KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/1511
- Karar no
- 2024/1470
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 22.07.2024 tarihli ara karar
- Numarası
- 2024/514 Esas
- Dava
- Şirket Ortaklığından Çıkma
Karar Metni
1.457 kelime·7 dk okuma
Taraflar arasındaki şirket ortaklığından çıkma davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava ve talep dilekçesinde özetle; davalı şirketin ortağı da olan müdürlerin şirket faaliyetlerini askıya aldığı, şirketin banka hesabına gelen ödemeleri usulsüz ve hukuka aykırı olarak şahsi hesaplarına aktardıkları, şirketin faaliyet adresinin usulsüz olarak değiştirildiği, faaliyet adresi olarak bildirilen adreste herhangi bir faaliyetin bulunmadığı, müvekkilimize diğer ortaklara şirket faaliyetleri, mali tabloları, defterleri hakkında bilgi vermediği, davalı şirketin genel kurulunun toplanmadığı ve ilanın yapılmadığı,
kar payı dağıtımının yapılmadığı ve şirket gelirinin usulsüz olarak kullanıldığı, müvekkilimizin ve diğer ortakların şirketten tamamen dışlandığı ve iletişim tamamen sona erdiği somut olayda tartışmasızdır. Davalı şirketin banka hesaplarının boşaltıldığı ancak halihazırda şirket üzerine kayıtlı, müvekkilimizin de alınması için şirket kuruluşunda ödeme yaptığı bir aracın bulunduğu bilinmektedir.
Davalı şirkette müdür olarak görev yapan ve yetkili olan ... ve ...'nın yetkilerini de kötüye kullandığı, söz konusu aracı da satmaya hazırlandıkları ve şirketi tamamen tasfiye etmeye çalıştıkları, bu suretle müvekkilimizin ve diğer ortaklarımızın haklarının kaybolması için çalışmalara başladıkları da öğrenildiğini, bu kapsamda, TTK'nın 638/2. maddesi ve somut durum dikkate alınmak suretiyle, müvekkilimizin ortaklıktan doğan durumunun teminat altına alınması amacıyla, şirket üzerine kayıtlı taşınır ( araç) ve tespit edilebilecek diğer taşınır ve taşınmazlar üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 22.07.2024 tarihli ara kararıyla; "... Bilindiği üzere ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389/1. maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir.
Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.
Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.Kural olarak bir davada tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaların ispatı için tahkikat yapılması ve delillerin toplanması gerekir.
Hakim tüm delilleri inceleyip değerlendikten ve tam bir karara ulaştıktan sonra nihai kararını verir. Bu husus asıl davanın kabulü için geçerli olup, bu nedenle tam ispat aranır. İhtiyati tedbirlerde ise tam değil yaklaşık ispat yeterli olacağı 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesinde düzenlenmiştir. Değişik ifade ile ihtiyati tedbire karar verebilmek için iddia olunan vakıanın subutu yönünde gerçeğe yakın bir ispatın olması yeterlidir.
Salt iddia ile ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği açıktır. Uyuşmazlık konusu olmayan bir hususta ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği bilinen bir husustur. Davacı vekili ihtiyati tedbir talep etmiş etmiş ise de, ihtiyati tedbir yalnızca uyuşmazlık konusu üzerine konulabileceğinden ve davacı taraf dava dilekçesi ile haklı nedenle ortaklıktan çıkma talebinde bulunduğundan yasal şartları oluşmadığı..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Dava dilekçelerini aynen tekrarla, davalı şirketin ortağı da olan müdürlerin şirket faaliyetlerini askıya aldığı, şirketin banka hesabına gelen ödemeleri usulsüz ve hukuka aykırı olarak şahsi hesaplarına ve eşlerinin hesaplarına aktardıkları, şirketin faaliyet adresinin usulsüz olarak değiştirildiği, faaliyet adresi olarak bildirilen adreste herhangi bir faaliyetin bulunmadığı, müvekkiline diğer ortaklara şirket faaliyetleri, mali tabloları, defterleri hakkında bilgi vermediği, davalı şirketin genel kurulunun toplanmadığı ve ilanın yapılmadığı, kar payı dağıtımının yapılmadığı ve şirket gelirinin usulsüz olarak kullanıldığı,
müvekkilinin ve diğer ortakların şirketten tamamen dışlandığı ve iletişim tamamen sona erdiğinin somut olayda tartışmasız olduğunu, Davalı şirketin banka hesaplarının boşaltıldığını ancak halihazırda şirket üzerine kayıtlı, müvekkilinin de alınması için şirket kuruluşunda ödeme yaptığı bir aracın bulunduğunun sabit olduğunu, davalı şirkette müdür olarak görev yapan ve yetkili olan ... ve ...'nın yetkilerini de kötüye kullandığı,
söz konusu aracı da satmaya hazırlandıkları ve şirketi tamamen tasfiye etmeye çalıştıkları, bu suretle müvekkilinin ve diğer ortakların haklarının kaybolması için çalışmalara başladıklarının da öğrenildiğini, bu kapsamda, Türk Ticaret Kanunu'nun 638/2 maddesi ve somut durum dikkate alınmak suretiyle, müvekkilinin ortaklıktan doğan durumunun teminat altına alınması amacıyla, şirket üzerine kayıtlı taşınır (araç) ve tespit edilebilecek diğer taşınır ve taşınmazlar üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu,
Ortaklıktan çıkma davasının devamı süresince şirkete ait malvarlığını azaltacağını ve ayrılma akçesinin ödenmesini güçleştirecek nitelikteki işlemlerin dondurulmasına karar verilebileceğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin vermiş olduğu kararlarda da ortaklıktan çıkma talebi sebebiyle alınacak önlemler kapsamında ihtiyati tedbir kararları somut duruma ve tarafların menfaat dengesine uygun olması gerektiğini, taraflardan birinin ortaklık hakları korunurken şirketin de yükümlülüklerini karşılayabilmesi için ihtiyati tedbirin diğer tarafın zararına olmaması gerektiğini,
Somut olayda da araç üzerine uygulanacak ihtiyati tedbir talebinin haciz mahiyetinde olmadığı, aracın ve şirketin faaliyetlerine devam etmesine engel olmadığı ve zarar doğmadığı, ortakların hak ve menfaatlerini orantılı olarak güvence altına alacağının sabit olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca, şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsili istemine ilişkindir.
İstinaf başvurusu ise esas dava içinde davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararına ilişkindir.İlk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır..
Davacı, davalı şirkette hissedar olduğunu, şirket yöneticisi müdürlerin kendisini dışladığını bilgi vermediklerini, yöneticilerin şirketi zarara uğrattığını, kar payı verilmediğini ileri sürerek, TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca, şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesini talep etmiştir. Ayrıca davalı şirketin malvarlığına ait taşıt ile tespit edilecek diğer taşınır ve taşınmaz varlıklarına ihtiyati tedbir konulması yönünde ihtiyati tedbir talep etmiştir.
TTK'nın 638/2.maddesinde, mahkemece, davacı ortağın durumunun teminat altına alınması için gerekli önlemlerin alınacağı hüküm altına alınmıştır. Bu hükmün, HMK'nın 389.maddesiyle birlikte uygulanması gerekir.HMK'nın 389. maddesi uyarınca.
"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir ".
Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.
Somut olayda, davacı taraf, davalı şirkette hissedar olduğunu, şirket yöneticisi müdürlerin kendisini dışladığını bilgi vermediklerini, yöneticilerin şirketi zarara uğrattığını, kar payı verilmediğini ileri sürerek ortaklıktan çıkarılmasını talep etmiş, ayrıca TTK'nın 638/2 maddesi uyarınca, dava dilekçesinde davalı şirketin malvarlığına ait taşıt ile, tespit edilecek taşınır ve taşınmaz varlıklarına ihtiyati tedbir konulması yönünde ihtiyati tedbir talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın açılmasından sonra 22.07.2024 tarihili ara kararla ihtiyati tedbir talebi reddedilmiştir. Davacı, şirketle ilgili bilgi alamadığını, şirket yöneticisi ortaklar tarafından şirketin kötü yönetildiğini ve mal varlığının azaltıldığını ileri sürmüştür. Şirketten çıkarılmasını talep eden davacının haklarının da TTK'nın 638. maddesi uyarınca korunması gerekmektedir.
Şirket malvarlığının muhafazası için davalı şirket adına kayıtlı taşınmaz ve mal varlıklarına ihtiyati tedbir konulması talebi dava konusuna ilişkin olup, istenilen talep sonucuyla sıkı sıkıya bağlantısı bulunmaktadır. Bu nedenle şirkete ait mal varlığının dava konusu olmadığından söz edilemez. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin tedbir isteminin reddi gerekçesi yerinde değildir.
Ancak somut olayda, davacının ileri sürdüğü hususlar, yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle henüz yaklaşık ispat ölçüsünde ispatlanamamış, ihtiyati tedbir şartları oluşmamıştır.
Bu durumda ara karar tarihi itibariyle HMK'nın 390/3. maddesinde belirtilen yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden, değişen durumlara göre ilk derece mahkemesinde yeniden tedbir talep edilmesi de mümkün olduğundan, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince verilen istinafa konu 22.07.2024 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2024/1511, K. 2024/1470, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama