İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/2182 K.2025/953

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava…

Esas2021/2182Karar2025/953Tarih29 Mayıs 2025Okuma12 dk · 2.398 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
29 Mayıs 2025
Dosya no
2021/2182
Karar no
2025/953
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi
07.10.2021
Numarası
2018/330 Esas - 2021/848 Karar
Dava
Tazminat (Bankacılık ve yatırım işlemlerinden kaynaklı
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.398 kelime·12 dk okuma·4 bölüm

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankanın müşterisi olup, birikimlerini çeşitli yatırım araçlarını kullanarak değerlendirmek için davalı banka ile sözleşme akdettiğini, son derece yüksek riskli opsiyon işlemler hakkında davalı bankanın müvekkiline eksik veya yanlış bilgiler verdiğini, bu bağlamda müvekkilinin işlemlere uygulanan kurun kendisine bildirilenden çok farklı olduğunu, işlemlerden sonra zarara uğraması neticesinde farkına vardığını, davalının bariyerli opsiyon işlemleri konusunda müvekkilini yanılttığını, müvekkilinin talimatı ve onayı olmaksızın pek çok işlem yapıldığını,

davalı bankanın tüm bu işlemlerinden dolayı müvekkilini yaklaşık 1.000.000,00 TL tutarında zarara uğradığını ileri sürerek, müvekkilinin uğradığı maddi zararın şu aşamada belirlenmesi mümkün olmadığından, bu maddi zararın HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirlenerek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;

tüm işlemlerin davacının talimatı doğrultusunda mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirildiğini, davacının gerçekleşen işlemleri, hesabın işleyişini ve bakiyeleri bildiğinden icazetinin söz konusu olduğunu,müvekkili bankanın yönlendirmelerinin tavsiye niteliğinde olup karşı tarafın durumunu ağırlaştırmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Celbedilen en son ses kaydındaki görüşmeler de dikkate alındığında, davacı tarafın iddiasının aksine konuşmaların anlamında opsiyon işlemleri konusunda bilgilendirme yapıldığı, risklerin anlatıldığı, BSMV alacağı sözlü olarak belirtilmemiş olsa da sözleşmede zaten yazılı olduğu,

bu itiraz ve ayrıca hazine biriminin blokesi hakkında bilgi verilmemesinin yapılan opsiyon işlemlerinin sonrasında olması nedeniyle davacının iradesinin etkileyecek hususlar niteliğinde olmadığı,Davacı tarafın teminat tutarının 1,90 kur üzerinden bozulmasına izin verilmediği iddiasına ilişkin ise, genel türev işlemler çerçeve sözleşmesinin teminatlar başlığı taşıyan 4. maddesinde opsiyon çerçeve sözleşmesinin teminatlar başlığı taşıyan 6. maddesinde bankadaki tüm mevzuatların sözleşmelerden doğan borçların teminatı teşkil etmek üzere rehinde olduğunun taraflarca kararlaştırıldığı,

teminat kapsamında olan bu tutar üzerinde işlem yapılmasına izin verilmemesinin de teminatın fonksiyonu gereği olduğu, aksi takdirde teminat kapsamındaki USD'nin TL'ye çevrilmesinin kurun artması halinde teminatın azalmasına neden olacağı, bu nedenle bu şekilde işlem yapılmasına bankanın izin vermemesinin hukuki olduğu,Bariyerli opsiyon işleminin kendisine iyi anlatılmadığı iddiasında ise bariyerli olarak adlandırılan işlemin normal opsiyon işleminden farkının alt veya üst bariyer kurlarının ve prim tutarının belirtilmesi işleminin oluşacağı ve zaten işlem dekontlarında da bunlara yer verildiği,

davacı tarafın 30/11/2020 tarihli dilekçesindeki ifadeden anlaşılacağı üzere bariyerli/knock out opsiyonu hakkında bilgi verildiğinin davacı tarafından kabul edildiği, davacının davalı banka ile çalışmaya başladığı tarihten itibaren çok sayıda opsiyon işlemi yaptığı ve işlemlerden kar elde ettiği, risk profili anket formunda risk tercihini risk olmadan getiri olmaz, her risk karşılığı varsa alınabilir şeklinde belirttiği,

davacının yüksek riskli işlemler yapmayı seven opsiyon gibi yüksek risk içerdiği herkes tarafından bilinen işlemleri 2007-2011 tarihleri arasında yapan ve kar elde eden bir müşteri olduğu,Tüm bu hususlara göre davacı yanın zarara uğramasında davalı bankanın kusurlu olduğunun ispatlanamadığın davanın reddine karar vermesi gerektiği..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.

Mahkemenin; davacının dava konusu işlemlerin potansiyel yüksek riskleri hakkında davalı banka tarafından yeterince aydınlatılmış olduğuna ve gerekli bildirimlerin banka tarafından usulüne uygun şekilde davacıya yapılmış olduğuna dair tespiti tamamen haksız ve hatalı olduğu kadar davanın özünü anlamaktan da bir o kadar uzak olduğunu,Yalnızca söz konusu belgelerde yer alan ifadelere dayanılarak Müşterinin ilgili ürün hakkında eksiksiz bilgilendirilmiş kabul edilmesinin son derece haksız ve hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağını, nitekim huzurdaki davaya konu edildiğini, birbirinden farklı montanlı, farklı risk faktörleri içeren,

birbirinden son derece farklı özellikler taşıyan pek çok sayıda bankacılık işlemi mevcut olduğunu, dolayısıyla söz konusu işlemlerin tüm detaylarından ve muhtemel risklerinden, davacının bankada hesap açarken kendisine topluca imzalatılmış sözleşme hükümleri kapsamında önceden bilgilendirilmiş sayılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararını hazırlarken kelimesi kelimesine dayanak olarak almış olduğu bilirkişi raporları, huzurdaki davanın özünü,

hukuki dayanaklarını ve dosya kapsamında mevcut davacı delillerini tamamen gözardı ederek eksik bir inceleme neticesinde ve taraflı bir şekilde kaleme alınmış olup son derece temel mantık ve hesap hataları içerdiğini, buna rağmen bu hususa yönelik yapmış oldukları tüm itirazları ilk derece mahkemesi tarafından tamamen göz ardı edilmiş durumda olduğunu, huzurdaki davanın konusu davacının Banka nezdinde hangi yatırım araçlarını kullandığı, hangi işlemleri yapmış olduğu değil, söz konusu bankacılık ürünlerinin davalı banka tarafından davacıya ne şekilde pazarlandığı,

müşterinin banka tarafından nasıl hatalı yönlendirilerek zarara uğramasına sebebiyet verildiğini,Beyan dilekçelerinde belirtildiği üzere, davacı ile davalı banka personeli arasındaki telefon banka personeli ile müşterisi arasındaki görüşmelerin incelenmesi nezdinde ortaya çıkabilecekken ne bilirkişi heyeti, ne de ilk derece mahkemesi hiçbir şekilde bahsi geçen hususlara değinmemiş durumda olduğunu, halbuki, dosyadaki ses kayıtları, ilgili itirazları dikkate alınarak incelendiğinde son derece açık bir şekilde görüleceğini, ktir ki: davalı banka personeli tarafından davacıya, işlemlere ilişkin ayrıntı verilmediğini,

yapılmakta olan işlemin ne kadarlık bir işlem olduğu, hangi hesaba bağlanmakta olduğu, yapılan işlemin yönü, vadesi ve sonucu açıklanmamakta, işlem sonucunun ne olacağı,ne kazandıracağı hiçbir suretle davacıya açıkça iletilmediğini, nitekim ses kayıtlarında yer alan görüşmelerin hiçbirinde banka müşteriye ilgili işlemlerin muhtemel risklerine dair tek bir açıklama dahi yapmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından davanın temeline yönelik en önemli delilimiz olan ses kayıtları hiçbir suretle gerektiği şekilde incelenmediğini, bu nedenle ilk derece mahkemesi tarafından verilmiş olan kararın usul ve hukuka aykırı olduğunu,Dava konusu,

tarafları, zarara sebebiyet veren işlemler ve kişiler hatta oluşan mağduriyet yönünden dahi aynı olan ve toplu açılmış işbu seri davaların başka bir mahkemece görülen dosyalarında da bilirkişi olarak görüş bildiren aynı bilirkişi, bahsi geçen mahkeme için düzenlediği raporda bankaya ciddi oranda kusur atfederek, bankanın mağduriyeti tazmin etmesi yönünde görüş bildirmiş iken; huzurdaki davada tüm kusuru mağdur davacıya yükletmesi kabul edilemez bir durum olduğunu,14.

Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2014/409 E. ve 2014/410 Esas dosyasındaki bilirkişi heyeti ile aynı bilirkişi, tarafları, dava konusu,zarara sebebiyet veren işlemler ve hatta zarara sebep olan banka görevlilerinin dahi aynı olduğu huzurdaki dava da her nasılsa düzenlediği ilk rapordaki bankaya ciddi oranda kusur atfeden görüşünden caymış ve kusuru gerçekliğe tamamen aykırı şekilde davacı müşterilere yüklettiğini,İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında yer alan tespitinin tam aksine, davacı, döviz ve sermaye piyasalarındaki önceden öngörülmesi olanaksız oynaklık ve değişkenlikler yüzünden değil,

bizzat davalı bankanın kusurlu fiilleri neticesinde, bankanın yapması gereken bankacılık işlemlerini gerek bankacılık gerekse de dürüstlük kurallarına harfiyen uygun şekilde yapmamış olması sebebiyle zarara uğratıldığını,...Bankası’nın bizzat huzurdaki davanın da dayanağını teşkil eden ve ... tarafından pek çok kez cezaya tabii tutulan usulsüzlükleri geçtiğimiz yıllarla sınırlı kalmadığını, günümüzde dahi halen aynı usulsüzlüklerine devam etmekte olup, müşterilerini alenen zarara uğratmaya devam ettiğini, 15/02/2018 tarihinde yayınlanan 2018/7 sayılı ekteki ...

Bülteni uyarınca, ...

Bankası aleyhine, müşteri emirlerinin alınmasına ilişkin düzenlemeye uyulmaması gibi pek çok usulsüz fiiller sebebiyle toplam 442.899,00 Türk Lirası tutarında idari para cezası verildiğini,Yukarıdaki tüm hususlar ışığında, davalı bankanın ihmali ve kusurlu fiilleri neticesinde davacının huzurdaki dava konusu zararına sebebiyet vermiş olduğu sabitken, mahkemenin davalı bankaya atfı kabil bir kusurun bulunmadığından bahisle davanın reddine yönelik vermiş olduğu kararının hakkaniyete, usule ve hukuka aykırı olduğu son derece açık bir şekilde ortada olduğunu,

bu nedenle söz konusu kaldırılması gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Davacı, davalı bankanın güven kurumu niteliğine, dürüstlük kurallarına, bankacılık etik ilkelerine ve bankacılık mevzuatına aykırı hareket ederek müvekkilinin ekonomik hedeflerini, yatırım amaçlarını, risk ve getiri tercihlerini dikkate almaksızın müşterilerini kendi menfaatleri doğrultusunda bilinçli bir şekilde yanlış yönlendirdiğini, davalı bankanın ... mevzuatına da aykırı hareket ederek davacının zarara uğramasına neden olduğunu ileri sürerek, dava konusu opsiyon işlemleri sonucu müvekkilinin uğradığı zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş;

bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında Tezgah Üstü Türev Araçlarına İlişkin Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi'' ve ''Opsiyon Çerçeve Sözleşmesi'' imzalanmış, Risk Profili Anket Formu düzenlenmiş olup,

davacı yüksek gelir elde edebilmek için riskli bir alan olan tezgahüstü türev piyasalarda işlem yapmayı tercih etmiştir.Davacının zarar iddiaları ile ileri sürülen iddiaların ve türev işlemlerinin teknik olarak ne anlama geldiği hususunda ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyet raporlarında ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.Somut olayda davacı tarafından imzalanan yukarıdaki sözleşmeler ve risk bildirim formları ile işlemlerin riski konusunda bilgilendirildiği,

davacının hesap hareketleri ve ses kayıtlarından anlaşıldığı üzere,opsiyon işlemleri ve içerikleri hakkında genel hatlarıyla mali piyasa bilgilerine sahip olduğu anlaşılmaktadır.Yine davacının, bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere, bazı opsiyon işlemlerinde kâr elde ettiği, kâr elde ettiği işlemlere itiraz etmeyip zarar ettiği işlemleri dava konusu yaptığı anlaşılmakla, riskler konusunda davacının banka tarafından yeterince aydınlatılmadığı, kâr edilen işlemlere itiraz edilmemesinin işlemlere icazet verildiği anlamına gelmeyeceği yönündeki istinaf nedenleri yerinde değildir (Yargıtay 11 HD 2016/1348 E 2016/9772 K 22.12.2016 T.

Emsal karar içeriği). Yine aynı gerekçeler kapsamında, davacının her bir işlem için ayrı ayrı bilgilendirilmemesinin de davalının kusuru olarak kabul edilmesi gerektiği yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.Davacı, mahkemece hatalı bilirkişi raporundaki tespitlere dayanarak hüküm kurulduğunu ve sonuca gidildiğini ileri sürmüştür. HMK'nın 282. maddesine göre, hâkim, bilirkişinin oy ve görüşününü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirecektir.

Mahkeme yargılama sürecinde ses kayıtları üzerinde inceleme ile uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulundan rapor almıştır. Bilirkişi raporları yukarıda sözü edilen HMK'nın 282. maddesi kapsamında takdiri delil niteliğinde olup, mahkemece bilirkişi raporundaki tespitler ile diğer deliller dikkate alınıp gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu anlaşıldığından,

davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir.Davacı vekilince, davacısı farklı olmakla birlikte davalı banka aleyhine benzer iddialar ile açılan benzer uyuşmazlıkta aynı bilirkişilerin davalı bankayı kusurlu görmelerine rağmen iş bu davada düzenlenen raporda davalıyı kusurlu görmemelerinin kabul edilemeyeceğini, bu hususun mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürmüş ise de davacı vekilince de ifade edildiği üzere, bankanın kusurlu görüldüğü davanın davacısının farklı olup, söz konusu davadaki veri ve deliller kapsamında farklı görüş ile bilirkişi raporu düzenlenmiş olması eldeki dava bakımından sonuca etki etmeyeceğinden,

davacı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir. Alınan bilirkişi rapor içerikleri ile görüşme kayıtları dikkate alındığında, davacının ürünleri tanımadığı ve ürünün hiçbir riski olmadığı yönünde ikna edildiğine ilişkin delil bulunmadığı, zaten ürünün tanımında büyük risk taşıdığının belli olduğu, buna ilişkin bilgilendirmelerin yapıldığı, BSMV'nin müşteriye yansıtılacağının opsiyon sözleşmesinde yazılı olduğu olduğu,

görüşme kayıtlarından anlaşıldığı üzere davacının alım emirleri verirken bilinçli bir şekilde yatırım yaptığı anlaşılmaktadır.Genel türev araçlar sözleşme hükümleri dikkate alındığında netleşme olmayan bir işlemi netleşme ile sonuçlanması hâlinde işlemi hükümsüz hale gelmesinin söz konusu olamayacağı, aksine netleşme olsun veya olmasın işlemdeki yükümlüklerini yerine getirmeyen tarafın herhangi bir ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşeceği, bundan doğan zararın ödeneceği,

hatta bankanın işlemin netleşmeyle tamamlama opsiyonunu bulunduğu sonucunun çıktığı;13/08/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere,davacının sözleşmeyle kaybettiği bedelleri takas işleminin yapılacağı günlerde saat:17.00 itibariyle hesabında hazır hâlde bulundurmadığı ve temerrüde düştüğü, buna göre davalı bankanın sözleşme ile tanınan yetkisini kullanarak işlemi netleşmeli olarak sonuçlandırmasından dolayı kusurlu görülemeyeceği, kaldı ki işlemin netleşmeli olarak sonuçlanmış olmasının davacının yararına sonuçlandığı,ses kaydındaki görüşmeler de dikkate alındığında,

davacı tarafın iddiasının aksine konuşmaların anlamında opsiyon işlemleri konusunda bilgilendirme yapıldığı, risklerin anlatıldığı, BSMV alacağı sözlü olarak belirtilmemiş olsa da sözleşmede zaten yazılı olduğu, bu itiraz ve ayrıca Hazine biriminin blokesi hakkında bilgi verilmemesinin yapılan opsiyon işlemlerinin sonrasında olması nedeniyle davacının iradesinin etkileyecek hususlar niteliğinde olmadığı;

yine genel türev işlemler çerçeve sözleşmesinin teminatlar başlığı taşıyan 4. maddesinde opsiyon çerçeve sözleşmesinin teminatlar başlığı taşıyan 6. maddesinde bankadaki tüm mevzuatların sözleşmelerden doğan borçların teminatını teşkil etmek üzere rehinde olduğunun taraflarca kararlaştırıldığı, teminat kapsamında olan bu tutar üzerinde işlem yapılmasına izin verilmemesinin de teminatın fonksiyonu gereği olduğu, aksi takdirde teminat kapsamındaki USD'nin TL'ye çevrilmesinin kurun artması hâlinde teminatın azalmasına neden olacağı, bu nedenle bu şekilde işlem yapılmasına bankanın izin vermemesinin de yerinde olduğu,

yapılan işlemlerde, döviz kurlarının davacı öngörüsünün üzerinde yükselmesi nedeniyle davaya konu işlemlerden davacının zarar ettiği, taraflar arasındaki opsiyon sözleşmesi kapsamında da müşteri olan davacının almış olduğu açık pozisyon ve döviz satma yükümü karşılığı olarak döviz alma hakkını elinde bulunduran davalı bankanın teminat ve ek teminat almış olmasının taraflar arasındaki sözleşmeye ve bankacılık teamüllerine uygun olduğu anlaşılmakla,

davacı vekilinin davalı bankanın işlemleri dürüstlük kuralına uygun yapmadığı yönündeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.Taraflar arasındaki vadeli işlem sözleşmesi teşkilatlanmış piyasada (BİST'te) icra edilen işlemler niteliğinde olmadığı, piyasa dışı yani tezgahüstü piyasa işlemi olduğu, davalı bankanın 5411 sayılı Kanun gereğince opsiyon işlemlerini yapmaya yetkili olduğu 1567 sayılı Kanun ve 32 sayılı Karar uyarınca döviz alım satımına yetkili olduğu, bunlara göre her türlü döviz operasyonunu organize piyasa dışında icra etmesinin hukuken mümkün olduğu,

taraflar arasındaki vadeli döviz operasyonu niteliğinde bu işlemlerin 5411 sayılı Kanun kapsamında kaldığı ve zaten organize piyasada vadeli döviz işleminin bulunmadığı, bu nedenle borsalarda veya teşkilatlanmış piyasalarda geçerli olan SPK tebliğlerinin somut olayda uygulanamayacağı.

Ayrıca SPK kararında garanti portföy yönetimi genel müdürü açısından verilen cezanın davaya konu fon işlemlerinin SPK cezasına konu açıklamalardan önce olması, davacı işlemleri ile açıklama arasında illiyet olmaması nedeniyle bu hususun davalı kusuru olarak nitelendirilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde görülmemiştir.Davacının 25/2/2011 tarihli ibraname dikkate alındığında, bu tarihten önceki işlemler yönünden talep edebileceği alacak bulunmadığı, davacının davaya konu işlemlerin yapılmış olmasına herhangi bir itirazının bulunmadığı,

bu işlemlerden sonra da hesabından işlemler yaptığı, kendisine gönderilen ekstreler ile de hesabındaki bu hareketlere vâkıf olduğu, tüm bu hususlara göre bu işlemlerin kendi isteği doğrultusunda yapılmış olduğu sonucunun çıktığı, dekontların toplu gönderilerek imzalatıldığı iddia edilmiş ise de gerek bunun ispatının olmadığı gerekse imzalamış olduğu dikkate alındığında işlemlerin davacının iradesi dışında yapıldığını göstermeyeceği, davacının davalı banka ile çalışmaya başladığı tarihten itibaren çok sayıda opsiyon işlemi yaptığı ve işlemlerden kâr elde ettiği, risk profili anket formunda risk tercihini risk olmadan getiri olmaz,

her risk karşılığı varsa alınabilir şeklinde belirttiği, davacının yüksek riskli işlemler yapmayı seven opsiyon gibi yüksek risk içerdiği herkes tarafından bilinen işlemleri 2007-2011 tarihleri arasında yapan ve kâr elde eden bir müşteri olduğu da gözetildiğinde verilen karar isabetli olup, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden,

davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca,davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 29.05.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/2182, K. 2025/953, 29 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/2182
Karar No
2025/953
Tarih
29 Mayıs 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2021/2183 K.2025/546
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/2188 K.2025/947
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2021/2189 K.2025/554
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/2190 K.2025/958
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/2195 K.2025/832
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/2196 K.2025/647

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.