KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Dosya no
- 2022/1998 Esas
- Karar no
- 2025/1091 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- 2021/42 Esas- 2022/508 Karar
- Tarih
- 21/06/2022
- Dava
- Tazminat (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)
Karar Metni
2.075 kelime·10 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı ile davacı ... ... arasında devam eden makina-cihaz ve sarf malzemesi alımının söz konusu olduğunu, bu ticari ilişkide ödemeler ... tarafından yapılmakla birlikte, bir dönem muhasebesel nedenler ile davacı ...,... adına da bir cari hesap oluşturulduğunu, davacının muhatap olduğu şirket muhasebecisinin ayrılması akabinde davacılar aleyhine ... sayılı ve ... sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, davacıların böyle bir borçlarının olmaması nedeni ile takibe itiraz ettiklerini, arabuluculuk toplantısına katıldıklarını,
davalı şirket tarafından bu toplantı sonrasında davacılar aleyhine herhangi bir dava açılmadığını, bu zorunlu çalışma ile davacıların excel tabloları, bankalardan tüm ödeme dekontları ile tüm alacak-borcu sistematik bir şekilde görme fırsatına sahip olduklarını ve burada alacakları olduğunu fark ettiklerini, ilk etapta tespit edilen alacak için ... nezdinde bir icra takibi açıldığını ancak ortaya çıkan diğer banka dekontları ile alacağın 19.131,84 TL fazla ödemeden tespiti ile sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili için dava açma zorunluluğu doğduğunu, tüm belgelerin davalı şirkete gönderilmesine rağmen 16.12.2020 tarih ve ... yev.
Nolu Beyoğlu ... Noterliğinden keşide edilen ihtarname ile borçlu olmadıkları şeklinde yanıt verildiğini beyanla fazlaya dair hakları saklı tutularak 19.131,81 TL'nin 27.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte TBK'nın 77-78 maddeleri uyarınca davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı ... ...’un, davalı şirket aleyhine ... sayılı dosyası ile başlatılan takipte 13/08/2020 tarihi itibariyle 11.282,81 TL cari hesap alacağı olduğunu iddia ettiğini, davalı şirket tarafından ticari defter ve kayıtlarda yapılan inceleme neticesinde davacının bu miktarda alacağının olmadığı sonucuna ulaşıldığını, icra takibine süresinde itiraz edildiğini, davacılar tarafından Beyoğlu ...
Noterliği aracılığıyla 16/12/2020 tarihinde gönderilen ...yevmiye nolu ihtarnamede, davacı tarafın 30.525,59 TL alacakları olduğunu iddia ettiğini, davalının davacılara herhangi bir borcu olmadığından taraflarınca ihtarname içeriğine itirazlarını içeren cevabi ihtarname gönderildiğini,dava dilekçesi incelendiğinde ise, bu defa davacılar vekili tarafından, davacılardan ...'un ödediğini iddia ettiği 19.131,81 TL'nin 27/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacıların,
davalı şirkete fazladan ödeme yaptığını iddia ederken süreç içerisinde bu miktarın ne kadar olduğunu dahi belirleyemediğini, sebepsiz zenginleşme iddiasıyla açılan huzurdaki davada, dava dilekçesinin ekinde sunulan belgeler incelendiğinde ise farklı isimler tarafından yapılan ödemeler bulunduğunun görüldüğünü, hangi ödemenin, hangi davacı tarafından, hangi borca istinaden yapıldığının anlaşılmadığını, davalı şirket kayıtlarına göre davalının davacılara herhangi bir borcu bulunmadığını, bilakis, davalının, davacılardan alacaklı göründüğünü beyanla haksız ve mesnetsiz olarak açılmış olan davanın reddine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi'nin 21/06/2022 tarih 2021/42 Esas- 2022/508 Karar sayılı kararında;"Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden dolayı davalı tarafın davacılar aleyhine sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği, netice olarak davacıların davalıdan 19.131,81 TL alacağı olup olmadığı,
var ise alacağa faiz işletilip işletilemeyeceği, faiz işletilecek ise hangi tarihten itibaren işletileceğine dair alacak davasıdır.Mahkememizce dava dilekçesi, cevap dilekçesi, gelen müzekkere cevapları, taraflarca dosyaya sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir.Dosya, bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek ve gerekli ihtaratlar yapılarak mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş; defter incelemesinde tarafların defterlerini hazır bulundurduğu,
12.01.2022 tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, fatura, dekont, BA-BS formları ve ibraz edilen ticari defterler ışığında, davacı ... ...'un tuttuğu defterin serbest meslek defteri olduğu, davacı ...'ın tuttuğu defterin işletme defteri olduğu, davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil teşkil ettiği, davalı defterlerinde, 31.12.2016 tarihi itibariyle ...'un 9.789,74 TL, ...'ın 8.098,19 TL davalı şirkete borçlu olduğu, tarafların defterlerinin birebir karşılaştırılmasında, davalının 15 adet 308.357,86 TL tutarlı faturasının davacıların defterlerinde kayıtlı olduğu,
davacıların 3 adet 17.684,20 TL tutarlı iade faturalarında davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının 1 adet 11.02.2016 tarihli ... seri nolu 5.103,75 TL tutarlı irsaliye bağlı faturasının, davacı ...'ın işletme defterlerinde kayıtlı olmadığı, faturaya konu ürünlerin davacı ... tarafından teslim aldığına dair belge bulunmadığı, buna göre, davalı tarafından davacılara ( 308.357,86- 17.684,20= ) 290.673,66 TL tutarında mal satışının yapıldığı, dosyaya sunulan banka dekontlarının defter kayıtları ile karşılaştırılmasında, davalı şirket tarafından davacı ... ...'a 35.291,00 TL ödeme yapıldığı,
davacı ... ... adına 25.03.2016 vadeli 9.500 TL tutarlı, 27.04.2016 tarihinde 9.500 TL tutarlı, 20.12.2015 vadeli 9.610 TL tutarlı, 01.02.2016 vadeli 9.650 TL tutarlı, 02.03.2016 vadeli 9.620 TL tutarlı ve 11.07.2016 vadeli 9.620 TL tutarlı toplam 57.500 TL tutarında senet ödemesi yapıldığı, ... tarafından davalı şirkete 16 adet 160.544,24 TL tutarlı senet verildiği, 210.134,00 TL tutarında ödeme yapıldığı ve 31.12.2016 tarihi itibariyle davacıların davalı şirkete 12.786,442 TL borçlu olduğu, davalı şirketten alacaklarının bulunmadığı rapor edilmiş olup, davacılar vekilinin rapora itiraz etmesi üzerine,
itirazların irdelenerek ek rapor sunulması amacıyla dosyanın aynı bilirkişiye tevdi edildiği, itirazlar ayrıntılı irdelenerek iki seçenekli sunulan ek rapora göre, 1 No.lu seçeneğe göre, davalı tarafından davacıya maille bildirilen 5.103,75 TL tutarındaki fatura ve dava dışı bir şahıs tarafından yapılan 7.850,00 TL tutarındaki ödeme değerlendirmeye alındığında "davacıların davalı şirkete 10.040,47 TL turarında borçlu olduğu", 2 No.lu seçeneğe göre, davalının ...
A.Ş.'ye davacı adına yapmış olduğu 11/07/2016 tarihli 25/06/2016 vadeli 9.620,00 TL tutarındaki ödemenin davacı alacağından mahsup edilemeyeceğinin kabulü halinde "davacıların davalı şirkete 420,18 TL borçlu olduğu" rapor edilmiş, bilirkişi kök ve ek raporlarının gerekçeli, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunması sebebiyle yeni bilirkişi raporu alınması cihetine gidilmeyerek,
her ne kadar davacı tarafça sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak isteminde bulunulmuş ise de, bilirkişi ek raporunda belirtilen ikinci seçeneğe göre, davalının, davacı adına yapmış olduğu bir ödemenin hesaplamaya dahil edilmesi gerekeceği, davalının yaptığı ödemeden sonra davacının aynı ya da farklı bir borca ilişkin ödemeyi dava dışı şirkete yapmış olmasının, davalının, davacıdan olan alacak miktarını etkilemeyeceği, davacılar tarafından, davalı tarafa yapılan fazladan bir ödeme olmadığı, davacıların, davalıya borcu bulunduğunun sabit olduğu,
bu hali ile davacıların davasını ispat edemediği anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir...."gerekçesi ile''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle. İlk derece mahkemesince her ne kadar gerekçeli kararda bilirkişi kök ve ek raporu gerekçeli, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunmuş olsa da bu görüşe katılmadıklarını, bilirkişi kök ve ek raporunda davalının dava dosyasına ibraz etmediği ödeme dekontlarına değinerek delillerin genişletildiğini, dosyada mevcut olmayan dekonta itibar edilerek,
davalı tarafından müvekkili ... adına 25.06.2016 vade tarihli senedin ödemesi yapılmış gibi gösterilerek bu haliyle hükme elverişli olmayan bir rapor tanzim edildiğini;Davalı şirketin cevap dilekçesinde yer alan deliller bölümünde ödeme dekontlarına hiçbir şekilde yer verilmediğini, ancak bilirkişinin davalı şirketten ödeme dekontlarını talep ettiğini ve bilirkişinin kök raporunun ekinde davalı şirket tarafından müvekkili ... adına yapılan ödemelere ilişkin bir takım dekontları dava dosyasına sunarak hem kök raporda hem de ek raporda delilleri genişleterek hesaplama yaptığını,
basit yargılama usulüne tabi davalarda cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayan iddia ve delil genişletme yasağına aykırı davranılmış olup, dosyaya sonradan sunulan ödeme dekontlarına itibar edilmemesi gerektiğini, İlk derece mahkemesine yapmış oldukları bu yöndeki itirazlarının kabul edilmediğini ve mahkemenin delillerin genişletilmesi yasağına aykırı davranarak hükme elverişli olmayan bilirkişi raporuyla hüküm kurduğunu;Davalı şirketin bilirkişi aracılığıyla delil genişletme yasağından sonra sunduğu bir takım dekontların kabul edilmesi ihtimali bir an için düşünülecek olurlarsa;
bilirkişi tarafından dosyaya sunulu bir takım dekontlar arasında, ek bilirkişi raporunda bahse konu hem müvekkili ... tarafından hem de davalı şirket tarafından mükerrer ödemeye konu 25.06.2016 vade tarihli senedin, davalı şirketçe ... adına ödendiğine ilişkin ödeme dekontu dosya içinde bulunmamakla birlikte, bilirkişi tarafından da sunulmadığını, bu sebeple davalı şirketin, davacı ... ... adına ödendiğini iddia ettiği mükerrer ödemeye konu 25.06.2016 vade tarihli senedi ödediğini ispatlayamadığını, ayrıca tüm bu izah edilen hususlar haricinde müvekkili ...'un kendi nam ve hesabına ait 25.06.2016 vade tarihli senedi, ...
Bankası'ndan 13.07.2016 tarihinde ... A.Ş.'ye ödediğini, bu ödemenin dekontunun dosyada mübrez olduğunu, bilirkişi ek raporunda davalı şirketin 11.07.2016 tarihinde ... Bankası üzerinden ... Faktoring A.Ş.'ye "...
25.06 tarihli senet ödemesi" açıklamasıyla gönderdiği tespitinde bulunmuş ise de ödeme dekontunun dosya içerisinde bulunmadığını, ayrıca bilirkişi tarafından da sunulmadığını;Davalının ikrarını içeren hesap mutabakatı ve e-mail yazışmalarının İlk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmediğini ve bu haliyle isabetsiz hüküm kurulduğunu, dosyada mübrez hesap mutabakatına ilişkin 18.02.2016 ve 11.04.2016 tarihli e-maillerde, davalı şirketin müvekkili ...'un alacaklı olduğunu ikrar ettiğini ve Ocak, Şubat,
Mart aylarına ait senetleri müvekkili ...'un işbu alacağına istinaden kendilerinin ödeyeceği taahhütünde bulunduğunun açıkça anlaşılır durumda olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından işbu e-maillerin hiçbir şekilde dikkate alınmadığını ve rapora konu edilmediğini, oysa yerleşik Yargıtay ilamlarında da görüldüğü üzere e-mailin yazışmalarının ispata elverişli belge olarak nitelendirildiğini;Bilirkişi kök raporunun 14. sayfasında ve ek raporun 8. sayfasında yer alan Ek-5 tablosunda kayıtlı davalı şirket ödemelerinin, yukarıda bahsedilen dosyada mübrez hesap mutabakatına ilişkin e-mailler göz önüne alındığında,
müvekkili ...'un davalı şirkete yapmış olduğu fazla ödemeye ilişkin alacağına istinaden davalı şirket tarafından bu alacağa mahsuben yapılan ödemeler olduğunun açıkça görüldüğünü, İlk derece mahkemesinin kararına esas olan bilirkişi kök ve ek raporlarının eksik inceleme neticesinde tanzim edildiği,
yapılan itirazların dikkate alınması gerekirken karar ihdas edilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğu beyanla İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.07.2022 Tarihli, 2021/42 Esas ve 2022/508 Karar sayılı kararının kaldırılarak davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasında yürütülen açık hesap ilişkisinde, davacılar tarafından davacıya sebepsiz olarak fazla ödendiği iddia edilen bedelin istirdadı talebine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; bilirkişi tarafından davalının delil olarak dayanmadığı ve sunmadığı ödeme dekontlarının rapor tanziminde nazara alındığı ve bu şekilde savunmanın genişletilmesi yasağına aykırılık oluştuğu, raporda bahsedilen vadeli senedin ödemesine ilişkin dekontun dosyada bulunmadığı, davalının bu senet bedelini ödediğini ispat edemediği, Mahkemece, davalının borçlu olduğunu kabul ettiği e-maillerin dikkate alınmadığı,
bu şekilde verilen kararın hatalı olduğuna ilişkindir.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, kök ve ek rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır.
Davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap dava, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davacılar tarafından, davalı ile tek bir açık hesap ilişkisi yürütüldüğü ve davalıya işleyen açık hesapta fazladan ödeme yapılmış olduğu iddiası ile davanın açıldığı, Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında davalının ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde düzenlendiği tespit edildikten sonra bu defterlerde olan kayıtların davacıların tutmakta oldukları işletme ve serbest meslek defteri ile karşılaştırıldığı,
bilirkişi tarafından inceleme sırasında, davalının ticari defterlerinde davacılar adına tutulan hesapta bulunan borç-alacak kayıtlarının dayanaklarının sorulması ve rapora eklenmesinde herhangi bir usulsüzlük olmadığı, ticari defterlerle bağlı kayıt niteliğinde olan ödeme belgelerin zaten incelenmesi gerektiği, bilirkişi tarafından taraflarca sunulan tüm senetler ile ödeme belgelerinin detaylı şekilde incelendiği, taraflar arasında fatura düzenlenmesi ve karşılıklı olarak ödemeler yapılması şeklinde yürütülen bir ticari ilişki olduğu,
her ne kadar bilirkişi ek raporunda geçen ve davacı ... tarafından davalı şirket adına düzenlenen 25/06/2016 tarihli ve 9.620 TL bedelli senedin davalı tarafından dava dışı ...
Şirketine ödendiğine dair ödeme dekontuna dosya içerisinde rastlanılmamış ise de, bu ödemenin yapılmamış olduğunun kabulü halinde dahi davacıların davalıya borçlu olduklarının anlaşıldığı, taraflar arasındaki e mail yazışmalarında geçen beyanların hesap mutabakatı olmadığı, tek başına bu yazışmalardan davacıların alacaklı olduğu sonucuna ulaşılmayacağı, yazışmalarda geçen ödeme ve senetlerin dosyaya sunulduğu ve bilirkişi tarafından sunulan tüm deliller üzerinde inceleme yapıldığı, ek raporda davalının ticari defter ve kayıtları ile maillerde geçen beyanların örtüştüğünün tespit edildiği,
buna göre davacılar tarafından açık hesapta davalıya fazladan ödeme yapıldığı ispat edilemediğinden Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/1998, K. 2025/1091, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama