KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2024
- Dosya no
- 2021/1154
- Karar no
- 2024/1629
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 10.03.2021
- Numarası
- 2018/776 Esas - 2021/212 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
2.406 kelime·12 dk okuma
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı/asıl borçlu kotra ... Tic. Ltd. Şti. lehine müvekkili banka tarafından Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi doğrultusunda kredi kullandırıldığını, yapılan sözleşmeyi ...'da müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, ancak sözleşmeye uygun olarak borcun ödenmemesi nedeniyle asıl borçlu ve müşterek borçlu-müteselsil kefillere, Beyoğlu ...
Noterliği’nin 02.12.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ödenmeyen taksitlerin ödenmesi aksi takdirde tüm alacağın tahsili için yasal yollara başvurulacağının bildirildiğini, buna rağmen kredi borcunu ödemeyen ve söz konusu ihtarnameye de herhangi bir itirazda bulunmayan asıl borçlu hakkında İstanbul Anadolu ...
İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasından taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, aynı zamanda tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile asıl borçlu ve müteselsil kefil/borçlular aleyhine İstanbul Anadolu ...
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından ilamsız takibe geçildiğini, ancak davalı/borçlu ...'ın söz konusu takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin haksız olarak durdurulmasına sebebiyet verdiğini, davalının borçlu olmadığına ilişkin vaki itirazının yerinde olmamakla birlikte, haksız ve kötü niyetli olup iptali gerektiğini, müvekkili bankanın davalı/borçlu ...'dan 12.157,59 TL. asıl alacak ve 7.740,00 TL.
6 adet çekin garanti tutarları olmak üzere toplam 19.867,59 TL. alacağı bulunduğunu, asıl borçlu/dava dışı şirket ile imzalanan 09/04/2015 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesini davalı ... müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, dava dışı/asıl borçlu şirket ve müteselsil kefiller aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak üzere ilamsız takibe geçildiğini, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ...
E. sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrinde ayrıntılı olarak izah edildiği üzere davalı ... tüm dosya borcundan değil borcun 19.867,59-TL'lik kısmından sorumlu olduğunu, davalı, dava dışı/borçlu şirket ile imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi uyarınca kullandırılan esnek ticari kredinin 12.157,59-TL'lik kısmının;
asıl alacağın 10.821,38-TL'lik kısmına 19/04/2017 tarihinden ödeninceye kadar işleyecek ve TBK 100. madde uyarınca hesaplanacak yıllık %30,24 temerrüt faiz, faizin %5 gider vergisinden sorumlu olduğunu,
ayrıca 4.541,58-TL'lik kısmının asıl alacağın 3.985,72-TL'lik kısmına 19/04/2017 tarihinden ödeninceye kadar işleyecek ve TBK 100. maddesi uyarınca yıllık %36,36 temerrüt faizi ile faizin %5 gider vergisi ve ilaveten taahhütname gereği müvekkil bankaca verilen ve halen iade edilmeyen 6 adet çekin garanti tutarları toplamı olan 7.740,00-TL'nin nakdi teminat olarak depo edilmek üzere tamamından sorumlu olduğunu belirterek davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
E. sayılı dosyası ile açılmış takibe ve ferilerine ilişkin itirazının iptaline, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle. 09.04.2015 tarihinde ... İnş. Tic.
Ltd Şti ile davacı .... arasında Genel Kredi Ve Teminat Sözleşmesi akdedildiğini, iş bu sözleşmenin akdedildiği dönemde ...'ın müdürü olan müvekkili ...'ın ise şirket işlerinin aksamaması ve o dönem alınması gereken iki araç için gereken nakdi karşılamak amacıyla kefil olmak durumuında kaldığını, iki araç için çekilen kredi ödendikten sonra müvekkilinin şirket yetkilerini devrettiğini ve payını satarak ... ile ilişiğini kestiğini, ancak ... tarafından müvekkiline karşı icra takibi başlatılmış olup müvekkili tarafından itiraz edilerek takibin durdurulduğunu,
Genel Kredi Sözleşmesi her ne kadar TTK gereğince ticari iş olarak düzenlenmiş olsa dahi müvekkilinin iş bu sözleşmenin tarafı olmadığını, müvekkilinin Genel Kredi Sözleşmesinin kefili olup iş bu kefilliğinin TTK kapsamında değil TBK kapsamında değerlendirilmesi gereken bir husus olduğunu, ...
Bankası tarafından müvekkile başvurulabilmesini sağlayan iş bu takibin ve davanın dayanağı kefalet sözleşmesinin TBK'da düzenlenmiş olup bu doğrultuda kefalet gereğince başvurulan müvekkili aleyhine açılan itirazın iptali davasında görevli mahkeme olarak Asliye Ticaret Mahkemesi'nin de kabul edilemeyeceğinin açık olduğunu, müvekkili ...'ın iş bu Genel Kredi Sözleşmesi'ne tacir sıfatıyla kefil olmamış olup TBK gereğince düzenlenen faiz şartlarını ihlal eden ve sadece ticari işlerde düzenlenen serbest faiz düzenlemelerinin müvekkil aleyhine de talep edilmesinin mümkün olmadığını,
genel kredi sözleşmesinde kefil için gayrinakdi alacaklara ilişkin özel bir madde bulunmadığından iş bu 6 adet çekin garanti tutarlarının müvekkiline yansıtılmaması gerektiğini, dava dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere; taahhütname gereği müvekkil bankaca verilen ve hala iade edilmeyen 6 adet çekin garanti tutarları toplamı olan 7.740,00 TL'nin nakdi teminat olarak depo edilmek üzere tamamından sorumlu olduğunun belirtildiğini, ancak müvekkilin iş bu gayri nakdi çek garanti tutarlarının nakdi olarak depo edilmesi talebinde bulunabilmesi için taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi'nde açık hüküm bulunması gerektiğini,
taraflar arasında imzalanan sözleşmede kefilin hangi borçlara kefil olduğu açıkça düzenlenmediğinden geçerli bir kefaletin söz konusu olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, Genel Kredi Sözleşmelerinin uzun süre devam eden, cari hesap şeklinde işleyen kredi sözleşmeleri olduğunu, somut olayda ise sözleşme içerisinde kefilin hangi borca kefil olduğu açıkça belirtilmediğinden;
banka ile ... arasında gerçekleştirilen Genel Kredi Sözleşmesinin cari hesaba ilişkin olduğuna ilişkin genel bir tabir kullanıldığından Müvekkilin bu borca kefilliğinin geçerli olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, dava açılmadan önce davacı banka tarafından gönderilen hesap kat ve borcun ödenmesi ihtarnamesinde müvekkilimizin borcu açıkça gösterilmediğini, İstanbul Anadolu ...
İcra Dairesi'nde devam etmekte olan ... ile ... arasındaki rehnin paraya çevrilmesi takibinde genel kredi sözleşmesi ile rehnedilen aracın satımı gerçekleşmiş olup iş bu meblağın müvekkiline başlatılan meblağdan mahsubu gerektiğini, İstanbul Anadolu ....
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, aynı zamanda tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile asıl borçlu ve müteselsil kefil/borçlular aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından ilamsız takibe geçildiğinin bildirildiğini, davacı tarafından başlatılan İstanbul Anadolu ....
İcrada mevcut taşınır rehninin ... ile ... arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi gereğince rehin olarak verilen aracın paraya çevrilmesi amacıyla başlatıldığını ve iş bu takipte aracın 44.300,00 TL. ihale bedeli ile satıldığını, iş bu bedelden yediemin ücreti, muhafaza çekici masrafı, MTV, tellaliye çıkarıldığında 36.916,53 TL'sinin iade edildiğini, iş bu meblağın müvekkil aleyhine açılan takip bedelinden mahsup edilmesi gerektiğini, haksız ve kötü niyetli açılan takip nedeniyle en az %20 olmak üzere tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek mahkemenizin görevsizliğine, mahkemenizin yetkisizliğine,
davanın konusuz kalması sebebiyle reddine, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddine, haksız ve kötü niyetli olarak açılan icra takibi nedeniyle davacıya %20'den az olmamak kaydı ile köt niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tarafların delilleri toplanarak, tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamı ile mahkememizce yapılan ön inceleme duruşmasında zapta geçen beyanlar ve uyuşmazlık tespiti dikkate alınarak davacı alacağının bulunup bulunmadığının tespiti için dosya üzerinde inceleme yapmak suretiyle dosyada mübrez 16/03/2020 tarihli bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporunda özetle; takip tarihi itibarı ile KMH için Banka alacağının 10.000,00 TL olduğu, kefilin sorumluluğunun bulunduğu, bankanın dosyaya BCH için bilgi ve belge sunmadığı, bu nedenle dava dilekçesinde belirttiği 4.541,58 TL'lik alacaktan kefilin sorumlu olduğu belirtilen 3.985,72 TL'lik kısmı için inceleme yapılamadığı, Gayrinakit Çek Kredisi için GKTS'de ayrı bir hüküm bulunmaması nedeniyle kefilin bu kredi türünden sorumlu bulunmadığı, bankanın 38.162,00 TL. için talepte bulunduğu, ancak tespit edilen tutarın 10.000,00 TL olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Davacı ile davalı dışı şirket arasında Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi akdedildiği, davalının ise bu sözleşmeye kefil sıfatıyla 09/04/2015 tarihinde imzaladığı, borcun ödenmemesi üzerine bankanın ihtarname çektiği, ihtarnameye rağmen davalının borcu ödemediği, bunun üzerine davacı tarafından İstanbul Anadolu ...
İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden takibe başlanıldığı, davalının süresi içerisinde borca itiraz ettiği, davacının davalının itirazının iptali ile %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına ilişkin olduğu belirlendi. Bankacı bilirkişiden alınan raporuna göre kredili mevduat hesabına ilişkin olarak 10.000,00 TL asıl alacak ve Banka çek hesap alacağına ilişkin olarak ise 3786,70 TL olmak üzere toplam 13.786,70 TL alacaklı olduğunun belirlendiği,
bu nedenle itirazın kısmen iptali ile 10.000,00 TL kredili mevduat hesabı asıl alacak ve 3786,70 TL çek hesap alacağı olmak üzere toplam 13.786,70 TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, alacağın likit olması nedeniyle asıl alacak olan 13.786,70 TL'nin yüzde yirmisi icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek..." gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ...
İcra Dairesinin ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 13.786,70 TL üzerinden takip şart ve koşullarında aynen devamına, fazlaya ilişkin itirazın iptali isteminin reddine, asıl alacak 13.786,70 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Davalı vekilince 10.03.2021 tarihli dilekçe sunulmuş, dilekçe içeriğinde kararın bozulması talebi ile istinaf süresinin tutumu talebinde bulunulduğu anlaşılmış, davalı vekilince bu dilekçe dışında başkaca ayrıntılı istinaf dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin 10.03.2021 tarihli sunduğu dilekçesinde, Genel kredi sözleşmesinde gayrinakdi alacaklara ilişkin özel bir madde bulunmadığından iş bu 6 adet çekin garanti tutarlarının müvekkiline yansıtılmaması gerektiğini, Taraflar arasında imzalanan sözleşmede kefilin hangi borçlara kefil olduğu açıkça düzenlenmediğinden geçerli bir kefaletin söz konusu olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, Dava açılmadan önce davacı banka tarafından gönderilen hesap kat ve borcun ödenmesi ihtarnamesinde müvekkilinin borcunun açıkça gösterilmediğini, İlgili kararın usul ve esas bakımından yasalara aykırı olup, istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak,
davanın yeniden görülmesi ile davanın reddi gerektiğini, kısmen kabul kararının yerinde olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Müvekkili bankanın davalı/borçlu ...'dan 12.157,59 TL asıl alacak ve 7.740,00 TL 6 adet çekin garanti tutarları olmak üzere toplam 19.867,59 TL alacağı bulunduğunu, ancak mahkeme kararında bu tutarın 13.786,70 TL olarak karar verildiğini, müvekkili bankanın bu durumda hak kaybına uğradığını, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ...
E. sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrinde ayrıntılı olarak izah edildiği üzere davalı ... tüm dosya borcundan değil borcun 19.867,59 TL'lik kısmından müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunu, emsal nitelikteki Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2013/10777 - Karar 2013/14096 sayılı 18.09.2013 tarihli kararına göre “… davacı banka ile imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi bankacılık işi olup TTK’nın 4. maddesi gereği ticari iş niteliğindedir.
Aynı Yasa’nın 8. maddesine göre; ticari işlerde temerrüt faiz oranı serbestçe belirlenecektir. Bu durumdaki TBK.’ndaki 88. ve 120. maddelerindeki hükümlerinin ticari işler bakımından uygulanabilirliği bulunmamaktadır...” yönünde karar verildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, dava dışı şirkete kullandırılan kredi borcunun davalı kefilden tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde. Davacı tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında takip başlatıldığı, icra takibinde, alacaklı .... tarafından asıl kredi borçlusu ... Ticaret Limited Şirketi, kefiller ..., ... aleyhine genel kredi ve teminat sözleşmesine dayalı 21.731,89 TL. ...
Kart, Esnek Ticari Hesap 1. asıl alacak, 72.148,16 TL. Diğer ticari kredilere dayalı 2. asıl alacak, 2.555,67 TL. 1. Asıl alacak bakımından % 30,24 faiz oranından, 10.411,83 TL. 2. Asıl alacak bakımından %36,36 faiz oranından muacceliyetten takip tarihine kadar işlemiş yıllık tem. Faizi, 648,34 TL. Faizin %5 gider vergisi, 412,88 TL. Masraf, 107.908,77 TL. Nakit toplamı, 7.740,00 TL.
Alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, takip talebinde borçlu kefil ...' ın 12.157,59 TL asıl alacak ile 6 adet çek garanti tutarı toplamı 7.740,00 TL nin depo edilmesi talebinden sorumlu olduğunun belirtildiği, davalı kefilin süresi içerisinde yapmış oldukları itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilince istinaf dilekçesinde de bu husus işaret edilerek müvekkilinin davalı kefilden 12.157,59 TL asıl alacak ile 6 adet çek garanti tutarı toplamı 7.740,00 TL olmak üzere toplam 19.867,59 TL alacağı bulunduğunun kabulü gerektiği ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporunda özetle; takip tarihi itibarı ile KMH için Banka alacağının 10.000,00 TL olduğu, kefilin sorumluluğunun bulunduğu, bankanın dosyaya BCH için bilgi ve belge sunmadığı, bu nedenle dava dilekçesinde belirttiği 4.541,58 TL'lik alacaktan kefilin sorumlu olduğu belirtilen 3.985,72 TL'lik kısmı için inceleme yapılamadığı,
Gayrinakit Çek Kredisi için GKTS'de ayrı bir hüküm bulunmaması nedeniyle kefilin bu kredi türünden sorumlu bulunmadığı belirtilmiş, davacı vekilinin rapor kapsamında BHC kredisi kapsamında sunduğu belgeler incelenerek ek rapor alınmış, bankacı bilirkişinin sunduğu 11.12.2020 tarihli ek rapor içeriğinden, davacını davalı kefilden kredili mevduat hesabına ilişkin olarak 10.000,00 TL asıl alacak ve BCH kredisi kapsamında Banka çek hesap 3786,70 TL olmak üzere toplam 13.786,70 TL alacak talebinin yerinde olduğu tespit edilmiştir.
İlk derece mahkemesince de bilirkişi raporunda yapılan hesap incelemesi doğrultusunda hüküm kurulmuş olup, davacı vekilinin müvekkilinin davalı kefilden 12.157,59 TL asıl alacak ile 7.740,00 TL çek garanti tutarı toplamı olan 19.867,59 TL den sorumlu görülmesi gerekirken, mahkemece bu tutarın 13.786,70 TL olarak hüküm altına alınmasının yerinde olmadığı yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde.
Yukarıda davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde değerlendirildiği üzere, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda genel kredi sözleşmesinde gayrı nakdi alacak bakımından özel bir düzenleme bulunmadığı tespiti ile zaten davacı bankanın talep ettiği 6 adet çek garanti tutarı kapsamında davalı kefilden talepte bulunamayacağı tespiti ışığında hüküm kurulmuş olup, davalı vekilinin bu konuda aksi yöndeki istinafı yerinde değildir.
Dosyaya sunulu kredi sözleşmesi ve belgeler kapsamında banka ile asıl kredi borçlusu şirket arasında 09.04.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının da iş bu sözleşmeyi kefalet limiti 500.000,00 TL olarak müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, bankanın da asıl kredi borçlusuna KMH ve BHC kredileri kullandırdığı anlaşılmakla, davalı vekilinin müvekkilinin hangi borçlara kefil olduğunun açıkça düzenlenmediği, bu nedenle kredi borçlarından kefil olarak sorumlu görülemeyeceği yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir.
Alınan kök bilirkişi raporu içeriğinde işaret edildiği üzere, asıl borçlu tarafından kredi borçlarının ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından 30.11.2016 tarihinde hesabın kat edildiği ve ihtarname gönderildiği, kat ihtarının kefile tebliğ edilmemesi nedeniyle kefilin takipten önce temerrütünün gerçekleşmediği belirlenmiş olup, kefil kendi temerrütünün sonuçlarından sorumlu olacağından ve zaten bu husus raporda belirtildiği üzere kefilin takiple temerrüte düştüğü benimsenerek hesaplama yapıldığından,
davalı vekilinin dava açılmadan önce davacı yanca gönderilen hesap kat ve borcun ödenmesi ihtarında müvekkilinin borcunun açıkça gösterilmediğinin dikkate alınması gerektiği yönündeki istinafı da yerinde değildir. Taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü yarınca her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/1154, K. 2024/1629, 14 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama