KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- Dosya no
- 2021/1807
- Karar no
- 2024/1698
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 06.10.2020
- Numarası
- 2019/225 Esas - 2020/497 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.251 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı hassında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E.sayılı dosyası ile müvekkilinin borçludan alacağı olan alacağının tahsili için Genel Haciz Yolu ile icra takibi yapıldığını, borçluya ödeme emrinin gönderildiğini, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu, icra takibinde talep ettiğimiz 41.41.249,65 TL alacağın 500,71 TL lik işlemiş faiz kısmını talep etmediklerini, bakiye 40.748,94 TL asıl alacağı talep ettiklerini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile dava ettikleri anlaşıldı.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı yan dava dilekçesinde ve dayanak icra takibinde cari hesap alacağına dayandığını, ancak taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin var olmadığını, davacı yanın alacak iddiası cari hesabında seçilmiş yer alan 40.784,94 TL lik faturaya dayandırıldığını, oysa dayanak fatura davacı yanca tek taraflı olarak tanzim edildiğini ve kur farkı açıklamalı mesnedi olmayan faturadan kaynaklandığını, davacı yanın mesnetsiz faturası temel fatura olarak e fatura şeklinde gönderildiğinden iade faturası ile kendisine iade edildiğini,
davacı aynı talebi içeren faturayı tekrar 21/01/2019 tarihinde düzenlendiğini ve yeniden iade edildiğini belirterek davacının %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile cevap verdikleri anlaşıldı.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça, davalı aleyhine cari hesap alacağından kaynaklı uyuşmazlığa konu icra takibinin başlatıldığı, takip talebinde, takip konusu edilen borcun sebebinin cari hesap alacağı olduğunun açıkça yazılı olduğu, davacı tarafça cari hesap sözleşmesinin dosyaya ibraz edilemediği, icra takip evraklarına ek olarak icra dosyasına eklenen belgede, kur farkından kaynaklı fatura alacağı olduğunun da belirtilmesi,
ancak davalı tarafça, bu faturanın davacı tarafa geri iade edilmesi hususları nazara alındığında, davacı tarafça, alacağın varlığı ispatlanamadığından, davacının davasının reddine karar verilmiş olup davacı tarafça, kötüniyetle icra takibi başlatıldığına ilişkin bir kanaat oluşmadığından, davalı taraf lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmeyerek..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Dava dilekçesindeki ve aşamalardaki beyanlarını aynen tekrarla; alacaklı müvekkili şirket tarafından davalı borçlu tarafa kesilen satış faturaları incelendiğinde de görüleceği üzere, malların döviz karşılığı satıldığını ve TL karşılığı da VUK (Vergi Usul Kanunu) gereğince faturalarda gösterildiğini, bu durumda borçlu - davalının kur farkı alacağından dolayı sorumlu olacağından, davacının kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde mahkemece bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı bir değerlendirme ile davanın reddinin doğru olmadığını,
Müvekkilinin talebinde sonuna kadar haklı olmakla birlikte farzı muhal bir an için Kur Farkı Faturası bedeli talebinde haksız olduğu kabul edilse dahi, davalı borçlu kalıtlarına göre de davalı - borçlunun davacı - alacaklı tarafa 1.769,29 TL borçlu olduğu bizzat borçlu davalının kendi defter kayıtları ile sabit olduğunu, [EK-8, Barco Tekstil'in Ticari Defter Kaydı] bu hususun bilirkişi raporunda da ayrıca vurgulandığını, böylesi bir durumda da davanın tümden reddinin ayrıca hatalı olduğunu, Dava dilekçesinde yemin deliline dayandıklarını, mahkemece bu delil hiç değerlendirilmediği gibi,
taraflara da bu hususta en ufak bir hatırlatma yapmadığını, ilk derece mahkemesi, dosyayı ayrıntılı olarak inceleyen 09.03.2020 tarihli bilirkişi raporuna hiç kıymet vermeksizin eksik ve hatalı inceleme ile inceleme huzurdaki hükmü tesis ettiğini, mahkemenin delilleri yeteri kadar incelemeden, incelemeye dahi gerek görmeden karar verdiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım ilişkisi nedeniyle oluşan kur farkı alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, yasal süresi içinde, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derce mahkemesince, takip konusu edilen borcun sebebinin cari hesap alacağı olduğunun açıkça yazılı olduğu, davacı tarafça cari hesap sözleşmesinin dosyaya ibraz edilemediği, icra takip evraklarına ek olarak icra dosyasına eklenen belgede, kur farkından kaynaklı fatura alacağı olduğunun da belirtildiği,
ancak davalı tarafça, bu faturanın davacı tarafa geri iade edilmesi hususları nazara alındığında, davacı tarafça, alacağın varlığı ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı taraflar arasındaki ticari alım satım nedeniyle düzenlenen 31.12.2018 tarihli 40.748,94 TL tutarlı kur farkı açıklamalı faturadan ötürü alacaklı olduğunu ileri sürmüştür. Buna göre alacağının dayanağının kur farkı alacağı olduğu açıktır.
Bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekir. Taraflar arasında teamül bulunmadığı açıktır.Çekin hem TL hem de döviz cinsinden düzenlenmesi mümkündür.
İlk derece mahkemesinin davanın reddi gerekçesi isabetli değil ise de, davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez. Davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş bulunmaktadır.
Bu nedenle davanın reddinde sonuç itibariyle bir isabetsizlik bulunmamaktadır (Yargıtay 11. HD 2020/2682 E 2020/5731 K 08.12.2020 T. Emsal kararı). Yine davacı vekilince, kur farkı faturasından ötürü alacaklı olduklarının kabul edilmemesi hâlinde dahi davalı yanın kendi ticari defterlerinde müvekkiline 1.769,29 TL borçlu görüldüğü hususunun dikkate alınmaması nedeniyle kararı bu yönüyle istinaf ettiklerini belirtmiştir.
Yukarıda vurgulanıp açıklandığı üzere, davacının eldeki davadaki talebi taraflar arasındaki ticari alım satım kapsamında düzenlenen 2553/2570 nolu faturaları dayanak gösterilerek düzenlendiği fatura içeriğinde belirtilen 31.12.2018 tarihli 40.748,94 TL tutarlı kur farkı faturasına dayalı olmakla, yine yukarıdaki gerekçe ışığında davacının kur farkı talep edemeyeceği sonucuna varıldığından, davacı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin verdiği karar sonucu itibariyle isabetli olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemekle birlikte karar gerekçesinin resen düzeltilmesi gerektiğinden, HMK'nın 33,355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesi düzeltilmek üzere kaldırılmasına, yukarıdaki gerekçeyle davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/1807, K. 2024/1698, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama