KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2022/46 Esas
- Karar no
- 2024/788 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2017/1158 Esas - 2021/294 Karar
- Tarih
- 06/04/2021
- Dava
- Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan
Karar Metni
1.818 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirket ile davalı arasında 01/02/2014 tarihli, ... ile ...
Dağıtım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre sözleşmenin, sözleşme tarihinden başlayarak 3 yıl süreyle geçerli olacağını, sözleşmenin daha önce feshedilmek istendiğinde 180 günlük fesih öneli göz önünde bulundurularak noter vasıtasıyla yazılı bildirim şeklinde fesih işleminin gerçekleştirilmesi gerektiğinin sözleşmenin 7. Maddesinin 1. Bendinde kabul edildiğini, müvekkili şirketin sözleşme yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalı şirketin İzmir depo sözleşmesini 31/12/2015 tarihinde Antalya depo sözleşmesini 31/01/2016 tarihinde şekil şartlarına uymadan feshederek depoları boşalttığını,
davalının fesihlerinden kaynaklı müvekkilinin 150.000,00-TL zararı ile 150.000,00-TL 6 aylık kar kaybı bulunduğunu belirterek, 150.000,00-TL zararı ile 150.000,00-TL 6 aylık kar kaybının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkili ile davacı arasında imzalanan 01/02/2014 tarihli, ...
Araç ile Yurtiçi Dağıtım Sözleşmesinin 11.8 maddesi "sözleşme ile ilgili ortaya çıkan tüm uyuşmazlıkların çözülmesinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir" şeklinde olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını belirterek öncelikle yetki itirazında bulunduğunu, öncelikle davanın yetki yönünden reddine, her durumda davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 06/04/2021 tarih 2017/1158 Esas 2021/294 Karar sayılı kararında;".....Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan sözleşme, ihtarname, faturalar, kira sözleşmeleri, sigorta primleri, ticari defter ve belgeler tüm dosya kapsamına göre alınan,14/09/2020 kök ve 01/02/2021 tarihli ek bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğundan, mahkememizde de, taraflar arasındaki sözleşmenin feshinin, sözleşmenin 7.maddesinde belirtilen süre ve şekil şartlarına uygun olmadığı,
davalı yanca, sözleşmenin, süresinden önce haksız olarak fesih edildiği ve davacının bilirkişilerce hesaplanan altı aylık kâr kaybını talep edebileceği, zarara ilişkin taleplerinin ispat edilemediği kanaati oluştuğundan, davacının davasının, 22.642,20-TL. kâr mahrumiyeti yönünden kısmen kabulü ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, 1-Davacının davasının 22.642,20-TL. kâr mahrumiyeti yönünden kabulü ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini,Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01.02.2014 tarihli sözleşme bulunup işbu sözleşme 3 yıl geçerli olmak üzere imzalandığını, müvekkili şirket sözleşmeden doğan sorumluluklarını eksiksiz yerine getirdiği halde davalı şirket süre ve şekil şartlarına uymadan sözleşmeyi feshettiğini ve müvekkili şirket zararlarına ilişkin herhangi bir ödeme yapmadığını, Müvekkili şirketin davalı yan gibi onlarca şirket ile çalışmakta olup her şirket ile farklı kar ve marjlarla anlaşmakta yapmakta,
dosyaya sunulan evraklarla da taraflar arasında ki ticaretin her türlü detayı mevcut olduğunu, dosya da ki delillerle davalı yan ile yapılan ticaretin her türlü boyutuna ulaşmamanın mümkün olduğunu,
müvekkili şirketin onlarca şirket ile yapmış olduğu ticaret neticesinde elde ettiği yıllık karların ortalamasının bu ticarete esas kabul edilmesinin hukuka ya da muhasebeye aykırı olduğu beyanları dosyada görevlendirilen bilirkişilerce de tasdik edilmiş olup 04.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda da yerinde görülmüş ancak işbu itirazlar yönünde mahkemenin hüküm kurmasına elverişli bir hesaplama yapılmadığını,Müvekkili şirketin güvenlik giderlerinden ve binek oto kirasından dolayı davalıdan kar kaybına ilişkin Güvenlik hizmet bedelinin %35 ine ilişkin 1.963,15.-TL ve binek araç kirası maliyet bedeline ilişkin 1.185,74.-TL davalı yana
faturalandırılmakta olup, dosyaya sunulan deliller incelendiğinde söz konusu faturalar görülecek ve kar kaybı tazmini için gerekli kanuni ve akdi koşulların gerçekleştiği anlaşılacağını, Taraflar arasında mevcut 01.02.2014 tarihli sözleşmede, İzmir depoda yapılacak nakliyede 2 adet araç kullanılacağı kararlaştırılmışsa da nakliyede 2 adet aracın yetersiz kalması üzerine 4 adet araç kullanıldığını ve davalı yanca bu durum kabul edildiğini, Kaldı ki nakliye esnasında kullanılan araçlar için yapılan sözleşmeler ve araçlara ilişkin kesilen faturaların yerel mahkemeye sunulduğunu,
davalı şirketin İzmir Platformunda yapılacak nakliyede 4 araç kullanılmasına icazet verdiğini gösteren herhangi bir belge bulunmadığının söylenmesi haksız ve kötü niyetli olduğunu,Sözleşmenin erken feshi sebebiyle işçilerden elde edilen kar kaybı ve işçilere ödenen tazminat bedellerine ilişkin beyanların dikkate alınmadan ek rapor hazırlandığını, bu durum dahi yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirecek bir husus olduğunu, dosya içerisine işbu hesaplamalar alınmadan karar verilmesi hukuk ve yasaya aykırı olup eksikliğin giderilmesi gerektiğini, Taraflar ticaret yaparken aylık bir kar elde etmekte olup,
elde edilen bu karı da hiç değilse sözleşmeyi erken feshin gereği olarak davalı tarafın 3 aylık kısma ilişkin ödemeyi yapması gerekirken bu konuda bir hesaplama yapılmaması dahi mantığa aykırı olduğunu, Kar kaybı dışında müvekkili şirket bu 3 aylık sürede giderler bakımından da zarar ettiğini, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, aleyhe hükümlerin bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KATILMA YOLUYLA İSTİNAF EDEN DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİ İLE,Yerel mahkeme nezdinde alınmış olan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere bilirkişilerin taraflar arasındaki ticaretin her bir detayına erişmesi, maddi olarak imkansız olduğundan karlılık hesabının yapılmasının da mümkün olmadığını, davacı, her ne kadar dosya kapsamında iddiasını ispatlar bütün delil ve belgeleri sunduğunu savunsa da sözde zararına ilişkin bir belge ya da doküman ibraz edememiş, iddialarını net bir şekilde ortaya koyamadığını,
Zarar kalemlerine ve zarara ilişkin genelleme yapılarak kar kaybı talebinde bulunulması bile başlı başına davacı yanın iddialarının asılsız ve hukuki zeminden yoksun olduğuna delalet ettiğini, nitekim söz konusu rapordan da anlaşılacağı üzere "...Zira davacı yanın detay mizanlarında, her bir sözleşme bazında gelir, maliyet ve gider unsurları alt hesaplar bazında takip edilmediği sürece, geçmişe dönük tüm belgelerin incelenerek taraflar arasındaki karlılığın sözleşme bazında tespiti,
ayrıca salt dava konusu sözleşmeye münhasıran yüklenen gider kalemlerinin tespiti de olanaklı değildir." demek sureti ile zararın ve kar kaybının sağlıklı olarak hesaplanamayacağı hususunu doğruladığını, Davacının uğradığını iddia ettiği ancak ispatlayamadığı kar kaybı ve zararlardan müvekkilinin sorumlu tutulmasını talep etmesinin kötü niyetli bir talep olmakla birlikte kabulünün mümkün olmadığını,Davacı yanın istinaf başvuru dilekçesinde işçilerden elde edilen kar aybı ve işçilere ödenen tazminat bedelleri nezdinde hak iddia ettiğini, söz konusu iddialar yalnızca soyut iddialar olduğunu,
nitekim taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 3.3 maddesi ''davacının bu tür bir nakliye operasyonunu gerçekleştirecek yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olduğunu kabul ve taahhüt ettiğini'' açıkça belirttiğini, İşbu hükümden de anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin davacıdan alacağı böyle bir hizmet için yeni personel alması,
bu personellere işçilik ödemeleri yapması müvekkili uhdesinde sorumluluk doğurması hayatın olağan akışına da aykırılık teşkil ettiğini,Taraflar arasındaki sözleşmenin 3.4. maddesine göre tüm depo ve nakliye donanımları davacının sorumluluğu altında olduğunu, yine mezkur sözleşmenin 3.3 maddesi ise Davacının bu tür bir nakliye operasyonunu gerçekleştirecek yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olduğunu kabul ve taahhüt ettiğini açıkça belirttiğini, İşbu hükümden de anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin davacıdan alacağı böyle bir hizmet için yeni personel alması, bu personellere işçilik ödemeleri yapması, soğuk hava deposu için yatırım yapması,
araç kiralaması, bu araçlara takip sistemi kurdurması ve dilekçesinde iddia talep ettiği diğer harcamaları yapması Müvekkil Şirketin sorumluluğunda olmadığını, sözleşme metninden de anlaşılacağı üzere davacı yanın gerekli teknik donanımı haiz olduğunu ve yine müvekkilii şirketin tek borcunun hizmet bedelini ödemek olduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine,karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacı şirket ile davalı arasında imzalanan 01/02/2014 tarihli ... ile ...
Dağıtım Sözleşmesinin sözleşmenin 7. Maddesinin 1. Bendinde belirtilen sürelere uyulmadan haksız olarak feshedildiği iddiasıyla haksız fesihten kaynaklı uğranılan zararın ve 6 aylık kar kaybının tahsili istemi ile açılan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı taraf dava dilekçesi ile; davalı ile arasında 01.02.2014 tarihli, “... ile ...
Dağıtım Sözleşmesi” imzalandığını, sözleşmeye göre sözleşmenin, sözleşme tarihinden başlayarak 3 yıl süreyle geçerli olacağını, sözleşmenin daha önce feshedilmek istendiğinde 180 günlük fesih öneli göz önünde bulundurularak noter vasıtasıyla yazılı bildirim şeklinde fesih işleminin gerçekleştirilmesi gerektiğinin sözleşmenin 7. Maddesinin 1. Bendinde kabul edildiğini, davacı şirketin sözleşme yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalı şirketin İzmir depo sözleşmesini 31.12.2015 tarihinde, Antalya depo sözleşmesini 31.01.2016 tarihinde şekil şartlarına uymadan feshederek depoları boşalttığını,
davalının fesihlerinden kaynaklı davacının 150.000,00 TL zararı ile 150.000,00 TI. 6 aylık kar kaybı bulunduğunu belirterek bu zararlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf cevap dilekçesi ile.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3.4. maddesine göre tüm depo ve nakliye donanımlarının davacının sorumluluğu altında olduğunu, sözleşmenin 3.3 maddesi ise davacının bu tür bir nakliye operasyonunu gerçekleştirecek yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olduğunu kabul ve taahhüt ettiğini açıkça belirttiğini, İşbu hükümden de anlaşılacağı üzere davalı şirketin davacıdan alacağı böyle bir hizmet için yeni personel alması, bu personellere işçilik ödemeleri yapması, soğuk hava deposu için yatırım yapması, araç kiralaması,
bu araçlara takip sistemi kurdurması ve dilekçesinde iddia talep ettiği diğer harcamaları yapması davalı şirketin sorumluluğunda olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında 01.02.2014 tarihli ... ile ... Dağıtım Sözleşmesinin imzalandığı ihtilafsız olup, ihtilafın söz konusu sözleşmenin davalı tarafından haksız fesih edilip edilmediği, edilmiş ise davacının zararı ile Kar kaybı miktarı noktasında toplandığı, anlaşılmıştır.
Davacı tarafın dava dilekçesine eklediği, 01.02.2014 tarihli ... ile ... Dağıtım Sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin 3.10.
Maddeden itibaren suretinin ibraz edildiği, sözleşmenin tüm maddelerini içerir suretinin ibraz edilmediği, ayrıca dosya içerisinde davalı tarafça sözleşmenin feshine ilişkin fesih ihtarının olmadığı, mahkemece, taraflar arasında imzalanmış sözleşmenin tüm maddelerini içerir suretini ve sözleşmenin feshine yönelik fesih ihtarı ile tebliğ parçasını ibraz etmek üzere taraflara süre verilmediği, davalı tarafın cevabında ve istinaf dilekçesinde belirttiği sözleşmenin 3.4. ve 3.3 maddelerinin incelenip değerlendirilmediği ve eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, taraflar arasında imzalanmış 01.02.2014 tarihli ... ile ...
Dağıtım Sözleşmesinin tüm maddelerini içerir okunaklı onaylı sureti ve sözleşmenin feshine yönelik fesih ihtarları ile tebliğ parçasının dosyaya ibrazının sağlanarak, sözleşmenin davalı tarafından haksız fesih edilip edilmediği, edilmiş ise davacının taleplerinin sözleşme hükümleri de gözetilmek suretiyle değerlendirilip gerektiğinde bilirkişi heyetinden ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.Yukarıda izah edilen gerekçelerle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda ilk derece mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına,
dosyanın mahkemesine iadesine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/46, K. 2024/788, 9 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama