KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2024
- Dosya no
- 2024/638
- Karar no
- 2024/1025
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 07.03.2024
- Numarası
- 2023/533 Esas - 2024/190 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı
Karar Metni
2.539 kelime·13 dk okuma
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Elmadağ Ticari/İstanbul Şubesince dava dışı ... Tic.
AŞ'ye 14.02.2017 tarihli kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, davalılar ... ve ...'nin ise kredi sözleşmesini müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredi şartlarına uyulmaması ve borcun ödenmemesi üzerine müvekkili bankanın alacağının tahsilini teminen, kredi borçlusu ile kefilin kredi hesabının kat edildiğini, borcun ödenmesi için Beşiktaş ...
Noterliğinin 04.07.2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtaranmesinin keşide edildiğini ancak borcun ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine taraflarınca İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1095 D.İş- 2019/1130 Karar sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı alındığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
E. sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalıların ayrı ayrı itirazda bulunduklarını, itirazların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve reddinin gerektiğini belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 oranındaki icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle. İstanbul ... İflas Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyasından (Müflis ... AŞ) müflis şirket yetkilisi olduğundan bahisle müvekkilin ...
Mah. ... Sok. No:...
İç Kapı No:... adresine tebligat çıkartıldığı hususunu iflas idaresinden haricen öğrenildiğini, adrese ve ilgili mahalle muhtarlığına bakıldığın da tebligatlarından haberdar olunduğunu, aynı gün dosyaya vekaletname sunulmakla dosya ve içeriğine tam anlamı ile muttali olunduğunu, müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, müvekkilinin diplomatik görevleri sebebi ile hayatının çok büyük bir kısmını uzun yıllardır yurt dışında geçirdiğini, tarihçeli yerleşim yeri bilgilerinin rapor ile de sabit olduğunu, müvekkilinin adresinin 06.11.2021 tarihi itibariyle ... / Avusturya Cumhuriyeti olduğunu, tebligatın usulsüz olduğunu,
yasal süresi içinde borca itiraz edildiğini, huzurdaki davada davacı vekili olarak yer alan Av. ... tarafından takip dosyasına 08.07.2020 tarihinde vekaletname sunulduğunu ve müteakip işlemlerin devam ettirildiğini, 08.07.2020 tarihinde dosyaya vekaletname sunulmakla itirazlarına davacı vekili tarafından muttali olunduğunu, İİK'nın 67. maddesinde geçen bir yıllık hak düşürücü süreden sonra huzurdaki davanın açıldığını, müvekkiline ihtarnamenin tebliğ edilmediğini, söz konusu ihtarnameden 08.07.2019 tarihinde haberdar olunmakla 11.07.2019 tarihinde ve yasal süresinde Beyoğlu ...
Noterliğinin 11.07.2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile itirazlarını davacı bankaya cevaben ihtar edildiğini, icra takibine itiraz dilekçelerinde belirttikleri üzere huzurdaki davayı görmekle yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan dava dosyasının yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, dava dışı şirket tarafından davacıya temlik edilen kambiyo evraklarının bulunmakta olduğunu,
davacı bankaya ciro edilerek teslim edilen kambiyo senetlerinin varlığı karşısında davacının müvekkili aleyhinde ilamsız icra takibi başlatmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı tarafından davalı ve diğer kişiler aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında ilamsız icra takibi yapılmış ve itiraz üzerine icra takibi durmuştur. Davacı davalı hakkında bu icra takibine itiraz ile ilgili İstanbul Arabuluculuk Bürosuna 02.12.2019 tarihinde başvurmuş ve tarafların anlaşamaması üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
E. sayılı dosyasındaki vaki itiraz ile ilgili 06.01.2020 tarihli dava şartı arabuluculuk son tutanağı düzenlenmiştir. Davacı daha sonra davalı ve diğer itiraz eden hakkında bu icra takibine itiraz ile ilgili İstanbul Arabuluculuk Bürosuna 2.kez başvurmuş ve tarafların anlaşamaması üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasındaki vaki itiraz ile ilgili 12.09.2022 tarihli dava şartı arabuluculuk son tutanağı düzenlenmiştir.
2. Arabuluculuk son tutanağının düzenlenmesinden sonra huzurdaki itirazın iptali davası açılmıştır. Bu durumda icra dosyasında her ne kadar davacıya davalının itirazına ilişkin tebligat yapılmamış ise de; davacının davalı hakkında ilk arabuluculuğa başvurduğu 02.12.2019 tarihinde veya en geç arabuluculuk son tutunağının düzenlendiği 06.01.2020 tarihinde itirazdan haberdar olduğunun kabulü gerekecektir.
Davacının bu tarihi itibariyle itirazdan haberdar olup arabuluculuğu başvurması karşısında, İİK.nın 67.maddesi kapsamında borçlunun itirazının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği ve hak düşürücü sürenin işlemediği gerekçesiyle iş bu davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olduğuna dair iddiası TMK'nın 2. maddesinde yer verilen dürüstlük kuralıyla uyumlu olmayacaktır.
(İstanbul BAM 14. HD.nin 05.10.2023 tarih ve 2023/1280 E., 2023/1540 K.) Bu nedenlerle; davacının davalı hakkında ilk arabuluculuğa başvurduğu 02.12.2019 tarihinden ve arabuluculuk son tutunağının düzenlendiği 06.01.2020 tarihinden davanın açıldığı 12.08.2023 tarihine kadar 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolması..." gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 23.11.2018 tarih ve 2018/5738E.
2018/11118K. sayılı emsal kararı dikkate alındığında, İİK'nın 67.maddesi uyarınca bir yıllık hak düşürücü sürenin başlaması için itirazın alacaklıya yani müvekkili bankaya tebliğ edilmiş olması gerektiğini, İİK'nın 67. maddesinde bir yıllık hak düşürücü sürenin başlaması için açıkça itirazın alacaklıya tebliğ edilmiş olmasının arandığını, "Yasa koyucu bu sürenin hak düşürücü süre olması, bu bağlamda hakkı söndüren bir süre olması nedeniyle alacaklının borçlunun itirazlarına tam olarak muttali olması, bunun da ancak itirazın tebliği yoluyla olacağını öngördüğünden sürenin tebligatla başlayacağını kabul etmiştir.
Davacının yaptığı icra takibine itiraz edildiğini öğrenmesi de itirazın içeriğini tam olarak öğrendiğini göstermez." şeklindeki Yargıtay kararı uyarınca da açıkça borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edilmiş olmasının arandığını, ilk derece mahkemesinin gerekçesinin açıkça kanunun emredici hükmüne ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu,
Ayrıca tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde borca itiraz edilmiş olduğu hâlde itirazının davalı borçlu tarafından müvekkili bankaya tebliğe çıkarılmamış olmasınınve huzurdaki dava ikame edildikten sonra ise davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davaya itiraz edilerek borcunu ifa etmekten kaçınmasının, kötü niyetli olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, banka kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, dava dilekçesinde yer alan davalılardan ... yönünden davanın tefriki ile başka esasa alınmasına karar verildiği, davalı ... yönünden yargılamaya iş bu dava dosyası ile devam edilerek istinaf incelemesine konu kararın verildiği anlaşılmaktadır.
İstanbul .. müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında icra takibinin varlığı, itiraz ile takibin durduğu ihtilafsızdır. Davacı tarafça iş bu davadan önce ilk olarak 02.12.2019 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu ve 06.01.2020 tarihli olarak arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği; davacı tarafından daha sonra davalı ve diğer takip borçlusu sunun itirazı ile ilgili olarak İstanbul arabuluculuk Bürosuna 2. kez başvurulduğu ve tarafların anlaşamaması üzerine İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasındaki vaki itiraz ile ilgili 12.09.2022 tarihli dava şartı arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği, 2. arabuluculuk son tutanağının düzenlenmesinden sonra eldeki davanın 12.08.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davada öncelikle, İİK'nın 67.maddesinde itirazın iptali davasının açılması için öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin, arabulucuya başvurulmasıyla ya da arabuluculuk son tutanağının düzenlenmesiyle başlayıp başlamayacağı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekir.
İİK'nın 67. maddesinde "Takip talebine itiraz alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptaline dava edebilir." şeklende düzenlenmiş olup, itirazın iptali davası açmak için hak düşürücü sürenin, takip alacaklısına itirazın tebliğinden itibaren başladığı açıkça hüküm altına alınmıştır.
Kanun, itirazın iptali davası açılması için hak düşürücü sürenin başlayacağı tarihi, açıkça itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarih olarak belirlemiştir. Bir hakkın düşmesi sonucunu doğuracak bir sürenin başlangıcı konusunda, kanuni düzenlemeye sıkı sıkıya uymak gerekir. Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da bu hak düşürücü sürenin itirazın tebliği ile başlayacağı, tebliğ dışında başka bir yoldan itirazın öğrenilmesinin hak düşürücü süreyi başlatmayacağı benimsenmiştir.
Yargıtay bu kuralın tek istisnasının, alacaklının itirazın kaldırılması talebiyle icra hukuk mahkemesine başvurmuş olmasını kabul etmektedir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2011/2033 E- 2012/8652 K sayıl, 23.05.2012 tarihli kararı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/11-360 E- 2013/1605 K sayılı, 27.11.2013 tarihli kararı).
İlk derece mahkemesi karar gerekçesinde Dairemizin 2023/1280 E- 2023/1540 K sayılı kararı emsal gösterilmiş ise de anılan kararın gerekçesinde vurgulandığı üzere, anılan dosyanı davacısının daha önce aynı alacakla ilgili olarak başka bir itirazın iptali davası açtığı, bu nedenle hak düşürücü sürenin önceki itirazın iptali davasının açıldığı tarih itibariyle başlayacağının kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.
Anılan kararda arabulucuya başvuru tarihinin öğrenme tarihi olarak kabulü gerektiği yönündeki açıklama fazladan yazılmış ve bu husus dikkatten kaçmıştır. Nitekim, arabulucuya başvuru yapılmasının İİK'nın 67. maddesindeki bir yıllık hak düşürücü süreyi başlatmayacağı hususu, Dairemizin 2024/120 E- 2024/472 K sayılı, 21.03.2024 tarihli kararında açıkça vurgulanmıştır.
Eldeki davada, davadan önce sadece arabulucuya başvuru söz konusu olup, eldeki davadan önce açılmış bir itirazın kaldırılması ya da başkaca bir itirazın iptali davası söz konusu değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin bu konudaki gerekçesi Dairemiz çoğunluğunca benimsenmemiştir. Takip konusu alacakla ilgili olarak, sadece arabulucuya başvurulmuş olması tek başına İİK'nın 67. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlaması sonucunu doğurmaz.
Zira arabulucuya başvuran taraf, arabuluculuk faaliyetinden sonuç alınamaması hâlinde, mutlaka itirazın iptali davası açmak zorunda değildir; alacak davası da açabilir. Bu nedenle, icra dosyası bakımında bir "taraf takip işlemi" olan "tebliğ" işlemi gerçekleşmeden, salt arabulucuya başvurulmuş olmasının İİK'da düzenlenmiş olan bir süreyi başlatmayacağı açıktır.
İİK'nın 67.maddesindeki açık düzenleme karşısında, TMK'nın 2. maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralından hareketle aksi sonuca varmak da mümkün görülmemiştir. İİK'nın 67.maddesindeki hak düşürücü süreyi başlatmadan, alacaklının arabulucuya başvurmasını engelleyen bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.
Buna göre somut olayda davalı borçlu itirazının alacaklıya tebliğ edilmediği ilk derece mahkemesince kabul edildiği hâlde, daha önce arabulucuya başvurulduğu ve arabulucu tarafından son tutanağın düzenlendiği tarihte hak düşürücü sürenin başlayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu nedenle kabulü gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,
ilk derece mahkemesince işin esasına girilip deliller toplanarak bir karar verilmesi gerekirken davanın hak düşürücü süre bakımından reddine karar verilmiş olması nedeniyle, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2024/638, K. 2024/1025, 12 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama