KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi İncelenen Kararı Veren
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2022/361
- Karar no
- 2024/1151
- Mahkeme
- BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/12/2021
- Dosya numarası
- 2017/1202 Esas - 2021/1225 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
2.845 kelime·14 dk okuma·4 bölüm
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin ve davalının tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin, davalıya muhtelif tekstil emtiası satış ve teslimi gerçekleştirdiğini, davalının, 15.260,68 TL'lik cari borcunu ödemediğini, bunun üzerine müvekkilinin alacağının tahsili zımnında Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosya ile ilamsız icra takibine geçildiğini, davalıya ilamsız icra takibine ilişkin ödeme emri gönderildiğini, icra takibinin davalının haksız ve soyut itirazı neticesinde durduğunu, müvekkilinin alacağının her türlü ticari kayıt ve belge ile sabit olduğunu, davalının itirazların haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu sebeple huzurdaki davayı açmak ve haksız itirazın iptali ile takibin devamını talep etmek zaruretinin hasıl olduğunu beyanla, Bakırköy ....
İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 15.260,68 TL üzerinden devamına, alacağa ticari avans faizi uygulanmasına, davalı hakkında %20'den az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmasına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın Bakırköy ...
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yaptığını ve müvekkiline ilamsız icra takibine ilişkin ödeme emri gönderildiğini, müvekkilini süresi içerisinde davacı şirkete karşı, tüm borçlarını ödediğinden haklı nedenlere dayalı olarak borca itiraz ederek haksız olarak başlatılmış icra takibi taraflarınca durdurulduğunu, ancak davacı şirketin itiraz üzerine durmuş olan haksız takibini devam ettirerek müvekkilinin aleyhine 26/12/2017 tarihinde Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde itirazın iptali davası açıldığı,
usule ilişkin olarak davanın yetkisiz mahkemede açılmış olmasından ötürü itiraz ettiklerini, davalının ikametgah adresinin Mardin olduğunu, davanın yetki yönünden reddini talep ettiklerini, müvekkili şirketin aleyhine ikame edilen davada, davaya dayanak yapılan faturanın bedeli süresinde davalı şirketin, banka havalesi ve çeklerle şirkete ödediğini, buna ilişkin olarak davacının cari hesap ekstresinde tüm alım satımlardan kaynaklanan giriş çıkışların mevcut olduğunu, müvekkilinin davacı şirkete hiç bir borcunun bulunmadığını aksine davacı şirketin müvekkiline 10.847,68 TL borçlu konumunda olduğunu,
davayı kabul etmemekle birlikte davacı şirketin müvekkilini telefonla sadece bir kere arayarak 12.000,00 TL'lik bir çekin imza nedeniyle geri döndüğünü söylediğini, müvekkilinin ise geri dönen çeki kargo aracılığıyla kendilerine iade edilmesini söylemesine rağmen davacının müvekkiline herhangi bir geri dönüş yapmadığını, müvekkili basiretli bir tacir olmasına rağmen çeki göndermemekle beraber ne noter aracılığıyla, çek de imzadan kaynaklanan bir sıkıntının olduğunu müvekkiline bildirmediğini beyanla, davacı şirket hakkında ikame edecekleri tüm dava, talep, alacak ve şikayet hakları saklı kalmak üzere,
davacı tarafından usul ve yasa hükümlerine aykırı olarak müvekkilinin aleyhine ikame edilen davanın reddine, lehlerine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 21/12/2021 tarih ve 2017/1202 Esas - 2021/1225 Karar sayılı kararı ile; " DAVA, Dava, ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, mal alım satımı ve fatura bedelleri konusunda uyuşmalık bulunmadığı, uyuşmazlığın mahkememizin yetkili olup olmadığı, davalı taraf ödeme olgusuna dayanmış olmakla takibe konu miktarın davalı tarafından ödenip ödenmediği, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
Mali müşavir bilirkişisinden alınan 30/03/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ve davalı tarafından tarafıma ibraz edilen kendilerine ait kanunen tutulması gerekli olan defterler ve belgeleri ile, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde, taraflar arasında 2016 takvim yılında başlayan ve 2017 takvim yılında da devam eden, ticari faaliyetlerinin cari hesap şeklinde yürütüldüğü anlaşılan ticari ilişki olduğu, dava dosyasında taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı ve tarafıma da ibraz edilmediğini beyan ederim.
Tarafıma davacı ve davalı tarafından ibraz edilen Yasal defterlerinden, yevmiye defterinin açılış ve kapanış onaylarının, TTK 64. Maddesinde belirtilen sürelerde yasaya uygun olarak tasdik ettirildiği, tespit edilmiştir. Muhasebe usul ve ilkelerine uygun kayıt altına alınan davacı ve davalı defteri kendi lehine delil olabilme özelliği taşımaktadır.
Davalının tarafıma ibraz etmiş olduğu kendine ait 2016-2017 takvim yıllarına ait ticari Yevmiye defterleri ve dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeleri tarafımdan incelendiğinde, davacının yevmiye defterlerine yapılan kayıtlarda, davacıdan alınan mal faturalar ile diğer üçüncü kişilerden mal alışları mal alış faturaları yevmiye defterine kayıtları yapılırken, faturalar tek tek kaydı yapılmayarak 153 Ticari Mallar hesabına toplu olarak yazıldığı, bu nedenle hesaptaki faturaların hangi firmaya ait olduğu, hangi tarihli, fatura numarası ve fatura tutarları yazılı olmadığından,
davacının davalıya kesmiş olduğu faturalar ve bu faturaların tutarları tespit edilememiştir. Davalının kendine ait defter ve belgeleri ile davacı arasında yürüttüğü davalıya ait cari hesap ekstrası incelendiğinde 08.08.2017 tarih ... nolu fatura 113.62 TL davalının cari hesabında kayıtlı bulunmadığı, davacının defterlerine ve davacı ile aralarında yürüttükleri cari hesap ekstrasında kayıtlı olduğu ve belgesinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Davalının kendine ait defter ve belgeleri ile davacı arasında yürüttüğü tarafıma davacı ve davalı tarafından ibraz edilen Yasal defterlerinden davacının, davalıdan 12.211.72 TL. asıl alacağı, 64.72TL. faiz alacağı olmak üzere toplam 12.276.44 TL. alacaklı olduğu, takdir ve hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkeme'niz yetkisinde olduğu tespit ve kanaatini bildirmiştir.
Mali müşavir bilirkişisinden alınan 27/11/2019 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: bilirkişi olarak yapılan incelemelerimde, davacı ve davalı tarafından tarafıma ibraz edilen kendilerine ait kanunen tutulması gerekli olan defterler ve belgeleri ile, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler üzerinde yapılan tespit ve inceleme neticesinde, takdir ve hukuki değerlendirme Sayın Mahkeme' nize ait olmak üzere, varılan sonuç ve kanaatim aşağıda arz edildiği gibidir.
Davacının davalıdan 211.72 TL. alacaklı olduğu tespit edildiği, davalının davacıdan 10.841.68 TL. alacaklı olduğu tespit edildiği, davalının defterlerinin incelemeye cevap verebilecek şekilde yazılmadığından, taraf ticari defterlerinin birbirlerini doğrulayıp doğrulamadığı TESPİT edilememiştir.
Davacının davalıya kesmiş olduğu, 08.07.2017 tarih ... nolu faturanın 113.62TL davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacının davalıya kestiği ve davalının tarafıma ibraz edilen faturalar içerisinde ve cari hesap ekstrasında kayıtlı olmadığı, davalının cari hesap ekstrasında, 31.03.2017 tarihinde yazılı olup, davalı ve davacının defterlerinde kaydı bulunmayan ve belgesi tespit edilemeyen, 31.03.2017 tarih iskonto tutarı 10.939.78 TL yazılarak cari hesap ekstrasında, davacıdan alacaklı olarak gösterdiği,
Hesap: Davalının, davacıdan alacaklı olduğu tutar:10.841.68TL Davalının defter ve belgelerinde kaydı olmayan:113.62 TL Davalının davacıdan alacaklı olduğu tutar:10.728.006 TL Davalı ve davacının defterlerinde kayıtlı olmayan tutar: 10.939.78 TL Davacının Davalıdan Alacağı: 211.72 TL olduğu, tespit ve kanaatimin oluştuğu, Davacının davalıdan 211.72 TL. asıl alacağı, 0.55 TL. faiz alacağı olmak üzere toplam 212.27 TL alacağı olduğu, davacının, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyasına yapılan İtirazın İptali ile takibin 15.260.68 TL. üzerinden değil, davalıdan alacaklı olduğu 211.72 TL üzerinden devam etmesi tespit ve kanaatimini bildirmiştir. Mali müşavir bilirkişisinden alınan 29/09/2020 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda özetle. Kök raporumdaki davacının davalıdan alacağı olarak tespit edilen C/Hs.
Borcunun tespitinde, davalıdan almış bulunduğu, 31.10.2017 Vd. ... nolu çek 12.000.-TL çek davacının borcundan düşülmeden 12.211.72 TL olarak gösterildiği, ek raporumdaki davacının davalıdan alacağı olarak tespit edilen ana paranın, tespitinde davacının davalıdan almış bulunduğu, 31.10.2017 Vd. ... nolu çek 12.000.-TL çek davacıdan aldığı, kendine ait tutulması gereken kanuni defterlerinde kayıtlı bulunduğundan, davacının davalının alacağından düşülerek,
davacının davalıdan alacağının (ek raporda olduğu gibi 211.72 TL ana para 0.55 TL faiz olmak üzere toplam: 212.72 TL olduğu tespit ve kanaatini bildirmiştir.Davacı vekilinin, davalı asile yemin teklif edilmesi üzerine, davalı asilin ikametinin bulunduğu Mardin Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazıldığı, ilgili talimat dosyasının incelenmesinde davalı asil tarafından yeminin eda edildiği görüldü.
Dava, cari hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davalıdan olan cari hesap alacağının tahsili talep etmekte, davalı ise davacı tarafa olan borcun ödendiği, kendisinin davacı şirketten cari hesap alacağı bulunduğu, yalnızca bir defa 12.000,00 TL'lik çekin imza uyumsuzluğu nedeni ile geri döndüğünün telefon ile bildirildiği, bunun haricinde geri dönen çek ile ilgili herhangi bir bildirimin yapılmadığı savunmasında bulunmaktadır.
Taraf defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile davacının, davalı taraftan 211.72 TL cari hesap alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. ... nolu çek yönünden yapılan incelemede ise, çekin davacı taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, ilgili bankaya yazılan müzekkere cevabının incelenmesinde ise, çekin ibraz edilmediği bildirilmiştir. Davacı taraf defterlerinde kayıtlı olan çekin karşılıksız çıktığını ispat külfeti davacı taraf üzerindedir.
Ne var ki davacı tarafından çekin karşılıksız çıktığı hususu ispatlanabilmiş değildir. Davacı tarafın yemin teklifi üzerinde davalı asilin yemini eda ettiği görülmüştür. Açıklanan nedenlerle açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine, belirlenebilir alacak yönünden icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. " gerekçeleri ile; " AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, 1-Bakırköy ...
İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra takibinde davalı tarafından yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 211,72 TL asıl alacak, 0,55 TL işlemiş faiz üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın % 20'sine tekabül eden 42,34 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Huzurdaki davada mahkemenin “açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile” şeklinde karar verdiğini, davanın külliyen kabulü gerekirken, kısmen kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle istinaf kanun yoluna başvuru zarureti hasıl olduğunu, Mahkeme her ne kadar gerekçeli kararında ticari defterlerinde kayıtlı olan çekin karşılıksız çıktığının ispat edilemediğini ve davalı asilin yemini eda ettiğini belirtmişse de mahkemenin nihai kararının hukuka aykırı olduğunu,
Dava konusu 12.000 TL’lik çek yönünden davalı tarafın cevap dilekçesindeki “Davayı kabul etmemekle birlikte davacı şirket müvekkilimizi sadece telefonla bir kere arayarak 12.000 TL lik çekin imza nedeniyle geri döndüğünü söylemiş, müvekkilimiz ise geri dönen çeki kargo aracılığıyla kendilerine iade edilmesini söylemesine rağmen davacı müvekkilimize herhangi bir geri dönüş sağlamamıştır.” beyanında da müvekkile verilen çekin ödenmediği ve karşılığının bulunmadığının kabul edilmiş olup, söz konusu çekten dolayı müvekkilin alacağının varlığının davalının kabulüyle de ortada olduğunu, Dosyaya sunulan 30.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda,
dava konusu 12.000TL’lik çekin ticari ilişki kapsamında alındığı ve bu çek ile ilgili bir ödeme olmadığının belirtildiğini, Dosyaya sunulan birinci ve ikinci ek raporlarda ise büyük bir çelişki ve hukuka aykırılık örneği gösterilerek,
müvekkilinin davalıdan aldığı çeki kanuni defterlerine kaydetmesi sebebiyle, davalının, müvekkiline olan borcundan düşüldüğünün ifade edildiğini, müvekkilinin müşterisinden aldığı çeki ticari defterlerine kaydetmesinde hiçbir usule ve hukuka aykırılık olmadığını, dosyaya sunulan bilirkişi raporları ile asıl davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve aleyhine delil teşkil ettiği hususlarının ortada olduğunu, Davalının, taraflar arasındaki akdi ilişkiyi inkar etmediğini, bilirkişi raporları ile de taraflar arasında geçmişe dayalı cari hesap ilişkisi çerçevesinde ticari ilişki gerçekleştiği hususunun açık olduğunu,
davalının dava konusu çeki müvekkiline verdiğini, karşılıksız kaldığını kabul ettiğini, çeki kargoyla göndermesini teklif ettiğini cevap dilekçesinde belirttiğini, bütün bu durumlar açık ve net bir şekilde müvekkilinin haklılığını gösterdiği halde kendilerine yemin metni hazırlamak için süre verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Ticari hayatta, emtianın katın ve teslim edilmesinden sonra,
müşteri çeki ile ödeme olgusunun çok yaygın olduğunun bilinen bir gerçek olduğunu, ...’ın 30.01.2020 tarihli yazı cevabında, dava konusu çekin ...’a ait olduğu hususunun belirtildiğini, bu durumun davalının müvekkilinden satın ve teslim aldığı emtianın bedelini müşteri çeki ile ödemek istediğini göstermekte olduğunu, Banka yazı cevabında her ne kadar çekin ibraz edilmediği belirtilmişse de müvekkilinin çeki ibraz için muhatap bankaya götürdüğünü, ancak banka tarafından imza tutmadığı ifade edilerek karşılıksız işlemi yapılmadığını, imza tutmamasının sorumluluğunun müvekkiline yüklenmesinin hukuka ve adalete uygun olmadığını,
müvekkilinin İstanbul' da, davlının Mardin' de olduğunu, aralarında geçmişe dönük ticari ilişki olduğunu, malın teslim edildiğini, çekin gönderildiğini, müvekkilinin güvene ve geçmişe dayalı bu ticari ilişkide çekteki imza uyumsuzluğunu bilme imkanı olmadığını, burada kötü niyetli olanın davalının kendisi olduğunu, hukuk düzeninin hiçbir zaman kötü niyeti korumayacağını, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin de davalının malı teslim alarak sözleşmeden beklediği yararı elde etmiş olduğunu, ancak müvekkilinin satıp teslim ettiği malın bedelini davalıdan kaynaklanan ve kendisinin de kabul ettiği sebeplerle elde edemediğini,
bu sebeple huzurda görülen davada, haksız kazanç elde eden davalının, mağdur olanın ise müvekkili olduğunu, ...
Bankası' na yeniden müzekkere yazılarak dava konusu 12.000TL’lik çekte imza uyumsuzluğu olup olmadığının, imza uyumsuzluğu varsa bunun neden kaynaklandığının araştırılması talepleri haklı ve hukuka uygunken bu talepleri kabul edilmeksizin nihai karar oluşturulmasının mahkeme nihai kararının eksik incelemeye dayalı olduğunu göstermekte olduğunu, Dosyaya sunulan bilirkişi raporlarına yönelik haklı ve hukuka uyun itirazları gözetilmeksizin büyük oranda davalı lehine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının müvekkili şirket lehine kaldırılmasını talep ettiklerini beyanla.
Açıklanan nedenlerle; - İstinaf itirazlarının kabulüne, - Usul ve yasaya aykırı mahkeme nihai kararının müvekkili şirket lehine kaldırılmasına, - Davanın talepleri gibi kabulüne, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’ nün ...
E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 15.260,68 TL üzerinden devamına, - Alacağa ticari avans faizi uygulanmasına, - Davalı hakkında % 20’ den az olmayacak şekilde icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, - Fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, - Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili, davacı tarafından davalıya muhtelif tekstil emtiası satılıp teslim edildiğini, davalı tarafından bakiye cari hesap alacağının ödenmediğini, alacağının tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davaya dayanak yapılan alacağın davalı tarafından banka havalesi ve çeklerle davacıya ödendiğini, davalının davacıya borçlu olmadığını, aksine davalının davacıdan alacaklığı olduğunu, davacının davalı şirket yetkilisini bir kere arayarak 12.000,00 TL lik çekin imza uyumsuzluğu nedeniyle geri döndüğünü söylediğini, ancak çekin davalı tarafından iadesinin talep edilmesine rağmen çekin iade edilmediğini, davalının davacıya borçlu olmadığını, aksine davalının davacıdan alacaklığı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında davacı tarafından davalıya muhtelif tekstil emtiası satılıp teslim edildiği, davacı tarafından imza uyumsuzluğu nedeniyle geri döndüğünü iddia edilen 12.000,00TL bedelli çekin bu ticari ilişki kapsamında verildiği hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır.
Taraflar arasında istinafa da gelen temel ihtilaf; cari hesap borcundan düşülmesi için davalı tarafından davacıya verilen 06/06/2017 tarihli, ... numaralı ve 12.000,00 TL bedelli çekin davacı tarafından süresinde bankaya ibraz edilip edilmediği, davacının davalıdan cari hesaptan kaynaklı alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarındadır.
Davacı vekili, davalının cevap dilekçesinde cari hesap ilişkisi kapsamında verilen 06/06/2017 tarihli, ... numaralı ve 12.000,00 TL bedelli çekin karşılıksız çıktığını ve ödenmediğini ikrar ettiğini, çekin davacının ticari defterlerine kaydedilmesinin usul ve yasaya aykırı olmadığı, çek üzerinde imza uyumsuzluğuna ilişkin Mahkemece inceleme yapılmadan karar verildiği ve verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı tarafından alacağın dayanağı olarak gösterilen cari hesap ekstresi incelendiğinde, 01/11/2017 tarihi itibariyle davacının cari hesap alacağının 211,72 TL olduğu, davacı tarafından cari hesaba 08/11/2017 tarihinde ödenmeyen çeke istinaden 12.000,00 TL, % 15 vade farkı uygulamasına istinaden 2.348,96 TL, 24/11/2017 tarihinde 700,00 TL faktoring bedeli eklendiği ve cari hesap alacağının 15.260,68 TL olarak icra takibine geçildiği anlaşılmıştır.
Davacının ticari defter ve kayıtlarına ve cari hesap ekstresine göre karşılıksız olup olmadığı ihtilaflı olan 12.000,00 TL bedelli çekin defter ve kayıtlarına 10/07/2017 tarihinde kaydedildiği ve cari hesap alacağından düşüldüğü, daha sonra 08/11/2017 tarihinde ödenmeyen çeke istinaden 12.000,00 TL davalı hesabına borç olarak kaydedildiği görülmüştür.
Davacı tarafından davalı hesabına sonradan borç kaydedilen çekin bankaya ibraz edildiği ve imza uyumsuzluğu sebebiyle karşılıksız işlemi yapılmadığı iddia edilmiş ise de, banka tarafından dava konusu çekin ibraz edilmediği bildirilmiş, davacı tarafından dava konusu çekin davalıya iade edilmediği görülmüştür. Çek bir ödeme aracı olup, kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiği kabul edilmektedir.
Dava konusu alacağın dayanaklarından biri olan ihtilaflı çekte taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi kapsamında verilmiş, davacı tarafından defterlerine kaydedilerek alacaktan mahsup edilmiş, bankaya süresinde ibraz edildiği, karşılıksız çıktığı ve davalıya iade edildiği ispat edilememiş olup, davacının önce alacaktan mahsup edip, daha sonra ödenmediği iddiası ile davalı hesabına borç kaydettiği çekten dolayı alacak talebinde bulunması yasal olarak olanaklı değildir.
Davalı tarafından da cevap dilekçesinde davacının davalı şirket yetkilisini bir kere arayarak 12.000,00 TL lik çekin imza uyumsuzluğu nedeniyle geri döndüğünü söylediğini, ancak çekin davalı tarafından iadesinin talep edilmesine rağmen çekin iade edilmediğini beyan etmekle davacının iddialarını belirtmiş, çekte imza uyumsuzluğu olduğunu ve karşılıksız çıktığını ikrar etmemiştir. Çek üzerinde imza uyumsuzluğuna ilişkin araştırma yapılmasının da sonuca etkisi bulunmamaktadır.
Ayrıca taraflar arasında vade farkı talep edileceğine ilişkin anlaşma veya teamül olmadığı gibi, faktoring bedeli talep edilebileceğine dair anlaşma da bulunmamaktadır. Bu sebeple davacının bu alacak kalemlerini de talep etmesi mümkün değildir. Mahkemece bu hususlar dikkate alınarak davacının tespit edilen cari hesap alacağı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/361, K. 2024/1151, 4 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama