KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/1423
- Karar no
- 2024/1469
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 13.06.2024 tarihli ara karar
- Numarası
- 2024/291Esas
- Dava
- Tazminat
Karar Metni
1.265 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında, davacı vekilinin ihtiyati tedbir - haciz isteminin reddine dair verilen ara karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin alacağının korunması ve davalılar adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul malvarlıklarının üçüncü kişilere devrinin engellenmesi ve usul ekonomisi açısından, mahkemece tespit edilecek malvarlıklarına öncelikle teminatsız, kabul edilmeyecekse uygun görülecek teminat bedeli karşılığında ivedilikle ihtiyati tedbir konulmasına, davadaki talebin sonuçsuz kalmaması için davalıların UYAP sistemi üzerinden tespit edilecek menkul ve gayrimenkullerinin kaydına teminatsız, kabul edilmeyecekse uygun görülecek teminat bedeli karşılığında ivedilikle ihtiyati haciz uygulanmasına karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince davacının ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin değerlendirildiği 13.06.2024 tarihli ara kararla; "...Davanın, bir miktar paranın davalılardan tahsili ile davacılara ödenmesine ilişkin olduğu, tedbirin dava konusu hakkında verilebileceği, davalılar adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mal varlıklarının işbu davanın konusunu teşkil etmediği dolayısıyla HMK 389. maddesi koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiş, tedbir talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin, dava dilekçesi ile ileri sürdüğü ihtiyati haciz istemi yönünden ise, İİK 257. maddesinde ''rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun yerinde ya da üçüncü şahısla olan menkul ve gayrimenkul mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczedebilir.'' düzenlemesi getirilmiştir.
İİK'nun 258/I-2.c. maddesi gereğince; alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.
Dosyanın bulunduğu aşama, henüz ön incelemenin yapılmadığı, delillerin toplanmadığı tahkikata geçilmediği, dolayısıyla mevcut durum itibariyle, muaccel bir alacağın olup olmadığı, var ise talep edilen kadar tutarda olup olmadığı hususunda yeterli kanaat hasıl olmamakla... " gerekçesiyle ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddine, karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Tarafların uğrayacağı muhtemel zararları önlemek için verilecek ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı için yargılamayı gerektirir bu durum bulunmadığını, tedbirin geçici bir hukuki koruma olduğunu, davanın esasını halledecek yönelikte de olmadığını, ilk derece mahkemesi vereceği tedbir kararını talep halinde yeniden değerlendirerek istediği zaman kaldırabileceğini, bu itibarla ilk derece mahkemesinin hatalı değerlendirmesi neticesinde tedbir talebini reddetmiş olması aslında müvekkilinin açısından telafisi imkansız zararlara neden olacağı,
gerekçesi ile taleplerin reddine karar vermişse de hatalı ve noksan değerlendirme sonucu iş bu kararı verdiğini ve kaldırılması gerektiğini, İstanbul Anadolu CBS'nin 2022/140992 Soruşturma dosyasına ibraz edilen 29.05.2023 tarihli bilirkişi raporu ile 06.07.2022 tarihli özel amaçlı denetim raporu ile 13.07.2022 tarihli özel amaçlı denetim ek raporları uyarınca davalıların milyonlarca lira haksız kazanç elde ettiklerinin sabit olduğunu, buna rağmen tedbir ve haciz kararının reddine karar verilmesinin dosyanın yeterince incelenmediğini gösterdiğini, Davalıların haksız ve kötü niyetli oldukları, mal kaçıracakları,
yargılama sonucunda müvekkili lehine verilecek bir kararın ileri tarihte tahsilinin bu koşullarda çok zor olacağı bu kadar açık iken davalıların haksız ve kötü niyetini koruyacak yönde olan ara karar mağdur olan müvekkillerinin mağduriyetini daha çok arttıracağını, ayrıca bu karar nedeniyle davalıların malvarlıklarını üçüncü kişilere devredeceklerinden usul ekonomisi açısından da sıkıntılı olacağını, nitekim üçüncü kişilere karşı da dava süreci başlatılma süreçlerine neden olacağını, HMK'nın 390/3.maddesi gereği tam kanaat meydana geldiğini, öğretide de bu durumun böyle olduğunu,
keza emsal nitelikteki Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’ nin 2013/12520 Esas, 2013/12084 Karar ve 24.09.2013 Tarihli Kararını da dilekçe ekinde sunduklarını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir- ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalıların organize, haksız, kötü niyetli ve kusurlu eylemleri nedeniyle haksız kazanç elde ettikleri iddiasıyla davacıların uğramış olduğu zararın tespiti ve tazmini istemine, istinaf ise dava içinde istenilen ihtiyat tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddine dair 13.06.2024 tarihli ara karara ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacılar vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Uyuşmazlık, davacının ihtiyati tedbir- ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın yerinde olup olmadığı, somut olayda ihtiyati haczin ve ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. İİK'nın 257. maddesinde, ihtiyati haciz üst başlığı altında ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir.
Maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent hâlinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.
İİK'nın 258. maddesi hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir.
Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir.
İhtiyati tedbir ise HMK'nın 389 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup, buna göre mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gereklidir. Görüldüğü üzere, Kanun hükmü, tedbirin sadece dava konusu olan şey hakkında verilebileceğini düzenlemiştir. Davanın konusu olmayan şeyler hakkında tedbir kararı verilemez.
İhtiyati tedbirde, hakkında tedbir kararı alınan şey, esasen asıl davanın konusudur. Konusu para alacağı olan bir davada, davalıların taşınır ve taşınmaz mallarına ihtiyati tedbir konulamaz. Para alacağına ilişkin davalarda, İİK'nın 257 vd. maddelerindeki koşullar varsa, talep hâlinde ihtiyati haciz kararı verilebilir. Bu nedenle mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara karar usul ve yasaya uygun görülmüştür.
Yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olayın incelenmesinde; talep eden davacının talep ettiği alacak davalıların kusurlu ve haksız eylemleri iddiasından kaynaklanmaktadır. Bu tür bir talebin esaslı bir yargılamayı gerektirdiği açıktır. İİK'nın 258/1. maddesinde, alacaklının alacağını ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecbur olduğu düzenlenmiştir.
Kanaat getirecek delillerden kastedilen hiç şüphesiz ki kesin delil değildir. Talep konusu alacağa yaklaşık ispat ölçüsünde delil sunulması gerekir. Davanın anlatımı ile oluşturulan olay örgüsü delil niteliğinde olmayıp, anlatılan olay örgüsünün maddi ve hukuka uygun delillere kanıtlanması gerekir.
Ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat bulunmadığına ilişkin mahkeme kabul ve gerekçesi yerinde olup, yargılama aşamasında yaklaşık ispat koşullarının oluşması ve talep hâlinde ihtiyati haciz talebi her zaman ileri sürülerek değerlendirilebileceğinden, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine dair ilk derece mahkemesince verilen ara kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin ara karara ilişkin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 ve İİK'nın 258/3. maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2024/1423, K. 2024/1469, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama