KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Mart 2024
- Dosya no
- 2021/345
- Karar no
- 2024/475
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 15.10.2020
- Numarası
- 2018/551 Esas - 2020/535 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
2.041 kelime·10 dk okuma
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının, şirketin lehdar olduğu ... Bankası Koşuyolu şubesi ... no.lu ...
Tic A.Ş nin keşideci olduğu çek yaprağını şirket merkezine teslim etmek üzere teslim aldığını, çeki şirket yetkilisine teslim etmesi gerekirken şahsı adına bankaya takasa verdiğini ve çek bedelini tahsil ettiğini, çek bedelini davalıdan tahsil etmek amacıyla aleyhine icra takibine geçildiğini, davalının takibe kötü niyetli itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının işbu çek bedelini tahsil etme yetkisi bulunmadığı gibi tahsil amacıyla kendisine verilmediğini, davalı borçlunun şirket yetkilisi veya müdürü olmadığını, ciro etme yetkisinin bulunmadığını, davalının,
kendisine şirkete teslim edilmek üzere teslim ve emanet edilen çek bedelini tahsil etmekle şirkete borçlandığını, şirket aleyhine yetkisiz ve sebepsiz haksız kazanç sağlamak suretiyle menfaat temin ettiğini, davalı aleyhine yapılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz nedeniyle takibin durduğunu, bunun üzerine itirazın iptali takibin devamı için dava açmak zorunda kalındığını, sonuç ve istem olarak, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile davalının borca itirazının iptalini, takibin devamını ve davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; dava, ticari dava olduğundan Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davacı şirkete Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/871 E sayılı dosyasında 15.12.2016 tarihinde denetim kayyımı atanmasına karar verildiğini, şirket yönetim organının her türlü karar ve işlemlerinin denetim kayyımı onayına bağlı kılınmasına karar verildiğini, işbu davanın kayyım onayı olmaksızın açıldığını, davanın esasına girilmeksizin öncelikle davanın dava şartı yokluğu sebebi ile reddi gerektiğini, cevap süresinin 1 ay uzatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamından; davacı tarafın, davalının, şirketin lehdar olduğu ... Bankası Koşuyolu şubesi ... no.lu ...
Tic A.Ş'nin keşideci olduğu ... nolu çeki şirket merkezine teslim etmek üzere teslim aldığını, çeki şirket yetkilisine teslim etmesi gerekirken şahsı adına bankaya takasa verdiğini ve çek bedelini tahsil ettiği iddiasıyla takip başlattığı, davalının itirazı sonucu takibin durduğu,
davalı vekili ise müvekkilinin bahse konu ihtilaflar doğmadan önce şirket ortaklığına bağlı olmak üzere şirketin birçok borçlarını, şirket harçlarını, işçilik masraflarını karşıladığını, şirkete borç verdiğini, ancak şirketin bu alacaklarını ödemediğini, şirket yöneticisinin icra takibi ve davaya konu edilen çeki vererek bedelini şirkete vermiş olduğu borca karşılık olduğunu söylediğini, çekin ibraz edileceği banka şubesine gerekli talimatları vererek çekin tahsilini bizzat kendisinin sağladığını, çek bedelinin davalının şirketten olan alacaklarına karşılık verildiğini ileri sürdüğü,
ancak bilirkişi tarafından davacı şirket defterleri üzerinde yapılan incelemede; söz konusu çekin dava dışı ... A.Ş'den olan alacağına karşılık davacı şirkete verildiği, bu çeki davalı bankaya ibraz ederek bedelini tahsil ettiğinden 90.000,00 TL ...
A.Ş alacağına kaydedildiği, aynı tarihte davalı ... borcuna 90.000,00 TL'nin kaydedildiği, her ne kadar davalı vekili müvekkilinin davacı şirketten olan alacağına karşılık bu çekin şirket tarafından müvekkiline verildiğini ileri sürmüşse de şirket defterlerinde 31/07/2016 tarihi itibariyle davalı ...'in şirketten alacaklı değil şirkete borçlu olduğunun görüldüğü,
yine İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/871 Esas sayılı dosyasında 09/01/2019 tarihli ek bilirkişi raporunda dosya davacısı ...'in mahkememiz dava konusu çeki şahsen kendi banka hesabına tahsil etmek suretiyle tahsil ettiğinden çek bedeli olan 90.000,00 TL'nin ...'in şirketteki hisse payı hesaplanırken bu bedel mahsup edilerek hesaplandığı, davalının, davacı şirketin alacaklı olduğu firmadan dava konusu çeki şirkete verilmek üzere emaneten teslim aldığı,
şirket yetkilisi olmadığı dolayısıyla ciro etme yetkisi olmadığı halde söz konusu çeki kendi cirosu ile haksız bir şekilde tahsil ettiği, bu nedenle haksız tahsil ettiği çek bedelini davacı şirkete iadesi gerektiği anlaşıldığı, her ne kadar davacı taraf icra takibindeki talep ettikleri asıl alacak üzerinden harç yatırmışsa da beyan dilekçelerinde işlemiş faiz taleplerininde bulunduğunun belirtilerek eksik harcı tamamladıkları, mahkememizce 90.000,00 TL'ye çekin tahsil tarihi olan 23/06/2016 tarihinden icra takip tarihi olan 12/12/2016 tarihleri arası % 9 yasal faiz üzerinden faiz işletilmesi gerektiği,
faiz miktarı mahkememizce resen hesaplandığı ve 90.000,00 TL asıl alacak, 3.870,00 TL işlemiş faiz yönünden itirazın iptalinin gerektiği, bakiye talebin reddine karar verildi, çek bedeli likit olduğundan hüküm altına alınan bedel üzerinden taktiren % 20 oranında inkar tazminatına hükmedilerek... " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 90.000,00TL asıl alacak, 3.870,00 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 9,00 oranında ve değişen oranlarda yasal faizi işletilmesine,
bakiye talebinin reddine, alacak likit olmakla, hüküm altına alınan 93.870,00 TL'nin % 20'si oranında inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Davacı şirketin, dava-taraf ehliyeti mevcut olmadığını ve davacı şirketçe açılan davanın, dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davanın açıldığı esnada davacı tarafın kısıtlı durumda olduğu ve şirket yönetim organının her türlü işlemlerinin kayyımın onayına tabi kılınmış olduğunun sabit olduğunu, öğreti ve yerleşik Yüksek Mahkeme kararlarında da vurgulandığı üzere, dava ehliyetinin;
kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir temsilci yani vekil aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usul işlemlerini yapabilme ehliyeti olduğunu, buna rağmen şirketin en önemli işlerinden sayılan icra takibi ve dava açma veya açılan takip ve davada taraf olma , bu dava sırasında şirketi temsil etme ve dava sırasında usuli işlemler yapabilme yetkisi kısıtlandığının nazara alınmamasının kabul edilemez olduğunu, aksinin kabulü halinde, şirketin doğruluk ve dürüstlük kurallarına aykırı bir şekilde yönetilmesinden ötürü şirkete kayyım atanmasının hiçbir anlamı kalmayacağını,
hukuka aykırı olduğu açık olan bu mantık çerçevesinde düşünülerek kendisine kayyım atanan şirketlere davada taraf olma, dava sırasında usulü işlemler yapabilme yetkisi tanınır ise; kabul,feragat,sulh olma gibi önemli usul işlemlerinin kayyım denetimine tabi olmaksızın şirket tarafından yapılabilir hale geleceği ve şirkete kayyım atanmasının anlamsız hale geleceğinin izahtan vareste olduğunu, İlk derece mahkemesinde dava açıldığı sırada şirketin işlemlerinin kayyım onayına tabi olduğunun açıkça ortada olduğunu ve kayyımın davanın açılmasına onayının olmadığı ilk derece mahkemesine verilen cevabi yazı ile de sabit olduğunu,
buna rağmen ilk derece mahkemesince şirkete kayyım atanmasına karar veren İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'ne bu hususun ayrıca sorulması ve İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/871 E. sayılı dosyası ile şirkete kayyım atandığı ve şirketin her türlü işleminin kayyımın onayına tabi kılındığı açık olmasına rağmen, ilgili mahkemece kendi kararı hilafına şirketin dava ehliyetine sahip olduğu anlamında gelecek şekilde cevap verilmesinin de usulsüz olduğunu, bu bağlamda;
ilk derece mahkemesince dava şartının bulunmadığı hususu göz ardı edildiğini ve HMK'nın usule ilişkin en önemli hükümlerinden olan bu açık aykırılık nedeni ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması gerektiğini, Öte yandan dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda ciddi ve fahiş hatalar mevcut olduğunu, bilirkişi raporu ile yasal dayanağı olmayan fiili bir durum yaratılarak yasanın aradığı şartlara haiz olmayan ticari defterlerin delil niteliğine haizmiş gibi nitelendirildiğini, yerleşik Yargıtay kararları ile de vurgulandığı üzere,
usulünce açılış-kapanış tasdikleri yapılmamış ticari defterlerin delil niteliğine haiz olduğunun hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini, davacı şirketin dava konusu ile aynı dönemlere ilişkin ticari defterlerini inceleyen ve farklı mahkemelere sunulan birden fazla bilirkişi raporu ile,
şirketin ticari defterlerinin delil niteliğine sahip olmadığı sonucuna varıldığı dosya kapsamındaki raporlar ile sabit olduğunu, usule aykırı tutulan ticari defterlerin delil niteliğine sahip olmadığı bu bilirkişi raporları ile sabit olmasına rağmen, davacının kendisinin ürettiği, tasdik edilmemiş ve hiçbir delil vasfı olmayan bir kağıt parçasına atıfta bulunarak ticari defterlere delil niteliği kazandırılamayacağını, bu anlamda, yasanın açık hükümleri hilafına düzenlenen bilirkişi raporunun hiçbir şekilde denetime elverişli olmadığının açık olduğunu,
buna rağmen ilk derece mahkemesince usul ve yasaya aykırı olan bu bilirkişi raporuna dayalı olarak karar tesis edildiğini, İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada davalı taraf olarak delilleri davacı tarafın ticari defterlerine hasretmiş olmalarına rağmen ve bu husus ticari defterlerin ispat yönünden önemini fazlası ile artırmış iken ticari defterlerin incelenmesine yönelik özensizliğe, usul ve esasa yönelik fahiş hatalar yapıldığına ilişkin itirazlarının, dosya kapsamında bulunan diğer bilirkişi raporları bu itirazlarımızın haklılığını açıkça ortaya koymasına rağmen, hiçbir şekilde ilk derece mahkemesince dikkate alınmadığını,
bunun yanında bilirkişi incelemesinin yapılma usulüne ilişkin haklı itirazlarının da yok sayıldığını, inceleme gün ve saatinde mahkeme kaleminde hazır olmalarına rağmen davanın tarafı olarak taraflarına hiç bir bilgi verilmeksizin sonradan bilirkişinin ofisinde davacı taraf ile bilirkişin taraf olarak yokluklarında bir araya gelmesi ve bu şekilde savunma hakkının kısıtlanarak usule aykırı inceleme yapılması da hiçbir şekilde kabul edilemez olduğunu, bu bağlamda;
usul ve yasaya aykırı bir şekilde tutulduğundan dolayı delil niteliğine haiz olmadığı açık olan ticari defterlere dayalı olarak davacı tarafın iddilarını ispatlayamadığının kabulü ile davanın reddi gerektiğini, ancak ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı olarak düzenlenen bilirkişi raporuna dayanılarak karar tesis edildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalının, davacının lehtarı olduğu çeki yetkisiz olarak kendi adına ibraz ile tahsil etmesi nedeniyle, tahsil ettiği tutarın davalıdan tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davalı vekilince davanın açıldığı tarihte davacı şirkete İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/871 Esas sayılı dosyasında denetim kayyımı atandığını, ancak denetim kayyımının davanın açılmasına onayı bulunmadığı gibi icazetinin de bulunmadığını, buna göre davacının dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddi gerektiğini ileri sürerek karar istinaf edilmiştir.
İlk derece mahkemesince yürütülen yargılama aşamasında bu hususta denetim kayyımı atayan İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/871 Esas sayılı dosyasına müzekkere yazılmış, verilen cevapta denetim kayyımı atanan ... un görevinin karar tarihinden önce 06.02.2019 tarihinde sonlandırıldığı, yine 10.09.2019 tarihli cevapta ise denetim kayyımı kararının şirket işlemleri ile ilgili kararlara yönelik olup, hak arama özgürlüğününü bir unsuru olan dava açılması hakkına yönelik kısıtlama yaratmadığı bildirilmiştir.
Şirkete kayyım atayan mahkemenin müzekkere cevap içerikleri ile denetim kayyımının görevinin yargılama sürecinde sona erdiği de gözetildiğinde, davalı vekilinin bu konudaki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta, davalının, ... Tic A.Ş'nin keşidecisi olduğu davacı şirketin lehtarı olduğu anlaşılan ...
Bankası Koşuyolu şubesi ... no.lu ... nolu çeki teslim aldığı, çeki şirket ve yetkilisine teslim etmesi gerekirken şahsı adına bankaya takasa verdiği ve çek bedelini tahsil ettiği ihtilafsızdır.
Davalı bahse konu ihtilaflar doğmadan önce şirket ortaklığına bağlı olmak üzere şirketin birçok borçlarını, şirket harçlarını, işçilik masraflarını karşıladığını, şirkete borç verdiğini, ancak şirketin bu alacaklarını ödemediğini, şirket yöneticisinin icra takibi ve davaya konu edilen çeki vererek bedelini şirkete vermiş olduğu borca karşılık olduğunu söylediğini, çekin ibraz edileceği banka şubesine gerekli talimatları vererek çekin tahsilini bizzat kendisinin sağladığını, çek bedelinin davalının şirketten olan alacaklarına karşılık verildiğini savunmuş ise de bu savunma sebeplerini usule uygun delillerle kanıtlamadığı anlaşılmaktadır.
İlk derce mahkemesince yargılama sürecinde, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde delil olarak dayandıklarını belirttikleri davacı defterlerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitlere göre; söz konusu çekin dava dışı ... A.Ş'den olan alacağına karşılık davacı şirkete verildiği, çekin davalı tarafından bankaya ibraz edilerek bedelinin tahsil edildiği ve tahsil edilen çek tutarı 90.000,00 TL ...
A.Ş alacağına kaydedildiği, aynı tarihte bu tutarın davalı ... borcuna kaydedildiği, davacı şirket defterlerinde 31/07/2016 tarihi itibariyle davalının savunması aksine şirkete borçlu olduğunun görüldüğü, davalının, davacı şirketin alacaklı olduğu firmadan dava konusu çeki lehtar davacı şirkete verilmek üzere teslim aldığı,
davalının şirket yetkilisi olmadığı da dikkate alındığında, çeki ciro etme yetkisi olmadığı halde söz konusu çeki kendi cirosu ile tahsil edip bedelini şirkete vermeyerek kendi uhdesinde tuttuğu, bu nedenle davalının bu surette yetkisiz ve haksız tahsil ettiği çek bedelini davacı şirkete iadesi gerektiği sonucuyla kurulan hüküm isabetli olup, aksi yöndeki davalı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/345, K. 2024/475, 21 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama