İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1841 K.2025/567

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava…

Esas2021/1841Karar2025/567Tarih27 Mart 2025Okuma10 dk · 1.940 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
27 Mart 2025
Dosya no
2021/1841
Karar no
2025/567
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi
06.04.2021
Numarası
2018/344 Esas - 2021/309 Karar
Dava
Tazminat
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.940 kelime·10 dk okuma·4 bölüm

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Gelir İdaresi Başkanlığının yetkilendirdiği "Özel Entegratörlük" yetkisine sahip şirket olduğunu, bu kapsamda E-fatura, E-Arşiv, E-İrsaliye, E-Defter vs gibi vergi mevzuatından kaynaklı ürünlerin üretim ve pazarlamasını yaptığını, bu kapsamda sözleşmeye göre davalının söz konusu ürünlerin kurulumu, davalının 2017 yılı ikinci yarısından itibaren sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmemeye başladığını, portföyünde olan l. ve 2. seviye teknik destek vermekle yükümlü olduğu müşterilerine teknik destek vermemeye, müşterilerle ilgilenmemeye başladığını,

bu davranışların düzeltilmesi için davalıya noter üzerinden ihtarname gönderildiğini, buna rağmen davalının sözleşmeye aykırı davranışlarının devam ettiğini, davalının müvekkil bilgisi dışında, müvekkil şirketten ayrılma beyanını içerir e-mailleri müşterilere gönderdiğini, müşterileri kendi lehine yönlendirdiğini, müvekkilin manevi zarara uğradığını, zararların tazmini için müvekkile noter aracılığıyla ihtarname gönderildiğini fakat sonuç alınamadığını, anılan nedenlerle davalının haksız rekabetinin tespiti ve önlenmesini, haksız rekabet sebebiyle fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL maddi tazminat,

müvekkilinin ticari itibar ve güvenilirliği kaybı için 20.000 TL manevi tazminat tutarının davalıdan tahsil edilerek müvekkile ödenmesini iddia ve talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; zarar iddiasının olduğu yerin Gaziantep olduğu,

ticari defter belge incelemesinin bu şehirde yapılması gerektiğini, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, davacı ile 15.11.2016 tarihinde 1 yıllık sözleşme imzalandığını, haksız fiil iddialarına karşın davacının sözleşmeyi feshetmediğini, davacının 14.09.2017 tarihinde ihtarname gönderdiğini beyan ettiğini fakat 2. dönem sözleşmenin 15.11.2017 tarihinde yenilenmesine sessiz kaldığını, davacının iddialarının samimi ve inandırıcı olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinin mümkün olmadığını, maddi ve manevi tazminat taleplerinin ispatlanamadığını, anılan nedenlerle davanın zamanaşımı,

usul ve esas yönünden reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı sunulan bilirkişi raporu ile birlikte bir arada değerlendirildiğinde; davalının gerçekleştirmiş olduğu eylemlerinin haksız rekabete yol açacak nitelikte olduğu tespit olunmakla dava dilekçesindeki TTK 55 vd maddelerine uygun bulunan taleplerinin ve davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, davalı tarafından davacı şirketten müşterilerin ayrılmasına ve başka firmalara yönlendirilmesine neden olacak şekildeki faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile tespite konu eylemlerin men'ine,

davalı yanın haksız rekabet teşkil eden eylemleri göz önünde bulundurularak davanın konusuna, tarafların sıfatına, olayın meydana gelmesindeki özelliklere göre 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ilanın şekli ve kapsamı yönünden takdirin mahkemede olduğu dikkate alınrak (6102 sayılı TTK'nun 59 maddesi uyarınca) masrafı haksız çıkan taraftan alınmak üzere karar kesinleştiğinde ilamın Türkiye genelinde tirajı en yüksek 3 büyük gazetede bir kez ilanına..." gerekçesiyle, davacı ...

A.Ş' nin açmış olduğu haksız rekabetin tespiti ve men'ine ilişkin davanın kabulü ile davalı tarafından davacı şirketten müşterilerin ayrılmasına ve başka firmalara yönlendirilmesine neden olacak şekildeki faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile tespite konu eylemlerin men'ine, haksız rekabete ilişkin karar özetininin TTK'nın 59.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde tüm Türkiye'de yayınlanan trajı en yüksek üç büyük gazetede masrafı davalıya ait olmak üzere ve bir defaya mahsus ilanına,

davacının maddi ve manevi tazminat talebinin kabulü ile 3.332,01 TL maddi tazminat ve 20.000,00 TL manevi tazminatın 25.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece 6100 sayılı Yasa'nın 26. maddesinde hüküm altına alınan taleple bağlılık ilkesi göz önüne alınmadan hüküm tesis edildiğini, davacı tarafından talep edilmeyen bir şeye mahkemece hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece hüküm altına alınan maddi tazminat talebi belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını,mahkemece bu yön gözetilmeden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu,

6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesinde hüküm altına alınan belirsiz alacak davası,1. fıkrada hangi koşulların varlığı halinde bu davanın açılabileceği konusunun "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı,

hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." söz konusu hükümden de açıkça anlaşıldığı üzere bir davanın belirsiz alacak davası olarak açılabilmesi için alacağın miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin kendisinden beklenememesi veya bunun imkansız olması gerektiğini, dava ikame eden tarafın, tacir olduğunu, tacirin, basiretli tacir olmasının gereği olarak kendi muhasebe kayıtlarına ve ticari defterlerine bakarak hangi miktarda zararının olduğunu belirleyebildiğini, zaten dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları da bu şekilde,

davacının ticari defterlerine bakılarak hazırlandığını, bilirkişilerin iddia olunan zararı tespit edebildiği göz önüne alındığında basiretli tacir olan davacının zararını hayli hayli belirleyebilmesinin mümkün olduğunu,

tüm bu nedenlerle belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,Kabul anlamına gelmemek şartıyla belirsiz alacak davası olarak ikame edilen maddi tazminat istemine dava dilekçesinde faiz talep edilmediği halde faize hükmedilmesinin Yargıtay içtihatlarına kabul edilmekte ise de manevi tazminatın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı ve dava dilekçesinde bu isteme faiz talep edilmemesi hususları göz önüne alındığında mahkemece bu isteme yönelik faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu,Mahkemece maddi tazminat olarak

3.332,01 TL'ye hükmedilmesine rağmen maddi tazminatın yaklaşık olarak 7 katına hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, bu nedenle hükmedilen manevi tazminat miktarının özellikle iddia olunan maddi zarar miktarı gözetildiğinde hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurduğunu, Davacının açıkça, 14.09.2017 tarihinde Beyoğlu ...Noterliği delaletiyle ... yevmiye nolu ihtarname keşide ettiklerini ancak haksız fiil ve eylemlerin durmaksızın devam ettiğini beyan ettiğini,

dolayısıyla haksız fiilin davacı tarafından öğrenildiği tarih davacı yanın beyanlarından hareket edilirse 2017 yılının ikinci yarısı (Temmuz 2017 ve sonrası) ve/veya 14.09.2017 tarihi olduğunu, TTK'nın 60.maddesi gereğince haksız fiillerden kaynaklanan davalarda zamanaşımı hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl olduğunu, davacı yanın iddia ettiği haksız fiil ihlali ile ilgili dava için zamanaşımının Temmuz 2018 veya her halükarda 14.09.2017 tarihli ihtarnamenin sene-i devriyesinde yani 14.09.2018 tarihinde dolduğunu,

bu nedenle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Asıl rapor ile ek rapor arasında veya alınan iki farklı bilirkişi raporu arasında bariz bir çelişkinin varlığı veya doğrudan farklı sonuçlara ulaşılması durumunda bu ikisi arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekirken, mahkemece bilirkişi kök ve ek raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı müvekkili ... ile birlikte çalışılan ve sonrası dönem için inceleme yapılması gerekirken, dava dışı ...

Bilişim firması işin içine katılarak hatalı ve yanlış sonuçlara ulaşıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda "Davacı ticari defterlerinde yer alan üçüncü firmalara ait cari hesapların incelenmesi" başlığı altında, müvekkili ... ile birlikte dava dışı ...

Bilişim (Çözüm Ortağı) adındaki firmanında cari hesaplarının incelendiği ve müvekkili firma ile dava dışı firmanın birlikte toplamda 40 adet firmaya fatura ettiğinin görüldüğünün rapor edildiğini, dava dışı ...firmasının dosya kapsamında taraf olmadığı gözetildiğinde dava dışı bir firmanın müvekkili ile ilişkilendirilerek cari hesaplarının bilirkişi raporunda inceleme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, Davacının faaliyet gösterdiği elektronik vergi uygulaması alanında dava tarihinde ... olarak hizmet sunan toplam 85 firma bulunduğunu, dolayısıyla davacı ile birlikte Türkiye’nin 81 ilinde kendisi ile rekabet eden 84 firma daha bulunduğunu,

davacının, 40 müşterimi kaybettim iddiası şu veya bu sebeple değil piyasadaki çetin rekabet düşünüldüğünde bile makul karşılanması gerektiğini, davacının müşteri memnuniyeti ile ilgili kendi sitesinde %94 müşteri memnuniyeti ve %66 müşteri sayısında artış yakalayabildiğini ilan ettiğini, yani kendisinden hizmet alan ve bu hizmeti beğenmeyen %6’lık bir müşteri kitlesi bulunduğunu, yine kendi internet sitelerinde 2878 mutlu müşterileri olduğunu beyan ettiğini, ... mutlu müşteriye (%94) karşılık 183 (%6) mutsuz müşterileri olduğunun anlaşıldığını,

bu mutsuz müşterilerin alınan hizmetin kalitesi ile alakalı olarak firma değiştirmiş olduklarını düşünmek makul olacağını, dolayısıyla, kusursuz olmayan bir hizmet için doğrudan müvekkiline kusur atfetmenin hukuken izahının mümkün olmadığını,Hükme esas alınan raporda bilirkişi heyetinin taraflarınca kabul edilmeyen ses kayıtlarına ilişkin rapora yönelik olarak,

maksadını aşar şekilde hukuki değerlendirmelerde bulunarak ses kayıtlarına hukuki nitelendirmelerde bulunan bilgisayar mühendisi bilirkişi ...'in hiç bir hukuki bilgi ve niteleme deneyimi ve/veya hakkı olmadan koyduğu ses kayıt başlıklarını baz alarak müvekkili firmanın "müşterileri taşıdığına, tehdit, marka kötüleme, kendi çözümü konumlandırma tehdidi, izibiz desteği vermeyerek kötüleme, tehdit, müşteri adına yalan beyan, müşteri hesabından mail atma gibi" fiilerde bulunduğunu kabul ettiğini ve hiç bir itirazlarını değerlendirmediğini,

yine bilirkişi raporunda raporunda incelenen 30 firmanın kaç tanesinin ... firması tarafından kaç tanesinin dava dışı ...

Bilişim firması tarafından diğer entegratör firmalara yönlendirildiği niceliksel olarak belli olmadığını, bu nedenle hükme elverişli olmayan bilirkişi raporundan hareketle hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, TTK'nın 56. maddesi uyarınca haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi,

HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalının iftira boyutunda yanlış beyan ve ithamlarla müşterileri nezdindeki ticari itibarını zedelediğini, kendisine karşı haksız rekabet eyleminde bulunarak müşterilerinin başka entegratör şirketlerine geçmesini sağladığını ileri sürerek, davalının haksız rekabetin tespitini, önlenmesini ve ayrıca maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

Dosyanın incelenmesinde, davalı cevap dilekçesinde diğer itiraz ve davanın reddi gerektiği savunmaları ile birlikte, eldeki davanın zamanaşımı süresinden açılmadığını ileri sürerek zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, bu doğrultuda, davacının dava dilekçesinde işaret ettiği üzere, davalıya gönderdiği 14.09.2017 tarihli ihtarname ile haksız eylemleri öğrendiğinin kabulü gerektiğini, bu tarih ile dava tarihi arasında TTK'nın 60. maddesi uyarınca bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini ileri sürmüş, davacı yan ise iş bu ihtar içeriğinin davalının haksız rekabete ilişkin eylemlerine ilişkin olmadığı,

davalı haksız eylemlerinin 2018 yılı başında bir kısım müşterilerin davacı ile çalışma ilişkisini sonlandırması ile öğrenildiğini ileri sürmüştür.Davalının davaya cevabında ileri sürdüğü zamanaşımı defi, HMK'nın 142. maddesi uyarınca karara bağlanmamıştır. Anılan kanun hükmü uyarınca, tahkikata geçmeden önce zamanaşımı definin karara bağlanması gerekir.

Zamanaşımı definin tahkikat yapılmaksızın karara bağlanmasının mümkün olmadığı durumlarda en geç tahkikat tamamlanıncaya kadar zamanaşımı definin karara bağlanması gerekir.

İlk derece mahkemesince zamanaşımı defi değerlendirirken öncelikle zamanaşımı süresinin hangi tarihte başladığı, zamanaşımını kesen bir işlem bulunup bulunmadığı ve buna göre zamanaşımı definin haklı olup olmadığı değerlendirilmeli, zamanaşımı defi haklı bulunmaz ise bu konuda bir ara karar oluşturularak tahkikata devam edilmelidir.

Bu açıklamalar ışığında davalının zamanaşımı defi gerek yargılama sürecinde gerekse gerekçeli kararda karara bağlanmaksızın hüküm kurulmuş olması usule aykırı olmuştur.İlk derece mahkemesi kabul gerekçesine göre de. HMK'nın 26. maddesinde, yargılamaya hâkim ilkelerden taleple bağlılık ilkesi düzenlenmiştir. Buna göre hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hükmedemez.

Somut olayda davacı tarafça dava dilekçesinde davalının haksız rekabetinin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi talep edilmiş, TTK'nın 59. maddesinde "Mahkeme davayı kazanan tarafın istemiyle..." denilmiş olmasına ve davacının dava dilekçesinde kararın ilanına ilişkin bir talebi olmamasına rağmen ilk derece mahkemesince kurulan hükmün 2 nolu bendi ile kararın ilanına karar verilmesi, anılan yasal düzenlemelere aykırı olmuştur.

Zira, talepten fazlasına hükmedilmesi hâlinde buna ilişkin bir istinaf başvurusu olmasa dahi bu mutlak istinaf sebebi olup ilk derece mahkemesinin yargılamayı tekrarlamasını gerektirecek usuli bir hatadır.Diğer taraftan, ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 297. maddesine uygun yazılmadığı, tarafların tüm iddia ve savunma sebeplerinin gerekçeli olarak değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

27.03.2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/1841, K. 2025/567, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1841
Karar No
2025/567
Tarih
27 Mart 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1843 K.2025/389
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1844 K.2025/386
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1848 K.2025/353
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2021/1852 K.2025/559
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1853 K.2025/390
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1865 K.2025/391

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.