İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/805 K.2024/1743

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2022/805Karar2024/1743Tarih7 Kasım 2024Okuma30 dk · 6.060 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
7 Kasım 2024
Dosya no
2022/805 Esas
Karar no
2024/1743 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Numarası
2018/1219 Esas - 2021/821 Karar
Tarih
17/11/2021
Dava
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.060 kelime·30 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı müvekkilinin Türkiye'nin 5inci büyük akaryakıt şirketi olduğunu, taraflar arasında çeşitli sözleşmeler akdedildiğini ve davalı müvekkil şirketin bayisi haline geldiğini, müvekkili şirketin bayilik ilişkisi içerisinde gerekli tüm ekipman ve akaryakıt tedarikini borçlu şirkete gecikmeksizin sağladığını, borçlu şirketin, bahse konu ürün,

hizmet ve ekipman faturaları karşılığında ortaya çıkan cari hesap borcunu müvekkile ödemediği gibi bu cari hesap borcunun sözleşmede belirlenen vadesinde ödenmemesine istinaden ortaya çıkan sözleşmesel faiz üzerinden hesaplanmış vade farkı alacağının da müvekkiline ödenmediğini, davalı bayinin borcunu ödemesini sağlamak amacıyla müvekkili şirket ile bayii arasında görüşmeler bir sonuç vermemiş ve müvekkili şirket tarafından davalıya gönderilen ihtarnameye davalı tarafından verilen yanıtta mezkur borcun kabul edilmediği bildirildiğini,

borcun ödenmesi maksadıyla yapılan tüm girişimlerin sonuçsuz kalması akabinde davalı aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattıklarını ve bu takibe davalı tarafından haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini, bu nedenle itirazın iptali davasını açma zarureti hasıl olduğunu tapunun İstanbul İli, Büyükçekmece İlçesi, ... Mahallesi, ...

Ada, ... parsel numarasında kayıtlı taşınmaz üzerinde bir akaryakıt satış istasyonu işletilmesine yönelik olarak müvekkili şirket ile davalı şirket olan ...Şirketi ... ve Ortakları arasında, 04.10.2010 tarihli Yatırım Sözleşmesi, 04.10.2010 tarihli Ariyet ve Emanet Sözleşmesi,

28.12.2012 tarihli Sözleşme, 16.01.2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi imzalandığını,....'nun 04.10.2010 tarihli sözleşmeyi 500.000,00-USD ile sınırlı olmak üzere Bayiinin müşterek ve müteselsil kefil olarak imzalandığını, akdedilen sözleşmeler çerçevesinde Bayi'nin müvekkili şirkete doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olmak üzere mezkur taşınmaz üzerinde Büyükçekmece Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 12.08.1993 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemiyle 1.500,00-TL, 28.09.2010 tarihli ve ... yevmiye numaralı işlemiyle 100.000,00-TL,

16.01.2013 tarihli ve ... yevmiye numaralı işlemiyle 400.000,00-TL olmak üzere toplamda 501.500,00-TL bedelli ipoteklerin tesis edildiğini, müvekkili şirketin mezkur sözleşmeler uyarınca üzerinde düşen edimleri eksiksiz ve sürekli olarak yerine getirdiğini bununla beraber sözleşmenin diğer tarafının üzerine düşen yükümlükleri yerine getirmediğini, müvekkili firma bayilik ilişkisi içerisinde gerekli tüm ekipman ve akaryakıt tedarikini borçlu şirkete gecikmeksizin sağladığını, borçlu şirket,

bahse konu mal ve hizmet alımı karşılığında ortaya çıkan cari hesap borcunu müvekkiline ödemediği gibi bu cari hesap borcunun sözleşmede belirlenen vadesinde ödemediğini, Müvekkili şirketin Beyoğlu ....

Noterliği’nin 28.08.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini davalıya gönderdiğini, borcun ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içinde müvekkil şirkete ödenmesini aksi takdirde yasal haklarını kullanmak suretiyle borcu tahsil yoluna gideceğini ihtar ettiklerini, bu ihtarnameye rağmen herhangi bir sonuç alınamadığı,

davalı aleyhine icra takibi ikame etmek dışında bir seçeneklerinin kalmadığını, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak ve ipotek sınırı olan 501.500,00-TL'yi aşmamak kaydıyla işbu davaya konu .. sayılı icra dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takibe başlandığını, taraflar arasında 04.10.2010 tarihli Yatırım Sözleşmesi'nin 22nci maddesi uyarınca delil sözleşmesi bulunmakta olduğunu, iş bu madde uyarınca davalı ile müvekkil şirket arasında çıkabilecek her türlü uyuşmazlıklarda müvekkil şirket defter ve kayıtlarının delil olacağının hüküm altına alındığını,

yatırım sözleşmesinin bu hükmü doğrultusunda eldeki dava bakımından sadece müvekkili şirket kayıtlarının dikkate alınması gerektiğini dolayısıyla davalının kötü niyetli dava konusu icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, alacağın % 20sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine,

yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkil şirketin davacı tarafından iddia olunduğu gibi cari hesaptan veya başkaca bir sebepten kaynaklı hiçbir borcu bulunmadığını ürün, hizmet ve ekipman borcu adı altında yaratılmak istenen borcun tamamıyla gerçek dışı olduğunu, davacı şirket tarafından keşide edilen 06/02/2018 tarihli Seri A, Sıra No: ... ve ...

Seri A, Sıra No: ... irsaliyeli faturaların müvekkil şirket tarafından kabul edilmediğini, süresi içerisinde itiraz edilerek iade edildiğini, taraflar arasındaki bayilik anlaşmasının16.01.2018 tarihinde sona erdiğini, tanzim edilen faturanın ise 06.02.2018 tarihli olduğunu, fatura edilen tarihin Vergi Usul Kanunu'na aykırılık teşkil ettiğini, Bu nedenle süresi içerisinde düzenlenmeyen işbu faturanın ayrıca hiç düzenlenmemiş sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirket ile davacı arasında uzun yıllara dayalı sözleşmesel bir ticari ilişki bulunduğunu, bu doğrultuda,

işbu davaya dayanak oluşturacak sözleşme taraflar arasında son olarak tanzim edilen sözleşme olan 16.01.2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi olduğunu, Rekabet Kurulunun 05.03.2009 tarih ve 09-09/186-56 sayılı kararı ile getirmiş olduğu azami 5 yıllık Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi kriteri doğrultusunda tarafların 16.01.2013 tarihinde yeniden masaya oturarak,

davacının da 4 numaralı ekinde yer alan İstasyonlu Bayilik Sözleşmesini tanzim ettiklerini ve önceki sözleşmelerin geçerlilikleri ortadan kalktığını, davacı tarafın müvekkili şirketten ariyet kapsamında hiçbir alacağının bulunmadığını, 16.01.2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi incelendiğinde tarafların bir ariyet anlaşmasına gitmediklerini, davacı tarafın ariyet olarak verdiği bir mal bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından ancak bu şartlar altında kabul edilmesi mümkün olan işbu 16.01.2013 tarihli sözleşme davacı şirketin de kabulü ile tanzim edildiğini,

işbu dava ile yaratılmaya çalışılan ariyet ilişkisinin tamamıyla gerçek dışı ve kötü niyetli olduğunu, taraflar arasındaki bir önceki sözleşme olan 28.12.2012 tarihli sözleşmenin 5.3. maddesine bakıldığında kurulan Ariyet ve Emanet Sözleşmesinin 28.12.2012 tarihli sözleşmenin sonuna kadar sürdüğü bu sözleşmenin süresinin dolması halinde, ariyet ilişkisinin sonlanacağının açıkça anlaşıldığını, böylelikle 16.01.2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi kurularak önceki ariyet ve emanet sözleşmesi hükmünü tamamıyla yitirdiğini,

28.12.2012 tarihli sözleşmeye ek aynı tarihli Protokol ve İbranamenin 2. maddesi ile taraflar önceki tarihli sözleşme (04.10.2010 Yatırım Sözleşmesi) ve eklerine (04.10.2010 Ariyet ve Emanet Sözleşmesi) ilişkin hak ve alacaklar konusunda birbirlerini gayrikabili rücu ve kayıtsız şartsız ibra ettiklerini ve yine aynı sözleşme olan 28.12.2012 tarihli sözleşmenin 5.3. maddesinde ariyet kapsamında verilen malzeme ve ekipmanlar sayıldığını, fatura edilen ve aşağıda sayılan ekipman ve malzemelerden hiçbiri işbu ariyet sözleşmesinin içerisinde yer almadığını,

ariyet olarak verildiği iddia edilen bu ekipman ve malzemelerin tamamen hayal ürünü olduğunu, ayrıca, faturada yer alan ve gerçekten davacı şirkete ait olan ... Otomasyonu için, müvekkil şirketin, Büyükçekmece ... Noterliği tarafından 26.02.2018 tarihinde,... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle sökülen akaryakıt tank otomasyonun davacı şirket yetkililerince teslim alınması gerektiği hususu açıkça ihtar edildiğini, ...

Otomasyonunun halen müvekkilce, davacı şirketin teslim alması için bekletildiğini, davacı tarafın kendi kusurundan kaynaklı olarak, teslim almadığı akaryakıt tank otomasyonu için kendisine haksız alacak kalemi oluşturma niyetinde olduğunu, akaryakıt ve tesisatı için basınç testi hizmetine karşılık olduğu iddia edilen alacak kalemini de kabul etmediklerini, davacı tarafın bu hizmeti ne zaman ve hangi anlaşmaya istinaden verdiğinin davacı tarafın ispata muhtaç olduğunu, market tasarımı adı altında fatura edilen fahiş meblağı kabul etmediklerini,

akaryakıt istasyonu içerisinde yer alan marketin davacı tarafından tasarlanıp ücretinin müvekkiline yansıtılacağının sözleşmede yer almadığını, müvekkilden hiçbir alacağı bulunmayan davacı tarafın fahiş faiz tutarını da kabul etmediklerini, davacı tarafın dava dilekçesinde yer alan, teminatların iddia olunduğu gibi doğmuş ve doğacak borçlara ilişkin verilmediğini, 12.08.1993 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemiyle 1.500.00 TL (Eski Para ile 1.500.000.000TL) teminatın davacı tarafından müvekkil şirketin akaryakıt alımına ilişkin doğabilecek olası borçlara binaen verildiğini,

bu teminatın Türk Lirasından altı sıfırın atılması ve meblağın alınan akaryakıt ücretini karşılayamaması ile 28.09.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemiyle, 100.000.00 TL'lik teminat haline getirildiğini, yani her iki teminatın konusunun aynı olduğunu ve akaryakıt alımına ilişkin verilen bir teminat olduğunu, müvekkili şirketin davacı tarafa hiçbir akaryakıt borcu bulunmamasından dolayı bayilik ilişkisinin de sona ermesiyle birlikte derhal kaldırılması gerektiğini, 16.01.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemiyle verilen 400.000.00 TL tutarındaki teminatın ise,

taraflar arasında bir önceki bayilik sözleşmesi olan 28.12.2012 tarihli bayilik sözleşmesinde 5.2.1. maddede açıkça yer aldığı üzere, müvekkil şirketin aynı sözleşmenin 5.2.2 maddesinde yer alan işlemleri yapabilmesi için, davacı şirket tarafından borç olarak verilen ve geri ödemesinin yine sözleşmenin 5.2.1. maddesinde yer aldığı şekilde toplam beş senet halinde ödenecek olan borca ilişkin verilen teminatlardan ibaret olduğunu, müvekkili şirket tarafından tüm senetler ödenmiş olduğunu, davacı tarafa herhangi bir borçlarının bulunmadığını, haksız davanın reddine, % 20 den az olmamak üzere davacının köyü niyet tazminatına mahkum edilmesine,

avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 17/11/2021 tarih ve 2018/1219 Esas - 2021/821 Karar sayılı kararında;" Tüm dosya kapsamından.

Davacı şirket ile davalı şirket arasında 01.10.2010 tarihinde Bayilik Sözleşmesi, 04.10.2010 tarihinde Akaryakıt İstasyonları için Ariyet ve Emanet Sözleşmesi, 28.12.2012 tarihinde Bayilik Sözleşmesi ve 16.01.2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafça, davalı tarafın üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı icra takibi başlatıldığı, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...

E. Sayılı icra takibine davalı tarafça itiraz edilmesi üzerinde iş bu itirazın iptali davasının ikame edildiği, taraflar arasında imzalanan son sözleşmenin 16.01.2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesinde taraflar arasında akdedilen evvelki sözleşmelerin ve özellikle 04.10.2010 tarihli Akaryakıt İstasyonları için Ariyet ve Emanet Sözleşmesinin akıbetinin, devam edip etmediğinin açıkça düzenlenmediği,

bu sözleşmenin madde 1/f'de taraflar arasındaki sözleşmenin feshi halinde, fesih ihbarının tebliğinden itibaren 15 gün içinde ariyet alınan malzeme ve teçhizatın iade edileceği, Bayi'nin iadeden kaçınması halinde şirketin bunları söküp kaldırabileceğinin hüküm altına alındığı,

dosyada örneği bulunan ve davacı ile davalı şirket kaşeleri ve yetkililerinin imzasının bulunduğu 16.01.2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesinin ariyet verilen ürünlerle ilgili hükümlerinin birlikte yorumlandığında, bayilik sözleşmesinin 16.01.2018 tarihinde sona ermesi üzerinde davalı bayinin davacı şirkete ariyet aldığı malzeme ve teçhizatı iade etmesi gerektiği, Ariyet / Kullanım Ödüncü Sözleşmesiyle ilgili TBK m 379'da "bir şeyin karşılıksız olarak kullanılması" denilerek, ariyet verilen ve geri alınacak malzeme ve teçhizatların ücretsiz olarak kullandırılacağı belirtildiğinden,

davacı şirket tarafından davalı bayiye verilen ariyetlerin fatura bedellerinin istenemeyeceği, davacının geç teslimden dolayı uğranılan zarar ile cezai şart talep edebileceği ancak bunun iş bu davada dava konusu yapılmadığı, 16.01.2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesinde vade farkı istenebileceği açıkça öngörülmediği, davacının iş bu sözleşme uyarınca vade farkı talep edemeyeceği, davacı şirketin ticari defterlerinin incelendiği, ariyet sözleşmesinin 5inci maddesinde söz edilen ariyetlere ait malzeme listesi ve bedelleri kısmının boş olduğu,

dolayısıyla davacı tarafından ariyet için düzenlenen ariyet faturalarının haklı yere düzenlendiği hususunun ispat edilemediğinden davacının davasının reddine, kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmamasından dolayı davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir."gerekçesi ile, '' davacının davasının reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davanın reddi kararı bakımından, dosyada tanzim edilmiş tek bilirkişi raporu olan 14/10/2021 tarihli bilirkişi raporunu ("Bilirkişi Raporu") hükme esas aldığını, bilirkişi raporunun eksik inceleme ile tanzim edilmiş olup eksikliklerin giderilmesine yönelik ek rapor dahi alınmaksızın bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiş olmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu;

diğer yandan dosyadan alınan bilirkişi raporuna yapmış oldukları usule ve esasa ilişkin itirazlarının hiçbirinin de karşılanmış olmadığını,Yerel mahkeme dosyasına sunulmuş olan 07/01/2020 tarihli beyan dilekçesinde belirttikleri üzere davaya konu uyuşmazlık bakımından dosyanın, sözleşmeler hukukunda uzman hukukçu bir bilirkişi, SMM bilirkişi ve enerji piyasası konusunda uzman bir sektör bilirkişiden oluşturulacak bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesi gerektiğini, dosyaya sunmuş oldukları beyan dilekçelerine rağmen yerel mahkemenin 20/05/2021 tarihli ara kararla,

dosyanın hukukçu bilirkişi Dr. ... ve SMM ...'ya tevdi edilmesine karar verdiğini, sektör bilirkişisi atanmadığını; davaya konu uyuşmazlığın enerji piyasası ile ilgili olduğu dikkate alındığında uyuşmazlık hakkında, yalnızca hukukçu ve mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporu ile davanın reddine karar verilmesinin açıkça usule aykırı nitelikte olduğunu,

yerel mahkemenin davanın reddi hükmüne esas almış olduğu bilirkişi raporunda da açıkça "ariyet faturaları bakımından davalı adına düzenlenmiş olan faturaların haklı yere düzenlenip düzenlenmediği hususunun sektörde uzman bilirkişi tarafından tespit edilmesinin gerektiği" tespitinde bulunulduğunu, yerel mahkemenin Bilirkişi Raporu'ndaki eksikliklerin giderilmesini sağlamak amacıyla, bilirkişi heyetine sektörde uzman bilirkişi eklemek suretiyle yeni bir rapor düzenlenmesine karar vermesi gerekirken doğrudan davanın reddine karar vermesinin açıkça usul ve yasaya aykırı nitelikte olduğunu,Bununla birlikte,

yerel mahkemenin hükme esas almış olduğu bilirkişi raporunun 2 kişiden oluşan bir bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilmiş olup bu durum açıkça kanuna ve usule aykırı nitelikte olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 267. maddesine göre bilirkişi heyetinin bir kişiden ya da tek sayıda olacak şekilde birden fazla kişiden oluşturulabileceğinden işbu istinaf dilekçesine konu edilen dava dosyasında tanzim edilen bilirkişi heyetindeki kişi sayısının kanuna aykırı olduğunu (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2013/25286 K.2013/35091 T.7.11.2013, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2013/4365 K. 2014/4593 T.13.03.2014,

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2012/2852 K.2012/4746 T.

09.07.2012, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2016/5755 K.2018/5944 T.18.12.2018, Yargıtay 21. HD. E.2014/22794 K.2015/2828 T.19.02.2015), Yargıtay kararları da dikkate alındığında bilirkişi heyetinin, heyetteki kişi sayısı üç kişi olmak üzere ve enerji piyasasında uzman bir sektör bilirkişinin de eklenmesi suretiyle yeniden oluşturulması gerekirken bilirkişi raporunun hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin usule ve yasaya açıkça aykırı olduğunu,Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda özetle; davacı şirketin 2013-2018 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu,

davacı şirketin ticari defterlerinde yer alan kayıtlarda, icra takibinin başlatıldığı 06/09/2018 tarihinde davalı ...'ndan 172.916,55-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, bu alacağın 127.484,37-TL'lik kısmının ariyetlere ait faturalara ilişkin, 45.432,18-TL'lik kısmının ise cari hesap bakiyesi olduğu, taraflar arasında 04.10.2010 tarihli Bayilik Sözleşmesi, 04.10.2010 tarihli Akaryakıt İstasyonları için Ariyet ve Emanet Sözleşmesi, 28.12.2012 tarihli Bayilik Sözleşmesi ve 16.01.2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi'nin imzalandığı,

taraflar arasında akdedilen 16.01.2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi'nde, taraflar arasında imzalanmış olan önceki tarihli sözleşmelerin devam edip etmediği bakımından açık bir düzenlemenin yer almadığı, 16.01.2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi'nde, davalı taraftan vade farkı istenebileceğine ilişkin bir düzenlemenin olmadığı ve bu nedenle davacının vade farkı talep edemeyeceğinin söylenebileceği, taraflar arasında imzalanmış olan 04.10.2010 Tarihli Ariyet ve Emanet Sözleşmesi'nde, ariyet alan tarafından teslim alınan malzeme listesinin boş olduğu, ariyet/kullanım ödüncü sözleşmelerinin Türk Borçlar Kanunu'nun 379.

Maddesinde düzenlendiği, bu düzenlemeye göre ariyet verilen teçhizatların ücretsiz olarak kullandırılması gerektiğinden davacının ariyetlere ilişkin fatura bedellerini ...'tan talep edemeyeceğinin söylenebileceği, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairesi başkanlıkları tarafından dosyaya gönderilmiş olan BA-BS formlarının, eklerinin fazla olması nedeniyle çıkarılamadığı ve incelenemediği, işbu nedenle davacı tarafından davalı adına düzenlenen ariyetlere ilişkin faturaların taraflara ait BA-BS formlarında yer alıp almadığının tespit edilemediği,

davacının ariyetler bakımından davalı adına düzenlemiş olduğu faturaların haklı yere düzenlenip düzenlenmediği hususunun sektörde uzman bilirkişi tarafından tespit edilmesinin gerektiği hususlarının belirtildiğini,Dava dilekçelerinde de belirtildiği üzere İstanbul ili, Büyükçekmece İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ...

Parsel numarasında kayıtlı taşınmaz ("Taşınmaz") üzerinde bir akaryakıt satış istasyonu işletilmesine yönelik olarak taraflar arasında sair sözleşmelerle birlikte, 04.10.2010 Tarihli Yatırım Sözleşmesi, 04.10.2010 Tarihli Ariyet ve Emanet Sözleşmesi, 28.12.2012 Tarihli Sözleşme, 16.01.2013 Tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, davacının bahse konu tüm sözleşmeler uyarınca üzerine düşen edimleri eksiksiz ve sürekli olarak yerine getirdiğini; bununla birlikte sözleşmenin diğer tarafı olan takip borçlusu/davalı şirketin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini;

davacının bayilik ilişkisi içerisinde gerekli tüm ekipman ve akaryakıt tedarikini borçlu şirkete gecikmeksizin sağladığını ancak davalının, bahse konu mal ve hizmet alımı karşılığında ortaya çıkan cari hesap borcunu ödemediği gibi bu cari hesap borcunun sözleşmede belirlenen vadesinde ödenmemesine istinaden ortaya çıkan sözleşmesel faiz üzerinden hesaplandığını vade farkı alacağınını da ödemediğini,Davacının,

davalıdan olan borcunun tahsili amacıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve ipotek sınırı olan 501.500,00 TL'yi aşmamak kaydıyla ... sayılı dosyası ile 06.09.2018 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip başlatıldığını; söz konusu takibe ilişkin ödeme emrinin davalı tarafa tebliği ertesinde, takip dosyasına konu borcun tamamına ve söz konusu takibin faizine ve tüm ferilerine davalı tarafından itiraz edildiğini;

davalının, takip dosyasında yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itiraz neticesinde İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1219 Esas ve 2021/821 Karar sayılı dosyasında itirazın iptali davası ikame edildiğini, Bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde de belirtildiği üzere, taraflar arasında akdedilen 04.10.2010 tarihli Sözleşme'nin 22. maddesinde delil sözleşmesi bulunmakta olup işbu madde uyarınca taraflar arasında çıkabilecek her türlü uyuşmazlıklarda davacı şirket defter ve kayıtlarının delil olacağının hüküm altına alınmış bulunduğunu;

dosyaya atanmış olan mali müşavir bilirkişinin, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarını incelemiş olup icra takibinin başlatıldığı tarih itibariyle davacının davalıdan 172.916,55-TL asıl alacağının bulunduğu hususunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, hal böyleyken, davacı şirketin defter ve kayıtlarında davalıdan 172.916,55-TL asıl alacağının bulunduğu bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden, taraflar arasında akdedilen 04/10/2010 tarihli Sözleşme'nin 22. maddesinde yer alan delil sözleşmesine ilişkin düzenleme gereğince davalının borçlu olduğu hususunun ispat edildiğini;

yerel mahkemenin ise bilirkişi raporunda tespit edilen bu hususu göz ardı etmek suretiyle davanın reddine karar verdiğini, hüküm ile raporunun birbiriyle çelişmekte olduğunu,Bilirkişi Raporu'nda, taraflar arasında imzalanmış son sözleşme olan 16.01.2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi'nde, önceki tarihli diğer sözleşmelerin devam edip etmediği hususunda açıkça bir düzenlemeye yer verilmediği belirtilmek suretiyle,

bu sözleşmenin önceki tarihli diğer sözleşmeleri ortadan kaldırdığı kabul edildiği takdirde 16/01/2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi'nde davalı taraftan vade farkı istenebileceğine ilişkin bir düzenlemenin olmadığı gerekçesiyle davacının vade farkı talep edemeyeceğinin belirtildiğini, taraflar arasında akdedilmiş olan tüm sözleşmelerin kapsamı ve içeriği dikkate alındığında raporda yer alan bu değerlendirmenin hatalı nitelikte olup bu husustaki itirazlarının da bilirkişi raporuna itiraz dilekçeleri ile mahkemeye sunulduğunu; taraflar arasında akdedilmiş olan iki sözleşmenin konusunun birbirinden farklı olduğunu;

biri taraflar arasındaki bayilik ilişkisini düzenlerken, diğer sözleşmenin davacının davaya konu istasyon üzerindeki yatırımlarına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemek üzere taraflar arasında imzalandığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin düzenleme ve kapsam alanları birbirinden farklı olup bu nedenle davalı tarafın iddiasının ve bilirkişi raporunda yer alan hatalı değerlendirmenin aksine sonraki tarihli bir sözleşmenin, önceki tarihli bir sözleşmenin hükmünü ortadan kaldırmayacağını;

aksi halin kabulünün eşyanın tabiatına aykırı olduğunu, davacının davalıdan olan alacağına uygulamış olduğu sözleşmesel faiz oranı fahiş olmayıp taraflar arasında akdedilmiş olan 04.10.2010 sözleşmenin "Muacceliyet ve Vade Farkı" başlıklı 11. maddesinde düzenlendiği şekilde uygulandığını.

Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca tarafların tacir olması nedeniyle basiretli bir tacir gibi davranma sorumluluğu olduğu ve yine tarafların borçlarının ticari borç olduğu hususunun sabit olduğunu; söz konusu faiz oranının akdi faiz olup taraflar arasında akdedilen sözleşme ile hüküm altına alındığını, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmelerden sonraki tarihli sözleşmenin önceki tarihli sözleşme hükümlerini ortadan kaldıracak kapsam ve nitelikte olmadığının açıkça görüleceğini; hal böyleyken davalı tarafın 04.10.2010 tarihli sözleşmede belirtilen vade farkı bakımından da davacıya borçlu durumunda olduğunu;

bilirkişi raporundaki hatalı değerlendirmenin hükme esas alınması da yasaya aykırı nitelikte olduğunu,Taraflar arasında akdedilen sözleşmeler çerçevesinde Davalı'nın Müvekkili Şirket'e doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olmak üzere taşınmaz üzerinde.

12.08.1993 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemiyle 1.500.000.000,00 ETL(1.500,00-TL), 28.09.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemiyle 100.000,00 TL ve 16.01.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemiyle 400.000,00 TL olmak üzere toplamda 501.500,00 TL bedelli ipotekler tesis edildiğini, takibe konu ipotek belgeleri ve resmi senetler incelendiğinde görüleceği üzere taşınmaz üzerinde.

28.09.2010 tarih ve... yevmiye numaralı işlemle tesis edilen 100.000,00 TL bedelli ipotek belgesinde, faizin akdi olduğu ve bu ipotek sözleşmesine konu borcun ödenmesinde temerrüte düşülmesi halinde en yüksek banka ticari kredi faizinin %50 fazlası oranında temerrüt faizinin de borca ilavesinin kabul ve taahhüt edildiği,

16.01.2013 tarih ve 973 yevmiye numaralı işlemle tesis edilen 400.000,00 TL bedelli ipotek belgesinde ise faizin yıllık %16 (değişken) olduğu ve bu ipotek sözleşmesine konu borcun ödenmesinde temerrüte düşülmesi halinde senelik değişken %16 oranında temerrüt faizinin de borca ilavesinin kabul ve taahhüt edildiği hususlarının yer aldığını, hal böyleyken, kabul anlamına gelmeksizin, bir an için taraflar arasında imzalanan sonraki tarihli sözleşmenin,

önceki tarihli sözleşmenin hükümlerini tamamen ortadan kaldırdığı düşünülse bile böyle bir durumda ipotek akit belgelerinde yer alan ve yukarıda belirtilen şartlar dahilinde davacının vade farkı alacağının hesaplanması gerekirken ek veya yeni bir rapor alınmak suretiyle bu eksiklik giderilmeden dosyada karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda işbu davaya konu takibin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan bir icra takibi olduğu hususunun tamamen göz ardı edilmiş olup, ipotek belgelerine ilişkin hiç bir inceleme yapılmadan düzenlenmiş olan raporun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,Bilirkişi raporunda,

taraflar arasında imzalanmış olan 04.10.2010 Tarihli Ariyet ve Emanet Sözleşmesi'nde ariyet alan tarafından teslim alınan malzeme listesinin boş olduğu, ariyet/kullanım ödüncü sözleşmelerinin Türk Borçlar Kanunu'nun 379. Maddesinde düzenlendiği ve bu düzenleme gereğince ariyetlerin karşılıksız kullandırılması gerektiğinden davacının ariyet faturalarında yer alan tutarları davalıdan talep edemeyeceği yönünde hatalı olduğu açık olan bir kanaate varıldığını;

raporda yer alan bu sonuç ve kanaatlerin aşağıda hatalı olup ariyet faturaları bakımından değerlendirmenin raporda da belirtildiği gibi enerji piyasası alanında uzman sektör bir bilirkişi tarafından yapılmasına karar verilmesi gerekirken, doğrudan davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı nitelikte olduğunun izahtan vareste olduğunu, ariyet ilişkisi kurulmuş olduğu sözleşmeden bağımsız olarak sürekli bir borç ilişkisi yaratmakta olup ariyet ilişkisinde emanetleri teslim alan tarafın en önemli borcu/yükümlülüğünün,

teslim almış olduğu emanetleri Türk Borçlar Kanunu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri kapsamında belirtilen şartlarda "geri verme yükümlülüğü" olduğunu; taraflar arasındaki ariyet ilişkisi ve sözleşme hükümleri kapsamında ariyet alan tarafa teslim edilen ve kullanımına sunulan emanetler ile yatırımların iade alınmaması halinde, ariyet alan tarafın sebepsiz zenginleşeceğini;

hal böyleyken ariyet alanın kendisine teslim edilen emanetleri ve yatırımları geri verme yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde ortaya çıkan sebepsiz zenginleşme nedeniyle, ariyet verenin ariyet alandan iade edilmeyen emanetlerin bedellerini ve bunlara yapılan harcamaları talep etmesinin temel hukuk ilkeleriyle de desteklenmekte olduğunu, davaya konu uyuşmazlıkta, taraflar arasında kurulmuş olan bayilik ilişkisi çerçevesinde dava konusu ekipman faturasında yer alan teçhizatın, davacı tarafından davalıya teslim edilmek suretiyle kullanımına sunulduğunu;

söz konusu emanetlerin davalıya teslim edilmesine ilişkin ilgili belgelerin cevaba cevap dilekçeleri ekinde yerel mahkemenn bilgisine sunulmuş olup bu belgelerden özellikle irsaliye faturaları incelendiğinde bu hususun görüleceğini, davalının kullanımına bırakılan ekipman ve teçhizatın... tarafından teslim alındığını, ancak Davalı tarafın, ariyet ilişkisi kapsamında teslim almış olduğu emanetleri ve yatırımları bayilik ilişkisinin sona ermesi ertesinde Türk Borçlar Kanunu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri kapsamında belirtilen şartlarda iade etmemiş olup bu haliyle geri verme yükümlülüğünü ihlal ettiğini;

taraflar arasında bayilik ve dolayısıyla ariyet ilişkisinin sona ermesi ertesinde söz konusu emanetlerin davalı tarafça teslim edilmemiş olması nedeniyle anılan emanetlere ilişkin olarak davacı tarafından mezkur faturalar düzenlenmiş olup davacının yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle alacak talebinde haklı olduğu ve yerel mahkemenin ariyet faturaları kapsamındaki talepleri bakımından vermiş olduğu red kararının hatalı olduğunu,Bilirkişi raporunda taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmelerin eksik olarak incelendiğini ve bu nedenle ariyet faturalarına ilişkin hatalı sonuç ve kanaatlere varıldığını.

28.12.2012 Tarihli Sözleşme'nin 5.3 düzenlemesinde "yatırım detayları(geri alınacak teknik yatırımlar)" şeklinde ifade edilmek suretiyle, ariyet olarak verilen ekipman ve teçhizatların sayıldığını ancak buna rağmen raporda bu maddeye ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını; raporun bu haliyle eksik inceleme neticesinde tanzim edildiğini; anılan sözleşme maddesinden de görüldüğü üzere davacı şirketin liste halinde sayılan bu ekipman ve teçhizatları davalıya teslim etmek suretiyle kullanımına bıraktığını;

taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin sona ermesi ertesinde, davalının geri verme yükümlülüğünü ihlal etmek suretiyle iade etmediği ekipmanlar bakımından davacı tarafından davalı adına ariyet faturaları düzenlediğini.

28/12/2012 Tarihli Sözleşme'nin 5.3 maddesinden raporda hiç bahsedilmemiş olmasının oldukça dikkat çekici olup bu haliyle eksik inceleme ile düzenlenmiş olan raporda yer alan görüş ve kanaatlerin de hatalı olduğunu; bu raporun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırılık oluşturmakta olduğunu,Yukarıda açıklanan nedenlerle birlikte, yerel mahkemece tarafların bağlı bulunduğu vergi dairesi başkanlıklarına davacı ile davalı taraf arasındaki ticari ilişkiye ilişkin BA-BS formlarının gönderilmesi adına müzekkere yazıldığını ve yazılan bu müzekkerelere ilişkin cevaplarının dosya içeriğine alındığını,

mali müşavir bilirkişi tarafından incelenmesi gereken BA-BS formları bakımından raporda "eklerinin fazla olması nedeniyle çıkarılamadığı ve incelenemediği," gerekçesiyle herhangi bir inceleme yapılmadığının raporda açıkça belirtildiğini;

bilirkişi, dosya içeriğinde yer alan bir kısım belgeyi kendi takdiriyle inceleme kapsamı dışında bırakmış olup bu durum açıkça usul ve yasaya aykırı nitelikteyken yerel mahkemenin bu raporu esas almak suretiyle hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,davaya konu icra takibinde yer alan alacak tutarının büyük bir kısmının davacının davalı adına düzenlemiş olduğu ariyet faturaları olduğu hususu göz önüne alındığında, taraflara ait olan ve dosya kapsamına alınan BA-BS formları incelenmeden düzenlenmiş olan raporun eksik inceleme ile düzenlendiğinin de izahtan vareste olduğunu, İleri sürerek,

yukarıda arz ve izah olunan ve resen dikkate alınacak hususlar çerçevesinde; istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yapılacak istinaf yargılaması neticesinde davanın kabulüne, bu taleplerinin uygun bulunmaması halinde ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hükmün kaldırılarak dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraf tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasındaki bayilik ilişkisinden doğduğu iddia olunan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı yan; taraflar arasında 04/10/2010 tarihli sözleşme, 04/10/2010 tarihli ariyet sözleşmesi,

28/12/2012 tarihli sözleşme ve 16/01/2013 tarihli istasyonu bayilik sözleşmesi bağıtlandığını, ayrıca davalı şirkete ait akaryakıt istasyonunun da üzerinde bulunduğu taşınmaz üzerinde davalı tarafından bayilik ilişkisinden doğacak borçların teminatını teşkil etmek üzere davacı lehine 12/08/1993 tarih ve ... yevmiye numaralı 1.500,00-TL(1.500.000.000,00-eski TL) limitli, 28/09/2010 tarih ve ... yevmiye numaralı 100.000,00-TL limitli ve 16/01/2013 tarih ve ... yevmiye numaralı 400.000,00-TL limitli ipotek tesis edildiğini, davacının bu sözleşmeler kapsamındaki bayilik ilişkisinden doğan tüm akaryakıt,

hizmet ve ekipman temin borçlarını yerine getirdiğini, buna rağmen davalının bakiye açık hesap borcunu ve borcun vadesinde ödenmemesi nedeniyle oluşan vade farkı borcunu ihtarnameye rağmen ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine 501.500,00-TL yi aşmamak kaydıyla başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takibe haksız olarak itiraz edildiğini, taraflar arasındaki 04/10/2010 tarihli sözleşmenin 22 maddesi uyarınca uyuşmazlık halinde davacı defter ve kayıtlarının kesin delil teşkil edeceğini ileri sürerek, itirazın iptaline davalının inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı yan;

taraflar arasındaki son sözleşmenin 16/01/2013 tarihli istasyonlu bayilik sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmenin Rekabet Kurulu'nun 05/03/2009 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmelerinin süresine getirilen beş yıllık sınır nedeniyle davacı tarafla birlikte akdedildiğini ve taraflar arasındaki önceki sözleşmelerin sona erdiğini, 16/01/2013 tarihli sözleşmenin de beş yıl süreli olduğunu ve 16/01/2018 tarihinde sürenin bitmesi ile sona erdiğini, davacının varlığını iddia ettiği açık hesap alacağının verilmemiş hizmet ve teslim edilmemiş ariyet bedellerine ilişkin faturalara dayalı olduğunu,

bu faturaların 06/02/2018 tarihli olduklarını ve davalı tarafından yasal sürede itirazen davacıya iade edildiklerini, davacının 16/01/2013 tarihli sözleşme kapsamında davalıya verdiği herhangi bir ariyet bulunmadığı gibi, iddia olunan akaryakıt ve tesisatı için basınç hizmetinin verilmediğini, market tasarımı adı altında istenen bedelin sözleşmesel bir dayanağı olmadığını, davacının kendi inisiyatifi ile markette yaptığı değişiklikleri sözleşmenin sona ermesi işle söküp götürdüğünü, davacının talep ettiği istasyon söküm bedelinin de sözleşmesel dayanağı olmadığını,

kaldı ki davacının yaptığını iddia ettiği harcamaları da delillendiremediğini, davacıya akaryakıt tank istasyonunun iade alınması için ihtarname gönderildiğini ancak buna rağmen istasyonun teslim alınmadığını, dolayısıyla davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı iddiasının aksine 1993 tarihli ipotek ile 2010 tarihli ipoteğin aynı olduğunu, ilk ipoteğin yapıldığı tarihten sonra TL'den altı sıfır atılması nedeniyle ipoteğin 2010 da revize edildiğini ve bu ipoteğin yalnızca akaryakıt alımından doğacak borçları teminat altına aldığını, önceki sözleşmeler sona erdiğinden bu ipoteğin de kaldırılması gerektiğini,

16/01/2013 tarihli ipoteğin ise 28/12/2012 tarihli sözleşmenin 5.2.1 maddesi uyarınca davalıya 5.2.2 maddede sayılan işlerin yapılması amacıyla verilen borç tutarının geri ödenmesi için verilen beş adet senedin teminatını teşkil ettiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Dava tarihindeki dava değerine göre yazılı usule tabi davada davacı vekilinin sunduğu cevaba cevap dilekçesi ile;

taraflar arasındaki sözleşmelerin kapsamının farklı olduğunu, davalının 16/01/2013 tarihli sözleşme ile önceki sözleşmelerin sona erdiği savunmasının gerçeği yansıtmadığını, davalıya teslim edilen ariyetler ve davalı hesabına yapılan yatırımlara ilişkin fatura ve irsaliyeler ile teslim belgelerinin dilekçe ekinde sunulduğunu, davalının kullanımına sunulan ekipman ve teçhizatın ... tarafından teslim alındığını, yine bunlar haricinde dilekçe ekinde sunulan 06/01/2011 tarihli yatırım talep formu ile 18/01/2013 tarihli yatırım belgesine göre, davacının davalıya ait istasyon içerisindeki market için 12.000,00-TL,

istasyon restorasyonu için 12.050,00-TL, kimlik ekipmanları için 130.054,00-TL ve iyi niyet ödemesi altında 16.549,00-TL ödeme yaptığının sabit olduğunu, akaryakıt tank istasyonunun iade alınması için ihtarname gönderildiği savunmasının gerçeği yansıtmadığını, kendilerine ulaşmış böyle bir ihtarname bulunmadığını, davalıya teslim edilen ariyetler ve iadesi gereken yatırım bedellerinin iade edilmemesinin sebepsiz zenginleşme teşkil edeceğini, davalıya düzenlenen faturaların vergi dairesine beyan edilip edilmediklerinin sorulması gerektiğini belirtmiştir.Davalı vekili sunduğu ikinci cevap dilekçesi ile.

16/01/2013 tarihli sözleşme ile önceki sözleşmelerin sona erdiğini, bir an için önceki sözleşmeler kapsamında ariyet ilişkisinin devam ettiği kabul edilse dahi, davacının bir çok ekipman ve malzeme için kötü niyetli olarak fatura düzenlendiğini, cevaba cevap dilekçesi ekindeki fatura ve irsaliyelerin davalı ile ilgisi bulunmadığını, bu fatura ve irsaliyelere dayalı olarak davalıya herhangi bir ekipman ve ariyet teslim edilmediğini, davacının istasyon içerisindeki market için 12.000,00-TL masraf yaptığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, öncelikle bedelin fahiş olduğunu,

ayrıca davacının kendi marka bütünlüğünü korumak için yaptığı tüm bu tamirat ve eklemeleri söküp götürdüğünü, davacının istasyon restorasyonu için 12.050,00-TL, kimlik ekipmanları için 130.054,00-TL ve iyi niyet ödemesi altında 16.549,00-TL ödeme yaptığı iddialarının da gerçek olmadığını, uydurma alacak kalemlerine dayalı davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Davacı vekili tarafından; dayanak sözleşme ve protokoller, 2017 yılından takip tarihine dek olan cari hesap dökümü, ipotek senetlerinin örnekleri, cevaba cevap dilekçesi ekindeki irsaliyeli fatura ve belgelerin sunulduğu, mahkemece bu dilekçe eklerin çıktısının dosya arasına alınmadığı,

davalı vekilinin 04/12/2019 tarihinde davacı tarafından kendilerine sözleşmenin bitim tarihine dek kesilen faturaların 11 klasör halinde dosyaya ibraz edildiğine dair beyan dilekçesi sunduğu; ancak bu faturaların kasaya alındığına dair bir belge olmadığı gibi dosya ekinde de mevcut olmadıkları, bam dosya gönderme kontrol formunda da bu klasörlerden bahsedilmediği, mahkemece tarafların 2010 yılından bu yana ba-bs formlarının ilgili vergi dairelerinden celbedildiği, ancak gelen yazı cevaplarının eklerinin fazla olduğu gerekçesi ile dosya arasına alınmadığı,

icra dosyası celbedikmekle birlikte, takip dosyasına dayanak ipotek resmi senetlerinin ilgili tapu müdürlüğünden celbedilmediği, ayrıca takip dayanağı açık hesaba konu faturaların davacı tarafça dosyaya sunulmasının sağlanmadığı, dosyanın bir hukukçu ve bir mali müşavir bilirkişiye tevdii edilerek rapor alındığı, bilirkişi raporunda davacı defterlerinin incelendiği, 04/10/2010 tarihli ariyet sözleşmesinin hükümleri rapora olduğu gibi geçirilmek suretiyle ve bu sözleşme ekindeki listenin boş olduğu belirtilip 16/01/2013 tarihli bayilik sözleşmesinden bahsedilerek, dosyaya mübrez 04/10/2010 tarihli bayilik sözleşmesi,

28/12/2012 tarihli bayilik sözleşmesi ve 28/12/2012 tarihli ibraname ve protokol kapsamı, yine davacının cevaba cevap dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu deliller hiç incelenmeksizin, ba-bs formlarının çok kapsamlı olmaları nedeniyle incelenemediğine değinilerek, davacının takip tarihi itibariyle 45.432,18-TL cari hesap bakiyesi ve 127.484,37-TL ariyet faturalarına dayalı olarak davalıdan 172.916,55-TL borçlu göründüğü, 16/01/2013 tarihli son sözleşmede vade farkı kararlaştırılmadığı,

ariyet bedellerinin davacı tarafından istenip istenemeyeceği hususunda sektör bilirkişisinin değerlendirme yapması gerektiği yönündeki değerlendirme ile yetinilerek rapor tanzim edildiği, davacı tarafından rapora karşı ayrıntılı itiraz dilekçesi sunulmasına rağmen, mahkemece rapora yönelik itirazlar hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmeden 17/11/2021 tarihli celsede davanın reddine dair istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava ve cevaba cevap dilekçesi ile bilirkişi raporuna itiraz dilekçesindeki iddia ve itirazları tekrarla; mahkemece rapora itirazlarının değerlendirilmediği,

bilirkişi heyetine sektör bilirkişisi eklenmediği, ba-bs formlarının bilirkişilerce incelenmediği, cevaba cevap dilekçesi ekinde sundukları ve ariyetlerin ve teknik ekipmanların teslimi ile yatırım masraflarını gösterir delillerinin hiçbirinin incelenmediği, bilirkişilerce 28/12/2012 tarihli sözleşme hiç incelenmediğinden bu sözleşmede ayrıca listelenmiş olan sözleşme sonuna dek davalı kullanımına bırakılmış olan ariyet, ekipman ve yatırımlara ilişkin sözleşmenin 5.3 maddesindeki listenin incelenmediği,

sözleşmelerin birbirlerinden farklı olduklarına,16/01/2013 tarihli sözleşme ile önceki sözleşmelerin ortadan kalkmadığına, vade farkı talep edilebileceğine, delil sözleşmesine göre davacı defterlerindeki kayıtlar kapsamında davalının borçlu olduğunun sabit olduğuna yönelik rapora detaylı itirazlarını karşılar sektör bilirkişinin de dahil olduğu yeni bir heyetten rapor alınması talepleri hakkında bir karar verilmediği, mahkeme gerekçesinde de itirazlarının karşılanmadığı yönündedir.Dava konusu takip dosyası kapsamından davacının davalı aleyhine, 04/10/2010 tarihli sözleşme, 04/10/2010 tarihli ariyet sözleşmesi,

28/12/2012 tarihli sözleşme ve 16/01/2013 tarihli istasyonu bayilik sözleşmelerine dayalı olarak, bu sözleşmelerden doğan 172.916,55-TL asıl alacak, 46.875,68-TL vade farkı toplamı 219.792,23-TL alacağın tahsili amacıyla, 12/08/1993 tarih ve ... yevmiye numaralı 1.500,00-TL(1.500.000.000,00-eski TL) limitli, 28/09/2010 tarih ve ... yevmiye numaralı 100.000,00-TL limitli ve 16/01/2013 tarih ve ... yevmiye numaralı 400.000,00-TL limitli ipoteklerin toplam limiti olan 501.500,00-TL'yi aşmamak kaydıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattığı, asıl alacağa ipotek limitini aşmamak kaydıyla aylık %3,5,

yıllık %42 temerrüt faizi işletilmesini talep ettiği, davalının yasal sürede vaki itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.Taraflar arasında, davalının aynı zamanda maliki olduğu taşınmaz üzerinde davacının bayiliğini yapmasının temini bakımından 04/10/2010 tarihli sözleşmenin imzalandığı, bu sözleşmenin 5.2 maddesinde davacı ile hem malik hem de bayi olan davalı arasında yapılacak ariyet ve emanet sözleşmesinin konusunu teşkil edecek ve geri alınacak teknik yatırım(ariyet) listesinin sıralandığı, yine sözleşmenin 6.1 maddesinde davalının bu kez malik sıfatıyla mastafı kendisine ait olmak üzere yapması gereken işlerin sıralandığı,

maddede eksikliklerin davacı tarafından masrafı davalıya fatura edilmek üzere tamamlanacağının kararlaştırıldığı, aynı tarihli 04/10/2010 tarihli ariyet sözleşmesinin ekinde ayrıca bir ariyet listesinin bulunmadığı, taraflar arasında daha sonra 28/12/2012 tarihli beş yıl süreli yeni bir sözleşme yapıldığı, bu sözleşmenin de davacı ile hem bayi hem taşınmaz maliki olan davalı arasındaki ilişkileri düzenlediği,

sözleşmenin 5.2 maddesinde davacının bayi sıfatıyla davalıya 400.000,00-TL borç vereceğinin, 5.2.1 maddesinde bu borcun 150.000,00-TL'sinin istasyon faaliyetlerinin geliştirilmesi için, 250.000,00-TL'sinin sözleşmenin 5.2.2 maddesinde listelenen işlerin yapımı için kullanılacağının ve borcun geri ödemesinin faizi dahil 632.025,00-TL olarak 01/03/2014, 01/03/2015, 01/03/2016, 01/03/2017, 21/12/2017 vadeli eşit bedelli bonolarla beş taksit halinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, 5.2.2 inci maddede verilen borç karşılığı bayi tarafından 15/04/2013 tarihine kadar bitirilmesi gereken işlerin listelendiği,

sözleşmenin 5.3 maddesinde davacı tarafından istasyonda kullanılmak üzere davalıya daha önce verilmiş ekipman ve malzemelerinin daha önceki ariyet sözleşmesindeki şartlarla kullanılmaya devam edileceğinin, ayrıca davacının aynı maddede listelenen geri alınacak ariyet ve ekipmanları akdedilecek ariyet ve emanet sözleşmesindeki şartlarla davalıya teslim edeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin 7.5 maddesinde davalının, davacı tarafından ihtiyaç halinde veya koruyucu bakım kapsamında istasyonda yapacağı tüm bakım, onarım ve emniyetle ilgili çalışmaların bedellerini davacıya ödeyeceğinin kararlaştırıldığı,

sözleşmenin 11 maddesinde sözleşmeden kaynaklanan borç taksitleri veya ödemelerin gününde ödenmemesi halinde yıllık %24 oranında vade farkı tahakkuk ettirileceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin 22 maddesinde uyuşmazlık halinde davacı şirket defter ve kayıtlarının delil olacağının kararlaştırıldığı, bu sözleşmeye ek yeni bir ariyet ve emanet sözleşmesinin mevcut olmadığı anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki 28/12/2012 tarihli "protokol ve ibraname" başlıklı belge incelendiğinde, davalının hem malik hem bayi sıfatıyla sözleşmeye taraf olduğu,

sözleşmenin birinci maddesinde, bu protokolün imza tarihi itibariyle 04/10/2010 tarihli sözleşme ile aynı tarihli ariyet sözleşmesi ve eklerinin ileriye etkili sona ereceğinin, sözleşmenin ikinci maddesi ile davalının önceki sözleşmeler kapsamında davalıdan herhangi bir talepte bulunmayacağının, sözleşmenin üçüncü maddesinde davalının davacıya önceki sözleşmeler ve ekleri nedeniyle kayıtsız şartsız her bakımdan tamamen ibra ettiğinin, sözleşmenin beşinci maddesinde davalıya 04/10/2010 tarihli sözleşme ve aynı tarihli ariyte sözleşmesi kapsamında teslim edilmiş tüm demirbaş,

sair ekipman ve kalıcı teknik yatırımın 28/12/2012 tarihli sözleşmenin süresi sonunda davalı tarafından davacıya iade ve teslim edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.

Davacı ile davalı arasında bu kez davalının sadece bayi sıfatıyla taraf olduğu 16/01/2013 tarihli beş yıl süreli istasyonlu bayilik sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin 15.1 maddesinde davacının mülkiyeti kendisine ait olmak kaydıyla davalıya ariyet olarak emaneten verdiği ve ariyet ve emanet sözleşmesinde şartları ile davalı tarafından teslim alınan malzeme listesi ayrı ayrı belirtilen tüm teçhizatın davacıya ait olduğunun, sözleşmenin 15.3 maddesinde sözleşmenin feshi halinde davalının kendisine emaneten verilen ariyet konusu tüm malları aynen ve kullanılır şekilde davacıya iade edeceğinin kararlaştırıldığı,

bu sözleşmeye ek bir ariyet ve emanet sözleşmesinin bulunmadığı, yine bu sözleşmede daha önce yapılan 28/12/2012 tarihli sözleşmenin yürürlükten kalktığına dair açık bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmıştır.Yukarıda açıklandığı üzere mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki 28/12/2012 tarihli sözleşme ve aynı tarihli protokol, davacının cevaba cevap dilekçesi ekinde sunduğu deliller, ba-bs formları incelenmemiş, ayrıca davacı defterlerinde takip tarihi itibariyle kayıtlı alacağın ariyete ilişkin olmayan 45.432,18-TL'lik kısmı hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmamış,

mahkemece de taraflarca sunulan dilekçelerin ekleri ile vergi dairesine yazılan yazı cevaplarının ekleri çıkartılarak dosya arasına alınmaksızın, cari hesaba konu faturaların davacı tarafından dosyaya sunulması sağlanmaksızın, davalının ipoteklerin kapsamına yönelik savunmaları karşısında ipotek resmi senetleri tapudan celbedilmeksizin, davalı yanca on bir adet klasör halinde sunulduğu belirtilen, ancak nerede oldukları dosya kapsamından anlaşılamayan faturalar dosyaya ek yapılmaksızın, dosya eksik olarak hukukçu ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetine tevdii edilmiş olup, raporun eksik incelemeye dayalı olduğu,

davacının rapora yönelik detaylı itirazlarının mahkemece de karşılanmadığı anlaşılmış, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Mahkemece yapılması gereken iş, yukarıda belirtilen tüm eksiklikler giderildikten sonra, dava konusu istasyonun bulunduğu mahalde, akaryakıt sektöründe uzman bir bilirkişinin de aralarında bulunduğu bilirkişi heyeti marifetiyle keşif yapılarak,

davalının hem bayii hem malik sıfatı olduğu da gözden kaçırılmaksızın, öncelikle davacının davalıya fatura ettiği ve iadesini talep ettiği ariyet, ekipman ve yatırımların neler olduklarının tespiti, davacının 28/12/2018 tarihli protokol ile ileriye etkili olarak sona ermiş bulunan 04/10/2010 tarihli sözleşme kapsamında önceden davalıya teslim ettiği ve 28/12/2018 tarihli sözleşme ile aynı tarihli protokole göre davalının kullanmaya devam ettiği davacıya iadesi gereken menkul nitelikte ariyetler bulunup bulunmadığının, yine 28/12/2012 tarihli sözleşme kapsamında davalıya,

iadesi gereken menkul nitelikte yeni ariyetler teslim edilip edilmediğinin, davalının aynı zamanda malik olması nedeniyle davacı tarafından yaptırılan ve davalının istasyonun işletilmesinde kullanmaya devam ettiği ve değer kazandırıcı mahiyette kalıcı nitelikte sabit yatırımlar bulunup bulunmadığının tespiti, davacı faturalarında istenen kalemler ile iadesi gerektiği tespit edilen kalemler varsa bunların karşılaştırılması,

davacının iadesini talep ettiği ariyet ve yatırım bedellerinden davalı tarafından daha 28/12/2012 tarihli sözleşmenin 5.2.1 ve 5.2.2 maddesi kapsamında bedeli ödenmiş yatırımlar varsa bunların tespiti, ayrıca davacının iadesini talep ettiği ekipman, teçhizat ve yatırımlara ilişkin faturalar dışında bakiye açık hesabın bir kısmını oluşturan 45.432,18-TL'lik alacağın dayanağının tespiti, davalının ipoteklerin teminat altına aldığı alacağın kapsamına ilişkin savunmaları da değerlendirilerek,

davacının davalıdan takip tarihi itibariyle alacağının bulunup bulunmadığının, bulunuyor ise bu alacağın ipoteklerin teminatı kapsamında olup olmadığının tespiti için mahkeme ve kanun yolu denetimine açık, dosyadaki tüm delillerin eksiksiz değerlendirildiği, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını da karşılar bilirkişi raporu alarak, sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.

Sonuç itibariyle; davacı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma ilamı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle.

1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/11/2021 tarih ve 2018/1219 Esas - 2021/821 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/805, K. 2024/1743, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/805
Karar No
2024/1743
Tarih
7 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/806 K.2024/1726
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/808 K.2024/1831
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2022/808 K.2024/1892
  • İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/809 K.2024/751
  • İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/810 K.2024/731
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/810 K.2024/1744

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.