KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/973
- Karar no
- 2024/1358
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 21.01.2020
- Numarası
- 2015/260 Esas - 2020/29 Karar
- Dava
- Menfi Tespit (Genel kredi sözleşmesi ve bonodan kaynaklı
Karar Metni
1.748 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı banka tarafından müvekkili şirket aleyhine, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icra takibi yaptığını, ödeme emrinin 17/07/2014 tarihinde tebliğ edildiğini, yasal süresi içinde taraflarına, davalı/alacaklının yetkili olmadığı konusunda itiraz edildiğini, ancak sehven imza itirazında bulunulamadığını, bu sebeple de geçerli inceleme yapılamadığından iş bu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, hüküm kuruluncaya kadar geçecek sürede müvekkilinin, tazmini zor veya imkansız zararlar ile karşılaşacağı göz önüne alınarak,
bu zararları bertaraf etmek için mümkün olduğu takdirde teminat karşılığı gözetmeksizin, sayın mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda ise yasal alt sınır göz önüne alınarak yargılama neticesine kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve bu karar doğrultusunda yargılama konusu kambiyo senedinin takibinin durdurulmasını, mümkün olmadığı takdirde ise icra veznesine yatıracakları bedelin davalıya ödenmemesi konusunda ödeme yasağı talep ettiklerini, bahse konu kambiyo senedinin ciro zincirinde, müvekkili şirket adına yapılan cironun geçersiz olduğunu, ciroda yer alan imzanın, şirketin tek ve münferit yetkilileri ...'a ait olmadığını,
bununla birlikte imza sahibinin kimliğinin de taraflarınca tespit edilemediğini, dolayısıyla imza yetkilisi olmayan üçüncü bir şahıs tarafından müvekkili adına yapılan cironun hukuken hiçbir geçerliğinin olmadığını, buna dayanılarak başlatılan icra takibinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, borcun kabulü anlamına gelmemekle birlikte, takibi başlatan bankanın senedin arka tarafından da anlaşılacağı üzere senedin 1.120,00-TL karşılığını ...'tan almasına rağmen takibi 58.880,00-TL üzerinden başlatması gerekirken, 60.000,00-TL üzerinden başlatmış olduğunu, dolayısıyla davalının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini belirterek,
yargılama sürecinin neticelenmesine kadar icra dosyasındaki takibin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, dava değerinin yüzde yirmisi kadar kötü niyet tazminatı hükmedilmesine, bahse konu kambiyo senedi üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığının ve davalıya 60.000,00-TL borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı şirketin imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesi çerçevesinde müvekkili bankadan büyük miktarda kredi kullanmış olduğunu ve bu kapsamda müşterilerinin keşide tetiği bir kısım çekleri de tahsilleri halinde kredi borçlarından mahsup edilmek üzere temlik cirosuyla müvekkili bankaya tevdi ettiğini, aralarında dava konusu çekin de bulunduğu işbu çeklerden tahsil olanların davacının borcuna mahsup edildiğini, karşılıksız çıkan çeklerin ise icra takibine konu edildiğini, davaya konusu çekin de bu amaçla,
yani davacının bizzat kendi borcunun ödenmesi amacı ile müvekkili bankaya tevdi edilmiş bir çek olduğunu ve bu kapsamda davacının, müvekkili bankaya olan kredi borlarından mahsup edilmek çabasıyla takibe konulmuş bir çek ile ilgili olarak sadece alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik, kötüniyetli beyan ve itirazları dikkate alınmasının mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, imza itirazına konu çeklin ileri tarihli olarak düzenlendiğini, davacı şirketin çekin düzenlendiği tarihte ortağı ve yetkilisi olan ...'in davacı şirket adına çeki ciro ederek müvekkili bankaya teslim ettiğini,
çekin ileri tarihli olarak düzenlendiğinden, imza tarihi itibariyle yetkili temsilci tarafından imzalanıp imzalanmadığının tespiti ile buna göre karar verilmesi gerektiğini, dava konusu çek ile ilgili olarak davacı tarafın daha önce birçok haksız gerekçe ile icra mahkemesine itiraz etmiş olduğunu, takibe itiraz aşamasında imza itirazı yapılmamışken bu aşamada yapılmış olmasının da davanın haksızlığını gösterdiğini, çek metnindeki ibraz kaşesi ile takas sistemi kapsamında müvekkili bankaya ödeme yapılmadığının açıkça belirtildiğini,
davacının ...'tan 1.120,00-TL tahsil edildiği ve tahsil edilen tutarın borçtan düşülmediği iddiasının davacının kötüniyetini ortaya koyduğunu belirterek, haksız ve hukuka aykırı davanın tüm talepler yönünden reddine, davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmilimine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce yapılan yargılama sırasında, toplanan deliller sonucu alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, davacı tarafça takip konusu çek üzerinde bulunan imzaya itiraz edilmesi nedeniyle, davaya konu çekin, davalı bankaya çek tevdi bordrosu ile teslim tarihinde, davacı şirketi temsile yetkili kişilerin ıslak imza örnekleri ile dava konusu çek üzerindeki imzanın karşılaştırılması suretiyle alınan bilirkişi raporu ile,
çek üzerindeki davacı şirket kaşesi üzerindeki imzanın, davacı şirketi, davaya konu çekin, davalı bankaya çek tevdi bordrosu ile teslim edildiği ve davalı banka tarafından nazım hesaplarına kaydedildiği 27/02/2014 tarihi itibariyle, davacı şirketi tek başına münferiden atacağı imza ile temsil ve ilzama yetkili ... eli ürünü olduğu tespit edildiği..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Davalı alacaklı tarafından müvekkilimiz aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
E. sayılı dosyası marifetiyle kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icra takibine girişildiğini, ödeme emrinin 17.07.2014 tarihinde tebliğ edildiğini, yasal süresi içinde taraflarınca davalı alacaklının yetkili olmadığı konusunda itiraz edildiğini, ancak sehven imza itirazında bulunulamadığını, bu sebeple huzurda görülmüş olan iş bu davanın ikame edildiğini, Bahse konu kambiyo senedinin ciro zincirinde davacı müvekkili ... San. ve Ltd.
Şti. adına yapılan ciro geçersiz olduğunu, şöyle ki ciroda yer alan imza şirket tek ve münferit yetkilisi ...’a ait olmadığını, bu hususun mahkeme huzurunda alınmış olan bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, her ne kadar bilirkişi tarafından çekin keşide tarihindeki şirket yetkilisi ... olsa da ...'e ait imza örneklerine ilişkin değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, çekin keşide tarihinde müvekkili şirket yetkilisi ... olduğunu ve söz konusu çek üzerindeki imzanın ...'a ait olmadığı hukuka uygun olarak tespit edildiğini,
Tüm bunların yanında defaatle bahsetmiş oldukları üzere davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranarak vadeli çek işlemleri yapmaması gerektiğini, 31/01/2012 tarihli TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen ve Cumhurbaşkanının onayını müteakip resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Çek Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’nun” 5941 sayılı Çek Kanunu’na getirdiği değişikliklerden biri de çekte vade yasağı olduğunu, Türk Ticaret Kanunu’muzda yer alan “çekte vade olmaz,
çek görüldüğünde ödenir” düzenlemelerine rağmen bu şekilde işlemler yapıldığından kanun koyucu bunun önüne geçmek için yaşanan genel ekonomik krizler esnasında hamillerin ellerinde bulunan ileri keşide tarihli çekleri Ticaret Kanunu’nun “çek ibrazında ödenir” hükmü gereğince bankalara (üzerinde yazılı keşide gününden önce) ibraz etmelerinin, keşidecilere dolayısıyla reel sektör ve ekonomiye etkisi sebebi ile 2009 yılından bu yana çıkarılan yasal düzenlemelerle ileri keşide tarihi taşıyan yani bir anlamda vade içeren çeklerin üzerinde yazılı gününden (vadesinden) önce ibrazı yasaklandığını,
eski düzenlemeye göre 31/12/2011 tarihinde sona ermiş olan ibraz yasağı, bu yasa değişikliği ile 31/12/2017 tarihine kadar uzatıldığını, tüm bu sebeplerle mahkemenin ...'in imza örneklerini inceleyerek çekin keşide tarihinden önceki tarihe göre yapılan inceleme ile karar kurmuş olması hukuka aykırı olduğunu, mahkemece yukarıda açıkça yer alan düzenlemeye aykırı olarak karar kurulduğunu, bahsedilen tüm bu sebepler ile mahkemenin karanına karşı istinaf kanun yoluna başvurduklarını, Mahkemece hükmedilen kötü niyet tazminatının açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,
taraflarınca usulüne uygun olan hiçbir takibe haksız yere itiraz edilmediğini, nitekim mahkeme ilamında müvekkili aleyhine hükmedilen kötü niyet tazminatı hakkında hiç bir gerekçe gösterilmediğini, Müvekkili şirketin seneler boyunca sektörün dev firmaları ile çalışmış, piyasada saygın bir firma olduğunu, zaten bu sebeple bankalardaki kredi limitleri oldukça üst seviyelere vardığını, içine düştüğü bu ticari çıkmazdan son derece zarar gören müvekkilinin, bankaların uyguladığı hukuksuz politika sebebiyle toparlanamadığını,
davalı bankanın basiretsiz davranışları sebebi ile müvekkili şirkete hukuka aykırı bir şekilde para cezasına hükmedilmiş olmasının taraflarınca kabul edilemez nitelikte olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı vekilince davalı tarafından kambiyo takibine konu edilen çekteki müvekkil şirkete atfen atılan imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı, bu nedenle çekten ötürü müvekkilinin sorumlu olmadığı ileri sürülerek, müvekkilinin davalı yanca takip yapılan çekten ötürü borçlu olmadığının tespiti talep edilmiştir. Davalı davanını reddini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. İstanbul ...İcra Dairesinin ...
E. sayılı takip dosyasında, keşidecisi dava dışı ... San. ve Tic. Ltd.Şti., lehdarı ... Mal.Ltd.Şti. olan ve davacının ciranta olarak bulunduğu, 20/06/2014 keşide tarihli, 60.000-TL. bedelli çekin davlı yanca kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe konu edildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafça, davaya konu çek üzerinde bulunan ciranta imzasının, davacı şirketi, temsile yetkili ...’a ait olmadığı iddia edildiğinden, ilk derece mahkemesince imza incelemesiyle bilirkişi raporları alınmıştır.
İlk derce mahkemesince yaptırılan imza incelemeleri sonucu alınan bilirkişi rapor içerikleriyle, çekteki davacıya atfen atılan imzanın ...a ait olmadığı tespiti ile birlikte, çekin bankaya tevdi edildiği anlaşılan 27.02.2014 tarihi itibariyle çekteki davacıya atfen atılan imzanın celb edilen ticaret sicil kayıtları uyarınca o tarihte şirketi münferit temsile yetkili kişilerden olan ...'e ait olduğu tespit edilmiştir.
Davalı banka tarafından dosyaya sunulan, 27/02/2014 tarihli çek tevdi bordrosuna göre çekin, 27/02/2014 tarihinde, davacı şirket tarafından, kullandırılan kredilerin geri ödenmesini teminen davalı bankaya teslim edildiği ve davalı banka tarafından kayıtlarına alındığı da anlaşılmıştır.
Davaya konu çekin, davalı bankaya çek tevdi bordrosu ile teslim tarihinde, davacı şirketi temsile yetkili kişilerin ıslak imza örnekleri ile dava konusu çek üzerindeki imzanın karşılaştırılması suretiyle alınan bilirkişi raporu içerikleri ışığında, davacı şirket tarafından çekin bankaya çek tevdi bordosu ile teslim tarihinde, çek üzerindeki davacıya atfen atılan imzanın şirketi münferit temsil yetkisine haiz ... eli ürünü olduğunun anlaşılması karşısında, çekin ileri tarihli keşide edildiği sonucuyla verilen karar isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekili istinaf nedenleri yerinde değildir.
Davacı yanca menfi tespit davasında ihtiyati tedbir talep edildiği, ilk derece mahkemesince HMK'nın 209. maddesi de dikkate alınarak 20.03.2015 tarihli icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği ancak davanın reddine karar verildiği anlaşılmakla, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derce mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
KANUN YOLU
HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/973, K. 2024/1358, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama