KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2024
- Dosya no
- 2021/821
- Karar no
- 2024/945
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/12/2020
- Numarası
- 2019/157 2020/704
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.717 kelime·9 dk okuma
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin çeşitli tarihlerde davalıya satarak teslim ettiği emtia bedelinden 84.149,56 TL'nin ihtara rağmen ödenmediğini, asıl alacak ile işlemiş faizinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazının iptali ile takibin devamına, takip miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında düzenlenen Tedarik Sözleşmesi kapsamında satım sözleşmesi ilişkisinin başladığını, ayrıca 2016 yılı içerisinde geçerli olacak ticari koşullarla ilgili ek protokol imzalandığını, bu protokol hükümleri çerçevesinde 2017 yılı için de benzer koşullarla mutabakat sağlandığını, mutabakatın e-mail ortamında taraflarca teyit edildiğini, taraflarca kabul edilen ticari koşullar çerçevesinde 2017 yılı içinde ürün alımının devam ettiğini, müvekkilinin bu sözleşme hükümlerine göre düzenlediği faturaların davacıya gönderildiğini,
müvekkilinin ticari koşullara uygun şekilde %40 karlılığa denk gelecek şekilde faturaları düzenlediğini, ancak davalının sözleşme hükümlerine aykırı olarak 2018 yılından sonra düzenlenen faturaları iade ettiğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...taraflar arasında tedarik sözleşmesine dayalı ticari ilişki bulunduğu, davacı ve davalının ticari defter ve kayıtlarının lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının davalı yandan takip tarihi itibariyle 184.149,46 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu,
davalının davacı yandan takip tarihi itibariyle 2.123,29 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu,taraflar arasında 21/05/2018 tarihli mutabakat mektubu düzenlenmiş olup, düzenlenen mutabakat mektubunda 30/04/2018 tarihi itibariyle davalı yanın davacı şirkete 323.240,60 TL borçlu olduğunu kabul ettiği, ilgili belgede 'mutabıkız' yazılarak davalı şirketin kaşe ve imzasının yer aldığı, taraflar arasındaki cari hesap farklılığının davalı yan tarafından davacı adına düzenlenen 16 adet faturadan kaynaklı olduğu, davacı tarafından davalı tarafa keşide edilen Bakırköy ...
Noterliğinin 21/06/2018 tarih ... sayılı ihtarname ve Bakırköy ...
Noterliğinin 27/06/2018 tarih ... sayılı ihtarname ile davalı tarafından düzenlenen 16 adet faturaya itiraz edilerek süresinde iade edildiği, davacı tarafça sunulan mail yazışmalarında faturaların içeriğinin kabul edilmediği, söz konusu faturaların davacı ticari defter ve kayıtlarında yer almadığı, bilirkişi raporunda tespit edilen 31/05/2018 tarihli ... numaralı 1.197,63 TL bedelli, 31/05/2018 tarihli ...numaralı 356,40 TL bedelli, 31/05/2018 tarihli .. numaralı 958,19.
TL bedelli fatura olmak üzere toplam 2.512,22 TL yönünden eksik ürün gönderimine dayalı olduğu, dosya kapsamında ürünlerin davacı tarafından davalıya teslimine yönelik belge bulunmadığı böylece toplam alacak kaleminden düşülmesi gerektiği anlaşılmış, eksik ürün gönderimine dayalı 31/05/2018 tarihli ... numaralı 1.199,40 TL bedelli ve 18/06/2018 tarihli ... numaralı 53,40 TL bedelli fatura olmak üzere toplam 1.252,80 TL yönünden söz konusu ürünlerin fatura ile davalı yana teslim edildiği,
isim ve imzanın bulunduğu anlaşılmakla söz konusu miktar yönünden davacının ürünleri davalıya teslim edildiği ispatlanmış olup davalı tarafından ürünlerin eksik gönderildiğine ilişkin delil sunamadığı anlaşılmıştır.
Davalı tarafından davacı adına kesilen ve davacı tarafça iade edilen 11 adet fatura yönünden ise fatura içeriğini ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğu, söz konusu faturalar üzerinde 'fiyat farkları' açıklamasının bulunduğu ve fatura açıklamasında 'Bebek Arabaları Şubat aktarımı, Çeyrek sonu %40 desteği, Pazarlama Desteği, Reklam bütçesi, Black Friday Desteği' şeklinde açıklamalar bulunduğu,
davalı taraf söz konusu faturaları sözleşmeye ek olarak düzenlenen 2016 yılı protokol ve 2017 yılı için email ortamında kararlaştırılan %40 al-sat marjı uyarınca kesildiğini ve davacı tarafça iadesinin haksız olduğunu ileri sürmüşse de taraflar arasında düzenlenen sözleşme, protokolde ve mail yazışmalarında davalı tarafından düzenlenen tüm kampanyalarda %40 al-sat marjının korunacağı yönünde kararlaştırma yapılmadığı, davalı tarafça sunulan mail yazışmalarında bu durumun davacı tarafın kabulünde bulunmadığı,
sözleşme ve protokol dışı davalı tarafından yapılan kampanyalarda davacı tarafın kabulünde olmak üzere %40 al-sat marjının uygulanması gerektiği ancak davacı tarafın ihtarnamelerinde ve mail yazışmalarında söz konusu durumu kabul etmedikleri anlaşılmakla davalı tarafça davacı adına kesilen faturaların içeriğinin yazılı ve kesin delillerle ispatlanamadığı anlaşılmakla bu haliyle davacı taraf takip konusu cari hesap alacağından kaynaklı alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla,
düzenlenen uzman bilirkişi raporunun da mahkememizce dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunması nedeniyle davacı tarafın davalıdan takip konusu faturadan kaynaklanan 181.637,24 TL alacağının bulunduğu sabit olmuştur. Davacı tarafın takipten önce ihtarname ile davalı tarafı temerrüde düşürdüğü anlaşılmakla düzenlenen bilirkişi raporunda tespit edilen 32.702,17 işlemiş faiz alacağının..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının 181.637,24 TL asıl alacak ve 32.702,17 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 214.339,41 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan asıl alacağın %20'si oranında 36.327,45 TL oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
05.11.2020 tarihli bilirkişi raporunun 13. sayfasında tabloda belirtilen davalıya ait faturaların tekstil mühendisince incelenmesi gerektiğinin belirtilmesine rağmen, mahkemece nihai rapor niteliğinde olmayan raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, Dosyadaki mail yazışmaları ve ana sözleşmenin imzalandığı tarih gözetildiğinde, tedarik sözleşmesi kapsamında yapılan protokollerin geçerli olduğunu, düzenlenen tedarik sözleşmesi ile davacının ürün yelpazesinde yer alan ve müvekkilince seçilecek ürünlerin sözleşme eki sipariş formunda belirtilecek koşullarla satın alınmasına ilişkin esasların düzenlendiğini,
2016 yılı içerisinde geçerli olacak ticari koşullarla ilgili ek protokol yapıldığını, aynı protokol hükümleri çerçevesinde 2017 yılı için de benzer koşullarla tarafların anlaştığını ve e-mail ortamında mutabakatın sağlandığını, davacı şirket yetkilisinin kabul ettiği ve e-mail ortamında onayladığı ticari koşullara göre 2017 yılı içerisindeki tüm ürün alımlarında fatura altı iskonto oranının 2016 yılında olduğu gibi %40 olarak kabul edildiğini, ayrıca müvekkilinin yapacağı kampanyalarda %40 marjını koruyacak şekilde kampanyaya destek olacağı ve her çeyrek sonunda marj hesabı yapılarak,
müvekkilinin karlılığının %40 marjına denk gelecek şekilde fatura kesileceğini, bu ticari koşulların 2017 yılı Mart ayı içerisinde davalı firma yetkilisi tarafından mail ortamında da kabul edildiğini, müvekkilince buna göre düzenlenen ve bilirkişi raporunun 11. sayfasında belirtilen faturaların kabul edilmediğini, mali bilirkişinin talebine rağmen mahkemece tekstil mühendisi bilirkişi de görevlendirilmediğini, Müvekkilinin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmasına rağmen ticari defterlerdeki kayıtlara itibar edilmediğini, müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini, ancak davacının sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını,
takip talebinde işlemiş faiz talep edilmesinin sözleşmeye aykırı olduğunu, müvekkilinin vade farkını ödemesini gerektirir bir yasa ve sözleşme hükmü bulunmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine, ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı vekili, 184.149,56 TL bedelli ürün satım faturasının ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istenmiştir.
Davalı vekili ise taraflar arasındaki tedarik sözleşmesi ile ek protokolleri uyarınca 2016 yılı içerisindeki tüm ürünlerde %40 oranında iskonto uygulandığını, buna ilişkin ticari koşulların davacı tarafça mail ortamında kabul edildiğini, bu şartlara uygun olarak %40 karlılığa denk gelecek şekilde düzenlenen faturaların kötü niyetle kabul edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasının incelemesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 184.149,56 TL asıl alacak ve 47.911,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 232.061,24 TL'nin tahsilinin istendiğini, süresinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu, davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen tedarik sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya ürün satıldığı ve teslim edildiği sabittir.
Uyuşmazlık, davalının, sözleşme hükümlerine göre, % 40 karlılığa denk gelecek şekilde düzenlediği ve fiyat farkı faturası olarak nitelendirilen 11 adet 182.550,82 TL bedelli faturaların dikkate alınıp alınmayacağı noktasındadır. Taraf defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan incelemede, bu faturalar dışında taraf defterlerinin uyumlu olduğu anlaşılmıştır.
22.05.2018 tarihinde davalının 323.240,00 TL borcu bulunduğuna ilişkin taraflar arasında mutabakat düzenlenmiştir. Davacı bu tarihten sonra 08.06.2018 ile 18.06.2018 tarihleri arasında düzenlendiği 11 adet fiyat farkı faturası ile taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinde mutabık kalındığı belirtilen karlılık oranının korunmasını istemiştir.
Ancak, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça, bu karlılık oranının esas alınacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi, taraflar arasındaki yazışmalarda da bu hususun davacı tarafından kabul edildiğine ilişkin açık bir beyan bulunmamaktadır. Davalı teslim aldığı emtialara ilişkin faturaları kabul etmiştir.
Bu nedenle, yansıtma faturası niteliğinde olan ve bilirkişi raporunun 13. sayfasında belirlenen 11 adet davalı faturalarının geçerli bir hukuki nedene dayandığının davalı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Taraflar arasındaki sözleşme, protokol veya uygulamada açıkça bu miktarda fatura düzenlenmesini haklı kılacak bir neden bulunduğunu kanıtlamalıdır.
Düzenlenen faturaların fiyat farkına ilişkin olması karşısında tekstil mühendisi bilirkişi aracılığıyla bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Sözleşme ilişkisine göre hangi faturaların fiyat farkı faturası olarak kabul edileceği ve fiyat farkı faturalarının kabul edilip edilmeyeceği mali ve hukuki bir inceleme gerektirmemektedir.
HMK'nın 266. maddesine göre çözümün genel bilgi ve tecrübe hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurmaz. Mali müşavir bilirkişi raporunda davalının yansıtma faturalarının dikkate alınıp alınmayacağının, tekstil mühendisi tarafından değerlendirilebileceğinin belirtilmiş olması mutlaka bu yönde bir araştırma yapılmasını gerektirmez.
Zira satılan emtiada ayıp bulunduğu savunulmadığı gibi, geç teslim veya satılan emtianın niteliğine ilişkin başka bir savunma sebebi ileri sürülmemiştir. Sözleşme ilişkisinde davalının karlılığının belirli bir oranın altına düşmeyecek şekilde işlem yapılması gerektiği kanıtlanmamıştır. Bu nedenle mahkemece davalının yansıtma faturalarının dikkate alınmaması yerindedir.
Taraflar arasında tedarik sözleşmesi bulunması nedeniyle TTK'nın 1530. maddesine göre faiz işletilmesi yerinde olduğu gibi davacı tarafından gönderilen 17.08.2018 tarihli Bakırköy ...Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarı ile 591.368,84 TL cari hesap borcunun yedi gün içerisinde ödenmesini talep etmesi nedeniyle, işlemiş faize hak kazandığı anlaşılmaktadır.
TTK'nın 1530. maddesinde; sözleşmede ön görülen ödeme süresi faturanın veya eş değer ödeme talebinin mal veya hizmetin alındığı veya mal veya hizmetin gözden geçirme kabul usulünün tamamlandığı tarihten itibaren en fazla 60 gün olabileceği, bu sürenin aşılması halinde temerrüt faizi talep edilebileceği anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmediği gibi re'sen dikkate alınması gereken bir neden de bulunmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/821, K. 2024/945, 6 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama