KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2024
- Dosya no
- 2022/435 Esas
- Karar no
- 2024/1114 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2020/714 Esas - 2021/868 Karar
- Tarihi
- 23/12/2021
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
3.555 kelime·18 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili banka tarafından dava dışı ... Tic.
A.Ş. lehine düzenlenen 19/06/2018 tarih ve 26/11/2019 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmeleri uyarınca nakdi kredi kallandırıldığını, davalılar ... ve ...'ün kredi sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, sözleşme hükümlerine göre gerek asıl borçlu gerekse müteselsil kefillerin sözleşme dahilindeki alacak kalemlerinden sorumlu tutulduğunu, borçlunun kredi koşullarına uymaması, borcun zamanında ödenmemesi sebebi ile dava dışı borçlu firma ve davalı kefillere Bakırköy ...
Noterliğinin 06/102020 tarih ve ... yevmiye numarası ile keşide edilen ihtarname gönderildiğini, ödenmeyen kredi alacaklarının tahsil ve tasfiyesini teminen kefiller hakkında İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/591 D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alınarak, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...
E. sayılı dosyası üzerinden genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, davalıların tüm borca ve fer'ilerine itiraz ettiklerini ve bu nedenle takibin durduğunu belirterek davalıların tüm itirazlarının iptaline, takibin takip talebinde yazılı şartlarla devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkillerinin geçici mühlet kararı alan ve takibe konu kredi sözleşmesinin asıl borçlusu olan ...
A.Ş.'nin yetkilileri olduğunu, icra takibine konu 19/06/2018 ve 26/11/2019 tarihli genel kredi sözleşmesinin asıl borçlusu olan dava dışı ...
A.Ş.'nin konkordato talebinde bulunması ile Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/637 E. sayılı dosyası ile 30/09/2020 tarihinden itibaren üç aylık geçici mühlet kararı aldığını ve bu sürenin 30/12/2020 tarihi itibariyle 2 ay daha uzatıldığını, her ne kadar kefalet ile asıl borç kefillerin malvarlığı ile teminat altına alınıyor ise de; hem kefalet sözleşmesinin tali ve feri nitelikte olması hem de;
konkordato sürecine girmiş bir şirketin kurucu ortakları, yetkilileri olması ve asıl borçlunun sorumluluğuna gidilemediği haller göz önünde bulundurulduğunda müvekkilleri hakkında icra takip işlemlerinin başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, asıl borçlu için geçerli olan takip yasağının kefilleri de kapsadığını, asıl borcun ve kefalet borcunun muaccel olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirketin geçici mühlet kararı aldığını ve konkordato sürecine girdiğine ilişkin bir belge sunmadan ihtiyati haciz kararı aldığını,
ayrıca dilekçelerinde ve kredi sözleşmenin 24/d maddesinde de bahsedildiği üzere asıl borcun muacceliyet kazanması halinde kefillere başvurulacağını, muaccel olmayan bir borç için kefiller hakkında icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine, müvekkillerinin mevcut olmayan borç üzerinden cebri icra işlemlerine maruz kalmaları nedeniyle haksız ve kötüniyetle açılan icra takibinde takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 23/12/2021 tarih 2020/714 Esas - 2021/868 Karar sayılı kararında. "Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı bankanın İmsan/İstanbul Girişimci Şubesi ile dava dışı asıl borçlu ...
A.Ş. arasında 19/06/2018 tarihinde 3.500.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalı ... ve ...'ün bu sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladıkları, bu nedenle 3.850.000 TL kefalet limitleri kapsamında sorumlu oldukları, davacı banka tarafından dava dışı asıl borçluya krediler kullandırıldığı, geri ödemelerin yapılmaması üzerine davacı bankaca hesabın kat edildiği, borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibi yapıldığı ve icra takibine itiraz üzerine bu davanın açıldığı, Genel Kredi sözleşmesi, banka kayıtları, icra dosyası, bilirkişi rapor ve ek raporu ile tüm dosya kapsamına göre;
davalı kefillerin kefalet limitleri kapsamında bulanan takip konusu borçtan sorumlu oldukları, asıl borçlu şirket için geçici mühlet kararı verilmesi ve asıl borçlu için geçerli olan takip yasağının kefilleri de kapsadığına yönelik davalı iddialarının yerinde olmadığı,
bilirkişilerce yapılan hesaba göre davalıların takip tarihi itibarıyla daha fazla tutarda borçlu oldukları, davacı bankanın talebinin aşılmaması gerektiğinden, takip talebindeki alacak miktarı göz önüne alınarak nakdi alacak talebi ile ilgili itirazın iptali davasının kabulü gerektiği, takiple dava arasında tahsilat sağlandığını, bilirkişilerce yapılan hesaba göre takip tarihinden sonra dava tarihine kadar yapılan ödeme sonrası davacının takip tarihi itibarıyla alacağı değişmediğinden,
yapılan ödemenin infaz aşamasında İcra Müdürlüğünce göz önüne alınması gerektiği, Genel Kredi Sözleşmesinde çek depo talebi ile ilgili kefiller yönünden açık hüküm bulunmadığından davacı bankanın davalı kefillerden çek depo talebinin yerinde olmadığı ve reddi gerektiği ayrıca itirazın iptaline karar verilen nakit alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, -Davacının nakdi alacağa yönelik davasının KABULÜ İLE;a) Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında 2.991.492 TL asıl alacak, 44.712,24 TL işlemiş faiz, 2.235,61 TL BSMV, 755 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 3.039.194,85 TL alacak için davalıların yaptıkları itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 21,45 oranında faiz ve % 5 BSMV uygulanmak suretiyle takibin devamına,b)Bilirkişilerce yapılan hesaba göre takip tarihinden sonra dava tarihine kadar yapılan ödeme sonrası davacının takip tarihi itibarıyla alacağı değişmediğinden,
yapılan ödemenin infaz aşamasında İcra Müdürlüğünce göz önüne alınmasına,c) Alacağın % 20'si olan 607.838,97 TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,Davacının gayri nakdi alacağına yönelik davasının reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, ilk derece mahkemesi kararını gayrinakdi alacakları yönünden istinaf ettiklerini, borçlu firmanın bankalarından kullanmış olduğu gayrinakdi kredilerden müşterek müteselsil kefillerin de sorumlu olduğunu, 19/06/2018 tarihli ve 26/11/2019 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmelerinde davalı kefillerden gayrinakdi kredilerin deposundan sorumlu tutulacağına ilişkin için açık ve net bir şekilde sorumluluk içeren düzenleme bulunması nedeniyle müvekkili Bankanın çek depo talep hakkının olduğunu, Genel Kredi Sözleşmesinin Gayrinakdi Çek Taahhüt Kredisi başlıklı 20/e bendinin " Müşteri,
çek karnelerini ve yapraklarını iade etmediği takdirde. Bankanın ilgili mevzuat hükümleri gereğince ödemekle yükümlü olduğu tutarın, çek yaprağı sayısına çarpımı sonucunda bulunacak toplam tutarı, Bankanın ilk talebinde nakden ve defaten Bankaya derhal depo edeceğini kabul ve taahhüt eder." düzenlemesini, Genel Kredi Sözleşmesinin Kefalet başlıklı 9/i bendinin.
"Kefil/kefiller, Banka ile Müşteri arasındaki Genel Kredi Sözleşmesinin maddelerinin tamamından kendi hakkında da aynen uygulanmasını kabul ve taahhüt eder/ederler." düzenlemesini içerdiğini, genel kredi sözleşmelerine uygun olarak bankanın ödemekle mükellef olduğu çek yaprağından doğacak/doğabilecek yasal sorumluluk miktarının kredi lehtarı şirketçe bloke hesaba yatırılmamış olduğu, başka bir deyişle banka nezdinde faiz getirmeyen bir hesapta bloke edilmediği için bankanın depo edilmesinin yerinde bir talep olmadığını;
bu hususun Mahkeme dosyasında Bilirkişilerce hazırlanan kök ve ek raporlarında da sabit olduğunu, o halde sözleşmelerin yukarıda belirtilen maddeleri hükmü uyarınca davalı kefillerin gayrinakdi çek taahhüt bedeli kredisi tutarının depo edilmesinden sorumlu tutulabilecekleri aşikar olduğunu (Yargıtay 11. HD. E.2009/13161 K.2011/6176 T.23.05.2011 sayıl kararı, Yargıtay 11. HD. E. 2016/11790 K. 2018/4600 T.
20/06/2018), Sözleşme maddelerinden ve Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı gibi Müvekkili Bankanın davalı kefillerden çek depo bedelini talep etme hakkı olduğunu, davalılarca da söz konusu sözleşme imzalanarak ilgili madde hükmü kabul edildiğini, çek depo talebine ilişkin çek seri numaralarını ve çek tevdi bordrosunun mahkemeye sunulduğunu ancak kararda dikkate alınmadığını, 23/10/2021 tarihli Bilirkişi raporunun 14. sayfasında Müvekkil Bankanın çek depo talebine ilişkin: " ...
Ancak sayın mahkemenizce kabul görmemesi ve çek tevdi bordrosu ve çek seri numaraları sunulması halinde davacı bankanın 33.375.00 TL çek depo talebinde bulunabileceği, ... " belirtmiş olup, çek depo talebine ilişkin çek seri numaraları aşağıda yazılmış olup, çek tevdi bordrosu ise 15/11/2021 ve 02/12/2021 dilekçeleri ekinde mahkemeye sunulduğunu, ancak kararda dikkate alınmadığını, Yukarıda açıklandığı üzere genel kredi sözleşmesinin hükümlerinden davalı olan müşterek müteselsil kefillerin de borçlunun sorumlu olduğu çek depo bedellerinin tamamından sorumlu olduğu,
bu sorumluluğu bilerek genel kredi sözleşmesini kabul ettikleri ve imzaladıkları açıkça anlaşılmaktadır. İşbu sebeple, bilirkişi raporunda kefiller yönünden gayrinakit alacaklarına ilişkin varılan kanaate katılmamakla birlikte bu hususa ilişkin olarak istinaf etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan sebeplerle.
Tehiri icra taleplerinin ve İstinaf taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının gayri nakdi alacaklarının reddine ilişkin bölümünün kaldırılarak gayrinakdi alacaklarının ve davalarının kabulüne, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava dışı asıl borçlu şirket için verilen geçici mühlet kararının kefiller için de geçerli olduğunu; geçiçi mühlet süresi içerisinde borcun muaccel olmasının mümkün olmadığını; muaccel olmayan borç için ifada gecikme ve ihtarın sonuçsuz kalması veya ödeme güçsüzlüğünden söz edilemeyeceğini; bu sebeplerden kefillerin sorumluluğuna da gidilemeyeceğini;
ayrıca önemle belirtilmesi gereken diğer bir hususun ise 14/01/2022 tarihinde yapılan alacaklılar toplantısı sonuçları ve bu sonuçların kefillere etkisi olduğunu, Müvekkilleri ... ve ...'ün, dava dışı asıl borçlu şirketin kurucu ortakları ve yetkilileri olduğunu; dava dışı asıl borçlu Şirketin, geçici mühlet sürecine kadar tüm borç ve sorumluluklarını vaktinde ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini.
İİK madde 296 uyarınca, konkordato yoluna başvurulması ile borcun hiçbir şekilde muaccel hale getirilemeyeceğini; asıl borçlu için geçerli olan takip yasağının kefilleri de kapsamakta olduğunu; ilgili açıklamalar doğrultusunda TBK madde 586 gereğince alacaklı bankanın kefillere başvurabilmesi için gerekli borçlunun ifada gecikmesi veya açıkça ödeme güçsüzlüğünde bulunulması şartları sağlanamayacağından hem davacı tarafından açılan dava hem de Mahkemenin bu yönde verdiği ''davacının nakdi alacak talebi ile ilgili itirazın iptali davasının kabulüne..'' kararının hukuka aykırı bir karar olduğunu, reddini talep ettiklerini,
İİK'nun Alacaklılar Toplantısı Ve Projenin Kabulü İçin Gerekli Çoğunluk başlıklı 302 maddesinin. Komiser alacaklılar toplantısına başkanlık eder ve borçlunun durumu hakkında bir rapor verir.
Borçlu gerekli açıklamaları yapmak üzere toplantıda hazır bulunmaya mecburdur.Konkordato projesi;a) Kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını veya b) Kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini, aşan bir çoğunluk tarafından imza edilmiş ise kabul edilmiş sayılır." düzenlemesini içerdiğini, 14/01/2022 tarihinde 288 inci madde uyarınca yapılan yeni bir ilânla alacaklıların, konkordato projesini müzakere etmek üzere toplanmaya davet edildiğini;
bu toplantıda, 28/01/2022 tarihli Konkordato Komiseri Nihai Raporunda da belirtildiği gibi, borçlu Şirketin İİK madde 302 gereğince, konkordato projesinin kabulü için öngörülen ''a) Kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını'' şartı sağlamış olduğundan;
projede yer verilen ödeme kaynakları ile Şirket borçları karşılaştırıldığında, öngörülen kaynakların yatırılması durumunda projede belirtilen vadelerde, tüm borçların tamamını ödeyebileceği, konkordato revize projesinin gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel olduğuna, 31 Mart 2022(her ayın son iş günü) tarihinden başlayarak her ay eşit taksit halinde, 60 ay vadeli ve eşit taksitlerde olacak şekilde faizsiz ve %100 ödeme yapılacak şekilde ödenmesine karar verildiğini, İİK'nun Konkordatonun Tasdiki Şartları başlıklı 305 maddesinin.
"302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır:c) Konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması" düzenlemesini içerdiğini, Kefillerin sorumluluğunun da konkordato tasdiki sonuçları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini; alacaklının kefilden alacağını sadece konkordato projesinde öngörülen şartlar dahilinde talep etme hakkına sahip olacağını; asıl borç konkordato projesi ile,
yukarıda belirttildiği gibi, 60 ay boyunca eşit şekilde taksitlendirildiğinden kefillerin sorumluluğunun da bu şekilde ele alınması gerektiğini; tüm bu sebeplerden mahkemenin gerekçeli karardaki ''davalı kefillerin kefalet limitleri kapsamında bulunan takip sonucu borçtan sorumlu oldukları, asıl borçlu şirket için geçici mühlet kararı verilmesi ve asıl borçlu için geçerli olan takip yasağının kefilleri de kapsadığı yönündeki davalı iddialarının yerinde olmadığı" kararını ve davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilen alacak kalemlerinden oluşan hesabı kabul etmediklerini, Mahkemenin ''davalının,
dava dışı asıl borçlu hakkında verilen geçici mühlet kararı sonucu takip yasağının kefilleri de kapsadığı iddiaları yerinde değildir.'' diyerek hukuki dinlenilme haklarını ihlal ettiğini; beyanlarının neden yerinde olmadığı, bu kararın neye dayandırılarak verildiğinin, gerekçesinin ne olduğunun belirtilmediğini; gerekçeli karar hakkının, adil yargılanma hakkının temel bir unsurlarından biri olduğunu, hukuk devletinin ve hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereği olduğunu;
bu hakkın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla korunduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve kanun metinleri ile Yargıtay içtihatlarında da düzenlenmekte olduğunu; hakimin gerekçesiz olarak verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu; reddini talep ettiklerini, Anayasanın 141/3. maddesinin “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” buyurucu hükmünü içermekte olduğunu, İleri sürerek,
yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve mahkemenin resen tespit edeceği sebepler çerçevesinde istinaf başvurularının kabulü lk derece mahkemesinin nakdi alacağa yönelik hükmünün kaldırılmasına, davanın tümden reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, genel kredi ve kefalet sözleşmesinden doğan nakdi ve gayrınakdi kredi alacaklarının davalı müteselsil kefillerden tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece nakdi alacak yönünden davanın kabulüne, gayrınakdi alacak yönünden reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı yan; dava dışı ...
Şirketi ile aralarındaki genel kredi sözleşmelerine istinaden dava dışı şirkete muhtelif nakdi ve gayrınakdi krediler kullandırıldığını, davalıların bu sözleşmeler müteselsil kefil olduklarını, kredilerin ödenmemesi nedeniyle hesabın 06/10/2020 tarihinde kat edildiğini ve davalılar ile dava dışı şirkete, borcun bir gün içerisinde ödenmesi ihtarını içerir 06/10/2020 tarihli kat ihtarnamesinin tebliğ edildiğini, buna rağmen nakdi borcun ödenmemesi ve gayrınakdi borcun depo edilmemesi üzerine davalı kefiller aleyhine başlatılan ilamsız takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürmüştür.
Davalılar tarafından, dava dışı şirket hakkında Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/09/2020 tarihli ara kararı ile üç ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, dava dışı şirketin davacı bankadan kullandığı kredilerin tamamını vadesinde ödediği, hesabın kat edildiği tarihte vadesi geçtiği halde ödenmemiş borç bulunmadığı, konkordato nedeniyle hesabın kat edilmesinin yasaklandığı, geçici mühlet kararının, kefaletin fer'iliği gereği kefiller yönünden de geçerli olduğunu, zira asıl borç muaccel olmadan kefillere başvurulamayacağını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, dava dışı şirket ile davacı arasındaki genel kredi sözleşmeleri, kat ihtarı ve tebliğ şerhleri dosya arasına alınarak davacı bankanın ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bir hukukçu, bir mali müşavir ve bir bankacı bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak kök ve ek rapor alınmış, bu raporlar doğrultusunda, asıl borçlu şirket için verilen geçici mühlet kararı ve takip yasağının kefilleri kapsamadığı, bilirkişilerce yapılan hesaba göre davalıların takip tarihi itibarıyla, takipte talep edilen tutardan daha fazla tutarda borçlu oldukları, taleple bağlı kalındığı,
takip ve dava tarihi arasında yapılan ödemeler mahsup edildiğinde dahi takip tarihindeki alacak tutarları düşmediğinden, bu tutarların infazda dikkate alınması gerektiği, sözleşmede açık hüküm bulunmadığından gayrınakdi çek depo bedelinin davalı kefillerden talep edilemeyeceği gerekçesi ile yukarıdaki şekilde karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebebi, davalı kefillerin çek depo bedellerinden de sorumlu oldukları yönündedir.
Davalılar tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava dışı şirketin, geçici mühlet sürecine kadar tüm borç ve sorumluluklarını vaktinde ve eksiksiz olarak yerine getirdiği, dolayısıyla ifada gecikmeden bahsedilemeyeceği, borcun muaccel olmadığı, muaccel olmayan borç için kefillere başvurulamayacağı, öte yandan davacı alacağının dava dışı şirketin konkordato süreci kapsamında yapılan alacaklılar toplantısında kabul edildiği ve altmış taksitte ödenebileceğinin konkordato komiserleri tarafından tespit edildiği, buna göre davalı kefillerin durumunun da konkordato projesine göre tespit edilmesi gerektiği yönündedir.
Dosya mübrez deliller kapsamından, davacı ile dava dışı ... firması arasında 18/06/2018 tarihli 3.500.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesi ile 26/11/2019 tarihli 4.000.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, her iki sözleşme tarihinde şirket ortağı ve yetkilisi olan davalıların ilk sözleşmeye 3.850.000,00-TL, ikinci sözleşmeye 4.400.000,00-TL limit ile müteselsil kefil oldukları anlaşılmıştır.
Bu sözleşmeler kapsamında dava dışı şirkete ticari krediler kullandırıldığı ve çek karnesi verildiği, davacı bankanın 06/10/2020 tarihinde hesabı kat ettiği ve dava dışı şirket ile davalılara 3.023.806,25-TL nakdi kredi borcunun bir gün içerisinde ödenmesi, 175.775,00-TL gayrınakdi çek sorumluluk bedelinin ise bir gün içerisinde depo edilmesi ihtarını içerir 06/10/2020 tarihli kat ihtarnamesinin gönderildiği, ihtarnamenin dava dışı şirkete 08/10/2020, davalı ... 'e 15/10/2020 ve davalı ... 'e 14/10/2020 tarihlerinde tebliğ edildiği, akabinde davacı bankanın davalı kefiller aleyhine dava konusu ilamsız takibe girişerek,
faiz ve fer'ileri ile birlikte toplam 3.039.194,85-TL nakdi alacağın tahsilini ve 33.375,00-TL gayrınakdi alacağın depo edilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Dava konusu genel kredi sözleşmelerinin 24 maddesinde, bankanın hesapları kesme ve sözleşmeyi fesih hakkı düzenlenmiştir. Hükmün a bendi; " Kredi geri ödemeleri için bir vade tarihi veya ödeme planının belirlendiği durumlarda, vade / ödeme tarihinde Banka alacakları muaccel hale gelir.
Müşteri ve kefil/kefiller, krediye üçer aylık dönem (Mart, Haziran, Eylül, Aralık) sonlarında ve/veya Bankaca belirlenecek tarihlerde veya vade tarihinde tahakkuk ettirilecek faiz, komisyon ve yasal kesintilerle diğer masrafların, aynı gün tahsil edilememesi,
lehine açılan teminat mektubu, aval, kabul, akreditif, kontrgaranti, garanti vb. tüm gayri nakdi kredilerin tazmin edilmesi ve söz konusu tutarın Bankaca belirlenecek süre içinde ödenmemesi ya da gayrinakdi kredilerinin dönemsel komisyon tutarlarının gününde ödenmemesi halinde borcun muaccel hale geleceğini, kredi hesaplarından birisine Bankaca muacceliyet verilmesi halinde, vadesi gelmemiş olsa dahi, muacceliyete sebebiyet veren temerrüt halinin, Bankanın diğer kredilerini de muaccel hale getireceğini kabul ve taahhüt ederler." düzenlemesini içermektedir.
Hükmün b bendi. "Müşteri ve kefil/kefiller. İşbu sözleşme kapsamında yer alan taahhüt ve yükümlülüklerinden herhangi birinin uygun bir şekilde yerine getirilmemesi, ek teminat ve/veya depo talebinde bulunulmasına rağmen bu talebin yerine getirilmemesi, gerek Bankaya,
gerekse diğer finans kurumlarına kendisinin veya risk grubundaki firmaların borçlarını ödemede temerrüde düşmesi veya taahhütlerini yerine getirmemesi yahut kredi ile ilişkili veya krediye etki edebilecek izin onay veya yetkilerin alınamaması ve/veya alınmış olanların herhangi bir zamanda resmi makamlarca geri alınması iptal edilmesi veya önemli bir tarzda değiştirilmesi,- Düzenlediği senetlerin protesto olması veya çeklerinin karşılıksız çıkması, mali yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğini ilan etmesi, borçlarını ödemede acze düşmesi, alacaklılarına ödeme planı sunması,
kendisini risk grubundaki şirketlerin veya üçüncü şahısların (Kendisinin ve/veya risk grubundaki şirketler hakkında) iflas, ifas erteleme, konkordato talebinde bulunması yahut herhangi bir aktifi üzerinde haciz veya benzeri bir işler yapılması, tasfiyeye gitmesi, -Kendisinin veya risk grubundaki şirketlerin borçlarını ödeyemeyeceğini ilan etmesi veya yukarıda sayılan hallerin, firmanın risk grubunda yer alan şirketler bakımından da gerçekleşmesi, Bankanın izni olmaksızın Bankanın aleyhine olacak şekilde bir başka şirkete devrolması, şirket hisselerinin el değiştirmesi, birleşmesi, tür değiştirmesi, kısmen veya tamamen bölünmesi,
kredilerden doğan taahhütlerini yerine getirmesine mani olacağı yahut tehlikeye sokacağı açıkça anlaşılan herhangi bir hukuki, mali, idari olayın gerçekleşmesi.- Müşteri, gerçek kişi ise, kısmen ya da tamamen fiil ehliyetini kaybetmesi, tüzel kişi ise faaliyetleri ile ilgili olarak gerekli izin, ruhsat, onay veya yetkilerin herhangi bir zamanda geri alınması, askıya alınması, iptal edilmesi veya önemli bir tarzda değiştirilmesi, ticari faaliyetlerini durdurması,- Aktiflerinin önemli bir kısmı üzerinde tasarrufta bulunması yahut bulunma riskinin ortaya çıkması yahut bunların zapt ve müsadere edilmesi, iktisadi şartlarda değişiklik olması,
firma veya ortaklarının sahip olunan ve olunacak alacaklar, menkul ve gayrimenkuller vs. malvarlığının Bankanın zararına sebebiyet verecek şekilde elden çıkarılması, söz konusu malvarlığı üzerinde yeni ayni ve şahsi yükümlülükler tesis edilmesi, takyidat yaratılması,Hallerinden birinin mevcudiyeti durumunda kredinin muaccel hale geleceğini, buna göre Sözleşmenin feshi ile kredinin kat edilmesine Bankanın hakkı olduğunu kabul ve taahhüt ederler." düzenlemesini içermektedir.
Hükmün g bendinde " İşbu sözleşme süresiz akdedilmiş olup, Banka yukarıda belirtilen hallerde Noter aracılığı ile veya taahhütlü mektupla, güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile veya telgrafla Müşteriye yapılacak bir ihbar ile bu sözleşmeyi feshetmek veya krediyi azaltmak veyahut tamamen kesmek ve ihbar tarihinden itibaren belirleyeceği zaman zarfında hesabın borç bakiyesinin bir kısmının veya tamamının ödenmesini istemek hakkına sahip olduğu gibi, protesto düzenlenmesine ihbarname gönderilmesine,
gerek olmaksızın tüm alacağını işlemiş ve işleyecek günlere ait faiz, komisyon, gider vergisi ve diğer masrafları ile beraber derhal ve tamamen ödenmesini de isteyebilir." düzenlemesini içermektedir.
İİK'nun 296. maddesi; " Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da, borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut, borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz.
Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez", hükmünü amirdir. Somut olayda davalılar tarafından, dava dışı şirketin davacı bankadan kullandığı kredilerin geri ödemesinde herhangi bir aksaklık olmadığı, esasen konkordato sebebiyle kredi hesaplarının kat edildiği, nitekim geçici mühlet kararının 30/09/2020, kat tarihinin ise 06/10/2020 olduğu savunulmuştur.
Mahkemece davalıların delil olarak dayandığı Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/637 esas sayılı dosyası yerine, Bakırköy 3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/637 ve dava ile ilgisi bulunmayan bir başka dosya UYAP üzerinden celbedilmiş, bu eksiklik daha sonra giderilmemiştir.
Öte yandan alınan bilirkişi heyet raporunda, dava dışı şirkete hangi genel kredi sözleşmesi kapsamında hangi kredilerin kullandırıldığı ve hesap kat tarihi itibariyle hangi kredinin hangi ödemesinin yapılmamış olduğu, hesabın hangi gerekçe ile kat edildiği, feshin sözleşmelerin 24 maddesine uygun olup olmadığı, ne mahkeme ne de kanun yolu denetimine açık şekilde tespit edilmemiş, davalıların yukarıda belirtilen savunmalarına yönelik ne bilirkişi raporunda ne de mahkeme gerekçesinde herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
Dava konusu genel kredi sözleşmelerinde davacı bankanın sözleşmeyi fesih hakkı belirli sebeplere bağlanmış bulunduğuna, diğer ifade ile bankanın sebep belirtmeksizin tek taraflı fesih hakkı mevcut olmadığına göre, mahkemece yapılması gereken iş, Bakırköy Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/637 esas sayılı dosyasını celbetmek, akabinde dava dışı şirketin davacı bankadan genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandığı kredilere ilişkin ödeme planı, kredi kullandırım talimatı gibi belgeleri ve dava dışı şirketin hesap ekstresini celbederek, davacı bankanın ticari defter ve kayıtları üzerinde bankacı bilirkişiye inceleme yaptırarak,
hesap kat tarihi itibariyle dava dışı şirketin vadesinde ödenmemiş kredi borcu bulunup bulunmadığını, hesabın genel kredi sözleşmelerinin 24 maddesine ve İİK'nun 296 maddesine uygun şekilde kat edilip edilmediğini, kat tarihi itibariyle vadesi gelmiş gelmemiş tüm kredi alacaklarının muaccel bulunup bulunmadığını tespit ettirerek, takip tarihi itibariyle İİK'nun 303/1 ve TBK'nun 586 maddesi uyarınca kefillere başvuru koşullarının oluşup oluşmadığını belirleyip sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Davalıların bu yöndeki istinaf sebebi haklı bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davalıların istinaf başvurularının yukarıda açıklanan sebeplerle kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/435, K. 2024/1114, 28 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama