KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2024
- Dosya no
- 2024/138
- Karar no
- 2024/234
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/10/2023 tarihli ek karar
- Numarası
- 2023/291 D.İş - 2023/302 K.
- Davanın konusu
- İhtiyati Haciz
Karar Metni
1.874 kelime·9 dk okuma
Taraflar arasında görülen ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda, kararda yazılı nedenlerle verilen ihtiyati haciz kararına karşı borçlu tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin verilen ek kararın borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin cari hesap ekstresi gereği toplam 3,662 USD (99.100,46 TL) alacaklı olduğunu, alacağa ilişkin faturaların tebliğ edilerek fatura içeriği emtianın sevk irsaliyesi ile teslim edildiğini ve faturalara süresinde itiraz edilmediğini, müvekkilince 31.12.2022 tarihinde cari hesap mutabakatının mail ortamında gönderilerek borç bakiyesinin bildirildiğini ileri sürerek,
3,662.98 USD (99.100,46 TL) alacağın tahsili amacıyla borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 16.08.2023 tarihli kararıyla; "...2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 257.maddesinin 1. fıkrasında 'Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.' hükmü düzenlenmiştir.2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 258.
Maddesinin 1.fıkrasında 'Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.' hükmü getirilmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 259. maddesinin 1. fıkrasında ise 'İhtiyati haciz isteyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96. Maddesinde (HMK 87) yazılı teminatı vermeğe mecburdur.' hükmü bulunmaktadır.
Yukarıda anılan yasal düzenlemeler, yapılan açıklamalar ve sunulan delil ve belgelere göre; mutabakat metni mail ortamında gönderilmiş olup borçlu tarafından belirtilen miktarda mutabık kalınıp kalınmadığı hususu tespit edilememiş olsa da dosyada mevcut cari hesap belgeleri, kısmi ödeme, e -faturalar ve teslim eden ve teslim alan kısımları ıslak imzalı irsaliyelerde, teslim alan olarak gözüken ...'nun ticaret sicil kayıtlarında yapılan incelemede borçlu şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu anlaşıldığından,
mahkememizce taraflar arasında ticari alım satımın varlığı hususunda yaklaşık ispatın varlığına kanaat getirilmiş olup, 3.662,98USDX(T.C.M.B'nın14/08/2023 tarihli efektif satış kuru:27,10TL=99.266,75TL. olmakla), taleple bağlılık kuralı dikkate alınarak, alacaklının talep ettiği toplam (3.662,98USD)=99.100,46TL. Alacak yönünden alacağın % 20'ine tekabül eden 19.820,09TL.
Teminat karşılığında İİK'nin 257/1 maddesi gereğince borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarından borca yetecek miktarın..." gerekçesiyle takdiren %20 oranında 19.820,09 TL teminat karşılığında borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının borca yeter kısmının ihtiyaten haczine karar verilmiştir.Bu karara karşı, borçlu vekili tarafından, İİK'nın 265. maddesi uyarınca, süresinde itiraz edilmiştir.İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili, itiraz dilekçesinde özetle;
sunulan cari hesap ekstresinin tarafların üzerinde mutabık kaldığı bir ekstre olmayıp tek taraflı olarak oluşturulduğunu, taraflar arasında dövizle işlem yapılacağına ilişkin sözleşme bulunmadığını, buna rağmen 14.08.2023 tarihinde tek taraflı olarak 59.643,17 TL kur farkı alacağının cari hesaba yazılarak daha önce var olduğu iddia edilen 39.457,00 TL ile birlikte toplam 99.100,41 TL üzerinden ihtiyat haciz talep edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkideki tüm borçların zamanında ödendiğini,
taraflar arasında yapılan baskı boya işleminde piyasada ortalama %3 civarında olan baskı aşamasındaki kumaş firesinin alacaklı tarafça %17 civarında gösterilmesi sebebiyle ihtilaf çıktığını, yaklaşık 50.000 TL’sını aşkın bir rakam tutan bu kısım için müvekilin iade faturası düzenlemek istediğini, ancak tarafların miktar üzerinde anlaşamadığını, fatura öncesi müvekkilinin cari hesapta 37.714,29 TL borçlu olduğunu, 50.000 TL iade faturası düzenlenmesi halinde bu kez müvekkilinin 13.000 TL alacaklı duruma geçeceğini, müvekkilinin yerleşim yerinin belli olduğunu, kaçma, mal kaçırma, mallarını gizleme gibi herhangi bir hazırlığı bulunmadığını,
bu nedenle yasada aranan ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını, yapılan işlemle haksız şekilde müvekkilinin itibarının zedelendiğini belirterek, ihtiyati haczin kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi, itirazı değerlendirdiği 04.10.2023 tarihli ek kararıyla; "...Mahkememizce; ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin talebinin murafaalı olarak görülmesine karar verilmiş ve murafaa günü taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.Mahkememizin 04/10/2023 tarihli murafaa duruşmasında aleyhine haciz kararı verilen müterriz vekili söz alarak;
'önceki itiraz dilekçemizi aynen tekrar ederiz, müvekkil hakkında verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ediyoruz, sunmuş olduğumuz dilekçemizi tekrar ediyoruz, alacağın varlığı ve miktarı belli değildir, yargılamaya muhtaçtır, taraflar arasında ödemelerin döviz cinsi ile yapılacağına ve döviz vade farkı alınacağına dair hiçbir anlaşma yoktur, bu nedenle vade farkı faturası da kesilemez,' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 04/10/2023 tarihli murafaa duruşmasında ihtiyati haciz isteyen vekili söz alarak; 'beyan dilekçemizi aynen tekrar ederiz, ihtiyati haciz kararının devamına karar verilmesini, itirazın reddini talep ediyoruz, 02/10/2023 tarihli dilekçemizi tekrar ediyoruz, başlatılan icra takibine iptaline yönelik itirazın iptali davası açılmıştır, İİK'nın 265. maddesinde belirtilen şartlar gerçekleşmemiştir,
bu nedenle itirazın reddini talep ediyoruz,' şeklinde beyanda bulunmuştur.İİK'nın 257. maddesinde 'rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmemiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun yerinde veya 3.şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir' hükmü yer almaktadır.İİK'nun 265.
Maddesinde 'Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuru ile yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir' hükmü yer almakta olup, ihtiyati hacze itiraz sebepleri sayılmıştır.İhtiyati hacze itiraz eden müterriz vekilinin, iddia ve talepleri incelendiğinde;
borçlu müterrizin mahkememizin verdiği ihtiyati haciz kararına yönelik itirazın İİK 265. maddesi gereğince değerlendirilmesinden;İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulması yeterli olduğu,
dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mevcut delil durumu, dava dilekçesine ekli sunulan mal teslimine ilişkin ıslak imzalı sevk irsaliyeleri, cari hesap belgeleri ve faturalar nazara alındığında 'alacağın varlığının, muaccel olduğunun ve rehinle temin edilmediğinin' yaklaşık olarak ispat edilmesi nedeniyle ihtiyati haciz kararı verilme koşullarının gerçekleştiği, davalı tarafından taraflar arasında döviz cinsinden ödeme yapılacağına dair sözleşme bulunmadığı,
taraflar arasında baskı-boya işleminin %3 civarında olmasına rağmen %17 olarak gösterilmesi nedeniyle ihtilaf çıktığı ve miktar üzerinde anlaşamadıkları ile ilk baskıdan kaynaklı ayıplı mal nedeniyle uğranılan zarara ilişkin olduğu ifade edilerek ihtiyati haczin kaldırılması talep edilmiş ise de İİK 265.
Maddesi gereğince yapılan inceleme doğrultusunda itiraza konu vakıaların yargılamaya matuf olduğu anlaşılmakla..." gerekçesiyle ihtiyati hacze yönelik itirazın reddine, karar verilmiştir.Bu ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili, istinaf başvuru dilekçesinde.
İhtiyati haciz başvurusunda delil olarak 19.05.2022 tarih ve 168.627,70 TL fatura ile 19.05.2022 tarihli 2 adet sevk irsaliyesi ve müvekkil firmanın imzasını taşımayan tek taraflı düzenlenen 3.662,98 USD bedelli cari hesap mutabakat mektubu ve alacaklının cari hesap ekstresinin sunulduğunu, ancak cari hesap ekstresinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, cari hesap mutabakat mektubu ile sunulan fatura ve irsaliyelerin içerik olarak farklı olduğunu, esasen alacaklının cari hesabında da ihtiyati haciz talep edilen 3.662,98 USD bedelli bir fatura bulunmadığını,
takibe eklenen19.05.2022 tarih ve 168.627,70 TL bedelli faturanın ise 20.07.2022 tarihinde ödendiğini, müvekkilince imzalanmayan cari hesap ekstresinin ihtiyati hacze esas alınamayacağını, taraflar arasında dövizli işlem yapılacağına ilişkin bir sözleme bulunmadığını, ancak davacının 14.08.2023 tarihinde 59.643,17 TL kur farkı adı altında cari hesaba bir kayıt düştüğünü, önceden olduğu belirtilen 39.457,00 TL ile birlikte toplam 99.100,41 TL üzerinden ihtiyati haciz talep edildiğini,
mal teslimine ilişkin irsaliyedeki imzanın kime ait olduğunun belirlenmeden ve borcun muaccel olup olmadığı değerlendirilmeden yasaya aykırı şekilde ihtiyati haciz kararı verildiğini, müvekkilinin aynı yerde faaliyette bulunduğunu, gizlenme veya mal kaçırma durumu bulunmadığını, taraflar arasındaki kumaş firesi miktarında uyuşmazlık bulunduğunu ve müvekkilinin 50.000 TL için iade faturası düzenlenmesi talebinin kabul edilmediğini, bu faturanın düzenlenmesi halinde müvekkilinin alacaklı hale geleceğini,
müvekkilinin uzun yıllardır bir çok ciddi şirket ile işlem yaptığını ve ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ek kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ek kararın kaldırılmasına ve itirazın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Talep, İİK'nın 257 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati hacze ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiş; bu karara yönelik borçlu vekilinin itirazının reddine karar karar verilmiş; borçlu vekilince itirazın reddine ilişkin ek karara karşı, İİK'nın 265/son maddesi uyarınca, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık, davacının ihtiyati haciz talebinin kabulüne yönelik itirazın reddine dair ek kararın yerinde olup olmadığı, somut olayda ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması,
borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir.
Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.
Somut olayda, ihtiyati haciz talep edilirken teslim alan imzası bulunan sevk irsaliyesi, e-fatura, cari hesap ekstresi ibraz edilmiştir. Taraflar arasında TTK'nın 89. ve devamı maddeleri gereğince yazılı şekilde düzenlenmiş bir cari hesap sözleşmesi bulunduğu savunulup kanıtlanmamıştır.
Taralar arasındaki ticari ilişki tarafların karşılıklı alacak ve borçlarının bir hesaba eklenerek takip ve mahsup edildiği açık hesap ilişkisi şeklinde olup, açık hesap ekstresinin sonucunda oluşan farkın talep edilmesi mümkündür. Bu nedenle takip miktarı ile bire bir uyumlu bir faturanın açık hesapta kayıtlı olmasına gerek bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ilişkide borçlunun yansıtma faturası düzenleyip düzenlemeyeceği ihtiyati hacze itiraz nedeni değildir.
Cari hesap mutabakatında borçlunun imzası bulunmamasına rağmen, fatura ve sevk irsaliyesi ile emtia tesliminin kanıtlandığı, mahkemece yapılan tespite göre teslim alan kişinin, borçlu şirketin yetkilisi olduğu ve ihtiyati hacze itiraz yargılamasında yapılan incelemenin yeterli olduğu anlaşılmıştır. Alacaklı, alacağını fatura, sevk irsaliyesi ve cari hesap ekstresi ile yaklaşık olarak ispat etmiş olup, borçlunun itirazı alacağın muaccel olmadığına ilişkindir.
Yukarıda açıklandığı üzere alacağın muaccel olduğu yaklaşık olarak ispat edilmiştir. Borçlu vekilinin açıkça ihtiyati haciz kararı veren mahkemenin yetkisine veya teminata yönelik bir itirazının bulunmadığı görülmüştür. İhtiyati haciz kararı verilmesi için cari hesapta borçlunun imzasının bulunması zorunlu değildir.
Satımdan kaynaklanan alacağın muaccel olduğu ve muaccel alacaklar yönünden İİK'nın 257/2.maddesindeki koşullar aranmadan ilk fıkradaki koşulların sağlanması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği, yukarıda yapılan açıklamalardan da İİK'nın 257/1.maddesindeki koşulların oluştuğu anlaşılmakla, borçlu vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle ve borçlu vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz kararına itirazın reddine dair verilen ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, borçlu vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2024/138, K. 2024/234, 15 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama