İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/357 K.2024/797

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava…

Esas2021/357Karar2024/797Tarih16 Mayıs 2024Okuma14 dk · 2.877 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
16 Mayıs 2024
Dosya no
2021/357
Karar no
2024/797
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi
20.11.2020
Numarası
2015/839 Esas - 2020/711 Karar
Dava
Alacak
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.877 kelime·14 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin annesi ...'ın 05.09.1994 yılında vefat ettiğin, murisin maliki olduğu Üsküdar İlçesi, ... Mahallesi ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/355 Esas ve 1976/244 Karar sayılı kararı ile kamulaştırıldığını ve taşınmazın idare adına tescil edildiğini, bu kamulaştırmadan kaynaklı olarak muris adına 37.400 TL'nin ...

Bankası Bahçekapı Şubesine yatırıldığını, murisin 05.09.1994 tarihide vefat etmesi nedeniyle parayı çekemediğini, müvekkillerinin paradan haberdar olmadıkları gibi davalıların paranın varlığından müvekkillerini haberdar etmediğini, paranın varlığının tesadüfen öğrenilmesi üzerine TMSF ve ...

Bankasına başvurulduğunu, davalılarca, söz konusu paranın zamanaşımına uğradığı ve TMSF'ye devredildiğinin yazılı olarak bildirildiğini, oysa paranın murisin hesabına 30.03.1976 tarihinde yatırıldığını ve kamulaştırılan taşınmazın ayni hakkının karşılığı verilmesi nedeniyle zamanaşımına tabi olmadığını, gerek murisin vefatından önce gerekse de sonraki tarihlerde muris veya mirasçılar tarafından paranın bankaya yatırıldığının bildirilmediğini, davalıların işlem tarihinde yürürlükte bulunan 7129 sayılı Kanunun 31.maddesine uygun şekilde işlem yapmadıklarını,

bu yönüyle kanundan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getiremediklerini ileri sürerek, 30.03.1976 tarihinden başlayarak mevduata uygun en yüksek faiz uygulanmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacılar vekili 12.02.2020 tarihli talebini 319.639,87 TL arttırarak davayı 320.639,87 TL üzerinden ıslah etmiştir.Davalı TMSF vekili, savunmasında özetle;

dava konusu işlemin eski tarihte davalı bankada açılan hesaba ilişkin olması nedeniyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, kaldı ki müvekkilinin dava konusu edilen işlemleri bilme ve denetleme imkanı bulunmaması nedeniyle husumet yöneltilemeyeceğinin bir çok yüksek mahkeme kararı ile kabul edildiğini, müvekkiline yönelik davanın idare mahkemesinde açılması gerektiğini, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını ve davanın hak düşürücü yasal süre içinde açılmadığını, yapılan incelemede ...

Bankasınca devir edilen alacaklar arasında ... adına bir hesap bilgisine ulaşılamadığını, belge saklama zorunluluğunun 10 yıl olması nedeniyle 2002 yılı öncesi işlemlerin denetlenemediğini, mirasçılar vekilinin 16.09.2013 tarihinde kamulaştırma bedeli için müvekkili kuruma başvurduğunu, ancak zamanaşımı nedeniyle fona devir edilen bedeller yönünden iade işlemi yapılamayacağının bildirildiğini, daha önce uygulanan tüm bankacılık kanunlarının ilgili hükümleri gereğince belli sürelerde işlem yapılmayan mevduatların zamanaşımına uğrayarak Fona devir edileceğinin belirlendiğini,

müvekkili kurumun tebligat ve hesap sahibini araştırma zorunluluğunun bulunmadığını, bankanın mevzuata aykırı davranması halinde doğacak sorumluluğun dahi müvekkiline yüklenemeyeceğini, varlığı iddia edilen hesapta bulunan mevduatın müvekkiline intikal etmediğini, bu nedenle davacıların müvekkilinden herhangi bir alacaklarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ... Bankası A.Ş. vekili, savunmasında özetle.

5411 sayılı Kanunun 62.maddesine göre belirli süre aranmayan mevduatların zamanaşımına uğrayarak Fon'a devir edileceğini, zamanaşımı süreciyle ilgili 16.11.2000 tarih Resmi Gazetede yayınlanan duyuru gereği 25 milyonun üzerindeki hesapların ilan edileceğini, dava konusu bedelin duyuruda belirtilen miktarın altında kalması nedeniyle taraflara tebligat yapılmadığını, istimlak bedelinin 37.400,00 TL olmayıp 24.843,00 TL olduğunu, mevduat hesabındaki paranın taşınmazdan kaynaklı ayni hakkın devamı olduğunun kabul edilemeyeceğini, murisin istimlak bedelinin 24.843,00 TL olduğunu,

Üsküdar ... adaya ait tüm parsellerin toplam istimlak bedelinin 31.01.1984 tarihinde İstanbul Defterdarlığınca 2.146.751,00 TL (eski para) ve diğer zamanaşımına uğrayan hesaplarla birlikte toplam 1.718.304.660,00 TL eski para bedel üzerinden 31.01.2001 tarihinde Genel Muhasebe Daire Başkanlığına devir edildiğini, evrakların yasal saklama süresi dolduğundan 08.11.2013 tarihli tutanakla belgelerin imha edildiğini, ticari defter ve belgelerin saklama süresi dikkate alındığında, alacağın ancak belgelerle kanıtlanabileceğini, bankacılık yönünden farklı bir saklama süresi öngörülmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosyamız kapsamında alınan ek raporu sunan finans uzmanı akademisyen bilirkişi raporunda, tespit edilecek güncel değere 30.03.1975 tarihinden davalı bankanın bildirim yükümlülüğünün doğduğu 30.03.1985 tarihine kadar güncel yasal faiz oranının uygulanması gerektiği,

tespit edilen bu yeni değere (güncel bedel ve yasal faiz uygulanarak belirlenen değere) davalının bildirim yükümlülüğünün doğduğu 30.03.1986 tarihinden dava tarihi olan 30.10.2014 tarihine kadar dava tarihindeki güncel ticari temerrüt faiz oranının uygulanması gerektiği görüşü belirtilmiş ise de dosyaya 05/08/2019 tarihinde sunulan son bilirkişi raporunda bankaya yatırılan paranın kamulaştırma bedeli olduğu davacıların murisi tarafından bankaya yatırılan paranın aranmadığı,

kamulaştırma bedelinin bankaya yattığı tarihten dava tarihine kadar güncellenmiş değerine yasal faiz uygulanması gerektiği bildirilmiş mahkememizce de bankaya yatırılan paranın kamulaştırma bedeli olması maliye tarafından davacıların murisi adına yatırıldığı güncellenmiş değerine yasal faiz işletilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Davacılar tarafından son bilirkişi raporunda yasal faiz üzerinden yapılan hesaplamaya itiraz edilmeyerek, davacılar tarafından sunulan ıslah dilekçesi ile '.. müvekkilimizin murisinden yatan istimlak bedeli tutarı olan bedelin dava tarihinde güncellenmiş değerinin 31.911,34 TL olduğu, güncel değer olan 31.911,34 TL üzerinden faiz hesaplaması yapıldığında işlemiş faizin 288.728,53 TL olduğu hesaplanmış olup, müvekkilimizin ana para ve faiziyle toplam alacağının 320.639,87 TL olduğu hesaplanarak tespit edilmiştir.

İş bu nedenle dava açılırken fazlaya ilişkin hak ve alacak haklarımızı saklı tutarak 1.000 TL üzerinden dava açmış olduğumuz için alacak talebimizi 319.639,87 TL artırarak ıslah ettiğimizi ve harcını da ikmal ettiğimizi, müvekkilimizinin toplam alacağının 320.639,87 TL olduğunun kabul edilerek davamızın kabulüne karar verilmesini ...' talep ettiklerini bildirmişlerdir. Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi neticesinde.

Davacıların murisi adına yatan kamulaştırma bedelinin iadesi talep edildiğinden yasal faiz oranının uygulanması gerektiği, davacılar murisi adına yatan paranın denkleştirici adalet ilkesine göre dava tarihindeki güncel değeri bulunduktan sonra bu güncel miktara paranın ilk yattığı tarihten itibaren yasal faiz işletilerek davacı alacağının tespit edilmesi gerekeceğine dair hesap yöntemi mahkememizce belirlenmiş olup bu yönteme uygun olarak hazırlanan en son rapordaki ikinci hesaplamadoğrultusunda, denkleştirici adalet ilkesine göre tüfe,

döviz ve asgari ücrete göre yapılan hesaplama neticesinde muris adına yatan paranın dava tarihindeki güncel değerinin 31,911,34 TL ve davacıların murisi için yatan istimlak bedelinin ilk yatırıldığı tarihten itibaren güncel değeri olan 31.911,34 TL'ye dava tarihine kadar işleyecek yasal faizin 288.728,53 TL olduğu , dava tarihi itibariyle davacıların toplam 320.639,87 TL alacağının olduğu,davacıların ıslah dilekçeleri ile bu bedelin tahsilini talep ettikleri anlaşıldığı..." gerekçesiyle,

davanın kabulü ile 31.911,34 TL asıl alacak ve 288.728,53 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 320.639,87 TL'nin davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... Bankası vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.

16.11.2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Bankalarda Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Emanet ve Alacakların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna Gelir Kaydedilmesine İlişkin Esas ve Usuller yönetmeliğinin 2. maddesinde, bankaların, zamanaşımı süresinin dolmasına 3 ay kala, mevduat, emanet ve alacaklardan, 25 milyon Türk Lirası tutarının üzerinde bulunanları ilan edeceği, ...'a ait zamanaşımına uğrayan tutarın (24.843 Türk Lirası), yasal tutarın altında olması nedeniyle ihtarname gönderilmediğini, bununla birlikte, banka mevduatının zamanaşımına tabi olduğunu, bankanın borcunu ancak defter ve belgeleri yardımıyla bilebileceğini,

belgelerin saklama süresi dolması nedeniyle alacağın bulunmadığını, saklama süresi dolan belgelere ilişkin alacaklar dahil olmak üzere zamanaşımına uğramış alacakla ilgili olarak hangi savunma yapılırsa yapılsın bankadan ispat beklemenin temel hukuk kurallarına aykırı olduğunu, İlk raporun 7. bendinde 0.0001 kuruşa faiz işletilmesinin belirtildiğini, bedelin anılan karar gereği 24.483 TL (eskiTL) olup, bankaca devredilen bedel olduğunu, müvekkili banka ile muris arasında sözleşme bulunmadığını, kamulaştırma bedelini tasarrufu yapan ve parayı yapan kurumca yapılması gerektiğini,

ikinci raporda ise öncelikle raporun bedeli anapara ve faiz 0.70 TL bulup ikinci şık olarak güncelleme ile 31.911 TL hesapladığını ve bu tutara 1976 yılından faiz işletmesinin hukuka ve adalete aykırı olduğunu, ıslahla artan tutara ıslah günüden faiz işlemesi gerektiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmeden karar verildiğini, 1976 yılından itibaren işletilen faizin yasaya aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı TMSF vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.

Müvekkili kurumun pasif husumet sıfatı bulunmadığına ilişkin bir çok Yargıtay kararı sunulmasına rağmen bu kararların dikkate alınmadığını, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140.maddesi gereğince müvekkilinin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu halde mahkeme kararında yargı harçlarına hükmedildiğini, müvekkilinin yönünden açılan davanın idare mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, ıslahla arttırılan alacakla ilgili davanın zamanaşımına uğradığını bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalarda Türk parasından altı sıfır atılması ile ilgili hesaplama yapılmayarak fahiş bir miktara ulaşıldığını,

bankada açılmış bir mevduat hesabı bulunmadığından ticari faiz talep edilemeyeceğini, mahkemece eski para ile 24.843.000 TL alacağın altı sıfır atılmadan hesaplama ile dava tarihi itibariyle güncel değerinin 31.911,34 TL olarak yeni TL değeri bulunduktan sonra bu alacağa geriye dönük olarak 1976 yılından itibaren faiz işletilerek 288.728,53 TL gibi fahiş bir miktara ulaşıldığını, alacağın banka tarafından zamanaşımı işlemine tabi tutularak fona devrinin yapılıp yapılmadığının tam olarak belirlenemediğini, Fon kayıtlarında ...

Bankasınca devir edilen alacaklar arasında ... adına bir hesap bulunmadığını, 2002 yılından önceki kayıtların saklama süresinin dolduğunu ve sağlıklı bir araştırma yapılamayacağını, raporların çelişkili olduğu, munzam zarar talep edilmediği halde bu şekilde işlem yapıldığını, hesaptaki miktara göre bankanın ihbar yükümlülüğünün bulunmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı bankadaki mevduat hesabında bulunan paranın usulsüz şekilde zamanaşımına tabi tutularak Fona devir edildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalıların vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Öncelikle, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2013/14262 Esas ve 2014/2379 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, davacıların bu tür bir talebini, mevduat akdinin tarafı olan bankadan talep etmesi gerekmektedir.

Bu davalarda TMSF veya Merkez Bankasına husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından, davalı TMSF yönünden davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken bu davalı aleyhindeki davanın esasının incelenmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı TMSF vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin bu davalı hakkındaki hükmünün kaldırılarak, bu davalı aleyhindeki davanın pasif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı Banka yönünden yapılan incelemede. Davacıların murisi ...'a ait, Üsküdar ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parselin İçişleri Bakanlığınca kamulaştırıldığı, idarece Üsküdar 2.AHM'nin 1975/355 Esas sayılı dosyasında açılan dava sonucu 136.000,00 TL olan kamulaştırma bedelinden 96.000,00 TL indirilerek 40.000,00 TL'ye indirilmesi talep edilmiş ve mahkemece davanın kabulüne 21.04.1977 tarihinde karar verilmiştir.

Anılan davada davalının kendisini vekille temsil ettirdiği ve kararın temyiz edilmeksizin 15.06.1976 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Dosyada bulunan bilirkişi tarafından denetlenen makbuzlara göre, kamulaştırma kararı üzerine İstanbul Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğünce 30.03.1976 tarihinde 37.400,00 TL'nin ... adına bankada bloke edildiği anlaşılmıştır.

Davalı banka tarafından gönderilen 29.03.2017 tarihli yazı cevabında, yargılamanın yenilenmesi davası sonucu bedelde kesinti yapılması nedeniyle 24.843,00 TL kamulaştırma bedelinin muris adına yatırıldığı, 30.01.2001 tarihinde işlem yapılmayan paranın zamanaşımına uğramış ve talep edilmemiş kıymetler stokuna katılarak Merkez Bankasına devir edildiği bildirilmiştir.

Yazı cevabına ekli banka evraklarından muris veya mirasçılarca takip edilmeyen mevduatın zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle, Merkez Bankasına aktarıldığı anlaşılmıştır. Dosyadaki banka yazıları ile sunulan belgelerden, muris adına kamulaştırma bedeli olarak yatırılan 24.843,00 TL'nin zamanaşımı süresince muris veya mirasçıları tarafından aranmadığı ve paranın zamanaşımı nedeniyle Fon'a aktarıldığı sabittir.

Paranın idarece kamulaştırma bedeli karşılığı bankaya yatırılmasından sonra, hesap sahiplerince hiçbir işlem yapılmadığı sabittir. Davacılar ilk olarak 27.09.2013 tarihinde vekilleri aracılığıyla paranın iadesi için bankaya başvurmuşlardır. Bankaca verilen cevapta kamulaştırma bedelinin 30.03.2011 tarihinde zamanaşımı nedeniyle TMSF 'ye devir edildiği bildirilmiştir.

Bankaca, hesaba ilişkin belgeler 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle imha edilmiş ve buna ilişkin 08.11.2013 tarihli tutanak düzenlenmiştir. Anılan tutanakta belgelerin bu tarih itibariyle iptal edildiği değil saklama süresi dolan belgelerin imha edildiğinin tutanağa bağlandığı açıklanmıştır. Düzenlenen tutanak, saklama süresi dolan banka belgelerin daha önceden imha edildiğini belgelemek üzere düzenlenmiştir.

Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde, banka tarafından işlem tarihinde yürürlükte olan yasa kapsamında, mudilerce takip edilmeyen veya işlem yapılmayan paraların Fona devri için gerekli araştırmaların yapılmadığı belirtilerek, önce paranın güncel değeri bulunmuş, ardından yasal faiz uygulanarak munzam zarar kapsamında davacıların talep edebileceği tazminat tutarı belirlenmiştir.

Alacağın zamanaşımına uğradığının kabulü gereken 1986 yılında yılında yürürlükteki Bankacılık Kanunu gereğince, bankalar nezdindeki her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tabidir. Zamanaşımına uğrayan mevduat, emanet ve alacaklar Fona gelir kaydedilir. Bununla ilgili esas ve usuller Fon Kurulunca belirlenir düzenlemesi bulunmaktadır.

5411 sayılı Bankacılık Kanun'unun 62. maddesinde, "Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tâbidir. Zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müteakiben Fona gelir kaydedilir.

Bu maddenin uygulanması ile ilgili usûl ve esaslar Kurulca belirlenir." düzenlemesi bulunmaktadır. Görüldüğü gibi her iki Kanun'da da açıldığı tarihten itibaren 10 yıl süreyle aranmayan mevduatın zamanaşımına uğrayacağı kabul edilmiştir. Bu durumda, davacının mevduatının 1986 yılında zamanaşamına uğradığı açıktır. Bankadaki mevduatın, kamulaştırma bedeline ilişkin olmasının belirtilen zamanaşımına bir etkisi bulunmamaktadır.

Bu tür bir mevduatın taşınmazın aynından kaynaklanan mülkiyet hakkı olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Belirtilen maddelerde zamanaşımı nedeniyle Fon'a devredilecek alacaklılar yönünden yapılacak işlemlerin usul ve esaslarının Fon tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği düzenlenmiştir. Yapılan düzenlemelere göre hesap sahibine ulaşılması, ulaşılamaması halinde alacağın zamanaşımına uğradığının ulusal gazetelerde ilan edileceği düzenlenmiştir.

Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2011/7761 -12977 E. K. Sayılı ilamında, yapılacak işlemler ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Ancak, davalı bankaca bu tarihten itibaren yapılan işlemlere ilişkin belge saklama sürelerinin de dolduğu savunulmaktadır.

Benzer bir düzenlemenin bulunduğu 3128 sayılı Bankalar Kanununun, mevduatta zamanaşımı başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği;

aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile ilan edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.

Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tabidir. Zamanaşımına uğrayan mevduat, emanet ve alacaklar Fona gelir kaydedilir. Bununla ilgili esas ve usuller Kurulca belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu madde uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 27.06.2001 günlü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankalar Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkındaki Yönetmeliğin 35. maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli taahhütlü bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, bu bildirimden itibaren 3 ay içinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.

Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek tebligatın yapılması koşuluna bağlıdır. Başka bir anlatımla, sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacakları kendiliğinden zamanaşımına uğramaz.

Bankanın belirtilen şekilde işlem yapıp yapmadığı ancak süresinde açılan bir davada banka kayıtlarının incelenmesi ile mümkün olacaktır. Bankalar için öngörülen belge saklama süresinin bu tür davalar yönünden uygulanması gerekmektedir.

5411 sayılı Bankacılık Kanun'unun 42. maddesinde, "Alınan yazılar ve faaliyetler ile ilgili belgelerin asılları veya bunun mümkün olmadığı hâllerde sıhhatlerinden şüpheye mahal vermeyecek kopyaları ve yazılan yazıların makine ile alınmış, tarih ve numara sırası verilerek düzenlenecek suretleri, usûlleri çerçevesinde ilgili banka nezdinde on yıl süreyle saklanır. Bu belgelerin mikrofilm, mikrofiş şeklinde veya elektronik, manyetik veya benzeri ortamlarda saklanmaları mümkündür.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir. " düzenlemesi bulunmaktadır. Belirtilen düzenlemeye göre 1986 yılında yapılmış olan işlemlere ilişkin belgelerin saklama süresinin 1996 yılında dolduğu ve davacıların bu tarihten sonra 2013 yılında bankaya başvurarak mevduatının akıbetini sorduğu, davanın da 2014 yılında açıldığı,

bu durumda belgelerin saklanma süresi dolduğundan yukarıda belirtilen Yargıtay ilamında gösterilen ispat koşulunun yerine getirilip getirilmediğinin davalı tarafından kanıtlanamayacağı ve davacının mevduatı ile mevduatın Fon'a devrine ilişkin işlemlerin ve belge saklama süresi yönünden zamanaşımının oluştuğu anlaşılmakla, davalının mevduattaki parayı fona devir işleminin yasal prosedüre uygun yaptığı benimsenerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Bu nedenle davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, bu davalı hakkında ilk derece mahkemesince verilen hükmün de kaldırılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçelerle. HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca her iki davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda. 1-Davalı TMSF aleyhindeki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2-Davalı ...

Bankası aleyhindeki davanın reddine, 3-Alınması gerekli 427,60 TL harcın, peşin yatırılmış olan 5.483,85 TL'den mahsubu ile artan 5.056,25 TL harcın, talep halinde davacı tarafa iadesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı ... Bankası tarafından sarf edilen 82,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 6-Davalı ...

Bankası kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihindeki AAÜT' ndeki esaslar uyarınca belirlenen 50.095,98 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 7-Davalı TMSF kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihindeki AAÜT'ndeki esasalar uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 8-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine, 9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davalı ...

Bankası tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı ...

Bankası tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davcıya iadesine, b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri, 43,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 205,60 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalı Banka'ya verilmesine, 10-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 11-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair.

HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

KANUN YOLU

HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/357, K. 2024/797, 16 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/357
Karar No
2024/797
Tarih
16 Mayıs 2024

İlgili Kararlar

  • Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/357 K.2024/448
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2021/358 K.2024/598
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2021/359 K.2024/730
  • Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/359 K.2024/513
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/373 K.2024/800
  • Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/373 K.2024/398

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.