İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2025/2255 K.2025/2220

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2025/2255Karar2025/2220Tarih25 Aralık 2025Okuma10 dk · 1.906 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
25 Aralık 2025
Dosya no
2025/2255 Esas
Karar no
2025/2220 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Numarası
2025/503 Esas - 2025/653 Karar
Tarih
06/10/2025
Dava
Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.906 kelime·10 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

Davalı ile Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü 3985 Suriyeli öğrencinin 55 gün 250 araçla taşınması için 12.09.2018(Eylül-Ekim-Kasım) tarihinde hizmet alımı sözleşmesi, daha sonra öğrenci azlığının sebebiyle 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılı için 2628 öğrencinin 44 gün boyunca taşıma işi 26.10.2018 tarihinde iş eksilişi sebebiyle sözleşmeye 6 nolu madde eklenerek yeninden sözleşme imzaladıklarını, sözleşme kapsamında 03.12.2018 tarihine kadar geçerli 152.000,00- TL-lik kesinat teminat verildiği, 22/03/2019 tarih ve 9183/13,29,25 sayılı soruşturma raporunda.

Eylül, Ekim, Kasım aylarında taşıma araçlarının günlük takibinin form ile yapılmadığını, Eylül ayında toplamda 39 okul için 252 araçla 3556 Suriyeli Öğrenci taşıması yapıldığı, puantajların okul müdürleri yerine komisyonlarca imzalandığı, Ekim ve Kasım ayları için 17 taşıma yapıldığı ve kullanılan araç sayısının 75 olduğu belirtildiği, soruşturma raporuna istinaden yüklenicinin sözleşmeye aykırı davrandığı,

16.11.2018 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, davalı yüklenici firmanın Ekim-Kasım 2018 ayları toplam hakedişlerinin 475.875,00-TL olduğunu, Eylül 2018 ayında fazla yatırılan 352.000,00-TL'nin davalının Ekim-Kasım 2018 aylarındaki alacaklarından mahsup edildiğinde davalı yüklenicinin davacı idareden 123.375,00-TL bakiye alacağının olduğunu, sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle (iş eksilişi) sözleşmenin 16. Maddesi uyarınca Eylül- Ekim - Kasım 2018 ayları için 250.312,50-TL cezai şart ödemesi gerektiğini, yüklenicinin bakiye alacağının çıkarılması halinde davacı idarenin 126.937,50- TL alacaklı olduğu,

davalı tarafından sözleşme kapsamında verilen teminatın süresinin dolması sebebiyle tahsilatının yapılamadığını, 126.937,50-TL alacağını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının beyan ettiği gibi aralarında hizmet sözleşmesinin mevcut olduğunu ancak davacının iddiasının aksine sözleşmenin feshedilmediğini, sözleşmenin 26. maddesi uyarınca iş aksaklı ile ilgili ihtar çekilmesi gerektiğini ve süre verilmesinin ardından aksaklığın devam etmesi halinde sözleşmenin feshinin gerçekleşeceğini, sözleşmenin ifasında hiçbir kusur veya eksikliğinin olmadığını, öğrenci taşımacılığında hiçbir öğrencinin okula gelmemesi söz konusu olmadığını, bu hususta hiçbir tutanak tutulmadığını,

idarenin aylık tutmuş olduğu puantajlar neticesinde bildirilen bedel üzerinden fatura düzenlenerek taraflarına ödeme yapıldığını, sözleşmenin 16. Maddesi uyarınca taşıtın gelmemesi halinde yükleniciye ücret ödenmemesi ve daha önce hak ettiği üç günlük ücretin ödenmemesinin cezai şart olarak kararlaştırıldığını, ceza maddesinin uygulanabilirliğinin mümkün olmadığını, sözleşme süresinde hizmette hiçbir aksaklığın yaşanmadığını, davacı idare tarafından bildirilen yazılara itirazlarının olduğunu, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 06/10/2025 tarih ve 2025/503 Esas - 2025/653 Karar sayılı kararında.

"İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/274 Esas, 2021/60 Karar sayılı ve 09/02/2021 tarihli kararı ile davacının, davasının kısmen kabul edildiği, davalı vekilince kararın istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2022/2092 Esas, 2025/828 Karar ve 15/05/2025 tarihli ilamı ile İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/274 Esas, 2021/60 Karar sayılı ve 09/02/2021 tarihli kararının kaldırılmasına, dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği,

görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi edilmekle yukarıdaki esas sırasına kaydedildiği tespit edildi.İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/274 Esas, 2021/60 Karar sayılı dosyasında ön inceleme duruşmasının yapıldığı anlaşılmıştır.Mahkememizce düzenlenen tensip tutanağı ara kararı gereği davacı vekilinin dava dosyasına ilişkin yapılan arabuluculuk son tutanağını sunduğu görüldü.Dosya incelendiğinde, İstanbul 6. Asliye Hukuk mahkemesi 2019/274 Esas 2021/60 Karar sayılı dosyasından görevsizlik kararı verilmesi ve kararın kesinleşmesi sonrası dosyanın 09/07/2025 tarihinde mahkememize tevzi edildiği,

arabuluculuk başvurusunun ise daha sonra 04/08/2025 tarihinde yapılmış olduğu anlaşılmakla. 6325 sayılı yasa 18/A-2 maddesinde belirtilen davadan önce arabuluculuk başvurusunun yapılmış olması şartı, ihlal edildeği görülmüştür.HMK 114/2 maddesi "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." ve HMK 115/2 maddesi " Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.

Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir.

Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder" uyarınca, zorunlu dava şartı olan arabuluculuğun dava açılmadan önce yerine getirilmemesi nedeniyle, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verilmiştir."gerekçesi ile, '' 1-Davacının Davasının dosya mahkememize tevzi edilmeden önce arabuluculuk başvurusunun yapılmamış olması nedeniyle 6325 sayılı yasa 18/A-2 ve HMK 114/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket aleyhine sözleşmeye aykırılıktan dolayı alacak talebiyle müvekkili idare adına İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada, 2019/274 E. - 2021/60 K. Sayılı kararın tarafların istinaf istemi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 15/05/2025 tarihli 2022/2092 E. - 2025/828 K. Sayılı kararıyla kaldırılarak, davanın görevli olan Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesine ilişkin gerekçeli kararın usule aykırı şekilde kapalı tebligat yoluyla müvekkili idareye tebliğ edildiğini;

müvekkili idarece 04/08/2025 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu ancak görevli mahkeme tarafından usulsüz tebligata rağmen yapılan başvurunun süresinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddediğini, Dosyanın görevli mahkemeye tevzisinden sonra arabuluculuk başvurusu yapıldığını;

ancak müvekkilinin aktif olarak |35756-...| sayılı UETS adresini kullanmakta olduğunu, 7201 sayılı Tebligat Kanunu 7/a-1 uyarınca belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılmasının zorunlu olduğunu, Aynı zamanda Elektronik tebligat Yönetmeliği'nin Tebligatın Elektronik Yolla Yapılması Zorunlu Olanlar başlıklı madde 5 de ilgili hükümler amir iken, müvekkili Milli Eğitim BAkanlığı'nın 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (1) sayılı cetvelde 18. Sırada yer alan kurum olduğu,

bu kapsamda Kanun maddesinin lafzi yorumu açık bir şekilde elektronik tebligatı emrederken aksi yönde yapılan tebligatın hukuka aykırı olduğunu: yerel mahkemece mevzuat çerçevesinde hiçbir değerlendirme yapılmadığını; kapalı tebligatın, elektronik tebliğin zorunlu olduğu ancak yapılamadığı zaman uygulanacağı yönünde amir hüküm varken yerel mahkemece hukuka aykırı olarak istinaf başvurularının reddine karar verildiğini,

28/02/2018 tarihli 7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile yürürlüğe giren elektronik tebligatın hem ekonomik hem de kanun yolları/usul açısından kolaylık sağlama amacı taşımakta olduğunu, Elektronik tebligat yerine posta yoluyla yapılan tebligatın yok hükmünde olduğuna ilişkin güncel kararları istinaf dilekçelerinde sunduklarını, bir çok Yargıtay kararında da görüleceği üzere elektronik tebligat ile getirilen usul özel bir düzenleme olup, kanunun lafzi yorumununda açık bir şekilde müvekkili idareye elektronik tebliğini zorunlu kılmakta olduğunu;

müvekkili İdarenin aktif olarak UETS adresinin bulunduğunu. İdari yargıya konu taraf oldukları tüm dava süreçlerinde de mahkemelerce UETS üzerinden tebliğ yapılmakta olduğunu; haliyle, elektronik tebliğ yapılmadan, kendilerini vekil ile temsil ettiren tüm taraflara yapılan tebligatların yok hükmünde sayıldığı işbu durumda müvekkili İdarenin farklı bir uygulamaya tabi tutulmasının dava hakkını kısıtlanmakta, silahların eşitliği ilkesine aykırılık taşımakta olduğunu;

bu ilkenin, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına geldiğini ancak baroya kayıtlı serbest çalışan avukatlara yönelik UETS kapsamında da tebliğin zorunlu olduğu,

buna aykırı bir şekilde posta yoluyla yapılan tebligatların yok hükmünde olduğuna ilişkin hem yasal mevzuat hem içtihatlar çerçevesinde, aynı madde altında düzenlenmiş müvekkili İdare bakımından bu hükümlerin de uygulama alanı bulacağı, aksi halde hukuki dinlenilme hakkının ihlal edileceğini; yerel mahkemece bu itirazları gözetilmeden doğrudan kapalı tebligat yoluyla yapılan tebliği usule uygun saymakta olduğunu;

oysa ki işbu usulsüz tebligatın, özel hukuk tüzel kişisi veya gerçek kişiyi temsilen serbest çalışan avukatlara yönelik yapılmış olsa yukarıda yer alan örnek kararlarda (=müvekkili idare lehine de mevcut) görüleceği üzere hukuki dinlenilme hakkının ihlali örneği doğurduğu açık iken kanunda açıkça düzenlenen bir hükme aykırılığın müvekkili İdare açısından gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, Her ne kadar işbu davanın görevsiz. mahkemede açıldığı tarihte niteliği itibariyle arabuluculuğa tabi olmamasına karşın, 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren mevzuat hükümleri çerçevesinde bu kapsamda olsa da;

yargılaması devam eden ancak görevsiz mahkeme kararına istinaden esas olarak görevli mahkemeye tevzi edilen davanın, arabuluculuğa tabi olması durumunda mevzuatta açık bir hüküm bulunmamasına Yargıtay kararlarınca her ne kadar görevli mahkemede tevzi edildiği tarih baz alınarak yorumla kanun boşluğu doldurulmuş ve bu doğrultuda karar verilmiş ise de müvekkili İdareye mevzuatta açık bir şekilde UETS yoluyla tebligat yapmanın zorunlu olduğu açık iken; aksi yönde yapılan tebligata rağmen aleyhe karar verilmesinin, Yargıtay kararlarının, açık bir şekilde düzenlenmiş kanun hükmünden üstünlüğü gibi açık bir hukuki garabet doğurmakta olduğunu.

Yargıtay uygulaması yönünde karar verilirken, kanunda açık bir şekilde düzenlenen maddeye aykırı davranılmasının müvekkili idarenin haklarını ihlal etmekte olduğunu; bu kapsamda arabuluculuğa başvurularının süresinde olduğunun kabulü ile işin esasına girilmesi gerekmekteyken aksi yönde verilen kararın hukuka aykırı olduğunu; işin esasına girilmeden önce yapılan arabuluculuk buşvurusunun kabulü de gerektiğini, İleri sürerek, açıklanan nedenler doğrultusunda istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava; davacı idare ile davacı arasındaki servis taşımacılığı sözleşmesine aykırılık nedeniyle doğduğu iddia olunan bakiye cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davanın önce 12/07/2019 tarihinde İstanbul 6 Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde ikame edildiği, bu mahkemenin 2019/274 esas, 2021/60 karar sayılı ve 09/02/2021 tarihli ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulduğu, dairemizin 2022/2092 esas, 2025/828 karar sayılı ve 15/05/2025 tarihli ilamı ile, uyuşmazlığın servis taşımacılığı sözleşmesinden kaynaklandığı,

görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğu gerekçesi ile tarafların istinaf başvurularının usulen kabulüne karar verildiği, akabinde dosyanın tevzii edildiği İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin davayı arabuluculuk dava şartı noksanlığından usulden reddettiği ve bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

7155 sayılı Kanun ile 6102 Sayılı TTK’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren TTK.'nun dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesi ile.

“Kanunun 4 üncü maddesi ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ....” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiştir.Alacak davalarında davacı, bir para alacağının tahsilini amaçladığından,

dava açılmadan önce, yukarıdaki yasal düzenlemeye göre arabulucuya başvurulmuş ve arabulucu tarafından onaylanmış anlaşmaya varılamadığına ilişkin tutanağın dava dilekçesine eklenmiş olması dava şartıdır. Somut olayda bir miktar paranın ödenmesi, para alacağının tahsili talep edilmiştir.

Bu hukuki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; bir miktar paranın ödenmesi istemine ilişkin iş bu alacak davası TTK hükümleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğundan, açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TTK'nun 5/A maddesi uyarınca arabulucuya başvurulmasın dava şartıdır. Buna göre dava tarihi davanın görevsiz mahkemede açıldığı tarih olup, dava şartları da bu tarihe göre belirlenir.

Somut olayda davanın görevsiz mahkemede açıldığı 12/07/2019 tarihinden önce davacı tarafça arabulucuya başvurulmamıştır. Bu durumda dosyanın görevli mahkemeye tevzii edilmesinden önce veya sonra arabuluculuğa başvurulması dava şartı noksanlığını gidermez.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi gereğince arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici ve özel nitelikteki düzenleme dikkate alındığında, mahkemece davanın, arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle;

dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı taraf harçtan muaf olduğundan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve karar harcı alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/2255, K. 2025/2220, 25 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2255
Karar No
2025/2220
Tarih
25 Aralık 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2025/2256 K.2025/2245
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2025/2257 K.2025/2460
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2025/2262 K.2025/2221
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2025/2265 K.2025/2222
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2025/2266 K.2025/2246
  • Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/2266 K.2025/2511

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.