İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2023/491 K.2025/1796

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2023/491Karar2025/1796Tarih6 Kasım 2025Okuma16 dk · 3.213 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
6 Kasım 2025
Dosya no
2023/491 Esas
Karar no
2025/1796 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Numarası
2017/1098 Esas- 2022/835 Karar
Tarih
13/10/2022
Dava
Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.213 kelime·16 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın müvekkili lehine teminat mektubu/işyeri kredisi vermek için kredi sözleşmesi akdettiğini, müvekkilinin aldığı krediler karşılığında ödemeler yaptığını, bu ödemeler düşülmeden takip yapıldığını, gönderilen ihtarname ile kullandırılan kredilerden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmediğinden bahisle kredi hesaplarının kat edildiğinin ileri sürülerek Anadolu 16.İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, müvekkilinin bu borçlara istinaden ödemeler yaptığını, müvekkilinin ipotek borcu limitiyle sınırlı olup 500.000TL olduğunu,

fazlaya ilişkin diğer kredilerin de eklenmeye çalışılması ve ödemelerin düşülmemesi nedeniyle müvekkilinin sorumlu olduğu miktarın kat kat üstünde icra takibi yapıldığını, müvekkilinin ipotek verdiği gayrimenkul ile borcu fazlasıyla karşıladığını, ödemelerden sonra 130.000,00TL borç kaldığını, başka kredilere dayanarak bu borçtan dolayı takip yapılamayacağını, yapılsa dahi icra takibinin konusu bu icra takibine konu yapılamayacağını, kötü niyetle açılan takibin durdurulmasını, ödemelerin düşülmesini, takibin iptalini, borçlu olmadıklarının tespitini, bankanın %20 'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini,

yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını dava ve talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili banka Rahmanlar şubesi ile borçlu... arasında kredi genel sözleşmesi imzalandığını, işbu kredi genel sözleşmesi teminatında 1/4 hisse maliki..., 1/4 hisse maliki ..., 1/4 hisse maliki ..., 1/4 hisse maliki...olan gayrimenkule banka lehine 1.dereceden ipotek verildiğini, söz konusu kredi borçlarının ödenmemesi üzerine Beyoğlu 20.Noterliğinin 07.05.2014 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesinin keşide edilerek 452.691,01TL borcun 1 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiğini, borcun ödeme planına bağlandığını ve ödemelerin borçtan mahsup edildiğini, borçlu tarafın ödeme planına da uymadığını,

borcun tahsil edilememesi üzerine Anadolu 16.İcra Müdürlüğünün ...

E.sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapıldığını, yapılan ödemelerin ihtarname ile borçlunun temerrüde düşmesinden sonra gerçekleştiğini, ödeme planına istinaden yapılan ödemeler olup, anaparadan düşüldüğü ve kalan anaparaya temerrüt faizi işletildiğini, tüm ödemelerin temerrüde düştükten sonra yapıldığını, aylık ödemeler devam ederken kalan anapara tutarı üzerinden temerrüt faizi işlemeye devam ettiğini, yapılan takip ilamlı takip olduğunu, davanın ve davacının takibin durdurulması talebinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini,

yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 13/10/2022 tarih ve 2017/1098 Esas- 2022/835 Karar sayılı kararında;"Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; davacı vekilinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettiği tüm deliller, İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün ...

Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından davacı... ve ..., ..., ... aleyhine toplam 594.497,83 TL'nin tahsiline yönelik icra takibi başlatıldığı ve eldeki menfi tespit davasının açıldığı anlaşılmıştır.07/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı Bankanın, davacı-asıl borçludan 24.08.2017 takip tarihi itibariyle tahsil tekerrür olmamak kaydı ile; talep edilen tutarın 594.497,83 TL olduğu, hesaplanan tutarın ise 545.953,77 TL' olduğu, talep edilebilecek tutarın 545.953,77 TL.

Olduğu, 545.953,77 TL. borçtan, eiğer takip borçluları. Ozan-Erçin-...'in ise, 500.000.00TL ipotek limitiyle sınırlı olarak sorumlu olacaklarını, davalı Bankanın, 405.551,00TL'lık asıl alacak tutarına tahsil edilinceye kadar %39 oranından temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 Gider Vergisini, 10.554,66TL'lık asıl alacak tutarına (KK+KMH) ise TCMB'ınca belirlenen oranlar üzerinden faiz ve faizin BSMV'sini davacılardan talep edilebileceği kanaatine varılmıştır.

Mahkemece davacı vekiline talep sonucunu açıklamak üzere kesin süre verilmiş, davacı vekili 25.09.2019 tarihli dilekçesi ile; talep sonucunun 405.000,00 TL. borçlu olunmadığının tespitini talep ettiklerini beyan etmiştir.

14/10/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davalı bankanın, davacı borçludan 24.08.2017 takip tarihi itibariyle tahsil tekerrür olmamak kaydı ile; talep edilen tutarın 594.497,83TL., hesaplanan 686.376.38TL., talep edilebilen tutarın ise 594.497,83TL olduğunu, 594.497.83TL'lık borçtan, diğer takip borçluları.

Ozan-Erçin-...'in ise, 500.000.,00TL ipotek limitiyle sınırlı olarak sorumlu olacaklarını, davalı bankanın 405.551,00TL'lık asıl alacak tutarına tahsil edilinceye kadar %39 oranından temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 Gider Vergisini, 10.554.66 TL'lık asıl alacak tutarına(KK+KMH) ise TCMB'ınca belirlenen oranlar üzerinden faiz ve faizin BSMV'sini davacılardan talep edilebileceği kanaatine varılmıştır.08/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle. Davacı...

Vekili tarafından, davalı T. ... Bankası T.A.O vekilince İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğünün ...

Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibinde, ödemeler nedeniyle düşüm yapılmamasındun dolayı icra takibinde haksız olarak konulan meblağın düşümü yapılmadığından ve sınırlı ipotek olmasına rağmen diğer borçların da buna dahil edilmesinin iptali ile icra takibinin bu kısımların düşümü yapılarak borçlu olmadıklarının tespiti amacıyla huzurdaki menfi tespit davasının ikame edildiğini, davacının davalı bankadan muhtelif tarihlerde kullandığı 3 adet taksitli kredi, 12 adet kredili mevduat hesabı,

1 adet kredi kartı ve 1 adet rotatif krediden kaynaklanan borçlarını ödememesi nedeniyle davalı banka tarafındanı kredi kartı hesabının 25.04.2014, diğer hesapların ise 30.04.2014 tarihinde kat edildiği, kat sonrası 07.05.2014 tarihli ihtarnamenin gönderilerek bahis konusu kredilerden kaynaklanan 416.105,68 TL asıl alacak olmak üzere toplam 452.692.01 TL alacağın %39 temerrüt faiziyle birlikte 1 gün içinde ödenmesinin talep edildiğini, ihtarnamenin gönderilmesinden kısa bir süre sonra taraflar arasında mutabık kalınan bir ödeme planı doğrultusunda, 15.05.2014 itibariyle toplam 448.557,51 TL borç tutarının,

%10 faiz ve %5 BSMV ile 15.05.2014-16.04.2018 tarihleri arasında aylık taksitler halinde 541.013,59 TL olarak geri ödenmesinin planlandığı, davacı tarafından bu ödeme planında yer alan taksitlere mahsuben 15.05.2014-11.07.2017 tarihleri arasında toplam 410.000,00 TL ödeme yapıldığı, protokol içeriğinde yer alan, ödeme planından veya bankaya olan borcun ödenmesinden doğan yükümlülüklerin hiç veya gerektiği gibi yerine getirilmemesi ve/veya ödeme planında belirtilen taksit tutarlarından ve/veya diğer ödemelerden herhangi birinin hiç ödenmemesi, eksik ödenmesi,

süresinde ödenmemesi durumunda tarafına sağlanan tüm indirim ve kolaylıkların ortadan kalkacağı, bu durumda bankanın hiçbir şekil ve şartla ödeme planında belirtilen toplam tutar kadar alacağını sabitlemiş olmadığı, gayrikabili rücu olarak beyan kabul ve taahhüt edildiği düzenlemesi doğrultusunda, protokol öncesine dönülmek suretiyle ve protokol kapsamında yapılan tahsilatların birleştirilen 6 kredi için yapılmış olmasına karşın her kredinin faiz oranının farklı olması nedeniyle, 6 krediden en yüksek faiz oranlarına sahip olandan başlanmak üzere yapılan tahsilat tutarlarının mahsup işlemi gerçekleştirilmek,

bu sıra çerçevesinde sırayla bakiye kaldıkça diğer kredilere mahsup işlemine başvurulmak suretiyle hesaplama yapılmak zorunda kalındığı, bu hesaplamalara göre; davalı T. ... Bankası T.A.0. tarafından davacı... aleyhinde T.C. İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğünün ...

Esas sayılı dosyasından 25.08.2017 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibinde hesaplanan alacak tutarının tamamının 4000240247 numaralı rotatif krediden olmak üzere 216.619,43 TL asil alacak, 154.790,17 TL faiz ve 7.739,51 TL BSMV olmak üzere toplam 379.149,11 TL, olarak hesaplandığı,

davalı banka tarafından tesis edilen ipoteğin, Resmi Senet bölümünde açıkça belirtildiği üzere, tesis edilen ipoteğin, davacı... adına açılmış ve açılacak tüm kredileri kapsaması nedeniyle, bu ipoteğin münhasıran belirli bir krediyi değil davacı tarafından ipotek tarihinden önce kullanılmış ve sonra kullanılacak tüm kredilerin de teminatını oluşturduğu, davacı tarafından icra takip tarihinden sonra 27.10.2017 tarihinde yapılan 22,03 TL ödemenin infaz sürecinde dikkate alınmasının yerinde olacağı şeklinde kanaat raporu sunulmuştur.

20/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle.

Davacının davalı bankadan muhtelif tarihlerde kullandığı 3 adet taksitli kredi, 1 adet kredili mevduat hesabı, 1 adet kredi kartı ve 1 adet rotatif krediden kaynaklanan borçlarını ödememesi nedeniyle davalı banka tarafından toplam 452.692.01 TL alacağın %9 temerrüt faiziyle birlikte 1 gün içinde ödenmesi için ihtarname keşide edildiğini, ihtarnamenin gönderilmesinden kısa bir süre sonra taraflar arasında mutabık kalınan kredilerin yapılandırılması ödeme planı doğrultusunda, 15.05.2014 itibariyle toplam 448.557,51 TL borç tutarının,

%10 faiz ve %5 BSMV ile 15.05.2014-16.04.2018 tarihleri arasında aylık taksitler halinde toplamda 541.013,59 TL olarak geri ödenmesinin planlandığını, davacı tarafından bu ödeme planında yer alan taksitlere mahsuben 15.05.2014-11.07.2017 tarihleri arasında toplam 410.000,00 TL ödeme yapıldığını, protokol içeriğindeki “...

Ödeme planından veya bankaya olan borcun ödenmesinden doğan yükümlülüklerin hiç veya gerektiği gibi yerine getirilmemesi ve/veya ödeme planında belirtilen taksit tutarlarından ve/veya diğer ödemelerden herhangi birinin hiç ödenmemesi, eksik ödenmesi, süresinde ödenmemesi durumunda tarafına sağlanan tüm indirim ve kolaylıkların ortadan kalkacağı, bu durumda bankanın hiçbir şekil ve şartla ödeme planında belirtilen toplam tutar kadar alacağını sabitlemiş olmadığı,

gayrikabili rücu olarak beyan kabul ve taahhüt edildiği..” düzenlemesi doğrultusunda, protokol öncesine dönülmek suretiyle ve protokol kapsamında yapılan tahsilatların birleştirilen 6 kredi için yapılmış olmasına karşın her kredinin faiz oranının farklı olması nedeniyle, 6 krediden en yüksek faiz oranlarına sahip olandan başlanmak üzere yapılan tahsilat tutarlarının mahsup işlemi gerçekleştirilmek, bu sıra çerçevesinde sırayla bakiye kaldıkça diğer kredilere mahsup işlemine başvurulmak suretiyle hesaplama yapılmak zorunda kalındığı, ilk aşamada yapılan tüm ödemelerin rotatif krediden düşüldüğünü, davalı T. ...

Bankası T.A.O. tarafından davacı... aleyhinde T.C. İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından 25.08.2017 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibinde hesaplanan alacak tutarının, 271.309,45 TL. Asıl alacak, 278.138,98 TL. Faiz, 13.906,94 TL.

BSMV olmak üzere toplam 563.355,37 TL. olarak hesaplandığı, davalı banka tarafından tesis edilen ipoteğin resmi senet bölümünde açıkça belirtildiği üzere, tesis edilen ipoteğin davacı adına açılmış ve açılacak tüm kredileri kapsaması nedeniyle, bu ipoteğin münhasıran belirli bir krediyi değil davacı tarafından ipotek tarihinden önce kullanılmış ve sonra kullanılacak tüm kredilerin de teminatını oluşturduğu, davacı tarafından icra takip tarihinden sonra 27.10.2017 tarihinde yapılan 22,03 TL ödemenin infaz sürecinde dikkate alınmasının yerinde olacağını, dava dosyasındaki 07.12.2018 tarihli ilk bilirkişi raporunda;

asıl alacak tespiti yapılmadığını, takip tarihi itibarı ile talep edilen 416.105,68 TL asıl alacağın olduğu gibi kabul edildiğini, ancak bu yöntemin hatalı olduğu, bilirkişi olarak uzmanlık alanımız doğrultusunda takipte talep edilen asıl alacak tutarının hangi kredilerden kaynaklandığının, talep edilen bu tutarın doğruluğunun tespiti olduğu, bu doğrultuda ilk bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı 08.07.2021 tarihli ikinci bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelere katıldığını, ayrıştığı tek noktanın rotatif krediye uygulanacak temerrüt faiz oranı konusunun olduğu,

başka bir deyişle 08.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda rotatif krediye % 22,50 temerrüt faizi talep edilebileceği kannatine varıldığı, iş bu rotatif krediye Kredi Genel Sözleşmesi'nin 19. Maddesine istinaden % 39 uygulanması gerektiği şeklinde kanaat raporu sunulmuştur.

Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafından İstanbul Anadolu 16.icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, bilirkişilerce banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede; taraflar arasında düzenlenen yapılandırma sözleşmesine göre; bankaya olan borcun ödenmesinden doğan yükümlülüğün hiç veya gerektiği gibi yerine getirilmemesi durumunda yürütülen icra takip sürecinin kaldığı yerden devam edeceğinin taahhüt edildiği, davacının kalan taksitleri ödemediği,

tesis edilen ipoteğin davacı adına açılmış ve açılacak tüm kredileri kapsadığı, davacının borçlu olduğu tespit edilmiş olmakla ve davaya konu alacağın likit olduğu anlaşılmakla davanın reddine ve davacının tazminata mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, '' 1-Davanın REDDİNE,Davacının davaya konu 405.000,00 TL'nin %20'si olan 81.000,00 TL kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.

İkame edilen davada alınan 3 ayrı bilirkişi raporuna amacından uzak olması ve yapılmış olan ödemelerin hiç yapılmamışcasına ve düşümleri yapılmadan hesaplanmış olması nedeniyle mahkemenin bunu göz önüne almadığını ve eksik inceleme yaptığını, bilirkişilerin hesaplamasını bizden istemiş olduğu ödeme belgelerinin göz önünde tutmayarak genel hesaplama yaptığını ve bu durumun hesap hatasına neden olduğunu, Bilahare davalı banka tarafından müvekkile gönderilen ihtarname ile;

kullandırılan kredilerden dolayı doğan yükümlülüklerin sözleşmenin ve mevzuatın ilgili hükümlerine uygun olarak yerine getirilmediğinden bahisle sözleşme ve ilgili yasal hükümler gereği kredi hesabının kat edildiğinin ileri sürüldüğünü, akabinde Anadolu 16. İcra Müdürlüğü’nün ... esas ile icra takibine girişildiğini ancak müvekkilinin ilgili bu kredi borçlarına istinaden ilgili borçlara istinaden bankaya toplamda 410.000 TL ödendiğini, bunun hiç göz önüne alınmadığını, Davalı bankanın ödenen meblağların düşümünü yapmayarak haksız fahiş ve kötüniyetli icra takibi yaptığını ve müvekkilini mağdur ettiğini,

akabinde davalı bankanın müvekkil aleyhine Anadolu 16 İcra Müdürlüğü ...

E sayılı icra dosyası ile takip başlattığını, ödemelerin düşümü yapılan haksız ve usulsüz bir şekilde başlatılan icra takibi ile müvekkillerin ticari itibarlarını zedelediğini ve ticari hayatlarını bitirme noktasına getirdiğini, davalı bankanın yapmış olduğu bu işlemlerin hukuka aykırı olup, kötü niyetle yapıldığını, icra tarihinde müvekkillerin borcunun 130.000 TL olarak kaldığını ancak davalı bankanın 594.497.83 TL üzerinden icra takibi yaptığını bu miktarda bir borcu bulunmadığını, davacı müvekkilinin ipotek verdiği gayrımenkul ile borcu fazlasıyla karşıladığını ve müvekkilinin 500.000 TL borçtan sorumlu olduğunu,

ödemeleri yaptığını ve toplamda 130.000-TL borcu kaldığını, başka kredilere dayanarak müvekkiline bu borçtan dolayı takip yapılamayacağını yapılsa dahi borcunun bunun kat kat altında bilirkişi hesaplamalarını genel borç varmış gibi yapmış yapılan ödemeleri dikkate almayarak kümülatif bir yekün çıkardığını, Bilirkişilerin hesaplamasını yaparken ve banka ödeme yapılan dekontları dosyaya sunmadığını yapılan ödemelerin kendileri tarafından bildirilmiş olmasına rağmen bilirkişi tarafından düşülmediğini, faize faiz işletilmiş hesaplamanın yanlış yapıldığını,

ayrıca müvekkil davacının diğer gayrımenkulünün satılmış olup bu rakamların ana borçtan düşülmeden sanki müvekkil hiç ödeme yapmamışcasına müvekkiline tekrardan bu konuda aynı oranda hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu bu nedenle gerek ödemelerin tekarardan ay ay düşümlerinin yapılmasını ve icra takip aşamasınada ve gerekse dava aşamasında olan ödemelerin tam anlamıyla düşümleri yapılmadan hesaplama yapılmış olduğundan tekrardan başka bir bilirkişiler tarafından yapılmadığını, bu yapılmadan mahkemenin red kararı vermesinin hatalı olduğunu,

Son bilirkişi raporu ve önceki raporların hepi şüpheden uzak bir rapor olması gerekirken müphem bir rapor olduğunu, kendilerini aydınlatamadığını, kesin ve kati sonuçlara varamadığınıi yorum ve soyut görüşlere göre beyanlarda bulunarak rapor hazırlandığını, burada aydınlatılması gereken konunun temerrüdü icra takibine konu yaptıklarını, önceki temerrütün gereği olan sözleşmeyi fesih edip müvekkili ile yeni sözleşme yapmayıp tahsilata devam ettiklerini yani geriye dönük o temerrütleri kullanamadıklarını ve haksız tahsilat yapma yoluna giriştiklerini,

bilirkişiler ve mahkemenin net bir kanaate varamadığını bu konu aydınlanmadan mahkemenin red karar vermesinin adil bir sonuca varılmayacağından bu konuda kararın kaldırılarak tekrardan BAM'da incelenmesinin önem arz ettiğini, Bilirkişi raporunda dava dosyasındaki 07.12.2018 tarihli ilk bilirkişi raporunda; asıl alacak tespiti yapılmadığı, takip tarihi itibarı ile talep edilen 416.105,68 TL asıl alacağın olduğu gibi kabul edildiği, ancak bu yöntemin hatalı olduğu, ki bilirkişi olarak uzmanlık alanı doğrultusunda takipte talep edilen asıl alacak tutarının hangi kredilerden kaynaklandığının, talep edilen bu tutarın doğruluğunun tespiti olduğu,

bu doğrultuda ilk bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı kanaatinin mahkemenin takdirinde olduğunu, 08.07.2021 tarihli ikinci bilirkişi raporundaki tespit ve ayrıştıkları tek noktanın rotatif krediye uygulanacak temerrüt faiz oranı konusunun olduğu, başka bir deyişle 08.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda rotatif krediye % 22,50 temerrüt faizi talep edilebileceği kanaatine varıldığını, kendileri tarafından iş bu rotatif krediye Kredi Genel Sözleşmesi’nin 19. Maddesine istinaden % 39 uygulanması gerektiği kanaatine varıldığı, dolayısı ile yapılan hesaplama yöntemi ve tespitler arasındaki farkın buradan kaynaklandığı,

şeklinde beyanda bulunduğunu oysaki bu işlemlerin bankacılık kanunu yönünden incelenmesi gerekirken kendi soyut yorumları ile 2 raporda mutabık kaldığını ve faiz konusunda ise yüzde 22 değil yüzde 38 kullanılaması gerektiğini belirttiğini, bu durumun bile raporu çelişkili hale getirdiğin ve karara esas alınamayacağını, istinaf gerekçelerini daha ayrıntılı ifade edebilmeleri için istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını talep ettiklerini beyanla,

yerel mahkemenin 2017/1098 Esas ve 2022/835 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, veya ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak, dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece Mahkemesine gönderilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin (davalı) tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava; davalı banka tarafından genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davacı aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe konu alacaktan dolayı borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı taraf istinaf sebebi olarak, davacı tarafından davalı bankaya yapılan ödemelerin göz önüne alınmaksızın icra takibi başlatıldığını, Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında da yapılan ödemelerin mahsup edilmediğini ve faize faiz işletilmek suretiyle yanlış hesaplama yapıldığını, davacı tarafından yapılan ödemeler ve diğer gayrimenkulün satılması ile borcun kapandığını, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını ileri sürmüştür.

Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında dava dilekçesi, beyan dilekçeleri ve bilirkişi raporlarına itiraz dilekçeleri ile ileri sürülmüş, bilirkişi ek raporunda ve Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, davacı ile davalı banka arasında 30/12/2011 tarihli 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, söz konusu sözleşme limitinin 28/03/2012 ve 20/12/2012 tarihli limit arttırım sözleşmeleri ile en son 1.250.000,00 TL olarak arttırıldığı, genel kredi sözleşmesi kapsamında davacıya kredili mevduat hesabı, kredi kartı, üç adet taksitli ticari kredi ve rotatif kredi kullandırıldığı, genel kredi borcundan kaynaklanan alacak için icra takibine konu taşınmaz üzerine 500.000,00 TL ana para ve buna ek olarak fer'i alacakları da karşılamak üzere ikinci derecede süresiz ipotek konulduğu,

davacının kredi borcunu ödememesi üzerine bankaca Beyoğlu 20. Noterliği'nin 07/05/2014 tarih ve 7223 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği, hesap katından sonra taraflar arasında yapılan protokole göre kabul edilen borcun ödemesinin ödeme planına bağlandığı, davacı tarafından ödeme planına göre yapılan bir kısım ödemelerden sonra ödemeleri aksatması üzerine bankaca alacağın tahsili için icra takibinin başlatıldığı anlaşılmıştır.

Davacı tarafın istinaf sebebinin aksine bankaca davacı tarafından yapılan tüm ödemeler mahsup edilerek icra takibi başlatıldığı gibi Mahkemece alınan tüm bilirkişi raporlarında da davacının yapmış olduğu tüm ödemelerin mahsup edildiği, davacı tarafından protokolün ihlal edilmesi sebebiyle protokolde yer alan "Ödeme planından veya bankaya olan borcun ödenmesinden doğan yükümlülüklerin hiç veya gerektiği gibi yerine getirilmemesi ve/veya ödeme planında belirtilen taksit tutarlarından ve/veya diğer ödemelerden herhangi birinin hiç ödenmemesi, eksik ödenmesi,

süresinde ödenmemesi durumunda tarafına sağlanan tüm indirim ve kolaylıkların ortadan kalkacağı, bu durumda bankanın hiçbir şekil ve şartla ödeme planında belirtilen toplam tutar kadar alacağını sabitlemiş olmadığı, gayrikabili rücu olarak beyan kabul ve taahhüt eder." hükmü gereğince protokolden önceye kat ihtarında belirtilen duruma dönüldüğü, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu husus ve davacıya kullandırılan altı krediden en yüksek faiz oranlarına sahip olandan başlanmak üzere yapılan tahsilatların mahsup işlemlerinin gerçekleştirildiği gibi mahsubun öncelikle faiz ve fer'ilerinden yapıldığı,

kat tarihinden temerrüt tarihine kadar işlemiş akdi faiz alacağının asıl alacakla kapitalize edilerek hesaplama yapıldığı, bilirkişi raporundaki hesaplamanın usulüne uygun olduğu, bilirkişi raporunda açıklandığı ve görüldüğü üzere ikinci bilirkişi raporundaki hesaplamalara itibar edildiği, sadece rotatif krediye ilişkin uygulanan faiz oranı yönünden ikinci rapordan ayrıldığının açıklandığı ve ayrılma sebebinin açıklandığı, temerrüt faiz oranının sözleşmeye uygun olarak belirlendiği, bunun yanında davacı tarafından hükme esas alınan üçüncü bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde faiz oranına ilişkin açıkça itiraz edilmediği,

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun ve denetime elverişli olduğu ve davacının davalıya borçlu olduğunun tespit edildiği, dava konusu borca ilişkin davacının diğer taşınmazının satıldığı ve borçtan mahsup edilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de yargılama boyunca buna ilişkin somut taşınmaz bilgileri ve belge sunulmadığı anlaşılmakla davacının istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davacı tarafından talep edilen icra takibinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin Mahkemece reddine karar verildiği,

dosya kapsamında icra takibinin durdurulmasına ilişkin başkaca bir ihtiyati tedbir kararı görülmediği ve davacının kötü niyetli olduğu ispat edilememesine rağmen Mahkemece gerekçesi dahi açıklanmadan davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş ise de, davacı vekili tarafından bu hususa ilişkin açıkça istinaf başvurusunda bulunulmadığından ve kötü niyet tazminatına ilişkin karar davalı lehine kesinleştiğinden bu husus kaldırma sebebi yapılmamış ve eleştirilmekle yetinilmiştir.

Sonuç itibariyle; mahkemece verilen davanın reddine dair hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 06/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2023/491, K. 2025/1796, 6 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/491
Karar No
2025/1796
Tarih
6 Kasım 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/494 K.2025/849
  • Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/495 K.2025/854
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2023/495 K.2025/1576
  • İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/496 K.2025/994
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2023/497 K.2025/1797
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2023/498 K.2025/1530

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.