KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2025
- Dosya no
- 2023/1566
- Karar no
- 2025/152
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 12.03.2023
- Numarası
- 2023/229 Esas - 2023/418 Karar
- Dava
- Tazminat (Tüzel kişilik perdesinin aralanması talebinden kaynaklı
Karar Metni
1.500 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, hukuki yarara ilişkin dava şırtı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; tüzel kişilik hakkının kötüye kullanılması, organik bağ, tüzel kişilik perdesinin aralanması, hakkın kötüye kullanılması, TMK'nın 2. ve diğer nedenlerle; müvekkili ile arasında sözleşme olan ve sorumluluğu bulunan ... İNŞ.
TİC.LTD.ŞTİ.'nin icra dosyasına konu borcun ödenmesi amacıyla davalı ... ile davalı şirketlerin borçtan sorumlu olduğuna hükmedilmesi ile müvekkilinin uğradığı ve uğrayacağı zaraların tespit ile tazminine karar verilmesi ve bunun için şirketlerin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak faaliyet gösterdiği yıllarda şirketin elde ettiği kazançların kime ne şekilde ve ne zaman ödendiği ve şirketlerin mal varlıklarının bulunup bulunmadığının ve malvarlıklarının ne şekilde ve nerede bulunduklarının, şirketlerin ortak ve yöneticilerinin ve yetkililerinin ve yetkilerinin kapsamının organik bağ ve tüzel kişilik kavramları açısından tespitine,
şirketler hakkında ve ticari kayıtları üzerinde kanuni bir şartı aşmak, dolanmak veya bertaraf etmek, veya bir sözleşme cezasından veya diğer bir yaptırımdan kaçınmak, veya bir davadan, takipten, itirazdan veya def'iden kurtulmak, bu suretie üçüncü kişiye zarar vermek için sorumluluğu sınırlı bir şirket kurularak tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı (hatta hile yapıldığı) hallerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılıp, gerçek borçluyu sorumlu kılmak yani onu dava etmek, ona takip yapmak, ona karşı bir itirazı veya def'ii ileri sürebilmek demek olduğundan, bu kuralın temeli MK m. 2 anlamında hakkın kötüye kullanılması,
yani dürüstlük kuralına aykırılık açısından inceleme yapılmasına, Bağlantı/Bağımlılık açısından, iki süjenin (ticaret şirketinin) adreslerinin, organlarının, pay sahiplerinin/ortaklarının aynı kişilerden meydana gelip gelmediğinin incelenmesine, Dürüstlük Kuralı Açısından.
Kısaca MK m, 2'ye aykırı olan, 3. kişiden mal kaçırmak veya cezai şartı veya başka bir hukukı yaptırımı uygulanamaz hale getirmek için sırf bu amaçla sınırflı sorumlu bir şirket kurulması da dahi olmak üzere incelenmesine, perdesi kaldırılacak tüzel kişinin yeni kurulmuş bir şirket olduğunu, sınırlı sorumlu bir şirket hüviyetini taşımasını, sermayesinin küçük olup sermayesi dışında devamlı nitelikte malvarlığının bulunmamasını, tek pay sahipliği ortaklık şirket kategorisine, girmesi veya daha fazla paysahipli/ortaklı bir AŞ ve LŞ'de hir ortağın hakim ortak olmasını,
şirketin tüzel kişiliği kötüye kullanmak amacıyla kurulduğuna işaret sayılabilecek olan incelemenin yapılmasına, davalarının kabulüne, yargılama giderinin ve vekalet ücretinin davalılar tarafına yükletilmesine, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı tutulması yönlerinde karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar tarafından herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Somut davadaki talebin bu aşamada ileri sürülmesinde davacının hukuki yararı bulunmamaktadır. Öyle ki perdenin aralanması teorisi başlı başına bir dava türü olmayıp, bir davada uygulanması, uyuşmazlığın çözümünü öngören bir ilkedir. Davacı akidi olan dava dışı şirket hakkında ne bir dava ikame etmiş, ne bir icra takibinde bulunmuştur.
Kaldı ki somut olayda müteselsil borçluluklarında bir rücu hakkının doğduğu dahi mevcut dava tarihinde belirlenememektedir. Bu teoriye göre zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Halbuki davacının akidi olan dava dışı şirket, huzurdaki davada davalı konumunda da değildir.Davacı taraf; dava dışı sözleşeni ... Ticaret Ltd. Şti.
Şirketinin 3.kişilere kendisiyle birlikte olan müteselsil borçlarından; organik bağı olduğunu iddia ettiği davalıların sorumlu tutulması gibi soyut bir sorumluluk rejimine dair hüküm tesisi için huzurdaki davayı açmıştır. Zira şekli dava teorisi uyarınca -dava takip yetkisi istisnası hariç- bir davada taraf olmayan kimseler lehine hak ve borç doğuracak nitelikte karar verilmesi de mümkün değildir.
Davacı tarafın herhangi bir alacak hakkı iddia etmeksizin yasal bir rücu ilişkisine dayanmaksızın; adeta icra takibinin alacaklıları yerine geçerek dava dışı şirketin tüzel kişiliğinin aralanmasına yönelik talebinde hukuki yararı dava tarihi itibariyle bulunmamakta olup, bu istisnai teorinin işletilmesi ancak bir dava sırasında ilkesel olarak başvuracak bir sorumluluk metodu olduğundan tek başına ihlal edilen bir koruma normu olarak düzenlenmiş değildir.
Bu haliyle davacının bu ilke ile kendi sorumluluğunu azaltması gibi bir menfaati hukuk düzeni tarafından korunmuş da değildir. Bu ilke ancak somut olay özelinde ve ancak iç teselsülde rücu ilişkisinde dikkate alınabilir nitelikte olup, yukarıda da izah edildiği üzere davacı dava dışı şirketten alacaklı değil; bu şirket ile birlikte borçlu konumundadır.
Müteselsil borçluların TBK m.167/2 maddesi gereğince kendisine düşenden fazlasını ödemeden rücu imkanını kullanmasının mümkün olmaması, davacının dava dilekçesindeki dayanılan maddi vakıalar uyarınca rücu imkanını kullandığına dair bir iddia ve olaya dayanılmaması da gözetilerek zarar tazmini talebi yönünden de davanın dava açılma anında bulunması gereken hukuki yarar dava dava şartı yokluğu..." gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Dava dilekçesinde belirttikleri üzere davanın tespit değil müvekkili ile arasında sözleşme olan ve sorumluluğu bulunan ... İNŞ. TİC. LTD.
ŞTİ.'nin icra dosyasına konu borcun ödenmesi amacıyla, davalı ... ile davalı Şirketlerin borçtan sorumlu olduğuna hükmedilmesi ile ödettirilmesi ve yine müvekkilinin uğradığı ve uğrayacağı zaraların tespit ile tazmini talep edilmiş olup mahkemece tespiti talep edilen hususun, alacağın tahsiline yönelik olarak;
şirketlerin ortak ve yöneticilerinin ve yetkililerinin ve yetkilerinin kapsamının organik bağ ve tüzel kişilik kavramları açısından tespiti, talep edilmiş yoksa tespit davası kapsamında ayrı bir tespit talep edilmemiş olup zaten açılan davanın eda davası olduğundan, tespit davası da olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalılar ile dava dışı borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğu ve perdenin aralanması gerektiği iddiasıyla, dava dışı borçlu şirketten alacağın davalılardan tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili müvekkili şirket ile dava dışı ... Tic. Ltd.
Şti arasında yapılan sözleşme uyarınca inşaat yapıldığı, yüklenici dava dışı şirketin yaptığı eksik ve ayıplı işler nedeniyle arsa sahibi müvekkili şirket ile yüklenici dava dışı şirket aleyhine taşınmaz satın alan maliklerce İstanbul Anadolu 6. Tüketici Mahkemesinin 2016/2014 E sayılı dosyasında görülen dava sonucu aynı mahkemenin ... sayılı kararı ile müvekkili arsa sahibi şirket ile yüklenici dava dışı ... Tic. Ltd.
Şti nin müteselsilen taşınmaz maliki davacılara tazminat ödemesine karar verildiğini, kararın taşınmaz malikleri tarafından İstanbul Anadolu .. icra dairesinin... E sayılı dosyasında takibe konu edildiğini, takip dosyası kapsamında dava dışı yüklenici ... İnşaat... Tic. Ltd.
Şti ye düşen taşınmazların şirket adına tespit edilemediği gibi akibetlerinin de belirlenemediğini, şirket yöneticisi davalı gerçek kişinin diğer hakimi olduğu davalı şirket ile ticaretine devam ettiğinin düşünüldüğünü, müvekkilinin de taşınmaz maliklerine karşı müteselsil sorumlu olduğu da gözetildiğinde, dava dışı yüklenici ... Tic. Ltd.
Şti nin müteselsil sorumlu olduğu tutar yönünden bu şirket ile davalılar arasında organik bağ bulunması nedeniyle perdenin aralanması teorisine dayalı olarak davalıların dava dışı ... İnşaat... Tic. Ltd. Şti nin borçlarından sorumlu olduğunun tespiti ile şimdilik 10.000 TL müvekkilinin uğradığı veya uğrayacağı zararın davalılardan tazmini istiminde bulunmuştur. Davacı, dava dışı ... Tic. Ltd.
Şti nin taşınmaz satın alan maliklere karşı eksik ve ayıplı işler nedeniyle sorumlu olduğu, kendisi ile bu şirket aleyhine başlatılan icra takibi kapsamında, yüklenici dava dışı şirkete ait mal ve alacağa rastlanmadığı, ancak müvekkiline ait taşınmazlara haciz uygulandığını, bu durumda dava dışı şirketin malı bulunmadığı da gözetildiğinde tüm borcu alacaklılara karşı müvekkilinin ödemek zorunda kalabileceğini ileri sürerek, dava dışı şirketin müteselsil olarak sorumlu olduğu tutar bakımından organik bağ ve perdenin aralanması teorisi ilkesi uyarınca davalılarında kendisine sorumlu olacağı iddiasına dayandırdığı anlaşılmaktadır.
İlk derce mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği üzere; iddianın ileri sürülüş biçimi de gözetildiğinde, davacının da taşınmaz satın alanlara karşı dava dışı şirket ile birlikte müteselsil olarak sorumluluğuna karar verildiği ancak kendisi tarafından da üçüncü kişilerce başlatılan icra takibi kapsamında dava tarihinde henüz borç ifasının yapılmadığı, kaldı ki ifa yapılsa bile yine ilk derece mahkemesi karar gerekçesinde işaret edildiği üzere, müteselsil sorumluluk ilkesi uyarınca ödediği tutar bakımından kendisine karşı sorumlu hâle gelecek olan dava dışı ...
Tic. Ltd. Şti.'nden alacağını tahsil edememesi halinde bu şirket ile organik bağı bulunduğu ve perdenin aralanması teorisi kapsamında sorumluluk yöneltilebilecek davalılara karşı dava açılabileceği gözetildiğinde ve eldeki davanın erken açılmış olduğu da dikkate alındığında, ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesi isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2023/1566, K. 2025/152, 4 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama