KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2025
- Dosya no
- 2025/121
- Karar no
- 2025/56
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17.10.2024 tarihli Ara Karar
- Numarası
- 2024/736 Esas
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.615 kelime·8 dk okuma
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin davalı şirket ile bir süre karşılıklı ticari faaliyet sürdürdüğünü, ticari faaliyetler sonucunda sunulan cari hesap kadar alacaklı durumda olan müvekkilinin davacı alacağını talep ettiğini, fakat davalı tarafça yapılması gereken ödemelerin yapılmadığını, bu nedenle taraflarınca alacağın tahsili için 06.04.2023 tarihinde İstanbul Anadolu ...
İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, anılan icra takibine davalı-borçlu tarafından 13.04.2023 tarihinde herhangi bir haklı gerekçe gösterilmeden itiraz edildiğini, daha sonra konkordato sürecinin işlemeye başladığını, fakat süre sonunda alacaklılar toplantısında onay alınmaması nedeniyle 26.09.2024 tarihli duruşmada davanın reddine ve tüm tedbirlerin kaldırılmasına karar verildiğini,
davalı şirketin konkordato projesinde ve alacaklılar listesinde müvekkili şirketin alacağını kabul etmekle birlikte davacı müvekkili alacağının Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/407 esas sayılı dosyasında düzenlenen 10.09.2024 tarihli raporunun 11. sayfasından da açıkça görüleceği üzere 617.023,01 TL olduğunu ikrar ettiğini,
davalının konkordato davasında niyetinin alacaklıları zarar uğratmak olduğu ve mahkeme önünde davacı müvekkilinin alacağını kabul ettiği göz önüne alınarak davalının konkordato mahkemesine sunduğu cari hesap ve alacak kaydının kabul edilmesi yoluyla ikrar edilmiş olan müvekkili şirketin 617.023,01 TL alacağına mahkeme sürecinde zeval gelmemesi amacıyla ikrar göz önüne alınarak öncelikle teminatsız aksi takdirde uygun bir teminat karşılığı 617.023,01 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesini ve devamında davanın kabulü ile takibin 617.023,01 TL üzerinden devamına davalının haksız ve kötüniyetli itirazı nedeniyle ve ülkemizde yaşanan
enflasyon dikkate alınarak %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 17.10.2024 tarihli ara kararıyla; "...Tüm dosyanın incelenmesinden; davanın, İİK 67 maddesi gereğince açılan itirazın iptali davası olduğu, İhtiyati haciz, İİK'nin 257 vd. Maddelerinde yazılmış olup, 257. Md. Uyarınca, ihtiyati haciz vadesi gelmiş bir para borcu için istenebilecektir.
Aynı maddeye göre vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilmesi için borçlunun muayyen yerleşem yerinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklarının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gereklidir.
Aynı yasanın 258.maddesinin ikinci cümlesi gereğince, alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.
Anılan kanun maddeleri, dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgeler dikkate alındığında; davacının ihtiyati haciz istemini sadece davalının mal kaçırmasını önlemek için istediğini bildirdiği, fakat mal kaçıracağına dair herhangi bir vakıa ya da delil göstermediği, anılan alacak kalemleri ile ilgili olarak İİK.nun 257 ve devamı maddelerinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği ve dava konusu alacak yargılamayı gerektirdiğinden ve ihtiyati haciz talebinin şartları oluşmadığından ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine, karar vermiştir.
Bu ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Dava dilekçesinde belirtildiği üzere davalı tarafın ikrarına rağmen mahkemece ihtiyati haciz taleplerinin haksız ve hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, müvekkilinin davalıdan olan alacağının tahsili için icra takibi başlatıldığını, borçlunun haklı gerekçe göstermeksizin takibe itiraz ettiğini, konkordota talebinde bulunan davalı hakkında 28.04.2023 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini, 26.09.2024 tarihli duruşmada ise davanın reddi ile tüm tedbirlerin kaldırılmasına karar verildiğini,
müvekkili alacağının Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/407 Esas sayılı dosyasında düzenlenen 10.09.2024 tarihli raporun 11.sayfasında da görüleceği üzere 617.023,01 TL olduğunun ikrar edildiğini, müvekkili alacağının kabul edildiği dikkate alınarak teminatsız ihtiyati tedbir talep edildiğini ancak mahkemenin bu durumu görmezden gelerek alacağın yargılamayı gerektirdiği ve haciz talep şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle talebi reddettiğini,
ilgili kanun maddeleri ve söz konusu dosyada alınan raporlarda dikkate alınarak davalının mahkeme önündeki ikrarı nedeni ile teminatsız olarak aksi halde uygun bir teminat karşılığı 617.023,01 TL üzerinden ihtiyaten haciz kararı verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturadan kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin 16.10.2024 tarihli ara karar ile reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı alacaklı vekili tarafından davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında 06.04.2023 tarihinde faturalardan kaynaklı cari hesap alacağı olan 618.437,93 TL'nin tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatmıştır. Davalı şirket tarafından 12.04.2023 tarihli dilekçe ile borca ve ferilerine itiraz etmiştir.
Dava dilekçesine ekli belgelerden, davacı şirket tarafından davalı şirket adına çok sayıda e-faturalar düzenlendiği, e-faturaların ticari nitelikte ve satış faturaları olduğu, ayrıca davacının 06.04.2023 tarihli davalı şirketle ilgili olarak cari hesap ekstre örneğini dosya içerisine ibraz etmiş olduğu, davalı şirketin Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/407 Esas sayılı dosyasında konkordato başvurusunda bulunduğu, konkordato talebinin 26.09.2024 tarihli celsede reddedildiği ve tüm tedbirlerin kaldırılmış olduğu anlaşılmıştır.
Konkordato yargılamasına ait 10.09.2024 tarihli konkordato kesin mühlet komiser heyet raporunun 11.sayfasında kabul oyu verenler listesinde alacaklı olarak davacı şirketin 58.sırada 617.023,01 TL alacağı ile yer aldığı anlaşılmıştır.
İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması,
borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir.
Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.
Somut olayda, mahkemece her ne kadar, ihtiyati haciz isteminin davalının mal kaçırmasını önlemek için istendiği, fakat mal kaçıracağına dair herhangi bir vakıa ya da delil gösterilmediği, alacak kalemleri ile ilgili İİK'nın 257 vd. maddelerinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği,
dava konusu alacağın yargılamayı gerektirdiği ve ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle talep reddedilmiş ise de dosyaya sunulan yukarıda yer verilen belgelerden ve davalının konkordato talebi sonucunda düzenlenen konkordato komiser rapor örneğinden, İİK'nın 258. maddesinde aranan yaklaşık ispatın sağlandığı ve sunulan belgelere göre alacağın varlığı, miktarı ve muacceliyeti hususunda yaklaşık ispatın gerçekleşmiş olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda dava konusu 617.023,01 TL yönünden ihitiyati haczin koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Diğer taraftan, her ne kadar mahkemece dava konusu alacağın yargılamayı gerektiğine ilişkin ifadelere yer verilmiş ise de talebin yargılamayı gerektirir olması sonuca etkili değildir.
Çünkü yasa koyucunun amacı, talep eden tarafın haklarının kanaat getirilecek deliller kapsamında geçici süre içerisinde koruma altına almaktır. Bu nedenlerle mahkemenin kabul şeklide yerinde görülmemiştir. Davacı vekili tarafından öncelikle teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiştir.
İİK'nın ihtiyati hacizde teminata ilişkin 259. maddesinde, "İhtiyati haciz istiyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı teminatı vermeğe mecburdur. Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz. Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder.
Tazminat davası ihtiyati haczi koyan mahkemede dahi görülür." düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre, alacağın ilamdan kaynaklanmaması hâlinde teminat verilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Davacının iddia ettiği üzere özel olarak ihtiyati hacze ilişkin teminattan muaf olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, davacı vekilinin, ihtiyati haczin teminatsız verilmesi talebi yerinde görülmemiş, takdiren %15 oranında teminat alınması uygun görülmüştür.
Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve HMK'nın 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair 16.10.2024 tarihli ara kararın kaldırılmasına, davacı vekilinin ihtiyati haciz talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede ihtiyati haciz talebinin teminat karşılığında kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2025/121, K. 2025/56, 28 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama