KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2024
- Dosya no
- 2022/356 Esas
- Karar no
- 2024/998 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2020/280 Esas - 2021/779 Karar
- Tarihi
- 08/10/2021
- Dava
- Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
3.018 kelime·15 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirket, müvekkil şirket ile olan ticari ilişkileri doğrultusunda ürün siparişi vermiş ve sipariş konusu ürünleri teslim almış olmasına rağmen kesilen fatura bedellerini ödemediğini, Davalı tarafın ödemeden kaçındığını kesilen faturaları iade ettiğini, müvekkil şirketin 23-11-2019 tarihli ... nolu faturayı düzenleyerek davalı firmaya gönderdiğini, davalı firmaca iade edilmek istenen fatura müvekkilince kabul edilmediğini, ve 03.12.2019 tarihinde İzmir ...
Noterliğinin ... yevmiye numarasıyla bu husus davalı tarafa ihtaren bildirildiğini, davalı ürünleri kullanmaya başladıktan sonra faturaları iade etmeye devam ettiğini ve 03.05.2019 tarihinde de müvekkil şirkete, ürünlere ilişkin olarak herhangi bir ödeme yapılmayacağına dair e-mail gönderdiğini, arabuluculuk görüşmelerinde sonuç alınamadığını, davalının ayıp hükümlerinde yer alan usule uygun bir ihbarı olmamasına rağmen geçmiş siparişlerin hatalı, kusurlu veya ayıplı olduğunu ileri sürmesi yerinde olmadığını, dava konusu alacağa ilişkin ürünler,
telafi veya garanti kapsamına dahil edilmiş ürünler olmayıp ilk kez karşı tarafa sunulup faturalandırılan ürünler olduğunu, tüm bu nedenlerle davalı tarafa teslim edilen ürünlere ilişkin 22.145,73 TL tutarındaki fatura bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan alınmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkil şirket ile davacı şirket uzun yıllara dayanan bir ticari ilişki içinde olup, bugüne kadar davalı şirketin tüm ödemeleri zamanında yapıldığını, Müvekkil şirketin söz konusu fatura bedelini ödememesinin sebebinin siparişin üzerinden çok uzun bir süre geçtikten sonra fatura düzenlenmiş olduğunu, müvekkil şirket tarafından ödenmeyeceği beyan edilerek iade edilmesine rağmen defalarca aynı fatura gönderildiğini, davacı şirket çalışanı ... daha önceki süreci bildiği için hiçbir talep ve sipariş beklemeden gerekli parçaları temin ederek müvekkil şirkete sevkini yaptığını,
gelen parçalar müvekkil şirketin ilk başta sipariş verdiği EMV 100 modül kullanılan boyutlardaki mil, somun, araba ve raylarlardan ibaret olduğunu, bu parçlar kullanılarak modüller müvekkil şirketin kendi atölyesinde ekstra maliyetine katlanılarak üretilen şaseler üzerine montaj edilerek devreye alındığını, dışarıdan kullanıma hazır alınıp kullanılmak istenen modüllerde davacı şirketin kataloğundaki ilk siparişi imal edememesi ve yerine başka modül önermesi sonucu farklı ürün alınmış ve üründe problem yaşandığını, işcilik ve zaman kayıplarını müvekkil şirket ekstra olarak üstlenmişken,
davacı şirketin müvekkil şirketten yedek parçaların bedelini istemesinin baştan kabül edilmeyeceği mail ile bildirildiğini, bu maile davacı şirketten hiçbir itiraz gelmemiş ve parçalar hızlıca müvekkil şirkete sevk edildiğini, davacı şirket kendi ürünündeki hatasını giderdiğini, Müvekkil şirket de davacı şirketten üretim, işçilik ve zaman kaybı sebebiyle oluşan zararını karşılıklı iyiniyet çerçevesinde talep etmediğini, aradan yaklaşık bir yıl geçtikten ve satış temsilcisi ... davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra müvekkil şirketten bu parçaların bedeli talep edildiğini,
talep eden kişiye de gerekli cevap verilmesine rağmen kötüniyetli davranışa devam edildiğini ,müvekkil şirket tarafından tüm bu faturalar kabul edilmeyerek yasal süresi içinde davacı şirkete iade edildiğini, arabuluculuk görüşmelerinde sonuç alınamadığını tüm bu nedenlerle davanın reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi'nin 08/10/2021 tarih ve 2020/280 Esas - 2021/779 Karar sayılı kararında;".....Taraflar arasındaki ihtilaf olan mal veya hizmetin yerine getirilip getirilmediği, taraflar arasında takibe konu alacağın tarafların ortak iradeleri ile oluşup oluşmadığı hususlarındadır.. Her iki tarafın defterleri SMMM bilirkişi tarafından incelenmiş olup takibe konu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu ancak bs formu ile vergi dairesine bildirilmediği anlaşılmıştır.
Söz konusu fatura davalı defterlerinde kayıtlı olmayıp iade faturası düzenlendiği görülmüştür. Yalnızca fatura düzenlenmesi alacağın varlığını ispat açısından yeterli değildir. Kaldı ki söz konusu fatura davalı yanca benimsenip deftelerine kaydedilmiş değildir. Davalı yan aynı fatura için iade faturası düzenlenmiştir. Taraflar arasında yazılı bir anlaşma yoktur.
Dolayısıyla faturaya konu malın teslimi yapılmışsa da davalı yanın açık muvafakati olmadan yapıldığı anlaşılmaktadır. Takibe konu fatura dolayısıyla davalı yandan alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafın ispat yükü üzerindedir. Davacı tarafların dava konusunu edimi yerine getirildiğini tüm dosya kapsamına göre ispatlayamamıştır. Söz konusu fatura davalı yanca iade edilmiştir.
Davacı davasını ispatla mükellef olup delil listesinde açıkça yemin deliline de dayanmış değildir.Tüm bu anlatımlar doğrultusunda davacının davasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesi ile,DAVANIN REDDİNE, karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile.
Davalı şirketin, müvekkil firma ile olan ticari ilişkisi içerisinde farklı model, boyut ve adetlerde dokuz ürüne ilişkin sipariş verdiğini, müvekkili firmanın söz konusu siparişleri davalı tarafa teslim ettiğini ve teslimatla beraber 21.03.2019 tarihinde ... numaralı faturayı düzenlediğini, davalı tarafından faturanın herhangi bir gerekçe olmaksızın iadesini takiben tekrardan 04.04.2019 tarihinde ... numaralı faturayı düzenleyerek davalıya gönderdiğini, davalının, bu faturayı da hukuken kabul edilebilir herhangi bir sebep olmaksızın, iade ettiğini ve ödemeden kaçındığını,
devamında 08.05.2019 tarihinde ... nolu fatura karşı tarafa gönderilmesine rağmen davalı tarafın ödemeden kaçınma kastının devam ettiğini ve faturanın iade olduğunu, Yukarıda bahsi geçen faturaların konusunu oluşturan ürünlerin Davalıya teslim edilip edilmediği hususunun yargılamanın hiçbir aşamasında çekişmeli olmadığını, zira Davalının 28.02.2020 tarihli cevap dilekçesinin ikinci sayfasının son paragrafında belirtildiği üzere ürünlerin teslim alınıp kullanıldığı hususunun davalı şirketçe bizzat ikrar edildiğini, Kaldı ki Yerel Mahkeme kararında ,
dolayısıyla faturaya konu malın teslimi yapılmışsa da davalı yanın açık muvafakati olmadan yapıldığı anlaşılmaktadır`, şeklinde teslim hususunu kararına konu ettiğini, Yerel Mahkemenin red gerekçesinin temel usul hukuku kurallarının adeta yerle bir edilmesi anlamına geldiğini, şöyle ki.
Müvekkilinin dava konusu ürünü davalıya teslim ettiğine göre ve bu ürünün, davalı tarafından kullanıldığına dair bir ihtilaf olmadığına göre müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri açıkça yerine getirdiğinin sabit olduğunu, Yerel Mahkemenin, müvekkili şirketin edimini yerine getirdiğini ispatlayamadığını iddia etmekte olduğunu, müvekkil şirketin taraflar arasındaki ticari satım ilişkisi gereği asıl edim yükümlülüğü olan teslim yükümlülüğünü yerine getirdiğinin dosya kapsamında tartışmasız olduğunu, hal böyle iken,
Yerel Mahkemenin müvekkilinin hangi edimini yerine getirmediği gerekçesi ile davayı reddettiğine yönelik bir açıklama yapmamasının çok açık bir hukuksal eksiklik olduğunu, Dava konusu ürünlerin davalıya müvekkili tarafından teslimi konusunda bir tereddüt olmadığına göre bu ürünlerin bedelinin neden ödenmediği ve bedeli ödenmeyen ürünlerin davalı bünyesinde hangi sebeple kullanıldığına dair savunmalarını değerlendirmek gerekeceğini, davalı tarafın, ödeme yapmama gerekçesini "teslim edilen ürünlerin önceki siparişlerin garantisi kapsamında olması" şeklinde beyan ettiğini, Dava konusu ürünün, garanti ürün olabilmesi için;
öncelikli olarak dava konusu ürünlerle aynı mahiyette bir ürünün müvekkili şirket tarafından davalıya teslimi ve bu ürünlerin ayıplı olması sebebi ile garanti ürünlerini davalı şirkete gönderilmiş olması gerektiğini ancak davalı şirket tarafından bugüne kadar müvekkiline iade edilen herhangi bir ayıplı ürün olmadığı gibi müvekkili şirkete ulaşan hukuka uygun herhangi bir ayıp ihbarının da bulunmadığını,Davalının, dava konusu ürünlerin garanti ürün olduğuna ilişkin savunmasının hukuka aykırı olmakla beraber ticari teamüller ve hayatın olağan akışıyla da bağdaşmadığını,
kabul anlamına gelmemekle beraber Türk Borçlar Kanunu ile Türk Ticaret Kanununda ayıba ilişkin hükümlere uygun bir ayıp ihbarı olmamasına rağmen geçmiş siparişlerin hatalı, kusurlu veya ayıplı olduğunu ileri sürmesinin yerinde olmadığını, kaldı ki geçmiş dönemdeki siparişlerin hatalı, kusurlu veya ayıplı olup olmadığı hususu ayrı bir uyuşmazlık konusu olduğunu, Davalı tarafın bu konudaki hak ve taleplerini kullanması gerekirken,
müvekkili şirket ile olan ticari ilişkisini devam ettirerek ileri dönemdeki siparişlerinde tamamen kendi takdiri içerisinde ve herhangi bir karşı mutabakat almadan kendi borçlarından mahsup yapması ve bunu ödemeden kaçınma fiilinin bir gerekçesi olarak ileri sürmesinin ticari teamüllere aykırılık teşkil ettiğini, Müvekkili şirketin, davalıya 26.12.2017 tarihli teklif uyarınca EMV100-2220 LİNEER MODÜL 2 Adet ve tanesi 1.950,00 Euro olmak üzere toplamda 3.900,00 EURO bedele ürün sattığını, davalı tarafından bu ürünlerin hatalı, ayıplı olduğuna ilişkin hukuken dosyaya sunulan hiçbir delil bulunmadığını,
Müvekkili şirketin davalıya daha sonra yukarıda belirtilen ürün ile hiçbir alakası olmayan "9 PARÇA Yağlama ped, 45 ray, flanşlı somun, vidalı mil, 45’lik ray tapası, vidalı mil" satışı yaptığını, bu satışın davalı tarafın siparişi uyarınca yapıldığını, davalı tarafın iade işlemine ilişkin gerekçesi ise hem dava dilekçesinde sunduğu e mail kayıtları hem de davaya cevap dilekçesi uyarınca söz konusu ürünlerin müvekkili tarafından ücretsiz telafi ürün olarak gönderildiği iddiası olduğunu, davalı tarafın bu ürünleri almadığını veyahut başka bir şirket tarafından sipariş verildiğine ilişkin bir iddiasında bulunmadığını,
nitekim gerek dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda gerekse de sayın mahkemenin hüküm gerekçesinde uyuşmazlığın ürünlerin teslim edilip edilmediği yönünde olduğu gibi tamamen hatalı bir değerlendirme yapıldığını,İş bu sebeple huzurdaki dosyada sadece dava konusu “ 9 PARÇA Yağlama ped, 45 ray, flanşlı somun, vidalı mil, 45’lik ray tapası, vidalı mil” ürünlerinin müvekkili tarafından ücretsiz telafi ürün olarak davalıya gönderilip gönderilmediği olup sadece bu kapsamda dosyanın incelenebileceğini, bu kapsam dışında yapılacak bir inceleme hem mahkemenin hem de bilirkişilerin yetkisinin aşılması anlamına geldiğini,
bu hususu 14.06.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde detaylıca izah etmesine rağmen sayın mahkemece dikkate alınmayıp tarafların iddia ve savunmalarından bağımsız hususlar gerekçelendirilerek hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, Bilirkişi raporunun yanı sıra raporun hazırlanış sürecininde büyük ölçüde usule aykırı olduğunu, rapor incelendiğinde görüleceği üzere Sayın Bilirkişilerce görüşülen ve anlatımlarına atıfta bulunulan ... isimli şahıs Davalının dosyaya bildirdiği ve davalı şirket çalışanı olan tanıklardan birisi olduğunu,
yerel mahkemenin 12.02.2021 tarihli duruşmasındaki ara kararla kendisinin dinlenmesi yönündeki taleplerin reddedildiğini, buna rağmen dosyada Davalı tanığı olduğu ve dinlenilmesinin reddedildiğine karar verildiği dosyadan açıkça görülebilmekteyken bilirkişiler tarafından aranarak sanki bir tanıkmış gibi dinlenip, beyanlarının alındığını ve hatta hiçbir teknik inceleme yapılmaksızın salt ...'ın görüşlerine göre rapora yön verildiğini, bilirkişinin sadece dava konusunun dışına çıkmakla kalmayıp usulen de yetkisini aşıp davalı tanığının ifadesini aldığını, bu ölçüde bir usulü hatanın yer aldığını,
yasaya aykırı bir şekilde düzenlenmiş bir raporun, sadece bu yönden dahi hükme esas alınabilmesinin mümkün olmadığını, Davalı tarafın cevap dilekçesi ve savunma beyanlarına geri dönüldüğü takdirde ise.
Davalının ileri sürdüğü şekilde dava konusu 9 parça malzemenin geçmişte alınan bir ürünün telafisi olduğu gibi bir iddia dinlenebilir bile olsaydı bu hususta bilirkişinin yerinde tespit yapması gerekeceğini, zira müvekkili ile arasında hukuki husumet olduğu sabit olan Davalının verdiği bilgilerin tek başına rapora temel alınması,
sadece hukuka değil hayatın normal akışına da ters düştüğünü,Huzurdaki davada hiçbir yeri olmayan ürünlere dair iddiaların bir an için dinlenebilir olduğu kabul edilse dahi bu iddiaların teyidi maksadıyla ürünler yerinde incelenmeli ve gerçekten bahsedilen ürünün telafi olarak ileri sürülen malzemelerle çalışıp çalışmadığı ve bu malzemeler olmadan çalışıp çalışamayacağı hususlarının araştırılması gerektiğini,Ayrıca önemle belirtmek gerekir ki dosyada bu ürünlerin garanti kapsamında değiştirildiği veyahut telafi ürünü olduğuna dair hukuken kabul edilebilir, hiç bir delil bulunmadığını,
davalıya yükletilecek ispat yükünün "müvekkili şirketin ürünleri garanti kapsamında verip vermediği" araştırılmalıyken bu husus hiç bir şekilde değerlendirmeye alınmadığını, Sadece bu husus bile tek başına dosyada sunulu bilirkişi raporunun hükme esas alınmamasını ve dosyayı aydınlatmaktan uzak olduğunu tek başına ortaya koyan bir husus olduğunu , İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, HMK.
278/3 hükmüne uygun hareket edecek yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, faturaya dayalı alacak davasıdır.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Taraflar arasında dava konusu faturaya içeriği malın davalıya teslim edildiği konusunda ihtilaf olmayıp uyuşmazlığın; davacı tarafça, 26.12.2017 tarihli teklif formunda belirtilen ve davalıya satılıp teslim edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı ve dava konusu fatura içeriğindeki ikinci ürünün davalıya garanti kapsamında verilip verilmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.Dosya arasında bulunan teklif formu incelendiğinde.
Davacı firmanın ilgilisi ... tarafından davalı ... Holding (... ALÜMİNYUM) adına 26.12.2017 tarihli firmamızdan talebiniz olan ürünlerimizin teklifi aşağıdadır açıklamalı teklif verildiği, Teklif Formunda. 1-) EMV100-2220 LİNEER MODÜL Strok 2000 mm 2 Adet , 2-) APEX PEIIR 120 1:3 REDÜKTÖR 1 Adet ürünün toplam bedelinin: 4.625,00 EURO + KDV olarak belirtildiği anlaşılmıştır.Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ekinde ibraz edilen mail incelendiğinde.
Davalı firma adına İsmail Kartal tarafından davacı adına teklif gönderen ...'e tekliften yaklaşık 2,5 ay sonra gönderdiği 05.03.2018 tarihli mailde; “... bey merhaba, Hafta sonu yaşadığımız vida grubu arızasında sorunun çözümünde gösterdiğiniz destek için öncelikle teşekkür etmek istiyorum. Sizin gösterdiğiniz destek problemin yaşanmasından sonra makinanın bir an önce devreye alınması için çok önemli katkı sağladı.
Ancak sizin ve bizim çabalarımız toplam yaklaşık 27 saat üretim aksamasının bize verdiği sıkıntı ve maliyeti malesef telafi etmiyor. Bu makinanın vardiyada yaklaşık 6000 m2 üretim yaptığını düşünürsek duruş süresinde yaklaşık 20.000 m2 üretim yapılmamış oldu. Bunun dışında yeni yapılmış olan bir sisteme olan güvenin sarsılması da olumsuz bir durum yaratıyor. Bundan sonra bize düşen bu sistemin uzun yıllar sağlıklı ve sorunsuz çalışması için gerekenleri yapmak.
1. Problemin birinci nedeninin sizinde bildiğiniz gibi vida grubunun montajında yapılan hatalar nedeniyle iç kısımda vidaların gevşemesi ve alüminyum gövdeye sürterek sıkışmaya neden olması.
2. Bunun dışında bizim talep ettiğimiz ve sizinde teklif ettiğiniz EMV100 modülün Endo katoloğunda 32 mm çaplı mil ve daha büyük ray arabalar olmasına rağmen bize gelen modül içerisinde EMV 65 te bulunan mil ve arabaların olması sistem kapasitesinin beklediğimiz seviyede olmaması nedeniyle gelecekte problem yaşanması riski artmaktadır. 3. Sipariş aşamasında konuştuğumuz çift somun kullanılması yerine tek somun kullanıldığını tespit etmiş olmamızda diğer bir olumsuzluk.
Bu gerçekler ışığında bize ilave maliyet oluşturmadan konunun kalıcı çözüme ulaşması için teklifteki modüllerin veya sizin önereceğiniz başka bir sistemin en kısa sürede hazırlanıp bize göndermenizden sonra çalışan modülleri size teslim etmek istediğimizi bildirir konuyla ilgili geri dönüş yapmanızı rica ederim.'' denilmektedir.Mahkemece finans uzmanı, makine mühendisi, hukukçu bilirkişilerden oluşan heyetten alınan bilirkişi raporunun teknik inceleme bölümünde.
Ara kararda makine üzerinde inceleme yapılması yetkisi verilmesi nedeniyle, telefonla teknik yetkili ... ile yapılan görüşmede, 26.12.2017 tarihinde satın alınan EMV100-2220 Lineer Modülün bir makine olmadığı, vidalar grubu olduğu, Lineer modülün satın alındığı tarihten itibaren üzerinde çok sayıda değişiklikler ve ilaveler yapıldığından, şu anda eski Lineer Modülün işletmede mevcut olmadığı belirtilmesi üzerine EMV100-2220 Lineer Modül üzerinde yerinde İNCELEME YAPILAMAdığı, dosya kapsamında yapılan incelemede.
Dava konusu 21.08.2019 tarih ve ... numaralı KDV dahil 22.145,73-TL bedelli fatura içeriğinin Yağlama ped, 45 ray, flanşlı somun, vidalı mil, 45'lik ray tapası, vidalı mil ve flanşlı somun vs. olmak üzere 9 KALEM MALZEME olduğunun görüldüğünü, bu malzemelerin sarf malzemeleri olduğu ve hem Lineer modüllerde ve hem de diğer sistemlerde kullanılabilen malzemeler olduğunu, davalı firmanın bu faturadaki malzemelerin, Dava konusu FEMV100-2220 Lineer Modülün arızasının giderilmesinde kullanıldığını belirttiğini, davalı firmanın, davacının teklifteki mil çapı 32mm olan EMV100-2220 Lineer Modül yerine,
mil çapı 24 mm olan çift somunlu Liner modül verildiği ve sisteme montajının yapılıp çalışmaya başladıktan sonra modüllerde sıkışma problemleri nedeniyle modülde arıza meydana gelmesi üzerine, davacı MODÜLÜN MİL ve diğer elamanlarını GARANTİ SÜRESİ İÇİNDE ÜCRETSİZ değiştirerek arızanın giderildiğini belirttiğini, dava konusu faturadaki malzemelerin, MODÜLÜN arızasının giderilmesinde kullanıldığını ve asla bu malzemeleri o tarihte sipariş vermediklerini belirttiğini, bunun üzerine davacı firmadan dava konusu 18.03.2019 tarihli faturanın sipariş formunun istendiğini Firmadan ... adına düzenlenmiş 08.03.2018 tarihli,
6 kalem malzemeli ve 2.515,00-USD bedelli SİPARİŞ FORMU gönderildiğini, Davalı ... SAN. VE TİC.
A.Ş. firma ile yapılan görüşmede, kayıtlarında böyle bir sipariş kayıtlarına ve faturasına rastlamadıklarını ve ayrıca, sipariş formu kendi şirketleri adına olmayıp ... adına olduğundan firmalarını ilgilendirmediğini belirttiklerini, bu duruma göre bu sipariş formunun davalı firma ve dava konusu fatura ile ilgisinin olmadığı sonucuna varıldığını, firmadan ... adına düzenlenmiş 02.05.2018 tarihli, 6 kalem malzemeli ve 882,50-USD bedelli SİPARİŞ FORMU gönderildiğini, Davalı ...TİC.
A.Ş. ile yapılan görüşmede, kayıtlarında böyle bir sipariş formu olduğu ve siparişin faturasının 07.05.2018 tarihinde düzenlendiği ve ödemesinin yapıldığının belirtildiğini, bu faturada Sipariş Tarihi 02.05.2018, İrsaliye tarihi 08.05.2018 olduğunun görüldüğünü, bu duruma göre bu sipariş formunun dava konusu fatura ile ilgisinin olmadığı ve ayrı bir sipariş olduğu ve bedelinin de ödendiği sonucuna varıldığını, bütün bu tespitler birlikte değerlendirildiğinde,
dava konusu faturadaki malzemelerin davalı firma tarafından sipariş verilmediği ve arızalı LİNEER MODÜLÜN arızasının garanti süresi içerisinde giderilmesinde kullanılan malzemeler olduğu sonucuna varıldığını, bu nedenle, davalı firmanın dava konusu fatura bedelinden sorumlu olmayacağı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir.
Bu hükümle birlikte ilk derece mahkemesince sunulan deliller, bilirkişi heyet raporundaki tesbitler gözetildiğinde, davacı vekilinin yetersiz bilirkişi raporu ile karar verildiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c maddesi uyarınca ticari alım satımlarda satılanda bulunan ayıp, açık ayıp niteliğinde ise alıcının teslim tarihinden itibaren 2 ve 8 günlük süreler içerisinde satıcıya bildirimde bulunması, ancak ayıp gizli ayıp niteliğinde ise aynı maddenin atfı ile TBK'nın 223. maddesi uyarınca ortaya çıktığı tarihte derhal satıcıya bildirilmesi gerekmektedir.
TBK'nın 227. maddesinde, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcının, 227/3 madde uyarınca, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, 227/4 madde uyarınca da imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.
Aynı madde uyarınca alıcı genel hükümlere göre tazminat isteme hakkına da sahiptir.Somut olayda, 26.12.2017 tarihli teklif formuna göre davacı tarafından davalıya satılan 2 Adet EMV100-2220 Lineer Modül'ün arızası 05.03.2018 tarihinde gönderilen mailden sonra davacı tarafından davalı tarafa ayıplı ürünlerin yerine yenileri teslim edilip sorunun giderildiği, davalı tarafça garanti kapsamında yeni ürün verildiği belirtilmiş ise de ürünlerin garantili olduğuna yönelik dosya kapsamına göre delil olmadığı, mail içeriğine göre davalı alıcının talebi üzerine TBK.
227/3-4 madde kapsamında davacı tarafından ayıbın giderildiği, dava konusu ürünlerinde bu kapsamda davalıya teslim edildiği, bu ürünlerin yeni bir sipariş olduğuna yönelik davacı tarafça delil ibraz edilmediği, faturaların mal tesliminden 1 yıl sonra düzenlendiği gözetildiğinde bu ürünlerin yeni bir sipariş üzerine teslim edilen ürünler olmayıp ilk siparişteki ayıplı teslimattaki ayıbın giderilmesine yönelik olduğunun anlaşıldığı, mail içeriğinden abının süresi içerisinde davacı tarafa bildirildiği ve ayıp ihbarı üzerine de davacı tarafça ayıbın giderildiği,
bu tesbitler doğrultusunda dava konusu faturadan kaynaklı davacının davalıdan alacaklı olmadığı tespit edilmekle. Mahkemece bu tespitler doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken yukarıdaki gerekçeyle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş olsa da sonuç itibariyle davanın reddine yönelik verilen karar yerinde olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/356, K. 2024/998, 6 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama