KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2025
- Dosya no
- 2025/197
- Karar no
- 2025/270
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 31.12.2024 tarihli Ara Karar
- Numarası
- 2024/793 Esas
- Davanın konusu
- Şirket genel kurul kararının yokluğunun tespiti- iptali
Karar Metni
1.754 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacılar vekilinin davalı şirkete kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle.
Müvekkillerinin, davalı şirketin toplamda kayden %49, gerçekte %50 oranında ortakları olduğunu, davalı şirketin 07.10.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısına vekilleri aracılığıyla katıldıklarını, somut olayda davalı şirketin GK'si, 2022 yılına ilişkin aldığı kararla kâr dağıtımına karar verdiğini, bu kararın YK tarafından icra edilmeyerek dava konusu kararın tanzim edilmesi, anılan münhasır yetkinin devri anlamına geldiğini, kâr payının hangi tarihte, ne kadar ve nasıl dağıtılacağını tespit eden GK'nin yerine geçerek,
bu şartların hiçbirini tatmin etmeksizin, tamamen keyfi şekilde karar veren YK'nin bu kararın bâtıl olduğunu, bâtıl YK kararının oyçokluğuyla onaylanması yönündeki GK kararının da yok hükmünde olduğunu, 2022 genel kurulunda alınan kararla birlikte, yönetim kurulunun yetkisinin bağlı bir yetki haline geldiğini, artık yönetim kurulunun kâr dağıtımına ilişkin menfi veya müspet bir karar alma imkânı bulunmadığını, şirketin ortaklarının şirkete olan mevcut borçları ve hatta müvekkillerinin şirketten olan alacakları bir arada değerlendirildiğinde;
kâr payının dağıtılmıyor olmasının, eşit işlem ilkesine ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, kârın elde edilmesine gerekçe olan hukuki işlemin iptali talebiyle hukuk davası açılmış olmasının, tek başına, kâr dağıtımının bekletilmesi veya geciktirilmesi yahut dağıtımdan imtina edilmesi sonucunu doğuracak bir "haklı sebep" teşkil etmeyeceğini, YK üye sayısının 1'e indirilmesi ve bu üyeye yetki tanınması kararlarının açıkça yok hükmünde olduğunu, yok hükmündeki bu esas sözleşme değişikliklerine göre tek kişilik yönetici atanmasının da yok hükmünde olacağını, bu nedenlerden dolayı;
davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını ve 03.04.2023 tarihli olağan GK toplantısında dağıtılmasına karar verilen ve fakat dağıtılmayan kâr payına ilişkin olarak.
10.772.111,05 TL'nin davalı şirketçe mahkemeye depo edilmesini, depo edilecek bedelin mahkemece resen belirlenecek bir kamu bankasında USD ve EURO cinsinden yarı yarıya nemalandırılmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davalı şirketin 07.10.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2,3,4,5,6,7,8,9,10 ve 11 nolu kararların yokluğunun tespitine ve iptaline aksi halde iptalinin tespiti ve iptal kararlarının tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 31.12.2024 tarihli ara kararıyla; "...Dava, davalı şirketin genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, davacı tarafça davalı şirkete kayyım atanmasına, dava konusu genel kurul kararların yürütmesinin geri bırakılmasına ve 03.04.2023 tarihli olağan GK toplantısında dağıtılmasına karar verilen ve fakat dağıtılmayan kâr payına ilişkin olarak.
10.772.111,05 TL'nin davalı şirketçe mahkememize depo edilmesine yönelik ihtiyati tedbir talep edilmiş ise de; davacı tarafça davalı şirketin 07/10/2024 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine yönelik açılan davada davacı tarafça HMK 390/3 gereği davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etme koşulu oluşmadığından ve dava konusu şirkette organ boşluğunun söz konusu olmaması ve şirkete kayyım atanmasını gerektirir haklı bir neden bulunmaması nedeniyle davacının dava konusu şirkete kayyım atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine ve dava konusu davalı şirketin 07/10/2024 tarihli genel kurul
kararlarının yürütmenin geri bırakılmasına yönelik ihtiyati tedbir talebi hakkında TTK 449 maddesi gereği davalı şirket yönetim kurulunun beyanı alındıktan sonra karar verilmesi mümkün olduğundan bu husus yerine getirildikten sonra yürütmenin geri bırakılması hakkında karar verilmesine ve kar payına ilişkin 10.772.111,05-TL'nin davalı şirket mahkemeye depo edilmesi talebinin kar payının dağıtılıp dağıtılmaması hususunun genel kurulun takdirinde olduğu,
bu husustaki tedbir talebinin doğrudan uyuşmazlık konusuna ilişkin olmaması nedeniyle kar payının depo edilmesine yönelik tedbir talebinin reddine dair..." gerekçesiyle davacı vekilinin davalı şirkete kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine, davacı vekilinin dağıtılmayan kâr payının depo edilmesi talebinin reddine, davalı şirketin 07/10/2024 tarihli genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması talebinin davalı şirket yönetim kurulunun beyanları alındıktan sonra ön inceleme duruşmasında değerlendirilmesine,
karar vermiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde.
Dava konusu genel kurul kararlarından biri ile TTK'nın emredici hükümleri ile ana ilkelerine aykırılık teşkil eden genel kurul kararları vasıtası ile şirketin esas sözleşmesinin değiştirildiğini, yönetim kurulu üye sayısını bire indirildiğini, bir üyeye genel kurulun çekirdek, yetki ve görev alanına müdahale sonucunu doğuran yetkiler verildiğini, esas sözleşme değişikliklerinin hukuk sisteminde yok hükmünde olması,
bunlara göre tek kişilik yönetici atanması işlemininde yok hükmünde olması sonucunu doğurduğunu, böylece şirketin organsız kalması nedeni ile yönetim kayyımı atanması talebinde bulunmalarının gerektiğini, ayrıca esas sözleşme değişiklikleri ile 2014 senesinden beri devam eden şirketin içinin boşaltılması sürecinin son noktaya taşınmasının amaçlandığının anlaşıldığını, müvekkillerinin temettüye ve olası tasfiye payına ilişkin haklarını devam ettirmek için şirket yönetiminin mahkemece atanacak bir yönetim kayyımı eliyle büyütülmesinin zaruri olduğunu,
aksi kanaat halinde denetim kayyımı atanması ve şirket yönetiminin kısmi olarak kısıtlanmasının talep edildiğini, bu şekilde müvekkillerinin hak ve meşru yararlarının korunmasının mümkün olacağını, öncelikle mahkeme tarafından terditli taleplerine dair herhangi bir tartışma yapılmadığını, yönetim ve denetim kayyımı değerlendirilmesinde bulunulmaksızın talebin külliyen reddedilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, çok sayıda davanın derdest bulunduğu ve süreç boyunca şirketin varlığının korunmasının lazım geldiği beyanlarının göz ardı edildiğini, şirket ortakları arasındaki hukuki çatışmaların dosya kapsamından belgelenmiş olduğunu,
şirketin mal varlığında doğrudan şirketi tehlikeye atacak ölçüde azalmaya yol açıldığının yaklaşık ispat eşiğinin üzerinde delillerle gösterildiğini, mahkemenin organ boşluğunun söz konusu olmaması gerekçesinin isabetli olmadığını, dava dışı yönetici ortak ...'un tek başına yönetim kurulu üyesi olarak atanmasının dayanağının 07.10.2024 tarihli toplantıda yönetim kurulunun üye sayısının bire indirilmesi ve şirketin temsil şeklinin değiştirilmesine ilişkin olarak alınmış 9 ve 10 nolu genel kurul kararları olduğunu,
bakanlık izni alınmaksızın imtiyazlı pay sahiplerinin olumlu kararı bulunmadığı halde şirketin geçerli esas sözleşmesi ile bağdaşmadığını, ayrıca dava konusu 10 nolu kararın TTK 375.maddesi ile anonim şirketin yönetim kurulunun devredilemez yetkisi olarak öngörüldüğünü, şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi yetkisini bir üçüncü kişiye kısmen veya tamamen devretmeyi mümkün kıldığını, temel yapısını bozan kararların batıl olacağına dair TTK'nın 447'ye aykırılık teşkil ettiğini, esas sözleşme değişikliklerinin yok hükmünde olduğunu,
dağıtılmayan kar payının mahkemeye depo edilmesi bakımından ise dava kapsamında iptal talep edilen kararlardan birininde 07.10.2024 tarihli toplantıda alınmış olan 2023 yılında yapılan genel kurul toplantısında dağıtılması usulüne uygun şekilde onaylanmış 2022 dönemine ait kar payının dağıtılmamasına yönelik 6 nolu genel kurul kararı olduğunu, bu kararla müvekkillerinin beklenti düzeyinden çıkıp alacak hakkı statüsüne kavuşmuş kar payı almalarının önüne geçildiğini, böylece mülkiyet hakkına tecavüzde bulunulduğunu,
dava sonuçlanıncaya kadar şirket mal varlığına ilişkin gerçekleşebilecek hukuka aykırı ve kötü niyetli işlemlerin kararı fiilen etkisiz kılacağının anlaşıldığını, kar payına ilişkin 10.772.111,05 TL'nin mahkemeye depo edilmesi talebinin reddi kararının isabetli olmadığını, kar payının dağıtılması hususunun genel kurulunun yetkilerinden olduğunu, yönetim kurulu kararının batıl olduğunu, tedbir talebinin uyuşmazlık konusuna ilişkin olmadığı değerlendirilmesinde de isabet bulunmadığını,
önceki dönem dağıtılmasına karar verilen kar payının dağıtılmaması yönündeki yönetim kurulu kararının onaylanmasına ilişkin genel kurul kararının iptalinin dava edildiği düşünüldüğünde talep edilen tedbirin dava sonucu elde edilecek kararın fiilen anlam ifade etmesini güvence altına alacağını ve tedbir kurumunun varlık amacına hizmet edeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair ara kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, şirket genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti, olmadığı takdirde genel kurul kararlarının TTK'nın 445 vd. maddeleri uyarınca iptali taleplerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince esasa dair dair dava dosyasında yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacıların davalı şirketin hissedarlarından olduğu,
genel kurul tutanağının dosya arasında olduğu anlaşılmıştır.TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.
Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf,
dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir.Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir.
İlk derece mahkemesi, yürürlüğün geriye bırakılması talebini, şirket yöneticilerinin görüşü alındıktan sonra değerlendireceğini belirtmiş olup, bu arar karar, yasal düzenlemeye uygundur. Yokluk iddiasının yaklaşık olarak ispatlanması gerekir. TTK'nın 447. maddesinde ise butlan düzenlenmesine yer verilmiştir.
Maddede pay sahibinin genel kurula katılmamış, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunun izin verilen ölçü dışında sınırlandıran anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olduğu belirtilmiştir.
İddiaların butlan kapsamında kabul edilmesi hâlinde de bu hususta yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmesi gerekir. Somut davada, davacılar vekili öncelikle genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitini, aksi halde iptali ile kararların tescil ve ilanına talep etmiştir. Davacılar vekili şirkete öncelikle yönetim kayyımı atanmasını talep etmiştir.
Tedbir için yaklaşık ispat gerçekleşmediği gibi, TTK uyarınca, sermaye şirketlerinin yönetimlerinin yetkili organları eliyle yapılması esas olup, şirketlerin yönetimini doğrudan müdahale edilmesi istisnai hâllerde kabul edilmektedir. Somut olayda kayyım atanmadığı takdirde telafisi imkânsız zararların doğacağına dair yaklaşık ispat mevcut değildir.
Yokluk nedeni ile geçersizliğinin tespiti veya iptali talep edilen genel kurul gündem maddelerinden birisi davacıların depo talebine konu edilen kâr payının dağıtılmayarak olağanüstü yedeklere ayrılmasına ilişkin gündem maddesi bakımından tedbir talebinin reddine karar verilmesinde de aynı sebeplerle hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KANUN YOLU
HMK'nın 362/1.f ve 391/3. maddeleri uyarınca karar kesindir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2025/197, K. 2025/270, 20 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama