çekten doğan hakları ortadan kaldırmayacağı, davacının dava dilekçesinde hukuki sebep olarak TTK'nun 732 maddesine dayanmış olmasının da yukarıda açıklanan ilke çerçevesinde mahkeme için bağlayıcı olmadığı, süresinde muhatap bankaya ibraz edilip bedeli tahsil edilemeyen ve zamanaşımına uğramamış çek bakımından davalıların kambiyo sorumluluklarının devam ettiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemeleri neticesinde dava konusu çekin davalı ... ve davalı ...
İnşaat Şirketi'nin defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği, yine davalı ... tarafından dosyaya sunulan diğer davalı ile aralarında düzenledikleri, çek bedelinin elden ödendiğine dair protokolün, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere TTK'nun 818/1-e bendi atfı ile TTK'nun 687 maddesi uyarınca davacıya karşı ileri sürülemeyeceği, bu ödemeye ilişkin davalıların defterlerinde kayıt olmadığı bir yana, çekin keşideci davalı... tarafından geri alınmamış olması karşısında da bedelinin ödendiğinin ispat olunamadığı,
ispat olunsaydı dahi davacının bedelsiz olduğunu bildiği çeki davalıların zararına bile bile iktisap ettiğini ispat yükünün davalılar üzerinde olması, ne çek bedelinin ödendiğinin ne de davacının bunu bildiğinin ispat olunamaması karşısında mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden,
davalı ...'nin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/1702, K. 2025/521, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama