İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1048 K.2024/932

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava…

Esas2021/1048Karar2024/932Tarih5 Haziran 2024Okuma11 dk · 2.159 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
5 Haziran 2024
Dosya no
2021/1048
Karar no
2024/932
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi
11/02/2021
Numarası
2018/392 E. - 2021/129 K.
Davanın konusu
Menfi Tespit (Kıymetli evraktan ve ticari satımdan kaynaklı
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.159 kelime·11 dk okuma

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davalılar ile aralarında ticari münasebet bulunduğunu ve bu kapsamda davalılara avans mahiyetinde toplamda 236.000,00 TL tutarlı çek verildiğini, ancak davalının malları teslim etmediğini, bu nedenle verilen çeklerle ilgili davalılara borçlu bulunmadığının tespiti ile ilgili çeklerin iptalini talep ve iddia etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle.

Dava konusu çeklerin TTK’nın öngördüğü bütün unsurları taşıdığını, kayıtsız şartsız borç ikrarını içerdiğini, davacı tarafından verilen çeklerin tahsili için Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ...

E. Sayılı dosyası üzerinde icra takibi başlatıldığını, davacının takibe istinaden birçok kez ödeme yaptığını ve borcun ikrar edildiğini, davacının müvekkiline olan borcu bulunmadığı yönündeki iddiasını ispat etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile davacının %20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava İİK 72 maddesine göre icra takibinden önce açılan menfi tespit davası niteliğinde olup, TMK 6. maddesi gereğince herkes iddiasının ispatla yükümlü olup, HMK 190. maddesi gereğince de ispat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafta olduğu, Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altında olduğu,

kanuni karinenin aksini iddia edenin ispat etmesi gerektiği, somut olayda davacının iddiasının senet üzerindeki bedel, vade, senet verilme nedeni ne ilişkin olmayıp, işin yapılmadığına dair olduğu, TTK 645 maddesi ile kıymetli evrakın tanımıda yapılmış olup, kayıtsız şartsız bir borcu ifade etmekle, içerdikleri hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemeyeceği,

dava sonrası takibe konu belge kıymetli evrak niteliğinde olduğundan buna karşı ileri sürülebilecek iddia ve savunmaların da yazılı olması gerektiğinden ispatlanamayan davanın reddi ile takip 26/12/2018 tarihli mahkememizin ara kararı ile durdurulmuş olduğundan İİK 72/4 maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davacının takip konusu senedin % 20 si oranında tazminat ile mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından .. " gerekçesiyle davanın reddine, İİK'nın 72/4. maddesi gereğince davacının 236.000 TL'nin %20'si oranında icra inkâr tazminatının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,

mahkememizin 26/12/2018 tarihli ara kararı ile takip durdurulmuş olduğundan, İİK'nın 72/4. maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkeme kararının iki açıdan hatalı olduğunu, hem davanın reddi yönünden kurulan hükmün hatalı hem de kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin ayrıca hatalı olduğunu, dava konusu çeklerin davalıya avans olarak verilen çekler olduğunu, müvekkili davacı şirketin tekstil ürünleri yapan bir firma olduğunu, davalının ise müvekkiline uygun fiyatla kumaş tedarik edeceğini beyan ederek sipariş aldığını ve ödemenin ilk kısmının avans olarak dava konusu çekleri aldığını ancak davalının çekleri aldıktan sonra kayıplara karıştığını, bir daha kendisine ulaşılamadığını,

müvekkilinin çekleri bir borca karşılık vermediğini, ayrıca davalının müvekkilinden herhangi bir alacağı olduğunu iddia etmediğini, davalı tarafın tacir olup defter ibrazından kaçındığını, defter ibrazından kaçınan ve TTK'nın ilgili hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu için sahibi lehine delil teşkil eden ticari defterlere göre müvekkilinin davalıya borcu olmadığını, bilirkişinin davalı savunmasına itibar ederek çeklerin borç ödeme aracı olarak kullanıldığı iddia edilmiş ise de davalıya olan hangi borcun ödemesi olarak kullanıldığını da belirtmesi gerektiğini,

oysa ticari defterlerden anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin davalıya bir borcunun görülmediğini, davalı tarafın çeklerin dayandığı temel ilişkiyi reddetmediğini kabul ettiğini, sadece borcuna karşılık ödeme yaptığını iddia ettiğini, borcun sebebini açıklamayamadığını, sonuç itibariyle dava konusu çeklerin müvekkili şirketten çıktığı ve bu çeklerin davalıya verildiğinin açık olduğunu, bununla birlikte mahkemenin %20 kötü niyet tazminatı ödemesine karar verdiğini, mahkemenin ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasını gerekçe gösterdiğini, her ne kadar takibin durdurulmasına karar verilmiş ise de bu kararın uygulanmadığını,

müvekkilinin teminatı bulamadığı için kararın uygulanmadığını, takibin durmadığını, davalı tarafın karardan sonra dahi davacının iş yerinde haciz uyguladığını, mahkemenin kararın uygulanıp uygulanmadığını dahi kontrol etmeden doğrudan kötü niyet tazminatına karar verdiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden önce açılan menfi tespit istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı, dava konusu çeklerin davalı adına keşide edildiği hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.

Uyuşmazlık, davacının dava konusu çekleri davalıya avans çekleri olarak verip vermediği, çeklerden dolayı davalıya borçlu olup olmadığı, davacının iddialarını ispatlayıp ispatlayamadığı, mahkemenin, davayı ve kötü niyet tazminat talebinin kabul kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirkete ait ...

Bankası Güneşli İstanbul şubesindeki çek hesabından 22.12.2018 tarihinde 118.000,00 TL bedelli, 29.12.2018 tarihinde 118.000,00 TL bedelli 2 ayrı çekin davalı adına keşide edildiği, davalı tarafça söz konusu çeklerin bankaya ibrazında 26.12.2018 tarihinde ve 31.12.2018 tarihinde takas işleminde karşılıksız işlemi yapıldığı,

davacılar tarafından 24.12.2018 tarihinde dava konusu çeklerin avans olarak verildiği iddiası ile iş bu menfi tespit davasını açtıkları, davacıların 28.02.2019 tarihinde ise Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/146 Esas sayılı dosyasında konkordato talebinde bulundukları, mahkemenin 15.03.2019 tarihli tensip ara kararı gereğince 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği,

davacıların talebi üzerine menfi tespit davasında 26.12.2018 tarihli ara karar ile İİK 72/2 maddesi gereğince takibe konu edilmemiş olmaları kaydıyla çek bedellerinin %15 oranında nakit ya da banka teminat mektubu yatırıldığında dava konusu çeklerin takibe konu edilmemesine ilişkin ihtiyati tedbir konulmasına dair karar oluşturulduğu, kararda, teminat yatırıldığında konu hakkında davalıya yazı yazılmasına, ara kararın taraflara tebliğine dair hususlara yer verildiği, davalı tarafça 11.01.2019 tarihinde Bakırköy ...

İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında, davacılar hakkında dava tarihinden sonra çeklerin bankaya ibrazı ve karşılıksızl çıkması sonrasında çek bedelleri ile ferileri olmak üzere toplam 263.261,27 TL alacağın tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. 18.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda; yerinde yapılan incelemede davacı ...

Ltd.Şti.’ne ait yasal defterlerin Vergi Usul Kanunun 183-184-185 maddeleri ve 6102 Sayılı TTK’nın 64.maddesinde belirtilen usul ve esaslara uygun olarak tutulduğu, kayıtların usulüne uygun olarak gerçekleştirildiği, Vergi Usul Kanunu 223-224-225 maddeleri ile TTK’nın ilgili hükümlerine uygun olarak E-beratlar ile noter açılış tasdiklerinin süresi içerisinde alındığı ve dolayısıyla ticari defterlerin delil niteliğine haiz olduğunun anlaşıldığı, ...

Bankası tarafından gönderilen müzekkere cevabında 10231 numaralı çekin 31.12.2018 tarihinde 116.400,00 TL, 10232 sıra numaralı çek için 26.12.2018 tarihinde 116.400,00 TL tutarlı olarak karşılıksız işlemi yapıldığının belirtildiği, 1 sıra numaralı Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği hükümlerine göre 159- verilen Sipariş Avansları hesabında kayıtlı bulunmasının gerektiği, buna karşın huzurdaki davaya konu iki adet çekin davacı ticari defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, davacı nezdinde davalıya ait herhangi bir hesap hareketinin tespit edilemediği,

İşbu raporda yer verilen tüm tespit ve değerlendirmeler neticesinde davacının davalıya borçlu bulunmadığı yönündeki iddiasına iştirak edilemediği ve davalı savunmasına bağlı kalınarak tevdi edilen 236.000,00 TL tutarlı çeklerin ancak borç ödeme aracı olarak kullanıldığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.

Davacılar bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçelerinde; davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, delil niteliğine haiz olduğunu, bilirkişinin davaya konu çeklerin muhasebe sistemi uygulama, genel tebliğ hükümlerine göre verilen sipariş avanslarında takip edilmediği, 2 adet çekin davacı nezdinde kayıtlı bulunmadığı,

bu sebeple davalı savunmasına itibar edilerek borç ödeme aracı olarak kullanıldığı kanaatine varıldığının ifade ediliğini, bilirkişinin bu kanaatine katılmanın mümkün olmadığını, bilirkişinin görevinin hukuki yorum yaparak kanaat bildirmek olmadığını belirterek ,ticari defterlerinde davalıya herhangi bir borç görünmediğinden ayrıca davalı tarafın defter ibrazından kaçındığından davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; kambiyo senedinin düzenlenmesi ile mücerret bir borç ilişkisinin yaratıldığını, başka bir anlatımla kambiyo senetlerinin TTK gereği taraflar arasındaki ilişkiden bağımsız ve mücerret borç ikrarını içeren senetler olduğunu, raporun hükme esas alınacak mahiyette olduğunu, dava konusu çeklerin borcun ödenmesi için verildiğini, çek nedeniyle davacının müvekkiline borçlu olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğunu iddia ederek ,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelerle, davanın reddi ile İİK 72/4 maddesi gereğince verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davacının 236.000,00 TL %20 oranında tazminat ile mahkumiyetine karar verilmiştir. Dava, yukarıda belirtildiği üzere icra takibinden önce açılan menfi tespit istemine ilişkindir.

Davacılar, davalı adına düzenlenen çeklerin ürün alımına ilişkin olarak avans şeklinde verilen çekler olduğunu, ancak taahhüt edilen malların teslim edilmediği için çeklerin bedelsiz kaldığını iddia ederek iş bu davayı açmışlardır. Bilirkişi incelemesi sonucunda davacı şirketin usulüne uygun düzenlenen ticari defter ve kayıtlarında dava konusu çeklerin sipariş avansları hesabında yer almadığı, defterlerde kayıtlı bulunmadığı tespit edilmiştir.

Çek, hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracıdır. Poliçenin bir kredi vasıtası olmasına karşı çek, nakit para yerine ödeme amacıyla kullanılır. Çekin şartlarından da anlaşıldığı üzere kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Diğer taraftan peşin satışta mal ve bedel aynı anda ödenir. 6098 sayılı TBK'nın 207 maddesine göre asıl olan peşin satıştır.

Bir başka anlatımla alıcı ve satıcının yüklendiği edimler aynı anda ifa edilmektedir. Kural olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı olan alacaklıdadır. Ancak bu kuralın bazı istisnaları bulunmaktadır. örneğin; somut olayda olduğu üzere menfi tespit davasında davaya konu kambiyo senedinin bedelsizliğini ileri süren davacı olan borçlunun bu iddiasını ispat ile mükelleftir.

Somut olayda, davacılar davalının taahhüt etmiş olduğu malları teslim etmeyerek çeklerin sebepsiz kaldığını iddia etmişlerdir. Hukuki ilişkiden mücerret olan çekteki imzada inkar edilmemiştir. Ödeme vasıtası olarak düzenlenen çeklerin avans olarak verilmesine rağmen malın teslim edilmediği iddia edilmiştir. Bu durumda, ispat yükü yer değiştirmiş ve somut olayda edimlerin aynı anda ifası gerektiğinden bu karinenin aksinin ispat külfeti davacıya geçmiştir.

Kambiyo senedi hukuken geçerli olduğundan eldeki menfi tespit davasında davacılar-borçlular malların tesliminden önce avans olarak çeklerin verildiğini, malın teslim edilmediğini ve senedin bedelsizliğini usul hükümleri gereğince yazılı delille ispatlaması gerekmektedir. Ancak bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacılar iddialarını ispatlayacak delil ibraz edememişlerdir. Bu sebeplerle davacıların buna yönelik aksine iddiaları yerinde görülmemiştir.

İİK 72. maddesinde, menfi tespit ve istirdat davaları düzenlenmiştir. İİK 72/2 fıkrada; "... İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir..." düzenlemesi mevcuttur. İİK'nın 72/4. maddesinde. "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar.

Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." düzenlemesi bulunmaktadır.

Görüldüğü gibi, menfi tespit davasında davacının (borçlu) talebi üzerine mahkemece verilen tadbir kararı nedeniyle alacaklının (davalı) alacağına geç kavuşması hâlinde, alacaklının bu nedenle uğradığı zararların, talep olmasa dahi mahkemece değerlendirilerek alacaklı yararına tazminata hükmedileceği düzenlenmiştir.

İİK'nın 72/4. maddesinde davalı/alacaklı yararına düzenlenen tazminat, davanın haksız olması ile ilgili olmayıp, davadaki tedbir nedeniyle alacaklının alacağını geç tahsil etmesiyle ilgilidir.

Somut olayda, mahkemece 26.12.2018 tarihli ara karar ile dava konusu iki adet çekin icra takibine konu edilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de dosya içerisinde ihtiyati tedbirin infazı için gerekli olan teminatın davacılar tarafından yatırılmış olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge mevcut değildir.

Kaldı ki icra takibinden önce açılan menfi tespit davası sonrasında davalı alacaklı tarafından dava tarihinden sonra kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatarak haciz işlemlerini gerçekleştirmiştir. Bu husus, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile 14.01.2019 tarihli haciz tutanağından anlaşılmaktadır. Dosyada, davalı alacaklının ihtiyati tedbir nedeniyle alacağını geç almış olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge mevcut değildir.

Bu sebeple, ilk derece mahkemesinin icra inkâr tazminatına dair kabulü usul ve yasaya uygun görülmemiş, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın icra inkâr tazminatı yönüden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda.

1-Davanın reddine,2-İİK'nın 72/4 md. gereğince şartları oluşmadığından, davalının icra inkâr tazminatı talebinin reddine 3-İlk derece mahkemesinin 26/12/2018 tarihli ara kararı ile konulmuş olan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, 4-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 4.030,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.603,30 TL harcın, talep hâlinde, davacıya iadesine,5-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden,

karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 24.970,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,7-Taraflarca dosyaya yatırılan gider avans bakiyelerinin, yatıran taraflara iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına;

davacılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacılara iadesine,b-Davacılar tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri, 48,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 210,60 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,10-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair.

HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 05.06.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/1048, K. 2024/932, 5 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1048
Karar No
2024/932
Tarih
5 Haziran 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1049 K.2024/933
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1050 K.2024/934
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1051 K.2024/935
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1052 K.2024/936
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2021/1053 K.2024/987
  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/1055 K.2024/699

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.