İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2023/1681 K.2025/214

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden…

Esas2023/1681Karar2025/214Tarih3 Şubat 2025Okuma15 dk · 2.958 kelime

KÜNYE

T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
3 Şubat 2025
Dosya no
2023/1681
Karar no
2025/214
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
05/04/2023
Numarası
2022/655 Esas - 2023/334 Karar
Davacı
... - ...
Vekili
Av. ...
Davalı
... - ..
Vekili
Av. ... -
Dava türü
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Dava tarihi
15/08/2022
Kr. yazım tarihi
24/02/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.958 kelime·15 dk okuma·7 bölüm

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında sekiz adet fatura içeriğindeki vana ve vana malzemeleri davacı şirket tarafından davalıya satılarak teslim edilmiş ise de bedelinin ödenmemesi üzerine davalı-borçlu aleyhine Gebze İcra Müdürlüğü’nün 2021/19159 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça 16.08.2021 tarihinde icra takibine kısmi itirazda bulunulduğunu;

icra takibine konu dört adet faturanın (05.04.2021 tarihli ve 1.628,40-TL bedelli fatura, 06.04.2021 tarihli ve 7.280,60-TL bedelli fatura, 30.04.2021 tarihli ve 21.853,60-TL bedelli fatura ile 06.05.2021 tarihli ve 424,80-TL bedelli fatura) kabul edilerek buna ilişkin asıl alacak ve kabul edilen kısma ilişkin takip giderlerinin icra dosyasına ödendiğini, davalı tarafın, icra takibine yaptığı kısmi itirazında taraflar arasındaki anlaşma ve teamül gereğince faturaların düzenlenme tarihinden itibaren ödeme süresinin 90 (doksan) gün olarak kararlaştırıldığını,

bu nedenle itiraz edilen diğer dört adet faturanın vade tarihlerinin gelmediğinden itirazda bulunulduğunu itiraz dilekçesinde gerekçe olarak gösterdiğini, ne var ki davalı-borçlunun bu yöndeki itirazının kanuni ya da akti bir dayanağı bulunmadığını, zira taraflar arasında takibe konu faturalarla ilgili 90 günlük vade anlaşması olduğuna dair hiçbir sözleşme ya da ticari teamül bulunmadığını, nitekim takipten sonra yapılan ödemelerin dahi davalı-borçlu tarafından kendi beyanlarının aksine 90 günden önce yapıldığını,

bu durumun bile başlı başına icra takibine yapılan kısmi itirazın icra masrafları ve icra vekalet ücretinden kurtulmak ve süre kazanmak amacını taşıdığını gösterdiğini, davalı-borçlu tarafından icra takibine kısmi itirazda bulunulduktan sonra, taraflarınca arabuluculuğa başvurulduğunu ve süreç devam ederken 17/05/2021 tanzim ve 17/05/2021 vade tarihli 80.192,80-TL bedelli faturanın 16.08.2021 tarihinde.

31/05/2021 tanzim ve 31/05/2021 vade tarihli 90.104,80-TL bedelli faturanın 26.08.2021 tarihinde. 22/06/2021 tanzim ve 22/06/2021 vade tarihli 99.739,50-TL bedelli faturanın 15.09.2021 tarihinde.

22/06/2021 tanzim ve 22/06/2021 vade tarihli 10.384,00-TL bedelli faturanın 15.09.2021 tarihinde davacı şirkete ait banka hesabına havale yolu ile ödendiğini, böylece icra takibine konu faturaların, asıl alacak yönünden tamamen ödenmiş bulunduğunu, ne var ki icra vekalet ücretine ilişkin davalı tarafça itiraz edilen kısım yönünden; faize ilişkin ise kabul edilen faturalarda belirtilen vadelerden 90 güne kadar geçen süre bakımından;

kabul edilmeyen faturalar yönünden ise hiç ödeme yapılmadığını, işbu davada her ne kadar takibe konu asıl alacak itirazdan sonra ödenmiş ise de Yargıtay HGK kararı doğrultusunda davayı açmakta hukuki yararları bulunduğunu, ikame ettikleri davada özellikle icra vekalet ücretinin, faizin ve icra inkar tazminatının değerlendirilmesi gerektiğini, takip çıkışı dikkate alındığında davalı-borçlu tarafından taraflarına 30.615,50-TL icra vekalet ücreti ödenmesi gerekirken kısmi kabul-kısmi itirazda bulunularak toplamda yalnızca 2.816,43-TL (kabul edilen kısma ilişkin 3/4) icra vekalet ücreti ödendiğini,

takibe konu faturalar ve vade tarihleri dikkate alındığında takip tarihi itibariyle 5.041,45-TL işlemiş faiz ödenmesi gerekirken davalı-borçlu tarafından kendi kabulleri doğrultusunda 90 gün sözde vade yaratılarak yalnızca 106,32-TL faiz ödendiğini, işbu davada takip öncesi işlemiş ve ödenmeyen 4.935,13-TL faize ve takip tarihinden sonra itiraz edilen kısım yönünden ticari faize hükmedilmesini talep ettiklerini,

davalı-borçlu tarafından icra takibine kötüniyetle kısmi itirazda bulunularak takip durdurulduğu için sorumlu olunan takip çıkışı olan 316.649,95-TL'den kabul edilen 31.293,72-TL takip çıkışı düşüldüğünde kalan 285.356,23-TL üzerinden alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, dava açmadan önce dava şartı arabuluculuk başvurusunda bulunulmuşsa da davalı taraf ile anlaşma imkanı olmadığını, açıklanan nedenlerden dolayı davanın kabulü ile davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, Gebze İcra Müdürlüğü’nün 2021/19159 Esas sayılı takibin devamına,

takipte ticari faize hükmedilmesine, davalının söz konusu takibe haksız ve kötü niyetli itirazı ile alacaklının alacağının geç alması nedeniyle itiraz edilen takip çıkışı üzerinden (285.356,23-TL) %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında, ödemenin, faturanın düzenlendiği tarihten itibaren 90 günlük vadede yapılacağı hususunda anlaşma ve ticari teamül bulunduğunu, bu nedenle vadesi gelmeden takibe konulan faturalar yönünden davalı şirketin takip tarihi itibariyle davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı şirket ile davacı şirket arasında mal alım satımı konusunda ticari ilişki mevcut olup bu kapsamda takibin dayanağı olan faturalara konu malların davacı taraftan satın alındığını, taraflar arasında açık hesap şeklinde yürütülen alım-satım ilişkisinde,

ödeme vadesi fatura düzenleme tarihinden itibaren 90 gün ve vadesi geldiğinde hesaba havale şeklinde belirlendiğini ve bu hususun cari hesap ekstresinden ve sipariş maillerinden de görüleceği üzere, taraflar arasında teamül haline geldiğini, bu kapsamda, davalı şirketin, davacı şirketten satın aldığı emtianın vadeleri dolan bedellerini, kararlaştırıldığı şekilde 90 günlük vadesi dolduğunda ödediğini, davacı şirketin de, daha önce davalı şirketin 90 gün vadeli mal alış ve ödemelerini kabul ederek bu doğrultuda işlem yaptığını,

taraflar arasında bu hususta anlaşma ve ticari teamülün varlığı ve muacceliyetin gerçekleşmediğinin kabulü gerektiğini, hal böyleyken, davalı şirket aleyhine davacı taraf ile müvekkili şirket arasında mevcut olan anlaşma ve ticari teamüle aykırı olarak huzurdaki davaya konu Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/19159 Esas sayılı dosyası ile 05/08/2021 tarihinde icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin 09/08/2022 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiğini, bunun üzerine takip talebine konu faturalardan.

05.04.2021 tarihli ve 1.628,40-TL bedelli, 06.04.2021 tarihli ve 7.280,60-TL bedelli, 30.04.2021 tarihli ve 21.853,60-TL bedelli ve 06.05.2021 tarihli ve 424,80-TL bedelli faturaların ödeme günü gelmiş olduğundan bu faturalara ilişkin borç takip tarihine kadar işleyen faizi ve 3/4 vekalet ücreti ile birlikte 35.718,81-TL olarak 16/08/2022 tarihinde, takibe itiraz süresi içinde icra dosyasına ödendiğini, buna karşılık, vadesi gelmeyen, 17/05/2021 düzenleme, 15/08/2021 ödeme tarihli ve 80.192,80-TL bedelli, 31/05/2021 düzenleme, 29/08/2021 ödeme tarihli ve 90.104,80-TL bedelli, 22/06/2021 düzenleme, 20/09/2021 ödeme tarihli,

99.739,50-TL bedelli, 22/06/2021 düzenleme, 20/09/2021 ödeme tarihli, 10.384,00-TL bedelli faturalara dayalı vadesi gelmemiş borca ilişkin olarak takibe kısmi itirazda bulunulduğunu, takip tarihinde vadesi gelmemiş bu faturaların, sonradan, vadelerinde, davacı taraf ile kararlaştırıldığı şekilde ödendiğini, bir başka deyişle, davalı şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmamakta olup icra takibi ve huzurdaki davanın haksız olduğunu, muaccel olmayan alacak hakkında, taraflar arasındaki anlaşma ve teamüle aykırı olarak yapılan icra takibinin haksız olduğunu, temerrüt oluşmadığından,

davalı şirketin huzurdaki dava ile faiz ve icra vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, borçlunun temerrüdünden söz edebilmek için öncelikle borcun muaccel olması gerektiğini, henüz muaccel olmamış borç hakkında temerrütten söz edilmesinin mümkün olmayacağını, zira henüz vadesi gelmemiş borcun ifa alacaklısı tarafından talep ve dava edilemeyeceğini, başka bir deyişle muaccel olmayan borç için ifa yükümlülüğü doğmayacağını, borcun muaccel olmasının, alacaklının önceden bazı hazırlık çalışmaları yapmasını gerektiriyor ise alacaklı bu fiilleri yerine getirmediği sürece borcun muaccel olmayacağını,

(yargıtay içtihadı birleştirme genel kurulu, e. 2019/1, k. 2019/8, t.

25.12.2019) izah edildiği üzere, itiraz süresi içinde, vadesi gelmiş olan faturaların bedelinden kaynaklanan asıl alacağın, ödeme tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz, temerrüdün oluştuğu 05/08/2021 takip tarihinden 16/08/2021 ödeme tarihine kadar işlemiş olan temerrüt faizi ve 3/4 icra vekalet ücreti ödendiğini, müvekkili şirketin, ödeme ve itiraz tarihi itibariyle davacı şirkete herhangi bir borcu kalmadığını,

itiraz edilen kısım yönünden taraflarca kararlaştırılan tarihlerde ödeme yapılmış olup TBK'nın 117. maddesi gereğince temerrüdün bu tarihlerde gerçekleşeceğinin kabulü ile bu kısım yönünden de davalı şirketten faiz istenemeyeceğinin kabulü gerektiğini, davalı şirketin dava tarihi itibarı ile de borcu bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, HMK'nın 323/g. maddesinde avukatlık ücretinin, yargılama giderleri arasında sayıldığını, aynı Yasanın 330. maddesinde de yargılama gideri olarak hükmolunan avukatlık ücretinin, ancak yargılamanın tarafları arasında geçerli olacağının belirtildiğini, icra vekalet ücretinin,

vekil ile asil arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiğinden ve icra vekalet ücreti alacağının, takip konusu alacak kapsamında olup, takip alacaklısı asile ait olduğundan, somut olayda, muaccel alacağa ilişkin icra vekalet ücreti ödenmiş olup itiraz tarihinde davalı şirketin davacı tarafa muaccel hale gelmiş borcu bulunmadığından davacı vekilinin, icra vekalet ücretini alacaklı (müvekkili) ile arasındaki iç ilişki gereğince müvekkilinden talep etmesi gerektiğini, dava konusu, icra vekalet ücretinin davalı şirketten talep edilmesinin mümkün olmadığını, itirazın iptali davasının, icra takibi konusu yapılmış olan alacağa dayandığını, bu nedenle,

itirazın iptali davası açılmadan önce, borçlu itiraz ettiği borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı olmadığını, itirazın iptali davasının icra takibiyle bağlantılı olduğundan, öncelikle davalı aleyhine girişilmiş geçerli bir ilamsız icra takibi olması gerektiğini, icra inkar tazminatının, niteliği gereği, ancak itirazın iptali davası sonucunda davanın tamamen veya kısmen kabulüne karar verilmesi koşuluna bağlı olarak,

hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat olduğunu, bu nedenle, takibe konu borcun tamamen ödenmiş olması halinde alacaklının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, açtığı dava bu gerekçeyle reddedileceği;

böylesi bir davanın kısmen de olsa kabulü söz konusu olamayacağı için, icra inkar tazminatına da hükmedilemeyeceğini, müvekkili şirketin, muaccel olmayan alacağa itirazının haklı olduğunu, alacağın muaccel hale gelmesi ile tüm borcun ödendiğini, davalının dava tarihi itibariyle davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını ve davanın ve icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğinin açık olduğunu, hal böyleyken, davacı tarafın haksız icra takibi bir yana huzurdaki dava ile ödenmiş ve itiraza uğramış tüm takip tutarı olan 285.356,23-TL üzerinden icra inkar tazminatı talebinin açıkça kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,

takip haksız ve kötü niyetli olduğundan davalı şirket lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle, taraflar arasındaki ticari teamüle istinaden müvekkili şirketin herhangi bir borcu bulunmamasına rağmen başlatılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu, itirazlarının ise haklı olduğunun açık olduğunu, davanın ve tüm taleplerin reddi ile takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun kabulü ile davacının %20 den az olmamak koşuluyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacının inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Davacı tarafın icra takibinde haksız olduğu anlaşıldığından alacak miktarının % 20'si olan 63.329,99.TL kötü niyet tazminatının davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan raporda fatura düzenlenmesinden 90 günü aşan ödemelerin teamül haline gelmiş bir uygulama olduğu değerlendirilmişse de taraflar arasındaki faturaların pek çoğu 60-65 gün aralığında ödendiğini, mahkemece bir teamülün varlığı kabul edilecekse dahi bunun 90 günün üzerinde değerlendirilmesi doğru olmadığını, taraflar arasında bir teamülün varlığına hükmedilecekse dahi icra takibine konu faturalar, bu teamüle dahi uygun olarak işleme konulduğunu, ancak yerel mahkemece bu husus gözetilmeyerek taraflar arasında ticari teamül oluştuğundan bahisle davanın reddine dair karar verildiğini,

öte yandan hükme esas alınan bilirkişi raporunda, doğrudan davalı şirketin beyanına kıymet verilerek tüm değerlendirmeler 90 gün vade hesabına göre yapıldığını, kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için davanın reddine karar verilmesi gerekse dahi davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmetmek için yasal şartlar oluşmadığını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında, ödemenin, faturanın düzenlendiği tarihten itibaren en az 90 günlük vadede yapılacağı hususunda anlaşma ve ticari teamül bulunmadığını, bu nedenle vadesi gelmeden takibe konulan faturalar yönünden davacı şirketin takip tarihi itibariyle davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, takip haksız ve kötü niyetli olduğundan müvekkil şirket lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi yönündeki karar yerinde olduğunu beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.

DELİLLER

Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/04/2023 Tarih - 2022/655 Esas - 2023/334 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

DAVA; faturadan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.

Dosyanın incelemesinde; davacının, faturadan kaynaklanan alacağının tahsili için Gebze İcra Dairesi'nin 2021/19159 E. sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.

1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;

492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre. "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir (2. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır (15. md.). Noksan tespit edilen değerler hakkında 30. madde hükmü uygulanır [16-(4) md.]. Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınır (21. md.).

(1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilâm harcının 1/4'ü peşin alınır (28. md.). Yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o oturum için yargılamaya devam olunur. Takip eden oturuma kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır (30. md.). Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz (32. md.). HMK.'nun 120-(1) maddeye göre de davacı, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.

Harçlarla ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir. Davanın açılması harca tabi usuli bir işlemdir. Harçlar Kanunu harç alınması veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece kendiliğinden gözetilmesini ve harcın yatırılmaması halinde ise ne gibi işlemler yapılacağını 30 ve 32. maddelerinde hükme bağlanmıştır.

Eldeki davada; itirazın iptali davasının dayanağı ilamsız icra takibinde asıl alacak, işlemiş faiz alacağı takibe konu edilmiş olup, dava dilekçesinde harca esas değer 32.734,20 TL olan takibe konu asıl alacak miktarı üzerinden peşin harç yatırıldığı; ancak, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında "itirazın iptali" denilerek, takip konusu alacağın tamamının dava konusu yapıldığı görülmektedir.

Bu durumda, davanın takipteki toplam alacağa yönelik olarak açıldığının kabulü gerekir.

İlk derece mahkemesince; davanın reddine şekilde hüküm kurulduğu, takibe konu toplam alacağa yönelik olan davada mahkemece, işin esasına girilmeden önce 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28-(a) ve 32. maddeleri uyarınca, eksik peşin harç tamamlanmadan yargılamaya devam edilemeyeceği, (harcın tamamlanması halinde davanın kabul veya red durumuna göre dava değeri üzerinden tarafların yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olacağı) aksi halde, takip talebindeki asıl alacak miktarı üzerinden harçlandırılan davada işlemiş faiz alacağı yönünden usulen açılmış bir davanın varlığından söz edilemeyeceği,

bu şekilde kurulan hükmün hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve fazlasına karar veremeyeceği düzenlemesini içeren HMK'nın 26. maddesine aykırı olacağı anlaşılmaktadır.

Bu açıklamalar uyarınca ilk derece mahkemesince; öncelikle davacıdan icra takibine konu edilen asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden eldeki davanın açılıp açılmadığı açıklattırılmadan ve davacının takibe konu ettiği alacak ve işlemiş faiz yönünden bir talebi olduğunu beyan etmesi halinde dava değeri (takip çıkışı) üzerinden eksik peşin harcın tamamlatılması gerektiği hususu gözetilmeden eksik harç ile yargılamaya devam edilip karar verilmesi doğru bulunmamıştır. 2-Kabule göre de;

Eldeki davada davacı, ticari ilişkiden kaynaklanan alacağının tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibinin haksız itiraz sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk derece mahkemesince de "...davacı tarafından düzenlenen tüm faturalar taraflar arasında teamül haline gelen vade tarihleri içinde ödenmiş olduğundan davacı tarafın takip tarihi itibarıyla davalıdan bir alacağının bulunmadığı ve bu nedenle dava ettiği faiz ve vekalet ücreti yönünden davasını ispatlayamadığı değerlendirilerek davanın reddine, davalının itirazında haksız olduğu ispat olunamadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,

davacının ticari defter ve kayıtlarından anlaşıldığı üzere alacağı bulunmadığı halde davalı hakkında başlattığı icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu değerlendirilerek hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine..." şeklindeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

TTK’nın 1-(2) maddesinde hakkında ticari bir hüküm bulunmayan işlerde mahkemece ticari örf ve adete bu dahi yoksa umumi hükümlere göre karar verileceği yazılıdır. Aynı Kanunun 2. maddesi uyarınca da ticari örf ve adetin ne şekilde tesbit edileceği açıklanmıştır.

Eldeki davada; dosya arasına aldırılan ve tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının tespitinin istenildiği bilirkişi raporlarında "... taraflar arasında fatura düzenlenmesinden 65-133 gün arasından sonra ödeme yapılması yönünde teamül haline gelmiş bir uygulama olduğu, davacı şirketin ticari defterlerine göre cari hesabın bütün olarak incelendiğinde fatura düzenlenmesinden sonra 65-133 gün arasında ödemelerin yapıldığı,

faturalarda vade tarihi 90 gün olmasına karşın, takip konusu faturaların dışındaki ödemelerde 90 günü aşan ödemelerin de bulunduğu dikkate alındığında taraflar arasındaki ticari ilişkide vade tarihi olan 90 günü aşan ödemelerin teamül haline geldiği ..." şeklindeki ifadelerle taraflar arasında olduğu değerlendirilen ticari teamülden bahsedildiği görülmüştür.

Eldeki davada; davalının savunduğu ve mahkemenin de kabulünde olduğu şekilde taraflar arasında fatura düzenlenmesinden sonra 65 ile 133 gün aradan sonra ödeme yapılması yönünde teamül olduğunu gösterecek açıklık ve netlikte dosya arasında herhangi bir delilin bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda detaylarıyla anlatıldığı şekilde taraflar arısında ticari teamül haline gelmiş bir uygulama olduğu, bu yönde bir örf ve adet olup olmadığı, var ise buna ilişkin, yani, taraflar arasındaki ticari alışverişler neticesinde davacı tarafından fatura düzenlenmesinden sonra 65 ile 133 gün aradan sonra ödeme yapılmasının uygun olup olmadığı yönünde konusunda uzman bir bilirkişiden ilgili sektör ile ilgili kuruluşlardan ya da ticaret odasından bu yönde görüş sorulması sonrasında alınacak görüşler doğrultusunda bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönde bir araştırma ve inceleme yapılmadan,

davanın reddine esas olarak alınan; ancak somut kanıtları ve dayanakları gösterilmeden kabul edilen ticari teamüle göre istemin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353-(1)-a)-4), (6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.

HÜKÜ M

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-4), (6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE,

a-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/04/2023 Tarih - 2022/655 Esas - 2023/334 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,

3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,

4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,

5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/02/2025

... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1681, K. 2025/214, 3 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  5. İlk Derece Mahkemesi Karar Özeti
  6. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  7. Deliller
  8. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  9. Hükü M

Karar Bilgileri

Mercii
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1681
Karar No
2025/214
Tarih
3 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2023/1705 K.2025/216
  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/1708 K.2025/299
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi E.2023/1715 K.2025/572
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/1717 K.2025/201
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2023/1721 K.2025/165
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2023/1726 K.2025/790

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.