KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2025
- Dosya no
- 2025/237 Esas
- Karar no
- 2025/198 Karar
- İncelenen kararın mahkemes
- İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2025/17 Esas
- Ara karar tarihi
- 10/01/2025
- Dava
- Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması
Karar Metni
1.281 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde davalı şirkete ait tüm malvarlıkları ile banka hesaplarına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 10/01/2025 tarih ve 2025/17 esas sayılı ara kararında. "İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 389/1 maddesinde genel olarak düzenlenmiştir.
Bu yasa hükmüne göre mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya geçikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.İhtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır.HMK'nun 390/3 maddesine göre tedbir talebi eden taraf,
öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır.Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, "yaklaşık ispat" kuralına göre belirlenir.Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir.
Bu nedenle ihtayit tedbire karar verilirken haksız olma ihtamali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır.Geçici hukuki koruma kararlarından olan ihtiyati tedbir kararı verirken asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar verilmemelidir.Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını gözetilmesi gerekli ve zorunludur.Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan Hakime geniş bir taktir alanı bırakmış ise de, Hakim her somut olayda,
ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre, ihtiyati tedbir kararı verdiğinin kararında belirtilmelidir, ihtayit tedbir şartları mevcut değilse kanunun ön gördüğü ölçüde ıspat edilememişse, veya yaklaşıkda olsa ıspatı yargılamayı gerekiyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir.HMK'nun 389.
Maddesindeki şartların mevcut olması ve talep halinde ihtiyati tedbire karar verilmelidir.Bu itibarla HMK 389 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar gerçekleşmediğinden ve dava konusu olmayan davalı şirkete ait menkul, gayrimenkul ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesi talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır...."gerekçesi ile, ''Davacı vekilinin davalı şirkete ait tüm malvarlıkları ile banka hesaplarına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesine ilişkin isteminin koşulları bulunmadığından REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;"1) Tarafımızca huzurdaki davanın açılmasıyla davalı şirket tarafından tüm kazançların başkalarına devredilme ve haklı alacağımızı sürüncemede bırakma kastı mevcut olduğundan davalı şirkete ait menkul ve gayrimenkuller ile banka hesaplarına İHTİYATİ TEDBİR şerhi işlenmesi talep edilmiştir. İlgili ara kararda gerekçe olarak " HMK 389.
Maddedeki koşulların oluşmaması ve davalı şirkete ait menkul, gayrimenkul ve banka hesaplarının dava konusu olmaması nedeniyle..." denilerek talebimizin reddine hüküm kurulmuştur.2) İlgili kararda hükmün gerekçesi açıkça hukuki dayanaktan yoksundur ve bu hukuka aykırı kararın kaldırılması gerekmektedir.
Keza dava dilekçemizde de açıkladığımız üzere davamızın konusu TTK m.630 gereğince, müdürlük yetkisinin kaldırılması ve kayyım atanması ile şirketin menkul, gayrimenkul ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesi taleplidir.3) Müvekkil, davalı şirkette kardeşi ... ile ortaktır. 2014 yılı genel kurul toplantısında çoğunluk pay sahibi olan ... şirket müdürü olarak atanmış olup halen müdürlük görevini üstlenmektedir.
Şirket müdürü ... atanmış olduktan sonra uzun süre genel kurul toplantılarını usulüne uygun yapmamış, müvekkilimizin şirket defterlerini incelemesini engellemiş, müdürlük görevini layıkıyla yerine getirmemiş ve %21 ortak olan müvekkilin kar payını dağıtmayarak payından mahrum bırakmıştır.4) Taraflar arasındaki ortaklık ilişkisi çekilemez hale gelmesi nedeniyle tarafımızca şirketin feshi veya müvekkilin ortaklıktan çıkarılması adına İstanbul Anadolu 4 Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2021/633 E. dosyasıyla dava açılmıştır.
Yargılama sırasında dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından müvekkilin hisselerine karşılık gelen 4.128.148,87 TL kazancından mahrum bırakıldığı tespit edilmiştir.5) Davalı şirket müdürünün görevini layıkıyla yerine getirmemesi ve şirket müdürüne karşı yukarıda bahsetmiş olduğumuz nedenlerden ötürü artık güven duygusunun kalmamış olması nedeniyle ihtiyati tedbir kararının verilmesi gerekirken talebimizin reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır.6) HMK m.389/1 ihtiyati tedbirin şartlarını şöyle açıklamıştır:"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da
tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir."7) Şirket müdürü olan ...'ün müvekkille davalık olması nedeni ile husumeti bulunmaktadır.
Açılmış olan dava nedeni şirket müdürünün yetkileri çerçevesinde davalı şirket adına tüm kazançlarının başkalarına devredilme tehlikesi bulunmakta olup müvekkilin haklı alacağının sürüncemede bırakılması ve hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı aşikardır. Görüldüğü üzere davalı şirketin dava konusu olmadığı yönündeki karar da hukuka aykırı olup ihtiyati tedbir kararına red kararı verilmesi hatalı bir karardır.
Davalı şirket bizzat dava konusu olmakla birlikte şirket müdürünün yetkileri çerçevesi göz önünde bulundurulduğunda, ihtiyati tedbir kararının verilmemesi durumunda müvekkilimiz açısından geriye dönülmez şekilde hak kayıpları ortaya çıkacağı veya hakkının elde edilmesinin imkansızlaşacağı açıktır. Bu çerçevede ihtiyati tedbir kararı için gereken yaklaşık ispat koşulu da sağlanmaktadır. 8) Yukarıda açıklandığı üzere ihtiyati tedbirin tüm unsurları oluşmuştur.
Bu nedenle mahkemece hukuka aykırı ve yanlış gerekçe ile ihtiyati tedbir talebimize yönelik verilen kararın kaldırılması için başvurma zorunluluğumuz doğmuştur."demiştir.İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak Dava konusu davalı şirkete ait menkul, gayrimenkul ve banka hesapları üzerinde ihtiyati tedbir şerhi işlenmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep. TTK'nın 630/2 maddesi uyarınca davalı şirketin müdürünün yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılması ve şirkete kayyım atanması talepli davada, davalı şirkete ait tüm malvarlıkları ile banka hesaplarına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesine karar verilmesine ilişkindir.
Mahkemece 10/01/2025 tarihli ara karar ile davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
6100 Sayılı HMK'nun 389. maddesi uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Aynı kanunun 390 maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, davalı şirketin dava dışı müdür tarafından kötü yönetildiği, kar payı dağıtılmadığı, hesap vermekten ve defterleri inceletmekten kaçındığı, davacı ile dava dışı müdür arasında yargıya intikal eden ihtilafların ve husumetin bulunduğu,
bu sebeple davalı şirketin müdürünün yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılması ve şirkete kayyım atanmasını talep etmiş ve davalı şirkete ait tüm malvarlıkları ile banka hesaplarına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesine karar verilmesini talep etmiş, talep ekinde kar payı alacağına ilişkin açılan davada alınan bilirkişi raporları sunulmuştur.
Ancak kar payının dağıtılmadığına ilişkin raporlar tek başına iş bu davada davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispatlar nitelikte olmadığından, davacı iddiaları yargılamaya muhtaç olduğundan ve ihtiyati tedbir şartları gerçekleşmediğinden Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi yerindedir.
Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi ara kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan ve kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/237, K. 2025/198, 6 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama