KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Dosya no
- 2022/644 Esas
- Karar no
- 2024/1597 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- 2019/564 Esas- 2021/508 Karar
- Tarih
- 22/06/2021
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.717 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 13.11.2018 günlü satış sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme kapsamında... cinsi ... Suudi Arabi ham maddesinin davalı tarafından temin edilerek müvekkiline ait işletmeye 15.11.2018 tarihinde teslim edilmesinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda, 58.905,00 USD'nin davalının ...
Bankasındaki hesabına ödendiğini ancak davalının edimini yerine getirmediğini, ürünlerin müvekkiline teslim edilmemesi nedeniyle peşin ödenen satım bedelinin iadesinin talep edildiğini, davalının 9.000 USD'yi iade ettiğini, kalan 49.905 USD'yi iade etmediğini, bunun üzerine .... sayıyla takıp başlatıldığını, yetki itirazı üzerine dosyanın ... kaydedildiğini, bu dosyadan çıkarılan ödeme emrine de itiraz edildiğini, takipten sonra haricen 2.000 USD'nin daha iade edildiğini, vâki itirazın haksız olduğunu beyanla itirazın iptaliyle, davacı aleyhine % 20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Bakü'de ...
Holding'te 10 ay süreyle ikmal müdürü olarak çalıştığını, Azerbeycan'da bulunan davacı şirketin 60 ton çuval hammaddesi istediğini, ...'nün 49,5 ton malzeme verebileceğini söylediğini, bunun üzerine müvekkilinin adı geçenden proforma teklif istediğini, sözleşme örneğini gönderdiğini, müvekkilinin de derhal davacı şirkete durumu bildirerek evrakları mail yoluyla gönderdiğini, buna istinaden ...'in Bakü'den para talep ettiğini, müvekkilinin hesabına emaneten 58.500 USD gönderildiğini, müvekkilinin de hesabından talimat yazarak ...'e bu parayı gönderdiğini, paranın ...'nün ...
Bankasındaki hesabına geçtiğini ancak bu transferden sonra ... ve ...'a bir daha ulaşılamadığını, malın bulunduğu ...
Depo'nun arandığını, böyle bîr mal bulunmadığı yanıtını almaları üzerine İstanbul'a dönerek Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, davacının gönderdiği 58.500 USD'nin 46.330 USD'sinin ...'ye havale edildiğini, artan paradan 9,000 USD ve sonra 2.000 USD olmak üzere toplam 11.000 USD'nin davacı şirkete iade edildiğini, kalan 1.170,00 USD'nin ise, ... ile birlikte Anadolu Adliyesi'nde 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2018/495 Esas sayılı dosyada açılan masraflar için harcandığını, müvekkilinin davacı şirkete bir hizmet sunma gayreti ve amacıyla çalıştığını,
malın taşınması ve gümrük işlemleri için şirket yetkilisi ile gerekli hazırlıkları iyi niyetle yaptığını, tek başına verdiği bir karar bulunmadığını beyanla yerinde olmayan davanın reddiyle, davacının % 20 oranında kötü niyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi'nin 22/06/2021 tarih 2019/564 Esas- 2021/508 Karar sayılı kararında.
"Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.....Tüm dosya kapsamı ve hükme esas alınan bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde; her ne kadar davalı tarafça dava konusu sözleşme de davalı tarafın alıcı ve satıcı arasında aracı konumunda olduğu ve bu nedenle yerine getirilmesi gereken tek sorumluluğun taraflar arasındaki anlaşmayı sağlamak olduğu, malların davacı tarafa teslim edilmemesinden kaynaklı olarak herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, davacı tarafça yapılan ödemenin davalı hesabına geçtikten sonra satıcıya aktarıldığı iddia edilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesinde;
sözleşmenin taraflarının huzurdaki dava da yer alan davacı ve davalı taraf olduğu, sözleşme içeriğinde davalının dava konusu alım satım ilişkisinde yalnızca aracı olarak hareket ettiğine dair herhangi bir ibarenin yer almadığı, bu haliyle sözleşmeden doğan hak ve borçların davanın taraflarına ait olduğu, davacı tarafça davalı hesabına 58.899,00 USD 'nin havale edildiği ancak buna karşın malların davacı tarafa teslim edilmediği hususunda taraflar arasında herhangi bir anlaşmazlık bulunmadığı,
davalı tarafın satım bedelinden iade ettiği tutarların (22.11.2018 tarihinde 9.000,00 usd+ 27.11.2018 tarihinde 2.000,00 USD) tenzili sonrasında davacı tarafça talep edilebilecek asıl alacak tutarının 47.899,00 USD olduğu anlaşılmakla; davanın kısmen kabulüne, alacağın belirli ve likit olması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur..."gerekçesi ile, '' 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalı borçlunun İstanbul Anadolu ...
İcra Dairesinin ... yılı icra takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİ ile asıl alacak 47.899 USD'ye takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4-a maddesi uyarınca USD cinsinden 1 yıl vadeli mevduata kamu bankalarınca uygulanan en yüksek oranda faiz uygulanmasına,-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından asıl alacak olan 47.899 USD nin takip tarihindeki TL karşılığı olan ( 47.899 x 5,39) 258.175,61 TL nin %20'si oranındaki 51.635,122 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;İlk Derece Mahkemesinin 2019/564 Esas 2021/508 Karar sayılı 22.06.2021 tarihli kararının yasaya ve usule aykırı, hukuki mesnetten yoksun, eksik incelemeye dayalı bir karar olduğunu, istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini;Müvekkili ...'ın 2013 ve 2014 yılları arasında 10 ay Azerbaycan Bakü kentinde ...
Holding şirketinde İkmal Müdürü olarak çalıştığını, bu süre içinde ... Holding’e mal satan ... ile tanıştığını, iyi bir arkadaşlıklarının oluştuğunu, halen de dostluklarının devam ettiğini;Müvekkilinin Türkiye’ye döndükten sonra 2018 Kasım ayında ...'in müvekkiline bir malzeme temini için telefon açtığını, “Azerbaycan’da çuval üretimi yapmaktayız.
Bize çuval hammaddesi gerekli, daha önce İran’dan temin ediyorduk, şimdi ambargo nedeni ile alamıyoruz, bunun Türkiye’de bazı firmalarda bulunabileceğini duydum sen araştırma yapıp bana bunu temin edebilir misin” dediğini, müvekkilinin de Türkiye’de bu çuval hammaddesini satan 4 veya 5 firma ile görüşmeler yaptığını, bu firmaların o tarihte ellerinde stokta mal olmadığını müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin de ...
Firması ... ile telefon ile temas kurduğunu, bu şahsın 14 veya 15 gün sonra müvekkilinin aradığı çuvalın yapım hammaddesinin kendisine geleceğini ve malzemenin Mersin .. ... Depoda olacağını söylediğini;Bunun üzerine Azarbeycan’da bulunan ...
LTD nin 60 ton çuval üretim hammaddesi istediğini, bunu temin edip edemeyeceğini sorduğunu, ...'nün müvekkiline sadece 49,5 Ton malzeme verebileceğini söylediğini, müvekkilinin de ondan Proforma (Ön Satış Sözleşmesi ) teklifi göndermesini istediğini, onun da sözleşme örneğini gönderdiğini, müvekkilinin de derhal davacı Azarbeycan ... LTD'nin müvekkiliyle temas kuran yetkilisi ...’e durumu bildirdiğini, evrakları gönderdiğini, onların da “bu fiyat bize uygundur.
Sen gerekli aracılığı yap temas kur, sana bu aracılık hizmeti için ayrıca 1.250,00 USD ödeyeceğiz” dediklerini, bunun üzerine ...'in malı görmek için İstanbul’a geldiğini, ...'in müvekkiline ve kendisine İstanbul Adana için uçak bileti aldığını, müvekkiliyle beraber Adana’ya uçtuklarını, perşembe günü müvekkilinin, ... sahibi ...’nün personeli olan ... bey ile telefonla görüştüğünü, “Biz Mersin’e geldik malzemeyi görmek istiyoruz” dediğini, onun da, müvekkiline “başımızdan bazı olaylar geçti biz ödemeyi almadan malı size gösteremeyiz" dediğini, buna istinaden ...'in Bakü’den para talep ettiğini,
bu paranın müvekkilinin hesabına emanet olarak 58.500 USD gönderildiğini, müvekkili ile ...'in birlikte müvekkilinin hesabı bulunan ... Bankasına talimat yazıp ...’e bu parayı gönderdiklerini, paranın ...’nün ... Bankası hesabına geçtiğini, para ...’nün hesabına geçince ...’ye ve elemanı ...
Bey’e bir daha ulaşamadıklarını, telefonlarını kapattıklarını, bir daha açmadıklarını, müvekkili ve ...'in Mersin’de (5) gün beklediklerini, ancak bütün arama ve araştırmalarına rağmen bu kişilere ulaşamadıklarını, Mersin’de polise gittiklerini, malın bulunduğu ...
Depoyu aradıklarını "bizde böyle bir mal yok" yanıtını aldıklarını, bunun üzerine İstanbul’a döndüklerini, İstanbul’a döndükten sonra İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına 2018/221887 Soruşturma nolu dosya ile suç duyurusunda bulunduklarını;Davacı, müvekkili hesabına ... ile birlikte alınacak malın bedelinin ödenmesi için emanet olarak bankadan 58.500 USD göndermiş olup bunun 46.330 USD'sinin ...Plastik ...’ye havale edildiğini, müvekkilinin hesabında kalan paradan bakiyenin ise önce 9.000,00 USD, sonra 2.000,00 USD olmak üzere 11.000 USD'sinin davacıya iade edildiğini,
bakiye kalan 1170 USD miktarının da ... ile birlikte Anadolu adliyesine gidilerek Anadolu (3) Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/495 Esas nolu dosyası ile açılan dava ve Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusu dosyasının masrafı için harcandığını.
Müvekkilinin ... ile birlikte ...’yü İstanbul’daki ofisinde de bir çok kez aradığını, ofisine gittiklerini, ofisinin olduğu bölgede araştırdıklarını, evini araştırdıklarını, bulamadıklarını, müvekkilinin davacı şirkete bir hizmet sunmak gayreti ve amacı ile çalıştığını, bu işi de şirket görevlisi ile birlikte takip ettiğini, bir hizmet karşılığı vekil olarak yaptığını, gönderilen paranın derhal satıcının hesabına aktarıldığını, malın taşınması için gümrük işlemleri için şirket yetkilisi ile gerekli hazırlıkları alıcı şirket adına iyi niyetli olarak yaptığını, kendisinin burada tek başına verdiği bir karar olmadığını,
müvekkilinin iyiniyetli vekil sıfatı ile hareket ettiğini, Yerel mahkemenin yukarıda bahsedilen hususları hiç değerlendirmeden davacının davasını kısmen kabul ederek karar verdiğini beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, alım satım sözleşmesi nedeniyle peşin olarak ödenen bedelin, sözleşme konusu malın teslim edilmemesi sebebiyle iadesi için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında ...
Suudi Arabi hammadesinin alım satımına dair sözleşme kurulduğunu ve davalıya satış bedelini peşin olarak ödediğini, davalı tarafından ise teslimatın yapılmadığını ve bedelin kısmen iade edildiğini, iade edilmeyen satış bedeli nedeniyle alacaklı olduğunu iddia ederek icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, söz konusu alım satım ilişkisinin esasen davacı ile üçüncü kişi arasında kurulduğunu, kendisinin davacının vekili olarak hareket ettiğini,
davacı tarafından gönderilen satış bedelini hammaddeyi temin edecek olan satıcıya gönderdiğini ancak daha sonra satıcı olan şirketin dolandırıcı olduğunu anladıklarını ve savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, davacıya borçlu olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davalı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebeplerinin yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü,
ilk derece mahkemesince gerekçeli kararda her bir savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığının açıklandığı, davalı tarafın inkar etmediği...
Suudi Arabi hammaddesinin satımına ilişkin sözleşmenin, alıcı tarafta davacı, satıcı tarafta davalı olmak üzere taraflar arasında kurulduğu, davalının hammaddeyi temin edeceğini iddia ettiği ...Plastik isimli şirketin satıcı ve davalının da davacıya vekaleten alıcı olduğu bir satış sözleşmesinin bulunmadığı, davacının satış bedelini peşin olarak ödediği, davalının ise sözleşme konusu hammaddeyi teslim etmediği, bu nedenle davacının satış bedelinin iadesi talebi ile başlattığı icra takibinin haklı olduğu anlaşıldığından Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/644, K. 2024/1597, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama