KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Dosya no
- 2022/551 Esas
- Karar no
- 2024/1472 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- 2020/84 Esas- 2021/475 Karar
- Tarih
- 08/06/2021
- Dava
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
Karar Metni
2.173 kelime·11 dk okuma·6 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Dava dışı ... Finansal Kiralama AŞ'ne ait Everdigm markalı ... model mobil beton pompası 19.01.2016 tarihli finansal kiralama sözleşmesi ile ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne kiralanmış ve bu şirket tarafından da müvekkil şirket nezdinde ... numaralı Leasing All Risk Sigorta Poliçesi ile sigorta ettirildiği, Sigorta ettiren ... San. Ve Tic. Ltd.
Şti. (işveren) ile davalı (taşeron) arasında işverenin müşterilerine satmış bulunduğu hazır beton, çakıl, kum, çimento, toz gibi kimyasalların veya maddelerin, işverenin fabrikasından alınarak müşterilere sorunsuz ve zamanında teslim edilmesi hususunda 10.03.2016 tarihli sözleşme bulunduğu, Bu sözleşmenin 6. Maddesinde, yükleme ve boşaltma sırasında doğabilecek her bir maddi kaybın davalı taşeron tarafından karşılanacağı, davalı tarafından kabul edildiği, Taraflar arasında bulunan bu sözleşme kapsamında 21.11.2018 tarihinde Çekmeköy ...
Mah. ... inşaatında davalı tarafından beton döküm işi yapıldığı sırada, ... plakalı kamyon üzerine monteli bulunan, ... markalı E... model mobil beton pompası, aracın batması sonucu devrildiği ve hasara uğradığı, Bu hasar nedeniyle zarar gören sigortalı ... AŞ'nin talimatı ile müvekkil şirket tarafından sigorta ettiren ... Tic. Ltd.
Şti.'ne 21.03.2019 tarihinde 42.871,90 TL tazminat ödendiği, Taraflar arasında bulunan sözleşme uyarınca meydana gelen zarardan davalı sorumlu olup ödenen tazminatın rücuen tazmini için davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine girişildiği, davalının takibe, borca ve ferilerine itiraz ettiği, davalının icra takibine yaptığı tüm itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şartlar devamına, icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekiline usulüne uygun tebliğ yapıldığı halde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 08/06/2021 tarih 2020/84 Esas- 2021/475 Karar sayılı kararında. "Dava, hukuki niteliği itibari ile davacının davalı şirket ile dava dışı .... San. Ve Tic. Ltd. Şti.
Arasında akdedilen 10/03/2016 tarihli sözleşme kapsamında ... markalı ... model beton pompasının uğradığı zarar sebebiyle davacı şirketin sigorta poliçesi kapsamında ödemiş olduğu hasar bedelinin davalı şirketten rücu şartlarının oluşup oluşmadığı davalının davacının başlatmış olduğu icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarında olduğu görüldü. ...
Sigorta A.ş'ne yazılan müzekkereye ikmalen cevap verildiği, müzekkere yazı cevabının dosya arasına alındığı görüldü. Dosyamız arasına alınan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının yapılan incelemesinde takibin 14/06/2019 tarihinde takip başlatıldığı ödeme emrinin davalı/borçluya 19/09/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalının süresinde 21/06/2019 tarihinde takibe itiraz ettiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Davacının; borçlu tarafından yapılan 21/06/2019 tarihli itirazın davacı-alacaklıya tebliğinden itibaren İİK.nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık süre içerisinde mahkememize davayı açtığı anlaşıldığından, açılan davanın süresinde olduğu görülmüştür. Davada aktif ve pasif taraf husumetinin sağlandığı anlaşılmış olup taraflar arasında bu hususta çekişme yoktur.
Yargılama aşamasında dosyanın Makina Mühendisi ve Sigorta Eksperi bilirkişisine tevdi edilmesine karar verilmiş olup, bilirkişiler mahkememize hitaben hazırlamış oldukları raporunda özetle: Dava konusu olayda, meydana gelen hasarın davacının düzenlediği poliçe ile teminat kapsamında olduğu, davacının 21.03.2019 tarihli sigorta ettirene yapmış olduğu hasar ödemesinin poliçe şartlarına ve piyasa rayiç değerlerine uygun olduğu, meydana gelen hasar ile davalı arasında illiyet bağı oluşturabilecek bir belge ve bulguya dosya kapsamında rastlanılmadığı,
bu nedenle davacının sigorta ettirene yapmış olduğu ödemeyi davalıdan rücu şartlarının oluşmadığı, davacı tarafından İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü nezdinde ... Esas sayılı dosyası ile Rücu şartları oluşmayan ödeme için başlatılan ilamsız icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın yerinde olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.Bilirkişi raporu HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir.
Toplanan deliller, icra takip dosyası, dava dilekçesi bilirkişi incelemesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde. Davacı, dava dışı ... A.Ş'ye ait, ... markalı dava konusu beton pompasının finansal kiralama sözleşmesi ile ... Ltd.
Şti'ne kiralandığını, söz konusu beton pompasının müvekkil şirket nezdinde Leasing All Risk Sigorta Poliçesi ile sigorta ettirildiğini, davalı ile kendi sigortalıları ... arasında nakliye sözleşmesinin imzalandığını, ancak 21/11/2018 tarihinde Çekmeköy ...
İnşaatında davalı tarafından döküm işi yapıldığı sırada, davalının kusuru ile beton pompasının devrildiği ve hasara uğradığını, bu hasar sebebi ile sigortalılarına 42.871,90 TL tazminat ödediklerini, bu tazminattan davalının sorumlu olduğundan bahisle, mahkememizde dava açmış ise de, dosya kapsamında sigorta ettiren Atlantik ile taşeron olan davalı arasında dava konusu makinanın taşeron firmaya kiralandığı yönünde herhangi bir bilginin olmadığı, davaya konu aracın işletenenin kim olduğu ve operatörün hangi firmaya ait olduğunun belirsiz olduğu,
sigorta ettirilen ile davalı arasında, davaya konu aracın kiralandığı yönünde veya davaya konu araç ile işveren adına bir taşımanın gerçekleştiği hususunun davacı tarafça ispatlanamadığı, bu hususun ekspertiz raporu ile de ortaya konduğu, dolayısıyla davalının kusurlu olup olmadığının tespit edilememesi sebebiyle, davacının rücu imkanının olmadığı kanaatine varıldığından, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;İlk Derece Mahkemesi'nde görülen davada müvekkil şirket nezdinde ... numaralı Leasing all risk sigorta poliçesi ile ... San. ve Tic. Ltd.
Şti. tarafından sigorta ettirilen mobil beton pompasının davalı taşeron firma tarafından kullanılan kamyon üzerinde devrilmesi sonucu oluşan hasarın rücuen tazmini talep edildiğini, ancak mahkemece Yapılan yargılamada "sigorta ettiren ... ile taseron olan davalı arasında dava konusu makinanın taseron firmaya kiralandığı yönünde herhangi bir bilginin olmadıgı, davaya konu aracın isletenenin kim oldugu ve operatörün hangi firmaya ait oldugunun belirsiz oldugu, sigorta ettirilen ile davalı arasında, davaya konu aracın kiralandıgı yönünde veya davaya konu araç ile isveren adına bir taşmanın gerçeklestigi hususunun davacı tarafça ispatlanamadıgı,
bu hususun ekspertiz raporu ile de ortaya konduğu, dolayısıyla davalının kusurlu olup olmadıgının tespit edilememesi sebebiyle, davacının rücu imkanının olmadıgı kanaatine varıldığı.... " gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, ancak, sigortalı ... ile davalı arasında işverenin müşterilerine sorunsuz ve zamanında teslimat yapılması hususunda bir sözleşme bulunduğu, bu sözleşmede davalı taşeronun yükleme ve boşaltma sırasında doğabilecek maddi kayıplardan sorumlu olduğu, beton pompasının operatörü ...’ın davalının çalışanı olduğu ve SGK kayıtlarıyla sabit olduğunun belirtildiğini, kazanın sözleşmenin ifası sırasında meydana geldiği,
dolayısıyla davalının sorumluluğu bulunduğunu, İlk Derece Mahkemesi’nin araç işleteninin kim olduğuna dair değerlendirmesinin hatalı olduğunu, zararın taraflar arasındaki sözleşme uyarınca meydana geldiğini ve davalının bu nedenle sorumlu olduğunu, ayrıca, davalı tarafından dava sürecinde herhangi bir savunma yapılmadığını ve HMK 25. maddesi gereğince mahkemenin taraflarca ileri sürülmeyen itiraz ve vakıaları resen dikkate almasının mümkün olmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, bu rapora karşı yapılan itirazların dikkate alınmadığını,
bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda yeterli uzmanlığa sahip olmadığını ve bu nedenle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, İlk Derece Mahkemesi'nin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; davacı sigorta şirketi nezdinde leasing all risk poliçesi kapsamında sigortalı beton pompasının davalı nezdinde ve davalı kusuru ile zarar gördüğü iddiası ile dava dışı sigorta ettirene ödenen hasar bedelinin davalıdan rücuen tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili, dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasında 10/03/2016 tarihli sigorta ettirenin müşterilere satışını yaptığı inşaat malzemelerinin taşınması hususunda sözleşme akdedildiğini ve bu sözleşme kapsamında davalı çalışanı iş makinesi operatörünün dava dışı sigorta ettirenin leasing sözleşmesi kapsamında kiraladığı dava konusu beton pompasının bulunduğu aracın batması ve devrilerek zarar görmesine sebep olduğu ve kusurlu bulunduğunu, bu sebeple ödenen bedelin rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığından dava dilekçesinde ileri sürülen tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; dava dışı ... A.Ş. tarafından dava dışı sigorta ettiren ... Sanayi ve Ticaret Ltd.
Şti.ne kiralanan dava konusu beton pompasının 21/11/2018 tarihinde şantiyede aracın batması sonrasında devrildiği ve zarar gördüğü, söz konusu ekipmanın davacı nezdinde leasing all risk poliçesi ile 28/01/2018-28/01/2019 tarihleri arasında sigortalı olduğu, sigorta poliçesinde sigortalının dava dışı ... A.Ş., sigorta ettirenin ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
Olduğu, 42.871,90 TL hasar bedelinin 21/03/2019 tarihinde sigortalının muvafakati ile sigorta ettirene ödendiği, dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasında 10/03/2016 tarihli 5 yıl süreli sigorta ettirenin müşterilere satışını yaptığı inşaat malzemelerinin taşınması hususunda sözleşme akdedildiği anlaşılmış olup, taraflar arasında bu hususlarda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki istinafa da gelen temel uyuşmazlık; dava konusu makinenin davalı nezdinde iken zarar görüp görmediği, davalının kusurlu bulunup bulunmadığı, davalının kusurlu ve sorumlu olması halinde sorumlu olduğu zarar miktarları hususundadır.
Dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasında akdedilen 10/03/2016 tarihli sözleşme incelendiğinde; sözleşmenin konusunun, sigorta ettiren tarafından müşterilerine satışı yapılan inşaat malzemelerinin müşterilere, sigorta ettirenin kendisinin satın aldığı inşaat malzemelerinin ise sigorta ettirene teslimi olduğu, sözleşme kapsamında taşıması yapılan araçların davalı tarafından kiralanacağının belirtildiği,
sözleşmenin 6. maddesinde yükleme ve boşaltma sırasında doğabilecek maddi kayıplardan davalının sorumlu olacağı, 16. maddesinde taşeronun kiralamış olduğu araçlar ile meydana gelebilecek olan kaza sonucunda doğacak olan her türlü maddi ve manevi tazminattan davalının sorumlu olacağını ve sigorta ettirene rücu edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca davacı tarafından dosyaya sunulan sgk kaydı incelendiğinde dava konusu beton pompasının bulunduğu aracın iş makinesi operatörünün davalı çalışanı olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme ve iş makinesi operatörünün davalı çalışanı olduğu dikkate alındığında dava konusu makinenin olay tarihinde davalı kullanımında olduğu sabit olup, Mahkemece aksinin kabulü isabetli olmamıştır.
Ekspertiz raporu ve Mahkemece alınan bilirkişi raporunda iş makinesi operatörünün aracın dengeleme ayakları altına koyduğu yetersiz alana sahip tahta destek plakalarının yetersiz olduğu ve aracın destek ayağının gevşek zemine çökmesi sonrasında dava konusu beton pompasının devrilerek zarar gördüğü, yeterli alana sahip destek plakalarının konulması halinde söz konusu çökmenin ve kazanın meydana gelmeyeceği ve davalı çalışanı iş makinesi operatörünün kusurlu olduğu, sigorta şirketi tarafından ödenen bedelin kaza tarihindeki rayice uygun ve kadri maruf olduğu, sigorta ek teminatı kapsamında olduğu tespit edilmiştir.
TBK'nın 60. maddesine göre. Bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkim, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir.
Davalı gerek sözleşme kapsamında gerekse adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında sorumlu olup, Mahkemece sözleşme kapsamında sorumlu olmadığı kabul edilmiş olsa dahi TBK 60. maddesi hükmü uyarınca aynı Kanun'un 66. maddesinde düzenlenen adam çalıştıranın sorumluluğu hükümlerinin değerlendirilmemesi yerinde olmamıştır.
Bu hüküm uyarınca davalı, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlü olup, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat edemediğinden ödenen hasar miktarından sorumludur.
Dava konusu hasar ek teminat kapsamında olup, davacı tarafından teminat kapsamındaki zarar bedeli sigorta ettirene ödendiği ve TTK'nın 1472 maddesi uyarınca sigorta ettirene halef olduğu anlaşılmakla Mahkemece ödenen hasar bedeli ve davalı ödeme tarihinde temerrüte düştüğünden ödeme tarihinden icra takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinin hüküm altına alınmasına karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetli olmamış ve davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.
Davacı, yukarıda belirtilen gerekçe ile ödenen hasar bedeli ve işlemiş faiz alacağını talep etmekte haklı ise de; eldeki davada, dava konusu tazminat alacağı olup, tarafların kusur durumu ve tazminatın miktarı yargılamayı gerektirdiğinden alacak likit olmayıp, icra inkar tazminatı koşulları gerçekleşmediğinden icra inkar tazminatı talebi yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 3.047,49-TL nispi karar harcından davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 538,82 -TL harcın mahsubu ile bakiye 2.508,67-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan toplam 593,22 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edildiği anlaşılan 98,75 TL posta/ tebligat gideri ile 1.400,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere;
toplam 1.498,75 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi de dikkate alınarak takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,9-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN
10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,11-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 69,60-TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere toplam; 290,30TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,12-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,13-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/551, K. 2024/1472, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama