KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2024
- Dosya no
- 2022/208 Esas
- Karar no
- 2024/1041 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2020/48 Esas - 2021/179 Karar
- Tarihi
- 08/03/2021
- Dava
- İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.705 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının alacağını tahsil için icra takibi başlatması üzerine davalının kötü niyetli olarak borcun tamamına ve bütün ferilerine itiraz ettiğini, itiraz ettikten sonra asıl borcun tamamını 394.174,00 TL ve 122.684,98 TL'lik çekler ile ödediğini, ancak geriye kalan icra vekalet ücreti ve icra takip harcı ile masraf alacaklarının ödenmediğini, 6102 Sayılı TTK 5/A maddesi gereği ticari uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalarda arabuluculuğa başvurulması gerektiğini,
arabuluculuğa başvurulduğunu ancak sonuç alınamadığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla borçlunun yaptığı haksız ve hukuksuz itirazın iptaline, borçlunun kötü niyetli olması sebebi ile %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafından davalı aleyhine ödenmeyen fatura bedelinin tahsili amacıyla 397.595,50 TL tutarında asıl alacak, faiz ve takip masraflarına ilişkin icra takibi başlatıldığını, iş bu icra takibine taraflarınca 12/12/2018 tarihinde itiraz edilmesi üzerine itirazın iptaline yönelik iş bu davanın ikame edildiğini, davalı şirket ile davacı arasında bulunan sözleşmede fatura tarihlerinden itibaren 150 günlük vade ile ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, davacı ödeme günü gelmeden icra takibi başlattığı için itiraz etmeleri gerektiğini,
akdedilen sözleşmenin 6. sayfasının ödeme koşulları başlıklı 5. maddesinin.
"Konsinye veren tarafından bırakılan ürünlerin kullanıldıktan sora kesilen faturalar, fatura tarihinden itibaren konsinye verene 150 gün çek ya da 150 gün açık hesap şeklinde ödeme yapılacaktır." şeklinde düzenlendiğini, icra takibine konu edilen borcun tamamının davalı şirket tarafından sözleşmede kararlaştırıldığı üzere fatura tarihinden itibaren 150 gün içinde 394.174,00 TL ve 122.684,98 TL tutarlı çeklerle ödendiğini, icra takibine ilişkin yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olmadığını, vadesi gelmeden takibe konu edilen borca itiraz edilmesinin hukuka uygun olduğunu,
ödemenin faturayı takip eden 150 günlük çekle veya 150 günlük açık hesap ile yapılacağının kararlaştırıldığı sabit olmasına karşılık davacının bu süreyi beklemeden icra takibi başlattığını, davacı tarafından davalı şirket ile yapılan mutabakata ilişkin olarak belirtilen hususların mevcut durumda farklı bir algı yaratılmaya çalışma gayretinden ibaret olduğunu, davacı tarafla mutabakata varılmış olmasının mutabık kalınan tutarın muaccel hale geldiği anlamını doğurmadığını, yani davalı şirketin mutabık olsa da vadesi gelmemiş tutarları vadesinden önce ve icra tehdidi altında ödemekle yükümlü olmadığını,
davalı şirket kayıtları tetkik edildiğinde icra takibine konu faturalarda yer alan hizmet ile ilgili cari hesaplarında yapılan inceleme neticesinde vadesi gelen herhangi bir fatura tespit edilemediğini, bu nedenle takibe itiraz edilerek takibin durdurulduğu,
davacının icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını, davacının icra takibine geçmesinde borçlu müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, davalının vadesinde borcunu ödeyerek borçtan kurtulduğunu, bu nedenle icra takip masrafları ile davacı alacaklı vekilinin vekâlet ücretini ödemesine gerek olmadığını, muaccel olmayan bir alacak ile ilgili bir alacak için takip yapılması nedeniyle haklı olarak itiraz edildiğinden icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, tamamen mesnetsiz olan bu davada davacı tarafın icra inkâr tazminat talebinin haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu,
bu sebeple davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla haksız davanın reddine, davacının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi'nin 08/03/2021 tarih ve 2020/48 Esas - 2021/179 Karar sayılı kararında. "Dava; dava konusu uyuşmazlığın taraflar arasında düzenlenen 06/03/2017 tarihli "Konsinye Malzeme Sözleşmesi" kapsamında davacı konsinye veren tarafından davalıya sağlanan malzeme bedelleri karşılığında kesilen fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ilişkindir. ...
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde. Taraflar arasında akdedilen 06/03/2017 tarihli Konsinye Malzeme Sözleşmesinin 5.maddesinde "Konsinye veren tarafından bırakılan ürünlerin kullanıldıktan sonra kesilen faturalar, fatura tarihinden itibaren konsinye verene 150 gün çek ya da 150 gün açık hesap şeklinde ödeme yapılacaktır.
Ödemelerin zamanında yapılmaması durumunda konsinye veren ... vade farkı uygulayacaktır.
Bu oran aylık % 1 dir. " şeklinde faturalara ilişkin bedellerin konsinye verene fatura tarihinden itibaren 150 gün içinde çek ya da açık hesap şeklinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davaya konu icra takibinde 37 adet fatura toplamı 538.415,40 TL'nin ödenmeyen 397.000 TL'sinin talep edildiği, bu bedellerin takipten sonra ödenmesi nedeniyle işbu dava ile vekalet ve sair masrafların talep edildiği, fatura tutarları ve ödemeler konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Mali bilirkişi tarafından düzenlenen denetlenebilir ve hükme esas alınabilir nitelikteki bilirkişi raporunda yapılan tespitlerle, icra takibine konu edilen 37 adet faturanın toplamı 29.268 TL olan sadece iki tanesinin ödeme vadelerinin gelmiş olduğu, diğer faturaların ise ödeme vadelerinin sözleşme uyarınca henüz gelmediği, davacının da kabulünde olduğu üzere faturaların 141.145,40 TL tutarının takip öncesi ödendiği, takip tarihi itibarı ile vadesi gelmiş ancak ödenmemiş herhangi bir fatura tutarının olmadığı,
icra takip tarihi itibariyle davacının henüz muaccel olmuş bir alacağı bulunmadığından davalı tarafın bu noktada itirazı haklı bulunarak davanın reddine karar vermek gerekmiş, yine her ne kadar davalı tarafça kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiş ise de, davacının muaccel olmasa dahi takip tarihi itibariyle alacağının bulunduğu anlaşıldığından şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı istemininde reddine karar verilmekle aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur."gerekçesi ile "Davanın REDDİNE," karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; müvekkilinin alacağını almak için icra takibi başlattıklarını, davalının kötü niyetli bir şekilde borcun tamamına ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, itiraz ettikten sonra asıl borcun tamamını 394.174,00 TL ve 122.684,98 TL'lik çeklerle ödediğini ancak geriye icra vekalet ücreti ve icra takibi harç ve masraf alacaklarının kaldığını,
Mahkemenin dosyayı uyuşmazlık konusunun tespiti yönünden 06.03.2017 tarihli Konsinye Malzeme Sözleşmesi kapsamında malzeme bedelleri karşılığında kesilen icra takibi faturalarının davalı tarafça vadesinde ödenip ödenmediği belirlenerek ve asıl alacağa ilişkin yapılan ödemeler dikkate alınarak söz konusu dava takibi alacaklardan davalının sorumlu olup olmadığının tespiti için rapor hazırlanması konusunda bilirkişiye tevdii ettiğini, söz konusu bilirkişi raporuna yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini.
Taraflarınca İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi sonrasında davalı yanın borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, takip durduktan ve borcun vadesinin dolmasından sonra asıl borca ilişkin kısmın çeklerle ödediğini, borçlu bildirmiş olduğu itiraz sebepleriyle bağlı olup, kural olarak bunları daha sonra genişletip değiştiremeyeceğini, vadesi gelmiş borcun takip açıldıktan sonra itiraz edilip ödenmesinin davalı yanın kötü niyetli ve haksız olduğunu gösterdiğini, asıl borca ilişkin alacakları ödenmiş olup;
icra vekalet ücreti, icra takibi harç ve masraf alacakları taraflarına ödenmediğinden ve takibin kötü niyetli ve haksız bir şekilde durdurulmuş olduğundan bahisle taraflarınca görülmekte olan davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, bilirkişinin, davalı ... kayıtlarını incelemeden eksik inceleme ile bir rapor hazırladığını, yapılan değerlendirme sonucunda icra takip tarihi itibariyle vadesi gelip de ödenmemiş bir faturanın bulunmadığı,
dava konusu faturaların vade tarihlerinde ödenmiş olduğu ve davalının faturalara dayalı bir borcunun bulunmadığı sonucuna vardığını, takip tarihi itibariyle tüm fatura bedellerinin vadesi geçmiş olmasına rağmen ödenmediğini.
Rapor içeriğinde buna dair bir inceleme bulunmadığını, bilirkişi devir bakiyelerini de sağlıklı bir şekilde incelemiş olsaydı işleme koydukları icra takibine konu yapılan alacakların tamamının taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği de istenebilecek durumda olduğunu göreceğini, toplanan delillere, oluşa ve dosya içeriğine aykırı bilirkişi raporunu kabul etmenin mümkün olmadığını, seçilecek yeni bilirkişi tarafından gerek müvekkili şirketin, gerekse davalı şirket kayıtlarının bir arada incelenerek dosyayı aydınlatır mahiyette kapsamlı bir rapor hazırlanmasını talep etmelerine rağmen Mahkemenin,
bilirkişi raporunda teknik incelemenin yapıldığı, hukuki ihtilafların mahkemece değerlendireceğinden bahisle rapora ilişkin itirazların ve davanın reddine karar verdiğini beyanla. Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.
Davacı taraf, davalının hakkında başlatılan icra takibinde talep edilen tüm alacaklara süresi içerisinde itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, ardından asıl alacağın ödendiğini ve fakat icra takip giderleri, vekalet ücreti vs fer'i nitelikteki alacaklarının ödenmediğini iddia ederek itirazın bu alacaklar yönünden iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, taraflar arasında imzalanan sözleşmede fatura bedellerinin tanzim tarihinden itibaren 150 günlük vadede ödeneceğinin kabul edildiğini, takip tarihi itibariyle vadesi gelmiş ve bedeli ödenmemiş fatura olmadığını,
vadesi geldiğinde tüm fatura bedellerinin ödendiğini, takip haksız olduğundan itiraz edildiğini ve talep edilen takip gideri vs alacaklardan sorumlu olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, toplanan deliller ve davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle bilirkişi raporu alınmış ve istinaf incelemesine konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır.
Davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, rapor denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olarak düzenlenmiş olup davacı tarafça İstanbul .... İcra Dairesi'nin ...
Esas sayılı dosyası ile davalı hakkında 03.12.2018 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibine konu edilen faturaların, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 5. maddesi uyarınca vadelerinin gelmediği, takip tarihi itibariyle muaccel bir alacak bulunmadığından davalının takibin tamamına itirazının haklı olduğu ve davacının haksız icra takibi nedeniyle icra takip gideri, vekalet ücreti vs fer'i alacaklar yönünden de talepte bulunamayacağı, bu minvalde Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/208, K. 2024/1041, 10 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama