KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2021
- Dosya no
- 2019/1222
- Karar no
- 2021/1367
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- 2016/274 Esas - 2019/76 Karar
- Tarihi
- 19/02/2019
- Dava
- Menfi Tespit
Karar Metni
1.696 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının Bakırköy ...
İcra Müdürülüğü'nün ... esaslı dosyası ile aleyhlerine icra takibi başlattığını, icra müdürlüğünce gönderilen ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği gerekçesi ile şikayet yoluna gidildiğini ayrıca öğrenme tarihine göre süresinde borca itiraz edildiğini, mahkeme tebligatın usulsüz olmadığına karar verdiği için itirazımızın da süresinde olmadığına karar verdiğini, dolayısıyla davalının haksız ve kötü niyetli takibinin kesinleşmiş olup, menfi tespit davası açma zorunluluğu doğduğunu, bu nedenlerle Bakırköy ...İcra Müd'nün ... esas takip nedeniyle 17.720,62-EURO(53.780,30-TL),
26.320,44-GBP (114.362,30-TL) borçlu olmadığımızın tespiti ile takibin iptaline, takip kötü niyetli yapılmış olmakla davalının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkumiyetine, yargılama giderlerinin, vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ederek Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...
Ticaret Limited Şirketi'nin iştigal konusunun, "freight forwarder" (taşıma işleri komisyoncusu) olarak emtiaların uluslararası taşınması işlerinin organizasyonunu yapmaktan İbaret olduğunu, somut olayda da, dilekçe ekinde yer alan belgelerden de açıkça anlaşılacağı üzere, müvekkili ..., davacı ...' nin (...
Ticaret) talebi üzerine, genellikle ihracat konusu emtiaların yurtiçinden yurtdışına -deniz yoluyla- taşınması işlerinin organizasyonu ile ilgili olarak hizmet verdiğini, müvekkili ... tarafından verilen hizmetlerin bedellerinin, ...
Ticaret tarafından 17.720,62 Euro ve 26.320,44 GBP tutarlarında eksik ödendiğini, Borçlar Kanunu'nun 99. maddesinin, aşağıdaki hükmü amir olduğunu, " Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.
Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebileceğini, İfanın mutlaka yabancı parayla yapılacağı şart edilmemiş olan yabancı para borçlarında, borçlu ülke parasıyla ödeme yaparsa, Efektif Kur esas alınmayacağını, alacaklının zarara uğramaması için de Satış Kuru esas alınmayacağını, Yargıtay ve doktrin görüşleri, ticari örf ve adet uyarınca, davacı ...
Dış Ticaret tarafından TL cinsinden yapılan ödemeler dikkate alındığında; davacı ... Ticaret' in, müvekkili davalı ... Denizcilikle 17.720,62 Euro ve 26.320,44 GBP tutarlarında borçlu olduğundan; davacı ... Ticaret aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü' nün ...
Esas numaralı icra dosyasından icra takibi başlatılması zarureti doğmuş olduğunu, Ticari defter ve kayıtlar, navlun faturaları, taşıma belgeleri ve sair delillerde, davacının 17.720,62 Euro ve 26.320,44 GBP tutarlarında borçlu olduğunu belirterek, davanın, haksız ve kötü niyetle ikame edildiğinden reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "...Mahkememizce yapılan yargılama, aldırılan bilirkişi raporları ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu uyuşmazlığın, davalı tarafından ifa edilen taşıma işlemleri neticesinde yapılan ödemelerin TL olması ve faturaların döviz cinsinden düzenlenmesi sebebi ile ödeme tarihleri ile fatura tarihleri arasında kur farkından oluştuğu, davacı tarafın icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığı iddiasıyla işbu menfi tespit davasını açtığı, taraflar arasında taşıma işi ve düzenlenen faturalar konusunda ihtilaf bulunmadığı,
her iki tarafın ticari defterlerinin düzenlenen navlun faturaları bakımından birbiri ile uyumlu olduğu, ihtilafın ödemelerin TL olması ve faturaların döviz cinsinden düzenlenmesi sebebi ile ödeme tarihleri ile fatura tarihleri arasında kur farkından oluştuğu, davalı yanın davacı yana keşide ettiği uluslararası navlun hizmet bedeli faturalarını yabancı para birimleri cinsinden düzenleyerek yürürlükte yasal mevzuata uygun olarak faturanın alt kısmında TCMB kurlarını dikkate almak suretiyle TL karşılığını belirttiği, bu anlamda faturalardan doğan alacağın ilgili yabancı para cinsine göre tahsil edileceği yönündeki iradesini yansıtmış göründüğü,
kaldı ki tarafların usulune uygun tutulmuş ticari defterleri incelendiğinde, taraflar arasında yabancı para biriminden borçlanmaya ilişkin ticari geleneklerinin de olduğunun görüldüğü, davacı tarafından verilen çeklerin ise kendi hesaplarında takastan mahsup edildiği göz önüne alınarak davacının davalıya takibe konu kur farkı yönünden borçlu olduğu kanaatine varılmakla..." davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Öncelikle üzerinde durulması gereken hususun, çeklerin verildiği anda, ödeme olarak kabul edilip edilmediği noktasında toplandığını, Mahkeme kararına esas teşkil eden bilirkişi raporunda, tarafların çek tanzimi ile birlikte bunun ifa yerine olacağı yolunda bir anlaşma yapmadıkları şeklinde değerlendirme yapıldığını, bundan sonra çekle ödemelerin ifa yerine değil ifa uğruna olarak değerlendirmek suretiyle kanaat belirttiklerini, davalı yanın takip tarihi itibariyle kendi kayıtlarına göre alacaklı olduğu tezinden hareketle mahkemece karar verildiğini, 29.09.2017 tarihli bilirkişi raporlarında,
davalı tarafın çekleri ciro etmiş olması halinde ciro tarihlerinin baz alınarak bir hesaplama yapılmasının mümkün olmadığının tespit edildiğinin belirtildiğini,
Yine bilirkişi raporunda "Taraflar arasında ödemelerin nasıl yapılması gerektiği konusunda yazılı bir sözleşme bulunmaması nedeni ile ödemelerin faturalarda belirtilen ilgili yabancı para biriminin TL. karşılığı üzerinden yapılması gerektiğinin değerlendirilmesi halinde, davacı yanın davalı yana herhangi bir borcunun olmayacağının" beyan edildiğini, Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmaması nedeni ile TL. olarak verilmiş olan çeklerin ister ciro edilmiş olsun, isterse olmasın,
çek tahsilat makbuzları tarihi itibariyle tahsilat makbuzunda belirtilen çek bedelinin yabancı para birimi karşılığı tutar üzerinden borç ödenmiş kabul edilmesi gerektiğini, TL olarak keşide edilmiş vadeli çeki tahsil amacıyla almış olan davalı tarafın vade gününe kadar olan kur riskini bilerek kabul ettiğini, Bilirkişi raporlarına itirazlarda ve daha önceki beyanlarda belirtildiği üzere taraflar arasında 2012 den beri süre gelen yüklü bir alım satım ticaret, kesilen faturalar ve faturalara karşı düzenli olarak yapılan ödemeler bulunmakta olup, davalının, taraflar arasındaki ticaret son bulana kadar, kur farkından,
cari hesapta alacaklı olduğundan hiç bahsedilmediğini, bu yönde herhangi bir talepte bulunulmadığını, ihtar çekilmediğini, kur farkı talebi olduğu yönünde cari mutabakat yapılmadığını, ticaret son bulduktan sonra, 10.07.2014 tarihinde ilk ödemeden neredeyse iki buçuk yıl sonra,
bakiye alacak adı altında takip yaparak haksız kazanç sağlama çabası içine girdiğini, Yapılan ödemelere dikkat edildiğinde, davacının tüm fatura karşılıklarını tam olarak ödediğini, davalının da ödemeyi bu şekilde kabul ettiğini, yani tarafların karşılıklı olarak verilen çekler ile bakiyenin sıfırlandığı konusunda anlaştıklarının görüleceğini, tahsilat makbuzu ile itirazi kayıtsız olarak alınmış bir ödemenin, artık tahsilat olarak kabul edilmesi gerektiğinin de ortada olduğunu,
Çeklerin ifa yerine verildiği tartışmasız olmasına rağmen ve çeklerin tahsil amacıyla alındığı net olmasına rağmen bu yöndeki beyan ve itirazların dikkate alınmadığını ve değerlendirme yapılmayan bilirkişi raporları esas alınarak karar verilmiş olması nedeniyle kararın açıkça usul ve yasaya aykırı ve eksik inceleme ürünü olduğunu belirterek, Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, kur farkı alacağının tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine konu alacak nedeniyle davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, taraflar arasında yabancı para üzerinden kurulu ilişkide, davacının yaptığı TL çek ödemeleri kapsamında, kur farkı nedeniyle cari hesaptan kaynaklanan alacaktan davacının sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
Somut olayda 03.09.2017 tarihli bilirkişi rapor içeriğinde gösterildiği üzere, davacı yanca taraflar arasındaki ticari ilişkide borcun ödenmesi için döviz ödemeleri ile birlikte TL çekler de verildiği, TL olarak verilen çeklerin davalı yanca bu çeklerin tahsil tarihlerinden bir gün öncesine ait efektif satış kuru baz alınarak dövize çevrildiği anlaşılmaktadır.
Yine aynı bilirkişi raporunda çeklerin tahsil edildiği günden bir önceki günün TC Merkez Bankası satış kuru karşılığı dikkate alınarak ve bu surette bulunan tutarların davacının Sterling ve EURO alacaklarından mahsubu sonucu davacının davalıya 24.481,29 Sterling ve 17.403,90 EURO borçlu olduğuna dair tespitine dayalı olarak ve davalının kayıtlarında takip tarihi itibariyle görülen alacak tutarı dikkate alınarak karar verildiği anlaşılmaktadır.
İtiraz üzerine alınan 26.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda ise ödemelerin faturalarda belirtilen ilgili yabancı para biriminin TL karşılığı üzerinden yapılması gerektiğinin değerlendirilmesi halinde, davacının davalıya herhangi bir borcunun olmayacağı tespiti yapılmıştır. Bu noktada; çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir.
Taraflar arasındaki ilişkide kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davalı, alacağının tahsili için davacı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez. Davalı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş bulunmaktadır.
Bu nedenle davanın kabulü gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir( Yargıtay 11. HD 2020/2682 E 2020/5731 K 08.12.2020 T. Emsal kararı). Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın kabulü ile davacının Bakırköy ... İcra müdürlüğünün ...
E sayılı takip dosyasındaki alacak nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının takipte kötü niyeti sabit görülmediğinden davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KANUN YOLU
HMK'nın 361.maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2019/1222, K. 2021/1367, 11 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama