KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2025
- Dosya no
- 2025/1026 Esas
- Karar no
- 2025/1035 Karar
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas no
- 2025/334 Esas (Derdest Dava Dosyası
- Ara karar tarihi
- 18/04/2025
- Dava
- Ticari Şirket (Fesih İstemli
- Dava tarihi
- 17/04/2025
Karar Metni
2.138 kelime·11 dk okuma·3 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ve başkanı olan ... hakkında yüz kızartıcı suçlardan soruşturma yürütülmekte olup, ...
Üniversitesi iç denetim raporunda da üniversitede birçok usulsüzlük ve yolsuzluk yapıldığının tespit edildiğini, bu bakımdan hakkında soruşturma yürütülen davalı şirket yönetim kurulu üyesi ve başkanının halihazırda şirket adına işlem yapmasının şirketin varlığını ve paydaşların haklarını tehlikeye düşürdüğünü, davalı şirketin kötü yönetilmesi,
yönetim kurulu üyelerinin şirket paydaşlarının hilafına olacak şekilde şirketi kendi menfaatleri doğrultusunda yönetmeleri, ve TTK hükümlerince güvence altına alınmış şirket menfaati ile dürüstlük kuralı gereğince, davalı şirket yönetim kuruluna kayyım atanması gerektiğini ileri sürerek davalı şirket yönetiminine işbu huzurdaki dava süresince tedbiren kayyım atanmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN ARA KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 18/04/2025 tarihli, 2025/334 Esas sayılı ara kararında; ".......Davacının, davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ve başkanı olan ... hakkında yüz kızartıcı suçlardan soruşturma yürütüldüğü, ...
Üniversitesi iç denetim raporuyla üniversitede birçok usulsüzlük ve yolsuzluk yapıldığının tespit edildiği bu bakımdan hakkında soruşturma yürütülen davalı şirket yönetim kurulu üyesi ve başkanının halihazırda şirket adına işlem yapmasının şirketin varlığını ve paydaşların haklarını tehlikeye düşürdüğü gibi sebeplerle ihtiyati tedbir yoluyla davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talep edilmiş olmakla birlikte, iddianın ileri sürülüş biçimine göre eldeki istem yönünden,
bu aşamada yaklaşık ispat şartı gerçekleşmediğinden ve hali hazırda davalı şirkette yönetim boşluğu da bulunmadığından yönetim kayyımı atanmasının koşulları oluşmadığı kanaatiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, ''1.Davacının, davalı şirkete yönetim kayyım atanması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/334 E. sayılı dosyasında tesis edilen 18.04.2025 tarihli ara kararda kayyım atanması yönündeki ihtiyati tedbir taleplerinin reddi yönünde ara karar kurulduğunu, TTK m. 531’de “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri,
şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler.'' şeklinde düzenleme ile anonim şirketlerde haklı sebeplerin varlığı halinde sermayenin en az onda birini temsil eden pay sahiplerinin şirketin feshine karar verilmesini talep edebileceklerinin ifade edildiğini, hangi hallerin haklı sebep teşkil edeceği hususunda madde metninde açıkça bir düzenlemeye yer verilmediğini, bu hususun öğretiye ve yargı kararlarına bırakıldığını, bununla birlikte madde gerekçesinde İsviçre öğretisinde haklı sebepler olarak kabul edilen,
genel kurulun birçok kez kanuna aykırı şekilde toplantıya çağrılmaması, azlık hakları ile bireysel hakların sürekli ihlâli, bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin devamlı zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli bir şekilde azalması gibi hallerin haklı sebeplere örnek teşkil edebileceğinin belirtildiğini, öğretide de anonim şirketin feshini gerektiren haklı sebep kavramının çeşitli şekillerde tanımlandığını, öğretide bir görüşe göre haklı sebebin “pay sahibinin hak veya menfaatlerini sürekli olarak,
ağır ve ciddi şekilde ihlal eden ve dürüstlük kuralı gereğince davacı pay sahibi yönünden ortaklığa devamı çekilmez kılan karar, işlem ve davranışlar” şeklinde tanımladığını, yine öğretideki genel bir tanımlamaya göre “azınlığın hakkaniyete uygun ve objektif olarak ortaklığın devam etmesinden umduğu faydaları ortadan kaldıran ve ortaklığın devamını çekilmez hale getiren olgular haklı sebep olarak ifade edilebilir” denildiğini, diğer bir tanıma göre ise bir anonim şirkette çoğunluğun gücünü kötüye kullanması, ortaklık amacının tehlikeye düşmesi,
önemli şekilde güçleşmesi veya imkânsız hale gelmesi ile şirketin devamının nesnel olarak çekilmez hale gelmesi kıstaslarından birinin somut olayda gerçekleşmesi ile anonim şirketin haklı sebeple feshinin mümkün olabileceğinin ve pay sahiplerinin ve şirketin çıkarlarının da belirleyici nitelik taşıdığının belirtildiğini, Somut olay bakımından ise, müvekkilin genel kurula katılma hakkı, oy hakkı, bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiğini, müvekkilin genel kurul toplantısına katılımının kötüniyetli biçimde engellendiğini ve müvekkilin yokluğunda kararlar alındığını, ayrıca yine müvekkilin davalı şirkete ait finansal tabloları,
şirket bilançosunu ve gelir tablosunu incelemesine de müsaade edilmediğini, müvekkilin yasadan doğan haklarının ihlal edildiğini, zira davalı şirket yetkililerinin dürüstlük kurallarına aykırı hareket ettiklerini, müvekkile karşı kişisel husumet beslemeleri nedeniyle müvekkilin hamiline yazılı hisse senetlerinden kaynaklı haklarını kullanmasını kötüniyetli olarak engellediklerini, davalı şirket tarafından bastırılan ve müvekkilin dava dışı ...'dan devraldığı hisse senetleri ve payların, davalı şirket tarafından MKK'ye bildirilmediğini ve HPKS sistemine de kaydedilmediğini,
müvekkilin devraldığı paylar daha önceki hamil ... tarafından HPKS (Hamiline Pay Kayıt Sistemi) sistemine kaydedilmediği için, müvekkilin söz konusu payların doğrudan HPKS sistemine kaydedilmesi için başvuru yapmasının ne yazık ki mümkün olmadığını, Ayrıca davalı ..., Beşiktaş ... Noterliği'nin ...
Yevmiye numaralı, 20.05.2015 Tarihli vakıf senedi ile kurulan Engelsiz Eğitim Vakfı'nın (ENEV) kurucuları arasında yer aldığını, Engelsiz Eğitim Vakfı kurulduktan sonra bu vakfa bağlı olarak kuruluş çalışmaları tamamlanan ... Üniversitesi'nin 2017 – 2018 akademik yılı başında eğitim - öğretim faaliyetlerine başladığını, vakfın ilk önemli projesi olarak hayata geçtiğini, bununla birlikte yukarıda bahsi geçen, ...
Üniversitesine ilişkin 2019-2020-2021-2022 dönemleriyle ilgili haricen yapılan denetleme neticesinde tanzim edilen iç denetim raporunda.
2020, 2021 ve 2022 yıllarında toplamda 24 adet ihaleye konu ''Kağıthane Yerleşkesi Genel Yapım ve Onarım İşleri'', ''Kağıthane Yerleşkesi Mobilya Alımı'' ve ''260 adet bilgisayar alımı (masa üstü+diz üstü) adı altında çok yüksek meblağlı ve şüpheli bir takım ihalelerin gerçekleştirildiğini, üniversitenin Taksim yerleşkesinde birçok teknolojik araç ve gerecin (bilgisayar, ipad, projeksiyon, kasa, monitör vs.) bilgi işlem deposunda atıl durumda olduğu, bazılarının ise yapılan sayımda eksik olduğu, ayrıca üniversiteden bir takım şüpheli para çıkışlarının gerçekleştirildiği,
akademik kadroda bulunan ancak ders vermeyen bazı öğretim üyelerine ve personellere maaş ödendiği ve ödenen maaşların kurucu vakfa bağış adı altında kurulan şirketler aracılığıyla aktarıldığı vs. birçok yolsuzluk ve usulsüzlük tespit edildiğini, bilahare ... Üniversitesi ve ...
Vakfı yönetici ve idari kadrosundaki kişiler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/246063 Sor. sayılı dosyası ile ''Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve örgüt üyeliği ve örgüte yardım, Görevi Kötüye Kullanma, Zincirleme şekilde Zimmet, Zincirleme şekilde Belgede Sahtecilik, Tefecilik, Vergi Kaçakçılığı (VUK - 359) İhaleye Fesat Karıştırma, Güveni Kötüye Kullanma'' suçlarından soruşturma başlatılmış olduğunu, soruşturmanın halihazırda devam ettiğini, davalı ...
Hizmetleri A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi ve yönetim kurulu başkanı olan ... ve davalı şirket yetkililerinin de soruşturma dosyasında şüpheli konumunda olduğunu,Bununla birlikte davalı şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ve ... Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı olan dava dışı ... ve diğer şüpheliler hakkında yürütülen soruşturma dosyasında yer alan ...
Üniversitesi iç denetim raporuna göre ''Üniversite kadrosunda olup derslere girmeyen akademik personellere maaş ödendiği, ödenen maaşların tekrar maaşı alan akademik personelin kurduğu şirketler aracılığı ile vakfa yatırıldığı; kamu, tedarikçi ve personel borçları devam ederken kullanılan birçok krediye bağlı oluşan faiz ödemeleri ile Üniversitenin borca batık hale getirildiği, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na Kurucu Vakıf olarak taahhüt edilen ödemelerin üniversitenin kendi paralarıyla yerine getirildiği.
Vadesinden önce tedarikçilere yapılan ödemeler hasebiyle vadesi gelen asli ödemelerin yapılamadığı, tedarikçilere vadesinden önce yapılan ödemeler için bankalardan kredi çekildiği ve bu şekilde üniversitenin yüklü miktarda borçlandırıldığı ve üniversitenin makul bir sebep olmaksızın faiz külfetine katlanmak zorunda bırakıldığı.
Mal alım ihaleleri ile alınan mallar üniversite yerleşkesinde fiili olarak yerinde bulunmadığı gibi, yerine ikame edilen eski malların da ortada olmadığı. Üniversiteye ait resmi belgelerin üzerinde usulsüz imzalar olduğu, 01.09.2021 - 31.06.2022 Döneminde Gelirler Giderlerden 20.981.830,77 TL fazla olmasına rağmen.
31.300.000,00 TL tutarında Banka Kredisi kullanıldığı, Üniversite tarafından çeklerle borçlanma yapılırken firmalara mevcut borcun üzerinde çek kesildiği, ihale alıcısı firmaların üniversiteden kendilerine aktarılan paraları daha sonra mütevelli heyeti başkanı (...) ile yakınen bağlantısı olan şirketlere aktardığı'' şeklinde tespitlere yer verildiğini, buna göre ilgili denetim raporuna göre davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ve yönetim kurulu başkanı olan dava dışı ...'ın mütevelli heyeti başkanı olduğu ...
Üniversitesi'nde çok sayıda usulsüzlük yapıldığı ve üniversiteye ait gelir ve kaynakların muhtelif yollar ile (ihale, maaş ödemesi, bağış vs.) üniversite dışındaki üçüncü şahıslara ve firmalara aktarıldığının tespit edildiğini, hatta mezkur soruşturma dosyasında, para aktarımı yapılan şirketler arasında davalı şirketin de olabileceğinden hareketle, davalı şirket hakkında araştırma yapılması için Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığını,
dava dilekçesi ekinde yer alan belgeler ve davalı şirket yöneticileri hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/246063 Sor. sayılı dosyası üzerinden yürütülen soruşturma dosyasında yer alan belgeler birlikte değerlendirildiğinde, ihtiyati tedbir talebinin kabulü için gerekli olan yaklaşık ispat koşulunun huzurdaki dava dosyası bakımından gerçekleştiğini, ancak yerel mahkeme tarafından yanılgılı değerlendirme neticesinde, yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığından bahisle davalı şirkete kayyım atanması yönündeki taleplerinin reddedildiğini,
davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ve başkanı olan ... hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/246063 Sor. sayılı dosyası ile ''Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve örgüt üyeliği ve örgüte yardım, Görevi Kötüye Kullanma, Zincirleme şekilde Zimmet, Zincirleme şekilde Belgede Sahtecilik, Tefecilik, Vergi Kaçakçılığı (VUK-359) İhaleye Fesat Karıştırma, Güveni Kötüye Kullanma'' suçlarından soruşturma yürütülmekte olduğunu, soruşturma dosyasında da yer alan İstanbul Kent Üniversitesi iç denetim raporunda da üniversitede birçok usulsüzlük ve yolsuzluk yapıldığının tespit edildiğini,
bu bakımdan hakkında soruşturma yürütülen davalı şirket yönetim kurulu üyesi ve başkanının halihazırda şirket adına işlem yapmasının şirketin varlığını ve paydaşların haklarını tehlikeye düşürdüğünü, yine davalı şirketin kötü yönetilmesi,
yönetim kurulu üyelerinin şirket paydaşlarının hilafına olacak şekilde şirketi kendi menfaatleri doğrultusunda yönetmeleri, ve TTK hükümlerince güvence altına alınmış şirket menfaati ile dürüstlük kuralı gereğince, yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı da dikkate alınarak davalı şirket yönetim kuruluna kayyım atanması gerektiğini, davalı şirket yönetimine işbu huzurdaki dava süresince tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi hükmü uyarınca davalı anonim şirketin haklı sebeplerle feshi istemi ile açılan derdest davada,davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasına istemine ilişkin ihtiyati tedbir talebidir.Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
TTK'nın 531. maddesinde dayanan fesih davalarında uygulanacak önlemler veya verilebilecek tedbirlere yönelik özel bir düzenleme mevcut olmayıp, talep edilen tedbirin koşullarının oluşup oluşmadığı HMK'nun ihtiyati tedbire ilişkin 389 ve devamı hükümlerine göre değerlendirilmek gerekir.
6100 Sayılı HMK'nun 389. maddesi uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Aynı kanunun 390 maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.6102 sayılı TTK'nun 365. maddesinde, anonim şirketlerin yönetim kurulu tarafından yönetilip ve temsil olunacağı düzenlenmiş, YK üyelerinin seçimi, süreleri, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları TTK 408 maddesi uyarınca genel kurulun, devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
TTK'da anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenleme bulunmadığı gibi anonim şirkete mahkemece yönetim kayyımı atanmasına olanak sağlayan açık bir kanun hükmü bulunmamaktadır.TMK'nin 427/4. maddesine göre bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka bir yoldan sağlanamamış ise vesayet makamınca yönetim kayyımı atanması gerekmektedir.
Anılan düzenlemeye göre yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan sözetmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur.
Aslolan şirketlerin genel kurulları uyarınca seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmeleridir.Somut uyuşmazlıkta, ileri sürülen iddiaların mahiyeti gereği ispata muhtaç durumdadır. Bu hususlar açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacaktır.
Dava ve ara karar tarihi itibariyle yargılamanın bulunduğu aşama gözetildiğinde henüz delillerin toplanmamış olması, dava dilekçesi ekindeki delillere göre davalı şirkete kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispata yeterli değildir. Davalı şirket de yönetim boşluğu bulunmadığı gibi dava yöneticilerin azli veya sorumluluğu davası da değildir.
6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi hükmü uyarınca davalı anonim şirketin haklı sebeplerle feshi istemi ile açılan davada, davalı anonim şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve şirkette organ boşluğu bulunmadığı, yönetiminin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durum da söz konusu olmadığından davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını gerektirecek haklı bir sebep bulunmadığı, HMK'nın 389/1 ve 390/3 maddesinde aranan koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla.
Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/1026, K. 2025/1035, 19 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama