KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2023
- Dosya no
- 2023/363
- Karar no
- 2023/804
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 11.01.2022
- Numarası
- 2019/354 Esas - 2022/9 Karar
- Dava
- Rücuen tazminat
Karar Metni
2.244 kelime·11 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle 1 ve 2 nolu davalılar hakkındaki davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, 3 nolu sigortacı davalı hakkındaki davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından ... numaralı ile sigortalanan sigortalı ... Ticaret A.Ş.’ye ait emtialarının nakliyesi için ... Ltd.
Şti. ile anlaştığını, Fiili nakliye işlemi ... tarafından gerçekleştirdiğini, ... firmasına ait Mermer cinsi ve Ahşap Dekoratif Ürünler cinsi emtiaların taşıma işlemi, ... adlı gemi ile yapıldığını, Emtialar nakliyesi esnasında hasara uğradığını, Meydana gelen hasar nedeniyle sigortalıya ödenen tazminatı sorumlulara rücu etme gereği doğduğunu, Sigortalıya ödenen toplam 12.557,92 USD ve 26.944,52 TL'nin tahsili ve rücuen tazminat talebiyle işbu dava açıldığını, Fatura ve yapılan tespitler gereğince sovtaj durumu da dikkate alınarak 12.557,92 USD ve 26.944,52 TL (asıl alacak) sigortalı zararı,
müvekkil şirket tarafından tazmin edilmiş olup halefiyet kuralları ve sigortalının temlik talebi gereğince TBK ilgili hükümleri temlik esasına göre sigortalısının haklarını devralan müvekkilin TTK ve ilgili konvansiyon hükümleri ile davalıya rücu hakkı doğduğunu, davalı ... firması navlun fatura belgelerini düzenleyen Taşıyan- Forwarder sıfatıyla, davalı ... firmasına Konşimentolara istinaden Taşıyan sıfatıyla tüzel kişilik olarak dava açıldığını,.
3 No'lu davalı taraf ise, taşımayı gerçekleştiren ... gemisinin ... sigortacısı sıfatıyla sorumlu olduğunu belirterek müvekkilinin davalıdan olan 26.944,52 TL alacağının ticari faizi ile ve 12.557,92 USD alacağının dava dışı sigortalıya ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek kamu banka USD faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...
Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde 12.557,92 USD ve 26.944,52 TL olmak üzere 2 ayrı hasar miktarının, 2 ayrı emtianın, gemi ile taşınmış olduğunun iddia edildiğini, Emtiaların nakliye esnasında hasarlandığının ileri sürüldüğünü hangi emtianın hasarı için ne kadar hasar bedeli ödendiğinin belirlenmediğini, bu hususun TBK kapsamında gerçek zararın tespiti bakımından önem taşıdığını, dava dilekçesinde her ne kadar zarara uğradığı iddia edilen eşyanın cinsleri tanımlanmış ise de miktar ve paket/koli durumları belirtilmediğini belirterek davanın reddine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Nakliyat Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davanın öncelikle hak düşürücü süre geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, taraflar arasındaki konişmento hükümleri gereğince davaya görmeye yetkili mahkemelerin Hamburg Mahkemeleri olduğunu, konteyner muhteviyatı emtiaların ne zaman, nasıl ve ne şekilde hasarlandığının belli olmadığını, bu hususun davacı tarafından dosyaya ibraz olunan ekspertiz raporlarında da açıkça belirtildiğini, müvekkili şirkete sorumluluk yüklenmesinin mümkün olmadığını,
davacının dava konusu hasar iddialarına ilişkin usule uygun bir sörvey veya usule uygun bir hasar ihbarı yapılmadığını, konteyner taşımacılığında konteynerler kapalı ve mühürlü bir şekilde taşıyan teslim edildiğini, taşıyanın konteynerin içindeki yüke müdahale etmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından talep edilen tazminat miktarının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Lımıted vekili cevap dilekçesinde özetle.
Dava konusu olayın müvekkilinin yurt dışında mukim yabancı bir sigorta şirketi olmasından ötürü yabancılık unsuru taşıdığını, müvekkilinin İngiltere merkezli bir sigorta şirketidir olduğunu, Türkiye'de herhangi bir acente veya şubesi bulunmadığını, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, TTK'nın 1478. maddesinde de yetkiye ilişkin bir hükme yer verilmediğini, uyuşmazlıkta yetkili mahkemenin genel yetki kuralları uyarınca Londra mahkemeleri olduğunun, müvekkili sigorta şirketine karşı pasif husumet yokluğu nedeniyle dava açılabilmesinin mümkün olmadığını, hasarın taşıma sırasında gerçekleştiği ispatlanamadığını,
usulüne uygun sörvey ve ihbar yapılmadığını, davacının taşımadan kaynaklı herhangi bir talep hakkı bulunmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı tarafça dava dışı sigortalısı tarafından gönderilen emtianın taşınması sırasında oluşan 12.557,92 USD ve 26.994,52 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini belirterek 22/01/2019 ve 11/12/2018 tarihli ödeme belgelerini dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır.
TTK 1188. maddesine göre kısmi hasar ve geç teslim halinde taşıyana karşı açılacak dava eşyanın teslim edildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmaması halinde hakkın düşeceği belirtilmiştir. Rücu hakkının ise teslim tarihinden itibaren 1 yıllık süreye malın teslim tarihinden itibaren işlemeye başlamakla birlikte hak sahibine ödeme yaptıktan sonra 90 günlük ek sürede kullanılması gerekmektedir.
Somut olayda ... sayılı konişmento ile taşının emtianın 01/02/2018 tarihinde, ... sayılı konişmento ile taşınan emtianın 25/03/2018 tarihlerinde hasarlı olarak tesliminin gerçekleştiği, hasar bedeline ilişkin ödemenin ise 11/12/2018 ve 22/01/2019 tarihlerinde yapıldığı, arabuluculuk sürecinin başladığı 31/05/2019 tarihine kadar hasar tarihinden itibaren 1 yılık ve ödeme tarihinden itibaren 90 günlük sürelerin geçmiş olduğu anlaşıldığından davalılar ... Ltd Şti ve ...
Nakliyat A.Ş. yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... vekili davalının İngiltere de mukim bir şirket olup MÖHUK 46. Maddesi gereğince Londra Mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek milletlerarası yetki itirazında bulunduğundan bu davalı yönünden öncelikle yetki itirazının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacı taraf davalıya karşı ileri sürdüğü tazminat talebini davalı ile donatan arasındaki sorumluluk sigortasına dayandırmış olduğundan yetkili mahkeme MÖHUK 46.maddesine göre belirlenmelidir.
5718 sayılı MÖHUK 46.maddesinde "Bir davada ileri sürülen alacak talebi sigorta sözleşmesinden kaynaklanıyor ise davaya bakmaya yetkili olan mahkemenin sigortacının esas iş yeri veya sigorta sözleşmesini yapan şubenin yada acentesinin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir " düzenlemesi bulunmaktadır. Davalı vekililnini sunmuş olduğu sigorta poliçesine göre ...
Gemisinin sorumluluk sigortacısı davalı ... yurt dışında mukim bir şirket olduğundan dava konusu uyuşmazlık açısından mahkememizin yetkili hale gelmesi sigorta poliçesinin sigortacının Türkiye'de bulunan bir şubesi ya da acentesi tarafından düzenlenmiş olması koşuluna bağlı olup, poliçenin Londra şubesi tarafından düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla bu davalı yönünden davalı vekilinin milletler arası yetki itirazının kabulü ile, mahkememizin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine..." gerekçesiyle, davalılar ...
Ltd Şti ve ... Nakliyat AŞ' aleyhindeki davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine, davalı ... vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile bu davalı hakkındaki dava bakımından mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Hasar Dosya Numaralı yükün, delil listesinde 6 numaralı olarak belirtilen 24.01.2018 tarihli hasar tutanağı inceleniğinde, 263503 yükün hasarlı olarak teslim edildiğine dair belgede taşıyanın imza ve kaşesi bulunduğu görüleceğini, taşıyan yükü hasarlı olarak teslim ettiğini kabul ettiğini, 29.11.2018 tarihli ... numaralı eksper raporu incelendiğinde, taşıyanın yükü hasarlı teslim ettiğinin kabul ettiğinin belirtildiğini, müvekkilinin söz konusu hasar dosyası ile ilgili ödemeyi sigortalısına 22.01.2019 tarihinde yapmış olup sigortalı 07.01.2019 tarihinde taşıyana bir ihtarname göndererek hasar miktarının ödenmesi için talepte bulunduğunu,
başlangıçta hasarı ve haliyle sorumluluğu kabul eden taşıyanın, sigortalının söz konusu ihtarı sonrasında, müvekkilinin kendi sigortacısına yönlendirdiğini, bu aşamadan sonra taşıyanın sigortacısı ile görüşmeler yapıldığını, fakat taşıyan 22.05.2019 tarihli ihtarnameyi çekmiş ve hasarı kabul etmediğini bildirdiğini, delil listemizin 9 numaralı rücu ihtarı incelendiğinde sigortalının taşıyana bir ihtarname gönderdiği ve hasar tazminatının ödenmesini talep ettiğinin görüleceğini, müvekkili sigorta şirketinin,
taşıyanın eşyanın teslimi esnasında hasarı kabul etmesine güvenmiş ve sigortalısına ödeme yaptıktan sonra bu hasardan doğan tazminin kendisine ödenmesini talep ettiğini, Hasar Dosya Numaralı yükün delil listesinde 6 numaralı olarak belirtilen 12.04.2018 tarihli ... hasar tutanağı inceleniğinde, yükün hasarlı olarak teslim edildiğine dair belgede taşıyanın imza ve kaşesi bulunduğunun görüleceğini, taşıyan yükü hasarlı olarak teslim ettiğini kabul ettiğini, 21.11.2018 tarihli ... numaralı eksper raporu incelendiğinde, taşıyanın yükü hasarlı teslim ettiğini kabul ettiği belirttiğini,
müvekkilinin söz konusu hasar dosyası ile ilgili ödemeyi sigortalısına 11.12.2018 tarihinde yapmış olup 03.01.2019 tarihinde taşıyana bir ihtarname göndererek, sigortalısına ödeme yaptığını ve böylelikle halefiyeti kazandığını belirttiğini, hasar miktarının ödenmesi için hesap bilgilerini paylaştığını, başlangıçta hasarı ve haliyle sorumluluğu kabul eden taşıyan, müvekkilinin söz konusu ihtarı sonrasında kötü niyetli olarak 18.01.2019 tarihli ihtarnameyi çekmiş ve hasarı kabul etmediğini bildirdiğini,
Davalı ... husumet yönünden verilen kararın, ... firması yaptığı muameleler nedeniyle, ...'ı temsil yetkisine sahip olduğunu, bu sebeple ...'a izafeten ... firmasına husumet yöneltilmesi doğru olup; mahkemenin temsilcilik ilişkisini kabul etmeyerek yurtdışı tebligatı yapılmasına karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, ... söz konusu faaliyetleri sebebiyle TTK'nın 103. maddesi gereği acentelik hükümlerine tabi olduğunu, bu sebeple kulübe izafeten ...'e dava açılmasının doğru olduğunu, muhabirlerin acente olarak nitelendirilebildikleri takdirde,
TTK m. 105'e göre kulübe izafeten muhabire dava açmak ve bu şekilde yargılamayı başlatmanın mümkün olmadığını, TTK m. 103'e göre. TTK'nın 103. maddesi hükmüne göre yurt içinde merkez veya şubesi olmayan yabancı ticari işletme adına geçici de olsa yurt içinde işlem yapanlar hakkında acentelik hükümleri uygulanacağını, bunun sonucu olarak yurt dışındaki yabancı şirkete izafeten yurt içinde işlem yapana karşı dava açma olanağı vardır (Dr.
Serdar Acar, Kulüp Sigortası Protection & Indemnity, 1. Bası- Şubat 2008, s.395). Yargıtay da TTK 103. maddesi uyarınca yurt dışındaki yabancı işletmeye izafeten yurt içinde işlem yapana karşı dava açılabileceğine ilişkin benzer kararlar verdiğini, ...
Sigorta Şirketlerine karşı açılacak doğrudan davalarda Türk Mahkemelerinin, MÖHUK 40. Maddenin yaptığı atıfla iç hukuktaki yetki kurallarına göre belirlenen milletlerarası yetkisi bulunduğunu, MÖHUK madde 46'nın zayıf tarafı koruma amacı taşıdığı ve sigortalı tarafından açılacak davalarda münhasır yetki niteliğinde olmadığı açık ve net olduğunu, MÖHUK madde 46'da sigortacıya karşı açılacak davalarda getirilen yetki kuralının münhasır yetki niteliğinde olmamasının, diğer mahkemelerin yetkisinin bertaraf edilemeyeceğini, diğer bir deyişle, MÖHUK madde 46 ile MÖHUK madde 40'ın bertaraf edilmediği göz önüne alındığında,
40.maddenin yaptığı atıfla, iç hukuk kurallarına göre yetki tayin edileceğini, bu itibarla milletlerarası borç akitlerinden doğan davalarda yetkili mahkemenin HMK'nın 10.maddesine istinaden belirlenmesinde, tarafların sözleşmede yer verdikleri INCOTERMS'lerin ifa yerini belirleme ve dolayısıyla yetkili mahkemeyi belirtme fonksiyonuna dikkat edilmelidir." (Prof.
Dr. Cemal Şanlı, Milletlerarası Özel Hukuk, 4.bası, s. 365) Dava konusu taşımada kararlaştırılan teslim şekli CIP teslim şekli olduğunu, bu teslim şeklinde satıcı sigorta primi, navlun ve yükleme masrafları ve riskleri üstlenerek malları yükleyeceği limana getireceğini, satıcı gemi acentası ile anlaşır ve temin edeceğini, dolayısıyla satıcının ifa yeri yükleme limanı olduğunu, dosyada Delil No 5 olarak sunulan konişmentolarda, yükleme yerinin "İstanbul" olduğu görüldüğünü, bu durumda dava konusu taşıma bakımından kararlaştırılan ... de göz önüne alındığında, tarafların ifa yerini İstanbul olarak belirledikleri kabul edileceğini,
HMK'nın 7 ve 10.maddeleri uyarınca huzurdaki davada İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu yukarıda ayrıntılarıyla birlikte açıklandığını, bu nedenle TTK madde 1478 kapsamında, mahkeme davaya bakmakla yetkili olduğundan, kulübe karşı Türkiye'de doğrudan dava açılabileceğini, görüleceği üzere, ilgili madde bir yetki kuralı getirmekten ziyade, yetkili mahkeme bulunması durumunda sigortacıya karşı doğrudan dava açılabileceğine ilişkin düzenleme içerdiğini, TTK’daki bu düzenleme çerçevesinde, davaya bakmakla yetkili bir mahkemenin bulunması durumunda Kulübe karşı doğrudan doğruya Türkiye’de dava açılabilmesi mümkün olduğunu,
somut olayda yetkili mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri olduğu göz önüne alındığında, TTK madde 1478 gereği kulüp sigortacısı olan davalıya doğrudan dava ikame edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, dava dışı sigortalının poliçe kapsamında ödenen hasarının davalı akdî ve fiili taşıyanlar ile taşıyan geminin mali sorumluluk sigortacısı olduğu ileri sürelen davalı sigorta şirketinden rucuen tahsili istemine ilişkindir.İlk derce mahkemesince yazılı gerekçe ile 1 ve 2 nolu taşıyan davalılar hakkındaki davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, 3 nolu taşıyan geminin sigortacısı hakkındaki davanın ise yetki nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi,
HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, dava dışı sigortalısına ait emtiaların 1 ve 2 nolu taşıyıcılar tarafından deniz taşıması sırasında hasarlandığını, sigortalısının hasarının ödendiğini, hasar bedelinden 1 ve 2 nolu taşıyıcıların taşıma nedeniyle, 3 nolu davalının ise taşıyan geminin mali sorumluluk sigortacısı olması nedeniyle sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece 1 ve 2 nolu davalı taşıyanlar hakkındaki davanın TTK'nın 1188. maddesi uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilirken, 3 nolu davalı sigorta şirketi yönünden açılan davanın ise MÖHUK'un 46. maddesi uyarınca Londra mahkemeleri yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı vekilince 1 ve 2 nolu davalı taşıyanlar hakkındaki davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verilen hükme yönelik karar istinaf edilmiş ise de, davalıların davacıyı ve dava dışı sigortalısını dava açma süresini kaçıracak şekilde oyaladığına dair kanıt sunulmadığı, davalı taşıyana gönderilen ihtarlar kapsamında TMK'nın 2. maddesine aykırı davranış ya da borcun ikrarı mahiyetinde beyanı bulunmadığından,
hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddinin isabetsiz olduğu yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Yine davacı vekilince 3 nolu davalı hakkında verilen yetkisizlik kararının doğru olmadığı ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir.
1 ve 2 nolu davalı taşıyanlar yönünden açılan davada esasa dair değerlendirme yapılmaksızın bu davalılar yönünden açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği de dikkate alındığında, davacı vekilinin HMK'nın 7. maddesi uyarınca diğer davalılar yönünden yetkili olan mahkemenin 3 nolu davalı yönünden de yetkili olduğunun kabulü gerektiği yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Benzer uyuşmazlıkta Yargıtay 11. HD'nin 2017/646 E- 2018/7058 K sayılı, 14.11.2018 tarihli karar gerekçesi de gözetildiğinde; davalı ile donatan arasında düzenlenen sigorta sözleşmesinin, sigortacının Türkiye' de bulunan bir şubesi ya da acentesi tarafından düzenlendiğine ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığı gözetildiğinde MÖHÜK'un 46. maddesi gereğince davalı ile 3 nolu davalı arasındaki uyuşmazlığın çözümü açısından Londra Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle 3 nolu davalı hakkında açılan davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddi kararı isabetlidir.
Davacı vekilinin bu konudaki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
KANUN YOLU
HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2023/363, K. 2023/804, 8 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama