KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
- Dosya no
- 2021/1762
- Karar no
- 2025/579
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 03.06.2021
- Numarası
- 2018/411 Esas - 2021/427 Karar
- Dava
- Menfi tespit, istirdat ve ipoteğin fekki (Bayilik sözleşmesinden kaynaklı
Karar Metni
2.144 kelime·11 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit, istirdat ve ipoteğin fekki davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında ..., ..., ... ve ... marka 4 adet Traktör yönünden yetkili satıcılık sözleşmesi imzalandığını; bu sözleşmeyle müvekkilinin Ankara bölgesi münhasır bayiliğini aldığını;... markasına ilişkin sözleşmenin 20/12/2013 tarihinde imzalandığını ancak bu sözleşmenin davalı tarafından 25/09/2014 tarihli ihtarnameyle fesih edildiğini; davalı şirketin 2014 yılında müvekkili şirkete başvurarak üçüncü şahıslara... marka traktör sattıklarını ancak kendi ellerinde bu marka traktörlerin bulunmadığını beyan ederek,
traktör teslimlerinin davacı şirket aracılığıyla yapılmasını istediklerini; müvekkiline bu şekilde talimat verdiklerini; bunun üzerine davalı olan distribütör firmadan alınan fiyatlarla birebir aynı fiyatla davalı şirketin Ankara dışındaki bayilerine ( Erzurum ve Adana bayilerine) traktörlerin satışının 3 adet faturayla müvekkili tarafından gerçekleştirlidiğini; söz konusu traktör satışlarının müvekkil aracılığıyla gerçekleştirildiğinden dava dışı Adana ve Erzurum bayisi tarafından müvekkiline çek tanzim edildiğini, davacı şirketin bu çekleri ciro ederek davalı şirkete gönderdiğini;
bu çeklerden Adana bayisi olan " ... firması " tarafından keşide edilen 15/04/2015 tarihli 99.630,00 TL ve 20/05/2015 tarihli 102.972,00 TL'lik çeklerin karşılığının müvekkiline ödenmediğini; davalı şirketin ise söz konusu çekleri aldıktan yaklaşık 2,5 yıl geçtikten sonra ... firmasından tahsil edilemediğini bu nedenle davacı şirketin bu borçtan sorumlu olduğunu ileriye sürerek çek toplamı olan 202.600,99 TL'yi müvekkil şirketin cari hesabına borç kaydettiğini ve ihtarnameyle ödenmesini bildirdiğini;
bu ihtara cevap verdiklerini, söz konusu traktörlerin kendilerine ait traktörler olduğunu davalıya bildirdiklerini ancak davalının cevabi ihtarla durumu inkar edip, söz konusu olan çeklerin kendisi tarafından müvekkiline satılan traktör bedellerinden kaynaklandığını iddia ettiğini; ödenmediği taktirde aralarındaki bayilik sözleşmesi gereğince vermiş bulundukları teminatın paraya çevrileceğinin bildirildiğini;
bunun üzerine müvekkili şirketin ticari hayatının sıkıntıya girmemesi için davalı şirkete 27/12/2017 tarihinde 75.000,00 TL 30/11/20117 tarihinde 50.000,00 TL ve 15/01/2018 tarihinde 25.000,00 TL ve 16.208,20 TL olmak üzere toplamda 166.208,20 TL ödemede bulunduğunu belirterek, mahkememizden 202.600,99 TL'den müvekkili tarafından ödenen 166.208,20 TL'nin avans faiziyle istirdadına, bakiye 36.392,79 TL'den borçlu olmadığının tespitine ( menfi tespit ) ve davacı şirket tarafından davalıya verilen 1.000.000,00 TL bedelli teminat ipoteğinin de fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;
iddiaların doğru olmadığını, 202.600,99 TL'nin davacı bayi tarafından müvekkilinden alınan ve bedeli ödenmeyen traktörlere ilişkin olduğunu: kaldı ki, davacının üçüncü şahıslara sattığı traktör bedelini kendilerinden isteyemeyeceğini; kendilerince davacı şirkete üçüncü şahıslara traktör satılması yönünden bir talimat vermediklerini; davacının daha şirketlerine 37.172,79 TL daha borçlu olduğunu, bu nedenle teminat ipoteğinin de fekkini talep edemeyeceklerini bildirerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Her iki tarafın ticari defter ve kayıtları bir bütün olarak incelendiğinde, davacının iddiasının kabulü için basiretli bir tacir olarak davranmadığı; kendi iddiasına göre, davalı şirketin talimatıyla diğer bayilere traktör verseydi onlardan alacağı çekleri davalı şirkete ciro etmeyip, kendi traktörleri olduğu için kendisinin tahsile çalışmasının gerekeceği; ancak başka traktör alım satımlarından dolayı davalı dağıtıcıdan aldığı traktörler karşılığında söz konusu çekleri ciro ederek davalıya vermesi gerektiği; hayatın olağan akışının bunu gerektirdiği,
bu nedenle çek bedelleri toplamı olan 202.600,99 TL borçlu olduğu, bunun ödenen 166.208,20 TL'lik kısmının istirdadına ilişkin talebi bu nedenle, kalan kısmından dolayı borçlu olmadığı tespiti talebinin de aynı nedenle reddi gerektiği; halen ödenmeyip menfi tespite konu edilen borcundan dolayı da teminat ipoteğinin kaldırılmasını talep edemeyeceği; zira, sonlanan ilişkide ancak tüm borcu ödemesi koşuluyla teminat ipoteğinin kaldırılmasını isteyebileceği nazara alınarak, davacıya yemin delili hatırlatılmış, kullanmayacağını bildirdiği..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müzekkere cevapları ve mail yazışmaları ile söz konusu traktör satımlarının davalı talimatı ile yapıldığı dosya kapsamında kanıtlandığını, mail yazışmalarının yazılı belge niteliğinde olduğunu, Dava dışı ... tarafından verilen müzekkere cevabında; söz konusu firma açık bir şekilde davalı ile görüştüğünü ve pazarlık yaptığını, traktör bedeli için davalı yanın belirlediği tutarda anlaşıldığı ve davacı yandan çek karşılığı traktörün alındığını ikrar ettiğini, yine; ... müzekkere cevabında;
tüm ticari ilişkilerin davalı ile yapıldığı ve davacı müvekkili ile bağlantılarının olmadığını ikrar ettiğini, davalı şirket yetkilisi ... tarafından müvekkili şirket yetkilisi ...'e atılan 18 Kasım 2014 tarihli mailde; ''Stoklarınızda bulunan bir adet 5-H Erzurum bayisine satılmıştır. Bunun dışından kalan iki adet traktörünüzün de pazarlaması tamamlanmış olup bu hafta sizden sevkiyat talep edeceğiz. Konu hakkında sizi aradım ama ulaşamadım.
Bana geri dönüş yaparsanız detayları konuşuruz.
Şayet stoklarınızı kendiniz değerlendirmek isterseniz buna saygı duyarız.'' denildiğini, iş bu mail yazışmasında davalının; traktörlerin diğer bayilerine satımından haberdar olduğunu ikrar ettiğini ve hatta 1 adet traktör için satımın yapıldığına, diğer ikisi için pazarlık yapıldığına ilişkin durumu davacı müvekkiline bildirdiğini, söz konusu traktörlerin satımı, pazarlaması ve nakliyesine ilişkin tüm süreçleri üstlendiğini ikrar ettiğini,Çeklerin varlığı, müvekkil şirketin davalı yana borçlu olduğu şeklinde yorumlanamaz. davacı, davalının yetkili satış temsilcisi konumunda olduğunu,
taraflar arasındaki sözleşme ile temsil yetkisi yer açısından sınırlandırıldığını, daha açık anlatımla davacının, davalının Ankara İli sınırlarında münhasır satış yetkisini haiz olduğunu, söz konusu traktörlerin, davacının kendi verdiği karar neticesinde satılmış ve karşılığında alınan çekler karşılıksız çıkmış olsa idi, ortaya çıkan bu zarardan davacı sorumlu olacağını, hâl böyle olmakla birlikte böylesi bir satış da davacının yetkisiz temsilci olarak işlem yapması anlamına geleceğini, zira yukarıda ifade edildiği gibi Ankara İli sınırlarında yetkili olan davacı Adana İlinde bir satış gerçekleştirmiş olacağını, somut olayda davalının,
18/11/2014 tarihli elektronik posta ile davacıyı bu satış konusunda yetkilendirmiştir. “… stoklarınızda bulunan bir adet 5 – H Erzurum bayimize satılmıştır.
Bunun dışında kalan iki adet traktörünüzün de pazarlaması tamamlanmış bu hafta sizden sevkiyat talep edeceğiz…” ifadeleri kullanıldığını, tek taraflı ulaşması gerekli irade beyanı ile verilen temsil yetkisi herhangi bir şekle bağlı olmadığını, kaldı ki burada belge olarak kabul edilen elektronik posta yazışmaları bulunduğunu, kaldı ki bu yetkilendirme olmasa idi dahi davacının söz konusu üç traktörün yetkisi dışında satışından sonra davalının herhangi bir işlem yapmamasının, yetkisiz yapılan bu işlemlere onay (icazet) verdiği anlamına geleceğini, tüm bu değerlendirmelerden sonra somut olaydaki temsilin türünü değerlendirmek gerekirse,
burada doğrudan temsil söz konusu olduğunu, zira davacının yanı sıra Erzurum ve Adana’da bulunan satıcılar da davalı adına ve hesabına bu satışların gerçekleştiğini bildiğini,Davacı, davalıdan aldığı yetki doğrultusunda elinde bulunan üç adet traktörü, davalı adına ve hesabına olacak şekilde, münhasır yetki alanı dışında sattığını, dolayısıyla karşılıksız çıkan iki çekin doğrudan alacaklısının davalı olduğunu ve itibarıyla çekin karşılıksız çıkması sonucu da davalıyı ilgilendirdiğini,
müvekkili şirketin ne davalı yan ile imzaladığı yetkili satıcılık sözleşmeleri yönünden ne de dava konusu çeklere ilişkin davalı yana bir borcu bulunmamakta olup; bu durum dosyaya sunulan bilirkişi raporunda ''Davacının dava tarihi olan 09.04.2018'den önce ticari ilişkinin bittiği 31.10.2017 tarihi itibariyle bakiye borcunun 0,05 TL olduğu'' şeklindeki değerlendirmeler ile de kanıtlandığını, bu nedenle; ipoteğin dayanak ticari ilişkinin sona ermesi,
taraflar arasında bir borç bulunmaması ve her halikülarde bakiye kalan borç itibari ile haksız oluşu nedeniyle kaldırılması gerektiğini, Ayrıca davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin de fahiş olduğunu ve usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, bayilik sözleşme ilişkisi kapsamından menfi tespit, istirdat ve ipoteğin fekki istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında bir süre dağıtıcı - bayi ilişkisinin mevcut olduğu, davacının, davalı şirketin bayisi olduğu;
bayilik ilişkisinin bilahare sona erdirildiği anlaşılmaktadır.Davacı davaya konu uhdesinde bulunan üç adet traktörün davalı talimatı ile davalının Erzurum ve Adana bayilerine satışı nedeniyle, Adana bayii ... firmasınca 15.04.2015 keşide tarihli 99.630,00 TL tutarlı ve 20.05.2015 keşide tarihli 102.972,00 TL tutarlı çeklerin keşide edilerek verildiğini, iş bu çeklerin kendisi tarafından da cirolanarak davalı distribütöre verildiğini, çekleri cirolama sebebinin muhasebesel nedenlere dayalı olduğunu,
gerçekte iş bu çeklerden ötürü müvekkilinin sorumlu görülemeyeceğini ancak davalının iş bu çekleri bayii olan ... firmasından tahsil edememesi üzerine müvekkilinin cirosu nedeniyle davacıyı sorumlu tuttuğunu, çeklerin tutarı karşılığı farklı tarihlerde yapılan toplam 166.208,20 TL'nin davalıdan istirdadı gerektiğini, bakiye tutar 36.392,79 TL yönünden davacıya borçlu bulunulmadığını, ayrıca davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek menfi tespit,
istirdat ve bu ilişki nedeniyle verilen ipoteğin fekki taleplerinde bulunmuştur.Davalı ise söz konusu çeklerin müvekkilinden davacı tarafça alınan traktör bedellerine ilişkin olduğu ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.İlk olarak davacının ipoteğin fekki talebi yönünden aktif husumetinin değerlendirilmesi gerekir. Zira bu husus, resen dikkate alınması gereken hususlardandır.
Dosyadaki tapu kayıtları ile ipotek belgelerine göre, ipoteğin konulduğu taşınmazın dava dışı...' e ait olduğu ve bu taşınmaz üzerine konan ipoteğin fekkinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre davacının ipoteğin fekki talebi yönünden aktif husumet ehliyeti bulunmadığından, ipoteğin fekki talebinin, davacının aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddi gerekirken, bu talep bakımından da işin esasının incelenmesi ve esas bakımından ret kararı verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının resen düzeltilmesi gerekmiştir.
Menfi tespit ve istirdat talepleri bakımından işin esasının incelenmesinde: Davacı taraf, davalının ihtara konu ettiği 202.600,99 TL'lik iki adet çekten kaynaklı alacağının, esasen kendileri tarafından satılan traktörlere ilişkin olduğunu ve bu borçtan müvekkilinin sorumlu olmadığını, söz konusu traktörleri Adana ve Erzurum bayilerine davalı adına satışını gerçekleştirdiklerini, dolayısıyla bu satışlar kapsamında alınan ve cirolanarak davalıya verilen çeklerden ötürü davacının davalıya sorumlu olduğunun kabulünün mümkün olmadığı,
davalı talimatı ve onu temsilen üç adet traktörün diğer bayilere satışı yapıldığı dikkate alındığında, çeklerden ötürü davalıya karşı sorumlu görülemeyecekleri ileri sürülmüş ise de, davacının da kabulünde olduğu üzere, iş bu çekler davacı cirosu ile davalıya verilen çekler olup, çeklerdeki davacı imzasına yönelik sahtelik gibi bir iddia da söz konusu değildir. Çek bir ödeme aracı olup, aksi kanıtlanmadıkça çekin, mevcut bir borcun ifası amacıyla verildiğinin kabulü gerekir.
Çekler hâlen davalının elinde olup davalının yetkili hamil olduğu,çek keşidecisi ile cirantaların çek hamiline karşı sebepten mücerret olarak çek tutarından sorumlu oldukları, davacının çekin muhasebesel nedenlerle ciro edildiğine ve gerçekte bir borç bulunmadığına dair iddialarını kanıtlayamadığı dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince menfi tespit ve istirdat taleplerinin reddine dair verilen kararda usule ve yasaya aykırılık görülmemiş,
davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Davacı vekilince davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin maktu olması gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı, kaldı ki nispi tayin edilen vekalet ücretinin tutarının da hatalı olduğu ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir.
Eldeki davanın dava dilekçesinde istirdat, menfi tespit ve ipoteğin paraya çevrilmesinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir talepleri ile açıldığı, dava değerinin ise istirdat ve menfi tespit istemleri kapsamında 202.600,99 TL olarak gösterildiği ancak ön inceleme duruşmasında davacı vekilince ipoteğin fekki taleplerinin de bulunduğununu belirtildiği, bunun üzerine mahkemece ön inceleme duruşması 4 nolu ara kararı ile ipotek tutarı 1.000.000,00 TL üzerinden harç yatırılması için davacıya ihtaratlı kesin süre verildiği,
davacı vekilince de ipotek fekki talebi yönünden 12.02.2019 tarihinde 17.328,90 TL harcın ikmal edildiği ve makbuzunun sunulduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda ipoteğin fekki talebi yönünden davacının husumetinin değerlendirilmesi sonucuna göre, ipoteğin fekki yönünden davanın davacının aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği gözetildiğinde, reddedilen bu talep yönünden davalı lehine 30.000 TL maktu vekalet ücreti ile esas bakımından reddedilen istirdat ve menfi tespit talebi yönünden ise bu taleplere ilişkin dava değeri olan 202.609,99 TL üzerinden davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının ipoteğin fekki talebi yönünden resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/1762, K. 2025/579, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama