KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2024
- Dosya no
- 2022/851 Esas
- Karar no
- 2024/1797 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- 2017/424 Esas - 2021/674 Karar
- Tarih
- 30/09/2021
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
2.652 kelime·13 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı şirketle mal alış-verişine dayalı ticari ilişkisi olduğunu, bu kapsamda, davalıya testim edilen mallar için düzenlenen fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmediğini, alacağın tahsili için davalı aleyhine Anadolu ...icra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçilmiş ise de itiraz üzerine takibin durduğunu öne sürerek, itirazın iptaline ve % 40 inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve iddia etmiştir. Dava dilekçesi ve Tensip Zaptı 15/04/2017 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş olup herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 30/09/2021 tarih ve 2017/424 Esas 2021/674 Karar sayılı kararında. "Dava, fatura alacağının tahsili için girişilen icar takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin davalıya mal sattığını ancak davalının satım bedelini ödemediğini iddia etmekte, davalı ise davacıya borcu olmadığını savunmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının takibe konu etmiş olduğu fatura içeriklerini davalıya teslim edip etmediği, davalının fatura bedellerini ödeyip ödemediği ve davacının takibe konu alacağı davalıdan talep edip edemeyeceği noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. İstanbul Anadolu ...icra müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı vekilinin 158,264,92 TL asıl alacak, 1.229.26 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 159.494.18 TL alacağın, asıl alacağa işleyecek yıllık 6 10.50 ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Borçlunun 26.01.2017 tarihli dilekçesinde, borcun tamamına itiraz edilmesi üzerine takip durmuştur. Takibin durması üzerine de huzurdaki itirazın iptali davası açılmıştır.
Davacının takipteki alacağının irdelenmesi: A-158.264.92 TL asıl alacak: Bu alacak; ödeme emri üzerinde, aşağıda detayı verilen 7 adet satış faturasına dayandırılmaktadır.
Fatura Tarihi Fatura Tutarı 15.01.2015 8.689.90 23.01.2015 11.885.56 04.05.2015 107.834.94 20.05.2015 81.920.59 22.05.2015 10.494.98 22.05.2015 1.746.95 31.08.2015 5.192.00 +------------------------------- Toplam: 227.764,92 TL Dosyada mübrez bu faturalar, davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenmiş olup, içeriğinin, çeşitli emtia satışına ait olduğu görülmüştür.
Mahkememizce Mali Müşavir Bilirkişi tarafından tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması kararı alınmış ancak davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle inceleme davacı yanın ticari defterleri ile sınırlı yapılmıştır. Yapılan inceleme ile davacının ibraz ettiği 2015 yılı ticari defterlerden; zorunlu kapanış tasdikine tabi yevmiye defterinin, süresinde noter kapanış tasdikinin yaptırıldığı ve kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür.
Davacının incelenen ticari defterlerinde, bilirkişi kök raporunun 3.sayfasında bulunan tabloda gösterildiği üzere ; davacı, 2015 yılında davalı şirkete. 227.764.92 TL tutarlı 7 adet satış faturası kesmiştir. Davalı, davacıya 20.000 TL tutarlı çek ve ayrıca 188.600 TL tutarlı çek vermiş, verilen çek toplamının 208.600 TL olduğu görülmüştür. Buna göre davacının, davalıdan (227.764.92 — 208.600) - 19.164.92 TL alacağın olduğu görülmüştür. Ancak verilen bu çeklerden.
188.600,00 TL tutarlı çekin, 139.100 TL'lik kısmının ödenmediği ve iade edildiği görülmüş olup, iade edilen çeklerin dökümü aşağıda gösterilmiştir. Tarihi Vadesi Çek Tutarı 16.09.2015 30.08.2015 30.000 06.10.2015 30.09.2015 31.500 22.10.2015 15.10.2015 27.600 03,11.2015 30.10.2015 50.000 +------------------------------------------------ Toplam: 139.100,00 Bu durumda davacı alacağının. (19.164.92 +139.100 TL ödenmeyen çek) =158.264.92 TL olduğu tespit edilmiştir.
Bu durumda davacının, takipte tutunduğu toplam 227.764.92 TL tutarlı fatura ve içeriği malları, davalı şirkete sevk İrsaliyeleriyle teslim ettiğini kanıtlaması gerekecektir. Davacı kanıt olarak, ticari defterlerinde yer alan 227.764.92 TL tutarlı faturaları sunmuştur. Faturalar, “irsaliyeli Fatura” olup, irsaliye fatura düzenlenmesi durumunda ayrıca sevk irsaliyesi aranılmasına gerek olmayacaktır.
İrsaliyeli faturalar incelendiğinde, üzerlerinde herhangi bir teslim ve tesellüm imzalarının bulunmadığı görülmüştür. Salt faturanın, akdi ilişkiyi hasıl etmeyeceği, fatura içeriği malların da teslim edildiğinin kanıtlanması gerekeceği hususu yüce mahkemece kabul edildiği takdirde davacı, malların teslimini ispat etmediği anlaşılmış olacaktır. Bu durumda davacının, davalıdan bir alacağın olmadığı karnı ve sonucuna varılacaktır.
Bununla beraber davalı, yukarıdaki hesap seyrinden de anlaşılacağı üzere, davacı şirkete. 23.02.2015 tarihinde 20.000 TL, 02.07.2015 tarihinde de 188.600 TL olmak üzere toplam 208.600 TL tutarında çek vermiştir. Bir çekin verilmesinin nedeni, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla olacağı, bilinmektedir. Davacının hesap seyrine bakıldığında, davalıdan alınan çeklerin, avans çekleri olmadığı, fatura tarihlerinden sonra düzenlenen çekler olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda yüce mahkeme; davalı tarafından verilen çeklerin, mevcut fatura borcunun ödenmesi için keşide edildiğini benimsemesi halinde (davacı, mevcut 227.764.92 TL tutarlı faturaya karşılık toplam 208.600 TL tutarlı çek verdiğine göre) davacının, teslimi kanıtlanabiler fatura tutarının 208.600 TL olacağı anlaşılmıştır. Bu durumda davacının kabul edilebilecek 208.600 TL tutarlı faturaya karşılık davalıdan yapılan fiili tahsilat tutarı.
Tarihi Vadesi Çek Tutarı 23.02.2015 30.04.2015 20.000 02.07.2015 15.09.2015 29.000 02.07.2015 10.08.2015 20.500 Olmak üzere toplam 69.500 TL olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının, takip tarihi itibariyle davalı şirketten (208.600 — 69.500) = 139.100 TL alacağı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce ...
Bankası'na müzekkere yazılarak davacı vekili tarafından bilgileri dosyaya ibraz edilmiş olan çeklerin bankaya ibraz ediliğ edilmediği ve söz konusu çeklerin tahsil edilip edilmediği sorulmuştur.
Gelen yazı cevabının incelenmesinde 27.600,00 TL tutarlı çekin 1.200,00 TL tutarında ki garanti bedeli ve 50.000,00 TL tutarlı çekin 1.200,00 TL tutarındaki garanti bedelinin ödendiği kalan kısmının karşılıksız çıkması nedeniyle ödenmediğinin bildirildiği, 31.500,00 TL tutarlı çek fotokopisi üzerinden yapılan incelemede söz konusu çekin iptal edildiği, 30.000,00 TL çeke ait seri numarasının verilmemesi nedeniyle müzekkere yazılamadığı anlaşılmıştır.
Ancak davacı tarafından çek bilgilerinin verilmesi üzerine mahkememizce çeken tahsil edilip edilmediği konusunda bilgi almak için bankaya yeniden müzekkere yazılmıştır. Gelen müzekkere cevabında 30.000,00 TL tutarlı çekin ödendiği anlaşılmıştır. Bu durumda davacının bakiye alacağı.
(139.100,00-1.200,00-27.600,00-30.000,00 )=80.300,00 TL olduğu tespit edilmiş olup tespit edilen işbu tutar üzerinden davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir...."gerekçesi ile, ''Davalı borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ...
Esas sayılı icra dosyası üzerinden başlatılan icra takibine yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 80.300,00 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, alacağın likit olması nedeniyle davacı lehine 80.300,00 TL'nin %20'si oranında İcra İnkar Tazminatını hükmedilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Mahkemenin yukarıda esas numarası yazılı dosyasında 30.09.2021 tarihinde Müvekkil şirket aleyhine verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporu ve bilirkişi ek raporlarında müvekkilin alacağı tutar her ne kadar eksik hesaplanmış olsa da 158.264,94 olarak tespit edildiğini, lakin Yerel Mahkeme gerekçeli kararında hesapla yoluna giderken müvekkilinin ticari defterlerinde davalı ile aralarında bulunan cari hesap ilişkisi üzerinden hataya düşmesi sebebi ile 80.300,00 TL ve icar inkar tazminat yönünden hüküm kurması hukuka ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini,
HMK Madde 222 '' (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.'' uyarınca müvekkil şirketin ticari defterleri usulüne uygun mevzuat gereğince hukuki geçerlilikleri tartışılmaz olduğunu, bir diğer husus da taraflar arasında olan ticari ilişkide ihtilafa konu malların teslim edilmediğine ilişkin bir beyan bulunmadığını, davalı tarafın bu yönde yargılama safhasında bir itirazı olmadığını,
Yerel MAhkeme bu hususu gerekçeli kararında beyan etmesi tarafımızdan anlaşılmamış olup devamında davalı taraf bile 227.74.92 TL üzerinden mükerrer tahsilattan söz edildiğini, mevcut icra dosyası ve dava dilekçemiz incelendiğinde taleplerimiz ile bağlı kaldığımız açıkça ortada olduğunu, özetle Mahkeme müvekkilin ticari defterlerinde bulunan davalı ile davacı arasında toplam cari hesap ilişkisinden hesap yapmaları müvekkilin ticari defterlerindeki alacağı ile aykırılık gösterdiğini, Mahkeme bilirkişinin ve gelen yazı cevaplarını yanlış aritmetik yaparak karar verildiğini, Davalı tarafın Yerel Mahkemeye Ticari defterlerini ibraz etmediğini,
Yerel Mahkeme bilirkişi raporunda müvekkilin davalıdan alacağı cari hesaba ilişkisin alacağı iptal edilen çekleri asıl alacağın üzerine koyarak sonradan iptal edilen ve alacağa davacı tarafça ilave edilmeyen tutarı ticari defterlere işlenmediği halde bakiye hesaptan düşerek hüküm kurarak hatalı karar verdiğini, yerel Mahkeme nezdinde kanımızca bu hata gözden kaçtığını, mevcut dava dosyasında faturaya özetle cari hesaba dayalı alınan bilirkişi raporu konuyu özetlemekte olduğunu, iş bu sebeple duruşmalı olarak istinaf incelemesi istemek iş bu karara tümüyle itiraz etmek taraflarınca zorunlu hale geldiğini,
Yukarıda açıklanan ve Dairemizce re’sen takdir edilecek nedenlerden dolayı; yerinde olmayan, yeterli inceleme yapılmadan eksik araştırma ile verilmiş bulunan kararının incelemesi neticesinde yargılama giderleri ve tüm dava harç ve karşı vekalet ücreti karşı tarftan alınmak üzere ilgili kararın bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Davacı şirketin, davalı şirketle mal alışverişine dayalı ticari ilişkisi olduğunu, bu kapsamda davalıya testim edilen mallar için düzenlenen fatura bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili için Anadolu ...icra müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını,davalı şirketin itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline ve % 40 inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istediğini, Davacının dava dilekçesindeki savı, Mahkemece de aynı biçimde karara yansıtıldığını, Mahkemece dava konusu çekişmenin tutanağa geçirilirken, kararın “Delillerin İncelenmesi ve Gerekçe” bölümünde de.
“Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının takibe konu etmiş olduğu fatura içeriklerini davalıya teslim edip etmediğini, davalının fatura bedellerini ödeyip ödemediğini ve davacının takibe konu alacağı davalıdan talep edip edemeyeceği noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır” saptaması yapıldığını, Davada öncelikle çözümlenmesi gereken konu; “davacının takibe konu etmiş olduğu fatura içeriklerini davalıya teslim edip etmediği,” konusu olduğunu, ondan sonra ödemenin yapılıp yapılmadığı konusunun kanıtlanacağını, Türk Borçlar Kanununu “Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde İfada sıra” başlıklı 97. Maddesine göre.
“Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.” Davacı şirketin, davanın hiçbir aşamasında davacıya sattığını ve teslim ettiğini ileri sürdüğü fatura içeriğindeki malzemeyi teslim ettiğini kanıtlayamadığını, bu konuda hiç bir belge sunamadığını, mahkeme dava konusu çekişmenin birinci önceliğinin teslim olduğunu saptamasına rağmen, kararın gerekçe ve kanıtlar bölümünde bu konuya hiç girmediğini, teslimin nasıl kanıtladığı konusunda hiçbir değerlendirme yapmadığını,
Mahkeme; davacının fatura konusu malı teslim ettiğini nasıl kanıtladığını, mahkemenin kanaatinin hangi kanıta göre oluştuğunun kararda yazamadığını, malı satıp teslim ettiğini ispat külfetinin davacı şirkette olduğunu, davacı teslim konusundaki ispat külfetini yerine getiremediğine göre, davalı şirketin ödemeyi ispat etmesinin beklenmemesi gerektiğini, Bilirkişi raporunda da.
“Her ne kadar davacı teslimi kanıtlayamamışsa da; davalı 208.600.TL tutarında çek verdiği için bu çek’lerin mevcut fatura borcunun ödenmesi amacıyla verilmiş olabileceği kabul edilirse 139.100.TL alacağının olacağı” yönündeki açıklamasının, somut ve hukuka uygun bir tespit olmadığını, yalnızca varsayımsal bir açıklama olduğunu, bilirkişinin sınırlarını zorladığını, görüldüğü üzere malın tesliminin kanıtlanamadığının bilirkişi raporuyla da saptandığını, Davacı şirketin davalı şirketten çek almış olmasının, fatura konusu emtiayı davalı şirkete teslim ettiği sonucuna götürmeyeceğini,
hukuksal metod veya vergi muhasebe mevzuatının böyle bir varsayıma izin vermeyeceğini, vadeli çek’i alıp, muhasebe düzeni gereği faturayı ve çek’i kendi defterine işleyip, sonra da fatura içeriğindeki emtiayı teslim etmeyen tacirlere karşı açılmış sayısız Menfi Tespit davası olduğunu, Faturanın yeterli olmayacağı, öncelikle fatura içeriğindeki malın teslim edildiğinin kanıtlanmasının gerekeceği konusunda, kapatılan Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin sayısız kararı olduğunu ve burada ayrı ayrı belirtmeye gerek olmadığını,
Ticari malı sattığını ve teslim ettiğini ileri süren davacı bu savını kanıtlayamadığı için davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kısmen kabul kararı verilmesinin dosya içeriğine, kanıtlara, yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, Kabule göre de 80.300,00 TL'nin %20'si oranında İcra İnkar Tazminatını hükmedilmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararda yazıldığı gibi alacağın likit olmadığını, yargılamayı gerektirir bir alacak olduğunu, davacı fatura konusu emtiayı teslim ettiğini dahi kanıtlayamadığını, İleri sürerek.
Açıklanan ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle. İstinaf kanun yoluna başvurma isteminin kabulüne, İstanbul Anadolu 4.Ticaret Mahkemesinin 2017/424 – E, 2021/674 – K sayılı ve 30.09.2021 tarihli davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın kaldırılmasına, yargılama ve istinaf yoluna başvurma giderleriyle avukatlık ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; dava ve icra takibi dayanağı faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilmesine rağmen bedellerinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, dava ve icra takibi dayanağı faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilmesine rağmen bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunulmamış ve davacı tarafından ileri sürülen iddialar inkar edilmiş sayılmıştır.
Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerine bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davacının defter ve kayıtlarına göre; davacı tarafından düzenlenen faturaların ve davalı tarafından verilen çeklerin davacı ticari defter ve kayıtlarına kayıtlı olduğu, davalı tarafından davacıya verilen çeklerin fatura tarihlerinden sonra verildiği, davalı tarafından verilen çeklerin 139.100,00 TL bedelli kısmının ödenmediği ve karşılıksız çıktığı ve iade edildiği, sonuç itibariyle davacının davalıdan 158.264,92 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup, davalı tarafından defter ve kayıtları bilirkişi incelemesine sunulmamıştır.
Mahkemece davalı tarafından verilen ve karşılıksız çıkması sebebiyle iade edildiği belirtilen ve davacı tarafından bilgileri bildirilen çeklerin ibraz edilip edilmediği ödenip ödenmediğine ilişkin bankaya müzekkere yazılmış, banka tarafından verilen 24/06/2020 tarihli müzekkere cevabında;
... seri numaralı 27.600,00 TL bedelli çek ile ... seri numaralı 50.000,00 TL bedelli çeklerin ibraz edildiği ve karşılıksız çıktığı, 1.200,00 TL şer garanti bedelinin ödendiği bildirilmiş, davacı vekili tarafından Mahkeme ara kararı üzerine eksik bildirilen çek bilgilerine ilişkin beyan dilekçesinde ... seri numaralı 30.000,00 TL bedelli çek ile ... seri numaralı 27.600,00 TL bedelli çeke ilişkin yazılan müzekkereye verilen cevapta; ... seri numaralı 30.000,00 TL bedelli çekin karşılıksız işlem gördüğü ve sonradan ödenerek bankaya iade edildiği, ... seri numaralı 27.600,00 TL bedelli çekin ibraz edilmediği,
... seri numaralı 50.000,00 TL bedelli çekin karşılıksız işlem gördüğü ve 1.200, 00 TL garanti bedelinin ödendiği, ... seri numaralı 31.500,00 TL bedelli çekin karşılıksız işlem gördüğü belirtilmiştir.
Mahkemece gerekçeli kararında ... seri numaralı 27.600,00 TL bedelli çek ile ... seri numaralı 50.000,00 TL bedelli çeklerin ibraz edildiği ve karşılıksız çıktığı, 1.200,00 er TL garanti bedelinin ödendiği, 30.000,00 TL bedelli çekin karşılıksız işlem gördüğü ve sonradan ödenerek bankaya iade edildiği belirtildikten sonra davacı alacağından 1.200,00 TL garanti bedeli, 30.000,00 TL çek bedeli ve 27.600,00 TL çek bedeli bu çekin 1.200,00 TL sorumluluk bedeli ödendiği belirtilmesine rağmen çelişkili olarak mahsup edilmiştir.
Davacı vekili tarafından 27.000,00 TL bedelli çeke ilişkin iki farklı çek bilgisi verilmiş, söz konusu bilgilere göre bankaya yazılan müzekkereye verilen cevapta ... seri numaralı 27.600,00 TL bedelli çekin karşılıksız çıktığı ve 1.200,00 TL garanti bedelinin ödendiği, 6827600 seri numaralı 27.600,00 TL bedelli çekin ibraz edilmediği bildirilmiş, Mahkemece davalı tarafından borca mahsuben davacıya verilip daha sonra karşılıksız çıkan ve iade edilen davacı defter ve kayıtlarında kayıtlı çekin hangi çek olduğu,
alacaktan mahsup edildiği anlaşılan ... seri numaralı 27.600,00 TL bedelli çekin dava konusu fatura borcunun ödenmesi için verilip verilmediği ve ibraz edilmediği bildirildiğine göre akıbetinin ne olduğu araştırılmadan gerekçeli kararındaki tespit ile çelişkili olarak karar verilmesi, dava konusu faturadaki ürünlerin davalıya teslim edildiğine ilişkin sonuca ne şekilde varıldığinin açıklanmaması, tarafların ba-bs formlarının celbedilerek değerlendirme yapılmaması, itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir dava olup, davacı tarafından faturaya dayalı olarak takip başlatıldığı,
taraflar arasında takibe konu faturaların düzenlenmesinden önce cari hesap ilişkisinden kaynaklı alacak olup olmadığının ve alacaktan mahsup edilen çeklerin takibe konu faturalara karşılık mı verildiği, yoksa faturaların düzenlenmesinden önce mevcut bir cari hesap alacağı bulunması halinde bu alacağa karşılık mı verildiğinin, çeklerin hangi borca mahsuben verildiğinin araştırılmaması ve bunlarla birlikte TBK'nın 101 ve devamı maddelerinin değerlendirilmemesi isabetli olmamış, davacı vekilinin ve davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenle, davacının ve davalınnın istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/851, K. 2024/1797, 14 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama