KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Mart 2025
- Dosya no
- 2024/1197 Esas
- Karar no
- 2025/362 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2023/377 Esas- 2024/258 Karar
- Tarih
- 22/03/2024
- Dava
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.950 kelime·10 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacının bir akaryakıt şirketi olduğunu, davalı, davacının eski akaryakıt bayisi olduğunu, davalı davacıya bedeli karşılığında 15 yıl süreli bir intifa hakkı tanıdığını, intifa bedeli ve istasyonun işletmeye hazır hale getirilmesi için gereken masraflar davacı tarafça davalıya peşin ödendiğini, ne var ki intifa hakkı ve bayilik sözleşmesi,
rekabet kurulu kararı ile süresinden önce sona erdiğini, davalı intifanın ve diğer bedellerin işlemeyen sürelerine tekabül eden tutarlarını iade ile mükellef olduğunu, intifa bedeli ve istasyonun işletmeye hazır hale getirilmesi için gereken masraflar davalı tarafından 21.06.2006, 03.10.2006 ve 15.01.2007 tarihli toplam 1.666.490,00 TL + KDV olarak 3 fatura şeklinde davacıya fatura edildiğini ve bu bedeller ödendiğini,
rekabet kurumu 12.03.2009 tarihinde yayınladığı bir duyuru ile 18.09.2010 tarihine kadar enerji piyasasındaki kira/intifa sözleşme sürelerinin 5 yıldan fazla olamayacağına ve bu tarih itibariyle sözleşmelerin 5 yılı aşan kısmının geçersiz olacağına karar verdiğini, böylece taraflar arasında kurulan intifa hakkı bu kararla 21.06.2011 tarihinde hitam olduğunu, tüm ihtarlara rağmen davalı bayilik lisansını iptal ettirdiğini, davacı ile yeni sözleşme imzalanmadığını ve hiçbir bedel iadesi de yapmadığını,
sözleşmelerin sona ermesi nedeniyle davacı tarafından davalı bayiye 15 yıl süre için 2006 yılında ve sonrasında ödenen intifa hakkı/gayri maddi hak bedeli ile istasyona yapılan yatırım bedellerinin davalının sebepsiz zenginleşmesine neden olduğunu, açıklanan nedenlerle şimdilik 25.000,00 TL gayrı maddi hak bedeli/intifa bedeli, yatırım bedeli ile diğer ödemelerin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı taraf ... Aş ile ... Aş'nin birleştiğini beyan etse de, bu birleşme 27/12/2021 yılında/tarihinde gerçekleşmiş olup yine bu tarihe kadar ... AŞ tarafından müvekkile zaman aşımı süresinde açılmış bir dava bulunmadığını, ... AŞ ile yapılan sözleşmenin sona erme tarihi olan 31/05/2011 tarihinden işbu tarihe kadar dahi maksimum süre olan 10 yıllık zaman aşımı süresi de dolmuş olup (12 yılı aşkın süre geçmiş olup) ...
AŞ adına davalı müvekkile karşı zaman aşımı süresi içinde açılmış bir dava olmadığını, sayın mahkemenizde görülmekte olan davadan önce aynı konuda davacının açmış olduğu davada mahkemece açıklanan ve yerinde olan hukuki tespit ve isabetli hukuki gerekçelerle davacının basiretli tacir gibi davranmadığı ve Rekabet kurumu kararını bildiği halde intifa için 5 yıllık süreyi ve kararı aşacak şekilde sözleşme yaptığı ve yine bu sözleşmedeki haklarını ... AŞ'ye devrettiği ve ...
AŞ ile davalı müvekkil arasında yeni bir bayilik sözleşmesi yapıldığı, davacının davalı müvekkil ile sona ermiş olan sözleşme nedeniyle talepte bulunmasının mümkün olmadığını, davacı yan ile müvekkil arasında bayilik ilişkisi bulunmadığından,
husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacı yan 15.06.2011 tarihinde müvekkil firma yetkilisine, lehine olan intifanın bedelsiz kaldırılması için yetki vermiş ve ... lehine olan intifa hakkı sona erdiğini, gayri maddi hak bedeli, bayilere faaliyete katkıda bulunması amacı ile verilen bir bedel olup, sözleşmenin sona ermesi halinde geri istenemeyeceğini, gayri maddi hak bedeli ve intifa bedeli adı altında yapılmış bir ödeme olmadığını, dekontlarda da bu yönde açıklama olmadığını, taraflar arasında akdedilen tüm sözleşmelerde, hiçbir yerde intifa bedelinden bahsedilmediğini,
yatırım bedelleri ve gayri maddi hak bedelleri bayilere yapılan bila bedelli destekleme bedeli niteliğinde olduğundan zaten iadeye de tabi olmadığını, kaldı ki davacı bayilik sonlandığında yatırım yaptığı malzemelerini aynen iade aldığını, buna dair belge ve tüm evraklar İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1713 E sayılı dosyasında mübrez olduğunu, 31.05.2006 tarihinde yapılan sözleşmenin en fazla 5 yıllık süre için geçerli olacağı, basiretli bir tacir olan davacı ... tarafından bilinen durum olduğunu, Bayilik Sözleşmesi, ...'in talebi ve onayı ile 22.07.2009 tarihli Bayilik Sözleşmesi Feshi protokolü ile feshedildiğinden;
bu fesih işleminden sonra, yine davacı tarafça, Beyoğlu ... Noterliğinin 26.05.2011 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ikinci kez fesih edildiğinden; devamla yine davacı tarafça Beyoğlu ...
Noterliğinin 15.06.2011 tarih ve ... yevmi numaralı ihtarname ve eki niteliğinde olan aynı noterliğin aynı tarihli ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Vekaletnamesi ile müvekkil firma yetkilisine intifanın bedelsiz terkinine dair yetki verildiğinden; devamla Ticari teamül gereği, gayri maddi hak bedelinin; bayilere faaliyete katkıda bulunması amacı ile verilen bir bedel olduğundan ve bu bedelin sözleşmenin sona ermesi halinde(davacı tarafça) geri istenemeyeceğinden;
tapu kaydında intifa bedelinin 301.000 TL olarak resmi senette yazılı olduğundan ve bu intifa hakkının dahi davacının talebi ve verdiği yetki ile tapudan bedelsiz olarak terkin edildiğinden ve yukarıda yapmış olduğumuz tüm açıklamalar çerçevesinde davacının tüm talepleri yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 22/03/2024 tarih ve 2023/377 Esas- 2024/258 Karar sayılı kararında. "Dava, bayilik sözleşmesinin ve buna bağlı olarak tesis edilen intifa hakkının, Yasanın emredici hükümleri ve Rekabet Kurulu kararı uyarınca, sözleşmede kararlaştırılan süreden önce sona ermesi nedeniyle, sözleşmesinin geçersiz hale gelen kısmı için sözleşme kapsamında yapılan yatırım harcama bedellerinin tahsili istemiyle sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre açılmış alacak davasıdır.
Taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi 31.05.2006 tarihli olup, sözleşme süresi beş yıldır. İntifa hakkı ise 21.06.2006 tarihinde tesis edilmiş, 301.000 TL bedel takdir edilip 15 yıl süre kararlaştırılmıştır. 22.07.2009 tarihli “bayilik sözleşmesi feshi” başlıklı protokol ile karşılıklı rızaya dayalı olarak, bayilik sözleşmesi davacı ile davalı arasında sona erdirilmiş ve davacı firmanın onayıyla, davalı ile ...
Şirketi arasında 20.07.2009 tarihli sözleşme akdedildiği görülmüştür. 6098 sayılı Borçlar Kanunun 158. Maddesindeki yerini bulan hükme göre. "Dava veya def'i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması sebebiyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.” şeklinde yasal düzenleme bulunmaktadır.
Somut olayda; bayilik sözleşmelerinin süresinin 2002/2 sayılı tebliğ hükümlerin göre en fazla 5 yıl olabileceği 2002 yılından beri düzenlenmiş olan bir konu olup sözleşmenin imzalandığı tarihteki mevzuata göre sözleşmenin ve intifanın beş yılı aşamayacağını davacı bilecek durumdadır. Ayrıca davacı tarafça Beyoğlu ...
Noterliğinin 15.06.2011 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ve eki niteliğinde olan aynı noterliğin aynı tarihli ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Vekaletnamesi ile davalı firma yetkilisine intifanın bedelsiz terkinine dair yetki verildiği ve taşınmaz üzerindeki intifanın davacının kendi talebi üzerine bedelsiz olarak terkin edildiğinden davacı taşınmaza yaptığı yatırım bedellerini ve İntifa bedeli olarak ödenen parayı talep edemeyecektir.
Yine taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi, tarafların karşılıklı anlaşmasıyla 22.07.2009 tarihinde feshedilmiş ve ... A.Ş.'ye devredilmiştir. Davalı ile ... A.Ş.arasında 20.07.2009 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığı anlaşılmaktadır.
Bunun sonucunda davacıyla davalı arasındaki sözleşme ilişkisi sona ermiş olup dosya kapsamında davacı ve dava dışı ... şirketi 27.12.2021 yılında birleştiği ve İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/277 esas sayılı dosyasında kararın temyiz edilerek Yargıtay 11 hukuk dairesinin 2021/5118 esas sayede ilanıyla kararını düzeltilerek onandığı ve kararı 06.12.2022 tarihinde kesinleşmiş olduğu, iş bu davanın 19.06.2023 tarihinde açıldığından TBK 158 gereği 60 günlük süreninde dolmuş olduğu ( dosyaya davacı tarafından sunulan arabuluculuk başvuru tarihi 10/04/2023 tarihi olup 60 günlük süre 04.02.2023 tarihinde dolmuştur.
İlk arabuluculuk görüşmesinin 27/01/2023 tarihinde başladığı ve 10/03/2023 tarihinde sonladığı halde ise 60 günlük süre 19/03/2023 tarihinde dolmuştur.) görülmüş olup davalı tarafından da zamanaşımı defi öne sürüldüğünden süresi içerisinde açılan bir davanın da bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir..."gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından verilen kararın hatalı olduğunu, davalının müvekkiline 2016-2021 yılları arasını kapsayan bir intifa hakkı vermesi karşılığında müvekkilin 15 yıl için intifa bedelini peşin ödediğini, ancak Rekabet Kurulu kararı ile bu sürenin 5 yıla indirildiğini ve müvekkilin işlemeyen 10 yıllık bedelin iadesini talep ettiğini, ancak bu talebin "intifanın bedelsiz terkin edildiği" gerekçesi ile reddedildiğini, mahkemenin kararında, Rekabet Kurulu’nun söz konusu kararının 2002 tarihli olduğunu belirtmesinin de hatalı olduğunu,
çünkü ilgili kararın 12.03.2009 tarihinde alındığını ve intifa ile kira gibi hakların 2009’dan önce 5 yıl ile sınırlı olmadığını, müvekkilinin 2006 yılında davalıdan intifa hakkı aldığı sırada böyle bir kısıtlamadan haberdar olmadığını, bu nedenle 15 yıllık bedelin peşin ödendiğini, dolayısıyla 10 yıllık kısmın iadesinin gerektiğini, ayrıca, müvekkilinin bedelsiz terkin iradesinin bulunmadığını ve Tapu Dairelerinde tarafların beyanlarının hatalı yazılabileceğini, Zamanaşımı iddiasının da hatalı olduğunu ifade ederek,
ilk davanın intifa hakkı terkin edilmeden açılması nedeniyle verilen red kararına dayandırılan bu tespitin isabetsiz olduğunu, zira dava açmanın zamanaşımını kestiğini, ilk davanın 2011 yılında açıldığını ve nihai Yargıtay kararının 06.12.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, mevcut davanın en olumsuz ihtimalle 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, bu sürenin de 06.12.2024 tarihinde dolacağını ve davanın 19.06.2023 tarihinde açıldığını, dolayısıyla zamanaşımının söz konusu olmadığını, ayrıca, ipotekle temin edilmiş alacaklar için zamanaşımının işlemeyeceğini,
müvekkilinin davalıdan aldığı 2.000.000 TL tutarındaki ipotekle temin edilen alacaklara ilişkin olarak Türk Medeni Kanunu’nun 464. maddesine atıfta bulunarak, bu alacaklar için zamanaşımının işlemeyeceğini beyanla, yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, kararın ortadan kaldırılarak davanın kabulüne ve tüm yargılama giderlerinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi ve davacının intifa hakkının Rekabet Kurulu kararı ile süresinden önce sona ermesi sebebiyle gayri maddi hak bedeli/intifa bedeli ve yatırım bedelinin sözleşmenin işlemeyen süresine tekabül eden kısmının davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.
Yine 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerinin, incelenen maddi ve hukuki olayın özünün, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi ve kararın sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir.
Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Gerekçenin bu ilkeler gözetilmeksizin oluşturulması açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, istinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekmektedir.
Mahkemece gerekçeli kararda zamanaşımı düzenlenmesine ilişkin 6098 sayılı TBK'nın 158. maddesi belirtildikten sonraki paragrafta davanın esasına girilerek intifanın davacının kendi talebi üzerine bedelsiz olarak terkin edildiği gerekçesi ile davacının davacının yatırım bedelini ve intifa bedelini talep edemeyeceği, devamında taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin tarafların karşılıklı anlaşması ile feshedildiği ve ...
A.Ş.'ye devredildiği, davalı ile dava dışı bu kişi arasında 20/07/2009 tarihli bayilik sözleşmesi akdedildiği, davacı ile davalı arasında sözleşme ilişkinin sona erdiği, davacı ile ... A.Ş.'nin birleştiği belirtildikten sonra davanın zamanaşımı süresinde de açılmadığı gerekçesi ile birden çok sebep gösterilmek suretiyle tereddüt yaratacak şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece hangi sebeple davanın reddine karar verildiğinin tereddüte mahal vermeyecek şekilde esastan mı, aktif husumet ehliyetinden mi yoksa zamanaşımı sebebiyle mi reddine karar verildiği açıklanması, bunlardan biri gerekçe gösterilmek suretiyle karar verilmesi halinde diğer gerekçeler ile karar verilemeyeceği ve HMK'nın 142 maddesi gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerekmesine rağmen aynı anda tüm bu hukuki sebeplere dayanılarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, karar denetlenemediğinden davacı vekilinin istinafı usulen kabul edilmiştir.
Sonuç itibariyle, davacının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 297 ve 355 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine, kaldırma sebebine göre davacının istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/1197, K. 2025/362, 6 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama