KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/1554 Esas
- Karar no
- 2024/1629 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2024/784 D.İş- 2024/784 Karar
- Tarihi
- 25/07/2024
- Talep
- İHTİYATİ TEDBİR
Karar Metni
2.378 kelime·12 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
İhtiyati tedbir talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıya ürün teslimi karşılığı verilen talep konusu çeklere ilişkin ürünlerin teslim edilmediğini ve çeklerin bedelsiz kaldığını, bu sebeple ihtiyati tedbir kararının öncelikle teminatsız kabulüne, mahkeme aksi kanaatte ise en düşük hadden teminat ile "..." ve "..." seri numaralı çeklerin ödemeden yasaklatılmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 25/07/2024 tarih ve 2024/784 D.İş- 2024/784 Karar sayılı kararında. "Bilindiği üzere ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389/1. maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir.
Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.
Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.Kural olarak bir davada tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaların ispatı için tahkikat yapılması ve delillerin toplanması gerekir.
Hakim tüm delilleri inceleyip değerlendikten ve tam bir karara ulaştıktan sonra nihai kararını verir. Bu husus asıl davanın kabulü için geçerli olup, bu nedenle tam ispat aranır. İhtiyati tedbirlerde ise tam değil yaklaşık ispat yeterli olacağı 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesinde düzenlenmiştir. Değişik ifade ile ihtiyati tedbire karar verebilmek için iddia olunan vakıanın subutu yönünde gerçeğe yakın bir ispatın olması yeterlidir.
Salt iddia ile ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği açıktır. Uyuşmazlık konusu olmayan bir hususta ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği bilinen bir husustur.Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İhtiyati tedbir 6100 sayılı HMK'nın 389.maddesinde ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Kambiyo hukuku yönünden çekin serbest dolaşım ilkesinin hakim olması, çeklerin bedelsizliği iddiasına yönelik dosyada yeterli bilgi ve belge bulunmaması, tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralların bulunmaması sebepleriyle şartları oluşmayan talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''1-Davacının tedbir talebinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının bozulmadığı takdirde müvekkili aleyhine geri dönülemez zararlar ortaya çıkacağını, ret kararının gerekçesinde tedbir talebinin değerlendirilmesinde tam değil yaklaşık ispat gerektiği ve ispatın belgelerle desteklenmesi gerektiğinin yazıldığını, fakat dosyada yaklaşık ispatın vaki olmadığının değerlendirildiğini, oysa dosyada, çekin kullanılmak üzere olduğunu, hamillerin findeks sorguları yaptığının dahi ispatlandığını, çekin bedelsizliği yaklaşık ispatının da aşan şekilde ortaya konduğunu ve tüm hususların oldukça ciddi delillerle desteklendiğini,
bu halde, ödemeden yasaklılık tedbiri uygulanmasının, menfi tespit davasından verilecek karar ile birlikte de haklı olup olmadıklarının tam ispatının sağlanabileceğini, bu nedenle verilen kararın hatalı ve bozulması gerektiğini,Değişik iş talep dilekçesinde çek bedelsizliği nedeniyle ikame edilecek menfi tespit davasından önce (arabuluculuk başvurusu yapılmış olup beklenmektedir,) çeklere HMK ve İİK gereği tedbiren ödemeden men veyahut bir başka ifade ile ödemeden yasaklanması talebi sunulduğunu ve talep tahtında, teminatsız karar verilmesini,
bununla birlikte mahkemenin aksi kanaat taşıması halinde teminat ödenmesi için karar verilmesini ve muhtıra oluşturulmasını talep ettiklerini, Mahkemenin takdir ve tespit edeceği üzere, çekte bedelsizlik, temel borç ilişkisinde edim olarak ödeme aracı olan çek verilmesine rağmen karşı edimin yerine getirilmemesi nedeniyle çekin “bedelsiz” kalması hali olduğunu, örneğin, 50 adet buzdolabının alım satımı konusunda bir anlaşmaya varılması üzerine,
buzdolaplarının bedelini çek olarak ödeyen borçluya buzdolaplarının teslim edilmemesi halinde, alacaklıya ödeme olarak verilen çekin bedelsiz kalmış olacağnı, çekte bedelsizlik durumunda, çeki edim olarak veren borçlunun menfi tespit davası açarak borçlu olmadığının tespitini talep edebileceğini, Çekin, TTK’da özel olarak düzenlenmiş olan ve kambiyo senedi olarak ifade edilen bir kıymetli evrak olduğunu, kambiyo senetlerinin diğer kıymetli evraklardan ayrılan kendine özgü özellikleri bulunduğunu, bunlardan mücerretlik (soyutluk) ilkesinin,
çek hukukunda bedelsizlik kavramının anlaşılabilmesi için öncelikli olarak ele alınması gereken bir konu olduğunu, bu sebeple öncelikli olarak mücerretlik ilkesini açıklamakta yarar olduğunu beyanla;''Mücerretlik İlkesi: Soyut senetler, başka bir deyişle sebepten mücerret senetler, bir temel ilişkiye dayanmayan senetler değildir; bunlar da belirli bir sebebe dayanır.
Fakat senet ile temel ilişki arasında bir bağ kurulmadığından, senede bakılarak alt ilişki saptanamaz(BAHTİYAR, Mehmet. Kıymetli Evrak Hukuku, Beta Yayınları, 14. Baskı, 2016, İstanbul, s.8.). Temel borç ilişkisi senet metninde yer almamaktadır. Her ne kadar kambiyo senetleri mücerret olsalar da, yaratılmaları “illi” bir ilişkiye, senedi düzenleyen ile senet lehtarı arasındaki temel ilişkiye dayanmaktadır.
Taraflar, aralarındaki bu hukuki ilişki sebebiyle kambiyo senedi düzenleyerek bir gayeye ulaşmak isterler. Bu gaye, kambiyo senedinin yaratılmasının hukuki sebebini oluşturur (SOYDAL ÇINAR, Tuğçe. Kambiyo Senetlerinde Bedelsizlik, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2019, İstanbul, s.16-17). Dolayısıyla da senet metninde yer almasa da senedi düzenleyen ile lehtar arasında senedi meydana getiren temel bir borç ilişkisi bulunmaktadır.
Bu temel ilişkinin senet metninde yer almaması kıymetli evrak hukukunda “mücerretlik/soyutluk ilkesi olarak ifade edilmektedir.'' şeklinde açıklamıştır.Kambiyo Senetlerinde İhdasilik: Kambiyo senetlerinde ihdasilik ile anlatılmak istenenin kambiyo senetlerinin aynı zamanda kurucu nitelikte olmaları olduğunu, ''Bedelsiz çek kavramı ya da çekte bedelsizlik kavramı, kanunî bir kavram olmayıp, uygulamada ve özellikle Yargıtay kararlarıyla oluşmuş bir kavramdır.
Bu kavram ile temel borç ilişkisindeki karşı edimin yerine getirilmediği ifade edilmektedir. Karşı edimin yerine getirilmemesi nedeniyle çek de bedelsiz hale gelmektedir (AYLİ, Ali/ ÜÇER, Mehmet. “Çekte Bedelsizlik İddiası ve Açılabilecek Dava”, DÜHFD, Cilt: 23, Sayı: 39, Yıl: 2018, s.422.). Bedel, sözlük anlamı ile semen; ivaz; karşılık; bir malın, hizmetin veya hakkın karşılığı olarak verilen para, verilen mal, yapılan hizmet veya bırakılan hak anlamlarına gelmektedir.
Kambiyo hukuku açısından değerlendirme yapılacak olursa, doktrinde de belirtildiği üzere bedel, senedi alanın senet karşılığında yerine getirdiği veya getireceği edim olarak tanımlanabilir Çekte bedelsizlik kavramı kanunlarımızda geçen bir kavram olmayıp içtihadidir.
Bu sebeple burada bedel kavramını “karşılık kavramı” ile karıştırmamak gerekir (Zaman zaman Yargıtay kararlarında ve doktrinde kambiyo senetlerinde bedelsizliğe işaret etmek adına karşılıksız kavramının kullanıldığı görülmektedir. Fakat belirttiğimiz üzere “karşılık/karşılıksız” kavramı farklı anlamlarda kullanılabildiğinden, “bedel/bedelsiz” kavramı ile poliçe ve çek hukukunda kullanılan “karşılık/karşılıksız” kavramı birbiri ile karıştırılmamalıdır/ SOYDAL ÇINAR, s.36.).
Çekin karşılığından kasıt, çek ile havale edilecek tutarının hiç veya bir kısmının düzenleyenin muhatap banka nezdindeki hesabında bulunmamasıdır. Oysa “bedel” kavramı ile karşılık değil temel borç ilişkisindeki edim kastedilmektedir.
Burada bedel, senedi alan kişinin senet karşılığında yerine getirdiği veya getireceği edim anlamında kullanılmaktadır.''Kambiyo senedinin bedelsizliğinin tespitinde incelenecek olanın, temel alacağın varlığı olduğunu, temel alacak ortadan kalkmış ise geçerli olarak doğmamış veya hiç mevcut olmamış ise kambiyo senedinin bedelsiz olacağını, çekte bedelsizlik olarak ifade edilen duruma yola açan, senedin oluşturulmasını sağlayan temel ilişki olduğunu, Tedbir talebine konu somut uyuşmazlıkta da müvekkilinin, davalıdan "PVD Kaplama Cam Alımı" işi için yaptıkları anlaşma gereği,
27.05.2024 tarihinde kendilerine 100.000,00-TL tutarında ödeme gerçekleştirdiğini, (Ek-1 İlgili Dekont) ve anlaşmanın bakiye tutarına karşılık gelecek şekilde, 30.08.
2024 tarihli ..." seri numaralı ve 200.000,00-TL bedelli çeki ve 30.09.2024 tarihli "..." seri numaralı çeki teslim ettiğini (Ek-2&3 İlgili Çekler) ve bunun karşılığında ödenecek fatura/makbuz düzenlenmesini sonrasında ise anlaşılan alım/satım/hizmetin yerine getirilmesini talep ettiğini, bu süreçte davalının müvekkilini aylarca oyaladığını ve neticesinde, müvekkili ile eşi 16.07.2024 tarihinde davalı şirket yetkilileri ile görüşmek üzere ziyarette bulunduklarını, bu ziyaretin amacının, halen düzenlenmemiş faturanın düzenletilmesinin ve malların tesliminin aksi halde çeklerin geri verilmesi ve ödenen bedelin iadesinin maksatlı olduğunu,
işin konusunu oluşturan alım satımın ise, cam ve züccaciye işleri ile iştigal eden müvekkilinin 500.000,00-TL bedel karşılığında, davalıdan "875 Set/110 Koli & Kahve Yanığı Bardakların PVD Kaplamasını" gerçekleştirmesi olduğunu, ekte sunulan yazışmaların, bu alım satımı, ödenen tutarı ve çeklerin ne amaçla verildiğini ortaya koyduğunu;(Ek-4 İlgili Yazışmalar)Fakat, davalıların ticareten üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmedikleri gibi müvekkili ve yanındaki hamile olan eşine darp, cebir ve silahlı yaralama eylemlerinde bulunarak,
çekleri geri vermeyeceklerini kötü niyetli olarak ilan ettiklerini, malları da teslim etmediklerini, bu konuyla ilgili düzenlenen Şikayetçi İfade Tutanaklarını (Ek-5 Şikayetçi İfade Tutanakları) da ibraz ettiklerini, bu halde ilk ödenen 100.000-TL 'nin de hukuken bir sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğinden davalı aleyhine ...
Sayılı dosyasından takip başlatıldığını, bu halde açıklanan beyanlar tahtında, davalı ile davacı müvekkili arasında bir ticari işten (alım-satım) kaynaklı bir ilişki kurulduğunu, bu ilişkide müvekkiline toplam 500.000,00-TL ödeme yapma borcu, karşı tarafa ise PVD Kaplama Cam teslimi borcu doğduğunu, müvekkilinin ilk 100.000,00-TL'yi ödediğini, bakiye tutar için ise çekler verdiğini, davalı tarafın ise fatura düzenlemek dahil üzerine düşen hiçbir yükümlülüğü yerine getirmediğini, üstüne üstlük müvekkiline ve hamile olan eşine saldırdığını,
ticari ilişki fesholduğu itibariyle ödenen kısım için sebepsiz zenginleşme ve ödenmeyen fakat çek ile ödenecek kısım için menfi tespit davası açmadan önce çekin ödenme yasağı talep etme zarureti doğduğunu,Uygulamada sıkça karşılaşılan ve bu sebeple de yargı kararlarıyla geliştirilen bedelsizlik kavramının söz konusu olduğunu ve somut uyuşmazlığa birebir uyan halin temel borç ilişkisindeki edimin hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemesi olduğunu, temel borç ilişkisindeki karşılıklı edimlerin hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda ne yapılabileceğinin ise TBK’da ve TKHK’da yer aldığını;
karşı edimin hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesi durumunda, senet borçlusu (temel borç ilişkisinde karşı edimin alacaklısı) somut olayın koşullarına göre ya TBK m. 125/2 uyarınca sözleşmeden dönebilecek, ya da karşı borçlunun eksik ve/veya ayıplı ifası nedeniyle (TBK m. 227/1, 305, 307, 475 ve TKHK m. 11/1 uyarınca) sahip olduğu seçimlik hakları (sözleşmeden dönme veya bedelden indirim yapılmasını talep hakkını) kullanabilecektir (EREN, Fikret.
Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yetkin Yayınları, Ankara, 2016, 20. Baskı, s. 1289). somut olayda da müvekkilinin 16.07.2024 tarihinde borçluların edimini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmeden döndüklerini kendilerine ilettiğini bunun üzerine ağır fiziksel ve silahlı saldırıya uğradıklarından oldukça zor durumda kaldığını,Gerçekleşen olayı takiben, müvekkilinin telefonuna gelen mesajlardan anlaşılacağı üzere kötü niyetli davalı şirket yetkilisi Tevfik Belliki'nin çekle ilgili işlem gerçekleştirme hazırlığında olup (Ek-6 Findeks Mobil Mesajları), bu nedenle arabuluculuk süreci tamamlandıktan sonra açılacak davanın İİK 72/1.
Ve HMK 389.
Maddeleri uyarınca, doğrudan bir menfi tespit davası olmakla birlikte, muhatap banka tarafından çek bedelinin lehtara ödenmesini önleme hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini vaki yüksek hukuki yarar nedeniyle talep ettiklerini, Çek borçlusunun, kambiyo taahhüdünün bedelsiz kaldığını dolayısıyla kendisinin de çek alacaklısına borcunun sona ermiş olduğunun tespitini yaptırabileceğini, bunu sağlamaya yönelik genel hükümlere göre açılacak davanın menfit tespit davası olacak olup, bu davanın değişik işle tedbir talepli olduğunu, bu dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti halinde,
davacı hakkında bir icra takibi başlatılmasının engellenmiş olacağını, bu dava ile çekte borçlu olarak yer alan kişiler maddi hukuka göre borçlu olmadıklarının tespitini sağlayarak çek bedelini ödemekten kurtulmayı amaçladıklarını, çünkü temel ilişki geçersiz bile olsa kambiyo taahhüdü varlığını koruduğunu, bunun sebebinin ise yukarıda açıklanan mücerretlik ilkesi olduğunu, bu ilke gereği kambiyo senedinde temel ilişkinin varlığının anlaşılmadığını, bu sebeple temel ilişkinin geçersizliği halinde menfi tespit davası açıldığını, bunun yasal dayanağının ise sebepsiz zenginleşme ve somut davada edimin ifa edilmemesi olduğunu,
çünkü temel ilişkideki sakatlık dolayısıyla bu ilişkideki edimin yerine getirilmediğini, çek bedelinin ödenmesi halinde çek alacaklısının sebepsiz olarak zenginleşeceğini, bu nedenle öncelikle tedbir talebi ve çeke ödeme yasağı getirilmesini sonrasında ise davanın kabulü gerekirken ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu ve bozmayı gerektirir nitelikte olduğunu beyanla.
Çekte bedelsizlik nedeniyle öncelikle ihtiyati tedbir talebinin teminatsız kabulü ile (aksi halde en düşük hadden teminat ile) "..." ve "..." seri numaralı çeklerin ödemeden yasaklatılması talebinin reddinin bozulmasını/ kaldırılmasını, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; talebe konu çeklerin talepte gösterilmeyen lehtar ..
Şti. tarafından kendilerine teslim edilecek ürünler karşılığında verildiği, ancak ürünlerin teslim edilmediği ve çeklerin bedelsiz kaldığı iddiası ile çeklere yönelik ödeme yasağı ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
HMK'nın 389. maddesi uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Aynı kanunun 390 maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Somu talepte; ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından talep konusu çeklerin talepte taraf olarak dahi gösterilmeyen lehtar ...
Şti. tarafından kendilerine teslim edilecek ürünler karşılığında verildiği, ancak ürünlerin teslim edilmediğini ve çeklerin bedelsiz kaldığını, bu sebeple çeklere yönelik ödeme yasağı ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep etmiş, çek görüntüleri, ihtiyati tedbir talep eden şirket yetkililerinin lehtar yetkilileri tarafından darp edildiği iddiasına ilişkin şikayet ifade tutanakları ve nakit para gönderildiğine ilişkin banka dekontu, kime ait olduğu bu aşamada sabit olmayan whatsapp yazışmaları sunulmuştur.
Ancak söz konusu belgeler bu aşamada çeklerin ürün karşılığı verilip verilmediğini, ürünlerin teslim edilip edilmediğini ve talep eden iddialarını yaklaşık olarak ispatlar nitelikte olmayıp, aleyhine tedbir talep edilenin dahi taraf olarak gösterilmediği iş bu talepte sebepten mücerret olan çeklerin tedavülüne engel olacak şekilde ödeme yasağı kararı verilmesi yasal olarak mümkün olmadığından Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle talep dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre,
Mahkeme ara kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/1554, K. 2024/1629, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama