KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2025
- Dosya no
- 2022/1724 Esas
- Karar no
- 2025/665 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- 2020/775 Esas- 2022/448 Karar
- Tarih
- 14/06/2022
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.678 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla taraflarınca ...
Sayılı dosyası üzerinden davalı şirket hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun, borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, itirazın sadece takibi sürüncemede bırakarak müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapılmış haksız ve mesnetsiz bir itiraz olduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını, her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkilinin alacağının haklılığının ortaya çıkacağını beyanla davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına,
davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının iddialarının hiçbirini kabul etmediklerini, taraflarınca yapılmış bulunan itirazın kesinlikle "haksız ve mesnetsiz" olmadığını, aksine son derece haklı olduğunu ve takibi kötü niyetle, yalnız zaman kazanmak için durdurmak üzere yapılmadığını, bu nedenle haksız ve dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
işbu davaya konu alacağın müvekkilince davacı tarafa ödenmiş olduğunu ve müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmamakta olduğunu, ekte sunulan 31.03.2020 T. 4.000 TL, 07.04.2020 T. 4.500 TL ve 03.04.2020 T.
2.140 TL tutarındaki tahsilat makbuzlarından görüleceği üzere, davacının dilekçesinde talep ettiği tutara denk gelen 10.640 TL müvekkilince tahsilat makbuzları mukabilinde ödenmiş olup, bu sebepten dolayı borca ilişkin itirazlarının haklı olduğunu, davacı şirketin, çalışanı olan ... isimli şahsa müvekkilinden aldığı ödemeleri için rücu etmesi gerektiğini, davacının bünyesinde çalışan, düzenli olarak müvekkili şirkete ürün getiren, ürün teslim eden, fatura bırakan, ödeme alan ... isimli personelinin bulunmakta olduğunu, bahsi geçen şahsın, işi gereği getirdiği ürün karşılığında alması gereken ödemeyi, müvekkilinden,
Pandemi döneminde direkt olarak elden tahsil etmiş olduğunu, ancak bunu işvereni davacı şirkete bildirmemiş olabileceğini, bunun davacının kendi personeli ile yaşadığı iç problemi olup, müvekkilinin borcunu ödediğini gösterir, davacı şirkete ait anılan ödeme makbuzlarının bahsi geçen şahıs sebebiyle davacı tarafa ulaşmama durumunun ortada olduğunu beyanla davacının, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, itirazın kabulüne karar verilmesi halinde davacı aleyhine, yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere haksız takip tazminatına (kötü niyet tazminatı) hükmedilmesine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi'nin 14/06/2022 Tarih, 2020/775 Esas ve 2022/448 Karar sayılı kararında;"Dava hukuki niteliği itibariyle, ...sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. ...Somut olayda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı taraftadır. Davacı taraf ticari defter kayıtlarına göre alacaklı olduğunu ispat etmiştir.
Davalı taraf ise ödeme iddiasında bulunarak ispat yükünü üstüne almıştır.Eldeki davada uyuşmazlık davalı tarafından dava konusu faturalar sebebiyle davacı tarafa ödeme yapıp yapmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davalı taraf fatura bedellerini davacı çalışanı ...ödediğini iddia etmektedir.Davacı tarafın ...'lı çalışanlarının listesi getirtilmiş olup ilgili kayıtlarda davacı tarafın ... isimli bir çalışanının olmadığı görülmüştür.Davalı taraf fatura bedellerini ödediği iddiasını yasal deliller ile ispat edememiştir.
Her ne kadar davalı taraf cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmış ise de ödemeyi davacı şirket yetkilisi veya ...'lı bir çalışana yaptığı iddiasında bulunmadığından davacı şirket çalışanı olarak görünmeyen bir şahsa ödeme yapıldığı iddiasının yemin ile ispat edilmesi mümkün bir husus olmadığından davalı tarafa yemin delili hatırlatılmamıştır.
Yapılan tüm açıklamalar ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının davalıdan alacaklı olduğu, bilirkişi raporunda davacı tarafın defterinde kayıtlı olup davalı taraf defterinde kayıtlı olmadığı tespit edilen faturaların uyuşmazlık konusu olmaması sebebiyle dikkate alınamayacağı, davalı tarafın ödeme iddiasına ispat edemediği kanaati ile davanın kabulü yolunda aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için,
borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir.İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir.
Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise,alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir..."gerekçesi ile,
''Davanın KABULÜNE, Davalının ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 10.641,86 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine,2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
İlk derece mahkemesi kararının usule, yasaya ve hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, müvekkiline mal teslim eden, fatura teslim eden davacı şirket personeline makbuz karşılığı elden yapılan nakit ödemelere ilişkin belgelerin dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, yalnızca davacı tarafın defter ve kayıtları ile hüküm kurulduğunu, müvekkilinin davacı şirketten hizmet alırken mal getiren ve para tahsil eden personelin ...'lı çalışıp çalışmadığını denetleme şansına sahip olmadığını, davacı şirkete yapılan ödemelerin mahsubuna göre hüküm kurulmasının zorunlu olduğunu,
müvekkilinden mükerrer ödeme tahsil edileceğini;İşbu davaya konu alacağın,müvekkili tarafından davacıya ödendiğini, müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, 31.03.2020 tarihli 4.000 TL tutarında, 07.04.2020 tarihinde 4.500 TL tutarında, 03.04.2020 tarihinde 2.140 TL,tutarındaki tahsilat makbuzlarının hüküm kurulurken dikkate alınmadığını, davacının bünyesinde çalışan, düzenli olarak müvekkili şirkete ürün getiren, ürün teslim eden, fatura bırakan, ödeme alan ... isimli personelin bulunduğunu, bahsi geçen şahsın, işi gereği getirdiği ürün karşılığında alması gereken ödemeyi, müvekkilinden,
pandemi döneminde direkt olarak elden tahsil ettiğini, ancak bunu işvereni davacı şirkete bildirmemiş olabileceğini, bunun davacının kendi personeli ile yaşadığı iç problemi olduğunu, müvekkilinin borcunu ödediğini gösterir, davacı şirkete ait anılan ödeme makbuzlarının bahsi geçen şahıs sebebiyle davacı tarafa ulaşmama durumunun ortada olduğunu, olayın açıklığa kavuşması adına ...'ın ... kayıtlarının celbi ve sorgulanmasını talep ettiklerini,
müvekkili tarafından ödenmiş tutarların davacı şirkete bu sebeple ulaşmadıysa ...'a rücu etmeleri zorunluluğu doğacağını beyanla Yerel mahkeme kararının kaldırılarak haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri.
Mahkemece, taraflarınca sunulan ödeme makbuzları nazara alınmaksızın, yalnızca davacının ticari defter ve kayıtlarına göre karar verilmesinin hatalı olduğu, davacının talep ettiği alacağın çalışanı olan ... isimli kişiye ödendiği, bu kişinin davacı adına mal ve fatura teslim eden, ödeme alan kişi olduğu,... kayıtlarına göre davacının çalışanı olup olmadığının davalı tarafından bilinemeyeceği, verilen kararın mükerrer tahsilata sebep olacağına ilişkindir.Dosya kapsamından; davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibinde bakiye açık hesap alacağı olan 10.641,98 TL'nin işlemiş faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği,
her ne kadar Mahkemece alınan bilirkişi ek raporunda, davacının ticari defterlerinde takip tarihi itibariyle davalıdan 10.641,96 TL alacaklı, davalının ticari defterlerinde ise takip tarihinde davacıdan 9.139,41 TL alacaklı olduğu, tarafların kayıtları arasındaki farklılığın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup davalıda kayıtlı olmayan toplam 11.174,25 TL tutarlı fatura ile, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup davacının defterlerinde kayıtlı olmayan 10.640 TL ödeme ve 2.032,80 TL tutarlı alış faturasından kaynaklandığı, tarafların ticari defterler kayıtları arasında 19.781,37 TL tutarında fark bulunduğu,
incelenen BA-BS formlarına göre de, tarafların 2019 yılında bildirdikleri karşılıklı alış ve satış tutarlarının birbirleri ile uyuşmadığı tespit edilmiş ve bu tespitlere göre öncelikle davacının bakiye açık hesap alacağının dayandığı fatura konusu malların davalıya teslim edildiğini ve alacağını ispat etmesi gerekirse de, davalı tarafından gerek icra takip dosyasına sunulan itiraz dilekçesi, gerekse cevap dilekçesinde davacının talep ettiği bakiye açık hesap alacak kabul edilmiş ancak ödeme savunması ileri sürülmüştür.
Bu minvalde davacı, davalının kabulü ile alacağını ispat etmiş ve ispat yükü yer değiştirmiş olduğundan Mahkemenin, davalının ödeme savunmasını ispat etmesi gerektiğine dair kabulü yerindedir.
Davalı tarafça ödeme savunmasına esas olarak davacının unvanı ve vergi numarasının yazılı olduğu, sıra numaralı ve imzalı tahsilat makbuzları sunularak, bu makbuzlar ile davacı adına ... isimli çalışanı tarafından tahsilat yapıldığı beyan edilmiş olup, tahsilat makbuzlarında isim olmadığı,
davacı tarafından tahsilat makbuzlarının kabul edilmediği ve Mahkemece, davacının ... kayıtlarına göre bu isimde bir çalışanının olmadığı ve davalının ödeme savunmasını ispat edemediğinden bahisle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Davalı vekili tarafından gerek ilk derece mahkemesine sunulan dilekçeler, gerekse istinaf dilekçesinde ... isimli kişinin, davacı adına fatura/mal teslim ettiği ve tahsilat yaptığı ileri sürülmüş olup, Mahkemece HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında, bu savunma üzerinde durularak davalı tarafa, davacı ile olan ticari ilişkisi içerisinde,
var ise daha önce aynı kişi tarafından yapılmış tahsilatlara ilişkin makbuzları ve yine var ise mal teslimine ilişkin irsaliyeleri sunmak üzere süre verilmesi, açıklanan belgelerin sunulması halinde bilirkişiye, tarafların ticari defterleri ile sunulan belgeler üzerinde ek inceleme yaptırılarak,
davacı tarafından ticari ilişki içerisinde düzenlenmiş faturalar karşılığında davalı tarafından yapıldığı kabul edilip ticari defterlerine kaydedilen tahsilatların aynı kişi tarafından yapılıp yapılmadığı hususunda rapor alınması ve alınacak rapordan sonra gerekli olması halinde yemin delili ile ispatı mümkün bir husus söz konusu olduğundan davalıya yemin delili de hatırlatılarak sonucuna göre bir değerlendirme yapılmamış olması hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle davalı vekilini istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/1724, K. 2025/665, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama