KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi Karar Tarihi 11/09/2025
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2025
- Dosya no
- 2025/1409 Esas
- Karar no
- 2025/1335 Karar
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas no
- 2025/475 Esas (Derdest Dava Dosyası
- Tarihi
- 04/06/2025 (Ara Karar Tarihi
- Dava
- Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin
Karar Metni
1.362 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının kurulan şirkette pay sahibi olduğu, uzun süre davacının işleyişine zarar verici nitelikte birçok davranışta bulunduğunu, şirket kasasının kontrolünün kendisinde olmasına rağmen gelir fazlası harcamalarda bulunduğunu, bu harcamalarla ilgili hesap veremediğini, ortaklara açıklama yapmaktan kaçındığını ve şirket defterlerinin usulüne aykırı tutmuş olduğunu ve diğer ortaklarla çalışmayı reddettiğini, ayrıca davacı şirketin ilerleyen süreçte daha ağır mali kayıplara uğramasını,
ticari itibar zedelenmesini ve faaliyetlerini sürdüremez hale gelmesini önlemek adına davalının ortaklık hak ve borçlarının dondurulması ile temsil ve yönetim yetkilerinin askıya alınması, davacı şirketin mevcut mağduriyetinin derinleşmesinin ve telafisi imkânsız zararların doğmasının önlenmesi amacıyla yargılama süresince davalının şirketteki ortaklık hak ve borçlarının geçici olarak dondurulmasına, şirketi temsil veya yönetme yetkisinin ihtiyati tedbir yoluyla kaldırılması üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 04/06/2025 tarih ve 2025/475 Esas sayılı ara kararında;"......Somut olay değerlendirildiğinde; ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince sunulan dilekçesinde ihtiyati tedbir talep etmiş ise de ihtilafın esasını çözen mahiyette tedbir kararı verilemeyeceğinden ihtiyati tedbire ilişkin yaklaşık ispat koşulunu sağlamaya yeterli olmadığı anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile, ''1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin ortağı olan davalı ...’un, uzun süreli ve sistematik şekilde şirket işleyişine zarar verici davranışlarda bulunduğunu, şirket kasasını keyfi şekilde kullandığını,, ortaklara hesap vermekten imtina ettiğini, şirket defterlerini usule aykırı tuttuğunu, şirket güvenliğini ihlal ettiğini ve nihayetinde ortaklar hakkında suç duyurusunda bulunmak suretiyle ortaklık ilişkisini telafisi mümkün olmayacak derecede zedelediğini, bu sebeplerle müvekkil şirket tarafından açılan ortaklıktan çıkarma davasında,
yargılama süresince doğacak telafisi imkânsız zararların önlenmesi amacıyla Türk Ticaret Kanunu m.638/2 ve HMK m. 389 ve devamı uyarınca davalının ortaklık hak ve borçlarının geçici olarak dondurulması, temsil ve yönetim yetkilerinin askıya alınması şeklinde ihtiyati tedbir talebinde bulunduklarını,Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/06/2025 tarihli ara kararıyla, "yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı" ve talebin "ihtilafın esasını çözecek nitelikte olduğu" gerekçesiyle ihtiyati tedbir taleplerini reddettiğini,
mahkemece belirtilen yaklaşık ispat yükünün dosyaya sunulan;-20.03.2025 tarihli genel kurul kararı,-17.04.2025 tarihli noter ihtarnamesi,-Şirketin mali kayıtları ve ticaret sicil belgeleri,-Büyükçekmece C.
Başsavcılığı nezdinde yapılan suç duyurusu (2025/13640 Soruşturma No’lu dosya), gibi kapsamlı delil ve belgelerle fazlasıyla sağlandığını, Davalı ...’un müvekkil şirketteki ortaklık ilişkisini temelden sarsan ve ihtiyati tedbir taleplerinin zorunluluğunu ortaya koyan davranışlarının sadece mali nitelikte olmadığını, aynı zamanda şirketin fiziki güvenliğini, kurumsal bütünlüğünü ve ortaklar arası güven ilişkisini doğrudan tehdit eder nitelikte olduğunu, davalının şirketin olağan çalışma saatleri dışında, diğer ortakların bilgi ve rızası olmaksızın şirket merkezine birçok kez yabancı şahısları soktuğunu,
bu fiillerin şirket iç işleyişine açık bir müdahale niteliği taşıdığını, yapılan yazılı uyarılara ve noter ihtarına rağmen davalının bu eylemlerini sürdürdüğünü, gece saatlerinde şirkete izinsiz olarak girmeye, şirket ortamını denetimsiz ve riskli hale getirmeye devam ettiğini, bu nedenle şirkette temsil yetkisinin ve yöntem yetkilerinin askıya alınmasının müvekkil şirketin mevcut mağduriyetinin derinleşmesinin ve telafisi imkansız zararların doğmasının önlenmesi bakımından elzem olduğunu, bu davranışların tek başına bile şirketin fiziksel güvenliğini zedelediğini,
ortaklar arasında tesis edilmesi gereken asgari güven ortamını ortadan kaldırdığını, iş ilişkilerinde süreklilik ve bütünlük ilkelerinin ciddi şekilde ihlal edildiğini, şirketin faaliyet gösterdiği fiziki alanın bir iş yeri olmaktan çıkarıldığını, keyfi giriş - çıkışlara açık bir ortama dönüştürüldüğünü, bu durumun müvekkil şirketin çalışanları, müşterileri ve iş ortakları nezdinde ciddi güven kayıplarına yol açtığını,Davalının şirket kasasının fiili kontrolünü elinde bulundurduğunu, ancak gelir fazlası harcamalarda bulunduğunu, bu harcamalara ilişkin herhangi bir belge, açıklama ya da hesap sunmadığını,
kendisine yöneltilen taleplere rağmen ortaklara şeffaf bilgi vermediğini, muhasebe kayıtlarını eksik ve usule aykırı biçimde tuttuğunu, bu mali yönetim tarzının şirketin iç denetim mekanizmalarının felce uğramasına ve diğer ortakların mali gözetim yetkilerinin fiilen engellenmesine yol açtığını, şirketin mali güvenliğini doğrudan ve ağır biçimde tehdit ettiğini, dolayısıyla davalının ortaklık hak ve borçlarının haklarının dondurulması gerektiğini, Davalı hakkında dava süresince hiçbir tedbir uygulanmamasının kasa hareketleri,
para giriş - çıkışları ile özellikle ortaklar arasındaki derin uyuşmazlıklar nedeniyle şirketin iç işleyişine ve mali dengesine ciddi zararlar verilmesine yol açacağını, bu sürecin şirket malvarlığının kontrolsüz biçimde el değiştirmesi,
üçüncü kişilerin şirket varlıklarına müdahalesi ve şirketin sürdürülebilirliğinin riske girmesiyle sonuçlanabileceğini, tedbir uygulanmaması halinde doğacak zararların telafisinin mümkün olmayacağını, bu durumun şirketin varlığını dahi tehlikeye sokabilecek boyutta olduğunu, bu yönleriyle davalının eylemlerinin Türk Ticaret Kanunu m. 640/3 hükmü çerçevesinde haklı neden oluşturduğunu, TTK m. 638/2 gereği geçici hukuki korumaların (ihtiyati tedbirin) uygulanmasını da zaruri hale getirdiğini, özellikle izinsiz girişler ve mali keyfiyetin sadece ortaklık ilişkisinin sürdürülemez hale geldiğini değil,
aynı zamanda yargılama süresince doğacak yeni zararların da önünü açacak nitelikte olduğunu, bu delillerin tamamının davalının şirket işleyişini sekteye uğratan, güveni ortadan kaldıran ve ortaklık ilişkisini sürdürülemez kılan somut davranışlarını açıkça ortaya koyduğunu, hal böyleyken mahkemenin yaklaşık ispat olmadığı yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığını, gerek fiziki gerek mali güvenlik bakımından telafisi imkânsız zararların doğma ihtimalinin son derece güçlü olduğunu, bunun da ihtiyati tedbir verilmesini zorunlu kıldığını, Şirket ortaklık yapısında %33,3 pay sahibi olan davalının,
şirket işleyişine zarar verici eylemlerini sürdürmesinin şirketin ticari itibarını ve mali yapısını ciddi şekilde tehdit ettiğini, özellikle ticari çevredeki güven ilişkisinin bozulduğunu, müşteri kayıpları yaşandığını ve şirket huzurunun tehlikeye girdiğini, davalının yetkili sıfatını kullanmaya devam etmesinin bu zararın derinleşmesine ve hatta yargılamanın sonunda doğacak kararın uygulanamaz hale gelmesine ve ilerde telafisi güç ve zararların meydana gelmesine sebebiyet vereceğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, davalı ortağın, haklı sebeple şirket ortaklığından çıkarılması istemi ile açılan davada davalının şirket ortaklığından doğan hak ve borçlarının dondurulması, temsil ve yönetim yetkilerinin geçici olarak askıya alınması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
6100 sayılı HMK' nın 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelecek bir değişme nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre de; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Davacı şirketin sicil kaydı incelendiğinde. Davacı şirketin 3 ortaklı olduğu ve şirket ortaklarının Davalı ... ile dava dışı..., ... ... olduğu, davacı şirket yetkilisinin dava dışı ortak... olduğu görülmüştür.Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların mahiyeti gereği ispata muhtaç durumdadır.
Bu hususlar açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacaktır.
Dava ve ara karar tarihi itibariyle yargılamanın bulunduğu aşama gözetildiğinde henüz delillerin toplanmamış olması, dosya kapsamındaki delillere göre ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gibi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına ya da tamamen imkânsız hâle geleceğine veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına ilişkin de yaklaşık ispatın sağlanamadığı anlaşılmakla.
Dava dosyası içindeki belge ve bilgilere, yargılamanın bulunduğu aşamaya, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/1409, K. 2025/1335, 11 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama