İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2022/995 K.2025/1825

Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkma ve çıkma payının tahsili davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine…

Esas2022/995Karar2025/1825Tarih20 Kasım 2025Okuma11 dk · 2.191 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
20 Kasım 2025
Dosya no
2022/995
Karar no
2025/1825
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi
14.12.2021
Numarası
2016/1021 Esas - 2021/1204 Karar
Dava
Şirket ortaklıktan çıkma ve çıkma payının tahsili
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.191 kelime·11 dk okuma·4 bölüm

Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkma ve çıkma payının tahsili davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ...'ın eşit paylarla davalı şirketin ortağı olduğunu, taraflar arasında 2013 yılı Ocak ayından itibaren kişisel, yönetimsel ve ticari sorunlar ile fikir ayrılıkları ortaya çıktığını, yaşanan sorunların ortaklar arasındaki iletişimi ortadan kaldırdığını, bu durumun diğer ortakça keşide edilen Gebze 1. Noterliğinin 18.02.2013 tarihli ihtarı ile sabit olduğunu, davalı şirketin %50 %50 olmak üzere 2 ortaklı olması nedeniyle karar yeter sayısının sağlanamadığı ve 2013 yılı Ocak ayı itibarı ile davacı tarafından hiçbir tedbir alınamadığını,

şirketin müdürler kurulu başkanı ...'ın bu tarih itibariyle müvekkilinin davalı şirketle olan bağını kopardığını müvekkilinin şirket yönetimindeki yetkilerinin kullanılmasına engel olunduğunu, müvekkilinin bilgisi olmaksızın birden çok işlem gerçekleştirildiğini, müvekkilinin 2013 yılından beri şirketle alakalı hiçbir faaliyet, karar, finans ve mali bilgiden haberdar edilmediğini, Kartal 14. Noterliğinin 14.01.2015 tarihli ihtarıyla davalı şirketin müvekkilin bilgisi dışında yapılan faaliyetler nedeniyle sorumlu olmadığını ilgili kurumlara bildirdiğini,

Kartal 5. Noterliğinin 06.11.2015 tarihli ihtarıyla müvekkilinin yokluğunda alınan ve imzası bulunmayan kararlara karşı yasal yollara başvurulacağı, şirket defterlerinin denetime açık olarak hazır edilmesi ve inceleme günü için bilgi verilmesini talep ettiklerini, ancak bu taleplere olumlu bir cevap verilmediğini, müvekkilinin şirket ile tüm bağlantılarının kesildiğini ve müvekkilinin ortaklıktan ayrılmasını gerektiren haklı nedenler bulunduğunu, şirket yönetimince müvekkiline şirket yönetimi ile ilgili herhangi bir bilgi verilmemesi ve müvekkilinin şirket yönetimindeki yetkilerini kullanamaması,

müvekkilinin bilgisi dışında gerçekleşen işlemler, şirket yönetimince sergilenen tavırlar ve ticari anlamda verilen yanlış ve isabetsiz kararlar nedeniyle, ticari anlamda ciddi bir performans kaybı ve maddi sıkıntı yaşandığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine ve ayrılma akçesinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;

müvekkilinin 3 yıldır faaliyetsiz olduğunu, şirketin tasfiye işlemleri için davacıya Kadıköy 31. Noterliğinin 05.01.2016 tarihli ihtarnamesi ile tasfiye hususunda görüşünü ve gerekli yetkiyi vermesinin ihtar edildiğini, davacının bu konuda hiçbir girişimde bulunmadığını, 3 yıldır atıl halde olan şirketin ekonomik bir değerinin olmadığını, davacının tasfiye işlemelerine dahil olmak yerine şirketten ayrılmayı talep etmesinin kötü niyetli olduğunu, ortaklıktan ayrılma kararı verilebilmesi için ticari hayatı devam eden bir şirket olması gerektiğini,

davacının şirketin eşit paylı ortağı ve müdürü olması nedeniyle şirketin tasfiyesi için davacının imza ve muvafakati gerektiğini, TTK'nın 638. maddesi gereğince haklı sebeplerin bulunmadığını, davacının davalı şirket ile aynı iştigal konulu ... ... A.Ş şirketini kurduğunu, davalı şirketin tüm müşterilerini bu firmaya çekerek haksız rekabette bulunduğunu, davalı şirketin ticaret yapamaz hale gelmesinin sorumlusunun davacı olduğunu, davalı şirket ortaklarının ayrıca ...

Metal Ltd.

Şti'nin de ortağı olduklarını, davacının da bu şirkete, davalı şirketin diğer ortağı olan ...'ın girmesine izin vermediğini, şirketin mali yapısıyla ilgili bilgi ve hesap vermediğini, ...'ın şahsi mal varlıklarının bu şirket için kullanılan krediler ile ipotek altına alındığını, davacının bu şirketi kendi şirketi ile grup şirketi olarak göstererek kendi kredilerinin teminatı için diğer ortağın şahsi mal varlıklarını kullandığını, davacının bu davayı kötü niyetle açarak diğer ortağı mağdur etmeye çalıştığını, davacının davalı şirketin %50 ortağı ve imza yetkili müdürü olduğunu,

gönderilen davetiyeye rağmen ortaklar kurulu toplantısını katılmadığını, ihtar edilmesine rağmen şirket defter ve belgelerini inlemediğini, davacının şirkete karşı yükümlülüklerini yerine getirmediğini, şirketin öz kaynağı ve mal varlığı olmadığını, bu durumun tek sorumlusunun davacı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı toplanan deliller yapılan yargılama tarafların iddia ve savunmaları ve az yukarıda açıklanan gerekçeler ile yapılan inceleme neticesinde, davalı şirketin az ortaklı ( % 50 pay ile iki ortaklı) limited şirket olması, şirketin 2013, 2014, 2015 yıllarında ticari faaliyetine devam etmesine rağmen 2013 yılından günümüze kar elde edememesi, sonraki yıllarda da şirketin satış yapmayarak gayri faal duruma düşmesi,

esasen her iki tarafında kabulünde olduğu üzere % 50 paya sahip ortakların artık bir araya gelerek şirket iş ve işlemleri ile ilgili karar alma durumunun mevcut bulunmaması, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiğinin iletişim ve iş birliğinin kalmamış olduğunun dosya kapsamı ve tarafların iddia ve savunmaları ile sabit olması,

yine her ne kadar davalı tarafından davacının yapmış olduğu iş ve işlemlerle şirketi zarara uğrattığı, şirketin tasfiyeye sokulması gerektiği ve bunun yapılması gerekirken davacının ortaklıktan çıkma davasını açarak kötü niyetli olduğu ve buna izin verilmemesi gerektiği savunulmuş ise de davacı hakkında şirkete verdiği zarar iddiasına dayalı olarak ayrıca bir dava açabileceği; icra takibi yapabileceği;

şirkete verdiği zararı şirket yöneticisi olması sıfatıyla ve ispat etmek kaydıyla Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince de şirket yönünden giderilmesini talep edebileceği, aynı taleplerin davacı şirketten çıkarıldıktan sonra şirket tarafından da gerçekleştirilebileceği, diğer ortak tarafından istenebileceği yine tasfiye durumuna ilişkin kalan diğer ortağın bizzat karar verebileceği, şirketi tasfiye durumuna bizzat sokabileceği yahut devamını sağlayabileceği ve netice olarak yukarıda açıklanan sebepler ile ortaklar arasında oluşan ortam nazara alındığında artık davacının şirketten çıkma isteminin yerinde olduğu;

şirkete devam etmesinin beklenemeyeceği..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacı ortak ...'ın davalı şirketten çıkmasına izin verilmesine, 78.114,32 TL ayrılma payının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.

Davaya konu şirketin 2013 yılından beri ticari faaliyeti olmadığını, şirketin tasfiye edilmesi için davacının muvafakatinin beklendiğini, bu hususun ihtar edilmesine rağmen davacının hiçbir girişimde bulunmadığını, şirketin hiçbir mal varlığı olmadığından ekonomik bir değeri bulunmadığını, şirketin ortağı ve imza yetkili müdür olan davacının tasfiye işlemlerine dahil olması gerektiğini, davacının farklı bir yöntemle ve kötü niyetli bir şekilde şirket ortaklığından mahkeme kararıyla ayrılma yöntemini seçtiğini, davacının TTK'nın 638. maddesi gereği haklı sebepleri bulunmadığını,

tasfiye edilmeyi bekleyen ve tasfiye aşamasında olan bir şirkette ortaklıktan çıkma veya çıkarılma isteminde hukuki yararın olmadığını, davacı bu davayı açarak bir sorunu çözmeyi değil diğer ortağı mağdur etmeyi amaçladığını, mahkemece verilen ayrılma payı kararı ile hiçbir ekonomik değeri olmayan şirketin tüm enkaz ve yükünün diğer ortağa bırakıldığını, şirketin tasfiyesi ile şirketle ilgili mali sonuçların ortaya çıkacağını, hiçbir mal varlığı bulunmayan şirket hissesine değer tespitinin yanlış olduğunu, davalı şirketin atıl ve pasif halde ticaret yapamaz hale getirilmesinin sorumlusunun haksız rekabette bulunan davacı olduğunu,

davacının yetkilerinin kullandırılmadığı iddialarının gerçek dışı olduğunu, kendisinin şirkete hiç uğramadığını, gönderilen davetiye ve ihtarlara rağmen toplantılara katılmadığını, şirket defterlerini incelemediğini, davacının yükümlülüklerinin yerine getirmediğini ve mahkemece alınan bilirkişi raporunda çıkma talebi için haklı nedenlerin oluşmadığının açıkça tespit edilmesine rağmen delillerin takdirinde hata edildiğini, ticari hayatı devam eden bir şirket varmış gibi iletişim sorunu olduğundan karar alınamayacağı ve güven unsurunun kaybolduğu gerekçesiyle davanın kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu,

davacı ortağın şirketi tasfiye etme yükümlülüğünü yerine getirmemek için açtığı bu davanın kötü niyetli olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, TTK'nın 638/2 maddesi uyarınca, haklı nedenlerle limited şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma payının tahsili istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı ...'nin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı, 500.000,00 TL sermayeli, ortak ve yetkililerinin ... ve ... olduğu dosyaya gelen ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmıştır.

Davacı şirketin eşit paylı ortağı ve müdürüdür. Ancak diğer ortak ...'ın müdürler kurulu başkanı olarak şirketi münferit imza ile temsil ve ilzam yetkisinin bulunduğu 11.05.2010 tarihli Kadıköy 22.Noterliğinin ... yevmiye numaralı imza sirkülerinden anlaşılmıştır.

Şirketin %50 ortağı davacı ..., şirket yönetimindeki yetkilerinin kullanılmasına engel olunduğu, şirketle alakalı hiçbir faaliyet, karar, finans ve mali bilgiden haberdar edilmediği gibi sebeplerle çıkma talebi ile ayrılma akçesinin tahsili talebinde bulunmuştur. Davalı şirket, şirketin ticari faaliyeti kalmadığını, tasfiye işlemlerinin başlatılması gerektiğini, davacı taleplerinin haksız ve kötü niyetli olduğunu savunmuştur.

İlk derece mahkemesi şirketin satış yapmayarak gayri faal hale düştüğü, şirket iş ve işlemleri ile ilgili karar alma durumunun mevcut olmaması, güven ilişkisinin zedelendiği, iletişim ve iş birliğinin kalmadığı gerekçeleriyle davacının ortaklıktan çıkmasına ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacıya ayrılma payının ödenmesine karar verilmiştir.

Davacının çıkma talebi TTK'nın 638/2. maddesine dayalı olup, davacı, çıkma için haklı sebeplerin mevcut olduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Anılan maddede haklı sebeplerin neler olduğu tanımlanmamış ve sayılmamıştır. Hangi sebeplerin haklı sebep olduğu konusunda kollektif şirketlere ilişkin TTK'nın 245. maddesindeki tanımdan kıyasen yararlanmak mümkündür.

Anılan maddedeki tanımlamaya göre, haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır. Aynı maddede örnek kabilinden bazı haklı sebep halleri sayılmış olmakla birlikte bunlar sınırlı değildir.

Diğer yandan davalı şirketin şahıs şirketine yakın ve aile bireylerinden oluşan bir şirket olması nedeniyle güven ilişkisinin klasik bir sermaye şirketinden daha önemli olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda davalı şirket ortaklarının birbirlerine gönderdiği ihtarnameler ile aralarında bir takım uyuşmazlıklar yaşandığı anlaşılmaktadır.

Ayrıca şirket bilançoları incelendiğinde firma satışlarının gitgide düştüğü ve son yıllarda satış yapmayarak gayri faal hale geldiği de görülmektedir. Dosyadaki bilgilerden, tarafların bu şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren başka şirketlere ortak olarak da rekabet yasağına aykırı davrandıkları anlaşılmaktadır.

Tüm bu ortaklar arasında yaşanan iletişim problemleri ve güven ilişkisinin zedelenmesi, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar ve şirket faaliyetlerinin durma noktasına gelmesi TTK'nın 638/2. maddesinde aranan haklı sebeplere örnek teşkil edebileceği kabul edilmektedir.

Davalı taraf şirketin öncelikle tasfiye edilmesi gerektiğini, bu nedenle davacı hakkında ortaklıktan çıkma isteminde bulunulamayacağını savunmuş ise de eldeki dava ortaklıktan çıkma istemine ilişkin olup şirket hakkında tasfiye talebi bulunmamaktadır. Davacının ortaklıktan çıkarılmasının tasfiye işlemlerine engel bir durumu yoktur.

Kaldı ki davalı şirket borca batık olsa dahi bu durum ortaklıktan çıkmaya engel teşkil etmeyeceğinden davalının bu yöndeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının çıkma talebi için haklı nedenler oluşmadığının tespitine rağmen davanın kabulüne karar verilmesinde bir sakınca bulunmamaktadır.

HMK'nın 33. maddesi uyarınca hukuki değerlendirme mahkemeye ait olduğundan ve aynı Kanun'nun 282. maddesi uyarınca mahkemenin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirebileceğine ilişkin düzenleme nedeniyle bilirkişi raporuna aykırı karar verilebilir. Dinlenen tanık beyanlarına göre ortaklar arasındaki sıkıntılar nedeniyle davacının şirkete gitmediği ve şirketin bu nedenle uzun yıllardır faaliyetine devam etmediği anlaşılmaktadır.

Asıl amacı kar elde ederek ortaklarına kar payı dağıtma olan bir sermaye şirketinin, yakın aile bireyleri olan ortaklarının bir araya gelememesi nedeniyle şirketin faaliyetlerinin sonladırılması, ortaklıktan ayrılma için bir haklı neden teşkil etmektedir. Yasadan kaynaklanan çıkma hakkının kullanılması dürüstlük kurulanı aykırı bir eylem olarak değerlendirilemez.

Davacının şirket müdürü olarak şirkete verdiği bir zarar veya müterafik kusur olarak değerlendirilebilecek bir durumun bulunması halinde, şirket veya ortağının müdüre karşı sorumluluk davası açma hakkı bulunmaktadır. Ortaklığın devamının çekilmez hale gelmesinde davacı ortağın da bir miktar kusurunun bulunması, ortaklıktan çıkmaya engel değildir. Bu davada amaç, ortaklar arasındaki uyumsuzlukların, ortaklığın devamını mümkün kılıp kılmadığıdır.

Mahkemece tüm deliller toplanarak ve gerekçesi de yazılmak suretiyle, her iki ortağın eylemleri nedeniyle şirket ortaklığının devamında bir yarar bulunmadığı belirlenmiştir. TTK'nın 641. maddesinde, ortağın şirketten ayrılması hâlinde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına haiz olduğu düzenlenmiş olup Kanun'un gerekçesinde, gerçek değerin en azından bilanço değerini ifade ettiği belirtilmiştir.

TTK'nın 641/1. maddesine göre ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. Çıkma payı bir nevi tasfiye payıdır. Yani çıkan ortak için tasfiye payının yerine geçmektedir. Bu nedenle bu hak, farazi tasfiye payı olarak ifade edilmektedir. Çıkma ile ortaklık, sadece çıkan ortak için sona erdiğinden, ona düşen payın verilmesi amaçlanmaktadır. Zira diğer ortaklar için ortaklık ilişkisi devam etmektedir.

Bu bağlamda ayrılma payını, ortaklıktan ayrılan ortağa esas sermaye payını ve bu payın ona sağladığı ortak sıfatını kaybetmesine karşılık kendisine ödenmesi gereken değer olarak kabul etmek gerekir.Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre ortaklıktan çıkarılmasına karar verilen ortağın ayrılma payının, karar tarihine en yakın tarihteki şirket mal varlığının gerçek değeri esas alınarak karara bağlanması gerekir.

Ayrılma payı hesaplanırken payın gerçek değeri esas alınır (6102 sayılı TTK’nın 636/3 ve 641/1. maddeleri).

Ayrıca ayrılma akçesi, karar tarihine en yakın rayiç değer verilerine göre şirketin reel özvarlığı hesaplanarak tespit edilmelidir (Yargıtay 11. HD'nin 19.06.2015 gün, 2014/18653 Esas-2015/8544 Karar ve 09.11.2015 tarih, 2015/4748 Esas 2015/11693 Karar sayılı emsal ilamları).İlk derece mahkemesince davalı şirketin defter ve kayıtları incelenmiş, dosya kapsamında alınan ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile davacının %50 payına isabet eden ayrılma akçesi tespit edilmiştir.

Şirketin faaliyetinin bulunmaması çıkma payının varlığına değil ancak miktarına etki edebileceği, zira şirketin başta unvanı, markaları ve faaliyetlerinin dahi başlı başına bir değer olduğu, ayrılma akçesinin belirlenmesinde tüm bu aktiflerin dikkate alınması gerektiği açıktır.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 4.002,00 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 20.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2022/995, K. 2025/1825, 20 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/995
Karar No
2025/1825
Tarih
20 Kasım 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/996 K.2025/857
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2022/996 K.2025/1845
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2022/1001 K.2025/1831
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2022/1002 K.2025/1858
  • İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1004 K.2025/796
  • İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1005 K.2025/1021

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.