İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/865 K.2024/1749

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2022/865Karar2024/1749Tarih7 Kasım 2024Okuma12 dk · 2.358 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
7 Kasım 2024
Dosya no
2022/865 Esas
Karar no
2024/1749 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Numarası
2020/325 Esas - 2021/909 Karar
Tarih
15/12/2021
Dava
İtirazın İptali(Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.358 kelime·12 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı borçlu arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan fatura ve cari hesaplara ait 38.797,05 TL borcun davalı tarafından ödenmediğini, tarafların uzun süredir ticari ilişki içerisinde olduğunu, müvekkilinin marangoz malzemeleri sattığını, borçlunun marangoz atölyesine değişik zaman ve bedellerde mal aldığını, alacağın tahsili için başlatılan ... sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrine davalı yanca itiraz edildiğini, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını ve karşı tarafça ödeme yapılmadığını, davalının itirazlarının haksız olduğunu, beyan ederek,

itirazın iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... adlı şahsa herhangi bir borcunun olmadığını, davaya esas teşkil eden icra takibinden 3-5 ay önce davacıya bir iş için gittiğini, herhangi bir borcunun olup olmadığını sorduğunu, bir borcunun olmadığını öğrendiğini, ancak daha sonra aleyhine faturaya dayalı icra takibi başlatıldığını öğrendiğini, ödeme emrini alınca davacıya borcun sebebini sorduğunu, sebebinin oğlu ...'a ait bir borç olduğunu söylediğini, ancak borcun nedenini söylemediğini,

faturada belirtilen malların hiçbirinin dükkana gelmediğini, oğlu ile davacı arasındaki ilişkiyi bilmediğini, davacının haksız olarak tarafına icra takibi başlattığını beyan ederek açılan davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 15/12/2021 tarih 2020/325 Esas - 2021/909 Karar sayılı kararında; " Davacı yanca, davalı tarafından alınan bir kısım malların ödenmediği iddia olunmuş; davalı tarafından ise, fatura konusu malların tarafına teslim edilmediği, davacı yana borcunun olmadığı savunulmuştur.

İddia ve savunma bakımından davadaki uyuşmazlığın davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalardan bakiye kalan bedellerin talep edilebilir olup olmadığı noktasında toplanmadığı anlaşılmıştır.Takip/ dava konusunu oluşturan faturaların, taraflarca karşılıklı olarak bağlı bulundukları Vergi Dairelerine beyan satış- beyan alış bildirimleriyle beyan edilmiş olması,

davacının lehine delil vasfına haiz ticari defterlerinde de kayıt görmüş olması ve davalının aksi yöndeki savunmalarının beyandan ibaret olup, somutlaştırılmadığı gibi delillendirilememiş olması nedeniyle davacının fatura konusu malları davalıya teslim ettiği ve fatura bedellerini talep etmekte haklı olduğu kabul edilmiştir.Davacı yanca icra takibinde faturaya dayalı asıl alacak yanında işlemiş faiz talebinde de bulunulmuş ve bilirkişi tarafından TTK'nun 1530. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı somut olay bakımından değerlendirilmeden hesaplama yapılmışsa da dava değeri asıl alacak miktarı olan 38.797,05 TL olarak

bildirildiğinden ve bu tutar üzerinden harç ikmal edildiğinden asıl alacak yönüyle değerledirme yapılmıştır.

Hukuki yönleri ayrık olmak üzere teknik, ayrıntılı ve dosya kapsamına uygun olarak hazırlanan bilirkişi raporunda davalı tarafından yapılan ödemeler dikkate alınmak suretiyle davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 38.797,05 TL asıl alacak talep edebileceği tespit edildiğinden ve davalı yanca ödeme savunmasında bulunulmadığı gibi delil ibrazında da bulunulmadığından davacının 38.797,05 TL alacak talebinin haklı ve yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.Dava dilekçesinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari reeskont faizi işletilmesi talep edilmişse de icra takibinde yasal faiz talebinde bulunulduğundan ve itirazın iptali davası

icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğundan bu yöndeki talep yerinde görülmemiştir.Öte yandan, İİK'nun 67/2. maddesinde; itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlunun; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının;

diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiş olup, eldeki davada alacağın likit ve itirazın haksız olması karşısında davacının icra inkar tazminatı istem koşullarının da oluştuğu sonucuna varılmıştır. "gerekçesi ile,''1-Davanın KABULÜ ile,

davalının ...sayılı takip dosyasına vaki itirazının 38.797,05 TL asıl alacak yönüyle İPTALİNE, takibin belirtilen asıl alacak üzerinden ve bu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi suretiyle kaldığı yerden DEVAMINA,2-Hükmolunan alacağın %20'si nispetinde hesaplanan 7.759,41 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı istinaf dilekçesinde özetle; davacının haksız takibine yaptığı itiraz sonucu açılan davada, ticari defterler incelenip rapor sunulmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda açıklanamayan ticari defter kayıtları bulunmasına rağmen neticede davacıya 38.797,05 TL borçlu olduğu yönünde tespit yapıldığını, rapora karşı yapmış olduğu itirazlar sonucunda ek bilirkişi raporu aldırıldığını ve itirazları değerlendirilmeden aynı raporun değişiklik yapılmadan dosyaya sunulduğunu,

dosyanın başka bir bilirkişi tarafından incelenmesi ve itirazlarının değerlendirilmesi talebinin mahkeme tarafından gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini,Gerek ödeme emrine itiraz ve cevap dilekçesinde, gerekse yargılama aşamasındaki duruşmalarda defalarca söylediği gibi davacı olan şahsa karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı ile yıllardır ticari anlamda alım-satım yaptığı ve cari hesap şeklinde çalıştıklarını, bu hususun bilirkişi tarafından incelenen cari hesap tablosundan da anlaşıldığını;

ancak bahse konu cari hesap hareketlerini içerir kayıtlar dikkatli bir şekilde incelendiğinde şahsı adına kesilen faturaların ve bunlara karşılık yapılan ödemelerin tabloda eksiksiz bir şekilde yer almadığının görüleceğini, ayrıca borç, alacak ve bakiye sütunlarının da basit matematik hesabı ile yanlış olduğunu, özellikle 30/01/2016 tarihinde 25.000,00-TL alacak kaydedilmiş (2 adet çek şeklinde) gösterilmesine rağmen davacı tarafın gerçeği yansıtmayan faturalarla kendisini borçlu olarak gösterip haksız kazanç sağlama çabasında olduğunu,

bu hususun davacı tarafa açıklattırılmasını ve yeminli bir şekilde dinlenmesini talep etmiş ise de mahkeme tarafından bu talebinin değerlendirilmediğini ve davacıya defterlerdeki yanlışlıkların sorulmadığını, ayrıca bu hususun ek bilirkişi raporunda da yeterli bir şekilde incelenmediğini, bahse konu tutarsız kayıtlara rağmen borçlu olduğunun kabul edildiğini,Öte yandan ticari defterlerin ve buna ilişkin belgelerin tetkiki kısmında da birbirleri ile uyumlu olmayan ve çelişki barındıran fatura ve kayıtlar mevcut olduğunu,

öncelikle bilirkişi tarafından (kök raporda) davacının sunduğu faturaların incelendiği tabloda "2015 devir" ifadesi ile belirtilen 5.192,24-TL alacak kaleminin kaynağının belli olmadığını, ayrıca devredildiği iddia olunan borç kaleminin kendi ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının bilirkişi tarafından tespit edildiğini, yine 23/06/2016 tarihli faturanında ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, bu hususlar nazara alındığında ortada gerçekle bağdaşmayan bir durum olduğunun anlaşıldığını, her ne kadar cari hesap şeklinde alım-satım yapıyor olsalar da hiçbir tacirin yılın borcunu kapatmadan bir başka yıla geçip ticaretini sürdürmeyeceğini,

kaldı ki 2015 yılından bu yana ödenmemiş borç için tarafına sözlü ya da yazılı hiçbir şekilde başvurulmadığını, bu olgunun ticaret hayatında karşılaşılabileçek bir durum olmadığını, salt bu hususun dahi haklılığını ortaya koyduğunu, TTK'da hüküm bulunmayan hallerde ticari teamüllerin dikkate alınması gerektiğini ve hüküm kurulurken bu hususun da göz önünde bulundurulacağının doktrinde kabul gördüğünü, buna rağmen hukuki bir gerekçe olmadan ve yorum yapılmadan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin hukuka açıkça aykırılık teşkil ettiğini,Cevap dilekçesinde de bahsettiği gibi;

borcunu takip eden ve bu konuda hassas biri olarak davacı şahsa defalarca borcu olup olmadığını sormasına rağmen bizzat kendisinin herhangi bir borcu bulunmadığını tekrarladığını, akabinde aleyhine icra takibi başlatmasını müteakip davacıya bu durumu tekrar sorduğunda ise;

oğlu ile alakalı alacağın olduğunu belirttiğini, borç-alacak ilişkisinde şahsilik ilkesi geçerli olup, oğlundan kaynaklanan bir alacağın tahsilinin şahsından istenmesinin abesle iştigal olduğunu, kaldı ki ki oğluna yönelik herhangi bir başvuru ya da işlem yapılmadan doğrudan şahsına başvurulmasının ne hukuk zemininde ne de şahsi kanaatinde kabul edilebilir bir durum olmadığını, bilirkişi raporunda açıklanamayan faturaların da oğlunun şahsi borcuna ilişkin düzenlenen, gerçeği yansıtmayan faturalardan olduklarının sabit olduğunu,

bu hususun mahkeme tarafından dikkate alınmamasının kararın eksik inceleme sonucunda verildiğini gösterdiğini,Ancak davacı ile oğlu arasında nasıl bir ilişki varsa davacının şahsi alacağını faturaya dayandırdığını ve bilgisi olmayan faturayı muhasebecisine gönderdiğini, muhasebecisinin de davacı ile yıllardır iş yaptıklarından ve aralarında cari hesap ilişkisi bulunduğundan kendisine sorma gereği duymadan faturaları ticari defterine işlediğini ve kendisini hataen haksız duruma düşürdüğünü, yine de bahse konu faturaların kendisinin ya da davacının ticari defterinde kayıtlı olmasının bu faturanın içeriğinin doğru olduğu anlamına gelmediğini,

faturalardan ve iddia edilen borçtan haberdar olduğu anda bu duruma karşı itirazını yasal sürede yaptığını, fatura içeriğine karşı yapmış olduğu itirazlarını bu aşamada da tekrar ettiğini, bilirkişi raporunda değerlendirilen faturalarda yer alan malların hiçbirinin kendisine teslim edilmediğini, malların teslimine ilişkin dosyada delil bulunmadığını,Yargıtay'ın kabul edilen görüşüne göre fatura konusu malın teslimi karşılığında imza alınmasının zorunlu olduğunu, dava konusu faturaların bu açıdan malın teslim edildiğini ispata elverişli olmadıklarını, keza incelendiklerinde "teslim eden, teslim alan" kısımlarının boş olduğunun görüldüğünü,

bu faturaların içeriğinin gerçeği yansıtmadığı açıkça ortada olmasına rağmen gerekçeli kararda bu hususun açıklanıp tartışılmadığını ve hiçbir şekilde gerekçelendirilmediğini,Bilirkişi raporunda Vergi Usul Kanununda yer alan yükümlülüğe aykırı olarak 01/07/2017 tarihli ... numaralı 15.012,74-TL satış kaydının ve 01/08/2018 tarihli ... numaralı 10.887,98 TL satış kaydının beyan edilmediğinin tespit edildiğini, yine raporun devamında 7 no'lu bentte "davacının ürün teslimine ilişkin teslim evrakı sunmadığı" tespitinin yapıldığını,

ancak tüm bu tespitler dikkate alınmadan kanaat bildirildiğini ve davacı aleyhine olan hususların gözardı edildiğini, teslim evrakı sunulmamasının, fatura içeriklerinde satış gösterilmesine rağmen zorunlu olan beyanların yapılmamasının ve şahsı tarafından defalarca sorulmasına rağmen borcu olduğu bilgisinin verilmemesinin, şahsı adına herhangi bir ihtar mektubu gönderilmemesinin bu alacağın mevcut olmadığını ve davacının haksız kazanç elde etme çabasında olduğunu ortaya koyduğunu,

tüm bunlara rağmen bilirkişi raporunun "Netice" kısmında davacının 38.797,05-TL alacaklı olduğunun belirtilmesinin ve kararın bu rapora dayanarak verilmesinin açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu, üstelik bu alacağa temerrüde düşmemiş olmasına rağmen faiz işletilmesinin de tarafına sözlü veya yazılı hiçbir bilgi verilmeden ve ödeme talebinde bulunulmadan takip yapılmasının da haksız olduğunu, Son olarak davacı tarafından mal teslimine ilişkin hiçbir belge sunulmamasına, fatura altında teslim edildiğine dair ibare ibare olmamasına,

iddia edilen satışlar davacı tarafından beyan edilmemesine rağmen yalnızca ticari defterlerde kayıtlı olduğu gerekçesiyle şahsının borçlu olarak tespit edilmesi ve bu yönde karar verilmesinin hukukun temel ilkelerine ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, raporda dahi bu denli çelişkili defter kayıtları mevcutken ve mal teslimine ilişkin hiçbir belge sunulmamışken davanın kabulüne karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, ayrıca 26/05/2021 tarihli celsede de belirttiği gibi;

davacı şahsın alacağına, kendisi ile defalarca görüşmesine ve icra takibinden yaklaşık 5 ay önce kendisine bizzat sormasına rağmen borçlu olmadığını söylediğine ve bu faturada yer alan malların teslim edilip edilmediğine ilişkin davacının mahkeme huzurunda yeminli bir şekilde beyanının alınması adına yemin teklif etmiş ise de bu hususun mahkeme tarafından göz ardı edildiğini ve talebine ilişkin olumlu veya olumsuz bir ara karar kurulmadan davanın kabulüne karar verildiğini, bahse konu tüm hususlar,

şahsının haklı olduğunu göstermesine rağmen aksi yönde karar verilmiş olması nedeniyle mahkeme tarafından verilen hukuka aykırı kararın istinaf incelemesi sonucunda ortadan kaldırılması amacıyla istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu doğduğunu,Yukarıda ayrıntısıyla açıklamaya çalıştığı nedenlerle, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/325 Esas, 2021/909 Karar sayılı ilamının istinaf nedenlerinin incelenmesi sonucunda ortadan kaldırılmasına, neticeten aleyhine açılan iş bu davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Davacı yan, davalı ile aralarında açık hesaba dayalı ticari satış ilişkisi bulunduğunu, bakiye açık hesap alacağının ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürmüş; davalı yan davacıya böyle bir borcu bulunmadığını, davacıya takipten sonra borcun kaynağını sorduğunda, oğlundan olan alacağı olduğunu beyan ettiğini, faturalara konu hiçbir malı teslim almadığını, oğlu ile davacı arasındaki ilişkiyi de bilmediğini, takibin ve davanın haksız olduğunu savunmuştur.

Davalı yan cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmamıştır.

Dava konusu takip dosyası kapsamından, davacının davalı aleyhine, 38.797,05-TL asıl alacak ve 1.521,06-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 40.318,11-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, davalının takibe itirazı üzerine, 38.797,05-TL asıl alacak yönünden eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Mahkemece taraf delilleri toplanmış, takip dosyası, cari hesaba dayanak faturalar, tarafların uyuşmazlık konusu döneme ilişkin ba-bs kayıtları celbedilerek taraf defterleri ile dosya üzerinde mali bilirkişi incelemesi yapılarak kök rapor, davalı itirazları üzerine ek rapor alınmış ve istinafa konu karar verilmiştir.

Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; bilirkişi raporuna itirazlarının ek raporda değerlendirilmediği, mahkemece yeni bilirkişiden rapor alınması talebinin reddediliği, dava konusu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmasının fatura konusu malların teslim edildiğini göstermeye yetmeyeceği yönündeki itirazlarının değerlendirilmediği, irsaliyelerde teslim alan kısmında imza bulunmadığı, davacının, davalının oğlundan olduğunu iddia ettiği alacağını gerçeği yansıtmayan faturalarla ve davalı muhasebecisinin hatası nedeniyle davalıdan talep edemeyeceği, davacı defterlerindeki hatalı kayıtların görmezden gelindiği,

davacının yeminli olarak dinlenilmesi talep edilmiş ise de mahkemece bu talebin kabul görmediği yönündedir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan kök ve ek rapor ile ba-bs formları kapsamına göre, davacının kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 38.797,05-TL alacaklı göründüğü, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tacir kaydı bulunan davalının açılış ve kapanış tasdikine tabi olmayan işletme defteri tuttuğu, davalının ise kendi defterlerine göre davacıya takip tarihi itibariyle 43.509,08-TL borçlu göründüğü,

davalının yaptığı bir kısım ödemelerin davacı defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalının kendi defterlerinde kayıtlı olmadığı, 01/07/2017 tarihli 15.012,74-TL bedelli satış faturasını defterlerine kaydetmeyen davalının bu faturayı alış olarak vergi dairesine beyan ettiği, artık bu faturanın davacı tarafından satış olarak vergi dairesine bildirilmemiş olmasının bir öenmi bulunmadığı, 01/08/2018 tarihli 10.887,98-TL bedelli faturanın ise davalı defterlerinde kayıtlı olduğu ancak davalı tarafından vergi dairesine alış olarak beyan edilmediği,

bunun dışındaki tüm faturaların hem davalı defterlerinde kayıtlı oldukları hem de vergi dairesine davalı tarafından alım olarak beyan edildikleri, bu durumda açık hesaba konu fatura muhtevası ürünlerin davalıya teslim edildiğine dair davacı lehine karine oluştuğu, davalının karinenin aksini ispat eder herhangi bir delil sunmadığı gibi ödeme savunmasında da bulunmadığı, yine bu faturaların gerçeği yansıtmadığına, aslında davacının, davalının oğlundan olan alacağını tahsil etmeye çalıştığına yönelik savunmanın da ispat olunamadığı, basit yargılama usulüne tabi davada davalı tarafından cevap dilekçesinde yemin deliline dayanılmadığı,

26/05/2021 tarihli celsede davacının yeminli olarak beyanının alınması talep edilmiş ise de, savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında cevap dilekçesinde dayanılmayan yemin deliline sonradan dayanılamayacağı, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.650,23-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 662,70- TL harcın mahsubu ile bakiye 1.987,53-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/865, K. 2024/1749, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/865
Karar No
2024/1749
Tarih
7 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/867 K.2024/1223
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/867 K.2024/1800
  • İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/867 K.2024/781
  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/868 K.2024/881
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2022/869 K.2024/2025
  • İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/869 K.2024/716

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.