KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2025
- Dosya no
- 2022/1801 Esas
- Karar no
- 2025/683 Karar
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA
- Esas no
- 2018/347 Esas - 2022/374 Karar
- Tarihi
- 15/06/2022
- Dava
- Tazminat (Rücuen Tazminat
Karar Metni
5.487 kelime·27 dk okuma·6 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Dava dışı ... Ltd. Şirketinin Bangkok'da yerleşik ... Ltd'den 5 ayrı ticari fatura muhteviyatı olarak... bazda satın aldığı 102.824,15 kg polyester ipliği eşyasını, ..., ..., ..., ..., ... numaralı nakliyat sigorta poliçeleri ile davacı tarafından sigortalandığını, eşyaların ... Limanından ... Limanına deniz yolu ile taşınması hususunda... Ltd. Şti ile ... Ltd.
Şirketi arasında anlaşma yapıldığını, taşıma konusu eşyaların konteynerlere yerleştirildiğini, varılan bir navlun sözleşmesi kapsamında olarak sigortalı ... ile davalı ..., "..." isimli geminin... sayılı seferi ... Limanından ... Limanına getirilecek eşyaların ... Limanında ... gemisine yüklenip bu gemi ile aktarmasız olarak ... Limanına taşınması konusunda anlaştığını, eşyaların ... Limanında 23 Şubat 2018 tarihinde ... gemisine yüklendiğini ve ... Ltd.
Şti konişmento fotokopilerini sigortalıya gönderdiğini, ... Ltd. Şti'de bu yükleme ile birlikte eşyaları davacıya sigorta ettirdiğini, 1 nolu davalının daha sonra konteynerlerin tek taraflı olarak armatör kararı ile ...
Limanında ... isimli gemiye yüklendiğini bildirdiğini, 2 nolu davalı ... tarafından gönderilen 19 Nisan 2018 tarihli yazı ile konu eşyaların tamamının ... isimli gemide çıkan yangı sonucu zayi olduğunun öğrenildiğini, ... isimli gemiye yüklenen konteynerler için ..., ..., ...,..., ... nolu konişmentoların düzenlendiğini, müşterek avarya ilan edilmiş olmakla sigortalı ... Ltd.
Şti tarafından anılan konişmentolar muhteviyatı yüklerle ilgili olarak müşterek avarya bondu verildiğini, dolayısıyla ...'nin fiili taşıyan olduğunu, oluşan riziko sigorta poliçesi teminatında olduğundan davacı sigortalı ... Ltd.
Şti'ye 19/07/2018 tarihinde toplam 199.568,05 USD karşılığı 957.806,89 TL sigorta tazminatı ödediğini, böylece davacı sigortalının haklarına TTK 1472.madde gereğince kanuni halef, ibraname/temlikname ile sigortalının üçüncü şahıslara karşı olan haklarını devir almakla da TBK 183.madde vd gereğince akdi halef olduğunu, 1 nolu davalı taşıyan,
2 nolu davalı fiili taşıyan sıfatıyla oluşan zararlardan sorumlu olduğunu beyanla fazlayı talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 957.806,89 TL ile 19/07/2018 sigorta tazminatı ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizinin ve yargılama giderlerinin vekalet ücretiyle beraber davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...'ya izafeten ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle.
Aktif husumet itirazında bulunduklarını, müvekkili şirketin acentesi olduğu dava dışı ... tarafından düzenlenen ve davacının davasına dayanak olan ...,..., ..., ... ve ... numaralı konişmento hükümleri incelendiğinde, yükleyicinin “...”, alıcının da “... ŞTi.” olduğu anlaşıldığını, davacının sigortalısı "... Ltd.
Şti.'' işbu taşıma sözleşmesini gösterir konşimentonun taraflarından birisi olmadığını, davacının iddialarının aksine, müvekkili şirketin acenteliğini yaptığı taşıyan tarafından gerçekleştirilen taşıma sözleşmesinin müvekkili şirket ile davacının sigortalısı ile kurulmadığını, davacının yükünü taşıyan ... isimli gemi 7 Mart 2018 tarihinde Singapur' dan ...'na seyir halinde iken gemide yangın çıktığını ve yangın kontrol altında alındıktan sonra gemi ...
Limanına yanaşarak emniyete alındığını, ... isimli gemide meydana gelen bu yangın hadisesi neticesinde geminin donatanı olan ... müşterek avarya ilan ettiğini ve avarya dispeççisi olarak Londra'da bulunan ...'yi tayin ettiğini, müşterek avarya dispeççisi ...'de müşterek avarya ilan bilgilendirilmesi ile bu yangın sebebiyle ilan edilen avarya sebebiyle müşterek avarya dispeççisi olarak tayin edildiklerini, müşterek avarya ve bu avaryaya konu yükler ile ilgili her türlü bilginin kendi internet sitelerinde (...) yayınlanacağını ve bu bilgilere kendi internet siteleri üzerinden "..." şifresi ile ulaşılabileceğini ilan ettiğini,
yükün maliki olduğunu iddia eden davacı yan ve sigortalısı üzerine düşen garame payını ödemediği veya TTK m.1201 uyarınca şahsi sorumlusu olduğu işbu garame için geminin donatanı olan ...'ye teminat göstermediği müddetçe donatan ..., işbu yükü davacıya teslim edemeyeceği, nihayetinde müşterek avarya halinde yük ilgilisi davacının garameye katılması hukuken bir borç olduğunu, davacı yan müşterek avaryadan kaynaklanan garame payını donatan ...'ye ödemeden veya bu garame için yine donatan ...'ye teminat göstermeden dava konusu yükü üzerinde hak ve tasarruf sahibi olmadığını, nitekim bu yükler donatanın hapsi ve tasarrufu altında olduğunu,
kabul anlamına gelmemek kaydıyla işbu davada Londra Mahkemelerinin yetkili olması nedeni ile davanın Londra mahkemelerinde açılması gerekmekte olup işbu davanın yetki yönünden reddedilmesi gerektiğini, Deniz Ticareti Hukukunda yangın sebebiyle meydana gelen hasar ve ziyada istisnasi bir durum söz konusu olmakla,Deniz Ticareti Hukukunda yangından meydana gelen zararlarda taşıyanların bu yangında kendi şahsi kusurları olmadığı müddetçe mutlak sorumsuzlukları bulunduğunu,
davacı tarafın nakliyat emtia abonman sözleşmesi ve poliçesinin söz konusu hasarı kapsayıp kapsamadığının ve davacı ... şirketinin halefiyetinin davacı yana açıklattırılması gerektiğini beyanla davanın reddine, kötü niyetli açılan işbu takip nedeni ile %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Kendi Adına Asaleten... ...
Şti vekili cevap dilekçesinde özetle.
TTK'nın 1185.maddesinde ziya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında; zıya veya hasar haricen belli değilse eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi ve hasar ihbarnamesinde zıya veya hasarın neden ibaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gerektiği, bu süreler içerisinde bildirim yapılmamışsa taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul edildiğini, somut olay incelendiğinde,
davacı tarafın sigortalısı tarafından müvekkili şirkete hiçbir hasar ihbarı yapılmadığı görüleceğini, davacının da dava dilekçesinde belirttiği üzere, müvekkili ... Şti, fiili taşıyan olmayıp, fiili taşıyan ... olduğunu, TTK'nın 1186.
Maddesinde taşıyıcının sorumluluğunun koli veya ünite başına 666,67 SDR veya zıya ya da hasara uğrayan eşyanın gayri safi ağrılığının her bir kilogramı için 2 SDR ile sınırlı olduğunun düzenlendiğini, taşıyıcının sorumlu olduğunun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla somut olayda davacı tarafından sunulan belgelerden zıyaa uğradığı iddia edilen eşyaların brüt ağırlığının anlaşılmadığını, bu durumda TTK'nın 1186.
Maddesi gereği ünite başına 667,67 SDR tutarındaki sınırlı sorumluluk tutarının dikkate alınması gerektiğini bildirilerek,davacının haklı çıkması halinde 667,67 SDR'yi aşan taleplerin reddine karar verilmesini, sonuç olarak davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 15/06/2022 tarih ve 2018/347 Esas - 2022/374 Karar sayılı kararında;"Dava; nakliyat sigorta poliçesi ile davacı ... şirketi nezdinde sigortalı bulunan eşyanın gemi ile taşınması sırasında zayi olması nedeni ile sigortalıya ödenen hasar tazminatının, TTK'nın 1472.maddesine göre davalılara rücu edilmesi istemine ilişkindir.
Emtianın ... isimli gemide çıkan yangın sonucunda zayi olduğu tarafların kabulünde olup davacı taraf dava dilekçesi ve sonraki beyanlarında; eşyanın taşıtanın (sigortalının) izni alınmadan “...”gemisinden indirilip “...” gemisine aktarılması sonucunda zararın meydana geldiğini, eşya taşıma sözleşmesine aykırı olarak “...” gemisine yüklenmeseydi zararın oluşmayacağını ileri sürerek her iki davalının sorumluluğu bakımından TTK'nın 1150 maddesinde düzenlenen aktarma yasağına aykırılık hukuki nedenine dayandığını bildirmiştir.29/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda.
Tarafların aktif ve pasif husumet ehliyelinin bulunduğu, teknik incelemeye göre, ... yüklü konteynerlerin ... gemisinde ... koda uygun olarak istif edildiği ve taşındığı, yangının ... yükünün henüz tanımlanmamış bir özelliğinden dolayı çıktığı, yangının çıkmasında gemi kaptanı ve mürettebatının bir ihmali ve kusurunun olmadığı,
kurulan sözleşmenin ... sözleşmesi olduğu göz önünde tutulduğunda, sözleşme ile ferdileştirilenin ayırt edilmiş eşyanın taşınması gözetildiğinde Raporun V B 2'de belirtildiği üzere, TTK m. 1150 sorumluluğunun gündeme gelmeyeceği, Rapor'un IV B 3 kısmında açıklanan TTK m. 1141 sorumluluğunun gündeme gelmeyeceği, yine taşıyanın yükle ilgiliye karşı sorumluluğunun TTK m, 1178 ve devamında düzenlenen özen sorumluluğu çerçevesinde değerlendirildiğinde ise,
yangının çıkmasında IV B 4'te incelendiği üzere taşıyana atfedilen bir kusur bulunmadığı bu sebeple de hem taşıyanın hem de fiili taşıyanın TTK m. 1180'de öngörülen “yangın” sorumsuzluk sebebine mevcut deliller çerçevesinde dayanabileceği ve yükle ilgililere karşı sorumluluğunun bulunmadığı, mahkeme aksi kanaatte ise, 22/3/2022 tarihinde TCMB döviz kurlarına göre 1 ÖÇH 1.37938 ABD dolarına karşılık geldiği,
TTK m. 1186 f. 3 çerçevesinde uygulanacak sorumluluk - sınırı gerçek zararın üzerinde olduğundan davalıların sorumluluğuna karar verilmesi hâlinde gerçek zararın tamamının tazmini gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.Davacı vekili tarafından sunulan belgelerinden; dava dışı sigortalı.... Ltd.'nin Bangkok'da mukim ...
Ltd'den satın aldığı polyester ipliği emtiasının..., ..., ..., ..., ... nolu nakliyat sigorta poliçeleri ile davacı tarafından sigortalandığı, eşyanın taşıma sırasında meydana gelen yangında zayi olması nedeniyle davacının sigortalısına 19/07/2018 tarihinde toplam 199.568,05 USD karşılığı 957.806,89 TL sigorta tazminatı ödediği, sigortalının düzenlediği ibraname ile yük hasarından kaynaklanan dava ve talep haklarını sigorta şirketine temlik ettiği, bu şekilde davacının TBK'nın 183.
Maddesindeki alacağın temliki hükümleri ile TTK'nın 1472. Maddesinde düzenlenen halefiyet hükümlerine göre aktif dava ehliyetini kazandığı tespit edilmiştir. ... Limanından ... Limanına deniz yolu ile taşınacak 5 konteyner yük için ... tarafından gönderilen 02.02.2018 tarihli icap mahiyetindeki yazı ile... Ltd. Şirketine bilgiler verilmiştir.Davalı bu teklifi kabul ederek 14.02.2018 tarihli beş ayrı... belgesi düzenlemiştir.
Söz konusu belgede gemi ismi ... olarak gösterilmiştir. Bu şekilde iki taraf arasında navlun sözleşmesi ilişkisi kurulmuş olup konteynerler anlaşmaya uygun şekilde ... gemisine yüklendikten sonra da...'ın taşıyan olarak gösterildiği, ...'in acente sıfatıyla imzaladığı 23.02.2018 tarihli konişmentolar düzenlenmiştir. Ancak daha sonra ... Limanında yük ... gemisinden ... isimli gemiye aktarılarak, davalı ... adına ..., ..., ..., ..., ... nolu konişmentolar düzenlenmiştir.
Bu koşullar altında söz konusu taşıma ilişkisinde, davalı ... Ltd. İle davalı..., akdi taşıyan, davalı ... ise fiili taşıyan konumundadır. ... ile yapılan taşıma sırasında gemide çıkan yangın sonucu yükün tamamı zayi olmuştur. Davacı dava dilekçesinde ayrıca ve açıkça yükün izinsiz şekilde başka bir gemiye aktarılması hukuki nedenine dayanmıştır.
Davacının sigortalısı ... ile davalılar... ve ... arasında doğrudan bir navlun sözleşmesi ilişkisi bulunmadığından izinsiz aktarma yasağından dolayı davacının bu davalılara başvurması mümkün değildir. Nitekim davacı vekili de 05.11.2019 tarihli dilekçesinde," 2 nolu davalı ... ile ... arasında akdi ilişki yoktur.
Bu itibarla eşyaların ... gemisinden, ... isimli gemiye aktarılması işleminin 1 nolu davalı tarafından yapıldığı sabit olup, bu transshipment (aktarma) işleminden dolayı 2 nolu davalıya husumet yöneltilemeyeceğini kabul ediyoruz. " şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu itibarla TTK 1150.
Maddede düzenlenen, eşyanın izinsiz olarak başka gemiye aktarılması yasağına aykırılık hukuki nedenine dayanan davada, davalılardan ... ile ...'ye husumet yöneltilemeyeceği değerlendirilmiştir.Dava dosyasında yangının çıkışında taşıyanın şahsi kusurunun olduğu ortaya konulamadığı gibi yangının geminin yolculuğun başlangıcındaki elverişsizliğinden kaynaklandığı da kesin olarak ispatlanamamıştır.
Bilirkişi raporunda da yangının çıkmasında gemi kaptanı ve mürettebatının bir ihmali ve kusurunun olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Bu itibarla zarara neden olan yangından dolayı davalıların sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.Davacı taraf TTK m. 1150 kapsamında taşıtanın izni alınmadan eşyanın “...” gemisinden indirilip başka bir gemiye aktarılması sonucunda meydana geldiğini ileri sürerek davalı ... Ltd. Şti'nin sorumluluğu bakımından TTK'nın 1150.
Maddesine dayanmaktadır. TTK m. 1150'de, "taşıyan, taşıtanın iznini almadan eşyayı başka gemiye yükleyemez, yüklerse bundan doğacak zarardan sorumlu olur, meğerki eşyanın kararlaştırılan gemiye yükletilmiş olması halinde de zararın meydana gelmesi kesin ve zarar dahi taşıyana ait olsun." hükmü düzenlenmiştir.
Bilirkişi raporunda bu konuya ilişkin olarak davacının selefi ... ile davalı ... arasında ... türü navlun sözleşmesi ilişkisi olduğu, doktrindeki görüşlere atfen TTK'nın 1150. Maddesi hükmünün uygulanamayacağı değerlendirilmiştir.
Davacı taraf bu noktada taşıyan Kuhne+Nagel'in düzenlediği ... belgesi ile konteynerler için ... gemisinde yer ayırmak suretiyle taşımayı taahhüt ettiğini, bu nedenle ... ile ... arasında yolculuk çarteri sözleşmesi kurulduğunu iddia etmektedir.Hukukumuzda navlun sözleşmesinin iki alt türü bulunmaktadır. TTK'nın 1138.maddesinde, navlun sözleşmelerinin iki ana türü olan yolculuk (sefer) çarteri sözleşmesi ile ... sözleşmesi düzenlenmiştir.
Bunlardan ilki, geminin tamamen veya kısmen tahsisi suretiyle eşya taşımaya ilişkin... sözleşmesi, diğeri ise tahsis unsuru olmadan ayırt edilmiş eşyanın, deniz yolu ile taşınmasının üstlenildiği ... sözleşmesidir. Yolculuk çarteri sözleşmesi ile geminin tamamı veya muayyen bir kısmının tahsis edilmesi, taşıyanın üstlendiği taşıma borcunun bir unsurudur .... sözleşmesi, taşıyanın ücret(navlun) karşılığında ayırt edilmiş eşyayı gemi ile taşımayı üstlenmesidir.
Bu tür sözleşmelerde, bir geminin tamamı ya da muayyen bir kısmının taşınacak eşyaya tahsis edilmesi söz konusu değildir. Taşıyanın taşıtana karşı taahhüdü sadece eşyanın deniz yolu ile taşınmasına ilişkindir. Taşıyanın asli edim yükümü denizde eşya taşımak olduğundan, “tahsis” taşımanın nasıl yapıldığı ile ilgili ve geminin sözleşmede ferdileştirilmiş olmasının bir sonucudur. Bu bakımdan çarter sözleşmesinde iki unsur ön planda yer alır.
Bunlardan biri taşıtana bir geminin ya da geminin bir kısmı veya belirli bir yerinin tahsis edilmesi, diğeri de yine bu kişiye karşı üstlenilen taşıma taahhüdüdür. ... taşımalarında genellikle taşınacak yükün taşıyan ya da onun acentesine bildirilmesi üzerine, acente ya da temsilci tarafından yükle ilgili bir ... note(tip kabul kayıt formu) düzenlenir.
Bu belge, taşınacak eşya için gemide yer rezervasyonu sağlamanın yanı sıra, aynı zamanda taşıma koşullarının özetini içeren ön anlaşma niteliğindedir. Taşıma talebinin taşıyan tarafından kabulü ve booking note’a kaydı ile ... sözleşmesi akdedilmiş olur. Esasında tarafların karşılıklı irade beyanları ile sözleşme kurulmuş olduğundan booking note bu konuda bir ispat vesikası niteliğindedir. Önceden bildirim yapılmadan yükün doğrudan gemiye yüklenmesi de mümkündür.
Bu durumda yükletenin talep etmesi halinde, taşıyanın bir konişmento düzenleyip vermesi zorunludur (TTK m 1228/2). Yükün gemiye yüklenmesi ile navlun sözleşmesi kurulmuş olduğundan, konişmento ... sözleşmesinin içeriği bakımından ispat belgesidir... sözleşmelerinin en çok uygulandığı layner (liner) yani belli limanlar arasında düzenli hat taşımalarında, gemi seferleri önceden ilan edilir.
Bu yolla gemilerin kalkış zamanları ile navlun tarifeleri ilgililere duyurulmuş olduğundan, bu ilanlar TBK m.4/f.2 ye göre icaba davet niteliğindedir. Dava dosyasında 5 adet konteynerin taşınması konusunda davalı ...'in düzenlediği ... belgesinde taşımayla ilgili bilgiler ile gemi ismine yer verildiği görülmektedir.
Davacı vekili düzenlenen bu belge ile... ve ... arasında yolculuk çarteri ilişkisinin kurulduğunu ileri sürmektedir. ... tarafından tek taraflı olarak düzenlenen bu belge yukarıda açıklanan booking note ile aynı mahiyettedir. Geminin ferden belirtilmiş olması bu belgenin çarter parti olarak kabulü için yeterli değildir. Zira yolculuk çarteri sözleşmesinin belirleyici unsuru olan tahsis unsuru gerçekleşmemiştir.
Sonuç itibariylee ... ile ... arasında kurulan navlun sözleşmesi ... sözleşmesi niteliğindedir.Davanın hukuki dayanağı olan TTK'nın 1150. Maddesinde; "taşıyan, taşıtanın iznini almadan eşyayı başka gemiyi yükleyemez.
Yüklerse bundan doğacak zarardan sorumlu olur; meğerki, eşyanın kararlaştırılan gemiye yüklemiş olması halinde de zararın meydana gelmesi kesin ve zarar dahi taşıtana ait olsun.(1) Tehlike halinde ve yolculuk başladıktan sonra yapılacak aktarmalar hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.(2)" hükmü düzenlenmiştir. Bu şekilde yolculuk başladıktan sonra yükün başka bir gemiye aktarılması zaruret hali hariç, taşıtanın rızasına bağlanmıştır.
Taşıyanın aktarma yasağından dolayı sorumlu tutulması, yükü taşıyacak geminin önceden ismen tayin edilmesi halinde mümkündür. Geminin navlun sözleşmesinde ferdileştirilmesi yolculuğun selameti, süresinde tamamlanması ve yükün sigorta pirimi gibi hususlar bakımından önemlidir. Şu halde TTK'nın 1150. maddesinde, taşıtanın izni olmadan yükün başka bir gemiye aktarılmasına müeyyide getirilmiştir.
Hükümde çarter sözleşmeleri ile yolculuk çarteri sözleşmeleri bakımından bir ayrıma gidilmemiştir. Dolayısıyla, "başka bir gemiye yükleme ve aktarma yasağı" ile ilgili hüküm, kural olarak olarak TTK'nın 1138. Maddesinde düzenlenen çarter sözleşmesi ve ...sözleşmesinin her ikisi bakımından geçerlidir. Bilirkişi raporunda doktrindeki görüşlere atıf yapılarak TTK'nın 1150.
Maddesinin ... sözleşmelerinde uygulanamayacağı yönünde kanaat bildirilmiş ise de, dayanılan kaynakta bu konu "düzenli posta seferi yapan gemilerin ...sözleşmelerinde ise yükün aynı işletmenin diğer bir gemisine aktarma edilmesi teamüllere uygundur, genel taşıma şartlarında veya tip konişmentolarda normal olarak öngörülür." şeklinde açıklanmış olup, düzenli posta seferi yapan gemilerle yapılan taşımalar dışındaki ...sözleşmeleri ile çarter sözleşmeleri bakımından ise TTK m.1150'nin(e TTK m.1028) uygulanmasıyla ilgili bir ayrıma gidilmemiştir. (bkz.
Çağa/ Kender, Deniz Ticareti Hukuku II, s.19-21) Somut olaya konu olan taşıma sözleşmesi, gemi isminin önceden belirlendiği ... türü navlun sözleşmesidir. Bu nedenle ...'in akidi olan ...'in sorumluluğu TTK'nın 1150. Maddesine göre değerlendirilmelidir. Sözleşmenin şartlarının belirlendiği ...” isimli gemi olarak yapılacağı taahhüt edilmiştir. Belgede, yükün başka gemiye aktarılmasına izin verildiğine dair bir hükmede yer verilmemiştir.
Dolayısıyla, taraflar 5 adet konteynerin.... Limanında ... gemisine yüklenip bu gemi ile aktarmasız olarak .... Limanına taşınması konusunda anlaşmaya varmıştır. Ancak ... limanında konteynerler ...'in izni alınmadan ... gemisinden indirilerek ... isimli gemiye yüklenmiştir.
Aktarılan gemi ile yapılan yolculuk sırasında, gemide çıkan yangın sonucu yanarak zayi olmuştur.Davalı vekili, ... adına düzenlenen konişmentolarda yükün başka bir gemiye aktarılabileceğine dair kayıt bulunduğundan bahisle, ... gemisine aktarılan yük için davalı ...'in sorumluluğuna gidilemeyeceğini savunmuş ise de, söz konusu kayıt konişmentolara taraf olmayan ... açısından geçerli değildir.
Davalı ...' vekili ayrıca, ...'e gönderilen 05.02.2018 tarihli teklif yazısı ekindeki "...." başlıklı belgenin 7. Maddesinde;"... Ltd. (... olarak) tarafından gönderilen tüm öneri ve navlun teklifleri ...'in servis ve ... (...) Konşimentosu şart ve koşullarına göre yerine getirilir ve talep edildiğinde tarafınıza gönderilir" hükmünün düzenlendiğini, bu şekilde ...'le ilgili taşıma ilişkisinde ...
Konşimento şartlarının geçerli olacağının açıkça kabul edildiğini ileri sürmüş ise de, teklif yazısında belirtilen ... (...) konişmento şartlarının ...'e tebliğ edildiği de ispatlanamamıştır. ... gemisine yapılan yükleme ile ilgili düzenlenen... konişmentolarındaki şartlar ise ancak yükün bu konişmento tahtında ... teslim alınması halinde onun açısından bağlayıcı hale gelecektir.
Yüklemeden sonda ...konişmentoların örnekleri ...'e gönderilmiş olsa da, ..., yükü teslim almamış olduğundan, konişmentolardaki "yükün başka gemiye aktarılmasına" ilişkin kayda dayanarak Davalı ...'in sorumluluktan kurtulması mümkün değildir. Bu nedenle bilirkişi raporunda ...'in söz konusu konişmentolar ile yükü teslim alacak olduğundan bahisle aksi yönde yapılan değerlendirmeye itibar edilmemiştir.
Tüm bu değerlendirmelerin sonucunda, yüklerin izinsiz olarak başka bir gemiye aktarılmasından dolayı davalı ...'in TTK'nın 1150. Maddesi gereğince davacının selefine karşı sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Davalının sorumluluktan kurtulması ancak taşımanın başlangıçta kararlaştırılan “...” gemisi ile yapılması halinde zararın meydana geleceğinin kesin olarak ortaya konulması ile mümkündür. Somut olayda, ...gemisinin bayrak devleti ...
Ulaştırma Bakanlığı /Taşıma Güvenliği Soruşturma Bürosunun yürüttüğü soruştura sonucu ortaya konulan 5 Ekim 2020 tarihli raporda; yangının çıkış nedeni ile ilgili bölümler bilirkişi raporuna nakledilmiştir. Buna göre olay raporunun sonuç kısmında delillerin çoğunun yangınla beraber yok olduğu bu nedenle yangının çıkış sebebinin sonuca götürecek şeklide ortaya çıkarılamadığı ifade edildiği anlaşılmaktadır.
Raporda devamla, klor kokusunun alınmış olmasından hareketle 59 adet, ... yükü dolu konteynerin birinden veya birkaçındaki ... yükünün kendiliğinden ayrışması veya bozulması (...) çıktığı sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Dolayısıyla söz konusu raporda varsayıma dayalı olarak bir sonuç çıkarılmış olmakla birlikte, yangının davacının sigortalısına ait olan 5 konteynerden çıktığına dair bir tespitte bulunulmamıştır.
Bilirkişi raporundaki teknik değerlendirmelerde, ...yüklü konteynerlerin ... gemisinde ... koda uygun olarak istif edildiği ve taşındığı, yangının ... yükünün henüz tanımlanmamış bir özelliğinden dolayı çıktığı, yangının çıkmasında gemi kaptanı ve mürettebatının bir ihmali ve kusurunun olmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir.Her iki raporda da yangının çıkış nedeni konusunda ... yükünün özelliğine işaret edilmiş olduğu görülmektedir. ...
Ulaştırma Bakanlığının soruşturma dosyasında alınan rapordan, gemide dava konusu 5 konteyner ile birlikte toplam 59 adet, ... yükü dolu konteyner olduğu anlaşılmaktadır. Yangının ise hangi konteyner ya da konteynerlerden çıktığı tespit edilememiştir.
Bu itibarla teknik bilirkişilerin; "yangının konteynerlerin biri veya birkaçındaki ... yükünün özelliğinden kaynaklanmış olacağı" şeklindeki değerlendirmesinden hareketle, dava konusu yüklerin “...” gemisi ile taşınmış olsa idi, yinede bu yangının meydana geleceği sonucuna varılması mümkün değildir.
Dolayısıyla, yükün başlangıçta kararlaştırılan “...” gemisi ile taşınması halinde dahi zararın meydana geleceği kesin olarak ortaya konulamamış olmadığından, davalı ...'in TTK'nın 1150 gereğince yük zararından sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.Zayi olan yükün toplam fatura bedeli 199.361,05 USD'dir. TTK'nın 1186/f.1 de taşıyanın sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkı düzenlenmiştir.
Hükme göre, yükün cinsi ve değerinin konişmentoya yazılmamış olması halinde taşıyanın sorumluluğu sınırlandırılabilecektir. Eldeki dosyada bu şart gerçekleşmiş olduğundan davalı ...'in sorumluluğu sınırlı olacaktır. Bilirkişi raporunda TTK m.1186/f.3' göre yüksek olan sorumluluk sınırı üzerinden konteyner başına sorumluluk sınırı 340.001.7 ÖÇH olarak tespit edilmiştir.
Rapor tarihi olan 22.03.2022 tarihinde TCMB döviz kurlarına göre 1 ÖÇH 1.37938ABD dolarına karşılık gelmektedir. Karar tarihinde bu değer daha yüksektir. Bu durumda taşıyanın TTK m.1186/f.3 çerçevesinde ki sorumluluk sınırı gerçek zararın üzerinde olduğundan, davalı ...'in sorumluluğu fatura bedeli olan 199.361,05 USD tutarınca olacaktır.
Davacı ... şirketi bu tutara karşılık olarak sigortalısı...'e 19/07/2018 tarihinde 957.806,89 TL sigorta tazminatı ödemiş olup davada da 957.806,89 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsili talep edilmiştir.Dosya kapsamı ile yukarıda yapılan değerlendirmelerin sonucunda;
davalılar... ile...'ya karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı ... ltd. şti. hakkında açılan davanın kabulü ile 957.806,89 TL'nin 19.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir..."gerekçesi ile,''1-Davalılar...,...'ya karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile REDDİNE, 2-Davalı ...
ŞTİ. hakkında açılan davanın KABULÜ ile 957.806,89 TL'nin 19.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalıdan tahsil edilerek davacıya ÖDENMESİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ...'ya izafeten...A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın müvekkil açısından reddi her ne kadar hukuka uygun olsa da, mahkemece müvekkil şirket lehine vekalet ücretine hükmemedilmesinin hatalı olduğunu Davacı yanın, 11.05.2022 tarihli celsede mahkemece HMK'nun 185/3.maddesi gereğince tahkikatın tümü hakkında diyecekleri sorulması üzerine:"Önce ki dilekçelerimizdeki tüm beyanlarımızı tekrarlıyorum, müvekkilimin selefi her iki konişimentoya da taraf değildir bu nedenle konişimento da ki şartlar ne müvekkilime ve nede selefini bağlamamaktadır, önceki tüm yazılı ve sözlü beyanlarımızı tekrarlıyorum,
davamızın ... yönünden kabulüne karar verilmesini talep ediyorum diğer davalı ...'nin husumet itirazını kabul ediyoruz, bu konuda takdir mahkemenindir," şeklinde beyanda bulunduğunu, işbu beyanın bir feragat niteliğinde olduğunu, davacı yanın açıkça davasının diğer davalı yönünden kabul edilmesini talep ettiğini, ... yönünden husumeti olmadığını kabul ettiğini beyan ettiğini, davacının feragat niteliğindeki bu beyanının dikkate alınmaksızın mahkemece hüküm kurulmasının usulen hatalı olduğunu,
davacı aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasının ve müvekkil şirket lehine vekalet ücretine de hükmedilmemesinin usulen hatalı olduğunu, İşbu davanın esas yönünden de reddinin gerektiğini, her ne kadar mahkemece işbu davanın müvekkil şirket ve davalılar..., açısından pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, ....
ŞTİ. açısından ise kabulüne karar verilmişse de, yasa gereği bu davanın esasen tüm davalılar açısından esastan reddinin gerektiğini,Deniz Ticareti Hukukunda "yangın" sebebiyle meydana gelen zararlarda taşıyanların bu yangında kendi "şahsi kusurları" olmadığı müddetçe mutlak sorumsuzlukları bulunduğunu, işbu davada aldırılan bilirkişi raporunda dava konusu yangın sebebi ile taşıyan veya fiili taşıyanların, gemi kaptanı ve mürettebatın herhangi bir kusurunun bulunmadığının açıkça tespit edildiğini,
bu doğrultuda yangının çıkmasında geminin yeterliliğine atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı ve gemi kaptan ve mürettebatının bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, TTK 1180. maddesinin uygulanacağını, müvekkil şirketin veya diğer davalıların dava konusu zarardan sorumlu tutulmayacağını,Mahkemenin hükmünün aksine, ... taşımalarında TTK 1150.maddesine dayanarak bir sorumluluk iddiasında bulunulmasının mümkün olmadığını,... sözleşmelerinde temel amacın belirli bir geminin tahsisi ya da kiralanması değil, sadece kararlaştırılan eşyanın taşınması olduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporunda ve doktrinde de açıkça ifade edildiği üzere,
dava konusu sözleşmenin ... sözleşmesi olması ve sözleşme ile ferdileştirilen hususun gemi değil ayırt edilmiş eşyanın taşınması olması sebepleri ile TTK 1150.
Maddesinin dava konusu olayda uygulama alanı bulmasının hukuken mümkün olmadığını, düzenli hat taşımacılığı yapılan konteyner taşımacılığında tüm gemilerin teknik özellikler bakımından aynı veya benzer durumda olduğunu, burada ... sözleşmesi ile ferdileştirilen şey gemi olmadığından eşyanın hangi gemi ile taşınacağının navlun sözleşmesi anlamında bir öneminin bulunmadığını, ilk derece mahkemesince verilen kararın TTK'ya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...
Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle.
TTK 1180.maddesi gereğindce davalı tarafın sorumluluktan müstesna olduğunu, dava konusu eşyanın bir gemiden başka bir gemiye aktarıldığı için değil, aktarıldığı gemine yangın çıkması sebebiyle zayi olduğunu, Uluslararası deniz taşımacılığında yükün bir gemiden başka bir gemiye aktarılmasının olağan bir durum olduğunu, ..., ... gibi düzenli posta seferleri yapan bütün armatörlerin konişmentolarında yükü başka gemiye aktarma hakkı bulunduğuna ilişkin standart düzenlemelerin mevcut olduğunu, somut olayda da fiili taşıyıc...nin konişmento şartlarındaki bu hakkına dayanarak aktarma limanında yükü başka bir gemiye geçirdiğini,
mahkemece alınan deniz taşıması konusunda uzman üyelerden oluşan bilirkişi kurulunun düzenlediği rapordaki TTK md. 1180 ile ilgili ayrıntılı açıklamaları ve yangın mutlak sorumsuzluk ilkesininin hiç dikkate alınmadığını, bu taşıma ilişkisinde müvekkil şirketin üst taşıyıcı konumunda olduğunu, taşıyıcının sorumluluğunu düzenleyen hükümlerin hem üst taşıyıcılar, hem alt taşıyıcılar için geçerli olduğunu, ancak mahkemece 1180.
Maddenin sadece fiili taşıyıcı için geçerli olduğuna hükmederek fiili taşıyıcı yönünden yangın mutlak sorumsuzluk kuralı gereği davanın reddine, müvekkil şirket bakımından davanın kabulüne karar verildiğini, bu hükmün açıkça yasaya aykırılık oluşturduğunu,Yerel mahkemenin illiyet bağı konusunda hatalı değerlendirme yaptığını, yükün bir gemiden başka bir gemiye aktarılması fiili ile yangın zararı arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı halde mahkemenin hatalı bir değerlendirmeyle müvekkil taşıyıcının yangın zararından sorumlu olduğuna hükmedildiğini, oysaki yangın olayının yükün aktarılması eylemi sonucunda değil,
gemi taşımacılığının rizikoları kapsamında meydana geldiğini, somut olayda meydana gelen türden bir sonucu doğurmağa mahiyeti itibariyle elverişli olmadığını veyahut da elverişli olmakla birlikte ortaya çıkan başka bir sebeple arka plâna atılmışsa, uygun olmayan illiyetin söz konusu olduğunu, Yerel mahkemenin TTK'nun 1150.maddesi ile ilgili hukuki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, dava konusu navlun sözleşmesinin ... sözleşmesi olduğunu, ...
Sözleşmelerinde taahhütün taşımaya yönelik olduğunu, bu sözleşme türünde aslolanın taşıma taahhüdü olduğunu, gemi, yer veya kısım tahsisinin söz konusu olmadığını, ... sözleşmesinin ayırt edici özelliğinin taşımada kullanılacak geminin taşıyan tarafından belirlenmesi olduğunu, somut olayda taraflar arasında eşyanın belirli bir gemi ile taşınmasının kararlaştırılmadığını, ancak gerekçeli kararın 4. Sayfasında;"... tarafından gönderilen 02.02.2018 tarihli icap mahiyetindeki yazı ile ...
Şirketine bilgiler verilmiştir. Davalı bu teklifi kabul ederek 14.02.2018 tarihli 5 ayrı ... belgesi düzenlemiştir.
Söz konusu belgede gemi ismi ... olarak gösterilmiştir. " ifadesine yer verildiğini, gerekçeli kararın 6. Sayfasında da ;"Taşıyanın aktarma yasağından sorumlu tutulması yükü taşıyacak geminin önceden ismen tayin edilmesi halinde mümkündür.Geminin navlun sözleşmesinde ferdileştirilmesi yolculuğun selameti, süresinde tamamlanması ve yükün sigorta primi gibi hususlar bakımından önemlidir" denilerek gemi adının önceden biliniyor olmasınının eşyanın bu gemiyle taşınması taahhüdü olarak değerlendirildiğini, oysa rezervasyon teyidi belgesinde gemi adının belirtilmiş olmasının geminin ferdileştirilmesi anlamına gelmeyeceğini,
geminin ferdileştirilmiş sayılması için yükün hangi gemiyle taşınacağının (gemi adının) navlun sözleşmesinde veya Yükleme talimatında açıkça kararlaştırılmış olması gerektiğini, somut olayda gemi adını bildirenin ... değil, müvekkil taşıyıcı olduğunu, ...'in gemiyi ferdileştirme yönünde bir iradesinin dahi mevcut olmadığını, ... belgesinden de adından anlaşılacağı üzere geminin ferdileştirildiğinin bir navlun sözleşmesi hükmünde olmadığını, gemi hattının verdiği bilgi doğrultusunda, hangi tarih için yükleme rezervasyonu yapıldığının müşteriye bildirilmesinden ibaret olduğunu, uluslararası deniz taşımacılığında olumsuz hava koşulları,
gemi arızası vb. sebeplerle planlanan geminin yükleme tarihinde limana yanaşamaması, buna bağlı olarak yükletenin onayına gerek olmaksızın booking confirmation belgesinde adı belirtilen geminin yüklemeden önce veya sonra değiştirilmesinin, rezervasyonun başka bir gemiye kaydırılmasının sık rastlanan bir durum olduğunu, bunun tamamen gemi hattının tasarrufunda olan bir konu olduğunu, taşıma işleri organizatörü olan müvekkil şirketin buna müdahale etmesinin mümkün olmadığını, bu nedenke ... türü navlun sözleşmelerinde geminin ferdileştirilmesinin söz konusu olamayacağını, Fiili taşıyıcının ... düzenli posta seferi yapan bir taşıyıcı olduğunu,
bunun mahkemece dikkate alınmadığını ve yanılgıya düşüldüğünü, karardaki ifade ile mahkemenin de ... ile yapılan dava konusu taşımanın TTK md. 1150'nin kapsamı dışında olduğunu ikrar ettiğini,... konişmento şartlarının ...'e tebliğ edilmediği gerekçesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşıma sözleşmesinin, davacı ... şirketinin sigortalısı ...'in e-maille gönderdiği 02.02.2018 tarihli icap yazısına, müvekkil şirketin e-maille gönderdiği 05.02.2018 tarihli teklif şartlarını içeren cevap yazısı ile kurulduğunu, müvekkil şirketin 05.02.2018 tarihli teklifin kabul edildiğine ilişkin e-mail ekinde teklif şartlarını ...'e ilettiğini,
...'in bu teklif şartlarına herhangi bir itiraz ileri sürmediğini ve 08.02.2018 tarihli e-mail ile yüklemeye ilişkin bilgileri müvekkile ilettiğini, sözleşmenin müvekkil şirket tarafından iletilen Teklif Şartlarına bağlı olarak kurulduğunu, teklif yazısı ekindeki ... (Şartlar ve Koşullar) başlığını taşıyan sözleşmenin 7. maddesinde tüm navlun tekliflerinin... konişmento şartlarına tabi olduğu ve talep edilmesi halinde kendilerine iletileceğinin.
10. Maddesinde ise transit süre, gemi gecikmesi veya gemi programındaki değişiklikten ...'in sorumlu olmadığının düzenlendiğini, ancak mahkemenin e-maille gönderildiği için tebliğ belgesi olmayan bu teklif şartlarının ... bakımından bağlayıcı olmadığını kabul ettiğini, davacı taraf her ne kadar 07.06.2022 tarihli beyan dilekçesinde hem de 15.06.2022 tarihli duruşmada teklif şartlarının kendilerine tebliğ edilmediğini ve tarafımızca dosyaya sunulan mail yazışmalarında konişmentonun ve yazışmaların ekinin bulunmadığını iddia etmişse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını,
taraflar arasındaki tüm bildirimlerin e-mail yazışmasıyla yapıldığını,bu gerekçe geçerli sayılırsa müvekkil şirket tarafından ...'e gönderilen gemi adının yazıldığı rezervasyon teyit maillerinin (...) de bağlayıcı olmadığının kabul edilmesi gerektiğini, dosya kapsamı ile ...'in Konişmento şartlarına bağlı olarak taşıma yaptırdığının sabit olduğunu ve tüm yazışmaların bunu ispat ettiğini, nitekim 27.05.2022 tarihinde dosyaya sundukları mail yazışmalarında bu hususun açıkça görüldüğünü,
mail yazışmalarına ilişkin çıktı yerel mahkeme dosyasına sunulurken teknik bir hata sebebiyle bu yazışmalarda yalnızca konu kısmı görülmekte ancak bunun alt kısmında yer alan ''...'' kısmı görülmediğini, işbu dilekçe ekinde mail yazışmalarının orijinallerini CD içerisinde yerel mahkeme dosyasına sunduklarını, bu yazışmalardan ''...'' kısmında ... ...'' dosyasının yer aldığının görüleceğini, teklif yazısını ve yüklemeye ilişkin şartları içerdiğini, tüm bu belgelere rağmen teklif şartlarının ...'e tebliğ edilmediği hususunun hatalı olduğunu,
Konişmento şartlarınına dayanılabilmesi için yükün alıcısı tarafından teslim alınmasının şart olmadığını, gerekçeli kararda konişmento örnekleri ...'e gönderilmiş olsaydı dahi...yükü teslim almadığı için taşıyıcının konişmentolardaki "yükün başka bir gemiye aktarılmasına" ilişkin kayda dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağına hükmedildiğini, bu gerekçenin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, mahkemenin bu kabulü geçerli sayılırsa, yükün tamamen zayi olduğu bütün olaylarda konişmento hükümlerinin dikkate alınmayacağı sonucunun ortaya çıkacağını, böyle bir sonucun açıkça yasaya aykırı olduğunu,
Konişmento hükümlerinin bu taşıma sözleşmesinin bütün tarafları için bağlayıcı olduğunu, mahkemenin ...'in konişmentoya taraf olmadığı görüşünün hukuki dayanağının bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin yasadaki açık düzenlemelere rağmen konşimento özel şartlarının ... bakımından bağlayıcı olmadığını kabul ettiğini, ve kararın bu bakımdan da hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı nezdinde nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı dava konusu emtianın gemi ile taşınması sırasında zayi olması sebebiyle sigortalıya ödenen hasar tazminatının davalılardan tahsili talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalılar...,...'ya karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı ...
Şti. hakkında açılan davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalı ... Ltd.
Şti.vekili, davalının TTK 1180 maddesi uyarınca sorumluluğunun bulunmadığını, yükün bir gemiden başka bir gemiye aktarılması fiili ile yangın zararı arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, TTK 1150 maddesinin ... sözleşmelerinde uygulama yerinin bulunmadığını, fiili taşıyıcı...'nin düzenli posta seferleri yapan bir taşıyıcı olduğu hususunun dikkate alınmadığını, ... konişmento şartlarının dava dışı sigortalıya tebliğ edildiğini, konişmento şartlarınına dayanılabilmesi için yükün alıcısı tarafından teslim alınmasının şart olmadığını, konişmento hükümlerinin bu taşıma sözleşmesinin bütün tarafları için bağlayıcı olduğunu,
Mahkemenin ....'in konişmentoya taraf olmadığı görüşünün hukuki dayanağının bulunmadığını ve bu hususlar dikkate alınmaksızın verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. Davalı tarafından ileri sürülen bu istinaf sebepleri yargılama aşamasında beyan dilekçeleri ile ileri sürülmüş ve Mahkemece her bir iddia ve savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır.
HMK'nın 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki mail yazışmaları, konşimentolar, rapor, tüm bilgi ve belgelere göre davacı tarafından TTK'nın 1150 kapsamında taşıtanın izni alınmadan eşyanın başka bir gemiye aktarılması ve zayi olması sebebiyle taşıma sözleşmesine aykırı davranılmasından kaynaklı olarak rücuen zararın tazmini talebinde bulunulduğu, davacı ile 1 nolu davalı arasındaki navlun sözleşmesinin mail ile kurulduğu, söz konusu sözleşme uyarınca emtianın taşındığı gemi isminin belirli olduğu,
mail yazışmalarında davacı tarafından emtianın başka bir gemiye aktarılması hususunda talimatının olduğuna veya rıza gösterdiğine dair bir beyanın olmadığı, davalı tarafından davacıya gönderildiği iddia edilen 05/02/2018 tarihli mail içeriğinde teklif şartlarına göre ... konişmento şartlarının uygulanacağı açıkça belirtilmediği, taraflar arasında müzakere edilmediği ve eki olarak belirtilen PDF belgesinin içeriğinin bu teklif şartları olduğunun ve karşı tarafa iletildiğinin ispat edilemediği,
TTK'nın 1237/2 maddesi uyarınca taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler navlun sözleşmesinin hükümlerinin uygulanacağı gözetildiğinde konişmento şartlarının davacı açısından uygulanamayacağı, TTK'nın 1150 maddesinde ... sözleşmeleri açısından bir ayrıma gidilmediği, fiili taşıyıcı olan diğer davalının düzenli düzenli posta seferi yapan taşıyıcı olduğuna dair dosyaya bir delil sunulmadığı, davalının taşıma sözleşmesi hükümlerine aykırı davranarak emtiayı yangının çıktığı gemiye aktarması sebebiyle zayi olmasına sebep olduğu ve sözleşmeye aykırılık ile zarar arasında illiyet bağının bulunduğu,
davalı tarafından TTK'nın 1150 maddesinde öngörülen sorumluluktan kurtulma halinin ispat edilemediği ve taşıyıcının sözleşmeye aykırı hareketi sebebiyle zarar meydana geldiğinden TTK'nın 1180 maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı dikkate alındığında Mahkemece bu davalının kusurlu kabul edilerek aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olup,
davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Mahkeme karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2 maddesindeki davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde,
davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunacağı hükmü dikkate alınarak Mahkemece davalı ... ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilen bu davalı lehine maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekirken lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi yerinde olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Davacı vekili 11/05/2022 tarihli duruşmada davalı ...'nin husumet itirazını kabul etiğini ve bu konuda takdirin Mahkemede olduğunu beyan etmiştir.Söz konusu beyan davalı vekilinin istinaf sebebinin aksine bu davalı aleyhine açılan davadan feragat beyanı niteliğinde olmadığından davalı vekilinin buna ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Mahkemece davalı ... ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi kararı taraflar istinafa gelmediğinden kesinleştiği, bu davalı hakkındaki davada pasif husumeti bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar verildiğinden aynı anda farklı gerekçe ile red kararı verilemeyeceğinden davalının esasa ilişkin istinaf sebeplerinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı ...
Şti.'nin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı ...'nın istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince tayin olunan 65.427,78 TL karar harcından 16.356,95 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 49.070,83 TL harcın davalı ... Ltd. Şti'den tahsili ile Hazineye irad kaydına,7-Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 64.940,34 TL vekalet ücretinin davalı ...
Şti'den tahsili ile davacıya verilmesine,8-Davalı ...vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve tarifenin 7/2 maddesi uyarınca tayin olunan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ... 'ya verilmesine, 9-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 16.398,05 TL ilk harç, 481,50 TL posta gideri ile 20.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 36.879,55 TL'nin davalı ... Ltd.
Şti'den tahsili ile davacıya verilmesine,10-Davalı ... tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,11-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN
12-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 13-İstinaf eden davalı ... ... tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine, 14-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 65.427,78 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı ... Ltd.
Şti tarafından peşin olarak yatırılan 16.357,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 49.070,78 TL'nin davalı ...Ltd. Şti'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, 15-Davalı ... ... tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 300,00 TL yargılama gideri toplamı 520,70 TL nin davacıdan tahsili ile davalı ... ...'ya verilmesine, 16-Davalı ... Ltd.
Şti tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 17-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1.maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 24/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/1801, K. 2025/683, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama