KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Mart 2024
- Dosya no
- 2021/409
- Karar no
- 2024/464
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 26.11.2020
- Numarası
- 2020/324 Esas - 2020/624 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.683 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan protokol gereği edimini yerine getirmeyen davalı ... aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nce ...
Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takiBi başlatıldığını davalı tarafından 26/09/2016 tarihinde takibe itiraz edilmesi sonucu takibin durdurulduğunu belirtilerek davalı-borçlunun haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olarak ileri sürdüğü itirazının iptali ile icra takibinin kaldığı yerden devamına, davalı-borçlu aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalı-borçlu tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;
müvekkilinin borcu olduğunu asla kabul etmemekle birlikte taleplerinin zamanaşımına uğraması nedeni ile zamanaşımı def'inde bulunduklarını, sözleşmede uyuşmazlığın İstanbul Ticaret Odası Tahkim çözümleneceğinin hüküm altına alındığını, bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olmadığını bu nedenle de görevden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesindeki ileri sürülen tüm hususların gerçek dışı olduğunu ve tamamını reddettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı taraf, iddiaların ispatı için her iki tarafın imzasını taşıyan ve imza inkarına konu olmayan protokol sunmuş olup protokolde kararlaştırılan şirket "... Ticaret Limited Şirket" unvanlı şirketin kurulmadığı, "...
Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi"nin kurulduğu bu şirketin ortaklarının dava dışı kişiler olduğu, kurulması planlanan şirket ile kurulan şirket arasında protokol kapsamında bağlantı bulunmadığının ve bu hali ile protokol kapsamında kurulması planlanan şirketin kurulamadığının kabulü gerektiği, taraflarca yapılan ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği sözleşmeye dayalı olarak karşı tarafa ödedikleri bedeli geri isteyebileceği, taraflar arasında akdedilen yazılı sözleşme kapsamında davacının davalı tarafa 285.000,00 TL bedelin ödendiğinin taraflar arasında imza altına alındığı,
protokolde kurulması planlanan şirketin de kurulmadığı anlaşılmakla tarafların yazılı sözleşme kapsamında yapılan ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iadesi gerektiği..." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı/takip borçlusunun, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, kabulüne karar verilen alacak miktarı olan 285.000,00 TL'nin %20' si olan 57.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle. İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 25.06.2020 tarihli celsede “…dava dilekçesinin davalı tarafa 02.11.2017 tarihinde tebliğ edildiği ancak davalı tarafın 21.11.2017 tarihinde süresi geçtikten sonra beyanda bulunduğu" şeklinde hatalı tespiti zapta geçirilerek,
ara kararın 3. Maddesinde “…davalı tarafın süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesi ile ileri sürdüğü zamanaşımı ve yetki itirazı hakkındaki talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığı” şeklinde hüküm kurduğunu, ancak kendilerinin 16.11.2017 tarihinde cevap dilekçelerini UYAP üzerinden sunduklarını, ekte sundukları ekran görüntüsünden de bu durumun anlaşılacağını, ayrıca davanın dava yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, yetkili mahkemenin, davalının ikametgahı olan Çorlu mahkemeleri ya da sözleşme imza yeri İstanbul olduğundan, İstanbul Mahkemeleri olması gerektiğini,
protokolde tahkim şartı bulunmasına rağmen tahkime de gidilmediğini bunun da itiraz nedeni olduğunu, bilirkişi incelemesi dahi yaptırılmadan karar ihdasının hukuka aykırı olduğunu, savunma haklarının kısıtlandığını, yeterli inceleme yapılmadan karar ihdas edildiğini, ilk derece mahkemesi kararının öncelikle bu usuli eksiklikler nedeniyle kaldırılması gerektiğini, Esasa ilişkin olarak ise, dava dilekçesinde şirketin kurulduğunu söylerken sonrasında bu beyanının sehven yapıldığını ve şirketin aslında hiç kurulmadığını ifade eden davacı tarafın bu beyanının kabulünün usuli hata olduğunu,
HMK'nın 188.maddesine göre görevsiz mahkemede yapılan ikrar ve beyanlar görevli mahkemede de aynen geçerli olduğunu, davanın esasını etkileyecek türden bu beyanın, ilk derece mahkemesince değerlendirilerek, iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağının ihlal edildiğini değerlendirilmeliyken, göz ardı edilerek hüküm tesisinin hukuka aykırı olduğunu, kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini, şirketin kararlaştırılan ünvan ile kurulmamış olmasının ve ticari faaliyetinin istenen şekilde yürümemesinin de davacı yüzünden olduğunu, davacının kendi kötü niyetinden yaralanmaması gerektiğini,
İstinaf incelemesi ile mutlak ticari dava olduğuna karar verilen ve görevli mahkemeye gönderilen iş bu davada salt davacı tarafından dosyaya ibraz edilen 03.12.2006 tarihli protokol ve İTO evrakları ile yetinilerek davanın kabulünün;
dosyanın bilirkişiye dahi incelenmek üzere gönderilmemesinin savunma hakkını kısıtladığını, İlk derece mahkemesi tarafından yeterli inceleme yapılmadan karar verilmiş olduğunun izahtan vareste olduğunu, kararın istinaf incelemesi ile kaldırılması gerektiğini, şirketin kuruluş ve tescili gibi hususlarda ...'nin tam yetkili kılınmış olmasına rağmen mutabakata aykırı işler yapması da davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, davaya konu ödeme araçların şirkete getirtilmesi karşılığında 52.000 TL'yi müvekkili almış gibi hisse belirleneceğini,
beyan dilekçesi ekinde yer alan makine parkının davacı tarafa teslimi (faturaları peyderpey kesilmiştir) ayrıca hissesini belirlerken müvekkilinin bilgi birikimi-know how hakkı karşılığına, fikri haklarının teslimine özgülendiğini, İlk derece mahkemesinin, kararında sebepsiz zenginleşme hükümlerinin tahsil bakımından uygulanabilirliğine hükmetmiş olmasına rağmen zamanaşımı konusunda hatalı değerlendirme yaptığını, TBK'nın 82.maddesine göre, sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını,
davaya konu bedelin davalıya ödendiği tarihin ispatlanamadığını ve ispat külfetinin kendinde olan davacı tarfından belgelenemediğini, 03.12.2006 tarihli protokolde ise “…... muhtelif tarihlerde bu protokol öncesinde ...'e 285.000.-tl ödeme yapmıştır...” ifadesine istinaden protokol tarihinden önce yapıldığı protoklle şerh altına alınan ve net olmayan ödeme söz konusu olduğunu, çünkü aynı protokolde iki araç bedeli olan 52.000 TL'nin de 285.000 TL'nin içinde olduğunun anlaşıldığını, Ödeme tarihi ile ödemeyi davacı tarafın icra takibine konu etme tarihi(23.09.2016) arasında 2 yıllık sürenin geçtiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını,
zamanaşımı def'i ileri sürüldüğünde alacak hakkını sona erdirmeyeceğini, eksik borç haline getireceğini, alacağın dava edilebilme özelliğinin ortadan kalkacağını, artık mahkemenin işin esasına girerek onu incelemesinin mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tazminat hakkında kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, özetle;
müvekkilinin, aralarındaki protokolde yazılandan farklı bir ünvanla şirket kurulduğunu bile anlamadığını, şirketin başka isimler üzerine kurulmasını isteyenin de ... olduğunu, kendi adına kızı, müvekkili adına da ... resmi ortak olduğunu, ...'nin ve müvekkilinin müdür olarak atandığını, müvekkiline münferiden temsil yetkisi verilmediğini, ...'nin ise tam yetkili olduğunu, davacı baştan beri kendi sorumluluğunda ve yetkisinde olan hususlardan müvekkilini sorumlu tutmaya çalışmakta ve kötü niyetinden yararlanmak istediğini, bunlara rağmen ilk derece mahkemesinin haksız davayı kabul ettiğini,
Müvekkili aleyhine alacağın likit olduğunun kabulü ile inkar tazminatına karar verilmesinin de doğru olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilince süresinde cevap dilekçesi verildiği, ancak ilk itiraz olarak ileri sürdükleri yetki, zaman aşımı ve tahkim itirazlarının değerlendirilmediği ileri sürülerek istinaf nedeni yapılmıştır.
Dava dosyasında ve uyapta yapılan inceleme sonucu davalıya daha sonra görevsizlik kararı veren Asliye Hukuk mahkemesince tensip uyarınca dava dilekçesi ve tensip tutanağının 02.11.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı yanca 16.11.2017 imza tarihi atılı olan cevap dilekçesinin 21.11.2017 tarihinde süresinden sonra uyaptan dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre ilk derce mahkemesinin 25.06.2020 tarihli celsede davalı yanca süresinde ileri sürülmemesi nedeniyle zaman aşımı defi ile yetki ve tahkim ilk itirazlarının karara bağlanmasına yer olmadığı tespiti ile yargılamaya devam edilmesinde yasa ve usule aykırılık bulunmayıp, davalı vekilin bu konuda aksi yönündeki istinaf nedini yerinde görülmemiştir.Davacı, takip ve dava konusu alacağın taraflar arasında imzalanan 03/12/2006 tarihli protokol hükümlerinden kaynaklandığını, taraflarca imzalanan protokole göre taraflarca ...Ltd.
Şti. ünvanlı bir limited şirket kurulması ve bu yönde tarafların yerine getirecekleri edimlerin düzenlendiğini, ancak davalının bu protokole göre üstlendiği edimleri yerine getirmediğini, şirket kurulmasına ilişkin protokol kapsamında şirket sermeyesi olarak davalıya verildiği ileri sürülen 285.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ettiğini beyan etmiştir.
İlk derce mahkemesince deliller toplanmış, protokol hükümleri değerlendirilerek ve protokol konusu şirketin kurulmamış olduğu dikkate alınarak hukuki değerlendirme sonucu hüküm kurulmuştur. Uyuşmazlığın çözümü hukuki değerlendirmeye dayalı olup, mahkemece bilirkişi raporu alınması gerekli bulunmadığından, davalı vekilinin bilirkişi incelemesi yapılmaksızın ve rapor alınmaksızın karar verilmesinin doğru olmadığı yönündeki istinafı da yerinde değildir.
Taraflar arasında 03.12.2006 tarihli protokol imzalandığı, protokolle tarafların hissedarı olacağı ...Ltd.
Şti. ünvanlı bir limited şirket kurulması ile tarafların karşılıklı yükümlerinin belirlendiği, protokolün "şirket değerinin ödeme şekli" başlıklı 5. Maddesine göre davalının şirkete getireceği araçlar karşılığı davacının davalıya 285.000 TL nakit ödeme yaptığı, davacının bu ödemelerle ilgili herhangi bir vade farkı veya faiz talep etmeyeceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Protokol hükümleri uyarınca tarafların birlikte kurmayı planladıkları ...Ltd.
Şti. ünvanlı bir limited şirket kurulmadığı gibi, tarafların hissedar oldukları başka bir şirket kaydının da bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı yanca protokol ile kurulması kararlaştırılan şirketin yerine unvandaki ufak bir farkla ... Ticaret Ltd. Şti.
Ünvanlı şirketin kurulduğu ileri sürülmüş ise de, iş bu şirketin celp olan ticari sicil kaydında ortaklarının farklı kişiler olduğu, davacı ve davalının ortak olmayıp şirket yetkilisi olduğu anlaşılmakla, bu şirketin protokol uyarınca kurulması kararlaştırılan şirket yerine kurulmuş şirket olduğunun kabulü gerektiği yönündeki davalı istinafı yerinde görülmemiştir.
İlk derce mahkemesince, protokolün 5 maddesi ile davacı tarafından davalıya, davalının taahhüt ettiği araçları getirmesi taahhüdü karşılığı 285.000 TL nakdi ödeme yapıldığının belirtildiği, davalı ve davacı tarafça imzalanan protokol uyarınca ...Ltd.
Şti. ünvanlı şirketin ise hiç kurulmadığı gibi, tarafların ortağı ve hissedarı oldukları başkaca bir şirket te kurulmamış olduğu dikkate alınarak kurulan hüküm isabetli olup, aksi yöndeki davalı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Dava ve takip konusu alacağın likit alacak olduğu dikkate alındığında, kurulan hükümde davalı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesi de isabetlidir.
Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KANUN YOLU
HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/409, K. 2024/464, 21 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama